GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Bu değişim sancılı olacak

Ve büyük takımlar ne kadar değişikliğe uğrasada bu bahsettiğim nokta hiç bir zaman değişmez. Ama asıl mevzu maç öncesinde rakibine hissettirdiğini de sahada gösterebilmektir ki, eğer bu olmazsa yavaş yavaş sıradanlığa doğru da gittiğinin sinyalini verirsin....

Fenerbahçe’de iki önemli mevkide büyük bir değişim oldu (yönetim ve teknik ekipte). Ve değişimin devam ettiği tek yer de şu an takım. Bu süreç doğal olarak sancılı geçecektir. Cocu bu değişimi mümkün olduğunca en az zararla gerçekleştirmek için uğraşacaktır. Fenerbahçe 3 ciddi maç oynadı; her birinde eksikleri vardı ve dün akşam ne kadarı giderilmişti? Bunu görebileceğimiz bir maç oynadı.

6 OLUMLU GELİŞME

FENERBAHÇE neleri iyi yaptı?

1-Hücumda zaman zaman bütün halinde hareket etmeyi başardılr..

2-Topa sahip olmayı başardılar.

3-Özellikle ikinci yarıda oyunu rakip alana yıktılar.

4-Rakibi karşılamada gayet başarılı oldular.

5-İkinci yarı kazanma isteklerini hissettirmeye çalıştılar.

6-Cocu oyuna müdahalede zamanlama bakımından etkiliydi ve hamleleri yerindeydi..

F.BAHÇE’NiN 8 EKSiĞi

FENERBAHÇE neleri iyi yapamadı?

1-İleride pozisyon üretebilecekleri seviyede etkili olamadılar.

2-Rakip alanda ayağa pas oyunu oynamakta zorlandılar.

3-Çabuk paslaşmada hareketli olmada sıkıntı yaşadılar, oyunun yönünü hızlı değiştiremediler.

4-Kanatlardan etkili gelmeyi başaramadılar.

5-Presi total halde yapamadılar. Özellikle Slimani’nin başlattığı durumlarda.

6-Sabırlı ve görerek oynamayı geliştirmeleri lazım.

7-Israrla desteklediğim Şener beklediğimin altındaydı. Barış sahada dün akşam yoktu. Hala Ayew’in bir şeyler vermesini bekliyorum. Tek tesellim ‘alışma sürecinde’ diye düşünmem.

8-Slimani güçlü ve pozisyonlarda nerede olacağını biliyor. Dün gelen fırsatları değerlendirmede sorun yaşadı. Ayrıca bu tarz futbolcuları fazla beslemeniz lazımki bir netice alasınız.

Bütün bu saydıklarım yenilen gole kadar olan fb idi..

Yenilen golden sonra bir çok şeyi yapmaya çalıştılar ama en önemlisi kazanmaya geldiğinizi ilk düdükle hissettirmeniz lazım eğer gol yerseniz bazen geç kalabilirsiniz...

Yazının devamı...

Fenerbahçe denedi ama olmadı

FUTBOLDA hiç sevmediğim skor eleme maçlarının ilkinde alınan 1-0’lık yenilgilerdir.  Neden mi? Şimdi Fenerbahçe ilk maçta bu skoru aldı. İyi mücadele etti ama rakip kalede pozisyona giremedi. Üstelik 2. yarı rakip seni kendi sahana hapsetmiş ve güç gösterisi sunmuş; attığından fazlasın da kaçırmış. Şimdi gelelim sonuca: İkinci maçı kendi sahanda oynuyorsun gol yemeden 2 gol atmanız gerekiyor. Ve kaza ile 1 gol yerseniz de 3 atmanız lazım. Hatta ilk golü kalenizde siz görürseniz sonuç hüsran da olabilir.

ÖNCE UMUTLANDIK

Stresi ve bu maçın ne kadar önemli olduğu noktalarını da bir tarafa bırakıyorum. Futbolda her şay vardır ama gerçekleri de gözardı etmemek gerekir. Fenerbahçe’nin işi zor değil, hatta çok zordu. Rakip bizden daha iyi ve daha organize durumdaydı. Bir de eksiklerimiz varken turu geçmek için maçta çok güzel gelişmeler olmalıydı ki arzulanan sonuç alınabilinsin.

Maç, beklediğimiz gibi müthiş bir ortamda başladı. Ayew’in kafası, Isla’nın ve Alper’in pozisyoları.... Bunlara futbolcuların iştahı da eklenince herkes umutlandı. Ama Benfica’nın ilk ciddi atağında golü bulması bütün güzellikleri aldı götürdü.

Yenilen golde Alper’in iyi niyetli yardımının zararı çekildi. Forvet oyuncusu yardıma gelir ama kendi defansının dengesini bozarsan yardımdan çok zararı dokunur. Fernandes’in attığı goldeki gibi. Elbet Alper, iyi niyetinin kurbanı olurken o kadar savunmacının ve orta alandaki arkadaşlarının seyretmesi ise, ayrı bir sorundu.

Fakat ilk yarının uzatma bölümünde Alper’in attığı beraberlik golü hem takım arkadaşlarını hem de taraftarıları canlandırdı.

SOLDADO 11’DE OLMALIYDI

AÇIKÇASI Alper’in golünün bir doping etkisi yaratarak takımı daha agresif yapacağını bekledim ama Benfica’nın gücü ve kalitesi buna müsade etmedi. Evet, bir şeyler yapmak için uğraştık fakat maç öncesi gerçeklerle yüzleştik.

 Kapasitemiz bu kadardı bunu biliyorduk ancak ‘futbolda herşey olabilir’ beklentisi bende de vardı.  Zorladık mı, zorladık. Pozisyon girmeye çalıştık mı, çalıştık. Hatta sonlara doğru baskı kursak da  (ki sebebi Benica’nın skoru koruma düşüncesinde olması nedeniyle) turu getirecek sonucu alamadık.

LİGE ODAKLANMALI

Eksiklerimiz var mı? Var. Özellikle kalite, organizasyon ve bitiricilik bakımından rakibin gerisinde kaldık. Transfere çok ihtiyaç var; bu da gerçek ama şartlar buna imkân kılmayacağı da aşikâr. Bu saatten sonra takımın yapılacağı tek şey var, o da şu: Bir an önce toparlanıp , eksiklerini kapatarak lige dönmek...

 Soldado, yedek bekleyeceğine 11’de olmalıydı. Sonuçta gol lazım. Ayrıca Soldado ismi rakip defansta bir endişe uyandırır. Ayew de beklentilerin çok altında kaldı.

Yazının devamı...

İki devrede iki farklı Beşiktaş

Nitekim, maç da bu ortama uygun şekilde başladı. Akhisar oyunu kendi sahasında kabul etmemeyi düşünerek oynamaya çalıştı ama bu 5 dakika sürdü. Beşiktaş ilerleyen dakikalarda hakimiyeti tamamen eline alıp oyunu rakip sahaya yıktı.

Siyah beyazlılar, kanatlardan hücum geliştirdiler, ortadan oyun kurarak geldiler ve muazzam bir baskı kurdular... Bu esnada yardımlaşmaları çok iyiydi. Ayrıca geçen yıl göremediğimiz bir şeyi de çok iyi yaptılar. Rakibe orta sahada çok etkili pres yaparak top kazandılar.

Tüm bunların sayesinde de bol pozisyon üretip, ilk yarıda 2 de gol bulmayı başardılar.

Ayrıca önemli bir şey daha vardı ki, Beşiktaş, Akhisar’ın ani atak yapmasına da izin vermedi. Bu kadar önde oynarken, rakibi bu şekilde karşılayabilmek ciddi bir başarı.       

Beşiktaşlı futbolcuların isteği ve iştahı o kadar yüksekti ki taraftar da destek verince ilk yarı oldukça rahat ve coşkulu geçti.

NECİP’LE YEŞEREN AKHİSAR UMUDU
Beşiktaş için ikinci yarıda da işler iyi giderken, Necip’in hatası her şeyi bozdu. Akhisar bu hata sonucu golü buldu ve umutlandı. Konuk ekip, başka gollerle, Beşiktaş’ı iyice sıkıntıya sokacağı pozisyonlar da yakaladı ancak sonucu alamadı.

Şenol Güneş, bu anlarda bocalayan takımını, yaptığı oyuncu değişiklikleriyle canlandırmaya çalışsa da olmadı. Beşiktaş açısından iki devre iki farklı oyun izledik. İlk yarı hemen her şeyi doğru yapan takım, ikinci yarıda yediği golle hayli bozuldu.

TOLGA ZENGİN’E SAHİP ÇIKILMALI
Beşiktaş taraftarı Tolga Zengin’e sahip çıkmalıdır. Bu kalecinin kalitesinden ve katkısından şüphe duymasınlar. Çok uzağa gitmeyeyim, Fabri geçmişte öyle hatalar yaptı ama kendisine hep anlayış gösterildi.

Bu anlayışın yarısı Tolga’ya gösterilsin, anlaşılacak ki, bu takımın başka bir kaleciye ihtiyacı yok. Beşiktaş sezonu Tolga ve Utku Yuvakuran ile çok rahat götürecektir.

Birkaç cümle de Larin için yazayım... Onun top saklama ve arkadaşlarını oyuna sokma özelliği iyi ancak son vuruşlarda sıkıntı yaşadığı da çok açık bir gerçek...

Yazının devamı...

Başlangıçlar zordur önemli olan 3 puandır

Böylesine bir akşamda coşkusu tavan yapan ve aç olan taraftarların beklentileri basitti: Takımlarının geleceğe yönelik ışık vermesi veya en azından bunun zamanla gerçekleşecebileceğini görmek. Ve maç beklenildiği gibi müthiş bir tezahüratla başladı.

Sahada da iştahlı ve önde oynamaya çalışan rakibine üstünlüğü kabul ettirmek isteyen, diğer taraftan da top kaybedildiği yerde baskı kuran bir futbol düşüncesiyle başladı F.Bahçe. Bu süreçte üç sorun yaşadılar:

1-Pas trafiğini yavaş yaptılar.

2- Baskı yapmaya çalışırken birlikte hareket etmede sıkıntı yaşadılar.

3- Bursaspor’un hızlı çıkışlarının önüne geçemediler.

F.Bahçe tempoyu artırmaya ve ritim yakalamaya çalışırken duran toptan gol yedi ve bu yine defansif zaafın bir ürünüydü. F.Bahçe, skora reaksiyon göstermekte geç kalmadı ve penaltıyla taraftarın anlık suskunluğunu bitirdi. Sonrasında 2. golu kornerin devamında kazanılan topta Josef buldu.

Bursa, Fenerbahçe’yi karşılarken son derece doğru işler yaptı. Alan kapatmayı ve pozisyon almayı son derece güzel uyguladı. Bunların yanı sıra hücum olarak da hızlı ve etkili gitmeyi başardı konuk ekip. 

AYEW ATSA, F.BAHÇE RAHATLAYACAKTI

2. yarıda Ayew, pozisyonları değerlendiremeyince F.Bahçe, her an beraberlik golünü yeme tehlikesi yaşadı. Bursa, cesaretli oynadı. Yusuf, çok etkiliydi. F.Bahçe’deyse Barış harikaydı.Topla ilişkisi ve oyun görüşü çok iyiydi.Başlangıç maçları hep zordur. Dolayısıyla F.Bahçe’nin, ne olursa olsun, 3 puanla başlaması önemliydi.

RAKiBiN HIZINA ÇÖZÜM YOK

F.Bahçe’de maçın genelindeki en önemli sorun Bursa’nın topu kaptıktan sonraki çabuk ve hızlı oyununa bir türlü çözüm bulamamasıydı. Aslında çözüm basitti: Defans oyuncuları, arkadaşları ileride oynarken takımın boyununu kısaltıp öne çıkar ve aynı zamanda rakibin forvetlerine yakın durur.

VAR DAHA HIZLI OLMALI

VAR olayında bir hakem 2 dakika gibi bir süre bekler ve hâlâ karar verilemiyorsa bir sorun var demektir! Daha hızlı hareket edilmeli. Merkezle irtibatı kısa ve net olmalı. VAR’ın başındaki hakemler karar merci değil. Maçın hakemi kararı onlara bırakırsa, ileride yine yetki kargaşası yaşanır. Bir an önce Dünya Kupası’ndaki  VAR temposuna yaklaşılması lazım.

MAÇIN ADAMI: BARIŞ

 

Yazının devamı...

Kadıköy’de güzel günler göreceğiz

Sarı lacivertli takımdaki en büyük fark bütün futbolcuların taktik disipline bağlı kalmasıydı. Cocu’nun futbol felsefesi ‘birlikte oynama’ üzerine kurulu. Bu, hem defansta hem ofansta geçerli. Savunma açısından iyi bir sınav veren F.Bahçe, hücumdaki eksikliğini de doğru bir santrfor transferiyle çözebilir.

PSV Eindhoven’de son derece başarılı bir dönem geçiren Phillip Cocu’nun Fenerbahçe’de işinin hiç kolay olmayacağı belliydi. Hollandalı teknik adamın öncelikle ‘anlayış’ devrimi yapması gerekiyordu ki, Benfica maçı öncesindeki Fenerbahçe ile Lizbon’da izlediğimiz takım arasında büyük fark vardı.

En önemli fark en geridekinden en uçtakine dek bütün futbolcuların taktik disipline bağlı kalmaya gayret etmesiydi. Cocu’nun futbol felsefesi ‘birlikte oynama’ üzerine kurulu. Bu, hem defansta hem ofansta geçerli. Yeni Fenerbahçe’nin öncelikle savunma yönünden sınıfı geçtiğini belirtmeliyim. Benfica gibi güçlü bir rakibin baskılı futbolu karşısında bile doğruları yaptılar. 

FERNANDAO VE JANSSEN GİBİ...

FUTBOLUN temeli savunmayla başlar, sonrasında hücumu geliştirirsiniz. Şu an Fenerbahçe’de eksik olan bu. Peki, hücum nasıl gelişecek?

Öncelikle iyi bir santrfora, kanatları etkili kullanabilen beklere ve orta alandan ileriye destek verecek futbolculara sahip olmak gerekiyor.

Bu noktada Andre Ayew ve Josef de Souza’nın takıma katılmasının pozitif etki yapacağı düşüncesindeyim.

Santrfor konusuna Benfica rövanşına kadar çözüm bulmak lazım. Diri ve güçlü bir son adamla çok daha etkili bir Fenerbahçe izleyebiliriz. Esasında Fenerbahçe şu an Fernandao ya da Janssen gibi birini arıyor. Soldado, fiziksel özellikleri itibariyle bu beklentiyi karşılayacak tarzda bir oyuncu değil.

Ofansta kendisinden çok şeyler beklediğimiz Valbuena, taktiksel olarak savunmaya yardım etti ancak hücuma gereken katkıyı yapamadı.

FENERBAHÇE İYİ YOLDA SORUNLAR ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL

HÜCUM performansı anlamında Fenerbahçe’de en çok merak ettiğim oyuncu Şener... Isla, Benfica maçında top kayıpları ve pozisyon hataları yaptığı gibi, hücuma da yeterli katkıyı veremedi.

