Ankara'da TÜSİAD depremi

Hürriyet Haber
16 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 16 Aralık 2000 - 00:01

Ankara'da dün Yüksek İstişare Konseyi toplantısında hükümete yönelik son yılların en sert eleştirisini yapan TÜSİAD ile bakanlar arasında gergin anlar yaşandı. Toplantının basına kapalı bö lümünde, iki taraf arasındaki diyalog iyice sertleşti. Bu gerginlik üzerine Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel ile Recep Önal toplantıyı terk etti.

ERKUT YÜCAOĞLU:

Hükümet devletçi mi, liberal mi? Karar verin.

ŞÜKRÜ SİNA GÜREL:

Faizden kazanıyorsunuz, asıl devletçi kim?

BÜLENT ECZACIBAŞI:

Rant ekonomisini hükümet yaratıyor.

ŞÜKRÜ SİNA GÜREL:

Galata bankerciliği 100 yıl önce bitti.

ERKUT YÜCAOĞLU:

KKTC'ye gönderilen parayla maaş ödeniyor.

ŞÜKRÜ SİNA GÜREL:

KKTC işini bilmeden konuşuyorsunuz.

1978 yılında Bülent Ecevit hükümetine karşı gazetelere verdiği ilanlarla hükümetin yıkılmasına neden olan Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), dün yine Ecevit Başbakanlığındaki hükümete karşı, son yılların en sert çıkışını yaptı. Ankara'da düzenlenen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısının basına açık bölümünde, TÜSİAD YİK Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu'nun hükümete yönelik sert eleştirileri, toplantı basına kapanınca bakanlar ile TÜSİAD üyeleri arasında gerginliğe neden oldu.

DEVLETÇİ Mİ, LİBERAL Mİ?

Maliye Bakanı Sümer Oral, Devlet Bakanları Şükrü Sina Gürel, Yüksel Yalova, Recep Önal ve Tunca Toskay'ın katıldığı toplantıda TÜSİAD eleştirilerine yönelik en sert karşılığı Şükrü Sina Gürel verdi. Gürel ve Oral yaptıkları kısa konuşma sonrasında, toplantıdan ayrıldılar. İki bakanın bu tavrı, ‘‘TÜSİAD'ın eleştirileri nedeniyle toplantıyı terk ettiler’’ yorumlarına neden oldu.

Gerginlik, Erkut Yücaoğlu'nun hükümete yönelik, ‘‘Devletçi misiniz, liberal mi? Buna karar verin. Kafamız karışıyor’’ sözlerine Şükrü Sina Gürel'in yanıtı ile ateşlendi. Gürel, Yücaoğlu'nun bu sözlerine ‘‘En kárlı ilk 500 şirketin bilançolarının yüzde 124'ü faaliyet dışı gelirlerden oluşuyor. Devletçi mi, girişimci mi olduğunuza asıl siz karar verin’’ dedi. Gürel, Bülent Eczacıbaşı'nın Kıbrıs sorunu konusundaki eleştirilerini yanıtlarken de şöyle konuştu:

‘‘Size Kıbrıs konusunda yanlış bilgiler aktarılıyor. Kıbrıs'a 100 milyon dolar veriyoruz, ama Kıbrıs'ın Türkiye'den ithalatı 200 milyon dolar. Sizin KKTC'deki çıkarlarımızdan haberiniz yok. Devlet bankaları diyorsunuz ama Galata bankerciliği de bundan 100 yıl önce bitti haberiniz var mı?’’

Gürel'in bu konuşmasına TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu ile YİK Başkanı Eczacıbaşı yine sert yanıtlar verdi. Eczacıbaşı söz alarak, ‘‘Rant ekonomisini biz değil, siz yaratıyorsunuz. Ben de kár amaçlı davranmak zorundayım. Yüzde 1.000 faizin olduğu bir sistemde hiçbir yatırımcı, faaliyet dışına gitmeyin faaliyetime yöneleyim demez’’ diye konuştu.

Yücaoğlu, ise Kıbrıs meselesi konusunda, ‘‘Türkiyenin verdiği 100 milyon doların 45'i Kıbrıslı devlet memuruna gidiyor’’ dedi.

