Ankara’ya ‘lider’ aday İlhan Kesici mi oluyor

ANKARA büyükşehir belediye başkan adaylığında sürpriz bir durum ortaya çıktı.

Haberin Devamı

Eski DPT Müsteşarı ve CHP Milletvekili İlhan Kesici, bu kez CHP’den aday adaylığına soyunmaya karar verdi.
Halk TV’deki Uğur Dündar, sunduğu Arena programında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu ile İlhan Kesici’yi karşı karşıya getirmişti.
Programları çok beğenildi, bir okurumun ifadesi ile “Ezber bozdular”, “Surda gedik açtılar”...
“Bundan sonra önleri tutulmaz; biri sağın lideri, diğeri de solun... Ortak noktaları merkeze yakın olmaları...”
Bu arada Baykal, Ankara belediye başkan adaylığı ile cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik bir blok oluşturabilir mi diye sormuştuk... Tabii bunun için büyük fedakârlık gerekiyor.
AKP’ye karşı bu formül için ne diyeceği konusunda yanıt bekledik, ama hiçbir şey söylemedi.
Evet, Baykal’ın partiye davet ederek milletvekili seçtirdiği Kesici, bu fedakârlığı iddialı şekilde yüklenme kararı aldı.
Siyasette ne yapması gerektiği konusunda yakın çevresiyle konuştu. Bir kısmı İstanbul’da yarışa gir dediler. Ancak İstanbul belediye başkan adaylığına kalkışması durumunda bazı parti içi dengelerin bozulabileceğini düşündü.
Geçmişte siyaset İstanbul’da hazırlanıyor, Ankara’da pişiyordu.
Şimdi 214 siyaseti Başbakan Erdoğan’ın katkısıyla Ankara’da hazırlanıp Ankara’da pişecek.
İstanbul siyaseti sadece ‘rantla’ sınırlı kalacak ve bununla siyasi mücadele ‘çirkinleşecek’!...
Kesici, eski bir Ankaralı, dokusunu iyi biliyor.
İlhan Kesici ismi Kemal Kılıçdaroğlu için de önemli bir koz sayılıyor.
ODTÜ’lü olan Kesici’nin kararından bilgili ve haberdar...
Neden olmasın.
Şimdilik söylenebilecek bu...

Haberin Devamı

Açıyoruz denilen Marmaray falan değil

MARMARAY, 29 ekimde açılacak, ama tam işleyecek mi?
Hizmet tümüyle verilebilecek mi?
Elektrik/elektronik yüksek mühendisi Rıza Behçet Akcan, “Açılan Marmaray falan değil, milletin, fakir fukaranın delik cüzdanıdır” diyor.
Marmaray Projesi 12 yıllık Sinyalizasyon ve Haberleşme Sistemleri Uzman Baş Mühendisliği’nden 2008 yılının 31 Aralık günü kendisini emekli etmiş, 47 yıllık demiryolcu Rıza Behçet Akcan, bu konuda Mart 2013’den beri açacağız, açıyoruz, Pekin’i Londra’ya bağlıyoruz diye iri punto yayın yapan AKP iktidarı ve Başbakan, tüyü bitmeyen yetim ve garip gureba paralarını da oy alırım zannederek çarçur ediyor.
“Bu haliyle açılırsa felaket olur” diyen Akcan yazısına şöyle başlıyor: Marmaray Projesi aslında, Gebze’den Halkalı’ya bir bütündür ve parçalanmaması gerekmektedir. Çünkü Proje’nin Sözleşmesi CR3; BC1 Boğaz Tüp Geçit (Bosphorus Crossing), CR2 Banliyo Araçlar (Commuter Rail Trains), CR3 Banliyo Sistemleri (Commuter Rail Systems) adları ile anılan 3 ayrı ihalenin yani 3 ayrı yüklenici’nin CR3 yüklenicisinin sorumluluğu ve koordinasyonunda çalışarak hizmete alması için yapılmıştır.

Haberin Devamı

GEBZE HAYDARPAŞA HATTI

Proje’nin şu anda Koordinasyonundan sorumlu olan da CR3 Yüklenicisi; İspanya kökenli Dimetronic’s SA firmasıdır. Dimetronic’s ve ortakları; Proje’nin Anadolu Yakasındaki Gebze–Haydarpaşa arası ile Avrupa Yakası’nda Sirkeci–Halkalı arasında mülkiyeti TCDD’ye ait gidiş ve dönüş olarak çalıştırılan ikili banliyö hatlarını üç hata çıkaran bütünsel bir demiryolu ve buradaki istasyonları ile bu demiryolu sistemine ait elektromekanik tesisleri ve kumanda merkezlerini de kuracaktır. Ayrıca bu 3 ayrı projenin bir bütün oluşturduğu Marmaray’da toplam uzunluğu 76 km olan ulaşım sistemini; Tüneller ve Boğaz Geçiş, Trenler (88 adet banliyo treninin her biri 5’er vagondan oluşan 440 vagonu bulunmaktadır) ve metro karakterindeki yolcu taşımasını, kentiçi çağdaş teknolojik sistemlerle tam otomatik ve tam güvenli olarak çalıştırmak esastır. İşte Halkalı – Gebze – Halkalı arası sistemi gerçek ve hayati güvenirlikli şekilde çalıştırmaktan sorumlu olan da yukarıda belirttiğimiz Dimetronic’s Firmasıdır.

Haberin Devamı

Projenin tarihçesini hatırlayalım

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 1984 yılında Temel Mühendislik – Parson’s Brickerhoff Firmalarına yaptırılan İstanbul Ulaşım Planı içinde; bir de çift hatlı, Boğaziçi Tüp Geçit Avan Projesi yer almıştır. Yine aynı yıl T.C. Ulaştırma Bakanlığı bu Avan Proje’yi uygulamaya koymak ister ve bunun için de bir Müşavirlik İhalesi açar. Müşavirlik İhalesini 1986 yılında kazanan Yüksel Proje – De Cosult – Lois Berger Ortak Girişimi bu Avan Projeyi TCDD mülkiyetindeki, iki hatlı Gebze – Haydarpaşa ve Sirkeci - Halkalı Banliyosundaki yol sayısını üçe çıkaracak ve Boğaziçi geçişi ile Asya ve Avrupa Yakalarındaki tünellerde iki hat’a düşürecek (daha önce Temel Müh. – Parsons Brickerhoff’ca önerildiği üzere ve TCDD’nin bu transit Boğaziçi geçitini daha etkin kullanmasını kısıtlayacak) olan Marmaray’ın komple avan proje ve ihale dökümanlarını hazırlar. Bu ortak girişim çalışmalarını 1998 yılında tamamlayıp İşveren Ulaştırma Bakanlığına teslim eder.
Ulaştırma Bakanlığı 2001 yılında bu işi İhaleye açmak ister. Yapım İhalesi’nden önce Müşavirlik İhalesi duyurusunu yaparak, Uluslararası Müşavirlik Firmalarına, Marmaray Projesi’nin yapım ihale dosyasını hazırlamalarını ister. Fakat Müşavirlik İhalesi teklifleri alınamadan 2002 yılında hükümet değişir. Yeni hükümet yani şimdiki Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti de; kendisinden önceki hükümet tarafından duyurusu yapılan bu İhale üzerinde bazı düzenlemeler ve zeyilnamelerle değişiklikler yaparak, teklif alma tarihini öteler. Bu son düzenlemelere göre yenilenen iş için Müşavirlik/Kontrolluk İhalesi’ni ise 2002 yılında liderliğini Pacific Corporation International’ın yaptığı; Yüksel Proje, Parson’s Bickerhoff, Japanese Railway ve içinde bazı küçük ama uzman önceden belirlenmiş Taşeron firmaların da bulunduğu AVRASYA Consult isimli grup kazanır. AVRASYA Consult grubu; yeni hükümetçe yapılan düzenlemeler doğrultusunda yeni bir Marmaray Projesi İhale ve Sözleşme dökümanları dosyası hazırlamaya başlar. 2004 yılında AVRASYA Consult Müşavirlik grubunun tamamladığı yapım İhale Dosyası’nın uslararası duyurusu T.C. Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılır. Çeşitli zamanlarda İhale Dosyasını satın alan değişik firmaların ileri sürdüğü talep ve sorular doğrultusunda teklif alma tarihine ilişkin muhtelif ertelemeler sonucunda 2005 yılı sonlarına doğru Teklifler toplanıp incelenerek sonuçlandırılır.
Teklifler üzerinde yapılan değerlendirmeler ve bazı tekliflerdeki belirsizlikleri netleştirmek amacıyla o Firmalar davet edilir ve görüşmeler yoluyla açıklığa kavuşturulur. Böylece 2006 yılında İhaleyi 650 milyon € bedelle kazanan firma grubunun (Ortak Girişim) AMD (Alstom-Marubeni-Doğuş) olduğu belli olur. 2007 yılında da sözleşme imzalanarak yer teslimi yapılır. AMD grubu; 2007 yılında fiilen ve resmen başladığı iş hakkında, 2008 yılı yarısından itibaren bir takım itirazlar öne sürmeye başlar. 2010 yılında da bu itirazlar sonucu CR1 ihalesi fesholunur. Şu anda Uluslararası bir hakem kuruluşu olan ICC’de tahkim süreci devam etmektedir.
Fesih sonucu, irat kaydedilen kesin teminat haricinde; o tarihe kadar ödenen avansın nasıl mahsup edildiği, mahsup yapılıp yapılmadığı, AMD grubunun yaptığı imalat ve ihzaratın ne kadar Euro’ya denk geldiği, v.d. hususlar; geçerli Sözleşme ile belirlenen yabancı orijinli tahkim kuruluşunca ne takdir edildiği kesin olarak açıklanmaz ve Devletimizin ne kadar zarara uğratıldığı öğrenilemez.
İşte tüm bu süreç sonunda ve bu nedenle, adı da kendiliğinden ortadan kalkmış olan CR1 Sözleşmesi, bu yüzden şu andaki sorumlu firmayı belirlemiş olan İhale CR3 adı ile yeniden gündeme gelmiş olur.

ÇAĞDAŞ KENTSEL ULAŞINM VE TCDD

Haberin Devamı

Dünyadaki en önemli mega kent içi toplu raylı ulaşım projelerinden biri olan Marmaray, İstanbul’un kentsel yaşantısını sağlıklı olarak sürdürebilmesi, kentlilere çağdaş bir kent yaşamı ve çağdaş kentsel ulaşım olanakları sunabilmesi, kentin doğal ve tarihsel özelliklerinin korunabilmesi için yüksek kapasiteli elektrik enerjisi kullanarak, çevreyi kirletmeyen çok önemli ve ekonomik açıdan da TCDD İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne potansiyel olarak çok ciddi gelir getirici bir projedir.

İstanbul, bir yandan tarihsel ve kültürel değerleriyle korunması gereken, diğer yandan toplu ulaşım sistemlerinin çevresel etkilerinin azaltılabilmesi ve kentiçi raylı ulaşım (banliyo) hizmetlerinin kapasitesi, güvenilirliği ve konforunun arttırılabilmesi için modern raylı kitle ulaşım tesislerinin kurulmasını gerektiren Dünya’nın kültür mirasları içinde ön sıralarda yer alan çok önemli bir şehirdir.
Proje’ye göre amaç; Avrupa yakasında bulunan Halkalı ile Asya yakasında bulunan Gebze TCDD banliyö/anahat istasyonlu İlçe’leri arasındaki yolculukları, çağdaş teknolojiye dayalı ve saatte tek yönde 75.000 yolcu gibi, en yüksek metro yolcu taşıma kapasitelerinden birine sahip olan, yüksek kabiliyetli bir banliyo demiryolu sistemiyle bağlayarak hayata geçirmektir. Bu proje İstanbul’da oldukça eskimiş durumdaki banliyo demiryolu sisteminin iyileştirilmesi ve İstanbul Boğazı’nın Demiryolu ile geçişini sağlayarak Londra – Pekin – Londra ticari taşımacılığı ile TCDD aracılığıyla Ülkemize önemli bir lojistik kaynak teminine dayanmaktadır.
Mevcut siyasal İktidar ise; bu bütünsellikteki Proje’yi; gerek 2014 Mart Yerel seçimleri, gerekse 2015 Genel seçimlerinde kendine oy payı çıkarmak için kullanmak istiyor. Bunun için de 29 Ekim 2013 tarihinde bitmesi imkansız olan bu mega ulaşım projesini iktidar ihtirası uğruna bölüyor. Zaten bölmek mevcut iktidarın en iyi bildiği tek iştir.

UCUBE HAT MI

Haberin Devamı

Marmaray Projesi açılıyor yaygarasının altında yatan gerçek işte bu oy satınalma veya göz boyama işidir. Cambaza bak kurnazlığı ile kandırma…
Marmaray Sisteminin içinde yamalı bohça niteliğindeki, başı ve sonu birbirine rasyonel biçimde bağlı olmayan, havada daha gerçek ifade ile yer ve deniz altında, yolcu güvenliğini sağlayamaz bir halde, bilimsel gerekliliklerden tamamen yoksun, irrasyonel, ve adını bile dejenere ederek Marmaray dedikleri hilkat garibesi, ucube, o da eğer yetişirse; Söğütlüçeşme–Kazlıçeşme arasında tuhaf bir ulaşım çukuru şeklinde, aşağıdaki tehlikelere tamamen de açık olacak bir şekilde çalışmaya zorlanacaktır. Bu tehlikeler şöylece sıralanabilir:
1. Sistemin bütünsel kumandasından sorumlu olacak olan Otomatik Tren Kumanda (ATC) sistemi bulunmayacaktır, trenler nerede nasıl hangi hızda ilerlemekte bilinemeyecek, dolayısıyla acil bir durumun varlığı gerek görsel gerek işitsel olarak anında izlenemeyecektir,
2. Hiçbir güvenlik donanımı olmaksızın ya da diğer bir deyişle, tam güvenlikli ATC siseminin alt güvenlik bileşenleri olan sistemlerin, yani Otomatik Tren Koruma (ATP) olmayacaktır,
3. Otomatik Tren İşletme (ATO) bulunmayacaktır,
4. Otomatik Tren Denetim (ATS) gibi hayati önemdeki bölümleri uydur kaydır mantığı ile çalışamayacak, dolayısıyla trenler herhangi bir anda nerededir bilinemeyecektir,
5. Tüp Geçit elemanlarının uç bağlantılarındaki esnek ve sızdırmaz körüklerin yırtılması halinde tüp tünel içini basması kaçınılmaz olan yoğun suyun yaratacağı yolcuların boğulma tehlikesinin nasıl bir senaryoya bağlı olarak planlandığı belli değildir,
6. Sistem bütünlüğü içinde yer alan ve Maltepe’de kurulacak olan TCDD İşletmesi artı Marmaray İşletmeleri için ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız çalışan Merkezi Kumanda/Kontrol sistemi olmadan zorlama yöntemi ile çalışma tehlikesi,
7. Maltepe Merkezi’nin uydusu olarak çalışacak olan Halkalı Sıcak Takip izleme - kumanda sistemi, kesin olarak temin edilemeyecektir,
8. Üsküdar İstasyonuna kurdurulacak olan geçici kumanda tertibinin hiçbir güvencesi olmayacağı gibi trenlerin kesintisiz olarak izlenmesi ve güvenliği mümkün olamayacaktır,
9. Özellikle tüp tünel içinde olmak üzere Anadolu yakasında 3, Avrupa yakasında ise yaklaşık 11 km olmak üzere toplam 14 km uzunluğundaki tünelde bir trenin arızalanması tam bir felaket olacaktır. Çünkü; bu iş için satın alınacak ve Söğütlüçeşme ile Zeytinburnu banliyö istasyonlarında konuşlandırılacak Acil Durum Kurtarma Lokomotifleri henüz gelmediğinden gelse de Avrupa yakası hat boyunda bunu bekletecek bir istasyon da bulunmadığından kurtarma işlemi için kullanılacak bir lokomotif olmayacaktır. İşte felaketin katmerlenmesi böyle olacaktır. Olası ölümlerin sorumlusu işte bu İktidar olacaktır.
10. Marmaray Sistemini kullanan yolcular allaha emanet denilecektir,
11. Böyle bir yapıdaki sistemi sigortalamış bulunan Sigorta Kuruluşu sorumluluk almak istemeyecek hatta yamalı bohça tarzında işletilmeye çalışılan tünel bölümünün demiryolu işletmeciliğini ya sigortalamayacak ya da çok yüklü bedeller talebi ile Yüklenici Firmalar grubunun karşımıza dikilmesine sebep olacaktır. Bir olay vukuunda sistemin Sigorta Firması yukarıda sıraladığımız sakıncalar nedeniyle tazminat ödemekten kurtulmuş olacak, mağdurlar yine Devletten yardım talep etmeye başlayacak, anneler gözyaşları içinde bu İmam Hacivatların ilgisini elde etmeye çalışacak,
12. Bu da yetmezmiş gibi Yüklenici Firmalar Grubu sistem bütünlüğü bozuldu gerekçesi ile garanti kapsamının dışına çıkıldığı gerekçesi ile sorumluluklarını yerine getirmeyecek, yeni bir takım anlaşmazlıklar ortaya çıkacak, yine tahkime gidilecek belki Sözleşme bedeli kadar tazminat ödeme yükümlülüğüne girilecektir,
13. Üsküdar istasyonunda yapılması emredilen ve üzerinde uğraşılan geçici Kumanda Merkezi için durduk yerden 10 milyon Euro civarında ek ödemeler yapılacaktır. Bu kumanda tesisatı geçici de olduğu için ödeme boşu boşuna yapılmış olacaktır,
14. Marmaray Projesi’nin bütünlüğü için düşünülüp hazırlanıp yürürlüğe konulmuş Sözleşmesi içinde yer alan dolayısı ile Yüklenici Firmalar Grubunun sorumluluğunda bulunan Kurtarma Operasyon Planı (Rescue Operation Plan) senaryoları da kapsam dışı olacak; kim ne zaman, nerede, neyi nasıl yapacağını bilemeyecek, her şey tanrıya ihale edilecektir,
15. Yitip giden canların ise bedeli hesaplanamaz elbette ama bu iktidar yine ekranlarda arz-ı endam edip, “Allahın Takdiri veya takdir-i İlahi” zırvalarıyla saf ve aldatılan insanlar günlerce tekrar tekrar aldatılmaya devam edilecektir.
Yani; Sistem Bütünlüğü ve Güvencesi olmadan ve doğal olarak olamadan, Söğütlüçeşme – Yedikule arasında, adeta git-gel-git şeklinde, aldığım duyumlara göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan ya İstanbul Metro İşletme şirketi İstanbul Ulaşım A.Ş. veya yepyeni başka bir firma tarafından çalıştırılmaya uğraşılacaktır. Ve istenmez ama herhangi bir olay ve/veya kaza vukuunda da kabak tren makinistinin başında patlatılacaktır. Üstelik görsel medyada da, ekranlara sebilhane bardakları gibi bu şarlatan Hacivatlar dizilecek ve bu raylı sistem işinden hiç anlamaz, bu işi de bilmez imam takımı, suçsuz ve bi - günah zavallı makinisti veya makinistleri, cehaletlerini sergileyen ahkâmlar keserek haksız çıkarabilmek amacıyla birbirleriyle yarış edercesine zırvalayıp duracaklardır.

Yağma Anıtkabir’e mi geliyor

AKP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ’de yaptığı talan gündemdeki yerini korurken iktidar partisi şimdi yeni bir tartışma yaratacak projeye imza atmak üzere... Anıtkabir’in arazisinin fazla olduğunu uzun süredir dillendiren AKP, Rasattepe’de yeni bir proje geliştirerek bu alanı küçültmeyi mi hedefliyor? Bu sorunun yanıtı merakla beklenirken MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan konuyu TBMM gündemine getirdi.
MHP’li Türkkan, Başbakan Erdoğan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın yanıtlaması istemiyle ayrı ayrı soru önergesi verdi.
Soru önergesinde; “AKP iktidarının yeni hedefinin Anıtkabir olduğu iddia edilmekte, bu arazinin fazla ve büyük olduğunun düşünüldüğü dile getirilmektedir” diyen Türkkan, Anıtkabir arazisinde çok fazla ve gereksiz ağaç olduğunun söylendiğinin de iddialar arasında yer aldığını belirtti. Türkkan, iktidar partisinin Anıtkabir arazisinde yeni bir projenin yaşama geçirilmesini planladığını belirtti.
Soru önergesiyle AKP’nin Anıtkabir ile ilgili planını bir an önce açıklamasını isteyen Türkkan, Başbakan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir’in arazisinin fazla ve büyük olduğunun düşünüldüğü iddiasına yanıt vermelerini istedi.
AKP’nin zamansız ve gereksiz projesinin detaylarını da isteyen Türkkan, neden böyle bir projeye ihtiyaç duyulduğunu sordu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı talana da atıfta bulunan Lütfü Türk-kan, Başbakan ve Çevre ve Şehircilik Bakanı’na, Anıtkabir arazisinde yer alan ağaçların çok fazla ve gereksiz olduğunu mu düşünüyorsunuz diye sorarak ODTÜ’deki talana benzer bir durum ile mi karşı karşıyayız dedi. (Milletvekili Lütfü Türkan, Atatürk Orman Çiftliği arazisine nasıl tecavüz edildiğini, kaç dönümüne el konulduğunu ve buralarda neler yapıldığını da sorusuna eklemeliydi.)

Biliyor musunuz?

CHP İBB Meclis Üyesi Dr. Hakkı Sağlam’ın Kadir Topbaş’a “35 yıllık ‘Avrasya Maratonu’ ismini sponsor karşılığı Vodafone İstanbul Maratonu olarak değiştirdiniz! İBB’nin, İSKİ’nin, İETT’nin ve İBB İştiraki 25 şirketin adlarını sponsor bulunması halinde değiştirmeyi düşünüyor musunuz?” diye sorduğunu...

Ankara’ya ‘lider’ aday İlhan Kesici mi oluyor

Bu fotoğraf geçtiğimiz pazar günü Kadıköy’de çekildi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi savurdukça savuruyor.

ANKARA’da bütün kaldırımlar eski yeni demeden sökülüp yapılıyor. Daha birkaç yıl önce döşenen güzelim Ankara taşları yerine biriket malzeme konuyor! Yeni ama eskisine göre daha dayanıksız malzemeyi kim veriyorsa belki bin defa köşeyi dönmüştür. Koca başkentin, yüzlerce km. kaldırımının yetirdiği yükü ve bunların karını düşünün. Belediyenin parası çok ki, kaldırım işi kârlı olunca hepsi birden değişiyor. Dayanıklı dayanıksız farketmez, iki seneye kalmaz sökülecek olduktan sonra!..
Bu değirmenin suyu nerden geliyor?
Sadece kaldırım işinin boyutu ortada.
Yük Ankaralı’nın sırtında.
Geçen ay 13 küsur metreküp su 50 lirayken bugün 12 metreküp 50 lira.
Belediye’nin ASKİ’si suya çaktırmadan zam yapmış!
Seçime az kala yerel yönetim savurdukça savuruyor, bir yandan da hizmetlere zam üstüne zam yapıyor!
İçişleri Bakanlığı seyrediyor ve hâlâ millet teveccühünü esirgemiyor!
Böyle başa böyle tarak...
M.A.

Elazığ-Kazan Kültür ve Sanat Buluşması 25-26 ekimde

ELAZIĞ, gönül coğrafyamıza mensup ülkelerin şehirleriyle kurduğu kültür köprüsüne Elazığ-Kazan Kültür ve Sanat Buluşması ile bir yenisini daha ilave ediyor. Bilindiği üzere her yıl Türk’ün fikir ve gönül dünyasında bayraklaşan birinin hatırasına düzenlenen Uluslararası Hazar Şiir Akşamları ile adını altın harflerle sanat ve edebiyat dünyasına yazdıran Elazığ, geçtiğimiz yıllar içerisinde gerçekleştirdiği “Elazığ-Bakü”, “Elazığ-Priştine, Prizren, Mamuşa Kültür Sanat Buluşmaları” ile de dostluk, kardeşlik, birlik ve birliktelik adına pek çok güzelliğe imza atmıştı.
Elazığ Valiliği’nin himayelerinde Elazığ Belediyesi, Fırat Üniversitesi Rektörlüğü, RTÜK, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası, MÜSİAD Elazığ Şubesi, TRT AVAZ ve Ankara Elazığ Kültür Derneği’nin katkılarıyla; Türk Edebiyatı Vakfı, Fırat Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü ve Manas Yayıncılık’ın düzenlediği ‘Elazığ-Kazan Kültür ve Sanat Buluşması’ Ekim ayının 25’nde başlayacak ve iki gün boyunca çeşitli etkinliklerle devam edecektir.
Düzenleme kurulu üyeleri, faaliyetlerdeki temel gayenin, Türk dünyasının kuzeyinde yer alan İdil-Ural bölgesindeki Tatar Türkleri’ni ve Tatar kültürünü tanımak, böylece Türkiye Türkleri ile Tatar Türkleri’nin karşılıklı olarak birbirleriyle yakınlaşması sağlamak olduğunu söylediler. Düzenleme Kurulu’nun açıklamasında, Tatar Türkleri ile tarihi derinliklere uzanan birlikteliğimizin ve kardeşliğimizin bu güzel faaliyetle pekiştirileceği belirtildi. Yapılacak bu kültür ve sanat etkinliğiyle, ünü bütün Türk Dünyası’na yayılmış olan, Tatar Türk Edebiyatı’nın büyük şairi Abdullah Tukay da yâd edilecek. Bunun yanı sıra Elazığ- Manas Yayınevi’nde basımı gerçekleştirilen Tataristan’ın önemli bilim adamlarından Prof. Dr. Ferit Yusupov’un “Tatar Şive Dilinin Morfolojisi” adlı eseri de bu kültür ve sanat faaliyetinde okuyucularla buluşacak.
Tataristan’dan Milli Meclisi Üyesi, Şair Robert Minnullin; Kazan Federal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferit Yusupov, Tataristan Kültür Bakanlığını temsilen Fenzile Cevherova, Sanatçı İlmir Yamalov’un katılacağı ‘Elazığ-Kazan Kültür ve Sanat Buluşması’na Türkiye’mizden de Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, 21-22. Dönem İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, RTÜK Başkan Vekili Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Servet Kabaklı, Ankara Üniversitesi Genel Destek Koordinatörü Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu, Ankara Elazığ Kültür Derneği Başkanı Prof. Dr. Haşim Çakırbay onur konukları olacaktır.

24 saat inşai faaliyet olamaz

ÜÇ ay once TOKİ tarafından konut alanı olarak insaat izni verilen Varyap Meridyen’deki evimize taşındık ve taşınır taşınmaz 50 m. ötemizde ki dere yatağı kenarında yeşil alan olarak gozuken alanı yine TOKİ’nin ’Yöntem ve Tahincioğlu’ isimli firmalara işyeri alanı olarak sattığını ögrendik. Bu alanlarda, ’TOKİ arazilerinde 24 saat çalışma izni’ olduğu gerekçesini kullanan adı geçen firmalar gece gündüz aralıksız süren bir inşaat faaliyeti sürdürmekte. Hele geceler 35 desibelin çok üzerindeki gürültü nedeniyle adeta kabusa döndü, kamyon ve hafriyat gürültüsünden uykudan fırlıyoruz. Başvurduğumuz yerlerden netice almak mümkün değil, sanki Türkiye mafya tarafından idare ediliyor. Bu alanlar işyeri olarak belirlenmiş inşaat alanları, kentsel dönüşüm projesinin kapsamındaki alanlar değil. Öyleyse niye TOKİ bu alanlara 24 saat çalışma izni veriyor? Her seyden önce konut alanlarının bu kadar yakını ve dereyatağı olan bölgelere nasıl 20 katlı işyeri merkezi için imar izni çıkıyor?
Bu sorulara ilgililerden yanıt alamıyoruz, belki köşeniz sayesinde sesimizi duyururuz.
Prof. Şule Kurhan YAVUZ

Yazarın Tüm Yazıları