Fenerbahçe’de gördüğüm bir başka eksiklik fizik kondisyon seviyesi idi. Zaten Cocu da maçtan sonraki açıklamalarında bundan yakındı. Bunun da zamanla aşılabilecek bir sorun olduğu kanaatindeyim.

Sonuç itibariyle Fenerbahçe şu an iyi yolda. Yukarıda anlattığım sorunlar kesinlikle çözümsüz değil. Takımın ihtiyaç duyduğu nitelikte bir santrfor transferi ve doğru antrenman metotlarıyla fizik kondisyon seviyesinin yükseltilmesi., özlenen Fenerbahçe’yi geri getirebilir.

Ben bu bağlamda başkan Ali Koç ve Phillip Cocu’ya çok güvendiğimi ifade etmek istiyorum. Bütün Fenerbahçeliler artık ‘Kadıköy’de güzel günler göreceğiz’ sözünü yürekten söyleyebilirler.

1- KIYAFETi KUSURSUZDU

PHILLIP Cocu, Benfica maçında, fit vücuduna iyi oturan takım elbisesi ve kravatıyla çok şık bir görüntüdeydi. Hollandalı teknik adam, teknik ekibi ve futbolcularıyla girdiği diyaloglar sırasında da karizmatik bir duruş sergiledi.

2- TRiBÜNE OYNAMIYOR

HER zaman ciddi ve soğukkanlı olmasıyla bilinen Phillip Cocu, bu özelliğini Benfica maçında da gösterdi. Vitor Pereira gibi kendini yerden yere atan, agresif tavırlar sergileyen ve tribüne oynayan bir hoca değil.

3- GERiLiMDEN ESER YOKTU

COCU, Benfica maçında oyunun gidişatı ne olursa olsun soğukkanlılığını yitirmedi. Suratında gerilim ve öfkeden eser yoktu. Hollandalı hoca bu özellikleriyle F.Bahçe’nin geçen yılki hocası Aykut Kocaman’a çok benziyor.

4- BiREYSEL DEĞiL GENEL ELEŞTiRi

Hollandalı hocalar kaybettikleri maçlardan sonra genelde direkt konuşur ve isim vererek suçlamaktan çekinmez. Ancak Cocu, basın toplantısında son derece sakindi, futbolcuları eleştirmedi, genel eleştirilerde bulundu.

Yazının devamı...

Total futbol bekliyoruz... Fenerbahçe’de Ayew’in olmayışı çok önemli bir dezavantajdı

DİLE kolay, 10 sezon oldu koskoca Fenerbahçe’nin, Avrupa’nın kulüpler bazındaki en büyük organizasyonuna katılamayışı... Tabii birçok süreç yaşandı; başta 3 Temmuz ve etkileri, sonrasında da tam katılacakken elde edilen sonuçlar. Ve gelinen nokta belli... Şimdi bu sanssızlığı kırmak adına atılan ilk adımın ilk maçıydı.

Şartların elverdiği kadarıyla takviye yapılarak kurulan Fenerbahçe’de fark yaratacak isimlerin başında gelen Ayew’in eksikliği tabii ki dezavantajdı. Zaten tipik bir santrforu da sahada değilken hücum olarak ortaya konacak futbolu da merakla bekliyordum.

F.Bahçe sahaya mecburen 4-6-0 şeklinde başladı ama hedef birbirine yakın, yardımlaşan ve ayağa pas üzerine kurulu bir anlayıştı. Bu düşünceyi hem topa sahipken hem de defans yaparken yapabilmek asıl noktaydı ve bu da total futbolun temelini oluşturuyordu. Total futbol öğretisinin beşiğinden gelen Philipp Cocu acaba bize bunları yansıtan bir takım oluşturabilecek mi? Tabii daha erken denebilir ama ben bariz örnekler görsem yeterli olarak da kabul ederim.

iLK YARIDA TEK POZiSYON

Fenerbahçe, baskı yiyerek başladığı maçta ayağa pas oyununu ilk dakikalarda yapamadı. Ne zaman uzun pastan kurtulup pas yaparak çıkmaya başladılar, o zaman işler değişti. İleride ara sıra baskı yapması rakibin oyun hızını kesti.

