GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Türkiye’nin ilk ve tek bisiklet kooperatifi

Bilgileri bisiklet sevdalısı sevgili Erol Hülagü’den edindim. (Bisikoop) S.S. Bisikletliler Hizmet Ve Dayanışma Kooperatifi. 40 ortak “Birlikten kuvvet doğar” ilkesinden yola çıkmış. “Kentimizde bisikletli ulaşımın, uygarlığının gelişmesi için atılacak ilk adım, basılacak ilk pedal; ‘birlik olmak’ konusudur.
İŞTE YAPMAK İSTEDİKLERİ
Gelişmek için işbirliği, işbirliği içinse; birlik olmak, birlikte iş yapmak, dayanışmak gerekir” demişler. Ve de hedefleri şöyle:
* Bisikletlilerin tüketici olarak ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri toplu satın alma gücüyle daha ekonomik elde etmek. (Bisiklet, yedek parça, aksesuvarlar vs.)
* Dünyada hızla gelişen ama henüz ülkemizde satılmayan yenilikçi ürünleri ithal etmek, ülkemizde üretmek/ürettirmeye çalışmak.
GELİŞİM İÇİN PROJELER
* Başta kooperatif ortakları, bisikletlilere yönelik sosyal mekanlar açmak, işletmek. (BisiCafe, BisiPark, vs.)
* Bisikletlilerin servis bakım hizmetlerine daha ekonomik ulaşmalarını sağlamak. Kendilerinin yapabilmesi için altyapı oluşturmak.
* Bisiklet kültürünün gelişmesi için projeler geliştirmek, yürütmek.
* Bisiklet yollarının oluşturulması/artırılması, bisikletli ulaşımın geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarıyla projeler geliştirmek, uluslararası işbirlikleriyle kaynak sağlamak.
İŞLETME MODELLERİ
* Çeşitli bisiklet, aksesuvar ve türevleri kiralamak. (araba, çocuk ve eşya taşıma aparatları, karavan, tandem, vs.)
* BisikletTaksi ve BisikletKargo, Kurye işletme modellerini hayata geçirmek.
* Elektrikli bisikletlere erişimi kolaylaştırıp kullanımını yaygınlaştırmaya çalışmak. (fiyat, stok, servis, mevcut bisikletlerin elektrikliye dönüştürülmesi, elektrikli bisiklet satış ve kiralama vs.)
HAKLAR VE GÜVENLİK
* Trafikte bisikletli hakları ile ilgili farkındalık çalışmaları yürütmek.
* Bisikletlilerin avukatlık desteğine daha ekonomik ve hızlı ulaşmasını sağlamak.
* Bisikletlilerin tur, gezi, kamp vb. gibi turizm organizasyonlarını yürütmek.
* Bisikletlerin güvenli park edilmesi, hırsızlıkla mücadele konularında pratik çözümler üretmek.

-----

 
BİR DUYURU
Dünya Otomobilsiz Kent
Günü’nde tur atmak

AVRUPA Hareketlilik Haftası kapsamındaki Dünya Otomobilsiz Kent Günü nedeniyle Cumhuriyet Bulvarı-(İkinci Kordon) bugün 10.00-23.00 saatleri arasında trafiğe kapatılacak, gün boyu etkinlikler düzenlenecek. Bu özel günde bisiklet turu da düzenlendi. Tur Cumhuriyet Bulvarı’ndan bugün saat 19.00’da başlayacak. Plevne Bulvarı- Lozan Meydanı- Montrö Meydanı- Basmane Meydanı- Gazi Bulvarı’nı izleyerek yeniden Cumhuriyet Bulvarı’nda sona erecek tura herkes davetli.

-----

 
BİR RENKLİ ETKİNLİK
Süslü Kadınlar yarın
17.00’de Konak’ta

İZMİR’de Süslü Kadınlar, yarın Konak Meydanı’nda saat 17.00’de toplanacak. Slogan, “Egzoz yerine parfüm, çiçek kokusu.” Daha çok kadının bisiklete binmesini sağlamak, çevre duyarlılığını geliştirmek, güvenli bisiklet yolları istemeyi de amaçlayan turda kadınlar, şık giysilerle, süslü bisikletlerde Kültürpark’a pedal çevirecek.
KURALLARA DİKKAT GEREK
Tur düzenleyicilerinin etkinlikle ilgili açıklamasından özet:
* Konak’tan başlayacak tur ana caddelerin kapatılmasıyla daha rahat ve güvenli devam edebilir. Ancak kurallara çok dikkat etmeniz gerekmekte. Yakın takibe, aceleye gerek yok. Aniden durmamalısınız. Bisiklete binmeyi yeni öğrenen, kendine güvenmeyen dostlarımız lütfen en arkada ve kenarlarda olunuz!
* Trafik akışı yönünde ilerleyip (yollar trafiğe kapanacak) Alsancak’tan Kültürpark’a Lozan Kapısı’ndan girilecek ve Kaskatlı Havuz’un yanında turu bitireceğiz. Erkek arkadaşlarımız tramvay hattı yanında yardımcı olacak. Lütfen onlara iyi davranın. Turumuzu İzmir Emniyeti ve Beyaz Kırlangıçlar bisikletli polisler koruyacak. Ama hepimiz kendimizden sorumluyuz.
GİYSİ VE MAKYAJ SEÇİMİ
Tur fotoğrafları kamuya açık alanda çekiliyor ve sosyal medyada paylaşılıyor. Kıyafet ve makyaj seçimlerinizi buna göre yapmanızı öneririz. Teker ve zincirlere dolanacak, sürüşünüzü etkileyecek her şeye dikkat! Bu turu gönüllü kadınlar yapıyor. Bu turla EÇEV aracılığı, Accel Bisiklet’in desteğiyle çocuklara eğitim bursu sağlanıyor.

