GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Onlarca şifreyi akılda tutma derdine son!

LinkedIn ve Yahoo! gibi devleri bile siber saldırılardan büyük hasarlar aldı. Online bir servis saldırıya uğradığı zaman saldırganın kullanıcılara ait parola ve hesapları ele geçirme riski var. Eğer bu sitede kullanılan ve riske giren parola başka sitelerde de kullanılmışsa risk katlanarak artıyor demektir.


İnternette kullandığımız parolalar ikilem oluşturmaya devam ediyor. Tüm online servislerde oturum açmak için parola girmek gerekiyor ve bu parolaların güvenli olabilmesi için karmaşık olması şart. Bununla birlikte, olağanüstü bir hafızaya sahip değilseniz harf, rakam ve özel karakter içeren en az sekiz basamaklı karmaşık parolaları akılda tutmak pek mümkün değil. Bundan ötürü kullanıcıların aynı parolayı birden fazla sitede kullandığını görmek şaşırtıcı gelmemeli.


İşte bu noktada parola yöneticileri devreye giriyor ve sizin adınıza bu bilgileri saklıyorlar. Peki, doğru parola yöneticisini nasıl seçeceksiniz? Uygulamalarda aranması gereken özellikler neler ve bu yaklaşım güvenlik açısından yeterli mi?

Ne kadar güvenli?


Parola yöneticisi kullananların tüm yumurtaları aynı sepete koyduğu yönünde süregelen bir tartışma var. Gerçekten de tüm parola ve kullanıcı adlarınızı aynı yerde toplarsanız, buna erişim hakkı kazanan bir saldırgan, online imparatorluğunuzu komple işgal edebilir. Elbette bu kabul edilemez bir durum. Risk açısından bakarsak, kullanmış olduğunuz tüm servislerde domino etkisi yaratmak için sadece bir servisin ele geçirilmesi yetiyor.
Aslında tek bir parolayı tüm sitelerde kullanmaktan doğacak riskten daha ciddi bir risk değil. Hep aynı parolayı kullanmayı tercih ederseniz, bu sitelerden sadece biri ele geçirilirse sonuç olarak tüm diğer sitelerdeki hesaplarınız tehlike altına girecek. Popüler olan ve güvenliğe önem veren çok sayıda site bile son birkaç yıl içinde çok kez saldırıya uğradı ve parola veritabanları ele geçirildi.


Oysa parola yönetimi alanındaki büyük oyuncular, tek bir istisna dışında saldırı sonucu hiçbir kayba uğramadı. Tek istisna olan 2011’deki LastPass güvenlik açığında bile felaket getiren zarar doğmadı. LastPass sıra dışı trafikten şüphelenince hemen devreye girdi ve herhangi bir veri hırsızlığı olmadan, tüm kullanıcıların ana parolalarını değiştirmesini zorunlu kıldı. Ekstra güvenlik adına, değişikliğin bilinen bir IP adresinden yapılması veya e-posta doğrulaması istendi. Parolaları içeren şifrelenmiş veritabanı indirilmiş olsaydı bile (Kesin olarak bilinmiyor ama büyük ihtimalle indirilmemiş.) ana parola seçilirken uzunluk ve karmaşıklıkla ilgili öneriler dikkate alınmışsa kullanıcıların parola kasaları güvende olacaktı.


Ana parola güvenliği


Parola yöneticilerinin büyük kısmı, güçlü bir koruma için gereken iki özelliği bir araya getiriyor: Rastgele ve karmaşık parola oluşturma becerisi ile sitelere kullanıcı adı ve parolaları otomatik olarak girip oturum açma.
Her parolayı ayrı ayrı hatırlamak zorunda kalmadığınız için parolalarınızın tümü olabildiğince uzun ve karmaşık olabilir, böylece güvenlik seviyesi yükseltilmiş olur. Oturum açma işlemi uygulama tarafından yönlendiriliyorsa parolayı görmenize bile gerek yok.


Uzun, güçlü ve karmaşık ama sizin tarafınızdan bilinmesi gereken tek parola, diğerlerini güvenli biçimde kilitleyen ana paroladır. Bir parola yöneticisi, ana parolanız ne kadar güçlüyse o kadar güçlü olabilir. Bu yüzden ana parolanın iyi seçilmesi gerekiyor. En az 12 karakter uzunluğunda olup büyük ve küçük harfler, rakamlar ve özel karakterler içeren bir parolayı unutmamak kulağa zor gelebilir ama onun da kolay var. Ben 15 karakterden uzun bir ana parola kullanıyor ve bunu üç ayda bir değiştiriyorum ama şu ana kadar unuttuğum olmadı.


İşin püf noktası, tamamen rastgele bir parola belirlemek yerine hatırlanacak bir noktadan yola çıkmak ama insanların tahmin edebileceği veya bilgisayarların kaba kuvvetle bulabileceği parolalardan uzak durmak. Kelimeleri farklı sıralarda birleştirebilir, aralara özel karakterler ekleyebilir, birkaç farklı rakam ekleyip hatırlaması kolay ama kırılması neredeyse imkânsız bir parola elde edebilirsiniz. Örneğin “arabam roket gibi” gibi kolayca hatırlanacak bir ifadenin bazı harfleriyle oynar, plakanızı ekler ve özel karakterler koyarsanız
”?araBAM384Rok@gibi” gibi tahmin edilemez bir sonuç elde edebilirsiniz.


Ana parolayı veritabanına dosyanızın anahtarı gibi düşünürsek, şifreleme (encryption) de dosyayı koruyan ve anahtarın girdiği kilittir. Örneğin LastPass ve 1Password ana parolayı kullanarak verilerinizi bilgisayar üzerinde yerel olarak şifreler. Dolayısıyla buluta gönderilen veriler zaten şifrelenmiş olur ve içerikleri bu şirketler tarafından bile bilinemez.


Benim parola yöneticisinde uyguladığım bir başka tedbir var: Parola yöneticisinde kayıtlı ve kullanıcı adı olarak geçen e-posta adresim tamamen gizli ve benden başka kimse bu e-posta adresinden haberdar değil. Bu da ek bir güvenlik tedbiri olabilir.


Parola yöneticilerinde dört büyükler

LastPass
www.lastpass.com

LastPass, yerel istemci yaklaşımını kullanmıyor; sunucu tabanlı depolama modeliyle her yerden erişim olanağı sunuyor. Ücretsiz sürümde tek tıklamayla oturum açma, otomatik form doldurma, farklı tarayıcılar arasında parola eşitleme, güvenli aktarım, şifreli yedekleme ve geri yükleme, güvenli parola oluşturma ve parola gücü kontrolü gibi temel özellikler var. Yıllık 12 $ fiyatlı Premium sürümde işlevsellik artıyor: iOS, BlackBerry, Android, Windows Phone, Symbian ve hatta webOS mobil platformlarına destek geliyor. Premium üyeler aynı zamanda YubiKey ile çift faktörlü doğrulama ve USB sürücü desteği elde ediyor. 2011 başında yaşanan potansiyel bir güvenlik açığından ötürü LastPass’ın biraz “adı çıktı” ama şirketin verdiği tepki gayet olumluydu ve yeni güvenlik önlemleriyle artık daha da iyi koruma sağlanıyor.

RoboForm
www.roboform.com


1999’dan beri parolaları koruyan RoboForm, bulunabilecek en esnek parola yöneticilerinden biri. Ücretsiz sürümdeki işlevler fazlasıyla sınırlı. En fazla 10 hesap için şifrelenmiş parola depolama ve otomatik veri girme işlevi içeriyor. Tek bilgisayarda sınırsız hesap desteği ve çoklu profil için 30 $ fiyatlı Desktop 7 sürümüne terfi edebilirsiniz. Asıl esneklikse Windows, Mac ve mobil cihazlar için Roboform Everywhere sürümüyle geliyor. Yıllık 10 $ bedelle Everywhere’e üye olduğunuzda mobil cihazlar arasında bulut tabanlı eşitleme yapılabiliyor. Bu üyelik, ilk yıldan sonra yıllık 20 $ olarak devam ediyor. Aynı zamanda çoklu şifreleme profili, güvenli parola oluşturucu, diğer programlardan veritabanı alabilme ve USB bellek desteği de ekleniyor.

KeePass
www.keepass.com


Parola yöneticilerine açık kaynak yaklaşımını getiren KeePass, genelde sistem yöneticilerinin ve deneyimli kullanıcıların ilgisini çekiyor. Gelişmiş düzenleme seçeneklerinin fazlalığı sayesinde işletmelerin kullanımı için de ideal görünüyor. Aynı zamanda normal kullanıcılar için karmaşık olmayan bir yapıya sahip ve tamamen ücretsiz. Tüm veritabanı için geçerli 256 bit AES şifreleme dışında ana parola güvenliği için SHA-256 kullanılıyor. Bekleneceği üzere, parola oluşturma ve hesap bilgilerini otomatik doldurma desteği var. Temelde yerel çalışan bir istemci olduğundan parolalar bilgisayarınızda saklanıyor ama bulut tabanlı eşitleme için Dropbox desteği var. KeePass de LastPass gibi YubiKey ile çift faktörlü doğrulamayı destekliyor, üstelik LastPass’in aksine bu özellik de ücretsiz. Başarılı içeri alma ve dışarı aktarma seçenekleri var. Ayrıca Linux dahil çok sayıda farklı platform destekleniyor. Açık kaynaklı olduğundan, işlevselliği arttıran çok sayıda üçüncü parti eklenti de bulunmakta.

1Password
www.agilebits.com/onepassword


Hayatına Mac uygulaması olarak başlayan 1Password, iOS ve Android ortamlarına geldikten sonra Windows’a da el attı. Yerel ve bulut melezi 1Password, tüm cihazlara özel istemciler sunuyor ve ana veritabanını şifreli olarak depoluyor ama eşitleme için Dropbox’ı temel alıyor. Sadece Android sürümü ücretsiz. Diğerlerinde 30 günlük deneme süresinden sonra ödeme yapmalısınız. Tam esneklik için tüm cihazlarınıza ayrı ayrı istemci satın almanız gerekiyor. Windows ve Mac sürümleri 50 $, iPhone ve iPad uygulaması 33 TL. Başarılı içeri alma seçenekleri, güvenli parola oluşturucu ve oturum açma bilgisinden fazlasını (seri numaraları, notlar, kredi kartı bilgileri vb.) depolayabilme dışında güçlü şifreleme ve platforma özel kullanıcı arabirimleri sunuyor. Pahalı ama oldukça çekici ve sezgisel bir uygulama.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#22 Eylül 2013 Bilgisayarınızın tüm ayarlarına hâkim olun!
#16 Eylül 2013 Bilgisayarınızı ve verilerinizi ücretsiz koruyun
#11 Eylül 2013 En iyi 10 yeni nesil oyun
#09 Eylül 2013 Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?
#25 Ağustos 2013 Google Harita'larla keşfe çıkın



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Microsoft ve Google arasında YouTube gerginliği


Google’ın iktidarı ele geçirmeye başladığı 90’lı yılların sonlarında, arama devi, bugün herkesçe bilinen sloganını üretti: “Kötü olma” (Don’t be evil). Google’ın sunucularında biriken olağanüstü veri miktarı ve internet gizliliğiyle ilgili korkularımız düşünüldüğünde bu, kullanıcıları rahatlatan bir slogandı. Ancak son zamanlarda yaşanan olaylar Google’ın hâlâ bu slogana değer verip vermediğini sorgulamamıza yok açıyor.

Geçtiğimiz mayıs ayında Microsoft, Windows Phone yüklü telefonlar için bir YouTube uygulaması geliştirdi. Uygulama, kullanıcıların Windows tabanlı telefonları üzerinden YouTube’un devasa video arşivine erişmesini sağlıyordu. Google uygulamayla ilgili bazı çekincelerini dile getirince uygulama Windows Mağazası’ndan kaldırıldı. Microsoft, uygulamayı Google’ın standartlarıyla uyumlu hale getirmek için epey çalıştı ve ağustos yeniden yayına aldı, ama Google uygulamanın YouTube’a erişmesini tekrar engelledi.


Microsoft Kurumsal Başkan Yardımcısı David Howard, şirketin resmi blogunda yayımlanan bir yazısında “Her zaman tek bir amacımız vardı: Windows Phone kullanıcılarına, Android ve iPhone kullanıcılarına benzer bir YouTube deneyimini sunabilmek.” açıklamasını yaptı. “Google’ın uygulamamız üzerindeki itirazları hem Google’ın ‘açıklık’ taahhüdüyle uyuşmuyor hem de bir Windows Phone uygulamasını kendi platformunda bile zorunlu tutmadığı şeylere zorluyor.


Google’ın en büyük itirazı, Microsoft’un uygulamasını HTML5 ile geliştirilmemiş olmasındaydı. Aslında her iki şirket de modern web sayfaları programlamaya yarayan HTML5’i yaygınlaştırmaya çalışıyor ama Howard’ın dediğine göre, Android ve iOS’teki YouTube uygulamaları da HTML5 kullanılmadan geliştirilmiş. YouTube gibi karmaşık bir uygulamayı HTML5 ile geliştirmek çok fazla zaman ve işgücü gerektiriyor. Dolayısıyla Microsoft, Google’ın böyle bir şeyi sadece kendisine zorunlu tutmasını biraz “kişisel” algılıyor.


Google Apple’ı seviyor çünkü iOS yüklü cihazlar akıllı telefon atışlarının büyük bir kısmını oluşturuyor. Google, Haritalar ve Arama gibi ürünlerinde gösterdiği reklamlarla iyi bir gelir elde edebiliyor. Öte yandan, Windows Phone’un pazar payı iOS’e ve Android’e kıyasla çok küçük olduğu için Google onu gözden çıkarabiliyor.


Dolayısıyla Google biraz karanlık tarafa kaymış gibi görünüyor. Microsoft ise YouTube uygulamasından vazgeçmiş değil. Howard, “Kullanıcılarımıza hak ettikleri deneyimi sunmaya kararlıyız ve mantıklı çekinceleri varsa bunları Google ile birlikte çözmekten mutluluk duyarız.” diyor.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#26 Eylül 2013 Onlarca şifreyi akılda tutma derdine son!
#22 Eylül 2013 Bilgisayarınızın tüm ayarlarına hâkim olun!
#16 Eylül 2013 Bilgisayarınızı ve verilerinizi ücretsiz koruyun
#11 Eylül 2013 En iyi 10 yeni nesil oyun
#09 Eylül 2013 Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Bilgisayarınızın tüm ayarlarına hâkim olun!

Eski Windows sürümlerinde gizemli ve dokunulmaması gereken bir bölge olarak nam salan Denetim Masası, standart bir kullanıcıya da artık bilgisayarını daha rahat kullanması için pek çok ayar imkânı sunuyor. Ses ve görüntü ayarlarından donanımınızı nasıl kullanmak istediğinize kadar yapmak istediğiniz tüm düzenlemeleri Denetim Masası'nın ilgili kısımlarında gerçekleştirebilirsiniz. Denetim Masası 1985'teki Windows 1'den beri hizmetimizde. Bu yazımda Denetim Masası hakkında etraflıca bilgi sahibi olmanızı sağlayacak 10 cevaba yer veriyorum.


1- DEĞİŞİKLİK YAPARKEN DİKKATLİ OLMALI MIYIM?


Duruma göre değişir. Yaptığınız her ayarı not alacak kadar endişeli misiniz veya Aygıt Yöneticisi gibi Denetim Masası'nın riskli kısımlarında mı gezineceksiniz? Yoksa sadece hesap resminizi değiştirmek mi istiyorsunuz? Denetim Masası'nda yaptığınız ayar ve değişikliklerin çoğunu daha sonra eski hâline getirebilirsiniz ama yine de dikkatli davranmanızı öneririm. Nerede ne tür değişiklikler yaptığınızı hatırlamak daha sonra aynı aracı bulmanızı ve eski ayarlarına döndürmenizi hızlandıracaktır.

2- GEZİNMEK KOLAY MI?


Denetim Masası'nda yolunuzu bulmanın her zaman çok kolay olduğunu söyleyemem. Başlangıçta biraz korkutucu gelebilir. Birçok ayar ve araç karmaşık görünüşlü ekranların ardına saklanmış olabilir. Ancak Windows 7 ve 8, Denetim Masası’nı grafik, ses, güvenlik gibi görevlere ayrılmış bölümler şeklinde sunarak basitleştiriyor. Pencerenin sağ üstündeki simge görünümü, aradığınız araçlara daha hızlı ulaşmanızı sağlayabilir.

3- NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRİM?


Denetim Masası'nı ilk açtığınızda çeşitli bölümlere ayrılmış olduğunu göreceksiniz. “Sistem ve Güvenlik” altında bilgisayarınızı koruma ayarlarını ve yüzlerce başka ayarı görebilirsiniz. “Ağ ve Internet” ise adından anlaşılan ayarları içerir. Başlıklara tıkladığınızda seçenekler ekranda listelenir. Bu seçeneklere tıkladığınızda ayar ekranları açılır.

4- DAHA DA HIZLI BİR YOL VAR MI?


Evet, var. Sıklıkla kullandığınız bir uygulamacık (örneğin program kurmak veya kurulu olanları kaldırmak için “Programlar ve Özellikler”) varsa doğrudan bu aracı açacak bir kısayol yaratabilirsiniz. Denetim Masası'nı simge görünümüne getirin, istediğiniz araca sağ tıklayın ve “Kısayol oluştur”u seçin. Kısayol hemen masaüstünüzde belirecek. Artık bu kısayolu istediğiniz yere taşıyabilir, hatta görev çubuğuna yerleştirerek hızlıca erişebilirsiniz.

5- ARADIĞIMI NASIL BULABİLİRİM?


Windows 7 Denetim Masası'nda dolaşmak biraz zahmetli olabilir ama arama özellikleri aslında son derece yetenekli. Bu yüzden aradığınız aracı göremediğinizde arama yapmak en akıllıca çözüm. Denetim Masası'nı açın ve neyi değiştirmek istediğinizi sağ üst köşedeki arama kutusuna yazın. Örneğin “çözünürlük” yazdığınızda ekran çözünürlüğü ayarlarının veya “ses” yazdığınızda ses yapılandırması penceresinin açıldığını göreceksiniz. Zaman zaman fazladan seçenekler de görüntülenebilir, örneğin Aygıt Yöneticisi gibi. Yine de aradığınızı bulacağınızdan şüpheniz olmasın. Bulamadıysanız arama yaptığınız sözcükleri değiştirmeyi deneyin.

6- DENETİM MASASI’NA GİRMEK ŞART MI?


Değil. Denetim Masası uygulamacıklarına Başlat menüsünden erişmek de çok kolay. Öncelikle Windows görev çubuğuna sağ tıklayın ve Özellikler'i seçin veya Denetim Masası içindeyseniz Görev Çubuğu özelliklerine girin (simge görünümündeyseniz Görev Çubuğu ve Başlat Menüsü Özellikleri başlığında, kategori görünümündeyseniz Görünüm ve Kişiselleştirme altında). Başlat Menüsü sekmesine geçin ve Özelleştir deyin. Denetim Masası bölümüne gidip “Menü olarak görüntüle”yi seçin.

7- DENETİM MASASI'NI GÖREMİYORUM??


Biraz ilginç bir sorun ama başka bir kullanıcı Denetim Masası'nı gizlemiş olabilir. Windows'u sadeleştirmek için yapılabilecek ayarlardan biri, Denetim Masası'nı gizlemek ki günlük çalışmasında Denetim Masası'na hiç uğramayan birçok kullanıcı için oldukça verimli bir çözüm bu. Görev çubuğuna sağ tıklayıp Özellikler > Başlat Menüsü > Özelleştir > Denetim Masası kısmındaki “Bu öğeyi gösterme” seçeneğini değiştirmeniz yeterli.

8- DENETİM MASASI PROGRAM DOLU MU?


Pek sayılmaz. Bilgisayarınıza yazılım kurar gibi Denetim Masası’na bir şey kuramazsınız, ancak donanımlarınıza ait sürücüler Denetim Masası'na kendi uygulamacıklarını ekleyebilir. Örneğin ses kartınız veya grafik kartınız için ayrı bir seçenek görebilirsiniz. Denetim Masası öğeleri de birer programdır ama sadece ayarları değiştirmenize imkân tanıyan ve başka bir işe yaramayan, tek amaçlı programlardır. Tam bir uygulama kadar yetenekli olmadıkları için bunlara genelde “uygulamacık” denir.

9- YANİ SADECE AYAR YAPMAK İÇİN Mİ?


Aslında Denetim Masası denetim amaçlı olduğu kadar bir gösterge panelidir de. Bazı parçaları değişiklik yapmak için değil, bilgi görüntülemek için kullanılır. Örneğin Performans Bilgileri ve Araçları kısmında bilgisayarınızın performansını sınayabilirsiniz. Başlat'a tıklayıp Deneyim Dizini yazın. Karşınıza çıkacak araç, çeşitli testler gerçekleştirerek bilgisayarınızın bileşenlerinin performans puanlarını sunacaktır. Daha fazla bilgi için Microsoft'un
http://goo.gl/xpCxs6 adresindeki kılavuzunu inceleyebilirsiniz.

10- NASIL ULAŞABİLİR VE NELERİ DEĞİŞTİREBİLİRİM?


Denetim Masası'nın ana penceresine ulaşmak çok kolay: Başlat'a tıklayıp Denetim Masası'nı seçmeniz yeterli. Veya Başlat menüsünde çıkan arama kutusuna “Denetim” yazmaya başladığınızda da ulaşmanız için ikon çıkacaktır. Denetim Masası'nın derinliklerinde bulabileceğiniz birçok araç ve ayara farklı şekillerde de erişebilirsiniz. Örneğin bildirim alanındaki ses simgesine sağ tıklayarak “Kayıttan yürütme aygıtları”nı seçtiğinizde ses seçeneklerine ulaşabilirsiniz. Hatta bu yöntemler sizi doğrudan ilgili ayarların bulunduğu ekrana kadar götürür.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#16 Eylül 2013 Bilgisayarınızı ve verilerinizi ücretsiz koruyun
#11 Eylül 2013 En iyi 10 yeni nesil oyun
#09 Eylül 2013 Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?
#25 Ağustos 2013 Google Harita'larla keşfe çıkın
#14 Ağustos 2013 Yeni başlayanlar için Twitter



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Bilgisayarınızı ve verilerinizi ücretsiz koruyun

İnternet tehlikeli bir yer. Bu nedenle her PC sahibinin kendisini korumak için etkili ve güvenilir bir antivirüs yazılımına ihtiyacı var. İşte sizi hiçbir harcama yapmadan harika güvenliğe kavuşturacak sekiz araç!

1: AVAST FREE ANTIVIRUS


avast! Free Antivirus’ün neden mevcut en popüler güvenlik araçlarından biri olduğunu kısa sürede anlayacaksınız: Programı yüklemek kolay ve basit arabiriminin kullanımı rahat. Hızlı bir ön tarama bilgisayarınızdaki potansiyel tehlikeleri tespit etmenizi sağlayacak, bu arada sistem performansı üzerinde çok az etkide bulunacaktır. Bunun kişisel bir fikirden ibaret olduğunu sanmayın: AV-Test’in yürüttüğü bağımsız testlerde avast! Free Antivirus’ün her açıdan başarılı olduğu belirlendi. Ayrıca AV-Comparative’in 2012’de önerdiği ürünlerden biriydi.


Avast Free’nin bazı kullanışlı ek özellikleri de var. Örneğin yazılım güncelleyici, sizi kaçırdığınız güncellemelerden haberdar ediyor. Tarayıcı temizlik aracıysa istenmeyen eklentilerin kolayca temizlenmesini sağlıyor.

2: PANDA CLOUD ANTIVIRUS


Ufak ve basit… Panda Cloud Antivirus, ücretsiz gerçek zamanlı koruma sağlayan, hiçbir sorunla karşılaşmadan diğer güvenlik araçlarıyla birlikte kullanılabilen hafif bir araç.


Ticari bir ürünün ücretsiz sürümü olan araçta ücretli sürümde bulunan bazı özellikler yer almıyor. Aracın Pro sürümü sizi halka açık Wi-Fi ağlarında koruyor, USB Aşılama özelliği sayesinde USB sürücüler aracılığıyla kötü amaçlı yazılım bulaşma riskini azaltıyor ama temel antivirüs koruması hemen hemen aynı. Ayrıca her ne kadar Panda Cloud Antivirus mümkün olan en iyi tespit oranlarını sunmuyor olsa da bağımsız testler, AV-Test sertifikası sahibi aracın yeterince yetenekli olduğunu gösteriyor.

3: EMSISOFT EMERGENCY KIT


Hiçbir antivirüs programı %100 tespit oranı sunamaz. Arada sırada da olsa kötü amaçlı bir yazılım savunmanızı aşmayı başarabilir. Bu nedenle ne olur ne olmaz ikinci bir araç bulundurmakta fayda var. Emsisoft Emergency Kit (EEK) harika bir seçenek.


Kurulum gerektirmeden çalışan program bu sayede mevcut yazılımlarınızla uyuşmazlık yaşanması olasılığını düşürüyor. Kullanımı kolay sistem tarayıcısı, Virus Bulletin’in övgüsünü kazanan çift taramalı bir motor kullanıyor.


Deneyimli kullanıcılar, zararlı yazılımları tespit edip temizlemenizde yardımcı olan HiJackFree ve BlitzBlank gibi araçlardan özellikle memnun kalacaklar.

4: ZONEALARM FREE ANTIVIRUS + FIREWALL


ZoneAlarm Free Antivirus + Firewall ile ilgili zihnimi meşgul eden birkaç nokta var. Virüs veritabanı günlük olarak güncellendiği için (ticari sürümde saat başı) en yeni tehditler karşısında nispeten korumasız kalıyorsunuz.


Program yine de pek çok özellik sunmayı başarıyor: AV-Test sertifikalı antivirüs motoru, kullanımı kolay bir güvenlik duvarı ve kısmi tarayıcı koruması.


Programın sadeliği hedeflediğini de belirtmemiz gerek. Özellikler kutusunu açtığınızda karşınıza sadece 10 düğme çıkıyor. Bunları çoğunu kullanmanız bile gerekmiyor.


Günlük güncelleme yapılıyor olması ilk tercihimizin bu yönde olmayacağı anlamına geliyor ama yine de iyi bir alternatif olduğunu belirtmem lazım.

5: MALWAREBYTES ANTI-MALWARE


Sisteminize bir şey bulaştığını düşünüyorsanız ama mevcut antivirüs aracınızın uyarı vermediyse Malwarebytes Anti-Malware Free’yi deneme vakti gelmiş demektir. Mükemmel bir gerçek zamanlı tarayıcı olan araç, her türden tehdidi çabucak bulup ortadan kaldırabiliyor.


Araç her seviyeden kullanıcı için ideal. Yeni başlayanlar kullanmakta zorluk çekmeyecektir: Programı başlatıp “Scan” düğmesine tıklayın. Program anında sisteminizi taramaya başlayacaktır. Daha deneyimli kullanıcılarsa zarar görmüş bir sistemi başlatmanızı ve kilitli dosyaları silmenizi sağlayan ek araçları beğenecektir.

6: AVIRA FREE ANTIVIRUS


Avira Free Antivirus, iki temel noktada koruma sağlıyor: Öncelikle, sürekli olarak bilgisayarı gözleyen, tehditleri imha eden, dosya tespit oranlarının yüksekliği nedeniyle bağımsız laboratuvarların beğenisi kazanan güçlü bir antivirüs motoruna sahip.


Birkaç sorunu da yok değil. Arabirim ilk başta biraz karmaşık gelebilir. Ayrıca program diğer araçlarla karşılaştırıldığında PC performansını daha çok etkiliyor. Yine de Avira Free Antivirus, yetenekli ve etkili bir güvenlik paketi.

7: BITDEFENDER ANTIVIRUS FREE


Bitdefender’ın antivirüs motoru, mevcut en iyi motorlardan biri. Bağımsız test laboratuvarlarının gözdelerinden olan programın ücretsiz sürümünü edinmek kulağa çok hoş geliyor. Ancak bir sorun var: Bitdefender Antivirus Free Edition’ın gerçek zamanlı koruma özelliği yok. Yani dosyaları indirdiğinizde ve kullandığınızda kontrol etmiyor. Bunun yerine dosya, klasör ve sürücüleri siz istediğinizde tarıyor.


Bu nedenle Bitdefender Antivirus Free Edition ana antivirüs aracınız olamaz ama yine de faydalı olabilir: Programı indirin, arada sırada tarama yapın. Diğer güvenlik araçlarının gözden kaçırdığı tehditleri tespit edebilir.

8: AVG FREE ANTIVIRUS


AVG Free Antivirus, faydalı özelliklere sahip bir paket sunuyor: Antivirüs motoru, e-posta tarayıcı, kimlik hırsızlığı koruması ve çevrimiçi güvenlik sağlayan LinkScanner Surf-Shield.


İlk bakışta bütün bunlar, pek çok kutucuk, düğme ve menü bulunduğundan programın karmaşık görünmesine yol açabilir; ancak zeki tasarlanmış arabirim, çoğu işlemi bir iki tıkla yerine getirmenizi sağlıyor.


Bu program, etkililiği söz konusu olduğunda farklı tepkiler alıyor: AV-Comparatives ortalama bir puan verirken AV-Test ise bazı ticari programlardan daha iyi olduğunu iddia ediyor. Bana sorarsanız program, en iyi ücretsiz antivirüs paketlerinden biri.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#11 Eylül 2013 En iyi 10 yeni nesil oyun
#09 Eylül 2013 Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?
#25 Ağustos 2013 Google Harita'larla keşfe çıkın
#14 Ağustos 2013 Yeni başlayanlar için Twitter
#07 Ağustos 2013 Doğu Cephesi’nde yeni bir şey yok!
#29 Temmuz 2013 Parolalarınızı güvenle saklayın
#24 Temmuz 2013 Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Yurt dışı internet kullanımında yeni seçenekler

Her zaman her yerde internete bağlı kalmamız için cep telefonu operatörleri ülkemizde hızlı 3G bağlantı olanağı sunuyor.

Yurt dışı seyahatlerinde telefon ve internet kullanımı uzun bir süredir gerçekten oldukça kabarık faturalarla karşılaşmamıza sebep oluyordu. Operatörler, müşterilerinin yurt dışında da ekonomik biçimde telefon görüşmesi yapıp internete bağlanabilmesi için bazı seçenekler sunmaya başladılar.


İş ve sosyal hayatında iletişime yoğun olarak ihtiyaç duyan müşterileri için Turkcell, 9 yıldır sunduğu Platinium servisinde yurt dışı kullanımlarına göre bazı düzenlemeler yaptığını özel bir etkinlikle duyurdu.

Bundan böyle Platinum’a üye olan Turkcell müşterileri yurtiçi paketlerini yurtdışında da 50 ülkede kullanmaya başlayacak. Ayrıca Turkcell bu özel hizmet için Turkcell Platinum adında bir mobil uygulama da geliştirildi. Uygulamayı iOS platformunda ücretsiz indirip kullanmak mümkün. Android uygulaması da yolda.


Şirketin konuyla ilgili düzenlediği toplantıda, Turkcell Segment Pazarlama Direktörü Dilara Demir Kısakürek’le konuşma şansım oldu.

Mobil kullanıcıların değişen ihtiyaçlarından, özellikle yurt dışı kullanımlarındaki talep hakkında bilgi verdi.

Platin paketlerini çok konuşmak isteyen, daha çok internete girmek isteyen, her ikisini de yoğun kullanan müşterilerine göre farklı içeriklerde tasarladıklarını anlatan Kısakürek, Platinium sınıfı müşterilerinin tamamına yakınının akıllı telefon sahibi olduğunu ve diğer kullanıcılardan 5 kat fazla mobil internet kullandığını söyledi.


Kullanıcıların en çok şikayet konularından birinin, yurt dışındayken özellikle internet kullanım miktarı hakkında güncel bilgi alamamak olduğunu hatırlatmam üzerine, bu konudaki çalışmalarından da bahsetti.

Platin paketlerle birlikte sunulan yeni Konfor Alanı özelliği ile paket bitimlerinde ya da pakete dahil olmayan bir kullanım olduğunda, kullanıcıların ek bir işlemle uğraşmasına gerek kalmadan uygun fiyata iletişim devam edeceğini aktardı.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#11 Eylül 2013 En iyi 10 yeni nesil oyun
#09 Eylül 2013 Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?
#25 Ağustos 2013 Google Harita'larla keşfe çıkın
#14 Ağustos 2013 Yeni başlayanlar için Twitter
#07 Ağustos 2013 Doğu Cephesi’nde yeni bir şey yok!
#29 Temmuz 2013 Parolalarınızı güvenle saklayın
#24 Temmuz 2013 Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>


Yazının devamı...

En iyi 10 yeni nesil oyun

Play Station 3 veya Xbox 360 sahiplerinin en sevdiği bu oyunlarla uykusuz geceler sizler bekliyor. Fakat baştan uyarayım; anne-babanız veya sevgilinizle yaşayacağınız olası sorunlardan ben sorumlu değilim. :)

1- Forza Motorsport 5


İnsan vücuduna göre daha düz çizgilere sahip olan araç geometrisi, göz alıcı sahneleme ve ışık şöleni için adeta biçilmiş bir kaftan niteliğinde. Microsoft’un Forza serisinin son sürümü, yakın çekim sürücü eldivenleri ve karbon fiber kaplamalı dalgalı Ferrari iç tasarımını sergileyen fragmanıyla harika görünüyor. Oyunun en ilginç tarafı, sizi izleyen ve taklit etmeye çalışan “Drivatar” isimli dijital kişiliğiniz. Bu yapay zekâ siz okulda veya işteyken gerçek insanlara karşı çevrimiçi yarışlara katılabilecek ve siz uzaktayken hanenize yazılacak ödüller kazanmanıza olanak sağlayacak.


2- Battlefild 4


Savaş oyunu tutkunlarının endişelenmesine gerek yok, Battlefield’ın dolambaçsız kademe anlayışı ve çok-oyunculu karşılaşmaları bir yere gitmiyor; aksine daha iyi ve engin bir hâl alıyorlar. Xbox One ve PS4 sürümleri, 64 kişilik çok-oyunculu müsabakalar ve belirgin yıkım fiziği (ki çevrimiçi müsabakalarda bundan hep uzak durulmuştu) gibi PC tarzı imkânlar sunacak. 2005’te çıkan Battlefield 2’nin “Commander Mode” özelliği geri dönüyor. Bu stratejik özellik sayesinde takımın bir üyesi haritayı tepe aşağı, taktiksel bir açıdan görebiliyor ve takım arkadaşlarına direktifler verebiliyor. İşin en leziz kısmı ise bunu mobil bir aygıtla, her yerden yapabilecek olmanız.


3- Watch Dogs


Watch Dogs dünyası yeterince ilginç. Set olarak sıkı denetim altındaki geleceğin Chicago şehrini alan oyunda, bilgisayar kontrolü altındaki her aygıtı hack edebilen isyankâr bir karakteri oynuyorsunuz. Bu yetenek sayesinde, örneğin polislerden kaçarken bir köprüyü kaldırarak yakayı ele vermekten kurtarabiliyorsunuz. Watch Dogs’ın en ilginç yönünü ise asimetrik oynanış biçimi oluşturuyor. Yani ikinci bir çevrimiçi oyuncu, oyun dünyasını manipüle edebiliyor, bu sayede başkarakterin haberi olmadan ona yardım edebiliyor veya isterse engel olabiliyor. Oyunun bu yeteneği, Büyük Birader tarzı oynanış koşulları söz konusu olduğundan dolayı çok eğlenceli bir deneyim olabilir.


4- Kinect Sports Rivals


Kinect Sports Rivals, aile dostu şirin bir oyun. Rejim devirmekten veya insanları başından vurmaktan daha farklı bir deneyim arayan oyuncular, bu oyun sayesinde keçileri kaçırmışçasına oturma odasında dans ederek vakit geçirebiliyorlar. Adından da anlaşılacağı gibi bu bir Kinect oyunu ve Kinect’in tüm potansiyelinden faydalanılıyor. Oyun, dijital kopyanızı çıkarmak için yüzünüzü, ellerinizi ve hatta parmaklarınızı tarayabiliyor. Paket içinde bulunan oyunlar arasında tırmanma, yarış ve futbol gibi oyunlar yer alırken, Forza 5 gibi oyun tarzınızı taklit ederek sizden bağımsız bir şekilde diğer oyunculara karşı mücadele edebiliyor.


5- Infamous: Second Son


Sucker Punch’ın Infamous serisinin devamında PS4’ün engin 8GB’lık RAM’den iyice faydalanılıyor. Kaotik çevresel yıkım bu seriyi sattıran faktörlerin her zaman başında gelse de, önceki sürümlerde yok ettiğiniz bir nesnenin bulunduğu bölgeye geri döndüğünüzde yenilenmiş olarak buluyordunuz. Second Son’da bir muhafız kulesini devre dışı bıraktığınızda oyunun geri kalanında da o şekilde kalıyor. Pek çok oyunun vaat ettiği fakat hiçbir zaman tam olarak hayata geçiremediği kaotik yıkımı sonunda televizyon sehpamızın üzerinde bulacak olmamız son derece muhteşem.


6- Sunset Overdrive


Klasik Dreamcast oyunu Jet Set Radio’nun ruhu, Sunset Overdrive ile yaşamaya devam ediyor. Her ne kadar sprey boyaların yerini canavar kanı alsa da… Sahneler, mutantlarla dolup taşan yakın gelecekteki bir şehirde geçiyor. Oyuncu bu şehirde elektrik tellerinin üzerinde hareket edebiliyor, çatıların üstünde koşturabiliyor ve duvarlara tırmanabiliyor. Sunset Overdrive’ın geliştiricisi Insomniac Games, Microsoft’un bulut bilişiminin hakkını vererek oyunculara kapılarını sonuna kadar aralıyor ve oyun dünyasını değiştirmelerine imkân sağlıyor.


7- Killzone: Shadow Fall


Sony’nin en büyük FPS serisinin yeni nesil ayağı mükemmel görünüyor. Killzone 3 ile Killzone Shadow Fall modellerini yan yana karşılaştırdığınızda çok daha fazla ayrıntı ve keskin dokular hemen kendini belli ediyor. Şu ana kadar gördüklerimiz arasındaki devasa şehir manzaraları, etkileyici 3D ve ışıklandırma efektleri birer harika. Helghast avlamaktan vakit bulduğunuzda, parmak ucunuzdaki Share düğmesi sayesinde göz kamaştırıcı ekran görüntüleri ve videolar kaydedebilecek, bunları PS4’ü olmayan arkadaşlarınızla bile paylaşabileceksiniz.


8- The Order: 1886


Anladığımız kadarıyla The Order: 1886 uzun bir süredir geliştirilmekte olan bir oyun ve bunun nedeni hiç de bir sürpriz niteliği taşımıyor; çalıştırabilecek donanımın olmaması. Neyse ki kaslı bileşenleriyle PS4 imdada yetişiyor ve bu etkileyici steampunk aksiyon oyununa hayat veriyor. Daha önce birkaç God of War oyununda çalışmış olan Ready at Dawn tarafından geliştirilen bu oyun hakkında fazla ayrıntıya sahip olmasak da son derece ümitlendirici gözüktüğünü belirtmemiz lazım. Endüstriyel devrimin fantastik bir bakış açısıyla realize edildiği bu gizemli dünyada, insanlar asırlar öncesine dayanan bir husumetle başa çıkmaktadır. Şimdiden siparişi verdik!


9- Project Spark


PS3’te çıkan LittleBigPlanet oldukça ses getiren bir oyun oldu ve anlaşılan o ki, Project Spark ile Microsoft da bu kervana katılmak istiyor. Kademe üretilebilen ve oyun yaptıran bu oyun, Kinect’ten faydalanmakla beraber SmartGlass desteği de vererek bir fiskeyle dağlar, nehirler ve kasabalar oluşturabilmenizi sağlayacak. Oyun sesli komut desteği de sunacak. Ayrıca oyundaki neredeyse her şey yeniden düzenlenebilecek, bu sayede örneğin sizi sürekli takip eden bir çiçek oluşturabilecek veya yaklaştığınızda zıplamaya başlayan taşlar üretebileceksiniz. Hepsi kulağa harika geliyor.


10- Dead Rising 3


Zombi katliamı simülatörü Dead Rising 2 gibi bir oyunu oynamanın en iyi (veya tek) nedeni, bir kovaya kablosuz matkap monte edip bir zombinin kafasına geçirmekti. Dead Rising 3’ü oynamak için daha fazla neden bulabiliriz: kendine has silah yapıma mekaniğinin yanı sıra, oyunda aynı anda yüzlerce zombi aktif olarak çevrenizde bulunabilecek. Oyun ayrıca bulut bilişimden de faydalanacak ve hava saldırıları için SmartGlass desteği sunacak.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#14 Eylül 2013 Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?
#25 Ağustos 2013 Google Harita'larla keşfe çıkın
#14 Ağustos 2013 Yeni başlayanlar için Twitter
#07 Ağustos 2013 Doğu Cephesi’nde yeni bir şey yok!
#29 Temmuz 2013 Parolalarınızı güvenle saklayın
#24 Temmuz 2013 Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın
#18 Temmuz 2013 Samsung, SSD’de hız ve kapasite yükseltti



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...

Google Harita'larla keşfe çıkın

Google Haritalar (https://maps.google.com) hayatımızın değişmez ve önemli bir parçası olmayı başardı. Bu servis olmasaydı gerçek anlamda kaybolabilirdik. Apple’ın iOS 6 güncellemesinden sonra Google Haritalar’ı devre dışı bırakıp kendi servisini yerleştirmesinden doğan serzenişlere bakmak bile yeterli olacaktır.


Google Haritalar ve kardeş program Google Earth’ün (www.google.com/earth) başarısının altında yatan nedenler hata payının düşüklüğü ve kapsama alanı ama aynı zamanda yenilikçi yapılarını da eklememiz gerekiyor. Google, harita servisini daha verimli ve kolay kullanılabilir hâle getirmek için sürekli olarak kullanışlı yenilikler ekliyor, yerel veritabanlarını güncellemeye devam ediyor. Google Haritalar’ın en popüler araçlarından biri olan dört yıllık geçmişe sahip Sokak Görünümü henüz Türkiye’deki konumlar için sunulmuyor ama diğer ülkelerdeki görüntüler elde edilebiliyor. Google’ın duyurusuna göre son güncellemeyle sokak görüntüleri ciddi anlamda yenilendi.


Bu yazıda Google Haritalar, Earth ve Sokak Görünümü’nü kullanarak gerçekleştirebileceğiniz pratik uygulamalardan tuhaf gerçeklere kadar en ilgi çekici bilgileri göreceksiniz.


Google Earth ile hava durumunu yaşayın


Hava durumuyla ilgili bilgileri bir yerden okumak yerine kendi gözlerinizle görmek istemez misiniz? Google Earth uygulamasında Hava Durumu katmanı altındaki Bulutlar ve Radar seçeneklerini etkinleştirin, bulutlara yaklaşın. Eğer yağmur veya kar yağışı varsa bunlara ait animasyonları -ekran kartınız çok zayıf değilse- görebilirsiniz.

Nereye gidip ne kadar kaldığınızı görün


Mozilla’nın geliştirdiği Map My Day adlı web uygulaması (http://goo.gl/qzntjx) konum bilginizi takip ederek nerede ne kadar zaman harcadığınızın kaydını tutuyor. Bir yere ulaştığınızda “check in”e ve ayrılmadan önce de “check out”a tıklayın. Uygulama bu bilgileri tarihlerle birlikte saklayacak ve zaman içindeki dolaşımınızı harita üstünde gösterecek.

Dünya genelinde ZeroAccess enfeksiyonlarını görün


Güvenli firması F-Secure, Google Earth kullanarak dünya genelinde ZeroAccess botnet zararlısından etkilenen yerleri gösteren bir katman hazırladı. Dünya genelinde 140 binden fazla noktada etkilenmiş olan bilgisayarların yerlerini görmek için http://goo.gl/ghtte7 adresinden bu verileri ekleyin. Haritada yer alan kırmızı sembollerden birinin size ait olduğundan şüpheleniyorsanız McAfee’nin ücretsiz rootkit temizleyicisini (http://goo.gl/FgrRUd) kullanmayı deneyebilirsiniz.

Fotoğraf çekmek için ideal zamanı bulun


Günün “altın saat” denilen anında güneş ışınları en ideal durumdadır ve bu zamanda çekilen fotoğraflarda en güzel sonuçlar elde edilir. www.golden-hour.com adresinde yer alan haritayı kullanarak bir konum seçin ve bu bölgeye özel altın saat başlama saatini ve gün doğuşu saatini öğrenin. İlerde gerçekleşecek fotoğraflar çekimleri için şimdiden bilgi almak için tarihi değiştirmeyi deneyebilirsiniz.

Yeni görseller yüklendiğinde haberdar olun


Follow Your World (followyourworld.appspot.com) adresinde uyarılara üye olarak bölgenizdeki haritalara ve uydu görüntülerine ait Google güncellemelerinden haberdar olabilirsiniz. Bir konum için arama yapın ve ardından harita veya uydu görüntüsü üzerinde tıklayarak noktayı belirleyin. Koordinatların ve konum adının doğru olup olmadığını kontrol edin, ardından onay verin. Bu bölgeye ait yeni görseller yüklendiğinde e-postayla haberdar olacaksınız.

Arama sonuçlarına hızlı haritalar eklensin


Google arama sayfasında bir restoran veya işletme için arama yaptığınızda yeni bir sayfa açmak zorunda kalmadan sonuçlara ait konum bilgilerini görebilirsiniz. Google’ın tanıdığı bir mekânı ararsanız konum bilgisi ve harita görüntüsü, aynı zamanda Google+ Yerel’e eklenmiş kullanıcı yorumları sağ tarafta belirecektir.


BEŞ BÜYÜLEYİCİ GOOGLE EARTH MANZARASI


1- Oxfordshire’da bir tarlaya çizilmiş denizanası görüntüsü: http://goo.gl/maps/43YtW
Koordinatlar: 51.562278, -1.604391

2- İlginç görünümlü bir deniz canavarı: http://goo.gl/maps/43YtW
Koordinatlar: 57.214481, -4.570600

3- Şeyh Hamad bin Hamdan’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki kendi adını taşıyan özel adası: http://goo.gl/maps/WFtmw
Koordinatlar: 24.340192, 54.323472

4- Sudan’daki bir çölde yer alan dev boyutlu dudaklar: http://goo.gl/maps/4GypP
Koordinatlar: 12.06522, 23.096506

5- South Carolina’da yer alan çok renkli bir uçak: http://goo.gl/maps/djqYf
Koordinatlar: 35.007037, -81.019267


Danimarka’daki Hamlet kalesini keşfedin


Shakespeare’in Hamlet eserindeki Elsinore, adını, etkileyici Kronborg Kalesi’nin (http://goo.gl/maps/SJeMi) bulunduğu Helsingør (Danimarka) şehrinden alır alır. Yeni Sokak Görünümü sayesinde bu güzel mekâna ait görüntüleri detaylı biçimde ve yerinizden kalkmadan görebilirsiniz.

Bletchley Park’ta parka göz atış


Sokak Görünümü’ne eklenen tarihi öneme sahip en yeni konumlardan biri İngiltere’deki Bletchley Park (http://goo.gl/maps/rZMC1). Yüzlerce Alman ajanının elde edemediği görüntüleri kolayca elde edebilir, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alan Turing, Dilly Knox ve Peter Twinn tarafından kırılan Enigma şifresinin kırıldığı yeri görebilirsiniz. Arka kısımda yer alan dev boyutlu satranç setine dikkat edin!

Rusya’daki eşsiz turistik mekânları görün


Yeni sokak görüntülerini kullanarak Rusya, Tsarskoye Selo’da yer alan Katerina Sarayı’nda (http://goo.gl/maps/werO0) turlayın. Çarın yaz döneminde konakladığı alana ait kapılara ve dev mahkeme salonuna dışarıdan bakıyor olacaksınız. Kızıl Meydan, Kremlin ve St. Petersburg gibi daha fazla turistik mekân için Rusya’ya özel koleksiyona (http://goo.gl/hNwP9) göz atın.

Sokak Görünümü konumlarının eski filmlerini izleyin


There & Then adı verilen site (http://goo.gl/7NE93), Sokak Görünümü içeren yerlere ait eski videoları akıllı biçimde bir araya getiriyor. 20. yüzyılın başında çekilmiş eski videolara bakarak bu özel yerlerin yıllar önce nasıl göründüğünü anlayabilir, bugünkü görünümleriyle kıyaslayabilirsiniz. Aslında asıl ilgi çekici olan mekânlardan çok kıyafetler ve taşıtların 100 yıllık değişimine tanık olmak.
Historypin (www.historypin.com) sitesi de Google Haritalar ve Sokak Görünümü’nde yer alan ilgi çekici yerlere ait eski nesil videolar ve fotoğrafları içeriyor.

Edebiyata konu olmuş yerlere bakış atın


Robinson Crusoe ve Frankenstein gibi dünya edebiyatına girmiş 150’den fazla kitapla ilgili haritayı görmek içinse Google Earth’ten güç alan Book Drum World Map’i (www.bookdrum.com/maps.html) ziyaret edebilirsiniz.
British Library’nin Pin-a-Tale projesi (http://goo.gl/ZIScS) sonucunda da İngiltere’de edebiyata etkisi olmuş önemli yerler bir araya toplandı. Daha fazla bilgi almak için haritada yer alan bir noktaya tıklayın. Kırmızılar romanları, yeşiller şiirleri, sarılar şarkıları temsil ediyor. Daha fazla bilgi için “Find out more” kısmına tıklanabilir.

Titanic’in kalıntılarını keşfedin


http://goo.gl/MXxVl adresine giderek Titanic için hazırlanmış Google Earth dosyasını indirin. Program ayarlarında 3D Binalar seçeneğinin açık olduğuna emin olun. Ardından Titanic gemisinin kalıntılarını gösteren üç boyutlu modeli görüyor olacaksınız.

Buhar banyosu yapan Japon maymunlarını görün


En beğendiğim sokak görünümlerinden biri, Japonya’daki Jigokudani (Cehennem Cadisi) Maymun Parkı’ndaki sıcak kaynak sularında duş alan kar maymunlarına (http://goo.gl/maps/rexYS) ait. Kış ayları gelince maymunlar aşağı iniyor ve sıcak sularda rahatlamayı tercih ediyor.

Google Haritalar’la kuşların göçünü takip edin


İngiliz Ornitoloji Birliği (BTO), uydu takip sistemini kullanarak 14 farklı guguk kuşunun yerlerini belirledi. Bu sayede kış aylarında güneye gerçekleşen yolculuklarını takip edebilirsiniz. www.bto.org/cuckoos adresinde yer alan harita her bir kuşa ait göç yolunu gösterebiliyor. Galler guguk kuşu Lloyd’un Afrika’ya giden yolculuğuna ait güncellemeleri de görebilirsiniz. Benzer bir proje ABD’deki sinek kuşlarının göçünü haritalıyor. http://goo.gl/q3jrJ adresindeki güncellemeler için kuş takipçilerinden gelen raporlar dikkate alınıyor.

Kaliforniya’daki ulusal parkları keşfedin


Google, Kaliforniya’daki beş ulusal parka (http://goo.gl/Vygp4) ait çok başarılı görünümler ekledi. Redwood Ulusal Parkı’nda yer alan dünyanın en uzun ağaçlarını görebilir, Yosemite’deki Old Inspiration Point’in (Eski İlham Noktası) keyfini sürebilir, 43 derece sıcaklığa maruz kalmadan Ölüm Vadisi’nde tur atabilirsiniz.

Sokak Görünümü ile safariye katılın


Street View Safari sayfasında (http://goo.gl/bdLV6) Sokak Görünümü kameralarıyla elde edilmiş en başarılı doğal yaşam görüntüleri bir araya geliyor. Tam ekran modunda gerçekleşen slayt gösterisine aslanlar, gergedanlar, zürafalar ve safari parklarına dâhil hayvanat bahçeleri katılıyor. Brezilya’da sokaklarda dolaşırken sokak görüntüleri çeken arabanın önüne devekuşu çıkabiliyor.

Hawaii’den dumanlar püskürten bir yanardağ görün


Sokak Görünümü tarafından elde edilmiş Hawaii koleksiyonunda (http://goo.gl/xclLy) Pasifik Okyanusu’nun cennetinden gelen bazı eşsiz panoramik görüntüler bulunuyor. Sanal tur sayesinde harika plajlardan başlayıp el değmemiş Molokai kıyılarına geçin ve büyük adada yer alan yanardağa yakından bakın.

Kuzey Kutbu’ndaki erimeyi izleyin


Global ısınmanın kutup noktalarında neden olduğu değişimlerden ötürü sıkıntıya giriyorsanız Arctic.io tarafından sürdürülen Kuzey Kutbu Gözlem Çalışması’nı (www.arctic.io/observations) takip edebilirsiniz. Bu sistem bölgenin Google haritasını alıyor ve NASA tarafından her gün çekilmekte olan Arctic’a ait uydu görüntülerini ekliyor. Bu sayede zaman içinde gerçekleşen erime değişimlerini, blok hareketlerini anlamanız ve kızılötesi görüntüleri elde etmeniz mümkün.

Mercan kayalıklarını yakından görün


Sokak Görünümü kısa süre önce okyanus koleksiyonunu (http://goo.gl/RbiWa) hayata geçirdi ve altı ayrı mercan kayalığına ait panoramik görüntüler sunuluyor. Seçilen yeraltı konumları arasında Hawaii Hanauma Körfezi’ndeki Great Barrier kayalığı ve Filipinler’deki Apo Adaları var. Bir dalgıç gibi hareket edip detayları keşfedebilirsiniz. Balıklar, sürüler, denizşakayığı dağları, tropik dev balık ve kaplumbağa gibi eşsiz deniz yaşamının detayları ve canlıları keşfedilmeyi bekliyor.


ON TUHAF SOKAK GÖRÜNÜMÜ

1- Yalnızca bilim adamlarının mesken tuttuğu Antarktika. http://goo.gl/maps/Mjg3a

2- New Jersey’de bulunan korkutucu bir golf parkuru. http://goo.gl/maps/ExBwv

3- Dikkatsiz bir Rus sürücünün yere indirdiği trafik levhası. http://goo.gl/maps/ViNoV

4- Başında simit tablası taşıyan bir İsrailli satıcı. http://goo.gl/maps/lu6MN

5- Estonya’da bir camdan sallanan rakun. http://goo.gl/maps/QoqpN

6- Brooklyn’de kameralara poz veren bir eşek. http://goo.gl/maps/pXG2J

7- Sokak Görünümü kamerasına yapışmış bir kurbağa. http://goo.gl/maps/Qbms5

8- Longleat House’da yolunu kaybetmiş Kraliçe I. Elizabeth. http://goo.gl/maps/oKQZg

9- San Fransisco’daki bir kafede gümüş renkli uzay kıyafetleri giyen köpek. http://goo.gl/maps/ZiKrB

10- Finlandiya’da ürkütücü kargalarla dolu bir alan. http://goo.gl/maps/qlcpk

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#14 Ağustos 2013 Yeni başlayanlar için Twitter
#07 Ağustos 2013 Doğu Cephesi’nde yeni bir şey yok!
#29 Temmuz 2013 Parolalarınızı güvenle saklayın
#24 Temmuz 2013 Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın
#18 Temmuz 2013 Samsung, SSD’de hız ve kapasite yükseltti
#14 Temmuz 2013 Evde kablo zulmünden kurtulmanın zamanı gelmedi mi?
#8 Temmuz 2013 Yeni nesil PC’ye hazır mısınız?



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>


Yazının devamı...

Microsoft'un Nokia'yı satın alması neleri değiştirecek?

2000'lerin ortalarından itibaren işletim sistemi ve uygulamanın ne kadar önemli olduğunu Apple'ın iPhone ürününe bağlı iOS işletim sistemi ve App Store uygulama ekosistemi gündeme getirdi. Daha öncesinde Nokia ve Samsung gibi üreticiler kendi uygulama ve işletim sistemlerini mütevazı biçimdem müşterilerine sunmaya çalışıyorlardı. Apple yine yapacağını yapıp akıllı telefon pazarında rakiplerini büyük yatırımlar yapmaya zorlamıştı.


2010'a doğru artık pazar şekillenmeye başladı. Bir yanda Apple'ın tablet ve telefonlarında sunduğu iOS işletim sistemiyle bütünleşik App Store uygulama mağazası varken, ringin diğer köşesinde Google'ın öncülüğünde kurulan mobil işletim sistemi Android ve uygulama sistemi Google Play duruyordu. Tam da o dönemde Apple'ın rakibi durumundaki telefon üreticilerinin karar vermesi gerekiyordu. Ya kendi işletim sistemleri ve uygulama yatırımlarıyla yol alacaklardı, ya da Google'ın tarafında duracaklardı. HTC ve Samsung gözünü kırpmadan Google'ın safını seçti. Çünkü bir başka mantıklı seçenekleri yoktu. Pazarın adet ve gelir bazında o dönem lideri konumunda olan Nokia ise kendi işletim sistemi ve uygulama mağazasında diretmeye karar verdi. 2010'dan beri ben ve pek çok teknoloji yazarı "Nokia neden hâlâ Android'e geçmiyor?" sorusunu soruyorduk. Cep telefonu pazarı böylesine homojenleşmişken, Nokia'nın Android'den bu denli uzak durmasına anlam veremiyordum. Apple ve Google'ın pazarı adeta şekillendiren atakları özellikle Samsung'un bu alanda sdevleşmesini getirdi. 2010 başlarına kadar cep telefonu pazarında işletim sistemi olaran Nokia'nın Symbian'ı %47 gibi dev bir paya sahipti. O dönemler BlackBerry'nin de altın çağıydı. RIM'in BlackBerry işletim sistemi %20 gibi bir pazar payıyla keyif çatıyordu. 2010'un başlarında Apple'ın iOS'u %14'lerdeyken, Google Android %4'le gerilerden geliyordu.

Android her şeyi değiştirdi


Takvimler 2012 başlarını gösterdiğinde tablo tam tersine döndü. Mobil işletim sisteminde pazarın hâkimi artık Google Android oldu. Hem de %56,1 gibi ezici bir payla! Apple iOS ise %22 ile ikinci sırada yer aldı. Nokia Symbian %8,6'da kalırken, BlackBerry 6,9'da hapsoldu. Bilgisayar işletim sisteminin sultanı olan Microsoft'un yüzü mobilde bir türlü gülmüyordu. Windows Mobile işletim sistemi %1,9'la yok gibi bir şeydi. Microsoft, Windows Phone adını verdiğin yeni mobil işletim sistemiyle bu gidişe bir dur demek istiyordu. 2013 itibarıyla pazarda dengeleri değiştirmek için cep telefonu üreticileriyle masaya oturdu. Apple'ın karşısında Android tercihi yaparak satış konusunda büyük avantaj elde eden Samsung oralı olmadı. Git gide kan kaybeden Nokia için ise Microsoft kurtarıcı olabilirdi. Nokia hayatının en büyük kumarını oynayarak akıllı telefonda tamamen Microsoft'un işletim sistemini kullanmaya başladı. 2012'nin son çeyreğinde durumlar iyiye gitmeye başladı ve en azından Nokia için düşüş trendi bozuldu. Geçen sene bu zamanlar, "Microsoft ve Nokia arasında galiba bi şeyler var ama açıklamaya çekiniyorlar" yorumlarını yapmaya başlamıştık. Microsoft'un Nokia'yı aslında prensip olarak geçen sene satın aldığını ve daha sonraki dönemlerde süreci tamamlayacaklarını düşünüyordum. Çünkü Microsoft'un planı Nokia dışında başka telefon üreticilerini de Windows Phone sistemine dâhil etmekti. Fakat gelin görün ki HTC dışında kimse buna yanaşmadı. Geçtiğimiz günlerde Micorosft ve Nokia tarafından satışla ilgili beklenen açıklama geldi. Nokia artık bir Microsoft şirketi olmuştu.

Windows Phone kumar mı?


Şimdi Nokia için iki senaryo var. Kullanıcı Windows Phone işletim sistemini benimseyecek ve Apple iOS ile Google Android platformlarını terk etmeye razı gelecek; ya da Samsung, LG, Motorola, HTC ve Sony Mobile gibi Andoid savaşçılarına boyun eğerek düşük bir pazar payına razı gelecek. Kişisel kanaatim, Android'in ve uygulama mağazasının yakın zamana kadar son derece yetersiz olduğu yönündeydi. Fakat 2013'ün ikinci ceyreği Android cephesinde büyük değişimler getirdi. Telefon üreticilerinin bu konudaki desteği de yabana atılacak gibi. değil. Önümüzdeki sene Android cephesi hem Apple'a, hem de Microsoft'a ecel terleri döktürebilir. Apple'ın "ucuz iPhone" stratejisi de bu önlenemez büyümeye bir direniş olarak yorumlanabilir.


Windows Phone işletim sistemi, Android ve iOS'tan çok daha farklı, çok daha özgün. Kullanıcının telefon tercihinde işletim sistemini marka kadar temel kriter olarak baz alması göz önünde bulundurulmalı. Microsoft'un uygulama marketine bir an önce yatırımı artırması ve kafalardaki "Windows Phone uygulamaları çok zayıf" imajının daha da yerleşmeden değiştirmesi gerekiyor. Şirkete sorsanız çok farklı rakamlar ortaya sürerler fakat pazardaki genel ruh hali böyle.

Peki 2014'te neler olacak?


2014'le ilgili bir öngörüde bulunmak gerekirse; Samsung ve Apple'ın paazar paylarını artırırken, şu aralar büyüme sancıları çeken Sony'nin dört nala peşlerinden koşacağına inanıyorum. Xperia serisiyle büyük başarı yakalayan şirket henüz %6'larda gezen pazar payını bir sene içinde %10-15 bandına taşıyabilir. Peki bu pazarı kimden çalacak? BlackBerry ve Nokia olabilir gibi duruyor ama bence cihazları arasında yakınlık olan Samsung'dan da müşteri çalması olası. Hesaba katmamız gereken HTC ve LG gibi faktörler de var ve dişli rakip olarak duruyorlar pazara hâkim üreticiler için. Samsung'un cep telefonu pazarında çok hızlı ve aşırı büyümesinin orta vadede olumsuz etkileri olabilir. Akıllı telefon pazarında trendi belirleyen şirket bir süredir Samsung. Herkesin burun kıvırdığı 4 inç üstü ekranlı telefon pazarına Galaxy Note serisi ile müthiş bir giriş yaptı. Diğer üreticiler de "durduğumuz kabahat" diyerek üretime başladı. Muhtemelen 2014, büyük ekranların yılı olacak. 2014 sonunda Samsung ve Apple birbirine yakın pazar paylarına sahip olacak diye tahmin ediyorum. Nokia'nın küçük bir farkla üçüncülükte kalması ve hemen ensesinde Sony'nin durması da bence olası. 2014'te Nokia ve Windows Phone pazar payını ancak BlackBerry ve Android'den çalarak artıracak.


Microsoft'un Nokia'yı satın alması, her iki şirket için de mobil pazarda son mermileri. İkisi de birbirlerinin kurtuluşu veya yok oluş sebebi olabilir. Neler olacağını anlamamız için 2014'ün ortalarını beklememiz yeterli olacak. Mobil pazarda tablo 2014 ikinci çeyrek sonunda belli olur diye tahmin ediyorum.


E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren



#14 Ağustos 2013 Google Harita'larla keşfe çıkın
#14 Ağustos 2013 Yeni başlayanlar için Twitter
#07 Ağustos 2013 Doğu Cephesi’nde yeni bir şey yok!
#29 Temmuz 2013 Parolalarınızı güvenle saklayın
#24 Temmuz 2013 Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın
#18 Temmuz 2013 Samsung, SSD’de hız ve kapasite yükseltti
#14 Temmuz 2013 Evde kablo zulmünden kurtulmanın zamanı gelmedi mi?



YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN >>

Yazının devamı...