"O' Yazar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "O' Yazar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
O Yazar

Ankara'da güzellikler dolu bir parti kongresi

27 Ağustos 2014 / Ankara Notları I

Cumhurbaşkanlığı serüvenini anlatmaya önce parti kongresinden başlayayım.

Kongre’ye giderken “O güzel sevgi insanı” ile uyum içinde olduğumu göstermek için Yeni Karamürsel Mağazası’ndan taksitle aldığım yazlık takımı giymiştim.

Takımın kumaşı aynen liderimizin özel günlerde giydiği takım elbisenin kumaşı gibi mavi ekoseydi.

Benimkinin mavi, beyaz renklerdeki kutuları biraz daha küçük olduğundan yüzde yüz benzemiyordu. Ceket uzaktan bakıldığında “mutfak perdesi” gibi duruyordu.

Liderim aynı renkte takım elbise giydiğimden bu farkı sorun etmedim, kıyafeti üzerimde bayrak gibi taşıdım.

***

Ankara gerçekten çok sıcak günler yaşıyordu. Kongre salonunda bir bunaldım ki bu kadar olur. Beleş dağıttıkları su buzdolabından çıkıp elimize gelene kadar, şişenin yarısı buharlaşıyordu.

Medyaya ayrılan bölüme çay ocağı gibi bir şey kurmuşlardı. Buzdolabı da vardı. Söylemesi ayıptır oraya dadandım.

Akşama kadar yedi bardak kola, üç bardak vişne suyu, altı bardak ananas ve şeftali suyu, altı şişe de su içmişim.

Gazeteci arkadaşlar hep oradaydı. Oğuz Haktanır’ı gördüm. O tombul mu tombul, o besili mi besili televizyoncu kardeşimiz sıcaklarda su kaybede kaybede bir gıdım kalmıştı.

Yürüdüğünde etleri bıngıl bıngıl oynardı. Baktım su kaybından inceldiği için pantolonu düşmüş, affedersiniz arkadan çatalı gözüküyordu.

***

Sıcak kimini hiç etkilemiyor. Gazeteci Ruşen Çakır bu sıcakta siyah takım elbise giymiş. Siyah elbise nedir bre münafık?

Dünya Hayvancılık Kongresi’ne kargaları, kuzgunları temsilen katılmış delege değilsin ki siyahlara bürünesin.

Ak Parti Kongresi bu. Adı gibi içi de beyaz parti.

İçinde bir gram kir, bir santim leke, bilmem ne bulamazsın. Bu parti içinde dürüstlük yarışması yapılsa, yirmi sene sonuç alınamaz. Herkes o kadar dürüsttür ki jüri kimi seçeceğini bilemez.

Herkes kol saatini kendi parasıyla almıştır.

Sen simsiyah takımını çekmiş, aklın sıra muhalefet yapıyorsun. Bari gözüne de maske takıp “Bakın ben Maskeli Süvari Zorro oldum..” diye dolanıp, hava atsaydın.

***

Partimizin yeni liderine hayran oldum.

Bana önce boydan yana biraz kısa kalmış gibi geldi. Misal, tüccar terziye gidip kendine iki metre kumaş kestirse, o kumaştan bayramlık “iki takım” çıkarırlar. Biri de yelekli olur.

Sesini duyduğumda boy kısalığı gözüme gözükmez oldu. Sesinde bir heybet var ki tarife gelmez.

O “Lideriiim.. Kurban olduğuuum.. ” diye bağırdıkça salonundakiler “Amanın kongremizi IŞİD eşkıyası mı bastı?” diye havalara zıplıyordu. Böyle naralanarak Beşir Atalay büyüğümüzü üç kez uykusundan uyandırdı.

Nasıl sevimli, nasıl cana yakındı!

Minicik takım elbisesi, dört parmak kravatı ile 23 Nisan bayramında ront oynayan çocuklara benziyordu. Sarılmak, bağrıma basmak istedim.

O güzel sevgi insanı yerine dört dörtlük birini seçmiş. Binali Bey’i seçecekti de ne olacaktı yani?

YARIN: Kongrenin yıldızları..

X