 

-----

BİR ALINTI
Engin Yavuz’dan: Bir şeye inanmakla yapabilmek arasında bir fark vardır; bu farka cesaret denir... (Not defterimden)

Yazının devamı...

Bedelli askerlere ilkyardım öğretilebilir

( Nitekim televizyonlarda kamu duyurusu olarak da ilkyardımın ve eğitiminin önemi vurgulanıyor. Bazı özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlara ilkyardım eğitimi veriliyor. Mutlaka eğitim verilmeyen yerler de vardır.
ZORUNLU EĞİTİM
Geçenlerde bedelli askerlikle ilgili haberlere bakıyordum. Bedelli askerlere 21 günlük eğitim süresince silah söküp takma, atış, yat-kalk, selam ve yangın söndürme gibi dersler verilecekmiş. Aklıma geldi. Bu derslere ilkyardım da eklenemez mi? Düşünsenize, yaklaşık 400 bin kişiye zorunlu ilkyardım öğretiliyor... 100 binlerce kişinin ilkyardım eğitimi görüp belge alması azımsanabilir mi? Fena mı olur? Dedim ya, aklıma geldi öneriyorum...

-----

SÖZ
SİZİN

BİR ÇEVRE UYARISI
Dünyayı bekleyen büyük
tehlikeyi anlatmak gerek

BU yıl 8 Eylül’de ikincisi düzenlenen “İklim için Ses Ver” eylemine katılan çevre yazarı, gazeteci Ahmet Aydın Akansu, “Karbon ayak izinizi küçültün” bildirileri dağıttı. Ve Akansu, küresel ısınma tehlikesine dikkat çekip öneriler sıraladı:
ANA NEDEN KÜRESEL ISINMA
“Aşırı sıcaklardan bunalmayan kalmamıştır herhalde. Birinci sebebi küresel ısınma. Bilim adamları bas bas bağırıyor. Atmosfere salınan karbondioksit gazı nedeniyle küresel ısınmanın aşırı arttığı, dünyanın dengesinin bozulduğu, mevsimlerin anormal hal aldığı, orman yangınlarının arttığı, buzulların eridiği, sel baskınlarının yaşanacağı sık sık haber olup tekrarlanıyor. Gazete, kitap okuyan, haberleri dinleyen, inceleyenler bu ciddi sorunları biliyor ve mücadele ediyor. Ancak bilmeyen veya ilgilenmeyenlere öğretmemiz gerekmiyor mu?
KAÇ İZMİRLİ BİLİNÇLİ
İzmir’i örnek alalım. Resmi kayıtlara göre 4 milyon 250 bin insan yaşıyor. İzmir’de, dünyamızın aşırı ısınmasına (küresel ısınma) neden olan faktörleri bilenlerin ve mücadele edenlerin sayısı sizce kaç? ‘500 bini geçmez’ diyor ve iddia ediyorum. 500 bin kişi, ‘Bu sıcaklar perişan ediyor, mevsimler değişti, küresel ısınma durdurulmalı, ormanlar yok oluyor, her yer çöplük içinde’ diye yakınıyor.
2 MİLYON KİŞİ KAZANIRIZ
Bilgisi olmayan, ilgilenmeyen 3 milyon 750 bin kişiye küresel ısınmayı anlatmak için işte önerim. İzmir’de her gün 2 milyon kişinin belediye otobüsü, vapur, İZBAN, metro ve tramvay kullandığını kabul edelim. Araç, istasyon ve duraklara televizyon ekranları kurulup, sürekli küresel ısınmanın nedenleri, önlemler, orman ve denizlerin önemi, hava kirliliği ve zararları, çöplerin geri dönüşüm yoluyla ekonomiye katkıları gibi yayınlar yapılsa, ilgisiz 2 milyon kişi daha kazanılsa fena mı olur?
BİLGİ AKTARMAYA VARIM
Bu şehirde derelerin, körfezin ve mazgalların temizliğine yılda en az 5-6 milyon TL harcanıyor. Bu paranın yarısı halkın bilinçlendirilmesi, hatta ödül sistemi ile çöplerin ekonomiye kazandırılması yararlı olmaz mı? Olur ve değeri ölçülemez. Bu konuda belediyede bir masa oluşturup, meclis toplantısına katılıp bilgilerimi aktarmaya bile varım.”

-----

BİR ALKIŞ
Kuşçu Hoca’ya
‘hizmet ödülü’

EGE Üniversitesi Fen Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Sıkı’ya, İzmir Kuş Cenneti’nin biyolojik özellikleri, korunması, ekosistemlerin ısürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması konularında yaptığı bilimsel çalışmalardan dolayı “Ege Üniversitesi Hizmet Ödülü” verildi. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak ödül belgesini verdiği “Kuşçu Hoca”, “Kuşların Elçisi” olarak ünlenen Sıkı’ya çalışmalarından dolayı teşekkür etti.
KORUMAYA DEVAM
“Kuş Cenneti’nin sahip olduğu uluslararası antlaşmalar, kanun ve yönetmeliklerden doğan haklarını korumaya bundan sonra da devam edeceğim” diyen Sıkı, Gediz Deltası’nda yer alan Kuş Cenneti’nin bilim dünyasına ve kamuoyuna duyurulmasının yanı sıra yasal statü kazanması, korunması ve geliştirilmesi için çok sayıda bilimsel proje üreterek, bu projelerin hayata geçirilmesini sağladı.

-----

BİR ALINTI
UYARI: Kirletilip durursa böyle insafsızca/ Toz duman edilirse çevre/ Çam bırakmazsak devire devire/ Hasret kalırız maviye yeşile/ Ciğerlerimiz döner kevgire/ Hepimiz kaldırılırız revire!/ Bulamaz derdimize çare Lokman Hekim bile... (Erhan TIĞLI)

Yazının devamı...

Vekillerin çok daha önemli işleri mi vardı

 


YILDIRIM İHMAL ETMEDİ
Haberlere göre, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, “İzmir’in düğünü” diye nitelediği Fuar’ın açılışına AK Parti’den iki, CHP’den de dört vekilimiz katılmış. Haaa CHP’den bir de genel başkan yardımcısı varmış. “Demek ki, kalan 22 milletvekilinin çok daha önemli işleri varmış. Yoksa vekil seçildikleri kentte 87’nci kez düzenlenen uluslararası fuara mutlaka katılırlardı herhalde” diye düşündüm. Ve de TBMM Başkanı Binali Yıldırım. Fuar açılışına katılarak, seçildiği kenti önemsediğini gösterdi. Çok da iyi etti.

9 EYLÜL KUTLAMALARI

İzmir’in doğum günü CHP
için fırsat olamaz mıydı

İZMİR’in kurtuluşunun 96’ncı yıldönümü örnek alınması gereken coşkuyla kutlandı. Törenlerin ayrıntılarına girmeyeceğim. Sabah Basmane’den başlayıp Cumhuriyet Meydanı’nda sona eren bayraklı yürüyüş bile, “Böylesi olursa ancak İzmir’de olur” dedirtti.
9 Eylül’de aklıma CHP düşüverdi: “O gün CHP de 95’inci kuruluş yıldönümünü Ankara’da kutladı. Genelde de orada kutlanıyor. Ben CHP’li ve de üst düzey yönetici olsam, bu yıl bir farklılık yaratıp İzmir’de kutlardım yıldönümünü. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu milletvekili seçen kentte. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun deyimiyle, ‘Bağımsızlık yolundaki direniş destanımızın simge kenti’ İzmir’in kurtuluş töreniyle birleştirirdim.
BİRLİK VE KAYNAŞMA
Kılıçdaroğlu ile törenlere katılan Muharrem İnce’yi el ele, kol kola verdirirdim. Vekilleri, il başkanlarını ve belediye başkanlarını burada toplardım. İzmir Büyükşehir zaten ev sahipliğini üstlenirdi. Kurtuluş ve kuruluş coşkusunu kaynaştırırdım. ‘Partide kamplaşmalar var. Yerel seçim öncesi hiç de iyi sonuç vermez’ gibisinden söylentiler çıktığı şu günlerde birlik, beraberlik, kaynaşma mesajı vermeye çabalardım. Bir anlamda yerel seçim seferberliğini 9 Eylül’de başlatmış olurdum.”
BU KADARI YETİYOR SANKİ
Sonra kendime gelir gibi oldum. Her şeyden önce CHP’li ve üst düzey yöneticisi değilim. Genel Başkan hangi önemli gününde İzmir’e geliyor ki? Ve de nasılsa İzmir onlara göre, “Çantada keklik. Çok da çabaya gerek yok.” Ne dersiniz, gerçekten öyle mi?

-----

SÖZ
SİZİN

BİR VEFA ÇAĞRISI

Kör Hafız’ın adını
mutlaka yaşatalım

KİMİMİZİN çocukluğunda, kimimizin gençliğinde Kemeraltı’nın simgelerindendi. Gözleri görmezdi, çarşı girişinde, “Beyaz benzin, uçak benzin” diye seslenerek o dönemin çakmaklarına benzin satardı. Ali Engin Nural’ın “Kör Hafız” diye anılan bu simge ve gazi seyyar satıcıyla ilgili bir çağrısı var. Büyükşehir ve Konak belediyelerine, İzmir Ticaret Odası, Ege Bölgesi Sanayi Odası, Ege Genç İşadamları Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve sivil toplum örgütlerine sesleniyor, kampanya açılarak, “Kör Hafız’a vefa” istiyor. Nural’ın mektubu şöyle:
TIBBİYE’DEN VATAN SAVUNMASINA
“Gerçek bir İzmirliydi. Kemeraltı Çarşısı’nda seyyar satıcı olarak 60 yıl çakmaklara benzin satarak geçindi. İzmir’in ve tüm Ege Bölgesi’nin en hareketli çarşısında ‘Benzinci Kör Hafız’ ismiyle tanınıyordu. Asıl adı Mustafa Ayrıközü’ydü, 1902 yılında İzmir’de doğmuştu. Tıbbiye’de öğrenciydi, mezun olup yaşamını hekim olarak sürdüreceğini hayal ederken vatan savunması için Antep’e asker olarak gönderilmişti.
İKİ CEPHEDE İKİ GÖZE VEDA
İşgal altındaki Antep’te Fransızlar’a karşı savaşırken sağ gözünü kaybetmiş. Ardından Musul iline gönderilmiş. Musul’u da İngilizler işgal etmişti. O cephede de İngilizler’e karşı savaşırken, bu kez sol gözünü kaybeder. İki gözünü de kutsal bildiği vatan topraklarını savunurken kaybeden Mustafa Ayrıközü, memleketi İzmir’e döner ve okuluna devam edemez. Kemeraltı Çarşısı’nda 60 yıl sürecek olan seyyar satıcılığa böyle başlar.
HEYKELİ DİKİLESİ ADAM
Kentimizin en büyük çarşısının böylesi bir simge kişisini nasıl unuturuz? Benzinci Hafız, 1997 yılında hür vatan topraklarında yoksulluk içinde göçüp gitmiştir. İzmir’in simge çarşısının uygun bir yerine anıtının yapılmasını, yine uygun bir sokağa isminin verilmesini öneriyorum.” (Kaynak: Alaattin Gürırmak)

-----

BİR ALINTI
Barış Kaşıkçı’dan: Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur. (Benjamin Franklin)

Yazının devamı...

Memleket meselesinde çok önemli bir adım


Ben de Koç Grubu’nun, “Meslek lisesi, memleket meselesi” projesini anımsayıp, “Yine bir meslek eğitimi seferberliği başlatılabileceğini düşündüm. İTO ve Özpoyraz bu konuda önderlik yapabilir, diğer odalarla el ele verilebilir. Gençlere meslek eğitimin önemi anlatılır, burs verilebilir, bilgili ara eleman da sağlanmış olur” demiştim.

ESİAD KÖPRÜ OLACAK
Meslek liselerinin, özellikle öğrencilere uygulama olanağı da sağlanırsa, çok önemli olduğunu düşünenlerdenim. Son olarak bu konuda beni heyecanlandıran bir gelişme yaşandı. Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği (ESİAD), 2006-2013 yıllarında Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi’nde yer alan, 2012’de Özel Sektör Gönüllüleri Derneği’nin (ÖSGD) sürdürdüğü “Meslek Lisesi Koçları Programı” Ege Bölgesi yürütücülüğünü üstlenmiş. ÖSGD Yönetim Kurulu Başkanı Semra Akman’la protokol imzalayan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Sivri, şirketlerin gönüllü çalışanlarının 10 ve 11’inci sınıf meslek lisesi öğrencilerine grup koçluğu yapacağını bildirmiş. Sivri, böylelikle özel sektör ve meslek liseleri arasında kalıcı işbirlikleri yaratma fırsatı doğacağını da vurgulamış.

ÇALIŞAN YOL GÖSTERECEK
Akman da özel şirketler çalışanlarının çocuklara liderlik etmesini ve onlara yol göstermesini sağlamayı amaçladıklarını belirterek, ESİAD’ın bu projeyi Ege’de yaygınlaştıracağına inandıklarını söylemiş. Dedim ya, meslek liselerini, “memleket meselesi” olarak görenlerdenim. Bu işbirliğinin meslek lisesi öğrencileri ve nitelikli ara eleman sıkıntısı çekenler için önemli fırsat olduğunu düşünüyor, herkese “kolay gelsin” diyorum.

 

BİR UZUN TATİLİN ARDINDAN

‘Çöp topla’ diyen oldu mu
gezmenize baksaydınız ya

UZUN bayram tatilini geride bıraktık ya, şöyle bir anımsayalım... Öncelikle ekonomik getiri... Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı, Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği Başkanı Mehmet İşler, “Bayram süresi içinde 9 milyon vatandaşımız ekonomiye 9 milyar lira katkı yaptı” demiş... Bu hesap nasıl yapılır bilemem ama sonuç müthiş... 9 milyar lira ne demek?

TEMİZLİK ALARMI
Ve devam ediyoruz, uzun tatilden aklımızda kalanlara... Hiç kuşkusuz ekonomiye bu denli katkıda bulunanlar çevre kirliliğini de unutmadı. Tatil yerleri adeta çöplüğe döndü. Oradaki belediyeler, tatilcilerin ardından adeta temizlik alarmı verdi. Çöp toplama deyince, sosyal medyada son günlerde yaygınlaşıyor. Efendim bazı ünlüler, tatil yaptıkları yerlerde, sahillerde çöp toplamış, iyi de etmiş. Şimdi, belirli günlerde “çöp toplama seferberliği” düzenlenmesi öneriliyor. Neden olmasın?

KONAK’TA İŞGÜZARLIK!
Tatil günlerinden aklımda kalan bir diğer haber: “Tarihi saat kulesinin bulunduğu Konak Meydanı’nı ziyaret eden Japon turistler, yerlerdeki çöpleri topladı. Çöpleri poşete dolduran turistleri ise bazı vatandaşlar ilgi ve şaşkınlıkla izlerken, bazıları cep telefonlarının kamerasıyla o anları kaydetti. Japon turistleri gezmek için geldikleri İzmir’de çöp toplayarak çevre temizliğine verdikleri önem dikkat çekti.”
JAPONLARI KINIYORUM
Yani taa Japonya’dan gelip bizim çöpleri toplamışlar özet olarak. Ve sevgili Nihat Demirkol’un, “Japonları kınıyorum” başlıklı nefis yazısının başından ve sonundan alıntılarla nokta: “Sosyal medyada bir video dolaşıyor. İzmir Konak Meydanı’nda başlarında şapkaları, gözlerinde güneş gözlükleri, hemşehrilerimin yerlere attığı çöpleri topluyor Japon turistler. Tekrar tekrar seyrettim. İnsanın canı sıkılıyor!
...‘İcap etseydi, o çöpleri biz toplardık; icap etmiyor ki, toplamıyoruz. İcap etseydi, o çöpleri biz toplardık; icap etmiyor ki, toplamıyoruz.’ Japonları kınıyorum! Uzatmasınlar, yoksa Japon mallarını boykot edesim var. Demedi demeyin sonra...”

 

SÖZ SİZİN
BİR YAKINMA

Tramvay Mavişehir
İZBAN’a ulaşmalı

Önceleri birçok kişinin eleştirdiği, şimdi ise ne ‘kadar iyi olmuş’ dediği, gerçekten çok faydalı Karşıyaka tramvayı ile ilgili pek değinilmeyen bir konuyu iletmek istiyorum. Sistem Mavişehir İZBAN İstasyonu’na 2-3 kilometre kala durmuştur.

SORUN ARADAKİ ARAZİ Mİ?
Sorunun aradaki arazinin durumundan kaynaklandığını duyuyoruz. Uzun zamandır açıklama yapılmıyor. İstasyona ya arabamız ile ulaşıyor ve oraya park ediyoruz ya da seyrek otobüsleriyle gidebiliyoruz. Otobüs durağı istasyona mesafeli. Sıcak, yağmur, soğuk engel yaratıyor. Oysa bu 2-3 kilometrelik bağlantı sağlansa büyük tasarruf olacağına inanıyorum. (K. Ruhi Büyükburç)


BİR ALINTI

Engin Yavuz’dan: Düne geri dönemem, çünkü o zaman bir başkasıydım.
(Lewis CARROLL)





.

Yazının devamı...

İzmir şehir koalisyonu ve Başkan’ın titizliği


KRİZLERİN AŞILMASI
Kocaoğlu, ülkede ve dünyada yaşanan sıkıntılarda İEF’nin, fuarcılığın ve İzmir’in dünya barışına, kardeşliğine çok büyük katkı yapacağına inandığını vurguladı, “Ülkemizin, bölgemizin, dünyanın yaşadığı kriz ortamını aşabilmek için fuarların, özellikle de İEF’nin ilaç olacağını düşünüyorum” dedi. Nitekim ertesi gün Kocaoğlu’nun, “İlaç olacak” sözleri yansımıştı genelde manşetlere. Güler de sponsorluktan gurur duyduklarını, her zaman katılımcı olacaklarını bildirdi. Sancak ise üçüncü kez Fuar’ın ana sponsorluğunu üstlendiklerini belirtti, İzmir’in Türkiye’deki en önemli kentlerin başında geldiğini vurguladı, “Daha çok yücelmesini, şehrimizin dünya çapında hak ettiği noktaya ulaşmasını istiyoruz” dedi.
İŞ ALEMİNE YİNE ÇAĞRI
Bana gelince, önce Kocaoğlu’nun sponsorlukla ilgili sözlerini ileteyim. Fuar’a yine Folkart, Vestel ve Migros’un sponsor olduğunu bildirdi, “Sponsor olmak isteyen firmalara açığız. İzmir iş aleminden beklemekteyiz, umarım gerçekleşir” dedi.
DUYGU ORTAKLIĞI
Ve Sancak’ın haberlere pek yansımayan bazı sözleri: “Yerel yönetim ve merkezi hükümetin, ayrı ayrı yatırımlarını çoğalttığı, şehrin daha çok kalkınması adına, zengin işbirliklerinin sergilendiği, dayanışmanın öne çıktığı, ‘İzmir şehir koalisyonu’ tablosunun güçlenmesi de, hepimiz için sevindirici. ...İzmirli kurumların, biz işadamlarının, kamunun, hemşehrilerimizin geleceğin İzmir’ine, işte bu ve benzeri düşüncelerle yaklaşmasının çok değerli bir ‘duygu ortaklığı’ yarattığını düşünüyorum.”
HERKESİN ÇABASI GEREK
“İzmir şehir koalisyonu” kavramı ve geleceğin kentine yaklaşımların “duygu ortaklığı” yarattığı düşüncesi dikkatimi çekti. Özellikle, “Şehir koalisyonu” çok önemli bana göre. Sancak’a göre oluşmuş, ama tam anlamıyla gerçekleşmesi için her kesimin çabası gerek. Kocaoğlu ve AK Parti İl Başkanı Aydın Şengül’ün Ankara seferleri umut verici sayılabilir.
Yine de örneğin, geçenlerde Fuar’a ilgilerini ilettiğim meslek örgütleri, el ele verdikleri bazı temel projelerde elbette iktidarla yol almaya bakacak. Ama Büyükşehir’e de, muhalefet partisinden de olsa, belediyelere bilgi verip danışsalar, hatta katkı isteseler, “o koalisyon” ve “duygu ortaklığı” için çok iyi olmaz mı? Bana göre koalisyon, geleceğin İzmir’i için güçlenir. Sonuçta Sancak’ın “İzmir şehir koalisyonu” kavramı çok hoşuma gitti doğrusu.
GOLLÜK PAS GİBİ SORU
Ve de toplantının finalinde, Kocaoğlu’nun çok önemli tavrı. Başkan, konuşmasının sonunda, varsa soruları yanıtlayacağını bildirdi, ses çıkmayınca gülerek, “Ya iyi anlattık herkes anladı. Ya da anlatamadık kimse bir şey anlayamadı bu yüzden soru yok” dedi. Bunun üzerine bir meslektaşımız, “Ülkeye bu denli katkısına karşılık İzmir hak ettiğini alabiliyor mu?” gibisinden bir soru yöneltti. Hani sanki “Pası verdim golü at artık” dermişçesine.
POLİTİKAYI AYRI TUTTU
Kocaoğlu da böyle yapabilir, iktidarla zaman zaman yaşanan olumsuzlukları dile getirme fırsatı olarak görebilirdi. Ama yapmadı, “Burada Fuar’ı konuşuyoruz. Fuar’la ilgili soruları yanıtlarım” dedi. Fuar’la politikayı ayrı tutma özenini çok olumlu buldum, “Bu da şehir koalisyonu adımı. Belki açılışta özlenen dostluk görüntüleri sergilenir” dedim içimden. 87’inci Fuar’ın İzmir ve ülke ekonomisine katkı sağlayarak “ilaç olmasını”, gelen herkesin güzel zaman geçirip keyiflenmesini diliyorum.

------
SÖZ SİZİN

BİR YAKINMA

Son günlerdeki koku
nereden kaynaklanıyor

BUGÜNLERDE çeşitli yollarla genelde Üçkuyular, Güzelyalı, Alsancak’ta Namık Kemal Lisesi ve civarından, “Özellikle geceleri yoğun bir kanalizasyon kokusu sarıyor ortalığı, koku bazen oldukça rahatsız edici boyuta ulaşıyor” yakınmaları alıyorum. Etkililere, yetkililere duyurulur.

BİR ETKİNLİK

Sanatta Görünürlük
Festivali Seferihisar’da

AÇIK Stüdyo 9 ve 21 Eylül’de Seferihisar’da ücretsiz izlenebilecek, ‘Sanatta Görünürlük Festivali – İzmir’i düzenliyor. Festivali Lokall İzmir Kent Rehberi, Civil Society Exchange, Spaces of Culture, Seferihisar Belediyesi, Teos Kültür Sanat Derneği destekliyor. Festival ekibi Şafak Ersözlü, Bahar Nihal Ersözlü, Özgür Aydek, Sarp Keskiner, Serenay Oğuz ve Filiz İzem Yaşın’dan oluşuyor.
İKİ GÜNLÜK PROGRAM
* 9 Eylül- (Teos Yazarlar Evi Uygulama ve Araştırma Merkezi) 18.30: Tuğçe Tuna / Türkiye’de Çağdaş Dans (konuşma) 20.30: Serenay Oğuz / Boşlukları Doldur (performans)
* 21 Eylül – (Teos Marina) 20.00: Mihran Tomasyan (Çıplak Ayaklar Kumpanyası) / Sen Balık Değilsin ki (performans) 21.00 İlyas Odman / One for the Road (performans) 22.00 Gizem Aksu, Sarp Keskiner, Ivo Ivanov, Valko Chobanov / bak-IŞ (misafir sanatçı, yapım aşaması performansı)

BİR ALINTI
Barış Kaşıkçı’dan: Geçmiş veya gelecek yoktur, sadece sonsuz bir şimdi vardır. (James Joyce)

Yazının devamı...

Heykeli merkez yapmak yerine ‘nasıl kurtuluruz’ diye düşünülmeli


ÖNEMLİ VE PRESTİJLİYMİŞ
İçerisinde çocuk atölyeleri, bilim atölyeleri ve zeka oyun alanları, okuma salonları, atölyeler, kütüphaneler ve oyun salonları gibi çocukların gelişimi için gereksinim duyulacak tüm ihtiyaçları karşılayacak olan merkez, İzmir’de bu anlamda tek olacak. Proje aşamasında olan Nasreddin Hoca Bilim-Kültür Merkezi için İZKA’ya müracaatta bulunuldu. Tesis tamamlandığında Karabağlar Belediyesi’nin önemli ve prestijli bir sosyal projesi olarak hizmet verecek.”
O ŞEYE KAFAM TAKIK
Karabağlar ve Nasreddin Hoca denilince tabii ki İzmir’in girişinde, kentle ilgisiz ve hiç de yakışmayan o heykel geliyor aklıma. Okuyanlar bilir o malum şeye kafam takık. Ve eski bir yazım: 17 Ekim 2016: “MERAK EDİYORUM: NEDEN KONULDU-İzmir’e yakışıyor mu? Geçenlerde Uzundere tarafına gittim ve yine gördüm onu. Uzundere Rekreasyon Alanı’ndaki, kimse kusura bakmasın, bana göre gereksiz, acayip, şaşılacak şeyi. Nasreddin Hoca’nın heykelini.
SANATA SAYGI SONSUZ AMA
Yeşil alana asla itirazım yok. Gerçekleştirenlerin ellerine sağlık. Ama o tuhaf heykele sonuna kadar itirazım var. Kente Uzundere tarafından gelenleri adeta korkutarak karşılıyor. Sanata, sanatçıya saygım sonsuz. Ancak kim ne derse desin, o heykel İzmir’e yakışmıyor. Zaten İzmir’le ilgisi de yok. Ne akla hizmet İzmir girişine Hoca’nın heykeli konulmuş, bunu da anlamak zor.”
GELENLERİN KORKMAMASI GEREK
Merkez projesi bana şaka gibi geldi. Oradaki bilim-sanat ve kültür merkezi projesine itirazım var. Hadi diyelim ki böyle bir merkeze dönüştürüldü orası. Önce oraya gelenlerin o tuhaf şeyden korkmamasını sağlamak gerek. Ve de uygun bir dille orada neden Nasreddin Hoca’nın dikildiğini anlatmak. Bu da nasıl mümkün olur bilemiyorum. Bence Karabağlar Belediyesi’nin oraya bilim-sanat kültür merkezi yapmak yerine başka şeyi düşünmesi gerek: “Bu tuhaf heykelden nasıl kurtulabiliriz?”

SÖZ SİZİN
BİR ACI VEDA

Mavi Ece Bebek
artık bir melek

9 Eylül Gazetesi’nde görüp bu köşeye aktarmıştım Mavi Ece Kurs’un dramını. Bir bağışıklık hastalığıyla dünyaya gelmişti. Yaşamı ilik nakline bağlıydı. KSK taraftarı baba Burak Kurs, sosyal medyada yardım istedi. Karşıyaka ve Göztepe taraftarı seferber oldu.
ANISI ÖRNEK OLSUN
Kan bağışı kampanyaları açıldı. Ancak altı aydır kan ve trombosit desteği alan Mavi Ece’nin yaşam savaşında yenik düştüğünü yine 9 Eylül’de Burak Yıldız’ın haberinden öğrendim. Artık melek olan yavrularını yitiren Sinem-Burak Kurs çiftine sabır diliyorum. Başımız sağ olsun. Umarım Mavi Ece’nin öyküsü, kan ve organ bağışlarına hız kazandırır.


BİR ‘TADIM’ TEŞEKKÜR

Duyarlı firma
örnek alınmalı

GEÇENLERDE, “Çiğdemi temiz çitlemek gerek” demiş ve eklemiştim: “Basit gibi görünen önemli bir konuya değinmek istiyorum. Efendim çiğdem/çekirdek çitlemeye. İzmir’de pek yaygındır, adeta tiryakiliktir... Elbette sözüm yok... Ama çiğdem çitleyip kabuklarını gelişigüzel yere atanlar? Bunu engellemek için kabukluklar bile satılıyor, Kordon’a poşet konuldu. Ama kimin umurunda? En büyük dileğim bu kirliliğin önlenmesi...”
Ve çok değerli bir mektup aldım geçenlerde, Tadım Gıda Maddeleri A.Ş.’den, paylaşıyorum:
“Geçtiğimiz hafta içerisinde Hürriyet Ege’de ay çekirdeği çöplerinin yere atılmaması yönündeki yönlendirici yazınızı mutlulukla okuduk.
ÇÖP POŞETİ PROJESİ
Tadım olarak, aynı hassasiyetle, ay çekirdeği kabuklarının yerlere atılmasını önlemek amacıyla ‘Ay Çekirdeği Çöp Poşeti’ projemizi yürütüyoruz. Proje kapsamında açık alan, çay bahçesi, sahil kenarı gibi ay çekirdeğinin sık tüketildiği bölgelerdeki geleneksel satış noktalarında, ay çekirdeği paketlerimizle birlikte, çöp poşetlerimizi ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Konuyu yeniden gündeme taşıdığınız ve hassasiyetiniz için Tadım ailesi olarak çok teşekkür ederiz. Tadım Pazarlama Ekibi.”
“Tadı damağınızda, çöpler poşetinde kalsın” yazılı poşet dağıtan bir kuru yemiş firmasının bu duyarlılığı beni çok mutlu etti. Ben de Tadım ailesine yürekten teşekkür ediyor, örnek alınmalarını diliyorum.

BİR ALINTI
Emine Kantarcı’dan: Ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri, etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. (Sabahattin Ali)

Yazının devamı...

İş dünyasının fuar ilgisi hep sürsün


Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, daha çok firmanın sponsorluk için başvurmasını diler. Ben de, “Fuar’a sponsor olmak için çok başvuru olmuş da, Büyükşehir geri mi çevirmiş” diye sorarım. Anlaşılan bu yıl da beklentiler boşa çıktı, çünkü ana sponsor yine Folkart. Dilerim yine ve aynı boş tartışmalar yaşanmaz, herkes Fuar’ın tadını çıkarmaya bakar.

ÇOK GÜZEL GELİŞMELER
Öte yandan bu yıl Fuar öncesi güzel ve önemli gelişmeler var. İş dünyası, 87’nci Fuar’dan çok umutlu. Anımsadığım kadarıyla, iş dünyasının son yıllarda benzerine rastlamadığımız ilgisi var Fuar’a. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “İnovasyon-Teknoloji” ana temalı Fuar’ın bir çok ünlü markaları buluşturacağını savundu, İzmir İş Günleri’nde 1 milyar dolarlık bağlantı kurulmasını beklediğini vurguladı.

KATKI DA ÖNEREBİLİRLER
İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Zekeriya Mutlu da 87’inci Fuar’ın getirisinden çok umutlu olduklarını vurguladı.

SONUÇTA İZMİR KAZANIR
Dedim ya, iş dünyası bu yıl Fuar’a çok yakından ilgili, bu da sevindirici tabii ki. Başkan Kocaoğlu da bu ilgiden mutludur sanırım. Ve de iş dünyasının bu ilgisinin hep sürmesini, görüşlerini Büyükşehir’e iletmelerini, hatta tüm fuarlara katkı önermelerini dilerim. Sonuç olarak fuarlara katkı, İzmir’e katkı demek... (Bu arada konserlerle, çeşitli etkinliklerle Fuar’da bir şölen havası esecek gibi...)

 

 
BİR DEĞERLENDİRME

Arap turistin yeni
gözdesi İzmir mi?

GEÇEN hafta yolum bir restorana düştü. O da ne? Şimdiye kadar görmediğim kadar Arap turist vardı. Sordum, bu ara sürpriz sayılabilecek yoğunlukta, çoluklu çocuklu Arap geliyormuş. “Arap turistin yeni gözdesi İzmir mi? Acaba mülk edinmeye mi geliyorlar? Dövizin değer kazanmasının bu yoğunlukta rolü var mı?” diye düşündüm.

NE OLUR GELMEYİN
Ve de uzun bayram tatili sona erdi. Özellikle sahildeki gözde tatil yerleri doldu, taştı, çoğuna gelenlerin sayısı 1 milyonu aştı. Doğal olarak konaklama yerleri de doldu, esnaf da yoğunluğun keyfini çıkardı. Geçen cuma günü gazetelerde, “Ne olur gelmeyin” başlıklı bir haber dikkatimi çekti. Çeşme Otelciler Birliği Başkanı Yakup Demir, tatil için ilçeyi düşünenlere, “Şimdi gelmeyin, eylül ayında gelin” diye seslenmiş.

GELECEK AY DA DOLSUN
Tabii ki tatilcilerin kalabalık yüzünden sıkıntı çekmemesini dilemiş ama biraz geç olmuş sanki. Çünkü haberin çıktığı gün tatilcilerin bir bölümü evlerine dönme hazırlığındaydı. Yani gelen zaten gelmişti. Ama Demir, eylül ayında da belirli bir doluluk yakalanmasını amaçlamış olabilir. Uzun tatil deyince merak ettim: “Konaklama yerlerinde yüzde 100 doluluk sağlandığı söylendi. Acaba yabancı turist geldi mi bu yıl Çeşme’ye? Ya da umulan yabancı turist konuk edilebildi mi?”

 

BİR TATİLİN ARDINDAN BAŞKAN MESAJLARI

Gelenlere teşekkür
* Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu: “Tatil için Didim ve Kuşadası’nı tercih eden herkese teşekkür ederiz. Hepinize evinize dönerken keyifli yolculuklar dileriz. Tekrar görüşmek üzere.”

Herkesi tekrar bekliyoruz
* Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer: “Seferihisar’da olağanüstü bir doluluk yaşadık, her yer doldu. Tüm personelimizle hizmet vermeye çalıştık ancak bu kalabalık trafik sıkışıklığı, çöp artışı gibi aksamalara neden oldu. Olanca çaba ve iyi niyetimize rağmen eksiklikler için anlayışınızı rica ediyoruz. İlk fırsatta herkesi tekrar bekliyoruz. Bir dahaki sefere hizmetimiz kusursuz ve daha güzel olacak.”

 

BİR ALINTI
Engin Yavuz’dan: Başkalarını mutlu etmek için yaşarsan seni herkes sever; kendin hariç... (Paulo COELHO)

Yazının devamı...

Çiğdem çitleyene çare var ama önemli olan duyarlılık


Özellikle akşamları Güzelyalı, Göztepe, Karataş, Konak, Pasaport, Birinci Kordon, Bayraklı, Karşıyaka, Bostanlı sahiline çıkılır ve çiğdem çitlenir. Haaa, kabak çekirdeği tercihi olanlar da vardır. Ancak çekirdekçilerin genelde ortak yanı, kabukları yere, çimlere, özetle bulundukları gelişigüzel atmalarıdır.


ATMAYAN ‘ENAYİ’ SAYILIR
Çok azınlık, çekirdek kabuklarını yere atmamaya özen gösterir, genelde de bu duyarlı kişilere bıyık altından gülünerek, “enayiler” gözüyle bakılır. Sonuç, bu çiğdem-çekirdek çitleyenler sayesinde özellikle sahiller, parklar kabuklardan kar yağmış gibi olur. Büyükşehir Belediyesi Kordon’da çekirdek kabukları için poşetler koydu ama kim bakar. İş, ceza gözdağına kadar vardı.


CAYDIRICI OLACAK MI?
Nitekim para cezası da var, yanılmıyorsam 35 lira kadar... Ne denli caydırıcıdır bilemem. Ama çitleme tutkunlarına bir hizmetim var. Marketlerde artık, “Cep-kabukluk” satılıyor. Adını ben böyle koydum, çünkü cep telefonunuzu koyacağınız yer var, çiğdem veya ay çekirdeği ve de kabuk yeri... Telefonunuz gözünüzün önündeyken çitleyin, sonra kabukları çöp kutularına boşaltıverin...


ÇÖP KUTULARINA ATALIM
Tabii kabukluk falan hak getire... Çiğdem-çekirdek çitleyenlere çağrım var: Kentimizin temizliğini, güzelliğini düşünelim, kabukları yere atmayalım. Yanımıza bir poşet alalım ya da çekirdekçiden bir ek külah. Kabukları çöp kutularına atalım. Unutmayalım, bu çekirdek kabukları için İzmir’de onlarca, belki de yüzlerce temizlik görevlisi mesai harcıyor. Oysa çekirdek yerine başka temizlik işlerine odaklanabilirler... İyi ve temiz çitlemeler...

--------------------------

BİR SEL UYARISI

Su en küçük hatayı
çok pahalı ödetir

EGE Orman Vakfı Genel Müdürü Metin Gençol, Karadeniz’deki son selden sonra bir açıklama yapmıştı, anımsayalım: “Yaşadığımız her sel felaketi sonrası merhum Orman Yüksek Mühendisi Kemal Aşk’ın ‘Erozyonla Savaş El Kitabı’ aklıma gelir. Kitabında erozyonla ve selle mücadeleyi anlatırken Fransız İnşaat Mühendisi Joseph Chaılley’in (1795-1861) şu sözünü öne çıkarmıştır: ‘Su çetin bir muarızdır (karşı çıkandır), bütün hataları keşfetmesini bilir ve en küçük hatayı çok pahalı ödetir.’


TEKNİK KABUL ETMEZ
Teknik, sele teslim olma diye bir şeyi kabul etmez. Selle mücadele çalışmasında ana prensip, düşen yağmur suyunu mümkün olduğunca düştüğü yerde tutmak, yağmur damlalarının birleşerek tahrip edici güce kavuşmasını önlemektir. Türkiye’de erozyonla, sellerle mücadeleyi ilk kez Orman Bakanlığı 1955’te Tokat’ta Behzat Deresi Havzası’nda başlattı. Tokat’ta selle mücadeleyi başlatıp, uygulayan ve kenti olası sel felaketlerinden kurtaran Kemal Aşk’ı Tokatlılar minnetle anmaktadır.


ORMANLARI KORUMALIYIZ
Yine hatırlayalım Kemal Aşk 5 Kasım 1995’te 65 cana mal olan İzmir sel felaketinin olacağını 3 ay önceden tahmin etmişti. İzmirliler Girne Caddesi’nde dere olduğunu o zaman anladı. Küresel ısınma ve onun sonucu iklim değişikliğini çok yoğun olarak yaşadığımız günlere geldik. Bilim adamları gelecek yıllarda risklerin daha da artacağını ifade ediyorlar. Küresel iklim değişiminin sonuçlarını yoğun yaşadığımız günümüzde ormanlarımızı gözümüz gibi korumalı, ağaçlandırmaya önem vermeli, erozyonla ve selle mücadeleyi havza başında planlayıp uygulamalıyız.”

BİR KUTLAMA
İzmir Life 204 aydır
okuruyla buluşuyor

“İzmir Life, kentin en uzun soluklu dergisi olma unvanını sürdürüyor. Tam tamına 204 aydır sizlerle birlikteyiz...” Derginin son sayısında, İzmir Life Yayın Koordinatörü Deniz Çaba böyle diyor. Ve de “okunacak dergi” çıkarma çabalarını sürdüreceklerini vurguluyor. İzmir’de dergicilikte 17 yılı geride bırakmak hiç de kolay iş değil. Hakkı Kesirli yönetimindeki İzmir Life ekibini kutluyorum, başarı diliyor, “Kolay gelsin, nice yıllara” diyorum.

BİR ALINTI
Engin Yavuz’dan: Yaşanacak kısacık bir hayat var. Binilecek bisikletler var, yürünecek yollar ve tadına varılacak günbatımları...(Cesare PAVESE)

------------------------

BAYRAMINIZI KUTLUYORUM. HER GÜNÜNÜZÜN BAYRAM TADINDA OLMASINI DİLİYORUM. (Umarım tüm sürücüler tatil dönüşü trafik kurallarına uyar, kazalar oluşmaz, herkes sağ salim evine döner.)

Yazının devamı...