Yücaoğlu ayrıca özelleştirme ile ilgili son olaylardan sonra dünya kamuoyu ile birlikte kendilerinin de tereddütlü olduğunu söyleyerek ‘‘Artık Bakanlar Kurulu bu konuda kendi arasında konuyu esastan ele alsın, tartışsın ve bir karara varsın’’ dedi. Yücaoğlu, 11 ay boyunca üretim ekonomisine doğru giden Türkiye'nin aniden tekrar rant ekonomisi şartlarına döndüğünü belirtirken, rant ekonomisini yaratan koşulların ve davranışların ne olduğunu tüm Türkiye'nin bir kere daha gördüğünü söyledi. Yücaoğlu, bundan sonra ekonomik hayatın normal koşullara dönmesinin hükümetin yapısal reformları takvimle uygun olarak yürütmesinin ve buna bağlı olarak dış kaynak akışının devam etmesi şartıyla en az iki üç ay süreceğini ifade etti.

Milli Ekonomi Kurulu

Hükümetin, ekonomi ile ilgili kararlarını mutlaka özel sektör ile istişare içinde alması gerektiğine dikkat çeken TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, ekonominin ön cephesinde yer alan özel sektörün temsilcileri ile işçi sendikaları ve diğer meslek kuruluşlarının temsilcilerinin katılacağı, uzmanlık isteyen alanlarda, tavsiyeler üretecek, ihtisas komisyonlarıyla desteklenmiş ve çalışmaları yasayla düzenlenmiş bir çeşit ‘‘Milli Ekonomi Kurulu’’na Türkiye'nin şiddetli ihtiyacı olduğunu söyledi.

Her bakan ayrı parti gibi

TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, hükümetteki bazı bakanların hükümet kararlarına ters düşen tutumlarını eleştirdi. Yücaoğlu, ‘‘Böyle şoklarda hükümetler kendilerine çeki-düzen verirler. Bu ortamda da öncelikle bu çeki-düzen gündeme gelebilir. Koalisyon üç ortaklı. Ancak bakanlar kendi arasında koalisyon partisi gibi hareket ediyorlar. Üç ortaklı parti mi, yoksa her bakanın koalisyon partisi mi anlaşılmıyor’’ dedi. Devlet Bakanı Recep Önal, toplantının basına kapalı bölümünde TÜSİAD Başkanı Yücaoğlu'nun Meclis'in uzun tatil yaptığı eleştirisine ‘‘İnsanların verimli çalışması için bu tatile ihtiyaç vardı. Sayın Yücaoğlu ne kadar tatil yapmış?’’ diye karşılık verince Yücaoğlu da bu soruyu oturduğu yerden ‘‘15 gün’’ diye cevapladı. Önal banka denetimleri en çok bu hükümet döneminde yapıldığını söyleyerek, ‘Yapısal reformlar, aksamadan şevkle gerçekleştirilememektedir’’ dedi. Ekonomi yönetiminin gerekli dersleri aldığını söyleyen Önal, ‘‘Reel sektörün de bize paralel hareket etmesi gerekir’’ dedi.

Yalova: TÜSİAD'ın yerinde olsam daha sert olurdum

DEVLET Bakanı Yüksel Yalova, konuşmasında isim vermeden bazı bakanları TÜSİAD'a şikayet etti. Özelleştirme alanındaki programları hakkında TÜSİAD üyelerine bilgi veren Yalova, ‘‘Kabinedeki arkadaşlarımızın bazıları gerçeklerden uzak. Ben TÜSİAD'ın yerinde olsaydım bu kadar kibar eleştirmezdim’’ diye konuştu.

Maliye Bakanı Sümer Oral ile Devlet Bakanı Recep Önal ayrı ayrı yaptıkları konuşmalarda yaşanan son olayların bir kriz değil, dalgalanma olduğunu, ve çok çabuk atlatılacağını söylediler.

Devlet Bakanı Tunca Toskay, hükümetin de, sanayicinin de geleceğe dönük, iyimser bakışa sahip olduğunu söyledi. Toskay, toplantıya, hükümetteki beş bakan olarak katıldıklarını ifade ederek, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu durumu, hem hükümet gözüyle, hem de sanayici gözüyle değerlendirme imkanı bulduklarını kaydetti.

‘‘Bizim açımızdan fevkalade yararlı bir toplantı oldu’’ diyen Toskay, toplantının sonunda, hükümetin de, sanayicinin de, geleceğe dönük olarak iyimser bakışın hakim olduğunu ifade edebileceğini söyledi. Toskay, yapılması gereken ciddi işlerin bulunduğunu da vurgularken, ''Birlikte davranmamız lazım, dayanışma içinde olmamız lazım. Bu konularda, kesin ittifak vardır'' diye konuştu.

