Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Anladık, futbol sadece futbol değil ama futbol şiddet de değil

KENDİ kendimize şişinip duruyoruz, futbol ligimizin marka değeri diye, futbol endüstrimizin büyüklüğü diye...

Şöyle bir düşünün: ‘Süper’ sıfatlı ligimizin bu yıl alel acele bir de ‘Süper final’i oldu.
Eh, ligimiz ‘Avrupa’nın bile imrendiği’ bir lig ve ‘süper’ olduğuna, üstelik bir de finali de ‘süper’ olacağına göre, bu son altı haftanın (biri gitti beşi kaldı) bir şölen havasında geçmesi gerekir öyle değil mi? Ülke futbolunun doruğundaki dört takım, altı hafta sürecek futbol bayramında futbolseverlere ziyafet çekecek.
Ama hayır, günler hiç de öyle geçmiyor.
Bu haftasonu Trabzonspor ile Beşiktaş oynayacak ama Trabzon’un sahası kapalı olduğu için maç sadece kadın ve çocukların önünde, Trabzonspor’a bir kuruş gelir getirmeksizin oynanacak.
Pazartesi günü Galatasaray’la oynadığı maçta sahaya seyircilerin girdiği Beşiktaş büyük olasılıkla en az bir maç seyircisiz, yani kadın ve çocuklara oynayacak.
Bu üstelik daha başlangıç.
* * *
Ne oldu, ne zaman bu ülkede futbol futbol olmaktan, orta ve dar gelirlinin haftasonu EĞLENCESİ olmaktan çıktı da bir savaşa dönüştü?
Ben şanslıyım öyle maçlar gördüm: İnönü Stadında kapalı tribünde Beşiktaş ve Fenerbahçe veya Beşiktaş ve Galatasaray taraftarının yanyana, herhangi bir güvenlik önlemi de olmaksızın oturduğuna tanığım.
Sonra tam kapalının ortasına iki sıra toplum polisi oturur oldu, taraftar ayrıldı. Derken stadlarımıza rakip takım taraftarı hiç alınmaz oldu, alınanlar da insanlık dışı bir biçimde maçı kafesin arkasından izlemeye mahkum edildi.
Ama o da ne, aslında hepsi eş zamanlı gelişti: Zaten kimse maç izlemez oldu. Koro halinde küfürler, stad yakmalar, stadın koltuklarını kırıp sahaya atmalar, sahaya atlayıp futbolcu hakem kovalamalar...
Bu ülkede tribünde ateşli silahla taraftar öldürüldü. Bu ülkede tribünde bıçakla taraftar öldürüldü. Taksim meydanında rakip İngiliz seyircileri öldürdük. Stadyumun önünde rakip taraftarı öldürdük, yaraladık, tanınmayacak hale getirdik.
Geçen yıl taraftarın rakip takımı stada sokmaması yüzünden bir maç oynanamadı bu ligde.
‘Sporda Şiddetin Önlenmesi’ diye yasa çıkardık, daha uygulandığına tanık olmadık.
Futbolu bir oyun olmaktan, haftasonları hoşça vakit geçirdiğimiz iki saatlik eğlence olmaktan el birliğiyle çıkardık.
Futbolumuz bugün şiddete, şiddetin diline ve eylemine teslim olmuş durumda.
Şiddetten ürken gerçek futbol seyircisi stadlarımızı terk etti, yavaş yavaş maçları televizyondan bile izlemez hale geldi.
Koca bir toplumun eğlencesi, onunla kıyaslanınca bir avuç kalan fanatiğin haftasonu savaş meydanına dönüşüyor.
Irkçılıktan şike iddiasına kadar her şey bu şiddet atmosferinin sonuçları.
Korkarım en kötüyü daha görmedik.

Federasyonun cezaları neden etkili olmuyor?

SAHAYA yabancı madde atmanın, küfürlü tezahüratın, sahaya girmenin vs cezası, seyircisiz oynamak. Bir hayli ağır bir ceza ama nedense caydırıcı olmuyor, olamıyor.
Özellikle büyük takımlarımızın sahası bu yıl defalarca kapandı. Sadece saha da kapanmıyor; üstüne bir de kulübe para cezası da kesiliyor.
Ama buna rağmen olaylar önlenemiyor. Acaba neden?
Çok lafı dolandırmaya gerek yok: Kulüp yönetimleri bu önlemleri almakta yeterince aktif değiller, hatta bazı durumlarda şiddete onlar yol açıyor, yol veriyorlar.
* * *
Dıştan baktığımızda futbolumuzun en önemli sorunu bu: Şiddet.
Bu atmosferin ortadan kaldırılmasında, tribün olaylarının önlenmesinde federasyona düşen görevler de var, tek tek kulüplere düşen görevler de.
Ama sanıyorum en önce yapılması gereken, en sonuç alıcı yöntemlerle mücadele etmemiz gereken böyle bir sorunumuz olduğu konusunda fikir birliğine varmak.
Bazılarımız, sorunca ‘Evet bu sorun çok önemli ve çözülmeli’ diyorlar ama iş çözmeye gelince tam tersi yönde hareket edebiliyorlar.
Türkiye’de hayatın başka pek çok alanında olduğu gibi korkarım futbolda da, ‘sivil’ futbol yönetimi kendi kendine bir çare uygulamakta aciz kalınca devreye ‘devlet’ girecek ve sorunu züccaciyeci dükkanındaki fil gibi davranarak çözmeye yeltenecek.
Bunun olmasını beklemeden harekete geçmek gerek.
Bir şeyi hiç unutmayın: Futbol, orta ve dar gelir gruplarının eğlencesidir esas olarak.

Topluma iyi örnek oluşturmak...

ŞİDDETE dayalı kültür sadece futbol sahalarında ve futbol seyircisi/yöneticisi/oyuncusu arasında değil kuşkusuz. Son örneğini gencecik bir doktorun bıçaklanarak öldürülmesinde de gördüğümüz gibi çok daha yaygın bir sorun bu.
Şiddet evlerimizin içinde var, okullarımızda var, sokaklarımızda var, futbolda var, her yerde var...
Ama bu sorunun aşılmasında futbol bir öncü rol üstlenebilir ve bu güzel oyuna şiddetin dilinin hakim olmasının önüne geçerek, sonra tribünlerdeki şiddeti önleyerek topluma daha iyi bir örnek oluşturulabilir.
Bence bu imkansız değil.

X