GeriHakan ÜNSAL Anadolu 3 büyüklerin kimyasını bozdu
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Anadolu 3 büyüklerin kimyasını bozdu

Anadolu takımları artık sadece 3 büyüklerin değil taraftarlarının da kimyasını bozdu. Sansasyonel transferlere rağmen başarısız olunması büyük camiaları iyice gerdi. Sonuç olarak da taraftarlar önüne gelene haklı haksız tepki göstermeye başladı.

TÜRK Telekom Arena Stadı’nın açılışında sayın Başbakan’a yapılan protesto uzun süredir yaşananların bir patlaması gibiydi. Bu yeni ve muhteşem stadın yapımında herkesten daha çok ve nerdeyse tek başına emeği var denilebilecek bir insana yapılan protestonun kulüpçülükle pek alakası yok bence. Evet stada gelenler Galatasaray taraftarı ve ortaya nasıl muhteşem bir eser çıktığını gözleri ile görüyorlar. Buna rağmen bu tepkiyi göstermenin anlamı ne olabilir?
Protestonun 4 sebebi var
Sayın Başbakan’ın Fenerbahçeli olması gibi basit bir gerekçe, böyle bir statta büyük emeği olan bir insana tepkinin sebebi olamaz ve mazur gösteremez. Protestonun bence farklı sebepleri var:
- Siyasi görüş itibarı ile farklı düşünen insanların her şeye rağmen tepki gösterme düşüncesi.
- Galatasaray’ın 3 yıldır süregelen ve bu sene erken ligden kopma ile tavan yapan başarısızlığı.
- Galatasaray yönetiminin kötü gidişatı unutturmak adına açılış için yanlış zamanlama yapması.
- Anadolu kulüplerinin son birkaç yıldır ligde kurdukları üstünlükle 3 büyükler tabusunu yıkmaya başlaması.
Ben sayın Başbakan’a ve genel anlamda diğer takımlarda yapılan protestoları yukarıda yazdığım 4. sebebe bağlıyorum. Kaldı ki, diğer takım seyircilerinin protestolarının bilinç altındaki sebebi de bu bence. Sayın Başbakan ve kulüp başkanlarına tepkilerin kıvılcımı buradan başlıyor ve diğer sebepler sadece ateşi tutuşturuyor. Uzun yıllardır 3 büyük takımın ligimize ambargo koyduğu ve en çok taraftara sahip takımlar olduğu artık kabullenmenin ötesinde bir kanundu.
Fakat son yıllarda Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın yaptığı sansayonel transferlere rağmen başarısızlık ötesi sonuçlar alması problemin ana kaynağı. Çünkü bu 3 büyük takım ve taraftarları uzun yıllardır kendi aralarında bir lig oynar, kendi aralarında rekabet yapar ve biri şampiyon olurdu.
Doğru-yanlış karıştı
Ama artan yayın ücretleriyle beraber kapanmaya başlayan ekonomik makas aralığı ile önce Kayserispor’un işaretlerini verip sonra Bursaspor ile gün yüzüne çıkan ve Trabzonspor ile artık kabullenilmesi gereken bir gerçek haline gelen Anadolu takımları artık sadece 3 büyüklerin değil taraftarlarının da kimyasını bozdu. Sahip oldukları büyük gücün ellerinden alınması yetmiyormuş gibi takımlarının milyonlarca Euro harcayarak transfer yapmasına rağmen oynanan kötü oyun ve başarısız sonuçlar camiaları iyice gerdi ve patlama noktasına getirdi. Sonuç olarak da taraftarlar önüne gelene haklı haksız tepki göstermeye başladı. Ve bu tepkileri gösterirken doğruyu yanlışı ayırt edemez hale geldi.

Vefalı olmalıyız

TÜRK Telekom Arena’da yaşananlar konusunda beni üzen; bunu G.Saray taraftarının yapması. 2000 takımının oyuncularına kulübün haksızlık yaptığını, bizi dışarıda her gördüğünde söyleyen, yanımızda olan ve vefakar davranan Galatasaray taraftarının kendilerine adeta bu stadyumu hediye eden bir insana bu tepkiyi göstermesi; vefa duygusu kaybolmaya mı başladı duygusunu uyandırdı. Umarım hatıralarımızda var olan sağduyulu ve anlayışlı gerçek Galatasaraylılar devreye girer.

Bu futbolu beğenmiyoruz ve haklıyız

TÜRKİYE’de artık taraftarlar ligde oynanan futbolu beğenmiyor ve tatminkar bulmuyor. Çok da doğal aslında. Pastayı süsleme konusunda becerikli olan yöneticiler pastanın lezzeti konusunda sınıfta kalıyor. Artık yeni birşeyler ortaya koymanın ve üretmenin zamanı geldi.
Futbolseverler sadece transferler ile yetinmeyen ve iyi oyun izlemek isteyen insanlar oldu. Sadece saha içinde değil saha dışında da radikal değişimler yapmanın ve vizyon ortaya koymanın zamanı geldi. Buna karşı koyan kim olursa olsun artık var olamayacak. ‘Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir’ sözü Türkiye’deki yönetimler için önlerinde kale duvarı gibi duruyor. Bu beklentiler farklı şekillerde ve tepkilerde ortaya çıkıyor. Bu değişimin 2 ana sebebi var:
 Ligin lokomotifi konumundaki takımların Avrupa kupalarında uzun yıllardır başarısız olması.
îAvrupa’da özellikle İspanya ve İngiltere liglerinde oynanan iyi futbolla bizim futbolumuz arasındaki uçurum.
Kendin çal kendin oyna
Ciddi paralar harca ama sonucunda aralık ayında yine kendin çal kendin oyna. Bir takımımız şubat ve veya martta maç oynarsa büyük başarı. Hal böyle olunca Türkiye’deki futbolseverler ilgilerini Avrupa liglerine çeviriyor. Artık takımlarımız için Avrupa’da final oynamak hedef olmaktan çıkmış ve mart ayında maç oynuyor olmak başarı sayılır
hale gelmiştir. Bu da ligimizin ve futbolumuzun kalitesini ortaya koyan en önemli argüman olarak ortada duruyor.
Artık kral çıplak
Ligde oynanan futboldan tatmin olmayan futbolseverler maçların yayınlanması ile artık ligimizi değil de İspanya ve İngiltere’deki Barcelona, Real Madrid, Valencia, Manchester United, Arsenal ve Chelsea gibi takımların maçlarını izlemeyi daha önemsiyor. Hatta Türkiye’deki maçları izlemeyi zaman kaybı gören, daha ileri gidip İspanya ve İngiltere’deki maçları yerinde izlemeyi futbol zevkini tatmin etmek açısından tercih eden insanlar var. Yıllardır kısır döngü içerisinde maçların oynandığı ligimizde artık kral çıplak.