GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Linz 1, Erzurum 2 çekirge nereye kadar? 

BEŞİKTAŞ, yüksek rakımlı Erzurum’a maçtan 1 saat önce gitseydi bile daha kötü bir ilk devre oynayamazdı. Oysa takım cumadan beri Erzurum’daydı. Bu takım kahvehaneden rastgele insanlardan oluşturulsaydı, bu kadar ruhsuz olamazdı. Oysa çoğu yıllardır yan yana.

Beşiktaş, Linz maçının devamını oynadı ilk 45’te Erzurum’da. Hatta daha kötüsünü...Düşünün Dünya Kupası’nda oynamış iki stopere sahip takım, korner savuşturamıyor!

Taraftarı rahatlatacaksa tüm vebali Tolga Zengin’in sırtına yükleyelim gitsin.Tolga da bir sorun, ama onlarca sorundan sadece biri...

Oğuzhan, yıldızlaştığında savunma önünde oynuyordu. Buna rağmen skora daha çok katkı sunuyordu. İki şampiyonluktaki toplam golü 14, asisti de 14... Güneş, ondan 10 numara yaratmaya çalıştığından beri yokları oynuyor. Bu denemeyi sonlandırmalı.

‘Sert orta saha’ amacıyla sahaya sürülen Medel-Necip, Erzurumlulara pasaportsuz geçiş hakkı tanıdı. Güneş, devre bitmeden Caner-Oğuzhan değişikliği yapsa da bu hamle dahi gecikti. Ve bence çıkması gereken de isim de Necip’ti, çünkü temel sorun orta alanın ileriye doğru top yapamamasıydı. Oğuzhan’ı sıkıntılı gösteren bir sebep de geriye gelip top alma mecburiyeti duymasıydı. Yine de Caner’in oyuna girmesi ve Erzurum’un da yarım saatlik baş döndürücü tempodan yorgun düşmesi oyunu soğuttu.

İkinci devre, Beşiktaş golü yediği gibi de attı (üst üste kornerler sonrası). Beraberlik sonrası Beşiktaş, nihayet büyük bir takım olduğunu hatırlayarak sakinleşip top yapmaya başladı. Ancak 60-70 arası ‘beraberlik kokusu’ vermeye başlamışken Negredo, daha doğrusu klas ortaya çıktı. Linz maçında da yazdım: Bu adam gidecekse bile uçağa binince kadar bu takımda direkt oynar.

Beşiktaş, ilk devresini 3-4 farkla geride kapatabileceği maçı 3-1 kazandı ama bu ayıplarını örtmüyor. Beşiktaş, Güneş’li dönemin en kötü futbolunu oynuyor. Olumlu tek yanı, kötüyken de kazanması. Fakat nereye kadar?

ŞiFRE KIRILDI, GÜNEŞ YENi KOD YAZMALI

ŞENOL Güneş’in Beşiktaş’a oynattığı futbolun kodları geçen sezondan itibaren çözülmeye başlandı. Aslında kodlar çok da gizli değildi. Ama, yüksek form ve kalite, şifre kırma hamlelerini boşa çıkartabiliyordu. Güneş de özellikle yaptığı hamlelerde formdaydı. Misal, Necip’li bir şablonu vardı. Öndeyse ve skoru koruması gerekiyorsa Oğuzhan veya Tolgay’ı çıkartıp Necip’i alırdı. 

Geçen sezon Şampiyonlar Ligi nedeniyle Güneş, daha fazla rotasyon yaptı. Bu sezon da bunu sürdürüyor. Ancak bu da Beşiktaş’ın o göze hoş gelen akışkan ve keyifli fubolundan çok şey götürdü. Bu demek değil ki rotasyon yapılmasın. Yapılsın ama oyun karakteri korunarak. Elbet her sezon kadrodan kritik isimlerin gitmesi de Güneş’in işini zorlaştırdı. Zaten öyle olmasaydı bu sezon üst üste 4. şampiyonluğa oynuyor olurdu Beşiktaş...

TRİVELASINI DEĞİL TUTKUSUNU KAPIN

2 asist ve 1 gol. Skora doğrudan etki etti, geçen hafta oyuna alınmayınca ‘trip’ atan Ricardo Quaresma... Dün muazzam oynamadan maçın adamı oldu. Beşiktaş’ta varsa ‘geleceğin yıldız adayları’, 34 yaşındaki Quaresma’dan önce futbol tutkusunu kapsın.

TÖRE’YE NE OLDU?

GÖKHAN Töre, Torshavn rövanşında tribünler ‘ezeli rakipten alınmış yıldız’a gösterdiği ilgiyi gösterdi. Ama o maçtan sonra Güneş, onu Linz kadrolarına almadı. Akhisar maçında yedek soyundurdu ama şans vermedi. Töre dün de Erzurum’da yoktu. Niye ki?

MEMLEKETİM GÖNÜLLERİ FETHETTİ!

MEMLEKETİM Erzurum’un tribünlerinde bir pankart: “Şampiyonluk bu şehrin ruhunda var”... Süper Lig’e ikinci kez çıkan bir kulüp için abartılı. Ama iki haftadır yenilse de gönüllerin şampiyonluğunun en büyük adayı olduklarını da gösterdi hemşehrilerim...

A.GÜCÜ’NDEN YERLi VE MiLLi ÇALIM

“DÖVİZİMİZ elimizde kalsın” diyerek ‘yabancıya kısıtlama’ ve ‘altyapı’ çağrısı yapan Ankaragücü, bu açıklamadan sonra 4 yabancı daha alıp 14 sınırını bile geçti. Aklıma, Erkin Koray’ın ‘Ankara Rüzgarı’ şarkısı geldi! Vasatlık ve hamaset en büyük sorunumuz!

ERZURUM’DA SOSYAL HAYAT

BİRÇOK şehirde havaalanı ve üniversite yokken, Erzurum’da vardı. ‘Doğunun Paris’iydi. Başkan Mevlüt Doğan, sosyal hayat ve iklimin transferi engellediğini söyledi. Bence sorun ‘sosyal iklimin sertliği’. Erzurum’un karını kullansa zenginleşir ve sosyal iklimi de Akdeniz olur!

 MAÇIN ADAMI: QUARESMA

Yazının devamı...

Negredo toplanan bavulları geri bıraktırdı!

Sadece futbol takımıyla değil ama. Yönetim ilişkileri de dağınık ki, alınan seçim kararı bunu ayyuka çıkardı. Yönetimle teknik heyet arasındaki ilişkiler de dağınık ki, başkan ile hoca kamuoyu önünde birbirlerine mesaj yolluyor. Gelenden ziyade aylardır gidecekler konuşuluyor. Hoca, hangi kadroyla yola devam edeceğini kestiremiyor.

Eşleşme olduğunda Linz’e hiç şans tanımadım. Ne boydan, ne kilodan Beşiktaş’ın rakibi değildi. Ama Oliver Glasner’in iki maç öncesi açıklamaları açıkçası beni biraz işkillendirmişti. Çünkü Glasner öyle “Elimizden geleni yapacağız” ezberiyle konuşmuyordu. Aksine, açıklamalarının alt metninde güçlü bir tur iddiası vardı. Linz, yetenek bakımından kısıtlı olsa da fizik olarak Beşiktaş’tan aşağı kalır değildi. Zaten Oğuzhan’ın her atak girişiminde pas hatası yapması bunun ispatıydı. Nitekim onun kaptırdığı topun faturası gol oldu. Ayrıca iki golde, hatta 1. gol öncesinde bir pozisyonda yaptığı hatalar Roco’ya dair de bende kuşkular uyandırdı.

2. devreye Oğuzhan-Quaresma değişikliğiyle başlayan Güneş, Babel’i forvet arkası yaptı. Ama Hollandalı da bu sezon çok dağınık. Beşiktaş, doğru düzgün pozisyon üretemezken ilk maça göre önde çok daha iyi basan Linz, ikinciyi de buldu.

UÇAĞA KADAR OYNATACAKSIN

- Negredo’yu satacaksan bile uçağa bindirene kadar oynatacaksın çünkü eldeki en iyi son vuruşçu o. Ve ayrıca forvet arkası da çok verimli olan bir oyuncu. Geçen sezon bu yönü golcülüğünün bile önüne geçti. Yani Güneş, Oğuzhan’ı çıkarıp Babel’e verdiği rolü ona verebilirdi. Sezon açılışında Güneş, Negredo’ya bavulunu toamasını ve takımda düşünmediğini söylediğini açıklamıştı. O Negredo ise dün bazı bavulların toplanmasına mani oldu!

SADECE SEÇiM YETMEYECEK

SEÇİM kararı alan Fikret Orman’ın doğru tespiti şuydu: Heyecan azalması...

Üst üste iki şampiyonluğun yaşandığı dönemi hatırladığımızda hakikaten Beşiktaş her hücresiyle çok dinamikti. Ama dediğim gibi F.Bahçe kupa maçları ve her şeye rağmen kazanılacağı düşünülen şampiyonluğun kaçmasıyla büyük bir motivasyon kaybı oldu.

Ben heyecanın sadece 16 Eylül’deki kongreyle geri döneceğini sanmıyorum. Vodafone Park’taki yönetim merkeziyle Ümraniye’deki teknik heyet odası arasında da ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Misal, takımın oluşturulma biçimi üzerinde yeniden konuşmalılar.

MAÇIN ADAMI: NEGREDO

Yazının devamı...

Beşiktaş’tan ilan: ‘Net golcü aranıyor’

YENİ sezonda üç büyük içinde en iyi ‘maç açılışı’nı Beşiktaş yaptı. 20-25 dakika Akhisar’ı boğdu; sağlı sollu orta, korner ve şutlarla. Ne var ki toplar adresi bulamadğı için Beşiktaş’ın golleri gecikti. Verimsizliği Oğuzhan ve Lens’in asistleri sonlandırdı.

Güneş’in kredi vermeye devam ettiği Larin, kalıcı olmak istiyorsa çok daha seri olmak zorunda.

Planını ani ataklar üzerine kuran Akhisar ise ilk 45’te düşündüğünü hiç uygulayamadı. Bir kez anlamlı bir çıkış yaptılar onu da Medel, cansiparene şekilde önledi.

2-0’LAR TEHLİKELİDİR
2-0’lık skorlar tehlikelidir çünkü geride olan takımın dizginlerinden boşalıp futbol oynamaya teşvik eder.

İkinci devreye Manu’yu alarak başlayan Susic, takımı boyunu uzattı. Dakikalar ilerledikçe sanki geride olan Beşiktaş’mış gibi bir görüntü ortaya çıktı çünkü siyah beyazlılar Akhisar’a büyük boşluklar verdi.

Necip’in bireysel hatasından önce de Akhisar gol sinyali verdi. Güneş, her ne kadar Lens’i öne attıysa da Love’ı biraz daha erken alarak, Susic’e “Çok fazla açılma” mesajı verebilirdi.

Ama Güneş’in, hatasının altında ezilen Necip’i oyundan almak yerine, stoperden savunma önüne çekmesi vefa içeren doğru bir hamleydi. 

Son çeyrek saatinde maç iki taraf adına da büyük kopuşlara sahne oldu. Top iki kale arasında gitti geldi. Taktiksel açıdan Güneş’in sevmeyeceği bir bölümdü ama sanırım ligin ilk haftasının en zevkli ve heyecanlı maçıydı. Beşiktaş’ın gelecek haftalar için ödevi şu: Oyunu tut... Zira dün akşam Akhisar tarafından ödetilmeyen bedel ilerleyen haftalarda başka takımlarca fatura edilebilir.

Oğuzhan gecenin yıldızı olurken, Beşiktaş için ben şu ilanı verirdim: ‘Net golcü aranıyor’...

SUSIC’iN UÇAKSAVAR TAKIMI
AKHİSAR, ilk devre Türkiye Kupası ve Süper Kupa şampiyonu değil de, kümede kalmak için 1 puan lazım olan bir takım kafasındaydı. Safet Susic, ilk devre takımı sadece uçaksavar gibi oynattı. Futbol adına 2. devredeki Akhisar...

FİKRET ORMAN’IN SEÇİMİ
FİKRET Orman, yeni bir heyecan için seçime gideceğini açıkladı. Seçimde aday çıkacağını, çıksa bile Orman’ın rahat kazanacağını şimdiden söyleyebilirim. Orman’ın yeni heyecan kadar, mali sıkıntıyı çözecek bir ‘akli sermaye’ye de ihtiyacı var. 2012’de kurduğu ilk yönetime benzer bir kadro oluşturmalıdır.

Orman sportif başarıyı yakladı, stadı yaptı. Üstesinden gelmesi gereken en büyük sorun yüksek borç. Bu noktada başkanı olduğu Kulüpler Birliği üzerinden de yürüyerek, esasen tüm kulüpler, ortak bir akılla bir kriz reçetesi yazmalıdır.

FUTBOLCU ÇIK ARADAN
SEVGİLİ topçular! Artık VAR var. Penaltı falan beklediğinizde hakeme lobi yapmayın. Bırakın hakem Riva ile rahatça konuşsun. Zaten binlerce ıslıkta kulağına söyleneni anlamakta zorluk çekiyor hakem, bir de siz meşgul etmeyin!

PAS BAŞARI ORANI!
FUTBOL yazıp çizerken artık en çok istatistiği kullanıyoruz. En seksi verilerden biri de başarılı pas oranı. Ama istatistik yorumlanırsa anlamlı. Yüzde 88 pas başarısıyla oynayan Necip’in bir başarısız pası, çok şeyi alt üst edebildi.

TRAMVAYDA FUTBOL
KABATAŞ tramvayında taraftarlar ihtiraslı şekilde tartışıyor. Sözü kimseye vermeyen ve bağıra çağıra konuşan bir taraftar Negredo’nun oynatılmasını şöyle savundu: “Tamam idman tekniklerini bilmeyiz ama kaliteden anlarız.”

İYİ ANDA KÖTÜ ANDA!
BEŞİKTAŞ 2-0 öndeyken taraftarlar maçla alakalarını kesip zafer şarkıları söylemeye başladı. 2-1’den sonraysa strese giren taraftar bunu sahaya da yansıttı. Oğuzhan’ın uzatmalardaki destek talebi bile yuhalamayla karşılandı.

Yazının devamı...

Mutlu etmese de bu 1 gol turlatır

AVRUPA Ligi’nin ön eleme turları aynı zamanda bir ‘Gezelim Görelim’ televizyon programı gibi! Futbol kamuoyumuz Torshavn’dan sonra şimdi de LASK Linz’i tanıyor.

Linz, futbol açısından pek heyecan verici olmasa da şehir olarak, bizim bir çok şehrimize fark atacak düzeyde. Tuna’nın iki kıyısına yayılan Linz’in dünyaca meşhur bir pastası vardır: Linzer Pastası... En eski kek tarifi!

Ve Linz, günümüz dijital sanat ürünlerinin sergilendiği bir büyük merkeze de sahip. Ki burası geleceğin müzesi olarak tanımlanıyor. LASK Linz, geleceğin futbolunu oynamasa da ‘üçlü savunma’yla oynayacak kadar cesur bir takım.


LINZ iÇiN ViTRiN MAÇI
Teknik direktör Oliver Glasner’in maç öncesi basın toplantısında dikkatimi çeken söz şuydu: “Uzun süredir böyle bir maça hazırlanıyorduk.”

Evet, Beşiktaş Linz için kendisini dünyaya tanıtacak bir vitrindi.

Günümüzde en ‘küçük takım’ dahi boyunun posunun üzerinde bir fizik kaliteye sahip olabiliyor. Linz de dün mücadelesiyle ayakta kaldı.

Üstelik Beşiktaş henüz 6’da golü bulmuş olsa da çözülmediler. Babel’in golünde Lens, üç savunmanın risklerinden olan kanat boşluğunu iyi gördü ve Oğuzhan da asistle tamamladı.

Ama ikinci gol bir türlü bulunamadı. Kanat topları Larin ile pek buluşamadı. Göbekten varyasyonlarda ısrar yoktu. Babel, golün dışında görünmedi. Gözü kulübedeki Quaresma’ya kayan Lens, oyunun genelinde kendini maça pek veremedi.

Torshavn daha zayıf olsa da Beşiktaş’ın oyun disiplini ve iştahı o maçta daha yüksekti düne göre.

Güneş, ikinci devreye 4-4-2 ile çift santrfora dönebilirdi ama bunu tercih etmedi.

Fark beklentisiyle çıkılan maçtan Beşiktaş 1-0 galip ayrıldı. Linz, rövanşı kontrayı biraz daha fazla düşünerek yine bu formatta oynayacaktır. Dün iki üç pozisyonda bu konuda boş olmadıklarını da gösterdiler.

Yine de rövanşın Beşiktaş için daha kolay geçeceğini düşünüyorum.


ZEMİN MÜSAİT DEĞİL
TORSHAVN maçında da dikkat çekmişti. Shakira konseri nedeniyle Vodafone Park’ın bozulan hibrit zemini düzelmek bir yana iyice kötüleşmiş. Pası seven Beşiktaş için bu zemin Torshavn ve LASK için engel olmayabilir ama Akhisar maçında çelme takabilir.


NEGREDO'NUN HÜKMÜ VERİLSİN
BEŞİKTAŞ yönetimi de teknik heyeti de Negredo konusunda bir an önce netleşmeli. Mevcut forvet kadrosu içerisinde hala daha ‘1 numara’ odur. İhtiyaç halinde forvet arkası da oynayabilecek biri. Esas ihtiyaç merkezden forveti besleyecek bir kurucu.


TOLGAY ŞUT ŞUT ŞUT
TOLGAY’ın Beşiktaş’taki en şaşalı görüntüsü Liverpool’a attığı gol. 2014-15’te Avrupa Ligi’nde attığı bu golün dışında aynı sezon bir de Türkiye Kupası’nda attı, o kadar. Dün 45’te bir şutu direkten döndü. Gole en yakın olduğu an şut ama o bunu çok az deniyor.


GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ
TRİBÜNÜN bir kısmı Torshavn maçında ezeli rakiplere küfürle vakit doldurmuştu. Orman’ın çağrısı dün karşılığını bulmuştu. Küfürsüz bir maç izledik. Gerçek test ligde. Taraftar uzun süre geleceğe tezahürat yaptı; Nazım’dan: Güzel günler göreceğiz...


VELİ KAVLAK NE YAPMALI
BEŞİKTAŞLILAR “Veli Kavlak’ın askerleriyiz” diye bağırmıştır. Sözleşmesi feshedildi. Sözleşmeler esastır, hak aramak ayıp değildir. Ama buralarda ‘ayrılıklar da sevdaya dahildir’; mahkemeye düşmeden uzlaşsın çünkü büyük kulüpler hayat boyu bir kapıdır.


BEŞİKTAŞ TRANSFER DEVRİMİ
BİRÇOK Beşiktaşlı taraftarın gözü dün LASK Linz maçından ziyade belki de İngiltere’deydi. Zira İngiliz transfer piyasasının son günüydü. Negredo ve Vida gidecek miydi? Günlerdir sorulan soru yanıt buldu: Her iki oyuncu da Premier Lig’e gidemedi, şimdilik!

Buna karşın Premier Lig’den 31 Ağustos’a kadar Beşiktaş veya bir başka memleketliye oyuncu gelebilir.

Sürekli oyuncu alma ve zarar etme kültürüyle yetişmiş bizlerin bugün oyuncu satmak için, -hem de Premier Lig’e- heyecan duyması Türkiye futbolu için bir devrimdir. Beşiktaş bu anlamda ezeli rakiplerinin biraz önünde.

Son üç sezonda ‘al-sat’ yaparak hem transfer bilançosunu dengeledi hem de başarılı oldu. Beşiktaş’a bu kültürü kazandıran da UEFA ile yaptığı 3 yıllık Finansal Fair Play Anlaşması’dır.


MAÇIN ADAMI: Medel

Yazının devamı...

La la Larin Larin Larin!

İlk maçı evinde 2-0 kaybeden Faroe’nin mütevazı takımı İstanbul’a mucize için değil haysiyetini korumaya gelmişti. O yüzden sahada da bir ‘kapalı kutu’ gibi durdular. 11 hattı müdafa yaptı.

Bu Beşiktaş için de iyiydi. Zira siyah beyazlılar geçen sezon özellikle puan kaybettiği Anadolu takımları karşısında tek kale oynasa da kutunun kilidini  kırmayı başaramamıştı. Dün, Caner başta olmak üzere kanatlarda ortalarla gol aradı durdu Beşiktaş. Larin ve Tolgay iyi kafa vuruşları da buldu ama gol epey geçekti. Çünkü Beşiktaş’ın hücumu bir ‘ezber’e dönmüştü. Haliyle rakip de ezbere bir savunma geliştirmeye başladı.

Larin ile gelen ilk golde ne vardı? Lens’in ezber bozan sürpriz geriye topuk pası! Torshavn’lılar Lens’in topla şut çekiceğini umarken o şaşırtan bir tercihte bulununca rakip savunma komple taca çıktı. 43’teki golde de yine bakılası kişi Lens’ti ama Caner’in pozisyon alış ve vuruşu klastı.

İYİ HAZIRLIK OLDU
Jakup A Borg, ilk maça göre kale, ön libero ve forvette üç değişikle başladı ama bunun oyunlarına bir tesiri yoktu ve sadece Torshavn sahasına bakmaktan boynumuz tutuldu! İkinci devre Beşiktaş farkını bariz şekilde hissettirdi. Caner Erkin, takımın form durumu en iyi ismi. Maçın adamıydı.

Larin, Güneş’in verdiği krediyi dün akşam da çok iyi kullandı. Şu gün itibarıyla “Bu çocuğun üzerinde ısrar etmeye değer” dedirtiyor. Zaten onun referansı Atiba değil mi? Atiba, her şeyden önce iyi insan güzel insan. İyilere kulak vermeli...

Larin ‘Şenol Güneş Akademisi’nde sınavları iyi verirse bu sezon siyah beyazlıların tribünlerdeki bestesi Erol Evgin’den esinle ‘La La Larin, Larin, Larin’ olabilir.

Bu maçın sezonun tamamı için kesin bir ölçü olmadığını yine hatır tutmalı. Hani Beşiktaş, şu maçın bitiminde sonraki turda karşılacağı LASK Linz ile de oynayıp eleyecek güçte. Ama bu maçlar da sezon için iyi hazırlıklar oldu.

 

EY BEŞİKTAŞLI, TOLGA’YA MOBBING YAPMA!
Ey Beşiktaşlı, şayet Beşiktaş bu sezonu kalede Tolga Zengin ile geçirirse, size düşen büyük bir sorumluluk var. Rakibin kontralarında Tolga’yı kalesini terk etmeye zorlamayın. Ona psikolojik şiddet uygulamayın. Bırakın o, kendisi için en doğru olduğunu düşündüğü kararı alsın.

ESKİYİ UNUTUN
Nasıl ki işyerlerinde işimizi yaparken bize mobbing uygulanmasına karşıysak, Tolga’ya da mobbing yapılmamalı. Onu kalesinde bekleyip golü önleme oranı terk edip önleme oranından daha yüksek. Çünkü o iyi bir çizgi kalecisi ve refleksleri kuvvetli. Hatırlayan, Aralık 2015’te Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Galatasaray ile oynana derbide genç Günay Güvenç, Tolga’ya nazire etmek istercesine kalesini terk etmiş ve sonuçta topu ıskalayınca Wesley Sneijder, onu fena cezalandırmıştı. O gün Gomez ve Töre, Günay’ın fatura ödemesini önlemişti. Hasılı Tolga’nın Brugge ve Akhisar hatalarını unutun ve unutturun, takımınızın çıkarı için de buna mecbursunuz...

 

ISLIKTAN ALKIŞA VE TÖRE
LENS sezonu kapattığında ıslıklanıyordu. Ama iki Torshavn maçı kendini bulmasını sağladı. Ve dün o çıkarken oyuna giren Gökhan Töre yeni transfer gibi tribünleri heyecanlandırdı. Çıkan Lens de giren Töre de alkış aldı. Hamle gücü artan Güneş, keyiflenmiştir.

 

ZEMİNDE SHAKIRA İZLERİ
MODERN statlar 7\24 mantığıyla tasalanıyor. Vodafone Park’taki gibi. İçinde düğün dernek de yapılıyor. Büyük konserlere de açık. Geçenlerde Shakira konser verdi. Dün Vodafone’un hibrit çimlerinde bu konserin izleri duruyordu! Zira sahada yer yer yamalar vardı.

Yazının devamı...

Koyunlar otlarken! 

Konsantrasyonu olumsuz etkileyebilecek bir diğer unsur da neredeyse takımın yarısının gitti gidecek olması. Misal Babel’in kafa karışıklığını, kırmızı saçları bile örtemiyordu!

‘Come to Beşiktaş’ sloganıyla geçen sezon transferde yıldızları sıraya dizen siyah beyazlıların bu sezon en şaşalı transferleri yedek kulübesine yapıldı: Guti ve İlhan Mansız... Ama onlar da dün kulübede yoktu!

ADRİANO ALTERNATİF 10

Personel eksikliğinden ötürü Güneş, stoperde altyapının kedemlisi Necip ile çaylağı Fatih’i kullandı. Fatih’in ‘al-sat’ yapılan Mitrovic’ten fazlası var, eksiği yok.

Güneş’in elindeki gerçek joker Adriano. Dün de orta alanda oynadı ve iyi bir santral görevi üstlendi. Alternatif bir on numara olarak cepte.

Beşiktaş, ağırlıkla uzun kanat toplarıyla pozisyon üretti. Lakin net gol pozisyonu sayısı istenilen sayıda değildi. İkinci yarı farkın artmasını beklerken, saç-baş yolduran bir an bile yoktu. Hasılı Lens, bir atıp bir de attırarak, turu ilk devre bağladı.

Ev sahibi B36 Torshavn, savunmada kalıp kontra ve duran toplarda şans aradı. Nitekim tek tehlikesini de korner sonrası bir karambolde buldu. Tabir caizse tüm dün tüm Faroe Adaları halkı savunmaya gelse dahi Beşiktaş’ın gol atmasına mani olamazdı.

OTEL MAÇLARINDAN İYİ

Klişe olacak ama bu maç hakikaten ölçü değil. Çünkü rakibin zayıflığı bir yana, dün izlediğimiz Beşiktaş 11’i ideal 11’i değil öncelikle. UEFA Avrupa Ligi, benim nazarımda kıymetli bir lig değil. Samimi olarak şampiyonluk hedeflenmezse tam bir angarya. Ancak şu aşamada da iyi bir hazırlık turnuvası. Zira otel köşelerinde hazırlık maçı oynamaktan daha iyi, bu tür maçları oynamak.

MAÇIN ADAMI: LENS

Beşiktaş’ın en hazır adamı Caner’di. Ama dünkü mücadele Lens’e moral maçı oldu. 1 gol ve 1 asistle sonucu doğrudan belirleyen isimdi. Ancak bıçak sırtı durumu devam ediyor.

 

Yazının devamı...

3. olan mutsuz, 4. olan mutlu dönüyor evine

DÜNYA Kupası’nda 3.’lük maçı oynamanın gerekliliği tartışılan bir konu. Bizim gibi yarım asırda bir kupaya gidenler için böyle bir maçı oynamak mühim ama şampiyonluk iddiası taşıyanlar için biraz angarya.Nihayetinde Belçika da, İngiltere de dünkü maçı değil, bugünkü finali hayal ediyordu.

Öyle ki Eden Hazard, transfer tekliflerini 15 Temmuz’a kadar değerlendirmeyeceğini, açıklayarak, Dünya Kupası finali oynayacağına olan inanıcını ortaya koymuştu.

Diğer yanda Euro 96 için yapılan şarkının sözlerinden alınan ‘Futbol Evine Dönüyor’ sloganıyla şampiyonluk rüyası görmeye başlayan İngiltere... Belçika, grupta yendiği İngilizleri dün bir kez daha geçip ‘Dünya Üçüncüsü’ oldu. Martinez, ideal 11’in çok bozmayıp bu dereceyi istediğini ortaya koydu. İngiltere, 2. devre biraz iştahlansa da maçı büyük ölçüde kerhen oynadı.

Fakat Belçika da 3’lüğü bizim gibi yıllarca konuşmayacak. Çünkü çocukluktan beri emek verilen bu yetenekli kadrodan en az bir final bekleniyordu. Dolayısıyla, eve mutlu döndükleri söylenemez. İngiltere ise aksine, dördüncü olsa da, beklentilerin üstüne çıkıp şampiyonluk hayali kurduracak noktaya geldiği için evine mutlu dönüyor.

YURTTAŞ KANE; RUSYA'DA SENİ HİÇ BEĞENMEDİM

Messi, Ronaldo ve Neymar çok tartışıldı. Ama Kane’i gözden kaçırdık. Karnesinde yazılı 6 gol var; 3’ü penaltıdan, 1’i de tesadüfen topuğuna çarpıp geldi. 3 golün zayıf Panama’ya atıldığını unutmayalım. Gruplardan sonra etkili olamadı. Kendi çizgisini tuttursaydı belki bugün final maçına çıkacaktı. Hasılı ‘Yurtaş Kane’, Rusya’da seni hiç beğenmedim!

KALECİ KAZAKLARI

ADİDAS, Beşiktaş ve F.Bahçe’ye aynı kaleci kazağını tasarlamış, ama logolar farklı(!) Kulüpler de özel tasarıma bütçe ayırmıyor. Dünyada da kaleci kazağı sorunu var.Tişörttten hallice tasarımlar kalecinin karizmasını azalttı.

FİNAL SAATİNE DİKKAT

DÜNYA Kupası, bugün saat 18.00’de oynanıyor! Bu saat, Greenwich’e göre, değil, ‘endüstriyel futbol saati’ne göre ayarlandı. FIFA, daha çok Tokyo’lu ve Los Angeles’lının finali izleyebilmesi için en makul saati belirledi.

TITO'NUN YUGOSLAVYA'SI SPOR DÜNYASINDA YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR

Yugoslavya dağılırken coğrafyası büyük acılar yaşadı. 11 Temmuz, Hırvatlar için Dünya Kupası’na yükselmenin tarihi ama ne acı ki Sırplar’ın Boşnaklar’a yönelik yapıtığı Srebrenitsa soykırımının da yıldönümüdür o gün! Yugoslava paramparça oldu ama sportif mirası yok olmadı. Biz, 2 kez Dünya Kupası görmüşken, Hırvatistan 4 kez katıldı ve bugün final oynayacak.

Bugün Sırp raket Djokovic de Wimbledon finali oynayacak, bir kez daha! Boşnaklar 2014 Dünya Kupası’na katıldı, Slovenler, geçen yıl baskette Avrupa şampiyonu oldu. Rakip de Sırbistan’dı. Ve Sırbistan futbolda da 2018 Dünya Kupası’na katıldı. Artık ayrı ayrı bahçelerde olsa da, Tito’nun Yugoslavya’yı oluşturan tüm bölgelere ektiği sportif tohumlar bugün de meyve vermeye devam ediyor...

 

Yazının devamı...

En pahalı Fransa en basit ve ucuz oyunla finalde

Çünkü Edgar Morin de “Göç, çağdaş güzelliği ve çağdaş zekâyı yaratır. Gerçek ilerleme ırkların ve ulusların karışımıyla mümkündür” der.

Rusya’ya giden Fransa’da 14, Belçika’daysa 7 Afrika kökenli futbolcu vardı. Bu gerçeklik Avrupa’daki gurbetçiye bağımlı olan Türkiye’ye ışık tutsun.


DURAN TOP KUPASI
Deschamps, ‘favori’ rolünü Belçika’ya vererek başladı.

Pogba’nın Mbappe’yi kaçırdığı atakta hücum anlayışını açığa vurdu: Rakibi hücumda yakala ve hızla çık...

Evet, ilk yarım saat topa hükmeden ve pozisyon arayan Belçika’ydı. Israrla yaslanıp tempoyu düşürse de bu bölümde Deschamps’ı ayakta tutan Lloris’ti.

30’dan sonra Fransa pozisyon sayısında dengeyi buldu. De Bruyne kanat değiştirip duruyordu ama Belçika 3. bölgede haddinden fazla pas hatası yapıyordu.

Bu kupa bir nevi ‘Duran Toplar Kupası’ydı. Belçika, öncesinde daha çok korner kullansa da 51’de golü atan Umtiti ile Fransa’ydı. Sonrası Fransa için çok kolay oldu. Daha özgüvenli yaslanıp kaptıkları toplarla su gibi aktılar Belçika kalesine.


ÖNÜMÜZDEKİ JENERASYONA...
Roberto Martinez, Dembele’yi 2. devreye boşuna çıkarıp 15 dakika daha harcadı. Fransa’nın kapandığını gördüğünde daha 20 dakikada bile oyundan alabilirdi onu.

Sonuçta Fransa, Belçika’nın Brezilya’ya oynadığını oynayıp onu kendi silahıyla vurdu. Brezilya, Belçika’yı yenecek çok pozisyon da bulmuştu. Ama dün özellikle 2. yarı Fransa, daha terbiyeli bir defansif oyun ortaya koyarken, Lukaku’ya top göstermedi.

Belçika artık ‘önümüzdeki jenerasyona bakacak’.

En pahalı kadro Fransa ise, büyüklük hezeyanına girmeden bu basit ve ‘ucuz’ oyunla kupayı da alabilir.


MAÇIN ADAMI: UMTITI
Fransa’yı 3. kez finale taşıyan golü o attı. Kupa bu anlarla hatırlanır.


MAÇIN UYARISI: BAK MBAPPE
Mbappe sonlarda hiç centilmen değildi. Yolun başındayken Neymar’a iyi baksın!


BELÇİKA'YI SEÇEN HENRY BİR HAİN Mİ?
FRANSA efsanesi Thierry Henry, Rusya’da Belçika’nın kulübesindeydi.

“Henry bir hain mi?” Arsene Wenger, kesinlikle “Hayır” derken, Didier Deschamps ise sadece “Garip” olduğunu söylüyor. Giroud ise “Bizimle olup bana tavsiyelerde bulunmasını yeğlerdim. Amu Belçika tarafında olması beni şoke de etmiyor” diyor. Bu olgun bakışa bizim de fazlasıyla ihtiyacımız var.


106 VE 114. DAKİKALAR
İNGİLİZLERDEN sonra Almanlar da Rusları dopingle suçluyor. Rusya-Hırvatistan maçı... 106. dakikada Modric’in inanılmaz deparı ve 114’te de Rusların ailecek muzzam baskısı beni oldukça şaşırtan anlardı!


ÇAKIR'IN FİNAL ŞANSI VAR!
CÜNEYT Çakır, 2018 finalini kaçırdı ama rüyası bitmedi. Formunu korursa Katar’da düzenlenecek olan 2022 Dünya Kupası’nda final yönetebilir. Çakır’ın yaş sıkıntısı olmayacak çünkü ay farkıyla kurtarıyor!


KONGO HÂLÂ SÖMÜRÜLÜYOR
DEMOKRATİK Kongo Cumhuriyeti , eski bir Belçika kolonisiydi. Hatta başlangıçta Belçika Kralı II. Leopold’ün ‘özel kolonisi’ydi. Dünyada eşi benzeri olmayan bir durumdu bu!

Çok zulüm gördüler. O Kongo, bugün Belçika’yı beslemeye devam ediyor. Milli takımında Kongolu futbolcu var: Kompany, Lukaku, Batshuayı ve Boyota...

Avrupalılara kaptırdıkları sadece bu isimler değil. Misal Mandanda da Fransa için oynuyor. Buna karşı Bakambu, Afobe, Bolasie, Mbokani, Tisserand, Mbemba ve Mulumbu gibi Kongo için oynayan çok sayıda yetenekli oyuncuya daha sahipler.

Bizim ligimizde de üç Kongolu top koşturuyor. N’Sakala Alanyaspor’da, Moke Konya’da ve Bokila da Akhisar’da top koşturuyor. 2018 Dünya Kupası’nı 1 puanla Tunus’a kaptırdılar. Fakirlik bitmedikçe -ki zor-, Kongo dahil bir çok Afrika, Avrupa futbolunun membası olmaya devam edecek. 2022 Katar’da kendilerini görmek dileğiyle.

Yazının devamı...