GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Geleceğimizin en büyük sorunu


“İsmim Yalçın Paslı, Tezmaksan Makine Sanayi AŞ’de koordinatör olarak görev yapmaktayım. İstanbul’da çalışıyor olmama rağmen, işim dolayısıyla çok fazla seyahat etmekte olup İzmir’e yaptığım seyahatte Hürriyet Gazetesi’ndeki yazınızı okudum. Sektörün içinde birisi olarak çalışmalarımızdan kısaca bilgi vermek, Türkiye’nin geleceğinin en büyük sorunu olan bu konu başlığını bugüne kadar dile getirmeye çalıştığımız platformlara ilave, sizinle de paylaşmak istiyorum.

EĞİTİMLE İLGİLİ İŞ İSTEMİYORLAR
Meslek liselerindeki öğrenci sayısı ve niteliği azalmakta olup, okula devam edenlerin büyük çoğunluğu da okul sonrasında aldığı eğitimle ilgili bir işte çalışmak istememektedir. Birkaç meslek lisesinde mezun olan öğrencilerin nerede istihdam edildiğini araştırabilirseniz zaten durumu görebilirsiniz.

NİTELİKLİ ELEMAN SORUNU
Türkiye’nin her tarafındaki, her ölçekli sanayi kuruluşu ile çalışmakta olup ziyaret ettiğimiz müşteriler, firmalarla konuştuğumuz ana sorunumuz ‘nitelikli eleman’ , ‘ara eleman’ olup, bu sorun her yıl giderek artmaktadır.
Sanayi bölgelerindeki hemen hemen her fabrika veya kuruluşun duvarlarında ‘eleman aranıyor’ ilanlarını rahatlıkla görebilirsiniz. Yani bir tarafta sanayinin ‘ara eleman’ , ‘nitelikli eleman’ ihtiyacını gidermek için kurulan meslek liseleri, diğer taraftan bu okullardan mezun olan gençlerimizi istihdam etmeye hazır sanayicimiz olmasına rağmen bu iki taraf gittikçe birbirinden uzaklaşmaktadır.

KÖTÜ GİDİŞİN FARKINDA OLAN AZ
Türkiye’nin GSMH’nin büyümesi için üretmesine, üretebilmesi için de başlıca üç önemli kritere ihtiyaç vardır. Teknoloji, sermaye (finansman), insan kaynağı. Teknoloji ve sermayeye erişim konusunda çok fazla sıkıntı yok, bir şekilde erişebiliyorsunuz. Ancak ‘insan kaynağı’ dediğiniz zaman, bugünden planlamasını yaptığınız taktirde ancak on yıl sonra meyvelerini alabilirsiniz, maalesef bu kötü gidişatın çok az kişi, platform farkında.

TORNA İLE ŞEKİLLENEN HAYATLAR
Milli otomobilimiz, milli uçaklarımızın üretebilmesi için teknoloji ve sermaye var, ya insan kaynağı? Bu sorunu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak gördüğümde, kendi çapımda bir şeyler yapmaya karar verdim. İşimizin gereği Türkiye’nin birçok yerinde ziyaret ettiğim firmaların zaman zaman kurucularıyla tanışma ve sohbet imkanım oluyor. Bazı sanayicilerimizin hayat hikayelerini ‘Torna ile Şekillenen Hayatlar’ adlı kitapta yazmaya karar verdim ve 2016 yılında kitabı yayınladık. Kaynak kitap olmasının yanı sıra özellikle meslek liseleri ve üniversitelerden mezun olan gençlerimize rol model olabilecek Beyçelik, Ermetal, İnoksan, Dirinler Makine, Silverline, Estaş gibi birbirinden değerli 25 firmanın hayat hikâyesini kaleme aldım. Kitabın devamında 100’den fazla meslek lisesi ve üniversitede 10 bine yakın gencimizle buluşarak kimi zaman kitaptaki sanayicilerimiz, kimi zamanda diğer sanayicilerimizle birlikte ‘Torna İle Şekillenen Hayatlar’ adlı seminerler verilerek , gençlerimize okul sonrasında imalat sektöründe çalışmaları ve iş fırsatları hakkında bilgilendirmeler yapmaya devam ediyoruz.

KİTAP GELİRİ GENÇLERE
Bu yıl ‘Torna İle Şekillenen Hayatlar’ın devamının yanı sıra meslek liselerinde ve üniversitelerde okumakta olan kız öğrencilerimiz için ‘Kadın Sanayici Olmaz mı Dediniz?’ isimli iki kitabı da yazmakta olup, temmuz ayı gibi basımı yapılacaktır. Kitapla ilgili gelirlerin tamamının, Tezmaksan Akademi’de teknik eğitim almakta olan gençlerimize harcanmakta olduğunu da paylaşmak istiyorum. (Yalçın PASLI)”
Yalçın Paslı’ya teşekkür ediyor, sevgili Selami Özpoyraz’dan bu konuda atılacak adımlardan haber bekliyorum. Kolay gelsin...


 

BİR ANIMSATMA

Nargile bilmecesi

SITKI Şükürer önceki gün bir yazı yazmış, “İnciraltı okaliptüslü yol üzerinde bir takım garip isimli mekanlar peydah oldu. Pek öyle derme çatma yerler değiller. Hatta bazılarında (kırmızı kadifeli) iskemleler bile var (!) Anladığım, nargile içilen mekanlar bunlar. Nargile dediysek de tömbeki değil, bir takım kimyasallarla takviyelenmiş, meyveli denilen muhtemelen kanserojen tütünler servis ediliyor. Toplumumuz, sanki zor zamanlardan geçiyor ve bir tuhaf kimliksizlik halleri artan ölçüde gençliğimizi sarıyor” demiş.

SİGARA YASAK O ÖZGÜR
O tür yerler o yolla sınırlı değil... Geçen yılın eylül ayındaki bir yazımı anımsattı bu. Sonra da yazdım ama herhangi bir etkili ya da yetkiliden yanıt alamadım:
“Sigaranın kamuya açık yerlerde yasaklanması, içiminin kısıtlanması bana göre en olumlu kararlardan. Bu yasak iş kolları da yarattı. Kafeterya, lokanta gibi yerlerde sigara içenler dışarıda oturduğu için ısıtıcılar geliştirildi, sandalyelere şallar koyuldu... İşletmeler yanları, üzerleri açılır kapanır bölümler oluşturdu. Hatta bu yasağın daha da sertleşeceği bir cam bile bulunan yerlerde sigara içilemeyeceği söyleniyor. (Bu da biraz abartılı gibi)

HER YERDE AÇILIYOR
Benim konum bu değil. Sigaraya bu denli dikkat edilirken her yerde nargilecilerin açılması dikkatimi çekiyor. ‘Kafe, salon, ev’ adı altında açılan açılana... Gidin Bostanlı’ya, Bornova’da Büyük Park, Küçük Park civarına, Güzelyalı- Göztepe sahiline... Nargilecilerin gençlerle dolu olduğunu görürsünüz.

KURALLARA UYGUNSA LAF YOK
Nargilelerde tütün mü sunuluyor, yoksa meyve aromalı başka şey mi bilemiyorum. Nargileciler sıkı denetleniyor mu, onun da bilgisi yok bende. Zaten denetleniyor ve her şey kurallara uygunsa lafım yok. Ama dedim ya, her yer nargileci doluyor. (Tabii ki iş sahası da yaratılmış oluyor, ona da eyvallah. Ben yalnızca gençlerin sağlığının korunmasına dikkat çekmek istiyorum.)”

BİR ÖNEMLİ RESİM
Selam olsun


İZMİR Medyası’nın üç önemli foto muhabirini, üstadını, ayrılmaz dostunu anmak istedim nedense... Onları bilenler bilir... Celal Yılmaz, Gazanfer Karpat ve Ergun Ulcay... Yukarıdan bize bakıp gülümsüyorlardır herhalde... Selam olsun...

BİR ALINTI

Emine Kantarcı’dan: Çağımızın en büyük sorunu: Akıllılar hep kuşku içindeyken, aptallar küstahça kendinden emindir. (Bertrand Russell)

Yazının devamı...

Bizim yamaç paraşütçülerden Çin’de ‘Hava oyunları’ düzenlemesi



“Çin Hükümeti, ağustos ayında ilk kez düzenleyeceği ‘Guizhou Uluslararası Hava Oyunları’ organizasyonunu Kadri Tuğlu, Celal Yıldız ve Ahmet Sadıç’tan oluşan Türk ekibine verdi. Görev aldığım televizyon programlarının çekimlerinde bizlerle yakından ilgilenen ve dostluğunu hiç unutmadığım Fethiye Turizm Tanıtım Kültür Çevre ve Eğitim Vakfı (FETAV) Müdürü Dilek Dinçer’in sayesinde tanıştığım Ahmet Sadıç, Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası’nın kuruluşu olan Güç Birliği Şirketi Genel Koordinatörü olarak görev yaptığı dönemde, Babadağ’dan yamaç paraşütü uçuşlarının artmasında büyük emek harcamıştır.

15 YILLIK DENEYİMİN ESERİ
15 yıl dünya turizminden edindiği tecrübelerini Fethiye’ye kullanan Sadıç ile tanıştığım dönemde 80 bin olan yamaç paraşütü uçuşu daha sonraki yıllarda 120-130 binlere kadar çıktı. 1700-1800-1900 metrelerden atlayışların yapıldığı Babadağ’a 1200 metreye kurduğu pistle uçuşların 12 aya çıkmasına önayak olan Ahmet Sadıç, hem tüm pilotların kalbini kazandı, hem de kış mevsiminde 20-30 bin artı uçuş kazandırmış oldu.

KOŞUP UÇARAK GELEN SEKTÖR
1980’lerin başında birkaç yenilikçi Fethiyeli gencin farklı bir paraşütle yamaçlardan koşarak uçmaya başlamaları, pek çok iş koluna yılda 100 milyonluk sektör yaratmış. Dünyaca ünlü Fethiye’nin Ölüdeniz plajına 1969 metrelik yüksekliği ile bulutların arasından bakan Babadağ’dan, kuş misali uçanlar St. Nikolas Adası, Kelebekler Vadisi, Mavi Mağara, Kabak ve Akvaryum Koyları, Patara plajı ile Dalaman hatta Rodos’u bile görebiliyor.

EKİM AYINDA BÜYÜK ETKİNLİK
FETAV tarafından bu yıl 15-19 Ekim tarihinde 19’ncusu gerçekleştirilecek olan ‘Uluslararası Ölüdeniz Hava Oyunları’na dünyanın 45 ülkesinden 600’ün üzerinde pilotun katılacağını belirten Ölüdeniz Hava Oyunları Organizasyonu Sorumlusu Kadri Tuğlu, ‘5 gün sürecek aktivitelerde motorlu yamaç paraşütü, model uçak, motorlu ve motorsuz delta kanat, sabit sıcak hava balon gösterileri ile Türk Hava Kuvvetleri’nin Türk Yıldızları ve Solo Türk gösterileri yapılacak’ dedi.

ÜLKE İNSANINA SEVDİRDİLER
Anadolu’nun heybetli Toros Dağlarının Akdeniz’e sevdalanıp bereket saçtığı Babadağ, yamaç paraşütü yapan yabancılar tarafından dağ, yükseklik, deniz ve görsellik bakımından en görkemli atmosfere sahip olmasından çok etkileniyorlar. Son yılların en yoğun turistini Çinliler oluşturuyor. Celal Yıldız’ın kurduğu Fly Türk firmasının ortağı Çinli Lei Ye’nin ülke insanına sevdirdiği yamaç paraşütü sayesinde yılda 30-40 bin Çinli, Fethiye’nin yolunu tutuyor. 2 yıl Babadağ Hava Sporları Merkezi Genel Koordinatörlüğü yapan ve şu anda Çameli Belediyesi Kültür ve Spor Danışmanlığını yürüten Ahmet Sadıç, ağustos ayında ilk kez düzenlenecek olan Guizhou Uluslararası Hava Oyunları hakkında şu bilgileri verdi:

TEKLİF ONLARDAN GELDİ
‘Fly Türk firmasının ortağı Çinli Lei Ye’nin girişimleri ile Çin Hükümeti, ülkelerinde yamaç paraşütü hava oyunları düzenlememizi teklif ettiler. Çin’in en büyük şehirlerinden biri olan ve yamaç paraşütüne uygun olan Guizhou kenti seçildi. Ağustos ayında yapılacak hava oyunları 3 farklı bölgede 8 gün sürecek. Hava oyunlarının organizasyonunu 19 yıldır Ölüdeniz hava oyunlarının başında bulunan Kadri Tuğlu, yüzlerce yamaç paraşütü pilotu yetiştiren ve Ölüdeniz Profesyonel Yamaç Paraşütü (Tandem) Pilotları Kooperatifi Başkanı Celal Yıldız yarışmaya katılacak pilotlarla, ben de
yamaç paraşütü pistleri ve alt yapı çalışmalarından sorumlu olacağım.”

‘KOLAY GELSİN’ DEMEK DÜŞER
Akansu’nun dediklerine bir şeyler katmanın gereği yok bence. Yamaç paraşütü ve göklerde deneyimli olan üç kafadarın başarısıdır söz konusu olan. Eeeee bugün şeker tadında bir şeyler iyi olur demiştik ya... Fena da gitmedi sanki... Çin’de sorumluluk alacak üç arkadaşa başarılar diliyor, “Kolay gelsin” diyorum...



SÖZ SİZİN

BİR ÖNERİ

Vali Konağı kütüphaneyle
müze olarak kullanılabilir

BEN Bornova Anadolu Lisesi’nden emekli matematik öğretmeni Memnune Çiftelerli. Göztepe semtimizde olan “Vali Konağı” (Vali ve ailesi taşınmış olduğundan) kullanılmamaktadır. SİT alanına girmiş olan bu güzel binanın şehrimize ve semtimize uygun ve yararlı olacağını düşündüğümüz şekilde kullanıma açılmasını içtenlikle rica ediyoruz.

ÇOK DA YARARLI OLUR
Şöyle ki, üniversite yıllarımızda hep kütüphanelerde (Konak’taki Milli Kütüphane, Alsancak’taki Atatürk Kütüphanesi gibi) ders çalışırdık. Şu an Karşıyaka’da öğrencilerin ders çalışabilmesi için Ankara İlkokulu’nun yan tarafındaki Hoca Mithat Kütüphanesi var. Orası da ders çalışmak ve okumak için gelen öğrenci ve vatandaşlarla her zaman dolu oluyor.
Şimdi kullanılmayan bu güzel Vali Konağı binası kütüphane ve müze olarak kullanıma açılsa hem İzmirimize, hem de semtimize çok yararlı olur. Aynı zamanda SİT alanındaki güzel bina halkımızın yararına değerlenmiş olur. (Memnune Çiftelerli)

---------------------

BİR GÜZELLİK

Duyarlılığın
resmidir bu





GEZİP görürüm ama bu şehirden başka yerde yaşayamam ben. Havra sokağında esnaf yol kenarında yatarken rahatsız edenleri pankartla uyarıyor. Kendi halinde yerde yatan köpeği dürtüp, tekmeleyenler de var ne yazık ki. Ama böyle duyarlı olanları da yürekten kutluyorum. (Nurhayat Akın Talay)


BİR ALINTI

Kayahan Ulusavaş’tan: Mutlu insanlar; Her şeyin en iyisine sahip olanlar değil... Sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar çok sevenlerdir...
-----------------------
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Yazının devamı...

Bir büyük Başkan, Piriştina'nın anısına

 

 

 

Geceler kör dilsiz sanki

Konuşmaz oldu

Hüzünler koyduk üst üste

Ayrılık oldu

Bir avuntu biraz keder

Böyle bize neler oldu

Bu ayrılık bir de hasret

Çekilmez oldu

Ay karanlık hep karanlık

Yüzün bize döner oldu

Bir ihtimal daha vardı

Felaket oldu

Gitme gitme gitme kal bu şehirde

Gitme gitme yazık olur bize...

 

HEP DÜŞERSİN AKLIMA

2004’ten sonra her 15 Haziran geldiğinde Nazan Öncel’in “Gitme” şarkısı ve yukarıdaki sözler takılır bana. (Ve de hemen hemen aynı yazıyı, günleri ve güncelleri değiştirerek yazarım) Sadece o gün değildir seni anmam. Her martı geçişinde düşersin aklıma. O martı çığlıklı kahkahanla... Şimdi yukarıdan bizi süzdüğünde kahkaha atabiliyor musun, içinden geliyor mu bilemem...  Ahmet Piriştina, adam gibi adam... Daha doğrusu adam... Hep mi özlenir o adam? Hep mi gözler sulanır, boğaz ağrır yutkunmaktan?

 

GÖZÜN ÜZERİMİZDEDİR

Sevgili Ahmet, burada olanı biteni anlatmak istemiyorum. Gözün üzerimizdedir zaten. Cuma günü seninleyiz Narlıdere’de... İçten içe dertleşiriz artık. O gün bayram da aynı zamanda... Bayramlaşırız da... Haaa biliyorsun, ayın 24’ünde de seçim var. Cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçmek için sandığa gideceğiz. “Hayırlısı” diyelim... Ve yine sana dönelim... Biliyorum İzmir’i çok özlüyorsun, sevdalısın çünkü. Ama İzmir’in sana özlemi de dinmiyor inan. Ve de olaydın yanımızda, inanıyorum ki dilinden düşmezdi be Ahmet: Memleket, memleket...

 

 

SÖZ SİZİN

BİR UYARI

 

LÖSEV adına para

isteyenlere dikkat

 

LÖSEMİLİ Çocuklar Vakfı İzmir Şubesi ile İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Birimi işbirliğiyle, “Kampüste LÖSEV” semineri düzenlenmiş. Seminerdeki İzmir LÖSEV Halkla İlişkiler Sorumlusu Burak Korkmaz’ın konuşması dikkatimi çekti.

 

BİR ŞEY SATMAYIZ

Korkmaz, LÖSEV adına para, bağış toplayan dolandırıcılara karşı uyarmış:

“Dolandırıcılar LÖSEV’in adını çok kullanmaya çalışıyor. Vatandaşların iyi niyetini istismar eden ve çocuklar üzerinden haksız kazanç sağlayan kötü niyetli kişilerle karşılaşabiliyoruz. Biz kesinlikle karşınıza çıkarak bir şey satmayız, para istemeyiz. Biri size gazete, dergi satmaya çalışıyorsa bu kesinlikle LÖSEV yetkilisi değildir. LÖSEV sizden gelen bağışları kabul eder

HALKIMIZ ALDANMASIN

Karşılığında size üç nüshalık bağış makbuzu verir. Dolandırıcılar ise satış fişi adı altında bir kâğıt verir, bu kâğıt makbuz yerine geçmez. Halkımız kesinlikle bu kişilere aldanmasınlar. http://www.losev.org.tr/bagis adresini ziyaret ederek lösemili ve kanserli çocuklar ile yetişkin hastalar için tercih ettiğiniz şekilde bağışınızı gerçekleştirebilirsiniz. Aynı adresten LÖSEV gönüllüsü olabilir, çalışmalarımızı Türkiye’nin her köşesinde devam ettirmemize, lösemili çocuklarımızın ve kanser hastalarının sesini duyurmamıza yardımcı olabilirsiniz.”

 

 

BİR UYARI DAHA

Behçet Uz’daki çocukların

adını kullanana yüz verme

Son günlerde İzmir’in değişik semtlerinde Dr.  Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde yatan lösemili çocuklar için para toplandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu kişilere hiçbir şekilde para vermeyiniz. Hiçbir ciddi vakıf sokaklarda para toplamaz. Lütfen bu konuda duyarlı olun. (Mustafa Varhan-Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı Başkan yardımcısı)

 

-----------------------

 

BİR ÖNEMLİ KOMŞULUK SORUNU

 

Yazlıkta psikolojik

şiddet gibi yaşam

 

ONUR Baştürk’ün, “Kabalığı ne yapacağız” yazısını okudum. Haklı bir noktaya dokunmuş. Kabalık - adap - edep olayının bir başka boyutu da çok haşin yaşanıyor. Size İzmir’den ulaşıyorum. Kışın Alsancak’taki Atatürk Kütüphanesi gibi), yazın Çeşme’de yaşıyorum. Çeşme’de çok sayıda yazlık site var. Site demek, toplu yaşanan yer demek.

 

ADAP-EDEP YOKSUNLARI

Bunu algılayamayan, empati-adap-edep yoksunu şahıslar, Alaçatı’da bile bu sezon gündeme gelen #75desibel uygulaması varken, sanki şahsi villasında tek başına oturur gibi, açıyor müziği sonuna kadar, siz de o müziği dinlemeye mahkum oluyorsunuz. Çıkarıyor televizyonu terasa, bangır bangır, sanki o maçı siz de dinlemeye mecburmuşsunuz gibi.

 

GENEL OLARAK YAŞANIYOR

Sizin dinlenmeye hakkınız yok. Yan yana ikiz evde, kendi deniz manzarası önüne değil de, sizin deniz manzaranızın önüne limon selvi ağaçlarını dikmeyi kendine hak biliyor. Dayıyor mangalı sizden tarafa. Duman içinde oturmaya mahkum ediyor sizi. Adımı kullanmanıza gerek yok, bu genel olarak yaşanan bir sorun. Bilerek isteyerek, karşı tarafa psikolojik şiddet uygulamayı kendine hak görüyor. Bunları duyurmak, fark ettirmek gerek.

 

 

 

 

BİR ALAÇATI YAKINMASI            

 

Sezon başında

su sorunu var

 

ALAÇATI, maalesef bu sezona giremeden yine sınıfta kaldı. Mayıs ayının ortasından bu yana hafta sonları sular kesiliyor. Bir akşamüstü... Herkes plajdan dönüp akşam yemeği için hazırlanacakken evlerin ikinci katına su çıkamıyor. (Ben Alaçatı merkezde oturuyorum ve durum bu)

YOLLAR DA CABASI

Bütün kış, ‘su sorununu çözücem’ diye Reisdere yolunu kazıp boru döşediler. Ama ‘yol fıskiyeye dönmüş, her taraftan su kaçırıyor’ diyor orada oturanlar. Daha sezon başlamadan su sorunu başladı. Yoğun sinek, çöpler ve inşaat pisliğiyle bezenen yollar da cabası...” (Ali Orhan Karagülle)

-------------------

BİR ALINTI

Nevin Bubik’ten: Sizi çok üzen, kızdıran, aldatan biri ‘Bağışla beni’ diyorsa, onu kırmayın. En yakın hayır kurumuna bağışlayın. (Düşünen Akıl)

Yazının devamı...

Hakkımızı istiyoruz

 

Duymayanlara da duyuru: İzmir’de böyle bir dernek var. Başkan Ali Rıza Avcın, “Yollarda, kaldırımlarda rahatlıkla, güvenle yürüyemeyen insanların hakları olduğunu, onlara ve kent yöneticilerine hatırlatmak, uluslararası belgelerle güvence altına alınmış o haklara sahip çıkmaları için kurulduk” diyor, örnekler verip ekliyor:


OLUMSUZLUK ÖRNEKLERİ
“İzmir’in meşhur sevgi yollarının, kaldırımlarının, Birinci Kordon’un işgal altında olduğunu, Konak Meydanı’nın kamu araç parkı haline dönüştürüldüğünü, Alsancak Garı ile Bornova Sokağı arasında yeni yapılan yaya geçidinin kurallara uygun olmadığını, Dokuz Eylül Meydanı’nda Konak Belediyesi hizmet binası ile Kültürpark arasındaki yaya geçidinde yayalara ayrılan sürenin çok kısa olduğunu, araç sahiplerine öncelik verildiğini anlatıp, göstermeye çalışıyoruz.
MÜCADELE GEREKİYOR
Kentler yayaların, yürüyenlerin, kamusal alanlarda oturup etrafı seyretmek, dinlenmek, rahatlamak isteyenlerin değil, araç sahiplerinin taleplerine göre şekilleniyor. Kentte yaşayanların, ezeli ve ebedi yaya olanların bu gelişime ‘dur’ demesi, yaya öncelikli politika, strateji ve uygulamaların yaşama geçmesi için mücadele etmesi gerekiyor.”
SİYASİLER SÖZ VERSİN
Ve Yaya Derneği’nin 24 Haziran cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine katılan tüm siyasi partilerle adaylardan söz istediği başlıklar:
* Yayaların kamusal alanlardan özgürce yararlanması,
* Kamusal alanların taşıt araçları, işyerleri, inşaat ve yapılar tarafından işgal edilmemesi,
* Kamusal alanların, herkesin fiziki ve ruhsal sağlığını koruyup geliştiren, yaya güvenliğini gözeten düzeye getirilmesi,
* Kentlerin, motorlu taşıtlara değil, yayaların ihtiyaçlarına göre şekillenmesi,
* Tüm cadde, sokak, meydan, kaldırım ve parkların daha fazla ağaçlandırılması,
* Kent merkezinde motorlu araç trafiğinin azaltılması. Trafiğin yaya ve bisikletlilere uygun olması,
* Işıklı, ışıksız her yaya geçidinde yayaya öncelik verilmesi, geçiş sürelerinin yaya lehine düzenlenmesi,
* Kamu kaynaklarının, motorlu taşıt trafiğini artırmak yerine; insanların rahat ve güvenilir ortamda yürüyerek, sağlıklı, özgür olmasına yol açan, herkesi yaşadığı kenti sahiplenmesini özendirecek politikalara öncelik verilmesi,
* Yürümenin yaşam kültürüne dönüşmesini özendirici politika, strateji ve uygulamaların hayata geçirilmesi.
BİZLERE SAYGI DUYULSUN
Bir yerden bir yere hangi araçlarla ulaşırsak ulaşalım, bunun bir kısmında mutlaka birer yayayız ve yaya olarak bizlere saygı duyulmasını istiyoruz. Yaşadığımız kentlerin gerçek sahipleri olarak, yaya olmaktan kaynaklanan haklarımızın tanınıp uygulanması en doğal hakkımız.

