Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Ani, sırları çözüldükçe daha derin gizemlere bürünür

    MEHMET GÖKTUĞ YAMAN mgyaman.eu@gmail.com
    11.05.2017 - 14:13 | Son Güncelleme:

    Geçen sene UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınan Ani Harabeleri, Vedat Akçayöz’ün hazırladığı ‘Ani’nin Gizemli Yüzü’ adlı çalışmada detaylı bir incelemeye konu oldu. Ani’nin UNESCO yolculuğuna araştırmaları ve projeleriyle rehberlik eden gazeteci ve belgeselci Akçayöz’den Ani’yi dinledik...

    Tepeden bakıldığında devasa bir kültürel miras alanı, içine girildiğinde ise sahip olduğu yoğun detaylarıyla insanı sarsan bir yer. Peki sizin Ani’de karşılaştığınız gizemli yüz nedir?
    Kadim bir tarihe ve çok zengin bir kültürel mirasa sahip olan Kars’ın güneydoğusunda yer alan Ani Ören Yeri, Kalkolitik Çağ’dan Pagan döneme, Hıristiyan ve İslam kültürlerinin izlerini taşıyan, bazen gülen, bazen ağlayan, zaman zaman talan edilmiş çok değerli bir insanlık mirasıdır. Ani Arkeolojik Alanı olarak adlandırdığımız bölgenin üstündeki mimari yapılar hakkında yabancı kaynaklarda birçok araştırmalar yapılmış ama maalesef benim ‘Ani’nin gizemli yüzü’ olarak adlandırdığım, yeterince ya da hiç incelenmemiş alanlar var. Mağaralardaki kiliseler, manastırlar, tüneller, güvercinlikler, çok katlı yaşam odaları, Değirmenler bölgesi ile şelalelerini bunlara örnek verebilirim. Ayrıca; Ermenistan sınırı boyunca uzanan Arpaçay’ın kenarlarındaki araziyi araştırıp, Türkiye’de ilk defa sit alanı olarak ilan ettirdiğim Alem Köyü’ndeki kaya resimleri ve yirmi yıl boyunca Ani ve çevresindeki köylerde yaptığım sözlü tarih çalışmalarında topladığım hikâyeler, masallar ve efsaneler de incelenmemiş kültürel varlıklar.

    Peki siz bölgede nasıl bir çalışma yürüttünüz?
    Bin beş yüz mağaranın da içinde olduğu coğrafyayı bizzat gezdim ve edindiğim bilgilerle okuduğum yabancı kaynakları sentezleyerek bu kitabı oluşturdum. Kolay olmadı fakat bir hayal vardı ve ben onun içindeydim. Ani’de geçmiş 20 yıllık serüvenimde çevredeki köy hanelerinin kapılarını çokça çaldım. Ninelerden, dedelerden Ani’nin gerçeklerini, masallarını,
    efsanelerini dinledim. Nikolay Marr, Iosif Orbeli ve Roberto Bixio’nun kitaplarını defalarca okudum. Sayfalarda ulaşamadığım yanıtları yine bu aynı yazarları telefonla arayarak buldum. Bu zorlayıcı yolun sonunda gördüğüm manzara hayalimin gerçekleşmiş haliydi çünkü Ani, sonunda UNESCO’nun Dünya Mirası listesine girmeyi başarmıştı. Ani’nin UNESCO’ya girmesi yolunda ufacık bir katkım oldu ise ne mutlu bana.

    Arazideki çalışmalarınızı nasıl bir yöntemle gerçekleştirdiniz?
    İncelediğim alanları uzaklık ve yakınlığa göre sistematik biçimde bölümlere ayırdım. Bu arazilerin hepsini gözlemledim, ölçümledim, fotoğrafladım, video çekimlerini yaptım. Ani’nin sırları çözüldükçe daha derin gizemlere bürünür, Ani ketumdur.

    Türkiye’nin 16. UNESCO kültür mirası bölgesi olan Ani’nin gelecekte yaşayabileceği sorunlar neler?
    Kontrolsüz olarak artacak turist oranı, Ani’nin yer altı zenginliğine büyük zarar verebilir. Turistler bölgeyi önceden organize edilmiş kültür turlarıyla ziyaret etmeli. Ani’nin UNESCO’ya girmesi ile başlayan süreçte Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler arasındaki bürokratik uyumun sağlanması şart. Yerel projeler ise Ani halkı ile beraber yapılmalı. Arkeolojik alanı bekleyen bir diğer tehlike de yerli ve uluslararası define avcılarının talanıdır, bu kişiler kontrollü bir biçimde uzaklaştırılmalıdır.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı