GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

En İzmirli 8 ses


Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar davetkâr çalamaz!

Sezen Aksu’nun sözüne, müziğine, sesine sağlık. İşte bu, İzmirli kadınların ayak sesleri. Sadece güzelliğin değil zekânın, yeteneğin, yaratıcılığın, iletişimin, girişimciliğin, sıcaklığın, samimiyetin, özgüvenin, özgürlüğün, özgünlüğün ayak sesleri... İzmir’de kulağınıza çalınacak, oradan da kalbinizi, aklınızı çalacak en güzel tıkırtı...

Biraz vapur, biraz martı

İki yaka arası yol alırken, Karşıyaka’dan Alsancak’a, Pasaport’a, Konak’a uzanırken... Kordon’da tur atarken, güne başlarken, veda ederken... Gün ortasında aheste takılırken, her şeyi çok da kafaya takmazken İzmirlinin kulağındaki en güzel müzik... Gevrek-ayran, tulum-boyozdan sonra en iyi İzmirli ikili.

Kot lazım mı kardeşim?

Daha ‘Kemeraltı’ bir cümle olabilir mi? Olmaz, olamaz, imkânsız! Kemeraltı’nda yürümek sanat, o ‘kotçu’ları atlatmak başka bir sanat. Göz göze geldiniz mi yanarsınız; nasıl bir dil dökme şaşarsınız.

Fal bakayım ablama...

Kemeraltı’ndan Kordon’a geçelim. Bir Kordon klasiğidir, fazla da direnmeyelim. ‘Fala inanma, falsız kalma’yı kulaklara küpe edelim. Yumuşak tonlarda geçiştirerek, hızlı adımlarla olay yerini terk edelim. Bunun bir de “Allah sevdiğine kavuştursun; gül vereyim dünya güzeline, Şanzelize güzeline” versiyonu var ki aman diyelim...

Geliyom, gidiyom, n’apıyon?

İzmirli, Fizan’a da gitse kendini, dilini, memleketini belli eder. ‘R’leri doğduğuna, doğacağına pişman eder. Sakın düzeltmeye kalkmayın; bir İzmirlinin diline, ‘yom’una, ‘yon’una karışmak yürek ister.

Vaar midye! Çiğdemciii! Süt darı kaynamış!

Bir de ‘Geevriyooz’ var ki, o da ‘gevrek-boyoz’ demek. Her sabah afiyetle yemek gerek. Listemin favori sesleri, tabii ki İzmir’in en lezzetlileri. İzmir usulü midyesi, çekirdek değil çiğdemi, darısı namı diğer mısırı, çıtır gevreği, kat kat boyozu... Özetle ayaküstü ziyafeti garanti.

Kaf kaf kaf... Sin sin sin...

Mevzu en İzmirli sesler olur da içinde ‘Kafsin kafsin kaf’ olmaz mı? Hem de en fanatiğinden olur. Karşıyaka-Göztepe bir bakarsınız rakip, bir bakarsınız kardeş olur. Marşları dillere pelesenk olur.

İzmir’in dağlarında çiçekler açar...

Hep bir ağızdan yükselenini en sona sakladım. Miting, bayram, festival, şenlik olsun... Düğün ya da mezuniyet olsun... İzmir’in sadece dağlarında değil her yerinde, her zaman çiçekler açar. Gurur, özlem, minnet... Tüm güzel duygular ‘İzmir Marşı’yla pek iyi gider.

Bir de ses getirecek etkinlik...

İzmir Amerikan Koleji öğrencileri Galya Algranati ve Dünya Gürses’in girişimiyle düzenlenen TEDxGündoğduSquare,
9 Kasım’da Fransız Kültür Merkezi’nde İzmirlilerle buluşacak. Etkinliğin teması ‘Özüne Dön’. Birbirinden renkli, değerli konuşmacılarla, katılımcılarla içimize, köklerimize döneceğiz.
Ben de özümle, sözümle orada olacağım.
Kaçırmayın derim! ted.com/tedx/events/31106

 

 

 

 

Yazının devamı...

‘Zeytinin kalbi’nden bildiriyorum

Büyüdü, serpildi, toprağa kök, bize meyve verdi... Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat Günleri bu sene 14 yaşına girdi. Zeytin ağacı gibi ölümsüz olması dileğiyle... Dört gün sürecek etkinlikler, şenlikler dün başladı. Aklından, kalbinden Kuzey Ege geçenlere not; son gün 29 Ekim.
Hasat Günleri’nin bu seneki sloganı, ‘Zeytinyağı, sağlık kaynağı’. Öyleyse gereği yapılsın, şifası sayılsın: İyi kolesterolü yükseltiyor, damar sertliğini azaltıyor, yapısındaki antioksidanlarla kanserden koruyor, ayrıca bellek, bağışıklık, cinsellik, cilt ve eklem dertlerine deva oluyor.
Günün programı yoğun: Hasat etkinlikleri, gösteriler, sohbetler, söyleşiler; damaklara şenlik lezzetler; Prof. Dr. Güngör Uras Sokağı’nın açılışı; Zeytinyağı ve El Emekleri pazarları sayesinde Ayvalıklı üreticilerin ilk hasat zeytinyağlarıyla buluşma ve zeytinyağı temel tadım eğitimi... Yarın: ‘Zeytinyağı, Sağlık Kaynağı’ paneli ve ‘En İyi Çiftçi’ ödül töreni; Küçükköy Meydanı’nda ‘Zeytinli Şiirler’ dinletisi ve Zeytin Çekirdekleri konseri... Ve 29 Ekim: Cumhuriyet Bayramı kutlaması ve ‘Denizden Ayvalık’ tekne turu...
Rehberimiz Saffet Emre Tonguç sayesinde bir başka Ayvalık’la tanıştık. Zeytinle, zeytinyağıyla, hasatla 80 yıllık deneyimin, birikimin mirası Kristal Yağları’nın izinde buluştuk, hayatımıza bir de fabrika ve zeytin bahçesi deneyimi kattık. Markanın bölgeye özgü bir lezzeti de var: ‘Meraklısına Özel Ayvalık Sızması’.
Bereketine kuvvet... Ayvalık’taki zeytin ağacı sayısı 2 milyon 250 bin olmuş. 2 milyonunu Ayvalık tipi zeytin ağacı oluşturuyormuş. Doğal yaşamındaki ağaçların tümü çevre koşullarına dayanıklı yabani zeytin ağacı ‘delice’den aşılanmış.


Kaliteli zeytinyağına giden yol
Ayvalık’ta üretilen zeytinyağının başrolünde ‘natürel sızma’ var. Meyve aroması ve nefaset bakımından yoğunluğuyla ön planda. Sahip olduğu olumlu duyusal ve kimyasal özellikleri kalitesini uzun süre korumasını sağlıyor.
Sofralık zeytinlerin işlemesi genellikle doğal yollarla yapılıyor. Yeşil ve siyah zeytin üretimi eşit oranda.
Kaliteli zeytinyağına giden yol nereden geçiyor? Ayvalık zeytinyağının dünyada hak ettiği yere gelmesi için canla başla çalışan Genel Müdür Christopher Dologh’tan öğreniyorum ki her şeyin başı kaliteli zeytin. Zeytin alınırken önce yağlanma seviyesine bakılıyor. Uygun yağ seviyesine gelen zeytinler toplatılıp fabrikaya getiriliyor ve aynı gün sıkım yapılıyor.
Bu arada, ‘Üreticileri Geliştirme ve Bölgesel Lezzetleri Koruma Projesi’ tam yol devam! Üç yıl önce başlayan projenin amacı üretici ve yağhanelerle birebir iletişime geçmek, doğru üretim için bilinçlendirmek, eğitmek. Ve tabii Türk zeytinyağının kalite çıtasını yükseltmek, yerel lezzetleri korumak, yok olmaya yüz tutanları kurtarmak...

 

Yazının devamı...

Hoş geldin İzmir GastroFest

Hayat mutfaktan geçer” derim hep. Görüyorum ve artırıyorum: “Hayat ve turizm mutfaktan geçer.” Artık seyahat rotaları eşittir ülkelerin, şehirlerin mutfakları, mutfak zenginlikleri, restoranları ve yıldızlı şefleri... Toscana’nın, San Sebastian’ın, Barselona’nın, Kopenhang’ın havasından, cakasından geçilmiyor da bizim İzmir’imiz ne güne duruyor? GastroFest fikrine hayat veren İzmirli turizmci Hande Arslanalp’in de yer aldığı festival kurulu “E, ne duruyoruz? GastroFest yapsak ya!” demiş ve olaylar gelişmiş.

Amaç, İzmir’i gastronomisiyle öne çıkan bir marka kente, güçlü bir turizm rotasına dönüştürmek, geliştirmek. Türkiye’den, dünyadan şefleri, restoran sahiplerini, turizm acentelerini, mutfak ve lezzet tutkunlarını buluşturmak...

◊ Festival yarın (21 Ekim) saat 09.30’da Tarihi Alsancak Garı’nda. Biletler Biletix’te.  Tema, ‘göç mutfağı’. Çünkü Ermenilerin, Rumların, Yahudilerin, Levantenlerin, Kafkasya’dan, Balkanlar’dan göç edenlerin İzmir mutfağında izi, lezzeti çok. Mesela arapsaçı, hindiba, tilkişen, ısırgan Giritlilerden... Boyoz Sefarad Yahudilerinden, midye dolma ve anasonlu gevrek Rumlardan miras.  Meraklısına not: Festivalde Suriye’den İzmir’e göç eden mülteci kadınların el emeği lezzetler de olacak.

Parabere Form’un kurucusu Maria Canabal, marka ve pazarlama uzmanı Lisa Donoghue, Yunanistan’ın ünlü şefi Aristeidis Vezenes, İsrail’in en tanınmış restoranlarından Eucalyptus’un sahibi Moshe Basson yabancı konuklar. Bizdense yemek sosyolojisi uzmanı Prof. Dr. Zafer Yenal, Prof. Dr. Biray Kolluoğlu, Saffet Emre Tonguç... Mürver, Neolokal, Frankie, Ent, Cantinery, Balmumu, Seçkin Et, Balık Ada, Naif, Less Ordinary, Monochrom Dream, Bready, Dante by Sarıket, Vino Locale, Hiç Tadım Atölyesi, Murano’s ve Dondurmino, Dostlar Fırını, Kumrucu Şevki, Gloria Jeans gibi İstanbul ve İzmir’in ünlü mekânlarının lezzetleri de festivalde olacak.

◊ Festival, İzmir’in olmazsa olmaz sokak lezzetleriyle boyoz, kumru, gevrek ve söğüşle start verecek. ‘Göçle Şekillenen İzmir Mutfağı’ paneliyle devam edecek. Şarap üreticileri bölge bağcılığını tartışacak. Ünlü şeflerimiz Aylin Yazıcıoğlu, Şemsa Denizsel, Yılmaz Öztürk, Osman Sezener, İsmet Saz, Murat Bozok ve Jale Balcı workshop’lar gerçekleştirecek. Yeme-içme yazarı Ebru Erberdi ata topraklarından hazırladığı ıspanaklı boşnakböreği, kıymalı boşnakmantısı, ajvar, soka ve daha birçok lezzetle Boşnak mutfağını İzmirlilere anlatacak, tattıracak. Almanya’nın önde gelen peynir uzmanlarından Ursula Heinzelmann, İzmir ve çevresinin şaraplarını ve peynirlerini eşleştirecek.

Bitmedi: Deniz Alphan’ın ‘Kaybolan Bir Dil, Kaybolan Bir Mutfak’ belgeseli, dünyanın en iyi restoranlarından sayılan El Celler de Can Roca’nın sahibi Roca Kardeşler’in Türk mutfağını keşif hikâyesi olan ‘Turkish Way’ filmi...  Ve Birlikte Güzel’in düzenleyeceği ‘after party’...

◊ Ana sponsorlukta Metro, ulaşımda THY, medya ayağında Hürriyet ve daha birçok kurum ve marka festivalin destekleyicileri arasında.




Yazının devamı...

Perşembe’nin ışıkları hepimizi aydınlatacak

1-Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes el ele vermiş ve Türkiye’nin farklı bölgelerinde, yerel, sürdürülebilir turizm modelleri oluşturmaya başlamış. Hazır onlar Ordu’nun, Perşembe’nin, projenin elinden tutuyorken biz de gereğini yapalım ve peşlerine takılalım. Karadeniz’in tek ‘sakin şehri’ni karış karış gezelim.


2-İlk durağımız Perşembe’ye yıllarını vermiş Pembe Hanım Konağı... Restore edilen konağın yakında pansiyona dönüştürüleceğini öğreniyorum. Şimdilerde eğitim merkezi olarak kullanılıyor. Burada; sürdürülebilir turizm, ev pansiyonculuğu ve yöresel ürünler hakkında eğitimler veriliyor. Yöre kadınlarının memleket otlarından yaptıkları lezzetler konağın bingosu. Bizzat yerinde tattım; Perşembeli kadınların elinin lezzetine, sofralarının zenginliğine hayran kaldım.
3-Sırada projenin nur topu gibi üç rotası var: ‘Deneyim Rotası’, ‘Doğa Rotası’ ve ‘Tarih ve Kültürel Rota’.
4-E bu kadar gezmeye acıktınız tabii. Hemen yöresel lezzetlerle; sakarca, galdirik, mısır ekmeği, pancar çorbası, pancar sarması, turşu kavurması, Yalıköy köftesi, Ordu pidesi ve ceviz helvasıyla enerji depolayın. Bir de tabii tam vakti; denizden babanız çıksa yiyebilirsiniz...
5-Çayın hakkı verilsin. Uzun Saçlının Yeri’nde hayata sohbet molası verin.
6-Yason Burnu’nda romantik takılmadan, selfie çekmeden de dönmeyin. Yaz için; Tepealtı, Kumbaşı, Efirli, Çaka Beyazkum, Uzunkum plajlarını listeye alın.

Yazının devamı...

Masalların olağanüstü dünyasına davetlisiniz

Nerede?
İzmir’de sanatın kalbi Arkas Sanat Merkezi, ‘Binbir Gece Masalları’nın büyülü dünyasına, görsel ve sahne sanatları üzerindeki etkisine kucak açtı. 25 Eylül’de açılış yapan ‘1001 Gece’ sergisi 30 Aralık’a kadar açık.

Harem Dairesindeki Kadın/Rudolf Ernst
Neler var?
Sizin için gittim, gördüm. Kendimi bir Doğu masalının kollarında buldum. Güzeller güzeli Şehrazad’ı, onu kurban etmek isteyen hükümdar Şehriyar’ı oyalamak ve canını kurtarmak için anlattığı hikâyeleri düşündüm. Arkas Holding Koleksiyonu’ndan sergilenen, Paris Ulusal Operası’ndan, Fransa Ulusal Kostüm Müzesi’nden, Fransa Ulusal Kütüphanesi’nden, Müziksev’den ve daha birçok önemli müze ve kurumdan, özel koleksiyonlardan getirilen eserlere... Kostümlere, aksesuarlara, dekoratif objelere, tablolara, heykellere, o masalların dokusunu ve dokunuşunu hissettiren her parçaya hayran kaldım.
Tarihe not!
Dünyaca ünlü Fransız modacı Christian Lacroix’nın ‘Şehrazat’ balesi ve İtalyan kostüm tasarımcısı Franca Squarciapino’nun ‘La Bayadère’ balesi için hazırladığı tasarımlar Türkiye’de ilk kez Arkas Sanat Merkezi’nde sergileniyor. Duyanlar duymayanlara haber uçursun.
Daha daha...
XIV. Louis’nin hüküm sürdüğü dönemde görevlendirilen Antoine Galland’ın ve masalların seyahatiyle 18’inci yüzyıla ait elyazmaları... Saray ihtişamını ve Doğu kültürünü yansıtan oryantalist resimler, heykeller, halılar ve dekoratif objeler... ‘Binbir Gece Masalları’nın etkisi altında hazırlanan opera ve bale kostümleri, aksesuarlar, kostüm eskizleri... Lif sanatçısı Suhandan Özay Demirkan’ın, cam sanatçısı Felekşan Onar’ın enstalasyonları... Daha ne olsun?
Özel kitapçık
“Gözün gördüğü uçar, yazı kalır” diyenlere; Jean-Luc Maeso, Martine Kahane, Emmanuelle Peyraube, Sylvette Larzul, Mathias Auclair imzalı makalelerin ve zengin görsellerin yer aldığı kitapçık şifa niyetine.
Minikler de unutulmamış
Her ay değişen, gelişen çocuk atölyeleri, sergiye özel çalışmalarıyla büyüklerin ve küçüklerin kalbini fethediyor. Çocuklar kendi masallarını yaratıyor, hayal dünyalarını kâğıda aktarıyorlar.
Ne zaman?
Pazartesi hariç, salı-pazar 10.00-18.00, perşembe 10.00-20.00 saatlerinde ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Meraklısına not; Fransız Kültür Merkezi’nin ‘1001 Gece’ sergisine paralel olarak düzenlediği, sanatçı Julien Salaud’un enstalasyonunun yer aldığı sergiyi de 30 Aralık’a kadar görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için arkassanatmerkezi.com’a tıklayabilirsiniz.

 

Yazının devamı...

Ege’nin sonbahar festivalleri


İzmir Amerikan Koleji tarih öğretmeni Sema Gür’ün göz nuru ‘Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’ bu sene altıncı yaşını kutluyor. Bir turdan çok daha fazlası; bir farkındalık etkinliği, kadın hareketi, hepimizin gözbebeği. 22 Eylül’de kutlanan ‘Dünya Otomobilsiz Kentler Günü’ kanatları altında, yarın 60’tan fazla şehirde eşzamanlı pedala basılacak. Detaylar, mekânlar ve meydanlar için suslukadinlarbisikletturu.com’a tık tık! Bu bilgi de gurbet kuşlarına: Bakü, Bern, Köln ve Milano’da ‘Fancy Women Bike Ride’ adıyla eşzamanlı turlar yapılacak. Kendinizi, bisikletinizi en güzelinden süsleyip basın pedala...


Ajda Pekkan, Edis, Athena, Koray Avcı, Nil Karaibrahimgil, Erol Evgin, Haluk Levent, MFÖ, Selda Bağcan... Candan Erçetin, Duman, Kardeş Türküler, Yıldız Tilbe, Sıla, Sibel Can, Şevval Sam, Mabel Matiz, Kenan Doğulu, Sertab Erener... Ruha şifa sesler, yıldız isimler ekime kadar İzmir Kültürpark’ta.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘Körfez Festivali’ bu yıl iki yaşında. Dün başladı, yarın sona erecek ve konserler, gösteriler, etkinliklerle yine çok renkli, çok bereketli. İzmir Arkas Körfez Yarışı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kano Yarışı, Yelken Yarışları... Uzun lafın kısası körfezde yelkenler imbatla dolacak.