-----

SÖZ
SİZİN

BİR DÜŞÜN GERÇEKLEŞMESİ

Köyden eğitim kentine
uzanan gurur yolu

MESLEKTAŞIMIZ Nurgül Uçar, şimdi kapatılan Seyrek Belediyesi’nin başkanlığını yürüttü. En büyük hedeflerinden biri, köyünün eğitim kenti olmasıydı. Köyün üniversite öğrenimi görmüş ilk kızı olan Uçar’dan, gurur satırları:
“Bugün Seyrek Bakırçay Üniversitesi Tıp Fakültesi kuruluşunun 1. günü. Hukuk, mühendislikler, fen-edebiyatın ardından tıp fakültemiz hayata başladı. 1992’de kurulan Seyrek Belediyemizin ortak hayali eğitim kenti, tarihte yerini aldı. Ebediyete uğurladığımız meclis üyelerimiz nurlar içinde uyuyun. Eğitim kentimizde katkınız büyük.
EMEĞİ GEÇENLERE VE HALKIMIZA
Hayatta olan başta meclis üyelerimiz, emeği geçen tüm halkımız, gurur duyun. Eğitim kenti yolunda ilk projemiz Villakent’teki yol arkadaşlarımız, başta Yılmaz Sunucu hepinize teşekkürler. Yılmaz hocam cennetten eğitim kenti hayalimizdeki bir adımı daha, benim kadar heyecanla izliyor eminim.
VE CANLI TARİH SIRRI ABİ
Sırrı Aydoğan, büyükşehir meclis üyemiz, başkan vekilimiz, canlı tarih. Aklıma geldi, ona Ege Üniversitesi’ni sordum. Çok benziyor. 1955’teki kuruluşunda ilkokul öğrencisiymiş. Bornova nahiyeymiş. Üniversite açılınca ilçe olmuş. Sırrı abim, 1965’te Ege Tıp’a girmiş, 1971’de doktor olmuş. 50. kuruluş yılında Bornova Belediye Başkanı, 55. yıldönümünde Büyükşehir Başkan Vekili olarak konuşmuş... Bu gurur hikayesini, köyümüzün üniversiteyi bitiren ilk kız çocuğu, Atatürk’ün torunu olarak gençlerimize hatırlatmak istiyorum. Artık benim köyümden de Sırrı abiler çıkacak.
ŞİMDİ TEŞEKKÜR BÖLÜMÜ
Eğitim kentimizin ilk taşını koyan Villakent’e, üniversitemizin ilk hali Gediz Koleji kurucumuz Önder Baysoy’a, üniversitemizin Bakırçay olarak kurulmasına oy veren İzmir vekillerimize, bizim gibi heyecanlı rektörümüz Mustafa Berktaş’a, gece gündüz demeden 24 saat hizmet veren hocalarımıza, çalışanlarımıza, herkese teşekkürler.
SEVİNÇTEN AĞLAMANIN KEYFİ
İyi ki varsınız. İyi ki varız. Ortak akıl ve heyecanla bir yereli nasıl değiştirdiğinin somut göstergesi olan, 17 yıl yaşamış Seyrek Belediyemizin 1992’de kurucu, 2009’da kapatıcı başkanı olma onurunu bana veren halkımıza, tabii ki de bu çorbada tuzum olduğundan, kendime de teşekkürler. Bazen sevinçten ağlamak çok keyifli. Ülkemiz hep böyle olsun, hep sevinçten ağlayalım.”

-----

BİR ÇAĞRI

Dr. Behçet Uz’daki çocuk
hastalar için haydi bağışa

Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı, kanser, kalp, böbrek yetmezliği gibi hastalıkları olan çocuklarımızın ilaç, giyim, gıda, yakınlarının da barınma gibi ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Gücümüz bağışçılarımızdır. Hayırseverlerin fitre ve zekatlarını bağışlamalarını bekliyoruz.
HESAP NUMARALARI
* Finansbank Özkanlar Şubesi: TR94 0011 1000 0000 0036 0252 95 (Finansbank havale ücreti almıyor)
* İş Bankası Kordon Şubesi: TR74 0006 4000 0013 4200 3482 57
* Ziraat Bankası Efes Şubesi: TR80 0001 0013 3308 1467 9650 01
* Vakıfbank İzmir Şubesi: TR37 0001 5001 5800 7292 2842 88
ADRES: 1372 Sok. No: 24, MBU İş Hanı K: 2, D: 4 35210 Çankaya – İZMİR
Tel: (0232) 441 35 51 Faks: (0232) 425 32 33

-----

BİR ALINTI
Barış Kaşıkçı’dan: Hayat, seven insanların daima bekleyebileceği mucizelerle doludur. (Marcel Proust)

Yazının devamı...

Turizmde doğru hedefle kitleyi bulmak zorundayız

Sektörün sıkıntılarını çekinmeden dile getirir, çözüm önerilerini sıralar, turizm için somut girişimler gerektiğine inanır, yeni pazarlar için çabalar. Nitekim Okutur, kimsenin aklında yokken, turizmin sıkıntılı dönemi atlatması için Hindistan’ı mercek altına aldı, oradaki fuarlara katıldı. Ve sezon öncesi Okutur’dan, “Marka olmak” başlıklı, turizmciye ders gibi bir yazı:
FARKLILAŞMAK GEREKLİ
“Turizm sektöründe yoğun bir rekabet var. Sadık müşterilere sahip olmak ve katma değer yaratmak için farklılaşmak gerekiyor. Bir marka, tüketiciyi çekebilecek ve onun ihtiyaçlarına cevap verebilecek ürünleri sunmak zorundadır. Türkiye turizmi çeşitliliği bakımından son derece şanslı. Denizler, göller, dağlar, kumsallar, tarihi eserler, antik kentler, müzelerdeki koleksiyonlar, termal kaynaklar, modern ve bakımlı tesisler, yemek ve eğlence kültürü açısından Türkiye mükemmel bir ürün seçeneğine sahip. Hizmet ve mimari yönden, dünyayla yarışabilecek ölçüde iyi yönetilen turistik tesisler var.
YOK PAHASINA PAZARLAMA
‘Türkiye’nin turizm ürünü’, orta ve alt gelir grubundan müşterileri çekmek üzere tasarlanıyor. Bunun sonucunda, güzel tesisler yok pahasına pazarlanıyor. Öte yandan, yüksek harcama potansiyeline sahip turistler; başta İtalya, Fransa, İngiltere, ABD ve İspanya olmak üzere kendi markalarını daha iyi pazarlayan ülkeleri tercih ediyorlar. Kaliteli tesislere yıllarca gitmekten hoşlanan bu grup için, Türkiye, zihinlerde bir kere gelinecek bir ülke olarak algılanıyor.
DOĞRU HEDEF VE KİTLE
Dünyada turizm tüketicisi değişiyor. Yeni turist tipi, yaşadığı tatilin hafızalardan silinmeyecek biçimde olmasını talep ediyor. Marka değerlerimizi yükseltmek istiyorsak, turizm ürünlerimizi de müşteri odaklı olarak tasarlamalı, tanıtmalı ve pazarlamalıyız. Turizmde doğru hedef ve kitleyi bulmak zorundayız.
UCUZ PAKETLER SIKINTISI
Herkes için her şey sunmak hayaliyle marka yaratılması mümkün olmaz. Türk turizmi geniş kitlelere ucuz paketler sunmak üzerine yapılanmasının sıkıntısını yaşıyor. Markalaşmanın en önemli sırrı memnun müşterilerin tavsiyesidir. Bu yüzden iletişime ve tanıtıma önem vermek gerekiyor. Oysa, hedef kitlelere nasıl ulaşılacağı belirlenmeden ve sonrasında onlara verilecek mesajları tasarlamadan marka yaratılmaz. Turizmde başarının kesin çözümü marka olmaktır.”

-----

 
BİR YANITLANMAYAN SORU

Zübeyde Hanım
Vapuru ne olacak

SANIRIM yılın ilk ayında ben de değinmiştim, özetle anımsayalım: “Pasaport’ta uzun süredir bir vapur bağlı... Adı Zübeyde Hanım... Körfez’in eski vapur modeli... Eğitim ve müze gemisi... ‘Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ ile ‘Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ levhaları, girişte, ‘Girilmez’ yazısı var. Yanda da bakım nedeniyle ziyarete kapalı olduğu duyuruluyor. Herhangi bir bakım çalışması görülemiyor. Ve son soru: Zübeyde Hanım Vapuru ziyarete açılacak mı?”
ORADA ÇÜRÜYECEK Mİ
Şimdi sosyal medyada aynı vapurla ilgili görüş ve görüntülere rastladım. Vapurun yaklaşık beş yıldır bu halde olduğu öne sürülüyor. Görüntülerde de “tehlikeli atık” kutuları dikkatimi çekti, orada ne işi var acaba? Gerçekten de bu vapur ne olacak, orada durup çürüyecek mi, başka bir amaçla kullanılması düşünülüyor mu?

-----

SÖZ
SİZİN

BİR DESTEK ÇAĞRISI
Askıda Oda’ya
bağış zamanı

KEMİK İliği Transplantasyon ve Onkoloji Hastanesi Kurma ve Geliştirme Vakfı (KİT-VAK) bağışçı ve hayırsever katkılarıyla Ege Üniversitesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi, KİT-VAK Konukevi ve Dokuz Eylül Üniversitesi KİT-VAK Abdulrezzak Sancak Hasta ve Hasta Yakınları Konukevi’ni hasta ve yakınlarının hizmetine sundu.
YARDIM ELİ OLACAK
KİT-VAK Başkanı Ramazan Soncul hayırseverlerden fitre ve zekatlarıyla, bağışlarıyla, “Askıda Oda” uygulamasına destek istedi. Soncul, “Ramazan bağışları, hastane bahçelerinde, sokaklarda, ağaç altlarında, hastane koridorlarında, merdivenlerde gecelemek zorunda kalan, bir kap sıcak çorbaya, ılık bir duşa hasret ihtiyaç sahiplerine uzanan yardım eli olacaktır” dedi.
İŞTE ADRESLER
Hayırseverler, vakfın Talatpaşa Bulvarı No: 34 K: 3 Olgun Apt. Alsancak-İzmir adresinde bağış makbuz karşılığı bağış yapabilir. Halk Bankası İzmir Konak Şubesi IBAN TR86 0001 2009 7340 0016 0000 83 numaralı ASKIDA ODA hesabına fitre ve zekât yatırılabilir.

-----

BİR YORUMSUZ LİSTE
Lüks sitede
uyarılar

BİR asansöre asmışlar. Mavişehir’de milyonluk daireler ile havuzlu lüks sitenin oturanlarına “ikazlar”... “Yok artık” dedim... (Erol HÜLAGÜ)

-----

BİR ALINTI

Barış Kaşıkçı’dan: Sana bırakacağım bu kentin üç semtinde üç damla gözyaşı döktüm... Birincisi seni ilk gördüğüm yerdi, ikincisi seni ilk öptüğüm yerdi. Üçüncüsü... Söylemeye dilim varmıyor... Üçüncüsü bana git dediğin yerdi. (Edgar Allan Poe)

Yazının devamı...

Şiddet gören kadınlar fidanlarda yaşayacak


ADLARI CAN BULACAK
Öğrenciler, “Biz 6 öğrenci, Aydın Sultanhisar Kız Yetiştirme Kurumu Yurdu’nda gerçekleşen törende fidan diktik. Hiç uğruna katledilen 20 kadınımızın adları artık bu fidanlarla yaşayacak, can bulacak” dedi.
Altı öğrencinin bu çabasının örnek olmasını, şiddetle yaşamlarını yitiren kadınların unutulmamasını diliyorum. Bu kızlara, “Kolay gelsin” diyorum.

-----

 
BİR BAŞKANIN GECE TURU

Yorgunluk
atmak için

AYDIN Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Bozdoğan’ın Alamut Mahallesi’nde vatandaşlarla buluşmuş bir gece ve yoğun ilgi görmüş. Bozdoğan Belediye Başkanı Salim Tümer Apaydın’ı, “Böyle çalışkan belediye başkanınız olduğu için çok şanslısınız” diye övmüş Çerçioğlu. Verilen sözlerin hepsinin el ele, teker teker gerçekleştirildiğini de vurgulamış, “Günde 18 saat çalışıyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman hizmetinizdeyiz. Vatandaşlarımızın bize ne zaman ihtiyacı olursa, kapımız sonuna kadar açık” demiş.
Buraya kadar her şey olağan... Haberle ilgili iki resim çekti dikkatimi, özellikle yaşlı kadınlarla olan. Bir belediye başkanının tüm yorgunluğunu alır herhalde böylesi ilgi...

-----

BİR DÜNYA MS GÜNÜ ETKİNLİĞİ

Çok ünlü gruptan
farkındalık konseri

ÖNEMLİ bir beyin ve omurilik hastalığı olan Multiple Skleroz’a (MS) dikkat çekmek, hizmet vermek için 1988’de kurulan İzmir Multiple Skleroz Derneği, 30’uncu yılındaki farkındalık etkinlikleri kapsamında, yarın saat 21.00’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde ünlü piyanist Kerem Görsev Quartet konseri düzenliyor.
TEK ELİNİ KULLANACAK
‘MS Farkındalık Konseri’nde, MS hastalarının yaşadığı problemlere, kayıplara dikkat çekmek için ünlü piyanist bir eserini tek eliyle seslendirecek. Quartet; piyanoda Kerem Görsev, kontrbasta Kağan Yıldız, davulda Ferit Odman ve saksafonda Engin Recepoğulları’ndan oluşuyor.

-----

SÖZ
SİZİN

BİR VAKIF DUYURUSU

Hastanenin
eksikleri var

Değerli dostlarım,
Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nin eksikleri bitmez. Bizim vakıf olarak görevimiz de bu eksikleri tamamlamak ve hasta çocuklarımızın daha iyi tedavi olmalarına yardımcı olmak. Aşağıda ihtiyaçlarımızı paylaşıyoruz, desteğinizin süreceğine inancımız tamdır.
İHTİYAÇ LİSTESİ
Üç mini buzdolabı, iki orta boy buzdolabı, dört çekyat, üç çocuk puset arabası (Temiz olması şartıyla kullanılmış olabilir), sekiz dijital tansiyon aleti, altı alından ateş ölçer, iki su sebili.
Bu konuda bizle temasa geçebilirsiniz. İster siz alın getirin veya vakfa makbuz karşılığı bağış yaparak bizim almamıza imkan verebilirsiniz.
Mustafa Varhan (Dr. Behçet Uz Çocuk Vakfı Başkan Yardımcısı)
İletişim telefonları: (0232) 441 35 51 - (0530) 435 18 12

-----

BİR YORUMSUZ YAZI
Sosyal medyadan, buruk tebessüm için...

 

-----

BİR ALINTI
Emine Kantarcı’dan: Çağımızın en büyük sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir. (Bertrand Russell)

Yazının devamı...

O ilçenin sesini dünyaya duyurmak

 

 

 “Denizden 1300 metre yükseklikte, çam ormanlarıyla kaplı Çameli’nde Belediye Başkanı Cengiz Arslan, dünya insanını ilçeye çekmeyi başardı. Türkiye Dağ Bisiklet Maratonu ve Dünya Yamaç Paraşütü Kupası’yla adını duyuran ilçede, kent yaşamından bunalanlar için dağ evleri yapıldı.

Çin heyetini ağırladı

Kanyonları, yamaç paraşütü yapılan 2140 metrelikteki Yaylacık Dağı ile ünlü Çameli’nin belediyesiyle Çin Halk Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı alternatif turizm işbirliği iyi niyet anlaşması yaptı. Arslan, Guizhou Dağ ve Açık Hava Sporları Bakan Yardımcısı Xiang Wenming başkanlığındaki heyeti Çameli Taş Konakları’nda ağırladı. Doğa sporları açısından birbirine benzeyen iki bölgede bu turizmin geliştirilmesi gerektiğini belirten Wenming, Arslan’ı 1. Guizhou Uluslararası Hava Oyunları’na davet etti.

Orman içinde konaklar

Güney Ege Kalkınma Ajansı’ndan, Eko Turizm Altyapı Geliştirme Projesi kapsamında 600 bin lira destek alan belediye, 10 taş konak, açık hava sıcak su havuzu, 200 kişilik restoran yaptı. Doğal güzellikler için gelenlerin alternatif sporlar da yapabileceğini söyleyen Arslan, şöyle diyor:

Hedefimiz: Sesimiz duyulsun

‘Taş konaklar, Türk hamamı, sauna buhar banyosu, cilt bakımı ve masaj hizmetleri yaz-kış açık olacak. Yayla, dağ, mağara, tarım ve çiftlik, doğa yürüyüşü, kuş veya yaban hayatı gözlemciliği, botanik, atlı doğa yürüyüşü, dağ bisikleti, akarsu, av, foto safari, sportif olta balıkçılığı, kamp, karavan turizmi için burası ideal bölge. Hedefimiz ülkemizin her yanında tanınmak, dünyaya da sesimizi duyurmaktır.’

Yamaç paraşütü ve bisiklet

Geçen yıl ilki gerçekleşen Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonası bu yıl 1-7 Eylül’de Yaylacık Dağı’nda yinelenecek. Geçen yıl başlatılan Türkiye Dağ Bisikleti Maratonu’nu her yıl düzenlemeyi planladıklarını belirten Arslan, ‘Bu yarışmalar ilgiyi artıracak. Hedefimiz bölgede tüm doğa sporlarını canlandırmak’ dedi.

Denizli’ye 130, Fethiye’ye 80 kilometre uzaklıktaki Çameli’nin fasulyesi, elması, cevizi, çam balı, alabalığı ile ünlendiğini de vurgulayan Arslan, Kültür Tarım ve Alabalık Festivali de düzenlendiğini anımsatıyor.

Emecik keşfedilmeyi bekliyor

Çameli’nde bir çobanın keşfettiği Emecik Kanyonu da tanınmayı bekliyor. Karabayır ve Kirazlıyayla arasında kalan kanyon yeşil dağları, tertemiz akarsuyu, doğal yapısıyla büyülüyor. Yaklaşık 8 kilometrelik kanyondaki küçük şelaleler, yüzme havuzuna dönüşen göletler de oldukça etkileyici.”

SON SÖZ: Başkan Cengiz Arslan, kısıtlı olanaklarına karşın Çameli’ndeki eko turizm varlığını dünyaya duyurmaya çabalıyor. Dilerim bu çaba, turizmciliği oturduğu yerden sağı, solu eleştirmek sananlara örnek olur. Kolay gelsin!

 

BİR ÇEVRE OLAYI

Bu da iç karartan

haber ve görüntü

DHA muhabiri Burhan Ceyhan’dan: “Büyük Menderes Nehri'nde, toplu balık ölümleri yaşanıyor. Nehrin Balat Mahallesi yakınlarındaki bölümünde çok sayıda balık kıyıya vurdu. Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fuat Fikret Aktaş, ‘Her yıl bu bölgede balık ölümleri yaşanıyor.

Vatandaş tepkili

Zirai ilaçlardan nehirdeki balıkların zehirlendiğini düşünüyoruz’ dedi. Bölge halkı balık ölümlerine neden olan kirliliğe tepki gösterirken Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger, suyu kirletenlerin tespit edilerek ceza kesileceğini söyledi.”

Fazla söze gerek yok, olay kabus gibi ve endişelenmemek mümkün değil… Dilerim toplu balık ölümlerinin nedeni gecikmeden bulunur, sorumlulara gereği yapılır, önlem alınır…

 

SÖZ SİZİN           

BİR TEHLİKELİ OYUN

Çocuklar

aman dikkat

Urla 12 Eylül Stadı’ndaki aydınlatma direği, adeta çocukların oyun alanı oldu. Çocuklar, açık tribün tarafındaki direğe komando eğitimi yaparmışçasına tırmanıp iniyor. Vatandaşlar, yaklaşık 30 metre yükseklikteki direğe çocukların tırmanmaması için önlem istedi. (Bahri Karataş- KHA)

 

 

BİR ALINTI

Barış Kaşıkçı’dan: Birbirinden uzak kalmak, birlikte olmanın yalnızca başka bir çeşididir. (Jean-Paul Sartre)

 

 

 

 

 

Yazının devamı...

Bugün adaylar konuşuluyordur ama bu uzlaşmayı da görüverin


BAŞKANLARIN BULUŞMASI
“Buca’da siyasi parti ilçe başkanları Mustafa Arslan (AK Parti), Kasım Akdağ (CHP), Bekir Arnavut (MHP), Muhsin Temur (SP), Fikret Aktaş (İYİ Parti), Ahmet Kuzucu (BBP) bir yemekte buluşmuş. Başkanlar seçim öncesine kaynak israfının ve çevre, görüntü ile gürültü kirliliğinin önlenmesi, özellikle okullar, hastaneler, ibadethaneler çevresinde daha da özenli davranılması, provokasyonlara dikkat edilip gerginliğe izin verilmemesi konusunda görüş birliğine varmış. İşte başkanların anlaştığı konular:



ARAÇLARA SAAT KISITLAMASI
- Seçim ofisleri önü haricinde bayraklama yapılmayacak.
- Buca genelinde anons araçları 10.30-20.00 saatleri arasında dolaştırılacak. Araçlar bu saatler dışında dolaştırılmayacak, vatandaşları rahatsız edecek şekilde hoparlörlerle yüksek sesle anons yapılmayacak.
- Seçim çalışmalarının huzur ve barış içerisinde geçmesi için sürekli temas halinde olunacak.
GÜRÜLTÜ VE GÖRÜNTÜYE DİKKAT
Karşıyaka Kaymakamı Sadettin Yücel de siyasi partilerin ilçe başkanları Uğur Yıldırım (CHP), İsmail Çiftçioğlu (AK Parti), Akif Yılmaz (MHP), Mehmet Yıldırım (İYİ Parti), Zeki Kaya (SP), Emine Akyol (HDP Eş) ile bir araya gelmiş. Toplantıda oy birliğiyle alınan karara göre hastane, okul ve ibadethane yakınlarında gezici araçlarla müzik yayını yapılmayacak, ilçe başkanlıkları ve seçim büroları dışında bayrak, flama, afiş ve pankart asılmayacakmış.”
KEŞKE ÖRNEK ALINIVERSE
Dedim ya, günün gündemi aday listeleridir, sevinenler, küsenlerdir. Ama bana göre keşke Buca ve Karşıyaka’daki siyasi parti yöneticilerinin duyarlılığı, diğer ilçelere, İzmir’e, tüm illere örnek olsa, yayılıverse... Siyasi partilerin genel merkez yöneticilerinin de bu konularda görüş birliğine varmasını diliyorum. İki ilçe yöneticilerin aldığı kararlara uyulmasını da gönülden istiyorum, “Kolay gelsin” diyorum.

-----

SÖZ
SİZİN

BİR İMECE DUYURUSU
Ne güzel dayanışma

MAHALLE esnafından alışveriş edenler, bağışlamak istedikleri ürünün ücreti kadar fazladan ödeme yapar. Esnaf, parası ödenmiş ürünleri tahtaya yazar ya da kendisine verilen askıya asar. İhtiyaç sahibi kişiler, parası ödenmiş ürünlerden ücretsiz alır. Bu sosyal sorumluluk projesine katılmak isteyen esnafın kayıt yaptırabileceği telefonlar: Urla Kent Konseyi (0232) 754 12 68 - Urla Esnaf ve Sanatkarlar Odası (0232) 754 12 29

-----

BİR ETKİNLİK
Nasıl Bir Kültürpark
İstiyoruz Çalıştayı

KÜLTÜRPARK Platformu, 26 Mayıs Cumartesi günü İzmir Mimarlık Merkezi’nde, “Nasıl Bir Kültürpark İstiyoruz” başlıklı çalıştay düzenliyor. Çalıştayda, “Kültürpark’ın bitki dokusu ve hayvan varlığının korunması”, “Kültürpark’ın tarihi ve kültürel değerlerinin korunması”, “‎Kültürpark’ın çevresel etkileşimi”, “Bir kamusal alan olarak Kültürpark’ın yönetimi”, “Kültürpark’ta hangi fonksiyonlar yer almalı” başlıklı atölye çalışmaları düzenlenecek.

-----

BİR GURUR ALKIŞI
Akdeniz’den İzmir’e
üç çevre ödülü

AKDENİZ Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (AKÇAM) Çevre Hizmet Ödülleri’ni alanlar belirlendi. İzmir Kuş Cenneti - Gediz Deltası ekosisteminin korunmasına yönelik çalışmalarından dolayı, “Kuşçu Hoca” diye anılanı Prof. Dr. Mehmet Sıkı “Bilim Hizmet Ödülü” aldı. “Türkiye Ölçeği Çevre Hizmet Ödülü”, okullarda iç çevre kalitesinin artırılmasına yönelik proje ile TMMOB MMO İzmir Şubesi’ne verildi. “Çevre Teşvik Ödülü” için de çevre bilincinin artırılmasına yönelik çalışmalarından dolayı İzmir Anafartalar İlkokulu uygun görüldü. Ödül alanları kutluyorum.

-----

BİR İBRETLİK GÖRÜNTÜ
Her yer çöplük mü

ERZENE Mahallesi 69 Sokak... Boş alan görmeyelim, hemen çöplüğe çeviriyoruz. (Bornova İçin Çözümler)

-----

BİR TEBESSÜM
Daha nasıl
uyarsınlar

Sosyal medyadan, anlayana mesaj...

-----

BİR ALINTI

Emine Kantarcı’dan: Senelerdir kendini eleştirip duruyorsun ve hiç bir şey olmuyor. Kendini sürekli onaylamayı dene ve bak bakalım neler oluyor... (Louis L. Hay)

Yazının devamı...