Fenerbahçe’nin zorlandığı nokta baskı altında kaldığında, topu çıkarken ara sıra kaptırmalarıydı. Fenerbahçe defansif olarak iyi işler yaptı. Hücumda da sadece kontraatağa çıktığında tehlike yaratabildi. Pas yaparak takım halinde gitmeyi tam başaramasa da  takım savunması iyiydi.

İlk 45 dakikada sadece bir tane ciddi pozisyon verdi, o da ofsayt ve faulün tartışıldığı son dakikadaki andı.

ÖYLE BiR GOL YEDiLER Ki

F.BAHÇE ikinci yarı çok baskı yedi. Cocu, oyuncu değişiklikleri ile müdahale etse de baskıyı bir türlü kıramadılar. Rakibin fiziksel gücü ile oyun sistemini iyi uygulaması onları çok zorladı. F.Bahçe ilk maçta rakibi kadar hazır gözükmese de, böyle bir deplasmanda en iyisini yaptı. Ama öyle bir gol yediler ki, defansif konsantrasyonun eksikliğiydi.

NEDEN OLMASIN! AMA ÖNCE...

ALPER’in mücadelesi iyi ama son adam oynayacak futbol bilgisine sahip değil ve bu da Fenerbahçe’nin hücum oyununda etkisini azaltıyor.

Valbuena’nın defansa yardımı, taktiksel oyunda var olabileceğinide gösterdi. Ama bu sefer de hücumda eksik kaldı. Eljif Elmas rakibi karşılamada da, oyunun hücum yönünde de etkisizdi.

Fenerbahçe’nin eksik olduğu noktalar var. Hücumda zenginlik yaratamadılar. Birlikte hücuma çıkmayı geliştirmeleri lazım. Çıkarken yaptığı top kayıplarını aza indirmeleri hatta yapmamaları lazım. Bunların yanı sıra, özellikle santrfor mevkisinin netleşmesi lazım.

Ayew ve  Josef’in tekrar takıma katılması oyununa katkı yapacaktır..

Sonuçta gol atamadan mağlup olundu. 1-0’lık skor, Kadıköy’de gol yemeden 2 gol atmak demek. Hatta Benficalılar’da da Kadıköy’de 1-0 yetmeyebilir düşüncesi hakimdi. Bu yüzden ikinci golü çok aradılar. Olur mu? Neden olmasın!.. Evet, taraftarla olabilir ama öncelik fiziksel olarak daha iyi olmamız lazım.. İkinci yarıda bu gözüktü. Yoksa gücümüz yetmeyebilir...

MAÇIN ADAMI: SKRTEL

 

Yazının devamı...

Kalitemizi gösterdik

Özellikle ilk 20 dakikada son derece istekli, coşkulu ve futbolun doğrularını yansıtan bir oyun ortaya koyduk. Gerek hücum gerekse defansif yönden her şey istenilen düzeydeydi. Hızlı hücumları doğru yaptık. İleride baskıyı zamanında ve yerinde yaptık.  Yusuf ve Emre Akbaba’nın oyun kurmadaki uyumları son derece başarılıydı. Cengiz’in  istekliliği üst seviyedeydi. Okay ve Mehmet Topal’ın oyuna katkısı, kanatlardan Şener ve Hasan Ali’nin desteği her şey istenildiği gibi oldu. Bu zaman diliminde pozisyonlar üretmesini başardık ve Cenk’le de erken bir gol bulduk. Daha fazla atabilir miydik? Evet, Yusuf ve Emre biraz daha dikkatli olsaydı olabilirdi.

