GeriSeyahat Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti

Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti

Çorum’daki Hattuşaş 1986’dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Hattuşaş, Anadolu’nun ve dünyanın en eski merkezi devletlerinden Hititlerin başkenti. Bugün ortaya çıkarılan kadarıyla Hattuşaş, geniş bir bozkırda gezginlerini saatlerce meşgul edecek bir tarih şöleni sunuyor...

Bilinen tarih boyunca insan yerleşimlerine, topluluk, uygarlık ve devletlerine yurt olan Anadolu’da, Ankara’dan önce ‘merkez’ olmuş çok sayıda şehir var. Istanbul, Bursa, -Trakya’yı da katarak- Edirne, İznik, Konya bunların en yakın ve bilinenleri arasındadır. Biraz eskiye gidersek Diyarbakır’dan Trabzon’a kadar başka birçok şehri, -bir kısmı beylik merkezleri olmak üzere- bu cümleden sayabiliriz.

Orta Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan yolun tam orta yerinde Hattuşaş, bütün bu tarihsel merkezlerin en eskisi ve antik dünya ile ilgilenenlerin gözünde en ünlülerinden biri. Hattuşaş, Çorum merkeze 80, Boğazkale ilçesine 4 km uzaklıkta. Anadolu’nun ve dünyanın en eski merkezi devletlerinden Hititlerin başkenti. Hititler, Mısır’daki Firavun’lar dönemiyle çağdaş, gücü ve egemenlik iddiaları Anadolu sınırlarını zorlayan bir devlet. Hitit Kralı 3. Hattuşili ile Mısır Firavunu 2. Ramses arasında MÖ.1269’da yapılan Kadeş Anlaşması tabletleri, ‘dünyanın en eski yazılı anlaşma belgesi’ olarak bugün Istanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor...

Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti

Başkent olduğu sonradan anlaşıldı

Hattuşaş, ‘Asie Mineure/ Küçük Asya’ adıyla Anadolu arkeolojisi hakkında kapsamlı (üç cilt) bir kitap yazmış Fransız mimar-arkeolog Charles Texier tarafından 1834’te bulunmuş; o tarihlerde Hititlerin merkezinin Suriye olduğu sanıldığından, Texier bu ören yerinin tam bağlantısını kuramamış. Hattuşaş’ın Hititlerin başkenti olduğu daha sonra yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarla ortaya çıkmış.

Şehir, 20. yüzyılın başından bu yana arkeolojinin ilgi alanında. 1906’dan beri -neredeyse sürekli olarak- Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazı ve bilimsel araştırma çalışmaları yapılıyor. Bu, 100 yılı aşkın çalışmanın, dünya bilimine kattıkları kuşkusuz önemli ancak alanda asırlık çalışmanın koruyucu izlerini ve özenini görmek bir hayli zor.

Bir Hitit yerleşimi kazmak, bir Roma şehri kazmak değil, daha zor, daha fazla zaman, emek, sabır istiyor. Her adımda görkemli bir mermer eser bulma olasılığı yok. Ama ortaya çıkan eserlerin -estetik açıdan olmasa da- insanlık tarihi açısından bilimsel değeri çok fazla.

Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti

Bir tarih şöleni...

Hattuşaş bu açıdan da ilginç bir yerleşim. Bir yandan insanlığın en eski yazılı anlaşması, milattan 1500 yıl önceye uzanan yazılı tablet arşivi gibi önemli bilimsel eserler bulunurken, öte yandan aslanlı, sfenksli kapılar, kayalara işlenmiş doğa, insan ve kutsal varlık tasvirleri, sizi -hayranlıkla izlediğimiz Roma şehir ve anıtlarının 1500 yıl öncesinde- başka bir aleme sürüklüyor. Aslında Anadolu’da, özenle korumamız gereken Roma kalıntılarının yanında, daha az bilinen ve ne yazık ki yeterince korunmamış olan bu antik Hitit ve Frig eserleri, bizim topraklarımızın özel ve özgün zenginliği.

Bugün ortaya çıkarılan kadarıyla Hattuşaş, geniş bir bozkırda gezginlerini saatlerce meşgul edecek bir tarih şölenidir. Tapınaklar ve kutsal alanların bulunduğu, aslanlar ve sfenkslerin girişinde nöbet tuttuğu beş görkemli kapıyla kuşatılmış Yukarı Şehir, zor anlarda kullanılacak gizli bir geçit olan Yerkapı, yamaçlardaki kral konutu, sur kalıntıları ilgiyle gezilecek alanlar arasında.

Bu kapılardaki sfenkslerin ikisi, 1.Dünya Savaşı öncesinde restorasyon için Almanya’ya gönderilmiş, biri onarılıp Türkiye’ye dönmüş; diğerinin geri dönüşü uzun ve ısrarlı uğraşıların sonunda neredeyse 100 yıl sonra sağlanabildi. Bu sfenks, Istanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki eşi ile birlikte 2011’in kasım ayından bu yana, ait olduğu topraklarda, aynı yıl restore edilerek şirin bir mekâna dönüşmüş bulunan Boğazköy Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti

Kökleri çok derinlere iniyor...
Hattuşaş’da mutlaka görülmesi gereken en önemli alan, ören yerinin kuzeydoğusundaki açık hava tapınağı. Kayalara oyulmuş iki galeriden oluşan ve Yazılıkaya adı verilen bu alanda Hitit Krallarından 4. Tuthaliya’nın, tanrısal güçler atfedilen kutsal varlıkların ve güçlü yırtıcı hayvanların rölyefleri yer alıyor. Bu rölyeflerdeki birtakım figürler (örneğin 12 kutsal varlık gibi), Anadolu’da bazı inanç simgelerinin binlerce yıldan bu yana, farklı dinlerin kılığına girerek süregeldiğini düşünmeye yol açıyor.

Hattuşaş, 1986’da bu yana Unesco Dünya Mirası Listesi’nde. Çevresindeki alan da 1998’den bu yana Milli Park ilan edilerek korunmaya çalışılıyor. Ören yerinin yanı başındaki müze, Anadolu’da yeni ve güzel örnekleri oluşan yerel müzelerden biri. Çevredeki küçük işletmelerle turizmin bereketinden yararlanmaya çalışan Boğazköy halkı güleryüzlü, konuksever; Hititler’in, Yazılıkaya’nın, sfenkslerin değerini biliyorlar. Tarih ve turizme ilgileri de gün geçtikçe artıyor.

Anadolu’nun 4 bin yıl önceki ilk başkenti

Ancak, Hattuşaş’a gelmişken, sadece Anadolu’nun bu en eski ‘başşehir’ini görmekle yetinmemenizi öneririm. Çevrede ve çok yakınınızda daha görmeniz gereken Alacahöyük ve Şapinuva (Ortaköy) gibi başka önemli Hitit yerleşimleri var. Buraları gezerken kökleri çok derinlere inen Anadolu uygarlık izlerinin, sonra neden ve nasıl kaybolageldiği üstünde düşünme ihtiyacı duyacaksınız.

Ve son bir not: Eğer bölgeye yeniden gelmeniz kolay değilse, lütfen Çorum Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’ni görmeden ayrılmayın. Gezerken, Anadolu’da bilmediğimiz daha nice güzellik olduğunu görecek, bu toprağı daha çok seveceksiniz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle