GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Espor Arena geliyor!

İyikul, ‘Öncelikle şunu söylemeliyim önümüzdeki sezon çok farklı olacak. Daha kurumsal bir League of Legends bizi bekliyor. Ligden düşmenin kalkacak olması, 10 takımlı olması ve getirilen kriterlerle birlikte espor sürdürülebilir, güçlü ve uzun vadeli bir yatırım haline gelecek.’ dedi.

Riot Games Türkiye Ofisi, gerçekten büyük projelere kafa yoruyor. Monotonluktan son derece uzaklar. Her an yeni bir şeyin peşindeler. Taşıdıkları heyecan yeni dönemde önemli gelişmeleri de beraberinde getirecek.

Yatırımlar tamamen ekosistem üzerine. Alt yapısıyla, profesyonel ligiyle ve yayın sistemiyle tıpkı futbol gibi ele alınıyor. Bir Euroleague ya da NBA modellemesi diyebiliriz. Ancak düşmenin olmaması bir rahatlık değil. Beraberinde önemli sorumlulukları da getirecek. Akademi Ligi ile de geleceğin esporcuları da devamlı beslenecek.

Getirilen ortaklık sistemi de son derece önemli. Takımların bu lige dahil olmaları o kadar kolay olmayacak. Mutlaka 3 ile 5 yıl arasındaki plan ve projelerini sunmak zorundalar. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş’ın yanı sıra lige diğer süper lig takımları da bu oluşum içinde olmak için büyük çaba içindeler.

Bir müjde daha vereyim. Çok yakında Türkiye'de esporun önemli bir adresi olacak. Şimdilik yeri sır gibi saklanan Espor Arena projesi için de çalışmalar sürüyor.

Espor doğru adımlarla giderek büyüyor. Türkiye'nin futboldan sonra en önemli sporu olur mu sorusuna yanıtım da hazır;

'Neden Olmasın'...

 

Yazının devamı...

Kupanın hakimi kaos!

Nacer Chadli, West Bromwich’te şans bulamıyor. Yaşadığı sakatlık sonrası uzunca bir süre sahalardan uzak kaldı. İlk 11 başladığı maç sayısı 5.

Toni Kroos ve Andres Iniesta’nın elendiği ancak Fellaini ile Chadli’nin oyun değiştirici olduğu bir turnuva izliyoruz. Bu aslında bize futbolda özellikle de Dünya Kupası’nda hiçbir şeyin tahmin edilemez ve planlanamaz olduğunu gösteriyor. Almanya, Arjantin, Portekiz ve İspanya’nın vedasından sonra hiçbir şey net değil.

Dünya Kupası’nın mutlak hakimi; ‘KAOS’

Oyuncu değil sistem değiştirdi

Burada Roberto Martinez’e de özel bir parantez açmak lazım. Dakikalar 65’i gösterdiğinde iki oyuncuyu sahaya sürerek aslında herkeste büyük bir şaşkınlık yarattı Martinez.

Peki, kulübede Batshuayi, Tielemans, Dembele, Januzaj gibi kreatif oyuncular varken neden Fellaini ve Chadli?

Martinez aslında oyuncu değişikliğine değil taktiksel bir değişime gitti. Fellaini ile orta sahada yalnız kalan ve rakibin baskısından bunalan Kevin De Bruyne’a rahat bir hareket alanı yarattı. Chadli ile de Hazard’ın Lukaku’ya daha yakın oynamasını sağladı. Meuneir ve Chadli’nin kanatlardaki dinamizmiyle Belçika’nın kanattan yaptığı orta sayıları arttı. Bu değişiklikler takımın düşen enerjisini geri getirmekle kalmadı Japonların ön alandaki baskısını da kırdı. Takımın çektiği 24 şutun 14’ü de bu değişikliklerden sonra geldi. Ve muhteşem geri dönüşü beraberinde getirdi. Martinez şimdilik şapkadan tavşanı çıkardı ama gerçek sihre Brezilya karşısında ihtiyaç duyacak.

Neymar dikkat Mbappe geliyor

Dünyada bonservisine en çok para ödenen futbolcu kuşkusuz Neymar. Ancak Brezilyalı yıldız performansından çok yarattığı antipatiyle gündemde. Kendisine yapılan faulleri abartılı bir biçimde gösteriyor ve komik duruma düşüyor. Onu izlemekten çok yerde görenler de haliyle hayal kırıklığı yaşıyor. Neymar, Mbappe’nin yükselen yıldızını fark etse iyi olacak aksi halde Barcelona’dan sonra Paris’teki hayatında da en iyi ikinci olmayı kabul etmek zorunda kalacak.

Bolt’un rekoru tarih olabilir!

Dünya Kupası’nda ortaya çıkan istatistikler ilginç noktalara doğru gidiyor. Arjantin maçında Mbappe’nin 38 km hıza ulaşarak attığı 70 metrelik deparın üzerinden çok geçmeden Belçika’nın Japonya karşısıdna 9,35 saniyede bulduğu galibiyet golünü izledik. Usain Bolt’un 100 metredeki 9,58’lik dünya rekoru bu gidişle pistlerde değil Dünya Kupası’nda kırılacak...

Japonlar ‘tertemiz’ veda etti

Japon taraftarlar tribünleri 2014 Dünya Kupası’ndan bu yana temizliyor. Her maçtan sonra mavi poşetleriyle tribünleri temizleyen ‘çevre dostu’ Japonlara Belçika maçından sonra futbolcular da destek verdi. Japon futbolcular elenmenin verdiği üzüntüye rağmen soyunma odasını temizledikten sonra stadı terk etti. Ekledikleri ‘teşekkürler’ notuna biz de tertemiz vedalarından dolayı kocaman bir teşekkür edelim.

 

Yazının devamı...

Babası kaleci olan kaleciler elendi!

ÖNCEKİ gün dünyanın gözü bu kalecilerin üzerindeydi.  Ancak sahada Kasper Schmeichel, tribünde babası Peter Schmeichel’ı görünce diğer kalecilerin de babalarının mesleklerini merak ettim. İlginç hikâyelere rastladım. Ama önce Kasper Schmeichel ile devam edelim. Pek çoğunuzun bildiği üzere Kasper, efsane kaleci Peter Schmeichel’ın oğlu. Hırvatistan maçının uzatma dakikalarında Modric’in penaltısını kurtardığında da seri penaltı atışlarında da tablo hiç değişmedi. Oğul Schmeichel kurtarıyor baba Schmeichel tribünde çılgınlar gibi seviniyordu. Fakat hesaba katmadıkları bir kişi daha vardı.

“BENİM OĞLUM BUGÜNLER İÇİN HİÇ DİNLENMEDİ”

Kasper’in 2 penaltısına karşılık 3 penaltı kurtaran Subasic, kahraman oldu. Subasic’in babası köye dönüş yapan bir fırıncı. Baba Jovo, oğlu için “Bugünlere gelmek için bir gün bile dinlenmedi” diyor. Bir kamyon şoförü olan Vladimir Akinfeev’in oğlu olan Rus eldiven İgor Akinfeev, çocukken fakirlik çekti. 4 yaşında futbola başladı. Akademiden “Bir futbol maçı sırasında kalecinin teknik ve taktiksel eylemleri” tezini yazıp mezun oldu.

BİRİ CEFA ÇEKTİ, DİĞERİ SEFA SÜRDÜ

İspanya kalecisi David De Gea da eski bir kaleci olan Jose De Gea’nın oğlu. Zengin bir aileden gelen De Gea büyük finansal kaynaklarla büyüdü. Herkes seri penaltı atışlarına geçilmeden önce David De Gea’yı daha şanslı görüyordu.

HEPSİNİ YEDİ

Ancak De Gea tek bir penaltıda bile başarılı olmazken Akinfeev iki penaltı birden kurtararak ev sahibi Rusya’yı sevince boğan isim oldu. Rusya’da babası da kaleci olan Kasper ve De Gea elenirken, babası fırıncı olan Subasic ve babası şoför olan Akinfeev yola devam etti.

 

 

Yazının devamı...

Artık sadece Mbappe var

19 yaşındaki Mbappe, maçın 10. dakikasında penaltı yaptırdığı pozisyonda topla 38 km hıza ulaşarak, 70 metreyi 7 saniyede geçti.

Önceki gün oynanan Fransa-Arjantin maçı öncesi iki tarafın da basın toplantılarını izledim. Herkesin dilinde sadece Messi vardı. Tüm Fransızlara tek bir soru soruldu: “Messi’yi nasıl durduracaksınız?’’

Bu soruya sadece Fransa kalecisi Hugo Lloris itiraz etti; “Onlarda Messi bizde de Mbappe var” diyerek. İlk düdükle birlikte her şey Lloris’in dediği gibi gelişti.

Mbappe maça o kadar hızlı başladı ki dakikalar 10.28’i gösterdiğinde Dünya Kupası’nın en heyecan verici ve unutulmaz anlarından birini yaşadık. Kendi yarı alanında topu kapan Mbappe, 38 km hıza ulaşarak 70 metrelik mesafeyi 7 saniyede geçti. Koşmadı adeta Superman gibi uçtu penaltı kazandırdı. 

Bu, maç boyunca attığı 8 başarılı driplingten sadece ilkiydi. Heyecan verici yeteneklerinin yanı sıra öngörülemez bir patlayıcı hıza sahipti. Bir zamanların genç Messi’siydi adeta. 31 yaşındaki Messi ise çaresizce onu izledi.

Resitalini 2 golle noktalayan Mbappe, ülkesini çeyrek finale taşırken, tribündeki 25 özel isim onu ayakta alkışlıyordu. Kendisi gibi olmak isteyen futbol aşığı öğrencilerdi onlar. Hepsinin parasını cebinden ödeyerek Rusya’ya getiren de Mbappe’den başkası değildi... Ve bu çocuklar bir yandan Messi'nin dramatik vedasını, diğer yanda ise idolleri Mbappe'nin yükselişine tanıklık ettiler.

Bu arada Mbappe, 'futbolcuların milli takımlarını temsil ederken paraya ihtiyaç duyduklarını düşünmediğinden' kupada elde edeceği tüm geliri hayır kurumlarına bağışlayacak.

 

 

Yazının devamı...

Bana ‘ilkel’ futbolumu geri verin!

1986 Dünya Kupası’nda Arjantin’in şampiyonluğunda önemli paya sahip olan oyunculardan olan Jorge Valdano, The Guardian Gazetesi’nde çarpıcı analizlere imza atıyor.

ÖZGÜRLÜKLER KAYBOLDU

- Valdano son yazısında, “Futbolu seviyorum çünkü bilimin zıttı: Tutarsız, ilkel ve duygusal” diyerek, işe aşırı şekilde teknoloji ve istatistiğin karıştırılmasına itiraz etti.

Gelin Valdano’nun itirazlarından bazı bölümleri mercek altına alalım:

“Bugünlerde bir futbolcunun 12.3 kilometre koştuğunu biliyoruz. Atletik açıdan takdire şayan bir veri ancak yardım için koştu mu? Arkadaşlarına yol açmak için mi koştu? Koşarken düşündü mü? Futbolu hatalarından dolayı seviyoruz. Sol bekin korkunç oynamasını seviyoruz. Çünkü o futbolcu maçtan önce kız arkadaşıyla kavga etmiş olabilir. Ve bunu açıklayabilecek bir denklem yok. Büyük sorun şu ki ‘bilimsel kesinliklere’ doğru attığımız her adımda, oyuncular özgürlüklerini biraz daha kaybediyor.”

ADALETİ SAHADA DEĞİL, HAYATTA SAĞLAYALIM

“Aslında, futbolun abartılı insani durumu nedeniyle teknolojinin tam tersi olduğunu düşünüyorum: Tutarsız, ilkel, duygusal. Dolayısıyla VAR’ı bir sapma olarak gördüğümü anlayacaksınız. Adalet istiyorsak, bunun için savaşalım, ama gerçek hayatta; bir futbol sahasında değil. Futbolun ilkel kimliği, onu modern ve son teknoloji olma gerekliliğinden muaf tutar. Evet biliyorum bu bir kaybetme savaşı.”

DRONE KULLANMAK ‘KAÇIKÇA’

“Antrenmanları filme almak ve analiz etmek için droneları kullanmak gibi ‘devrimci’ ilerlemeler kaçıkça ve anlamsız. Oysa drone’u olmayan antrenörler oyuncuları tarafından modası geçmiş olarak etiketleniyor.”

 

Yazının devamı...

Boşuna ağlama!

VE son şampiyon Almanya, 2018 Dünya Kupası’na grup aşamasında veda etti. Peki, Almanya’nın sorunu neydi? Aslında bunun cevabı üç soruda gizli!

- Teknik direktör Joachim Löw, iyi bir forveti olmamasına rağmen sezonun en formda golcülerinden Sandro Wagner’i neden tercih etmedi?

Hızı ve oyun zekâsıyla turnuvanın en büyük yıldız adaylarından biri olarak gösterilen Leroy Sane’yi neden son dakikada kadrodan çıkardı?

‘SÖYLEYECEK KELİME YOK’

Mesut Özil ve Sami Khedira yokken İsveç’e karşı daha iyi ve kazanan bir Almanya varken, Güney Kore maçında bu iki oyuncu neden 11 başladı?

Löw bu soruların cevabını da mutlaka verecektir. Ancak benim yanıtım, Bild gazetesinin başlığından farksız değil; ‘‘Söyleyecek kelime yok.”

4 YIL ÖNCE/ 4 YIL SONRA


2014 Dünya Kupası’ndaki 7-1’lik Brezilya zaferi sonrası, ‘Söyleyecek kelime yok’ başlığını atan Bild gazetesi, Güney Kore hezimetinin ardından da aynı ifadeyi kullandı. 

TAŞPINAR: TACiZ iDDiALARI ASILSIZ ÇIKTI

İSPANYA’nın Tarragona kentinde süren Akdeniz Oyunları’nda taciz iddiasıyla gözaltına alınan Türk halterci serbest bırakıldı. Halter Federasyonu Başkanı Tamer Taşpınar, “İddia asılsız çıktı. İngiliz davacı kız, polis merkezine geldi ancak ifade vermedi. İfade vermemesi ‘şikayetinden vazgeçti’ anlamına geliyor. Ortada bir taciz olmadığına karar verildi” dedi.

AKDENiZ OYUNLARI’NDA 9 MADALYA DAHA

TÜRK sporcular, 18. Akdeniz Oyunları’nın yedinci gününde 3’ü altın olmak üzere 9 madalya elde etti. İspanya’nın Tarragona kentinde düzenlenen oyunlarda dün, tekvandoda kadınlar 49 kiloda Rukiye Yıldırım ve 57 kiloda İrem Yaman, atletizm erkekler 100 metrede de Jak Ali Harvey altın madalya kazanmayı başardı.

 

Yazının devamı...