Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Anavatan muhalefeti

3 Kasım 2002 seçimlerinde Meclis’e sadece iki parti girmişti. AKP ve CHP. Biri iktidar oldu, öteki muhalefet. Başkası yoktu. CHP muhalefet işlevini çoğu zaman yerine getiremedi.

Hatta zaman zaman hükümete stepne oldu, yardım etti. CHP yıprandı. Yıpranmanın baş unsuru ise Deniz Baykal’dı. Halk nedense onu benimsemedi. ‘O halde halk CHP için kimi benimsedi’ diye sorarsanız, ortalıkta öyle bir isim de yoktu.

CHP şu anda Türkiye’nin en yıpranmış, en yaralı partisi. İç kavgaları bitmek bilmiyor.

Cicim ayları bitince AKP de yıpranmaya başladı ve inişe geçti. Tek parti iktidarı idi ama pek çok milletvekili partiden istifa ediyordu. Aynen CHP’den ayrılanlar gibi.

CHP seçimden bu yana 22 milletvekilini yitirdi. Çok önemli bir sayıdır. Bunlardan bir bölümü AKP’ye, bazıları Anavatan ve DYP’ye, bazıları SHP’ye geçti.

13 adet CHP milletvekili sağ partilere transfer oldu.

CHP örgütlerini ve Deniz Baykal’ı bu konuda özellikle kutlamak (!) gerekir. Seçim öncesinde listelerine amma da sağlam adamlar koymuşlar!

AKP, Anavatan ve DYP’ye milletvekillerini kaptırdılar.

AKP
’den istifa eden milletvekili sayısı ise 12.

Bu sayının önümüzdeki haftalarda daha da artacağı kesin.

***

Anavatan
Genel Başkanı Erkan Mumcu büyük bir iş başardı. Partisinin seçim sonrasında sıfır milletvekili vardı. Yani yoktu.

AKP’den ayrıldı, Anavatan’ın başına geçti ve adım adım yol alarak bugün 21 milletvekili olan bir parti grubuna sahip oldu. Meclis’te artık komisyonlarda ve genel kurulda söz hakkı olan üçüncü bir parti var.

İki partili Meclis demokrasisi yürümüyordu.

Anavatan
’la ve Erkan Mumcu ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir vatandaşım. Ancak ülkemizin şu ortamında başarılı olmalarını diliyorum.

Muhalefet yapmak ciddi iştir. Hele tek parti iktidarının karşısında. CHP bunu bir ölçüde başardı ama çoğu zaman başarılı olamadı. Fakat itiraf edelim, önleri tıkalıydı.

Soru önergeleri veriyorlardı, iktidarın işine gelen yanıtlar veriliyordu. Meclis kürsüsünde konuşuyorlardı, seslerini duyurmaları ancak izlenme oranı çok düşük olan TRT-3 kanalında mümkün oluyordu.

İşini, görevini çok iyi bilen, alanlarında gerçekten uzman olan CHP’li milletvekillerinin yaptıkları çıkışlar, gündeme getirdikleri konular da arada kaynayıp gidiyordu.

***

Anavatan
muhalefetinden ben şimdi çok şey umuyorum. ‘Bekliyorum’ demiyorum, umduğumu söylüyorum. Somut bir örnek vereyim.

Emin Şirin geçmişte Nazlı Ilıcak’ın kocası idi. Kendisiyle zamanında çok büyük tartışmalarımız oldu. Hatta televizyonların canlı yayınlarında bile kapıştık. Hiç sevmediğim bir kişiydi. (Ne tuhaftır, son olaylar bizi yakınlaştırdı.)

Gün geldi, Emin Şirin son seçimde AKP’den milletvekili seçildi... Ve bir süre sonra gerçekleri dile getirmeye başladı. Partisinde onu susturmaya çalıştılar. İstifa etti.

Şimdi Şirin de Anavatan milletvekili. Tek başına yaptığı muhalefetin, üzerine gittiği konuların ve sorduğu soruların sadece yüzde biri bile kamuoyuna yansımadı. Yansıması durumunda Türkiye çalkalanırdı.

Sanırım Emin Şirin bundan sonra Meclis’te bir parti grubu çatısı altında çok daha etkili bir muhalefet sergileyecektir.

Aynı olayı Anavatan yönetiminden ve bütün milletvekillerinden bekliyorum... Ve bu durumun CHP’ye de bir ivme kazandırmasını diliyorum.

Çünkü Meclis’teki bu iki partili demokrasi deneyimi Türkiye’ye yarar sağlamadı.

Şimdi devreye üçüncü bir parti grubu girdi. Onun yapacağı muhalefeti hep birlikte izleyeceğiz.

Meclis aritmetiği temelden değişmedi. Seçimden öyle bir tablo çıkmıştı ki, değişmesi zaten söz konusu değildi. Tek parti iktidarı devam edecek. Ancak karşısında yeni bir ses, yeni bir soluk olacak.

Bundan ötesi CHP ve Anavatan’a ait olacak.

***

BAŞBAKANLIK AÇIKLAMASI

Dün Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki’den bir açıklama geldi. Yazımla ilgisi bulunmayan ifadeleri çıkararak açıklamayı yayınlıyorum:

‘Hürriyet Gazetesinin 13 Ekim tarihli nüshasının 5’nci sayfasında ‘Peygamber sakalı’ başlığıyla yayınladığınız yazı tepeden aşağı gerçek dışı unsurlarla doludur.

Atatürk Havalimanı’ndaki Sakal-ı Şerif olayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dışında gerçekleşmiştir. Sayın Başbakanın bu konuyla ilgisi yoktur. Dolayısıyla bu konunun sayın Emine Erdoğan’la da ilgisi bulunmamaktadır. Nitekim yazınızda yer alan iddia daha önce 9 Ekim tarihli Hürriyet gazetesinde yer alan haberle de yalanlanmıştır.

Gazetecilik saygın bir meslektir. Sizden beklenen de gerçeklere ve insanlara saygılı davranarak okurları doğru bilgilendirmenizdir.’

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI