GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Türk vatandaşlarının vizesiz gidebileceği 65 ülke

Hem yurtdışına çıkmak hem de vize masrafı yapmak istemiyorsanız işte size vizesiz gidilen ülke seçenekleri. Avrupa'dan Asya'ya birçok ülkenin bulunduğu bu güzel ülkelerle farklı bir tatilin tadını çıkarabilirsiniz... İşte Dışişleri Bakanlığı'nın son güncellemesine göre umuma mahsus (bordo) pasaportla 90 gün boyunca vizeden muaf tutulduğunuz ülkeler

VİZESİZ GİDİLEN ÜLKELER

Andorra

Arjantin

Arnavutluk

Bahamalar (Karayipler'de masmavi bir okyanusta yüzdüğünüzü hayal edin! Görüntü de bu, şahane değil mi?)

Barbados

Belarus (30 gün süreyle vizeden muaftır)

EN GÜZEL YOLCULUK ŞARKILARI LİSTESİ:

Belize

Bolivya

Bosna-Hersek

Botsvana


Brezilya

Dominika

Dominik Cumhuriyeti (Türkiye'den gidişte vize almıyorsunuz ama ülkeye varışta havaalanında alıyorsunuz. Havaalanında verilen ve vize yerine geçen 30 güne kadar ikamete izin veren Turist Kartı için 10 ABD Doları ödeniyor. Ülkeden çıkışta ise eğer uçak biletine ayrıca dahil edilmemişse, tüm turistlerden çıkış vergisi adı altında 20 ABD Doları tutarında harç tahsil ediliyor. 

Ekvator

El Salvador

Fas

Fiji

Filipinler

Filistin (Vatandaşlarımıza vize uygulanmıyor. Filistin’e seyahat edecek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının İsrail vizesi almaları gerekiyor (Mısır üzerinden Gazze Şeridi’ne girecekler hariç).

Guatemala


Gürcistan

Honduras

Hong Kong

 İran

Jamaika

Japonya


Karadağ

Katar

Kazakistan

Kırgızistan

KKTC

Kolombiya

Kore Cumhuriyeti (Güney Kore)


Kosova

Kosta Rika

Libya

Lübnan

Makau Özel İdare Bölgesi (30 güne kadar yapılacak seyahatlerde vizeden muaf)

Makedonya

Maldivler

Malezya

Mauritius

Moğolistan


Moldova

Nikaragua

Palau Cumhuriyeti

Panama  (6 aylık bir süre için vizeden muaf)

Paraguay

Peru

St. Christopher (St. Kitts) ve Nevis

St. Lucia

Seyşeller

Dünyanın en seksi yeri

Sırbistan

Singapur


Suriye

Svaziland

Şili

Tayland

Trinidad-Tobago

Tunus


Tuvalu

Ukrayna (60 güne kadar ikamet süreli seyahatlerde vizeden muaf)

Uruguay

Ürdün

Vanuatu (30 güne kadar vizeden muaf) 

Venezuella

Yazının devamı...

Katar çöllerinde gece yıldızların altında uyumak...

Peki çölde gece konaklamak için ne yapmak lazım? İlk iş Katar Havayolları ile Doha’ya uçtuk. Uçaktan indiğimiz gibi kavurucu çöl havası iliklerimize işledi. Çöle geçmeden önce bir gece Doha’da şehir merkezinde kalmaya karar verdik. Böylece Arap kültürünü de görmüş olacaktık. Doha’da 30’a yakın 5 yıldızlı otel var. İçlerinden W Doha Hotel’i tercih ettik. Balayında olmanın en güzel kısmı kaldığınız otellerde size hazırlanan balayı sürprizleri galiba! Biz bu konuda öyle şımardık ki, her yıl tatil yerine balayına çıkabiliriz :) 

Hotelin Spice Market adını verdikleri restoranı Katar’da oldukça meşhurmuş. Adı üstünde restoranda baharatın dibini gördük! Zaten Arap, Lübnan ve Türk mutfağı birbirine çok benziyor. O yüzden Katar’da aç kalmanız mümkün değil. Bu arada restorandaki favorilerimiz black pepper shrimps... karides sevenler mutlaka denesin...

Gece hayatına gelince Katar’da şeriat yasaları geçerli olduğundan sadece 5 yıldızlı otellerde içki satışı yapılabiliyor. Hal böyle olunca gece hayatının kalbi de otellerdeki gece kulüplerinde atıyor. En popüler gece kulüpleri Society (Hilton), Skyview (St Regis) ve X Lounge (Shark Village) imiş

Gündüz ise Katar’da yapılacak pek bir aktivite yok. İslami Eserler Müzesi görülmeye değer, bir de Doha’nın meşhur Souq Waqif’ı. Bizim Kapalıçarşı’nın ufağını düşünün. Mimarisinden tutun da hediyelik eşyalara  kadar aynı.

İslami Eserler Müzesi

Souq Waqif


ARAP ÇÖLLERİNDE PÜFÜR PÜFÜR ROMANTİZM!

Şehir turunun ardından rotayı çöle çevirdik.  Sanki Küçük Prens masalının içine fırlatmışlardı bizi…  Çöl dediysek uçsuz bucaksız değil! Kum tepelerinin ardında konakladığımız kampa varıyoruz: Püfür püfür deniz kenarı!  Her kampta olmuyor ama Regency Sealine Camp denize kıyısı olmasıyla meşhur. Buraya Inland Sea diyorlar. Gündüz 44 derece sıcaklığı bulunca hooop suya!

Çöl geceleri ise farklı bir romantizm barındırıyor... Her yer ıssız bir sessizlikte. Çöldeki kum tepelerinde gezintiye çıkabilirsiniz. Bu kum tepelerinde güneşin batışını izlemek meşhurmuş. Biz ne yazık ki günbatımına yetişemedik. O sebeple payımıza dalgaların sesini dinleyerek, gökyüzündeki yıldızları izlemek düştü.

Katar'da çölde konakladığınızda çöl safarisi yapmayı sakın unutmayın! Sabah saatlerinde bile sıcaklık 44 dereceyi bulduğundan biz klimalı jeeplerle safariye çıktık. Rehberimiz Jonathan ile çölün altını üstüne getirdik. Çölde safari nasıl olur diyenler için videosu da burada:

Katar’dan sonra rotamızı Tayland’a çevirmek üzere tekrar uçağa bindik. Tayland macerası ise haftaya Hürriyet Seyahat’te!

 

<div class="hr-video-seperator-line" style="height:10px; background: #2980b9;"></div>

 

 

Yazının devamı...

Denizkızı gerçek midir?

Animal Planet'in sualtı belgeselinden tam bir ay sonra NOAA (Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi) "Suda yaşayan insansı varlıklarla ilgili bugüne kadar hiçbir resmi belge tespit edilmemiştir" açıklamasında bulunmuştu. Yani bir anlamda suyun derinliklerinde yarı insan yarı balık canlıların yaşadığını kesin bir dille reddetti. 

Animal Planet'in belgeseli bir kurguydu ama bu görüntülere baktığınızda ne kadar gerçekçi göründüğünü fark edeceksiniz. Belgesel de kurgu belgesel formatında sunulmuştu. 




DENİZKIZI EFSANESİ NEREDEN GELİYOR?

Gelelim tarih boyunca ne gibi denizkızı mitlerinin karşımıza çıktığına...

Denizkızlarının varlığıyla ilgili ilk efsane M.Ö. 1000 yılına dayanıyor. Hikayeye göre Suriyeli bir tanrıça balığa dönüşmek için bir göle atlamış. Fakat güzelliğini kaybetmemiş sadece bacakları bir balık kuyruğuna dönüşmüş. O günden bu yana her kültürde farklı farklı denizkızı hikayeleri anlatılır. 

Bu hikayelerden en popüleri ise Kristof Kolomb'un yer aldığı hikaye. 1493'te Haiti yakınlarında denizkızları olduğunu belirlediklerini açıkladı. Fakat gördükleri öyle masallarda anlatılanlar gibi güzel yüzlü, havalı denizkızları değildi. Hatta kızdan daha ziyade bir erkeği andırıyordu. *Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nde yer alan kayıtlara göre...

Kaptan John Smith ise yaptığı yolculuklarda gördüğünü söylediği denizkızları ile ilgili şu iddialarda bulundu: "Kanada'da Newfoundland adası kıyılarında kocaman gözlü, yeşil saçlı bir denizkızı gördüm. Hatta belden aşağısının balık olduğunu fark edene kadar ona aşık olmuştum!"

Denizkızlarından bahsederken Yunan mitolojisini es geçmek olur mu? Efsaneye göre, sirenler bir adada yaşayan deniz yaratıklarıdır ve denizkızlarından farklı olarak iki kuyrukları vardır. Yaşadıkları ada uçurumlar ve kayalarla çevrilidir. Buralarda dolaşan denizciler, sirenlerin söylediği şarkıdan büyülenip gemilerini kayalıklara doğru sürmüşler. Yunan mitolojisine sirenler büyüdikleri denizcileri yerler.


TSUNAMİ SONRASI KIYIYA VURAN DENİZKIZI!

2004'te Hindistan’ın Chennai kentindeki tsunami sonrası bulunduğu iddia edilen 'ilginç yaratık'ın denizkızını andırması efsanelere konu olan deniz canlılarının gerçekte var olduğu kanısını güçlendiren kalıntılardan biri oldu. Sahile vurduğu iddia edilen bu yaratık Egmore Müzesi'nde sergilendiği söyleniyor.

İddiaya konu olan fotoğraflar ise şöyle:


Malezya'da sanatçı Juan Cabana, bir insan iskeleti ve gerçek balık derisi kullanarak denizkızı yarattı:

En yakın denizkızı vakalarından biri ise 2012 yılında Zimbabve'de yaşandı. Depo inşaası için çalışan işçilerin inşaat sırasında denizkızları gördüklerini ve çalışmayı yarıda kestikleri rapor edildi. İşçiler korktukları için kazı alanına gitmediklerini söylediler. 

Dünya tarihi denizkızlarıyla ilgili birçok efsane ve fotoğraf iddialarıyla doluyken kararı siz verin. Denizkızı gerçek midir?

Yazının devamı...

Şimdi tam mevsimi: Porcini mantarı İstanbul'da lezzete dönüşüyor

Her sonbaharda eylülün ikinci haftasından kasım ortasına kadar porcini mantarını taze taze yiyebiliyorsunuz. Üstelik sanıldığının aksine o kadar pahalı da değil. Taksim’de yer alan Grand Hyatt Istanbul, konumu itibariyle şehrin gürültüsünden uzak 34 isimli restoranında sonbaharın bize hediyesi taze porcini mantarı menüsüyle renklendirdi. 

Şef Murat Dağlıoğlu'nun sunumuyla bu nefis lezzetleri tam mevsiminde tadabilirsiniz. Tavsiyem, porcini mantarlı çorba (yanında karides ile servis ediliyor). Porcini mantarı sayesinde, çorbanın tadını öyle yoğun alıyorsunuz ki bir tabak bile yetmeyebilir. Pancarlı ve Porcini mantarlı Risotto'ya da bayılacaksınız. Pancar, risottoya ayrı bir rayiha vermiş. 

Porcini mantarlı çorba

Porcini mantarlı tarifler arasında deniz mahsulleriyle yapılan salata ya da ana yemeğin yanı sıra ravioli ve risottolu seçenekler de yer alıyor.

Sonbahar menüsünde yer alan diğer lezzetler ise; taze baharatlı zeytin yağı eşliğinde, ahtapot ve radicchio ile harmanlanmış porcini salatası; porcini ve Manyas lor dolgulu safran soslu ravioli; tereyağı sosuyla lezzetlendirilmiş porcini ve ıspanaklı, dinlendirilmiş bistecca kemikli kaburga; taze soğan-ıspanak sos ile taçlandırılmış sote porcini üzerinde ızgara palamut fileto. 

Pancarlı Porcini mantarlı Risotto

 


 

Şef Murat Dağlıoğlu kimdir?

Murat Dağlıoğlu, 1976 Bartın’da doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra aşçılık okulunda okumak isteyerek 1988’den itibaren Mengen Anadolu Aşçılık Meslek Lisesi’nde 7 yıl süren aşçılık eğitimi aldı. 1993'ten bu yana birçok seçkin otelde şeflik yapan Dağlıoğlu, 2012 yılından bu yana Grand Hyatt Otel İstanbul’da Executive Sous Şef olarak görev alıyor. Gümüş Tirbuşon sertifikası da alan şef Dağlıoğlu, dünyanın bir çok bölgesinden gelen şaraplarla uyumlu tadım menuleri düzenledi. Uluslararası çeşitli yarışmalarda birçok dalda ödüller aldı. 2010 aralıkda Astana’da gerçekleşen “Dünya liderleri Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Zirvesi’nde” gala yemeği organizasyonuna chef olarak görev aldı. Türk aşçılığın gelişmesi için önemli bir sosyal sorumluk projesi olan Türkiye’den 35 üniversitenin katıldığı ‘Ulusal Aşçılık Kampı’nın düzenleme komitesinde yer aldı. Her yıl düzenlenen bu organizasyonda aynı zamanda eğitmenlik, üniversite eğitim kordinatörlüğü ve basın sorumluğu görevlerini üstlenmektedir. Grand Hyatt Otel İstanbul’un da sponsorlarının arasında olduğu Otizmli çocuklara destek vermek amacıyla hazırlanan 22.000 mini kekten oluşan kareografinin genel koordinatörlüğünü yürüttü.  Amerika, Hindistan,  Fransa ve  İtalya  da çeşitli etkinliklerde bulundu  ve Türk yemekleri sunumları yaptı. Zonguldak Valiliği iş birliği ile özel bir proje olan ‘Zonguldak İçin Yeni Lezzetler’ adlı kitabı hazırladı.

 

Yazının devamı...