Ankara'da Boğaz'ı özleyeceğim

Hürriyet Haber
08.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

Gelirler Genel Müdürlüğü'ne atanan ve bugün Ankara'da yeni görevine başlaması beklenen İstanbul Defterdarı Mehmet Akif Hamzaçebi ile geçen hafta bir araya geldik. Başta iktisat ağırlıklı bir konuşma yapacağımızı sanıyorduk. Ama Hamzaçebi'nin Boğaz manzaralı odasında İstanbul'un kum haritasından, ağaçlarına kadar herşeyi konuştuk. Hamzaçebi, Trabzonlu ama gerçek bir İstanbul sevdalısı...

İstanbul Defterdarlığı'nda 1 buçuk yılınız geçti. Ankara'dayken İstanbul ile ilgili aklınızda neler kalacak?

Birincisi Boğaz kalacak. Ankara'da bulunduğum süre içerisinde en çok bu manzarayı özlerim diye düşünüyorum. Ama zaten İstanbul'dan kopmak imkansız. Ara ara buraya geleceğim için bu özlemimi de gideririm.

İş yoğunluğu bakımından da, herhalde İstanbul sizde birçok anı bırakmıştır!

Burada çok iş var elbet. Ama siz isterseniz var. Yani yapmak istediğiniz kadar iş var!

Görev başındayken üzerinde en fazla durduğunuz konular neydi?

En önemli konu kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasıydı. Zaten vergi yasasının çıkmasının da en önemli sebebi buydu. Çünkü mevcut kayıtlı ekonominin yüzde 40'ına ulaşıyor. Tabii bir yandan vergi dairelerinin sayısını artırırken, bir yandan buraların otomasyonu geçişini hızlandırmaya çalıştık. Sokaktaki kayıt dışı ekonomiyi, kayıt altına almaya çalıştık.

Eksikleriniz nelerdi? Örneğin eleman sayınız yeterli mi?

Bu iş eleman sayısıyla çok ilgili değil. Mesela bizim İstanbul'da şu anda 400 vergi denetmenimiz, 400 de denetim memurumuz var. 60 tane vergi dairemizle, İstanbul'da vergilerin eksiksiz toplanmasına gayret ediyoruz. Bence önemli olan eleman sayısından çok otomasyona geçilmesi. O zaman kayıt dışıyı da kontrol altına alıp, mükellefin bize bildirdiği rakamla harcadığı rakamı tek merkezde karşılaştırıp aradaki farkı görebileceğiz. Yani önemli olan eleman artırmaktan ise sistemi oturtmak.

Sistem ne zaman oturacak?

Yıl sonuna kadar İstanbul'daki bütün vergi dairelerimize bu sistemi yerleştirmiş olacağız.

Görevinizde başarılı olduğunuza inanıyor musunuz? Bunun ölçüsü ne?

Tabii bunu ben söyleyemem. Yanlış olur. Ama ölçü nedir derseniz, gerek tahsilattaki artış, gerek ülke geneline göre oranı önemlidir. Bir önemli ölçü de hızdır. Örneğin yapılmayan ödemeler ne kadar süratle tahsil edilmiştir, verilmeyen beyannameler ne kadar zamanda takdir komisyonunca incelenmiştir veya vergi iadelerinde birikme var mıdır? Bizim dönemimizde bu kalemler verimli bir çalışmayla gerçekleşti. Örneğin sadece geçen sene 800 bin dosya incelenip takdir komisyonuna gönderildi.

Yeni göreviniz sizin için bir basamak olabilir mi?

İki görevi karşılaştırmak çok doğru olmaz. Gelirler Genel Müdürlüğü Türkiye'nin gelir politikasını belirler, defterdar vergi toplar. Biri merkezdedir, biri Ankara dışında.

Sizin Defterdar olarak hiç göreviniz değilken İstanbul'a çok faydanız dokundu. Basında da her gün İstanbul için yaptığınız hizmetler yer alıyor.

Birçok özelliği ile İstanbul bir dünya kenti. Bu özelliklerden biri de İstanbul'un bir kültür merkezi olması. Böyle bir kentte, bütün devlet kurumlarının üzerine düşen görevi yapması lazım. Biz de oturduk burada ne yapabiliz diye düşündük. Örneğin İstanbul'daki sahipsiz eski evler. Ben Milli Emlak'ta çalışırken eski evlerle fazlasıyla ilgiliydim. Buraya gelince bütün bunların envanterini çıkarttırdım. Tek tek hepsini inceledik. Fotoğraflarını çektirdik. Şimdi de ihtiyacı olan kişilerin hizmetine sunmaya başladık.

Bir de ağaçlandırdığınız araziler var.

Evet. Mesela Kemerburgaz'da kömür ocaklarını bulunduğu bölgede 10 bin dönümlük bir araziyi Hazine adına tescil ettik. Şimdi orayı ağaçlandırmak isteyen kişilere veriyoruz. Benzer yöntemlerle belirli kişilere ağaçlandırmak için verdiğimiz 4 bin dönümlük bir alan var. Kendimizin ağaçlandırdığı yerler de var ki, bunlar da azımsanacak miktarda değil. İstanbul'un başka bir büyük sorununa da neşter vurduk. Göçün inanılmaz boyutlara ulaştığı, dolayısıyla inşaat sektörünün çok hızlı çalıştığı İstanbul'da denizleri bitiren kum ticaretinin kontrole alınması için bazı çalışmalar yaptık.

Neler yaptınız?

İstanbul'un kum haritasını çıkardık. Çünkü kontrolsüzce Hazine arazilerine de musallat olan bazı kişiler doğaya inanılmaz zararlar veriyorlardı. Biz bir proje hazırlayıp ilgili bütün birimlere gönderdik.

Bu saydıklarınız ekip olarak çok sıkı bir çalışmayı gerektiriyor. Bunu sağlamak için kendi içinizde bir çalışmanız oldu mu?

Şu anda dışarıdan bir şirkete verdiğimiz sipariş üzerine, idare boyutumuzu geliştirmek için hazırlandığımız bir projemiz var. Bütün çalışanlarımıza, yapılan iş içinde bir sorumluluk duygusu aşılamak için onlara kurumdaşlık kavramını anlatıyoruz. Ayrıca rahat bir ortamda çalışabilmeleri için aile yaşantılarının da bir düzene konması için bazı çalışmalar yapıyoruz. Örneğin Vatan Caddesi'nde ve Kalamış'ta çalışanlarımızın mesai saatlerinde çocuklarını emanet edebilecekleri 2 tane kreş açtık.

Mehmet Akif Hamzaçebi, 1953 Trabzon doğumlu. Mülkiye'yi bitirdikten sonra Gelirler Genel Müdürlüğü'nde memur olarak çalışmaya başladı. Maliye Müfettiş Muavini oldu, başmüfettişliğe kadar yükseldi. 1986-1990 arasında İstanbul Defterdar Yardımcılığı, 1990-93 arasında Ankara Defterdarlığı, 1993-1997 arasında da Milli Emlak Genel Müdürlüğü yaptı. Hamzaçebi, İstanbul Defterdarlığı'ndaki görevini, 1997 Eylül ayından beri yürütüyordu.

DEFTARDARLIĞIN 1282 BİNASI VAR

İstanbul Defterdarlığı'nın, İstanbul içinde Hazine'ye ait olanlar ve sahipsiz olduğunu tespit ederek mahkeme kararıyla devrini aldıklarıyla birlikte 1282 binası var. Defterdarlık, başlangıcı 1987'ye kadar uzanan bir çalışma sonucu, bu binaları sosyal ve kültürel amaçla kullanacağını söyleyen yetkin kişilere ya ücretsiz ya da çok cüzi bir miktar karşılığı tahsis ediyor. Şu ana kadar 2 tanesi Balat'da, 20 tanesi de Beyoğlu'nda olmak üzere 22 binayı sivil toplum örgütlerine tahsis ettiler. Hamzaçebi, ellerindeki bütün binaların fotoğraflarının, şimdiki yasal pozisyonlarının ve imar durumlarının bulunduğu bir dosya da hazırlattı. Bu iş için deftedarlıkta özel bir ekip kuran Hamzaçebi, uygulamanın kendisinden sonra da devam edeceğini söylüyor. Ancak ilgili belediyelerin de mutlaka işin içine çekileceğini söylemeyi de ihmal etmiyor. Defterdarlığın tam hisseli olarak İstanbul'un bazı bölgelerinde sahip olduğu bina sayısı:

Beyoğlu 315

Eminönü 256

Fatih 241

Sarıyer 135

Beşiktaş 110

TÜRKİYE’NİN YARISI

İstanbul Defterdarlığı'nın iki yılda topladığı vergi

1997: 2.147 katrilyon

1998: 4.536 katrilyon

İstanbul vergilerinin Türkiye'ye oranı

1995 yüzde 37.1

1996 yüzde 36.7

1997 yüzde 36.9

1998 yüzde 41.6

Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı