GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Çanta kullanma tekniği

1-Vücudunuza göre seçim yapın. Kilolu iseniz keskin hatlar, minyonsanız ve zayıfsanız, yumuşak hatlı çantalar.

2-Nerede kilonuz varsa o kısımdan çantayı uzaklaştırın. Kalçaları geniş olanlar, koltuk altı çanta tercih etsin. Göğsünüz büyükse kesinlikle cluch modeli size göre değil.

3- Elinize aldığınız renkli bir çanta diğer kusurları örter. Tek renk giyin, çantayı renkli kullanırsanız kusurlardan uzaklaşır dikkati çantaya yönlendirirsiniz. Stili olan bir kişi için bu maddeler geçerli değil tabi ki, çünkü stil çok kusuru kapatır. Örneğin minyon çok stil bir kişinin kocaman bir çantayı muhteşem taşıyışının örneklerini görmüşümdür.

4-Boyunuz kısa ise sapı uzun olan çanta size göre değil.

 EBRU AYGÜN İLE 5 SORU 5 CEVAP

O bir Influencer... Londra, İstanbul arasında mekik dokuyor. En iyi mekanları, son trendleri keşfedip takipçileriyle paylaşıyor. www.trendsforeverything.com adresinden de takip edebilirsiniz. Ebru Aygün’le bir araya gelince tabi konu moda, stil oluyor. İşte size bu güzel sohbetimiz...



Influencer yolculuğu nasıl başladı?

Modayı ve giyinmeyi çok seviyordum 2013 yılında Londra’ya taşındım ve bir blog açmaya karar verdim. O zaman ülkemizde blog, bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar azdı. Gerek belli bir çevrede oluşum gerekse Londra’dan son dakika vitrinlerini ve trendleri paylaşmam blogumu öne çıkardı.

Uzun yıllar Londra’da yaşadınız. Oradaki şıklık nasıl, kadınlar nasıl giyiniyor?

İngilizler daha çok kendi markaları ile giyinmeyi seviyorlar. 40-50 yaşındaki kadınlar, ekonomik durumları iyiyse sade ve şık giyiniyorlar. Ten renklerini de esas alarak soluk ve mat renkler, tercihleri oluyor. Kadın olsun, erkek olsun mutlaka bir burberry pardesüleri var. Erkekler daha çok rahatını esas alarak trençkot, takım elbiselerle klasik şıklık peşinde. Genç kızlar Topshop, H&M,Miss Selfridge gibi mağazalardan giyiniyorlar. Çok stilleri olduğu söylenemez gençlerin; daha çok ne moda ise onu giyiyorlar. Birde üniversite yıllarında o soğukta gece kıyafetlerinin altına çorap giymemeyi ilk İngilizlerden öğrendim ben. İngiliz delikanlılar ise daha çok jean sweatshirt ve sneakers tercih ediyor.

Moda danışmanlığı Türkiye’de nasıl bir yerde?

Açıkça yurt dışındaki kadar rağbet gördüğü söylenemez. Bunun sebebi birazda arzı talep olmayışı diye düşünüyorum.

Kadınlara ve erkeklere stil önerilerinde bulunur musunuz?

Vücutlarını çok iyi tanıyıp ona göre giyinmeleri çok önemli. Doğru renk seçimleri; hem kadınlar hem beyler için olmazsa olmaz. Yaş aldıkça rahat etmek ve şık olmak aynı derecede önem taşıyor. Sosyal statülerine, yaşam tarzlarına göre moda olan kumaş ve modellerin kendilerine yakışanlarını esas alarak bir stil oluşturmalarını ve buna göre fark yaratmalarını asla taklitçi olmamalarını öneririm.

Stillerini beğendiğiniz kişiler dersek?

Türklerde; cemiyet hayatından Derin Mermerci, Yasemin Özilhan. Sanatçılarda Hande Ataizi. Yabancılarda aksesuarda Hailey Baldwin, benim tarzıma uygun bulduklarım; Victoria Beckham, İngiliz kraliyet ailesinin yeni gelini Meghan Markle ve ezberleri bozan Rihanna var tabii. Gwyneth Paltrow da Oscar törenlerinde zarifliği ile beni benden alıyor.

Yazının devamı...

Fular kullanmak bir sanattır

Fular alırken dikkat etmeniz gereken 3 ipucu.

1-Her zaman alacağınız fuların dokusuna önem verin. İpekten vazgeçmeyin ve ucundan tuttuğunuzda yumuşak ve akıyorsa tamamdır. Kumaşı sertse, almayın.
2- Fuların iki yüzü de güzel olmalı. Bağladığınız da arka yüzü de görüneceğini unutmayın.
3- Büyüklüğü çok önemli. Nelerle kombinleyeceğinizi düşünerek alın. Küçük boyut-büyük boyut, kombinleyeceğiniz kıyafetle önem taşır.

BELİZ BARAN İLE 5 SORU 5 CEVAP

O bir ‘stil ikonu’ dersek tam yeridir. Sevgili Beliz Baran, uzun süre moda sektörünün içerisinde oldu. Sonra BeStyle Magazine dergisini kurarak büyük işlere imzasını attı. Bir kadın olarak başarılı olması hep takdir topladı. Türkiye’nin bir çok ünlü isimleriyle muhteşem kapak çekimleri yapıyor. Beliz Baran’la şık bir sohbet gerçekleştirdik.

Beliz Baran’ı tanıyabilir miyiz?

1979 İstanbul doğumluyum. İzmir’de çalışma hayatımı sürdürürken evlendim ve temelli İzmirli oldum diyebilirim. Bir kızım var, ismi Venüs. Tekstil sektöründeki çalışma hayatıma, dergicilik sektöründe devam ettim ve 2013 yılının kasım ayında BeStyle Magazine’i kurdum. Beş yıldır hızla büyüyen bir şirketiz ve her geçen gün güzel projeleri hayata geçiren ekip arkadaşlarımla birlikteyim. Kadın bir girişimci olarak başlarda tabii ki korkularım vardı fakat sektörün hareketliliği ve daima üretken olma hissi, işime günden güne daha çok bağlanmamın en büyük sebeplerindendir.

Şık ve stil birisi olarak siz stili nasıl yorumlarsınız?

Güzel yaklaşımınız için teşekkür ederim. Stilimi, her ne kadar sezon trendlerine bağlı kalarak belirlemeye çalışsam da zamansız parçalara da çok fazla şans verdiğimi söyleyebilirim. Hatta aykırı parçaları kombinleyerek kendimi çok daha iyi hissettiğim günler çoğunluktadır.
Mottonuz?

STİL SAHİBİ OL

Alışverişe çıkan kadınlarımıza nelere yatırım yapmalarını önerirsiniz? 

Desenli ve dar kesim elbiseler ilkbahar-yaz sezonunun olmazsa olmazlarından. Son zamanlarda öne çıkan takımlar, ışıltı detaylı parçalar, her daim hayat kurtarıcı jean ve beyaz tişörtler mutlaka alışveriş listesine eklenmeli. Zamansız olması açısından çok önemli bir yere sahip olan siyah deri ceket ve iri küpeler de benim mutlaka yatırım yaptığım parçalardır.

Aksesuar sizin için ne ifade ediyor?

Bana göre aksesuarlar, tam bir tamamlayıcı görevinde. Çok uzun yıllardır belirli aralıklarla mutlaka satın aldığım küpelerim ve yüzüklerim vardır mesela. Ve her birini de zamanı geldiğinde çok iyi değerlendirmeye çalışırım. Özellikle kulağımdan hiç çıkarmadığım küpelerim ve birden fazla takmaya özen gösterdiğim yüzüklerim, vazgeçilmez aksesuarlarımdır.

AYSUN KABA’YA SOR

SORU: Pembe en sevdiğim renk ama hangi renklerle nasıl kombinleyeceğimi bilemiyorum. Yardımcı olabilir misiniz?
Bahar KALIN

CEVAP: Bahar hanım pembe romantik ve giydiğinizde sizi mutlu eden bir renk. Pembe rengi gri, vizon, kırmızı renklerle giyebilirsiniz. Pembe bir ipek gömlek, gri bir kaşmir pantolon veya kırmızı pantolon. Tam tersi de çok iyi olur. Pembe renk bir elbise tercih ederseniz, üzerinize giyeceğiniz ceket tercihinizi vizon renk birde kaşmir olursa iyi bir ikili olur.

Yazının devamı...

Dikkat çekmek için abartmaya gerek yok

MİNE SÖNMEZ, BAHAR YAVUZ VE REYHAN SİLAHYÜREKLİ İLE 5 SORU 5 CEVAP

Farklı, özel, terletmeyen ve üşütmeyen kumaştan bir form yarattılar. Moda dünyasında adlarını duyuran bu üç arkadaşla, hem markalarını hem de moda ve stile bakışlarını konuştuk.



1- Üç arkadaşın moda yolculuğu nasıl başladı?

Yollarımız, İstanbul Moda Akademisi’nin Moda Tasarım Bölümü’nde kesişti. İki yıl boyunca yaptığımız çalışmalar, tarz ve beğenilerimizin paralel olduğunu gösteriyordu. Biz de bu uyumu Silencebrand’e taşımaya karar verdik.

2- Tasarımlarınızın hikâyesi nasıl oluştu?

SS’19 New Gen defilesi için hazırladığımız koleksiyonda kumaşlar, renkler ön plana çıkınca, günlük trendleri bu kumaşlara uyarlayarak ilerlemeye karar verdik. Üçümüzün de stili sadelikten yana olduğu için farklı formlarla kumaşları ön plana çıkartarak, sade fakat alışılmışın dışında bir tarz yakalamayı hedefledik.

3- Peki mottonuz?

‘Sessizce çığlık at.’ Yani, dikkat çekmek için abartmaya gerek yok.

4- Tasarımlarınızı her yaş, her beden giyebiliyor mu?

Yalın çizgileri olan tasarımlarımızı sade fakat abartısız bir tarz yakalamak isteyen herkes giyebilir. Klasik bir parçayı spor bir stile spor bir parçayı klasik bir stile taşıdığına inandığımız ürünlerimiz her yaştan her tarza uygun olduğunu düşünüyoruz.

5- Son sorum. Stil sahibi olmanın kodları nelerdir?

Kendini iyi tanımak, trendleri takip etmek, zamansız parçalar edinmek, stilini aksesuarla zenginleştirmek... Kısaca, herkeste olanı değil de içinde rahat hissettiğin ve risk almaktan korkmadığın farklı parçaları kombinlemek bize göre stil sahibi olmanın altın kurallarından sayılabilir.

Yazının devamı...

'Bağla çık’ şıklığı geliyor

Siz de evinizde, kıyafetlerinizde ufak değişiklikler yaparak yeni trendlere yer verebilirsiniz.
-Bol uzun gömleklerinizin boyunu kestirip, yanlarına uzun yırtmaç yaptırarak, yüksek bel pantolonlarınızın üzerine göğüs altından bağlayarak giyebilirsiniz.
-Yüksek bel pantolonlarınızın bel kısmına kalın kuşaklar yaptırıp fiyonk şeklinde bağlama yaptırabilirsiniz.
-Gömleklerinizin yakalarına, uzun kuşaklar diktirip fiyonk şeklinde bağlayabilirsiniz. Beyaz bir gömleğe, siyah kuşaktan kurdele ve siyah yüksek bel pantolon hiç de fena durmaz. Biraz maskülen şıklığa ne dersiniz?

BİLGE EREN İLE 5 SORU 5 CEVAP

Bilge Eren başarılı bir iş kadını ve aynı zamanda cemiyetin çok sevdiği isimlerden biri. Başarılı İş kadınlar Platformu’nun (BİKAP) başkanı. Sosyal sorumluluk projelerinin kadını diyebiliriz. Yarın da, BİKAP olarak Ankara’lılarla buluşmaya geliyorlar. Düzenleyecekleri alışveriş şenliğinde, takıdan kıyafete, ev dekorasyon ürünlerinden kozmetiğe birçok ürün ziyaretçilere sunulacak. Kapı girişinden elde edilecek gelir de, “Sarp’ın Umudu Genetik Hastalıklı ve Engelli Çocuklar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği”ne bağışlanacak. Şıklığı ve yardımı seven kadınlarımızın kaçırmayacağı bir gün olacak. Bilge Eren, “Modanın yarattığı değil, modaya yön veren kadın olmak en önemlisi” diyor. Ve sohbetimiz başlıyor...

BİKAP nasıl oluştu?

Uzun süre iş hayatıma ara verdikten sonra bir çok sosyal sorumluluk projelerinde ve bir çok dernek yönetiminde yer aldım. Çocuklarım da okul çağına gelince artık yarım bıraktığım işime dönmek isteyince aile şirketine dahil olmaktansa kendi adıma bambaşka bir sektörde yola başlamak istedim ama o dönemde her kadının yaşadığı zorluklarla karşılaşınca aslında BİKAP’ın temelleri atılmıştı bile. Yaşadığım korkular, motivasyon eksikliği, ara vermenin kaybettirdiği performans ve başaramama kaygıları bu projeyi hayata geçirmeme en büyük sebeptir. Benim gibi bu korkuları yaşayan kadınlarla güç birliği yapmaktı amaç ve bugün bakıyorum ki bu proje hedeflerimizin de ötesine geçerek binlerce kadını, çatısının altında toplayıp harika markaların yaratılmasına ve yüzlerce girişimcinin ekonomiye kazandırılmasında çok etkili bir platform haline geldi. Tabi ki mutlu ve gururluyuz...

Şık birisi olarak iş kadınlarına şıklığın kodlarından bahseder misiniz?

Aslında şıklığın benim için bir kodu yok. Ama her kadının bir kusuru olduğunu düşünüyorum, vücudunu tanıyıp ona göre giyinebilmek çok önemli. Birde marka sahibi değil, tarz sahibi olmaya önem versinler. Her kadının kendine has bir imzası olması lazım bence. Modanın yarattığı değil, modaya yön veren kadın olmak en önemlisi. Kendi stilimden bahsedersem iş hayatımda ve özel hayatımda tarzım, kendi içinde bile farklı. Genelde iş hayatımda tercihim pantolon ceket takımlar ama muhakkak seçimlerime aksesuarlarımla yada farklı dokunuşlarımla imzamı atarım. Günlük hayatımda, rahat ve spor giyinmeyi tercih ediyorum.

Hayat mottonuz?

Sevdiklerimle ve gerçekten yanında mutlu olduğum huzurlu olduğum insanlarla her anımı paylaşmak ve yaşamak.

Güzel yaş almanın en önemli ipuçları dersek?

Mutlu ve huzurlu olmak... Gülen ve mutlu olan kadın geç yaşlanıyor. Organik bakım mutlu olmak.

Stilini en beğendiğiniz kişileri öğrenmek isteriz?

Jessica Parker (Amerikalı ünlü oyuncu) benim için stil sahibi kadınlardandır.

Yazının devamı...

Gizem Kasım ile 5 soru 5 cevap

Kasım’ın, el işçiliği ve hikâyesi olan çantalar hep hayaliydi ve hayalini gerçekleştirerek özel tasarım çantalar yarattı. Çanta, kıyafeti gösteren en önemli aksesuar ve kadınların vazgeçilmezi. Sevgili Gizem Kasım “Kadınlar büyük büyük paralar vermeden de şık olunabileceğini keşfettiler” diyor.



Özel tasarım çantalar hayali nasıl başladı?

İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunu girişimci kadın rolünü üstlenen birisi gibi görünsem de, bir kadın tüketici olarak moda, hayatımda her zaman vardı. 2013 yılında özel tasarım telefon aksesuarları ile bu yolculuğum başlamış oldu. Devamında bir yurt dışı seyahatim de, bu el işçiliği çantalarının hikâyeleri hikâyeme ortak oldu. Oluşturduğumuz atölyede bu kültürü Türk kadının zevki ve şıklığı ile buluşturmak için takım çalışması yaparak özel tasarım çantalar ile G.I. BAG doğdu.



El işçiliği çantalarınızın hikâyeleri var mı? İlgi nasıl?

Tabi ki var. Çünkü her bir çantanın yapımı belli bir süre ve el gücü gerektiriyor. Makine gücü değmiyor. İnsan gücünün verdiği sıcaklığın, gerçek sahiplerine ulaşıp kendi hikâyesini yazdığını düşünüyoruz. Bu yüzden sayı bakımdan her modelimizi sınırlı sayıda üretiyoruz. İlgiden oldukça memnunuz.



Bu çantalar hem gündüz hem de gece, bir davette kullanılıyor mu? Artık ekonomik şıklık ilgi odağı mı sizce?

Açıkçası sorunuz çıkış noktalarımızdan biri idi. Günümüz şartlarında, bir çantayı hem gece hem de gündüz neden kullanmayalım dedik. Aynı çantanın hem gece hem gündüz kombinlerini müşterilerimizde görmek beni heyecanlandırıyor işte o zaman yine aynı şeye geliyor, o çantanın hikâyesine. Evet artık ekonomik şıklık ilgi odağı. Kadınlar büyük paralar vermeden de şık olunabileceğini keşfettiler.



Mottonuz?

Şükret.

Siz stili nasıl yorumlarsınız?

Stili sadece giyim şıklığı ile değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Vücudun duruşu, konuşma adabı ve üslup, nezaket, hayata bakış açısı, yaşam şekli ile giyim bir bütün ve stilinizi oluşturur. Vizyon sahibi ve güçlü insanların renkleri özgür kullandıklarını düşünüyorum. Kendine özgü renkli stiller ilham kaynağım ve hayranım.

Yazının devamı...

Kıyafetlerimize iyi bakmanın 8 yolu

Bütçenizin büyük bir kısmını kıyafetlere ayırmak yerine, vaktinizin bir kısmını kıyafetlere ayırarak bakımlarını yap(tır)mak, sizi ekonomik anlamda bir hayli rahatlatacaktır.
İşte, benden size 8 tavsiye.
1- Giydiğiniz kıyafetlerin içindeki etiketleri mutlaka okuyun. Etiketlerin üzerindeki talimatları yerine getirirseniz, giysilerinizi uzun süre bozulmadan giyebilirsiniz.
2- Kıyafetlerinizin üzerine dökülen yemek lekelerini çıkarmaya çalışıp daha kötü sonuçlar almamak için kuru temizlemeye gönderin ama kesinlikle lekenin ne lekesi olduğunu söyleyin.
3- Kıyafetlerinizi doğru askılara asın. Kıyafetiniz ne kadar ağırsa, askı da o kadar ağır ve sağlam olmalı.
4- Kıyafetinizin üzerine koku sinmiş ve buruşmuşsa, giysinizi buharlı bir banyoda kısa bir süre tutun. Buhar, hem kokuyu alır hem de kırışmış kıyafetlerinizin açılmasını sağlar.
5- Kravatlarınızı özel askılarda koruyun.
6- Yünlüleri 3-4 giyişte temizleyip, öyle giyinin.
7- Kışlık giysilerinizi kaldırırken naftalinle koruyun.
8- Ayakkabılarınızı, çizmelerinizi ve botlarınızı kalıplara koyarak saklayın.
Unutmayın! Kuru temizleme olmazsa olmazımız olmalı...

ÖZNUR YAKIN İLE 5 SORU 5 CEVAP

Öznur Yakın... Cemiyet hayatının sevilen isimlerinden biri. Ünlü mücevher markası Lion Diamond’ın sahibi.
Konumuz ‘moda’ olunca, Öznür Yakın’ın anlattıkları da haliyle ‘mücevher’ kadar kıymetli/parıltılı oldu.

1) ‘Moda’ ile başlayalım. Öznur Yakın, modayı nasıl yorumlar?
Moda, tüketim odaklı bir akımın ismidir. Bu ayakkabı, giyim, saç, makyaj gibi detaylarda olduğu gibi ev tekstilinden mücevherlere kadar uzanan, kimi kişiyi fazlaca yoran, kimi kişiye de keyif veren bir detaydır bence. Ortak bir görüş olan “moda insanın kendine yakışanı seçmesidir” moduna daha yakın bir tarzım vardır. Geçmişte aldığım bir şeyi güncel bir detayla yorumlayabiliyorum. Buna bağlı olarak da herkesin kendine ait bir modası olduğunu düşünürüm.

2) Kadınların merak ettiği, yanıt aradıkları bir soru var. Mücevher sadece şık bir kıyafetle mi kullanılmalı?
Kesinlikle hayır. Ben misafirlerime her zaman “aldıkları mücevherlerin kasa bekleyen değil, yaşayan mücevherler olması gerektiğini” anlatırım. Mücevherler, günün her saatinde ve her ortamda bize eşlik eden, modamızı tamamlayan nitelikteki ışıltılı detaylardır.

3) Stil bir kadın mı yoksa şık bir kadın mı? Ve neden?
Stil sahibi olmayan bir kadın bence şık olamaz. Ben birçok kadının aksine, pahalı şeyler giyinerek şık olunacağına asla inanmam. Bir giyim zevki ve uyumu olmalı kadının. Bir şeyleri kombine etme yeteneği ile sadelik ve kendine en uygun olanları seçebilmek önemlidir. Yani giydiğin kıyafeti hal ve hareketlerinle taşıyabilmek gerekir. Ufak detaylarla çarpıcı hale gelebilmek, yerine göre giyinebilmek ve takılan mücevherlerle sıra dışı görünmek ayrıcalıktır.

4) Peki ya mottonuz?
Hayat, pozitif insanlardan yanadır. Benim yaşam sloganım budur. Dört çocuğuma da bunu öğretiyorum. Mutluluk verirsek, mutlu oluruz. Çok sevdiğim işimde, ailemde, sosyal hayatımda ve arkadaş çevremde hep buna inandım. İnsanları mutlu edersen, sen de hep mutlu olursun.

5) Ve son sorum. Türkiye’de kimleri stil buluyorsunuz?
Yasemin Özilhan, Feryal Gülman, Arzu Sabancı.

Yazının devamı...

Gökhan Dumanlı ile 5 soru 5 cevap

Doğuştan gelen bir yeteneği var. Tabii bu yeteneği, eğitimlerle birleştirmiş. Hele hele, ‘imaj’, ‘iletişim’ ve ‘zarafet’ konularında gerek yazdıklarına, gerekse söylediklerine kulak kesilmek gerekin biri.
Bu hafta, böylesine özel bir ismi yakalamışken, siz okurlarımız için şu 5 soruyu sevgili Gökhan Dumanlı’ya sordum.



1-Zarafet Akademisi’nden ve verilen eğitimlerden biraz bahseder misiniz?

Öncelikle, Zarafet Akademi 6’ncı yılında. Bu 6 yıl içinde 7’den 70’e binlerce akla ve kalbe dokunmanın mutluluğunu yaşıyorum. Eğitimler bireylere, kurumlara, okullara( öğrenci ve öğretmen) olmak üzere üç başlıkta gerçekleşiyor. Bireysel eğitimler, 10 kişilik sınıflarda (genel katılıma açık) veriliyor. Kurumsal eğitimler e-posta adabı, toplantı yönetimi, telefonda iletişim, iş yemekleri, davetler ve benzeri konu başlıklarından oluşuyor. Bu eğitimler arasında protokol kuralları, imaj yönetimi, işte adabı muaşeret gibi başlıklar da var. Okullarda ise çocuklarımıza ve öğretmenlerimize özel hazırladığım iletişim, imaj ve zarafet başlıklı seminerlerim de yoğun ilgi görüyor.

2- Zarafet kurallarından en önemli 3 tanesi nelerdir?

İlk ve önemli kural, kişinin kendini çok iyi tanıması ve zarafeti başkaları için değil öncelikle kendine duyduğu saygının ve sevginin (öz saygı-öz değer) bir göstergesi olarak kendi yaşamında uyguluyor olması. Çünkü siz kendinize nasıl davranırsanız, başkalarına da öyle davranırsınız ve başkalarına olan davranışınız da onların size olan tavrını belirler. Bu bir zincirdir.
İkinci olarak da ne söylediğinizden daha çok onu nasıl söylediğiniz önemlidir. Yani ağzınızdan çıkan her sözü, tavır ve davranışlarınızla da hissettiriyor olmanız gerekir. Bunun içinde beden dilini bilinçli ve doğru kullanmak, içinde bulunduğunuz anın farkında olarak hareket etmek, ses tonunuzu iyi ayarlayıp kullandığınız kelimelerin de duruşunuzu yansıtan bir üslupta olmasına özen göstermeniz gerekiyor.

Son olarak da ‘insan görüntüsüyle karşılanır, bilgi ve kültürü ile uğurlanır’ sözünden yola çıkarak; kişinin hayattaki duruşunu, iş yaşamındaki profesyonelliğini ve yukarıda saydığımız özellikleri ilk intibaında da hissettirecek bir imaja, giyim-kuşam bilgisine sahip olması gerekir.

3-Sizin, 8 Şubat İstanbul’da gerçekleşecek ‘İş’te ve İlişkide Tutku Yaratmak’ konu başlıklı atölyeniz var. Hayatımızda tutkuyu nasıl yaratırız?

Evet, ‘İş’te ve İlişkide Tutku Yaratmak’ atölyesi çok sevildi. Hem iş, hem de özel hayatta aldığımız kararların arkasında durmamızı sağlayan motivasyon düzeyi, hedeflerimizin gücüne ve çekiciliğine bağlıdır. Eğer yeterince istek ve arzu duyuyorsak vazgeçmez, çaba gösteririz. Bunu belirleyen şey de bu istek ve arzuların tutku düzeyine erişmiş olmasıdır. Eğer bir tutku yaratmışsak o zaman azim ve istekle gereken her şeyi yerine getirebilir ve her türlü sonucu büyük bir güçle göğüsleyebiliriz. Engel ya da başarısızlık olarak gördüğümüz şeylerin de birer yorumdan ibaret olduğunu anlar ve hiç durmadan yürümeye devam ederiz.
O tutkuyu hissettiğinizde gelecek size daha çekici gelir. Sabahları zinde ve motive olmuş şekilde uyanır, günün her dakikasını dolu dolu yaşarsınız. İçinizdeki çokluk ve coşku ortaya çıkar. Size hizmet etmeyen söz, düşünce ve duygulardan arınırsınız.
Hayatın getirdiği olasılıklara kendinizi açar; omuzlarınızdaki gereksiz yükleri atarak kendinizi ön plana alırsınız. İşinizde, sosyal hayatınızda ve insanlarla olan iletişiminizde sizinle beraber hareket eden bir başka güç bir başka enerji açığa çıkar. İnsanları etkilemek için fazladan hiçbir şey yapmanıza gerek kalmaz. Gözlerinizin içi parlar ve insanlar, siz de gördüğü bu ışığın ve enerjinin bir parçası olmak için çaba gösterirler.
Tutku size gücünüzün sınırlarını gösterir ve izleyecek sadece tek bir yolun olmadığını anlarsınız.

4-Zarafet kurallarını bilmek kişiyi ne kadar ‘fark edilir’ yapar?

Dünyada bilgiye sahip olmaktan daha önemli bir şey var ki, o da sahip olduğumuz bilgiyi sunma şeklimiz. Zarafet kurallarını bilen insan öz güvenlidir. Çünkü nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde davranacağını bilir. Kiminle konuştuğuna dikkat eder ve ona göre bir üslup kullanır. Böylelikle insanları etkilemek için fazladan bir şey yapmasına gerek kalmaz. Karşılaştığı herkesle hızla bir bağ kurar. Ve onlara da kendilerini iyi, mutlu ve değerli hissettirir. Zarafet kurallarını bilmek, kişiler arası bağlarının kopmasına neden olan bir takım iletişim hatalarını söylememenizi ve yapmamanızı engeller. Bu da hem iş hayatında hem de sosyal yaşamınızda sizi bir adım öne çıkarır.

5- Son sorum modadan. Stili nasıl yorumlarsınız?

Ben, stilimde tıpkı dinlemekten çok keyif aldığım caz müzikte olduğu gibi doğaçlamayı, özgünlüğü ve armoniyi bir araya getirmeye çalışıyorum.
Stilim, yaşamdaki duruşumu yansıtmalı, insanların kafalarında imajımla ilgili iz bırakmalı. Ayrıca, çok hareketli bir yaşam sürdüğüm için de rahatlık sağlamalı.
İş giysilerimde kol düğmelerim ve cep mendillerim vazgeçilmezlerimdir ve insanların giyimimle ilgili ilk akıllarına gelen taşıdığım bu parçalardır. Günlük yaşamda ise kaliteli koyu renk jean, şık beyaz bir gömlek, blazer ceket ve Oxford tipi bir ayakkabı ile günün her saatindeki etkinliğe, toplantıya ve akşamındaki bir kokteyle rahatlıkla katılabilirim.
Eğitimlerimin imaj bölümünde de altını sürekli çizdiğim bir şey var ki, iyi giyinmek için hem kendinizi içsel olarak tanımak (Ben kimim? Kendimi nasıl görüyorum? Başkaları tarafından nasıl algılanıyorum?) hem de fiziki olarak artılarınızı ve eksilerinizi görüp iyi taraflarınız ile eksi yanlarınızı kapatmayı öğrenmeniz gerekiyor. İyi bir giyimde kıyafet değil, siz göze çarparsınız. Bunun içinde kişinin ten rengine uygun renklerde ve vücut tipine uygun kalıplarda kıyafet seçimi çok önemli.

Yazının devamı...

Sosyal sorumluluk projeleri benim için çok önemli

Başkan Yardımcısı görevini yürüttüğü Bizim Çocuklarımız Derneği’nin faaliyetlerine son dönemde hız verdi. Yani çocuklar için koşuyor, koşuşturuyor.
“Sosyal sorumluluk projeleri benim için çok önemli. Çünkü orada vicdanınızla baş başasınız” sözü de, bu işe gösterdiği hassasiyeti anlatmaya yetiyor.
Pervin Ersoy, aynı zamanda kalbinin güzelliği, yüzüne vuran biri.
Gerek duruşuyla, gerek hayata bakışıyla, gerekse şık giyim tarzıyla örnek alınıyor/gösteriliyor. Kurucularından olduğu Projehane ile de çok güzel projeler üretmeye hazırlanıyor.
İşte bu hafta, böylesine özel, böylesine güzel bir ismi yakalayıp... Çok çok özel şu 5 soruyu yönelttim.

1- Adınızı daha çok sosyal sorumluluk projeleriyle duyuyoruz. Bizim Çocuklarımız Derneği ile Projehane’den biraz bahseder misiniz? Neler yapıyorsunuz?
Sosyal sorumluluk projeleri benim için çok önemli. Çünkü orada vicdanınızla baş başasınız. Yaptığınız şeyin, dokunduğunuz hayatların değeri biçilemez. Projeleri hayata geçirdikçe, vicdanen kendinizi daha rahat ve iyi hissediyorsunuz.
Bizim Çocuklarımız Derneği’nin faaliyetleri de aynen bu şekilde bir sosyal sorumluluk projesidir. Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğüm derneğimiz, yaklaşık iki sene önce kuruldu. Bu yıl üçüncü yaşına girecek. Maddi imkânsızlıklar içindeki çocuklara en azından bir el uzatalım istedik. Ağaç yaşken eğilir. En küçük çocukların bile eğitimlerini eksiksiz bir şekilde alması çok çok önemli. Bu düşünce ve hedefle, ‘küçücük çocuklarımızı anaokulundan başlatarak eğitirsek ve bunda bizim de bir katkımız olursa ne mutlu bize’ diyerek anaokulları açıyoruz. Daha sonrasında da açtığımız anaokullarını Milli Eğitim Bakanlığı’na veriyoruz. Onlar da içine öğretmenlerini ve müfredatı koyarak, çocukların hizmete sunuyorlar. Burada bir başka dokunduğumuz nokta da var: Kadınları istihdam edebilmek. Yani, anneleri tekrardan iş hayatına kazandırmayı da hedefliyoruz. Anaokuluna yavrusunu gönderen anne, yarım gün de olsa kendine bir iş imkânı (temizlik işi veya yarım günlük başka işler) bulabiliyor. Bu da, aile bütçesine katkı sağlıyor. Hem çocuklarımızı eğitime kazandırıyoruz hem de kadınlarımızı istihdam ediyoruz.

PROJEHANE’DE GÜZEL İŞLER YAPACAĞIZ

Projehane ise daha çok yeni bir oluşum. İşlerin başında yeğenim Emel Oysal var. Projehane, adından da anlaşılacağı gibi çok güzel projeler üretecek bir organizasyon şirketi. Çok keyifli şeyler yapacağız Projehane’de. İşin içinde her şey var aslında. Tanıtım, lansman, event, marka danışmanlığı... Hepsini kapsayan bir bünye, bir şirket. Benim daha öncesinde çalıştığım firmalarım vardı. Onlara açılışlarında olsun, markaların danışmanlığında olsun, yapılacak tüm event’lerinde destek oluyordum. Artık üstümdeki tüm görevler sevgili yeğenim Emel’e geçti. Tabii ki ben de en büyük destekçisiyim. Onunla beraber çok güzel işler yapacağız inşallah.

İÇİMDE BİR AYKIRILIK DUYGUSU VARDIR

SIRADAN OLMAYI SEVMEM

2- Sizi çok uzun zamandır takip ediyor ve beğeniyorum. Şık, aynı zamanda stil birisiniz. Bir kadın giyinirken nelere dikkat etmeli?

Böyle düşündüğümüz için teşekkür ediyorum. Yerine ve ortamına göre giyinmeyi seviyorum. Benim için şıklık ya da stil sahibi olmak, insanın karakteriyle özdeşleşen bir şey. Kova burcuyum ve renkleri kullanmayı çok seven bir insanım. Herkes buna cesaret edemez. İnsanlar, ‘siyah giy her yerde kullanırsın’ ya da ‘kusurunu kapatsın’ diye hareket ederler. Kadınların en sevdiği renklerdir koyu renkler. Ben ise aksine en canlı, en flaş renkleri kullanmayı; yeşilleri, mavileri çok çok seven bir insanım. Hatta bunların hepsi bir arada olursa ne kadar güzel. Çok renkli markaların sıkı takipçisiyimdir. Çok da hoşuma gider o şekilde giyinmek. Şık olmak da ortamla ilgili. Tabii ki şık olunacak ortam var, spor giyineceğiniz ortamlar var. Elimden geldiğince bulunduğum ortama göre giyinmeyi ve biraz da açıkçası farklı olmayı seven bir insanım. Çok standart bir tip değilim, zaten hiçbir zaman da öyle olmadım. Hep içimde bir aykırılık duygusu vardır. Sıradan olmayı sevmem. Belki de kıyafetlerime onu yansıtıyorumdur. Sıradan olmayan şekilde giyinmeyi gerçekten seviyorum.

BİR KADIN GİYİNİRKEN VÜCUT HATLARINA DİKKAT ETMELİ

3- Peki, modayı nasıl yorumlarsınız? Ulaşılabilir fiyatlarla kadınlar şıklığı yakalayabilir mi?

Bir kadın giyinirken açıkçası biraz da vücut hatlarına dikkat etmeli. Yani nelerinde defosu varsa onu kapatmayı ve ona göre de kendini daha iyi hissetmeyi seçmeli. Burada en şanslılar tabii ki zayıf kadınlar. Kilolu kadınlarda maalesef kıyafet seçiminde sıkıntı olabiliyor ama zayıf kadınlar her şeyi istedikleri gibi rahatça giyebiliyorlar. Eğer bedeninizi iyi tanırsanız ve bedeninize göre nerenizi, nasıl gizleyeceğinizi iyi bilirseniz, o zaman kilonuz bile varsa onu saklamayı başarırsınız. Bence en büyük başarı da buradadır. O yüzden kendinizi tanımak en önemlisi.

MODANIN KURBANI OLUP DA SAÇMALAYANLARI GÖRÜYORUM

Moda için yorumum klasik. Herkesin söylediğini söyleyeceğim herhalde. İlla ‘moda’ diye saçma sapan şeyleri giymenin gereği olmadığını düşünüyorum. Kendimize yakışanı giymek veya kendimizi daha iyi hissedeceğimiz şeyleri giymek çok daha modaya uygun olacaktır. Mesela, ‘şimdi moda’ diye beni iyi göstermeyecek şeyi giymem açıkçası. Moda uğruna giydiğimiz önü koskoca yazılı tişörtler veya kazaklar… Gerçekten modanın kurbanı olup da saçmalayan insanlar görüyorum. Bence doğru olan çok da abartmadan, daha yakışanın, yıllar içerisinde çok da fazla değişmeyecek olanın peşinde olmak. Ben, klasik parçaları moda olarak takip etmeyi seviyorum. Ulaşılabilir fiyatlarla da kadınlar tabii ki modayı yakalarlar, neden yakalamasınlar. O kadar güzel mağazalar var ki. Ayrıca, Türkiye’de de muhteşem kıyafetler, markalar var artık. Hem kesimde, hem modellerde, hem de renklerde çok çok keyifli çalışmalar yapıyorlar. Bence hepsinden çok da uygun fiyatlarla alışveriş yapılıp, şıklığı yakalayabilirler.

4- Eşiniz, Sayın Bakan Mehmet Ersoy şıklığını size mi borçlu?
Böyle düşünülüyorsa açıkçası çok da mutlu olurum. Sonuçta eşim. Evet, olabildiğince sürekli takım elbise giymeye başladı. Takım elbiselerini, gömleğinden kravatına kadar ben seçiyorum. Zaten çok fazla yerden alışveriş yapmaz, bir iki tane mağazası vardır. Evet şık ve şıklığını da beraber paylaşıyoruz diyebiliriz.

HAYAT MOTTOM ANI YAŞAYIP MUTLU OLMAK

5- Son olarak, hayat mottonuz nedir?
Açıkçası hayat mottom, anı yaşayıp mutlu olmak ve olabildiğince ne geçmişte takılı kalmak, ne de geleceğe kaygılanmak. Çünkü onları da yaptım zamanında ama baktım ki hiçbir şey değişmiyor. O zaman dedim ki ‘ya Pervin bırak, bugün güzel geçsin, keyifli geçsin.’ Hatta sağlığın yerindeyse, yanında da sevdiğin insanlar varsa, senden mutlusu yok. Çocuklarım, ailem huzurlu ve sağlıklıysa, çözülmeyecek hiçbir sorun olmadığını düşünüyorum. Sağlık her şeyin başı. Her şey onun arkasından geliyor. Para da mutluluk da başka şeyler de… Sağlığınız varsa hepsini yakalıyorsunuz zaten.
Gittiğim bir sinemadan, tiyatrodan veya yaptığım bir alışverişten ya da bir arkadaşımla yediğim yemekten veya gittiğim bir seyahatten olabildiğince hatta olabildiğinden daha fazla zevk almaya ve haz duymaya, mutlu olmaya çalışıyorum. Çünkü bize bahşedilen her bir saatin çok çok önemli değeri var. Kendimizi mutlu etmeliyiz ve yaşadığımız şeylerden de mutlu olmayı bilmeyiz.

BAŞIMIZA GELEN KÖTÜ ŞEYLER BİRER DENEYİM

Başımıza bazı kötü şeyler de gelebilir. Ancak, Rabbimin bunları bize bir deneyim olsun diye verdiğini düşünüyorum. ‘Bu neden benim başıma geldi’ dediğimiz birçok şey oluyor ama bunların hepsi bizim için bir deneyim bence. Bir ders almamız gerekiyor belki de. Elinde her şey olup, bütün imkânlar olup da hiçbir zaman mutlu olmayan insanlar var ya, onlara çok kızıyorum. Ya kardeşim her şeyin var, paran var, pulun var, halen mutsuzsun. Değilsin aslında. Keyif almaya çalış şu hayattan. Gittiğin her yerden keyif al. Arkadaşından, sana gelen bir hediyeden keyif al. Bunlar çok güzel mutluluklar. Kendimizi daha çok şuna şartlamalıyız aslında: ‘Ben nasıl kendimi mutsuz hissederim yerine nasıl her şeyden keyif alıp mutlu olabilirim?’ Yani küçücük bir çiçeğin açtığını görseniz, ondan bile haz almalısınız hayatta. ‘Ne kadar güzel canlanmış, ne kadar güzel büyümüş’ diyebilmelisiniz. Hayattaki ufacık şeyleri görüp, onları yakalamak ve ondan sonra da kendinizi daha iyi hissetmek. Bence hayat mottosu bu olmalı insanların. En azından benim hayat mottom bu ve bu yolda da ilerlemeyi düşünüyorum. Durduk yere bir şeyleri sıkıntı ederek niye kendimizi mutsuz edelim ki.

Yazının devamı...