GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Sevgilim kuaför olduğu için ailem onu istemiyor

Sevgili Güzin Abla, 4 yıldır görüştüğüm, çok sevdiğim ve uzun mesafelere rağmen ilişkimizi sürdürebildiğim bir erkek arkadaşım var. Her şeyden önemlisi kalbini çok seviyorum. Ama ailem bunları görmek istemiyor.

23 yaşında bir öğretmenim ve sevdiğim genç kuaför. Ailem ilişkimize onun mesleğinden dolayı karşı çıkıyor. Ve bu durum o kadar ilerledi ki ilişkimize de yansımaya başladı. Sürekli tartışıyoruz. O, ailemin bu şekilde davranmasından beni sorumlu tutuyor. Pasif davrandığımı, ilişkimizi savunamadığımı düşünüyor. Artık her söylediğim kelimenin altında bir şeyler aramaya başladı.  En son beni ikiyüzlülükle suçladı. Ben artık yoruldum. Ne ileriye gidebiliyorum ne geriye. Ondan kopamıyorum. Ailemi üzmekten de korkuyorum. Arada sıkışmış gibiyim. Rumuz: Ne yapmalıyım?

YANIT

Sevgili kızım, ailelerin hep bir nedeni vardır, çocuklarının sevdiği insanı reddetmek için. Ya yaşıdır, ya mesleğidir, ya maddi durumudur, ya da mezhep farklılığıdır... Ama iki birbirini seven insanın evliliğine mutlaka karşı çıkarlar.
Kendilerine göre haklı olabilirler zaman zaman. Ama bu arada evlatlarının mutsuzluğuna neden olduklarını nasıl görmezler, nasıl anlamazlar, bilemiyorum.
Ben insanların yanlış da yapsalar, kendi sorumluluklarını taşımaları gerektiğine inanıyorum. Çünkü eğer o gencin istediğiyle evlenmesine engel olunursa, bu mutsuzluğu hayatı boyunca yaşayacak ve her zaman ailesini suçlayacaktır.
Oysa eğer gerçekten ailenin düşündüğü gibi ortada bir yanlış varsa, bunu zaman içinde kendisinin görmesi çok daha akıllıca olmaz mı? Bu arada evlenip de mutsuz olması da mümkün elbette. Ama evlenmesini ailesinin engellediğini ve onun mutsuzluğuna neden olduğunu düşünmesi daha mı iyi?
Senin durumunda ise kızım, eğer sen aşırı kıskanç değilsen, sevdiğine inanıyor, güveniyorsan, bu hiç sorun olmaz.
Aileni ikna etmelisin. Sevdiğin gençle tartışıp, mutluluğuna gölge düşürmemelisin.
Meslekleri yargılamak yerine, evlilik yaşamında iki insanın birbirine güvenmesinin, sevmesinin çok daha önemli olduğunu kabul etmek gerekir.

 

 

Yazının devamı...

Eşim yatakta benden kaçıyor

Sevgili Güzin Abla, ben yaklaşık 5 yıldır evli bir genç adamım. Ama evlendiğimizden beri eşim yatakta hep benden kaçıyor.
Kısacası ne zaman ona yaklaşmak istesem ya yorgun, ya başı ağrıyor ya da kavga çıkarıyor, bana surat yapıyor. Olmadık şeylerden dolayı darılıyor. Zaten bu yüzden 3-4 ayda bir beraber olabiliyoruz.
Ben bu sorunu bir türlü çözemedim, ne yapmalıyım?
Böyle evlilik olur mu?
◊ Rumuz: İsteksiz

YANIT

Sevgili oğlum, evlilik hayatındaki en önemli sorunlardan biri cinsel uyumsuzluktur.
Ne yazık ki bu modern çağda bile, hâlâ kız çocuklarına cinsellikle ilgili bilgi verilmiyor.
Aileler de çeşitli nedenlerden -cahillik, ilgisizlik, vurdumduymazlık bunların başında geliyor- kız ya da erkek çocuklarına evlilikte cinsel yaşam konularında tek kelime etmiyor.
Bu sözlerim elbette eğitimli, kültürlü, belirli bir düzeydeki aydın aileleri kapsamıyor. Bugün üniversitelerde aile yaşamı ve cinsellikle ilgili eğitim veriliyor.
Ayrıca gençler kendi imkanlarıyla kitaplar okuyarak, sorarak, sorgulayarak öğreniyor, bilinçleniyorlar. Ama genellikle fazla eğitim almamış, evliliği ailesinin ona zorla kabul ettirdiği bir eşe boyun eğmek şeklinde gören bir kesim, ne yazık ki bu durumda.
Bugün bile aldığım mektuplardan anladığım kadarıyla, cinselliği sadece erkeğinin isteğine boyun eğmek, ona karşı görevini yapmak şeklinde algılayan kadınların sayısı sandığından çok daha fazla.
Hâlâ ilk gece korkusu yaşayan kadın ve belki inanmayacaksınız ama erkekler yazıyorlar bana...
“Abla ilk gece nasıl davranacağım, ne yapacağım, rezil olmaktan korkuyorum” diyor bu genç adamlar.
Senin eşinin de, evlenmeden seks hayatıyla ilgili bilgi edinmediğinden, çeşitli endişe ve korkular içinde olduğunu düşünüyorum.
Buna karşılık, senin de eşinin bu korkularını gidermek, ona sevdiğini hissettirmek gibi bir alışkanlığın olmadığından eminim.
Genellikle toplumumuzdaki birçok erkeğin yaptığı gibi, kendini hazır hissettiğinde eşinin de sana aynı heyecanla yaklaşacağını düşünüyor olmalısın.
Ayrıca gün içinde eşini üzmüşsen, kırmışsan, ona gereksiz yere bağırıp çağırmışsan, gece olduğunda onun sana sevgiyle sarılıp, karşılık vermesini beklemen çok yanlış olur.
Ona sevgini belli etmeye, gönlünü almaya bakmalısın.
Ki o da sana aynı sevgiyle karşılık verebilsin. Cinsellikle ilgili bilgi edinebileceğiniz, uzmanlar tarafından ciddiyetle hazırlanmış cinsel eğitim kitapları edinip, bu açıklamaları birlikte okumalısınız.
Bunlardan yararlanmalısınız. Böylece evliliğinizi kurtarmayı başarabilirsiniz.

Yazının devamı...

Kıskançlığım normal değil, farkındayım









YANIT

Sevgili kızım, her şeyin farkında olman çok önemli ve çok olumlu bir durum. Bu bile kıskançlık hastalığını yenmen, onunla başa çıkman için yeterli olabilir.
Ama senin de dediğin gibi, önce kendine sonra da sevdiğin insana güven duymayı öğrenmelisin.
Kendine daha iyi mi bakacaksın, saçını, giyimini, stilini mi değiştireceksin?
Kitap, dergi, gazete ne bulursan okuyup entelektüel açıdan kendini mi geliştireceksin?
Evet onun etrafında pek çok kadın olabilir. Ama eğer o seni gerçek anlamda seviyorsa, bunun hiç önemi yoktur.
Çünkü onun kalbi senin için atıyordur. Yeter ki sen de bunun bilincinde ol. Hayat boyu onu kadınlardan uzak, cam bir fanusta tutamazsın sonuçta.
Elbette zaman zaman, her şeye rağmen işler böyle düzgün gitmeyebilir. Sevgiye, aşka rağmen ihanet de hayatın bir parçası ne yazık ki...
Ama bunu kıskançlıkla engelleyemezsin.
Olacaksa olur. Hatta tam tersine, aşırı kıskançlık ihaneti tetikleyebilir bile. Biraz rahatlamaya bakmalısın kızım.

Bir öğretmenin başlattığı proje

Sevgili okurlarım, bir kadın öğretmen şahane bir proje başlatıyor. Türkçe öğretmeni Aynur Özdal, yetişkin okur yazarlık projesine destek için “Yeter ki kadınlarımız hayatlarında bir kez güzel bir kitap okuyup tartışmanın tadını alsınlar” diye bir çağrıda bulunuyor.
Bu idealist öğretmene ve çok beğendiğim projesine ben de destek olmak istedim.
O yüzden yazısını köşeme aldım. Bilirsiniz Karadeniz kadınları çok zeki ve çalışkandır. Onlara destek olmak eminim sizin de hoşunuza gidecektir.
İşte Aynur öğretmenin çağrısı:
“Sevgili kardeşlerim, uzun bir İstanbul macerasından sonra şu an Samsun’da bir köy okulunda öğretmenlik yapıyorum. Bu zamana kadar okullar için yapılan birçok kitap kampanyasına öğrencilerimle katılmaya gayret ettim.
Şimdi sıra bana geldi. Ama benim kampanyam biraz farklı. Karadeniz köyleri, coğrafyası gereği dağınıktır.
Beş-on tane hane bir dağa konuşlanır ve orası köy olur. İşte bu köylerin okulları kapatıldı, öğrenciler merkez okullarında taşımalı olarak öğrenimlerine devam ediyor.
Çok değerli köy öğretmeni arkadaşlarımın kendi elleriyle boyasını badanasını yaptığı okullar şimdi virane olmaya yüz tutmuş.
Bu şirin okullar neden atıl durumda olsun, çürümeye bırakılsın dedim, bir araştırma yaptım. Sonra Milli Eğitim’e bir proje sundum.
Kabul ettiler. Bu okulları birer köy kütüphanesine ve yetişkin eğitim alanına dönüştürmek için ‘Sürdürülebilir okur-yazar seferberliği’ başlattım.
Her şey çok taze, ama olabildiğince çok okumayı sevdirecek yetişkin kitabına ihtiyacım var.
Özellikle psikoloji, çocuk gelişimi, bahçecilik, tarım, roman gibi kitaplara, eski sayıları da olsa dikiş, hobi, bahçecilik, dekorasyon dergileri, coğrafya, tarih, bilim ve teknik gibi yayınlara ihtiyacım var. Ve de tabii sizlerin güzel fikirlerinize.
Şimdiden hepinize teşekkür ederim. Sizlerin projeye destek olacağınıza inanıyorum.”
Adres: Aynur Özdal, Eyüpsultan Mah. EÜAŞ Sitesi 15/A Ayvacık/Samsun

Yazının devamı...

Bebeğim, yediğim dayak yüzünden karnımda öldü













YANIT

Sevgili kızım, ne kadar acı bir hayatın olmuş, gerçekten etkilendim.
Bir anne bunu kızına yapar mı diye düşündüm. Ama ne yazık ki çok örnekleri var.
Bazen bir anne, kızına iyilik yaptığını düşünerek onu aslında ne kadar kötü bir hayata sürüklediğinin farkına varamıyor.
Aslında böyle düşünmek istiyorum, çünkü bir annenin bile isteye kızına kötülük yapabileceğine inanmak istemiyorum. Gördüğüm kadarıyla şanssızlıklar hiç peşini bırakmamış.
Önce ailenden, sonra eşinden, sonra yine ailenden hep şiddet görmüşsün. Tabii bunun en kötü sonucu bebeğini kaybetmen olmuş.
Ama sevgili kızım, sonuçta 21 yaşındasın. Evet, belki bu gencecik yaşında yüzlerce yıllık sorun yaşamışsın ama yine de her şeye rağmen hayattasın, yaşıyorsun ve minik bir bebeğin sorumluluğunu taşıyorsun. Bu gerçekten çok önemli ve seni hayata bağlamak için yeterli.
Bundan böyle hem kendin hem de o masum küçük kız için yaşamalısın.
Hayata dört elle sarılmalısın. Ve bana kalırsa o evden bir an önce ayrılmalısın, bir arkadaşının yanına sığınman bile çok daha iyi olur.
Bir işe girip çalışır, bebeğini bir kreşe emanet edebilirsin.
Hayatına devam ederken ayaklarının üzerinde durmayı öğreneceksin. Ve bak göreceksin, her şey bundan böyle daha iyi olacak.

“Sana umut vermek istemiyorum” diyor







YANIT

Sevgili kızım, hangi umuda sarılıyorsun anlayamadım. Bu genç adam sana hiç umut vermemiş ki...
Sanırım hep sen hayaller kurmuşsun, sanki bir beraberliğiniz varmış gibi davranmışsın. Oysa o 2-3 ayda bir buluşmalarınızı hesaba katmazsak, sana hiç ilgi göstermemiş.
Bu buluşmaların da sanırım cinsel yakınlaşma dışında pek bir önemi olmamış. Senin sevginden yararlanmış, ne zaman istese seni yanında bulacağını biliyormuş.
Şimdi de ailesinin onu bir başkasıyla evlendireceğini söylüyor sana. Doğru da olabilir, yalan da...
Belki de seni artık hayatından tamamen çıkarmak istediği için öyle diyordur.
Ama belki de doğrudur ve evlenmeye hazırlanıyordur.
Her iki ihtimalde de, o ısrar etse bile artık senin onunla asla görüşmemen gerekiyor kızım.
Bu genç adamın oyuncağı olmak istemiyorsan tabii...

Yazının devamı...

Samimiyetleri beni çıldırtıyor

Merhaba Güzin Abla, benim sıkıntım sevgilimin annesi ve bir yakın arkadaşıyla ilgili... Sevgilimin çok yakın bir kadın arkadaşı var. Onunla neredeyse 6 yıldır tanışıyorlar ve çok samimiler.

Ve ben geçen hafta öğrendim ki, bu kadın aynı zamanda sevgilimin annesinin yakın arkadaşlarından birinin kızıymış. Müstakbel kayınvalidem bu kızı çok sevdiği ve oğluyla evlenmesini istediği için sevgilimle tanıştırmış.

Ama sevgilim onu sadece arkadaş olarak sevmiş.

Hâlâ da çok seviyor. Eskiden 7/24 birliktelermiş, son zamanlarda biraz uzaklaşmışlar ama bana göre yine de çok yakın davranıyorlar birbirlerine.

Annesi her fırsatta, benim yanımdayken bile oğluna onu övüyor, onu kızı gibi gördüğünü söylüyor, onunla evlenecek adamın çok şanslı olduğunu belirtiyor.

Benim ise yüzüme bile bakmıyor.

Sevgilimin ailesine yemeğe gidiyoruz, bir bakıyorum ki annesi o kadını da çağırmış.

Sevgilimin babası da çok seviyor onu, ama onun böyle bir durumdan haberi olduğunu sanmıyorum.

Çünkü bana da iyi davranıyor.

O kadın bir de samimi olmalarından güç alarak benim yanımda sevgilimin sırtına atlıyor, koluna giriyor, yanağından öpüyor, iki de bir sarılıyor, dizine kafasını koyuyor. Sevgilim de bir şey demiyor.

Sevgilime rahatsızlığımı daha önce dile getirdim.

Ama bana “O benim kız kardeşim gibi. Böyle bir şey düşünmen, beni çok üzdü. Lütfen bir daha konusunu açma” dedi.

Gerçekten ben de sevgilimin ona karşı arkadaşlık dışında bir hissi olduğunu düşünmüyorum ama kadını tanımayıp uzaktan yaptıklarını gören arkadaşlarım dahi “Bu kadın kim? Kesin seninkinden hoşlanıyor” diyorlar.

Zaten kadın gittiğimiz her yere geliyor.

Baş başa yemek dahi yiyemiyoruz, hemen yanımızda bitiveriyor. Herkesin “O çok tatlı bir kız” diye bahsettiği kadın bana karşı nedense çok kaba...

Ben artık bu kadının yanımızda olmasını istemiyorum ama sevgilime de “onunla bir daha görüşme” diyemem.

Sence bu kadına ve sevgilimin annesine karşı ne yapabilirim? Hep bir gerginlik içindeyim.

Rumuz: Bu nasıl arkadaş

 YANIT

Doğrusunu söylemek gerekirse güzel kızım, bana da bu yakınlık, arkadaşlık sınırlarını aşmış, hatta biraz abartılı gibi geldi.

Sizin ilişkinizi bildiği halde, her dakika yanınızda olması, sizi yalnız bırakmak istememesi çok yanlış ve bana biraz da özellikle yapılıyor gibi geldi.

Sevdiğinin annesi onları yakınlaştırmak için çaba gösteriyorsa, bu davranışları onun dikte etmesi sonucu yapması da muhtemel.

Sevgilin onun kız kardeşi gibi olduğunu belirtiyorsa da, bana bir kız kardeşin her zaman yanınızda olması, sevgilinin kucağına yatması, yanağından öpmesi hiç de normal gözükmedi.

Normali bırak, komik ve çocukça... Kaldı ki, bu genç hanım gerçek bir kız kardeş değil. Sevdiğin gence “bu kızla görüşme” diyemezsin elbette.

Belli ki onun arkadaşlığından hoşlanıyor, onun varlığı onu neşelendiriyor.

Ama bu durum böyle devam edemez, etmemeli de.

O halde bir plan geliştirmeli, yavaş yavaş bu plana göre hareket etmelisin.

Onu hayatınızdan uzaklaştırmak için, buluşmalarınızı onun önceden haber alacağı şekilde değil de, spontane bir şekilde, ani karar vererek gerçekleştirin. Bunu sen yapacaksın tabii ki.

Ayrıca sevdiğin genç adamın yanına sen oturmalısın ki, bu şekilde o genç hanımın sevdiğinin dizine yatmasına fırsat vermemelisin.

Bu arada bu genç hanıma, bekâr erkek arkadaşlarından birini tanıştırma yolunu deneyebilirsin.

Onun da katılacağı bir buluşmaya, sen de bir erkek arkadaşını getirebilirsin örneğin.

“Onun yalnız kalmasına gönlüm razı olmuyor, yazık bak biz sevgiliyiz, bir erkek arkadaşı olması çok daha iyi değil mi?” şeklinde yaklaşabilirsin olaya.

Bakalım ne olacak?

Sevdiğin gencin tepkisi de gerçek duygularını anlama fırsatı verecektir sana.

Aşırı tepki göstermeden, akıllıca davranarak bu duruma bir son verebilirsin. 

Erkek arkadaşın seni gerçekten seviyorsa, sen de pes etmemelisin. 

Müstakbel kayınvalidenin oynadığı bu oyunu kazanmasına izin verme.

 

 

Yazının devamı...

Beni kandırılmak yıktı

Merhaba Güzin Abla, sevgilimle ayrılalı neredeyse bir yıl oldu. Uzun süredir de aklıma gelmiyordu. Hayatından çıktığım gün, “Belki her şeyin açıklaması vardır” diye mesaj attım ona. Bu mesajımla alay etti.

Aylar sonra tekrar hayatıma girmeye çalıştı, ben izin vermedim. Her yerden sildim, onu yazdığım anı defterlerimi bile attım. Onu sevmiyorum biliyorum, ama sadece bir özür istiyorum, küçücük bir çaba...

Yıllardır birbirimizin hayatındaydık. Çok kırıldım, çok parçalandım... Beni sevmediğini, aslında hayatında başkasının olduğunu öğrendim.

Kandırılmıştım. Hayatta en sevdiğim, en güvendiğim insan tarafından sevilmemek değil de kandırılmak üzdü beni. Ne yaparsam yapayım o an hissettiğim acıyı unutamıyorum.

Ona da bir şey olsun istemiyorum. Sadece içimdeki öfke nasıl geçecek bilmiyorum. “Bir gün yine eskisi gibi olacağız” düşüncesinden kurtulmak istiyorum.

Kimseye anlatmıyorum içimdekileri, kendime bile.

Ben sadece eski günlerin hatrına bu öfkem bitsin istiyorum. Yeniden birini sevmeye çalıştım fakat olmadı, o da hayal kırıklığına uğrattı beni.

Çok yoruldum her seferinde en sevdiğim insanların ihanetine uğramaktan. Yoruldum artık.

Rumuz: Takma adım

YANIT

Sevgili kızım, sana geri dönmeye çalışması, kararlılığını yıkmış. Bu çok doğal. Büyük bir çaba göstermiş ve onu unutmaya çalışmışsın. Ama aslında tam anlamıyla unutamamışsın ki...
İçinde hâlâ onun seni nasıl kırdığının belirgin izleri var. Bu unutmak mı oluyor şimdi? Ondan hâlâ bir özür bekliyorsun. Onu unutmuş olsaydın umurunda olmazdı.
Ama bak “Sadece içimdeki öfke nasıl geçecek bilmiyorum. Bir gün yine eskisi gibi olacağız düşüncesinden kurtulmak istiyorum” diyorsun. Yani beklentilerin var onunla ilgili. Eğer onu gerçekten unutmak istiyorsan, yaşadıklarınızın üzerine bir çizgi çekeceksin.
O çizginin gerisinde kalanları unutacaksın. Bir anda o senin için bir yabancı olabiliyorsa, işte o zaman gerçek anlamda unutmuş olursun.
Aksi halde bu düşüncelerin ömür boyu peşini bırakmaz. Onunla yaşadıklarını sürekli yeni ilişkilerine de taşımaktan vazgeçmek zorundasın. O zaman yeni ilişkilerinde de hep yaşadığın bu olumsuzluklar seni etkileyecektir.
Sürekli bu yeni kişiye karşı kuşkuyla bakabilir, her an aldatılma endişesi taşıyabilirsin. Bu yüzden de mutlu olamazsın. Eski ilişkini gerçek anlamda beyninden, kalbinden, ruhundan silebilmelisin. Bunu yeni bir sevginin, yeni bir sevgilinin desteğiyle başarabilirsin diye düşünüyorum.

Facebook’ta tanıştık diye ailem karşı çıkıyor

Merhaba Güzin Abla, Facebook’ta tanıştığım birine çok aşığım, onu çok seviyorum. Aynı şekilde o da beni çok seviyor. Onu babamla ve annemle tanıştırmak istiyorum ama ailem bu ilişkime karşı çıkıyor. “Facebook’tan bulduğun adam, adam değildir” gibi cümleler kuruyorlar.
Evlenmek istediğim tek erkek o, ondan başkasıyla yapamam. O da ailemle tanışmak, bu ilişkide ciddi olduğumuzu herkese göstermek istiyor.
Ben onunla 2 yıldır beraberim ve çok mutluyum ama ailemi ikna edemiyorum. Ne yapmalıyım? Sevdiğim adamla ailem arasında kala kaldım.
Rumuz: Facebook aşkı

YANIT

Sevgili kızım, bu sosyal medya aşkları yeni moda oldu. Özellikle de annenin, babanın kuşağındakilerin alışkın olmadığı bir durum.
Zaman zaman da pek olumlu sonuçları olmadığına şahit olabiliyoruz. İnternet aracılığıyla tanışan kişilerin birçoğu sahte kimlikli, bazıları evli barklı, gerçek kimliklerini gizleyen, para avcısı kişiler olabiliyor.
Bu yüzden ailenin böyle tepki göstermesine hak vermek gerekiyor. Belki senin tanıdığın bu genç adam bunlardan biri değildir. Umarım da öyledir. Ama yine de ona körü körüne inanmak yerine, biraz daha temkinli davranmalısın.
Çünkü bakıyorum kendini kaptırmış gidiyorsun. Onun ailenle tanışmak istemesi, seninle ciddi bir beraberlik düşünmesi olumlu işaretler.
Ama yine de dikkatli ol. Ailene de onu bir kez tanımalarını, üstelik büyüklerin olarak onunla tanışıp, hakkındaki gerçek düşüncelerini öğrenmek istediğini de belirtirsen, eminim bu beraberliğe ve senin sevgine daha bir saygıyla yaklaşırlar.

 

 

 

 

 

 

Yazının devamı...