Arabadan atlayanlar binmeye çalışıyor

EKONOMİK programı sonuna kadar uygulamaya kararlı olduklarını anlatan Recep Önal, toplantının basına kapalı bölümünde yaptığı konuşmada bir örnek verdiğini belirterek, şunları söyledi: ‘‘Arabanın tekeri bir çukura girmiştir ama kriz sırasında kırılmadan çıkarılmıştır. Tabi arabadan korkup, atlayıp gidenler olmuştur, bunlar tekrar arabaya binmek için çaba gösteriyorlar şu anda. Çünkü 2 milyar dolara yakın döviz Merkez Bankası'na geri dönmüştür. Bir de (arabanın direksiyonunda ben yoksam ne olursa olsun) diyenler var son günlerde ve bunlar ülkeye katkı yapmıyorlar maalesef. Onlar kim? siz bilin artık. Bundan sonra enflasyona, faizlere, ihracata, özelleştirmeye bakışımız daha çok tartışılır hale geldikçe sorunlarımızı daha iyi çözeriz.’’

Pisliğin altında yüksek faiz var

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Koç toplantı çıkışında gazetecilerin soruları üzerine ‘‘Hepimizin aynı teknede, aynı gemide olduğunu ve bu kararlılıkla zor günlerin aşılabileceğini dile getirdik’’ dedi. Koç, toplantıda Türkiye'nin bu programdan başka alternatifi olmadığı konusundaki görüş birliğinin de teyit edildiğini söyledi. Koç, şöyle devam etti: ‘‘Paranın da bir değeri var. Rant ekonomisinden bahsedildi. Özel sektör bundan yararlanıyor diye söylense de, paranın bir değeri var ve en ekonomik olarak değerlendirmek lazım. Kamu açıklarının kapatılmasından ve özelleştirmenin gecikmesinde dolayı devlet iç borçlanmada yıllarca yüksek faiz ödemiştir. Faiz ne kadar yükselirse biz o kadar yüksek maliyetle imal ederiz. Bütün bu toplumsal pisliklerin altında yüksek faiz yatıyor.’’

Uçurum öncesi son çıkıştayız

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Bülent Eczacıbaşı, ekonomi için gereken reformların savsaklandığını belirtti. Eczacıbaşı,

‘‘Artık uçurumdan önceki son çıkıştayız. Kaybolan güven ortamını sağlamaktan başka çaremiz yok’’ dedi. Eczacıbaşı, herşeyden önce ‘‘Krizi atlattık, para gelir, iş biter’’ türü demeçlerden vazgeçilmesini istedi.

HÜKÜMETİ, bir yıl boyunca ekonomik programın başarısı için yaşamsal önem taşıyan reformları ‘‘savsaklamakla’’ suçlayan Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Bülent Eczacıbaşı, hükümetin önünde, Türkiye'yi kalıcı ve sağlıklı bir istikrara kavuşturmak için, heba edilmemesi gereken, ‘‘son bir fırsatın’’ bulunduğunu vurgulayarak, ‘‘Ancak, bu, uçurumdan önceki son çıkıştır. Uluslararası sermaye yatırımlarını ülkemize yeniden çekmek için, kaybolan güven ortamının yeniden sağlamaktan başka çaremiz yoktur’’ dedi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi'nin Ankara'daki toplantısının açılışında konuşan Eczacıbaşı YİK toplantısının yine bir bunalım döneminde yapıldığına işaret ederek, ‘‘Zaten neredeyse her toplantımız, ya bir bunalım tehdidin yoğunlaştığı, ya da bir bunalımın atlatıldığı zamana denk geliyor. İrili ufaklı bunalımlar hiç bitmiyor. Bugün, yine tüm gücümüzle kriz yönetimi uygulamak zorundayız’’ dedi.

Son yaşanan olaylarla, ekonominin ‘‘ağır hasara’’ uğradığını vurgulayan Eczacıbaşı, şöyle devam etti:

‘‘Herşeyden önce, (krizi atlattık, para gelince bu iş biter) türü demeçlerin sona ermesi yararlı olacaktır. Siyasetçilerimiz, buna ne kendileri inanmalı ne de toplumu yanıltmalıdırlar. Bu tür açıklamalar, piyasalara moral vermemekte, tam tersine işin yine üstünkörü ele alındığını göstermektedir. Piyasaların yapısal dönüşümler ve anlayış reformu gerçekleşmeden, krizlerin bitmeyeceğini çok iyi bildiğinden kuşku duymayalım.’’

IMF ile yapılan ek anlaşmanın kaçınılmaz ve sağlanan mali desteğinde olumlu olduğunu kaydeden Eczacıbaşı, ancak bu anlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, kısa bir süre için getirdiği nefes alma olanağı dışında, bir yararı olmayacağına işaret etti. Reformların zorunluluğu unutturulursa, anlaşmanın zararlı bile olabileceğini kaydeden Eczacıbaşı, şunları söyledi:

‘‘Gerçekten de önümüzde bir yıllık hata ve ihmallerin faturalarının ödeneceği, ekonomi yönetimi bakımından zorlu bir dönem var. Faizlerin yeniden kriz öncesi döneme düşmesi, uzunca bir zaman alacaktır. Oysa 2001 bütçesi bunlardan daha düşük oranlar esas alınarak hesaplandı. Bu durumda, kamu harcamaları konusunda, büyük sıkıntı yaşanacağı tahmin edilebilir. Tüketici kredilerinin sağladığı canlanma, faizlerin yükselmesi ile sona erecektir. Bu, hem piyasaları etkileyecek, ayrıca vergi gelirleri bakımından yaratacağı sonuçlar makro hedeflere ulaşmayı güçleştirecektir. Bütçe uygulaması gelecek yıl, daha büyük dikkat isteyen bir konum haline gelmiştir. Bir kez daha IMF'yi yardıma çağırmak olanağı bulunmadığına göre, yine bize kemeri sıkmak düşecektir.’’

TELEKOM BAŞARISIZLIĞI

Eczacıbaşı, güvenin sağlanabilmesi için atılması gerekli adımları sıralarken, sıkı bir maliye politasının uygulanacağının gösterilmesi ve bunun için IMF ile varılan anlaşmadaki önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.

THY, Türk Telekom ve bütün özelleştirme projelerinin dünya standartlarına uygun bir biçimde gerçekleşirilmesinin önemine işaret eden Eczacıbaşı, Türk Telekom'un özelleştirilmesindeki başarısızlığın hem Türkiye'ye milyarlarca dolar kaybetirdiğini ayrıca son finansal krizin çıkmasında da etken olduğunu belirtti. Eczacıbaşı, ‘‘Şimdi güvenin sağlanması açısından özelleştirme her zamankinden daha acil ve önemlidir’’ dedi.

Devlet bankalarındaki soygun hayallere sığmaz

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Bülent Eczacıbaşı, kamu bankalarının kamu elinde bulunmasının ekonomiye hiç bir yararı kalmadığını, bu bankaların sadece seçmen ya da yandaş arpalığı olarak kullanıldığını söyledi. Kamu bankalarının ‘‘hayallare sığmayan boyutlarda’’ soygunlara alet edildiğini savunan Eczacıbaşı, bu bankaların görünüşte değil, gerçekten özelleştirilmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasını istedi.

Eczacıbaşı, bankalardaki soygunlarda ortaya çıkan dehşet verici zararların vatandaşın sırtına yüklendiğini, kamu bankalarının özelleştirilmesine ilişkin 4.5 yıllık sürecin makul olmakla birlikte, bu süreçte bankalara yapılacak atamalarda liyakat esasının gözetilmesini istedi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankaların kamuya zararının artmaması ve güvenin sağlanması bakımından hemen özelleştirilmesi gerektiğine işaret eden Eczacıbaşı, özelleşen kamu kuruluşlarının siyasetçilerin kullanma alanından çıkması nedeniyle, siyasetçilerin ‘‘Ya doğal bir güdüyle ya doğrudan karşı çıktığını ya da olmadık yöntemlerle özelleştirmeyi önlediğini’’ söyledi.

Kürtçe TV'ye karşı çıkmak Türkiye'yi zayıflatır

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Kürtçe TV'ye karşı çıkmayı doğru bulmadıklarını söyledi. Bazı yurttaşların ana dillelerinde radyo-tv dinlerlerse Türkiye'nin bölüneceğini düşünmenin kendimizi güçsüz göstermek anlamına geleceğini belirten Eczacıbaşı, ‘‘Başka ülkelerden ana dillerinde yapılan yayınları zaten serbestçe izliyorlar. Biz TC'nin bütünlüğünün çağ dışı yasaların devamına bağlı olduğunu kabul edemiyoruz. Tam tersine bizi çağdaş dünyanın dışında tutan yasaların geleceğimizi ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğüne inanıyoruz’’ diye konuştu.

AB ile ilişkilere de değinen Bülent Eczacıbaşı, AB'nin Kıbrıs konusunu kısa vadede çözümü gereken sorunlar kapsamından çıkartmasının, AB açısından Türkiye'nin taşıdığı önemin bir sonucu olduğunu belirtti.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı