GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Fırat ve ekibi iyi iş çıkardı

Özellikle oyunun 14. dakikasında Trabzonspor’un hocası Vahid Halilhodzic’in şiddetli itirazına karşılık, “İkinci sefer yaparsan, sahanın dışına çıkarsın” hareketi ile ciddi bir uyarıda bulunması doğruydu. Oyunu hep kontrol altında tuttu. Maçın gerginleştiği anlarda ise ikazları yerindeydi. Ekibi ile uyum içerisinde çok başarılı bir maç yönetti. Tek hatası, atağa kalkan Trabzonspor’un hücumunu elle kesen Bekir’e sarı kartını göstermemesiydi.

HAZIR OLMASALAR DA...

TRABZONSPOR için şu söylenebilir; Zamana ihtiyaçları var. Ancak takımın başında hem camiasını, hem ligimizi iyi bilen çok tecrübeli bir teknik adam bulunuyor. Şampiyonluğa aday Üç Büyüklerden sonra elindeki kadronun değerini bilen bir teknik adam... Takımının tam anlamıyla hazır olmadığı dönemde şampiyonluğa oynayan rakibi karşısında aldığı bu 1 puan, ligin sonunda çok işine yarayabilir.

KARTAL CESARETSİZDİ

FENERBAHÇE içinse şu söylenebilir; Teknik adam mantalitesi takıma olumsuz yönde yansımaya başlamış... Geçen sezon Ersun Yanal, takımın kazanması adına 4. santraforu bile oyuna sokarken, İsmail Kartal’da bu cesareti göremedim. Oyuncu değişikliklerinde önceliği topa hakim olmasına rağmen santraforlarından yana oldu.
Son olarak şunu söyleyebiliriz... Belki bu maç, futboluyla değil ama en azından olayları ile hatırlanmayacak bir maç oldu... Bu da umuyorum ki, Trabzonspor ile Fenerbahçe maçlarında yaşanan gerginliğin son bulmasına neden olur.

Yazının devamı...

Her çilek sisteme uymaz

Sneijder büyük futbolcu ama bizim takımın sistemine uymuyor’ demişti. İşte Galatasaray’ın çileği Wesley Sneijder, takımın işleyen dişlisini, sistemini, sağlam defans, sağlam orta saha ve önde basan çift forvet hattını bozdu. Bunu, Eskişehirspor maçında kötü oynadığı için değil, geldiği günden beri takımın sistemini bozmasından dolayı yazıyorum. Hatta bu durumu Sneijder’le çalıştığı dönemde ne Fatih Terim, ne Mancini çözemedi. Bu maça bakınca Prandelli’nin de sorunu çözmesi zor gözüküyor. Wesley Sneijder için yazdıklarım yanlış anlaşılmasın, onun futbolculuğuna, kalitesine söylenecek söz yok. Juventus maçı başta olmak üzere önemli takımlara, önemli maçlarda attığı golleri unutmuş değilim. Ama Galatasaray’da oynadığı futbol takımına bence faydadan çok zarar veriyor.

KANATLARI KULLANAMADILAR

Gelelim maça, sarı kırmızılılar dün kanatları kullanamadı. Tarık ve Veysel gibi iki defans oyuncusuyla ne kadar atak yapabilirse o kadar atak yaptı. Bu arada da defansında büyük açıklar verdi. Eskişehirsporlu oyuncular biraz dikkatli olsa, Chedjou ve Muslera gününde olmasa Es Es 1 değil 3 puanı rahatlıkla alırdı.
Şu var, Cimbom’un çok ciddi pozisyonları da yok değil. İki pozisyonda Dzemali ve Bruma pozisyonlarını kendileri bitirse topu arkadaşlarına ikram etmeseler, Umut oyuna girdikten sonra Sneijder’in ortasına vurduğu kafa vuruşnda meşin yuvarlak direkten dönmese Aslan da galip gelebilirdi. Ama şu bir gerçek... Galatasaray oynadığı oyunla ne tat veriyor ne de Süper Lig ve Şampiyonlar Ligi için umut vaadetmiyor.
Barış Şimşek iyi maç yönetti. Kendisini fazla zorlayacak pozisyon olmadı. Ancak Eskişehirspor’un 43. dakikadaki çok ciddi atağında kalkan bayrakla yardımcı hakeminin kurbanı oldu.
Bir sözüm de yayıncı kuruluşa 32. dakikada Eskişehirspor gol atıyor, ofsayt diye iptal edilen gol sadece 2 kez tekrar ediliyor. 2 kez izledikten sonra pozisyona ancak hissiyatla ofsayt diyebiliyorum. Son dakikada yardımcı hakemin ofsayt gerekçesiyle iptal ettiği Galatasaray’ın golünde karar doğruydu.

Yazının devamı...

Geç olmadan

Bayağı da iyi oldu. Neden mi? Hem dünyanın en iyi hakemlerinin nasıl maç yönettiklerine, pardon nasıl maç katlettiklerine şahit olduk; hem de yıllardır yorumcuların genelinin zaten bizim hakemlerimiz iyi olsalar büyük turnuvalarda görev alırlar eleştirisinden kurtulduk. Kurtulduk diyorum; benim de hakemlik yaptığım dönemin en kolay söylenilen eleştirisi buydu da ondan. Sağ olsun Cüneyt ve ekibi hem güzel maç yönetip hem de Türkiye’yi en iyi şekilde temsil ettiler de kimsenin artık böyle bir söylemle eleştirecek hali kalmadı.
Asıl sorgulanması gereken, 40 yıldır Türk hakemliği böyle bir organizasyonda neden yok? Gördünüz Dünya hakemliğini, ortada çok büyük kalite farkı mı var? Olmadığını, hatta daha iyi olduğumuzu bile söyleyebiliriz. Şu var UEFA konvansiyonuna girip UEFA Hakem Kurulu üyesi Uilenberg’in ülkemizden sorumlu olması elbette büyük şans ama bir de farklı açıdan bu konuyu ele almak istiyorum.
2 hafta önce bir fıkra yazmıştım. Hani cehennemde her milletin ayrı bir kazanının olduğu fıkra. Diğer milletlerin kazanının başında zebaniler duruyor da Türklerin kazanında bir zebani bile yok. Çünkü ihtiyaç yok. Türkler birbirlerini çektikleri için kazandan kurtulan da yok.

ONLAR DA DESTEKLENMELİ

İŞTE maalesef hakem camiası da böyle. Birbirini yemekten, ben yükselemiyorsam o da yükselmesin demekten, onun hakkı değildi benim hakkımdı düşüncesinden ve de onun adamı FIFA olmasın benim adamım olsun zihniyetinden dolayı tam 40 yıla mal oldu. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde başarıdan söz etmek ise ne mümkün.
Hakem camiasının bütünleşememesi, koltuk kavgalarının ve biraz daha görevde nasıl kalırımın hesabı vardı. Geçmişte kendi kendimizin ipini çektiğimize örnek mi istiyorsunuz? Alın size örnek: Kim söktü Avrupa’da şakır şakır maçlara giden Orhan’ın, Erol’un, Ali’nin, Metin’in kokartlarını? Anladınız değil mi? Elin Avrupalısı veya başkası değil, biz Türkler. Camiamızın büyükleri değil mi? Tam anlattığım fıkradaki gibi.
Zekeriya Alp ve MHK’sına düşen görevler var. Cüneyt’in başarısını sürekli hale getirmek. Tıpkı Merk’ten sonra Fandel’in ondan sonra da Felix Brych’e kadar Almanya’nın planladığı gibi. Görünen Cüneyt’ten sonra Halis, ya Halis’ten sonrası? İşte iyi bir planlama yapıp hak edene FİFA kokartını takma zamanı Cüneyt’e verilen destek gibi onların da desteklenme zamanı...

Yazının devamı...

Can sıkıcı maça kusursuz yönetim

Turnuvaya hakem gönderip, bir de o hakemlerin yarı final maçı yönetmesi gerçekten gurur verici bir tabloydu. Her ne kadar Arjantin basınında bu atama eleştirilse de, Cüneyt’in bugünlere gelmesinde büyük katkısı olan Uilenberg üzerinden atama ‘sıkıntılı’ olarak nitelendirilse de Cüneyt Çakır ve ekibi karşılaşmayı başarıyla yönetti. Cüneyt, ikazlarını ve sarı kartlarını doğru bir şekilde kullandı. Özellikle yardımcılarının ofsayt tespitleri harikaydı.

YAĞLI GÜREŞ!

Yardımcı demişken, onlara da bir parantez açmak lazım. Cüneyt Çakır’ın bu turnuvaya katılırken, en ciddi rakibi Macar Viktor Kassai ve Sloven Damir Skomina’ydı. İkisinin de bu turnuvaya katılmamasının en büyük nedeni kendileri değil, yardımcılarıydı. Maç mı? Buna ister, “Almanya’nın Brezilya’yı 7-1’lik hezimete uğratmasının etkisi” deyin, ister “İki takımın da finali çok istemesi” deyin ya da “İki takımın da birbirlerinin yıldızlarından korkması” deyin...
Arjantin de, Hollanda da, yağlı güreş yapan bizim Kırkpınar başpehlivanlarına benziyordu. “Bir açık yakalasak da, rakibimize karşı puan alacak hareketi yapsak” diye düşünür gibiydiler. Hatırlarsanız bu sene de Kırkpınar’da Fatih Atlı, İsmail Balaban’ı uzatmada rakibinin verdiği açıktan dolayı yenmişti. Arjantin o açığı uzatmalarda Palacio ile buldu ama değerlendiremedi.
Bir başka büyük organizasyonda dev maçları yönetmeniz dileğiyle...Teşekkürler Cüneyt... Teşekkürler Bahattin... Teşekkürler Tarık... Türkiye’yi ve Türk hakemliğini bu turnuvada en iyi şekilde temsil ettiğiniz için...

Yazının devamı...