20’nci dakikadan devre bitene kadar olan bölümde ise, kalemizde her an pozisyon görebilecek bir duruma düştük. Bu, muhtemelen iki sebepten oldu.

1- Maça o kadar iyi başladık ki ‘Rakipte bir şey yok’ düşüncesine kapılmış olma ihtimali.

2- Yüksek tempodan sonra oyundan düşmemiz.

KALECİ SERKAN FAKTÖRÜ

- Eğer ilk yarı bitene kadar skor bu şekilde kaldıysa sebebi, kaleci Serkan’ın konsantrasyonunu kaybetmemesindendir. Serkan, İran ataklarında kritik hamleler ve kurtarışlar yaparak kalitesini de göstermiş oldu.

İkinci yarıdaki oyunumuzda görülen en büyük sıkıntı, ilk devrede rakibe verdiğimiz cesareti kıramamış olmamızdı. İlk yarının başındaki baskılı ve etkili futbola dönemedik. Ama kalitemizi ortaya koyduğumuz anlar oldu. Bunların birinde Cenk, bir kez daha klasını konuşturan bir golle imza attı. ‘Bu gol bizi oyuna daha çok katar’ diye beklerken yine aynı anlayışla oyuna devam edildi. Topu rakibe bırakırken biz de kontratak futboluna  devam ettik. Şunu özellikle belirtmek lazım; galip gelmek her anlamda iyidir.

MAÇIN ADAMI: CENK TOSUN

- İKİ tane birbirinden güzel gol atarak kalitesini gösterdi. Kaleci Serkan Kırıntılı ve Yusuf Yazıcı da başarılı performanslarıyla galibiyette pay sahibi oldu.

 

Yazının devamı...

Bunun adı başarıdır

Sezonun geneline baktığımızda Fenerbahçe tıpkı geçen yılki gibi oyunuyla favori olmayan ama ismiyle şampiyon adayı bir takımdı.

Kimi zaman yaşadığı sorunlar ve sıkıntılar, kimi zaman oynadığı futbolun sonuçları, kimi zaman gel-gitlerin yaşandığı bir sezonda ve üstüne üstlük bugüne dek pek görülmemiş bir seçim atmosferi yaşayan Fenerbahçe’nin şu an geldiği nokta için ‘başarısızdır’ demek doğru olmaz. Ben her şeyi masaya yatırdığımda Fenerbahçe’nin başarılı olduğunu görüyorum. Uzun süre sonra yani 10 yıl sonra Şampiyonlar Ligi’ne katılabilme bileti alıyorsun.

Ligin en iyi futbol oynayan üç takımından ikisini geride bırakıyorsun.

SİHİR BİTTİ
Oynadığı maçlara bakıyorum ve acı gerçek bana şunu söylüyor; deplasman puanıyla Kadıköy’deki puan bu kadar yakınsa, hatta son maç öncesi deplasman puanın fazla ise o zaman Kadıköy’deki sihirin ortadan kalkmıştır. Gelecek sezon ne olur bilemem, onu da yaşayıp göreceğiz.

Bu sezon taraftar sadece 2-3 maçta takımla bütün olmayı başarabildi. Geri kalan maçlarda ise takımlarına gereken desteği vermediler. Ve bu belki de bu sezonun şampiyonluğuna mal oldu. Dün Kadıköy’de işler Fenerbahçe için istediği gibi  başladı ve devam ett. Ne zamanki olayın ciddiyetinden uzaklaşınca ve de İzmir’den gol haberi gelince stresli dakikalar yaşamaya başladı..

Fenerbahçe, ligi en azından hedeflediği yerde bitirdi. Haftalar önce hatırlarsanız şampiyonluktan bile bahsedilmezken son haftalardaki sonuçlar Fenerbahçe’yi potaya sokmuştu.

Peki bugün gelinen nokta her şeye rağmen başarı değil de nedir?

Yazının devamı...