"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Anladım, niyet başka

<B>BAZEN </B>önüme haberler düşüyor, ciddiye almıyorum. <B>‘Böyle akılsızlık olmaz’</B> diye düşünüyorum.<br><br>Mantığım, izanım kabul etmediği için de üzerinde tek satır yazmıyorum.

* * *

Ama sonra bakıyorum, benim ‘mantıksız’ dediğim şey, somut bir gerçek olarak karşıma çıkmış.

Tıpkı şu Göztepe’deki parka yapılmak istenen cami gibi.

Tıpkı geçmişte Taksim’e cami yapma girişimi gibi.

Sonra bu mantıksızlıklar birikiyor, üst üste geliyor ve içimdeki o öfkeli sesi işitiyorum:

‘Yine o kafa...’

İnsanların huzurunu bozmayı, ülkenin kavgasız sokaklarına illa nifak sokmayı hayatının amacı kılmış olan o kafa.

Hayatın her karesine, sadece kendine ait sembollerin vizöründen bakacak kadar daralmış, o kafa.

Dünyanın hiçbir Müslüman ülkesinde bu kadar çok cami yokken, okul yapmayı aklına getirmeyen o kafa.

Ülkenin modern hayat tarzını benimsemiş bölgelerini fethedilecek kaleler gibi gören o kafa.

Oralara ille de bayrak dikmek için yanıp tutuşan o kafa.

Çocuklara dolaşacak, oynayacak üç beş santimetrekareyi bile fazla gören o kafa.

Evet karşıma böyle haberler gelince ben de işte hep o aynı kafayı görmeye başlıyorum.

* * *

Korku mu, vehim mi bilmiyorum.

Ama içimi derin bir karamsarlık kaplıyor.

Kendi kendime soruyorum. Dünya medyasının ‘Cool İstanbul’ diye yücelttiği ‘Aziz İstanbul’un yönetimi kimin elinde?

Bienalleri yapan, müzik festivallerini düzenleyen, Formula 1 yarışını organize eden, 21’inci yüzyılın yükselen şehrinde hálá bununla mı uğraşıyor, insanların huzurunu bozmaya çalışıyoruz?

* * *

Nedir bu bitmek tükenmek bilmeyen bayrak dikme, imza atma, fethetme hırsı.

Sebebi belli. Çünkü kafada hep o sembol duruyor.

Ayasofya’yı ibadete açacak, Taksim’e cami dikecek, Kadıköy’ü, Göztepe’yi fethedecek.

Sonra da karşısına geçip, ‘Artık buraları da bizim’ diyecek.

Böyle bir bölücülük görülmüş müdür?

İstanbul’un başka meselesi mi kalmadı?

Trafik sorunu çözüldü de sıra şimdi Göztepe’de bir avuç parka cami inşa etmeye mi geldi?

Yeni yeşil alanlar açtık, kişi başına yeşil alanı kilometrelerce kareye çıkardık da, mevcutları cami inşaatıyla mı yemeye başlıyoruz?

Cami yapmaya harcadığınız şu zihin mesaisinin onda birini okul yapmaya harcasak ne olur?

* * *

İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ı makul bir insan olarak tanıyorum.

Ama o da beni hayretler içinde bırakıyor.

Hálá dosyaya bakacağım, edeceğim diyor.

Neye bakacak?

İnanın hayret ediyorum...

İyi olmadı

BU
yazıyı yazdığım sırada Ermeni konferansının ertelenmesi ile ilgili mahkeme kararının hukuki durumunu çok iyi bilmiyordum.

Ama hissiyatımı söyleyeyim.

Bu erteleme hiç iyi olmadı.

Hele hele erteleme için oynanan oyun, kurulan pusu...

O daha da yakışıksız.

Orhan Pamuk olayı üzerine bir de bu binince, 3 Ekim arifesinde fotoğrafımız bozuldu.

Şu fotoğrafa bakın.

İsviçre Mahkemesi, ‘Soykırım yoktur’ diyen Doğu Perinçek’i, ‘Bunu söylemeniz suç değildir’ diyerek davayı düşürüyor.

Biz ise İstanbul’da, aralarında ‘Soykırım vardır’ diyen insanların bulunduğu konferansa izin vermiyoruz.

İşte bu kararlar yüzünden ben de ne Orhan Pamuk, ne de bu konferans hakkındaki eleştirilerimi rahatça yazabiliyorum.

Çünkü ne Orhan Pamuk’un o sözlerinden dolayı yargılanmasını, ne de bu konferansın ertelenmesini içime sindirebiliyorum.
X