Ayvalık Film Festivali, ulusal ve uluslararası bağımsız filmlerin gösterilmesi için elini taşın altına koyan Başka Sinema’nın emekleri ve Kariyo&Ababay Vakfı ana sponsorluğunda 5-10 Ekim’de. Dünyadan ve Türkiye’den 40’a yakın filmin yanı sıra söyleşiler, paneller, atölyeler, konserler olacak. Gösterim ve etkinlikler için konum atıyorum: Ma’adra Binası, Ayvalık’ın tek salonu Vural Sineması, Sanat Fabrikası, Belediye Amfitiyatrosu... Ayrıca her akşam Ayvalık ve Cunda’nın çeşitli mekânlarında açık hava film gösterimleri de yapılacak. Biletler Biletiva’da 10 TL’den satışta; 65 yaş üstüne ve öğrencilere hafta içi gündüz seansı 5 TL.


Sezon bitti ama Çeşme’nin neşesi, hareketi şimdi başlıyor. Bugün ve yarın ‘4. Ovacık Tarım ve Sakız Koyunu Şenliği’, 6-7 Ekim’de ‘5. Germiyan Festivali’, 20-21 Ekim’de ‘4. Aşk Festivali’ var. Takipteyiz.


5-6 Ekim’de Eski Tamirhane Binası’ndaki ‘Felsefe Günleri’nin bu yılki başlığı ‘Felsefe ve Toplum İlişkisinde Felsefe Eğitiminin Önemi’. Herkese açık ve ücretsiz oturumlar, konuşmalar bizi bekler.


İzmir Coffee Festival, 12-14 Ekim’de. İkramlar, tadımlar, konserler, workshop’lar, spor etkinlikleri, dans gösterileri, barista şovları, yarışmalar... Biletler Biletix’te.


Buca Belediyesi ve Radyo Romantik Türk’ün düzenlediği Teknolojik Uyku Festivali’ne 3 bin 644 kişi başvurdu, kurayla 200 kişi seçildi. Bu şanslı kişiler 5-7 Ekim’de 48 saat teknolojiyle aralarına kara kedi sokacak. Telefonları, tabletleri yetkililere verip yüz yüze iletişimin ve festivalin tadına varacak.

 

Yazının devamı...

Şimdi tam zamanı

Çılgın kalabalıktan uzakta Çeşme’nin...
Hafta sonları beach’lerin son demlerini yakalanmanın, Ilıca Plajı’nda, Deliklikoy’da özgür takılmanın... Şerefe’de kadehleri herkesin şerefine kaldırmanın, Esnaf’ta felekten bir gece çalmanın, HorAsan’da lezzet fırtınasına kapılmanın, Defne Yaprağı’nın samimiyetine şapka çıkarmanın... Tarihi Rumeli Pastanesi’nde son kavunlarla sakızlı dondurma keyfi yapmanın...


Zamansız klasik Bodrum’un...
Gümüşlük’ün tadını çıkarmanın... Limon’da günü batırmanın, romantik takılmanın... Havva Ana’da en organiğinden kahvaltı patlatmanın... Mimoza’da, Melengeç’te dost sofralarına, sohbetlerine takılmanın... Marinada salınmanın... Barlar Sokağı’nda turlamanın... Havalar serinlemeden tekne turlarında ön sıraya yazılmanın...



Sığındığımız liman Sığacık’ın...
Türkiye’nin ilk sakin şehri Seferihisar’ın sade, sakin, tatlı çocuğunda yavaşlamanın, hayatı, telefonu sessize almanın... Kaleiçi’nin tarihine, nostaljisine, sokaklarına, evlerine, insanlarına kapılmanın... Teos Marina’da günü selamlamanın...
İçimizdeki Ege kasabası Urla’nın...
Bağların, bahçelerin, yerel tatların... Sanat Sokağı’nda bir kahveye 40 yıl hatır bağlamanın... Ünal Kardeşler’in katmeriyle lezzeti, sohbeti katmerlemenin... Urla Pazarı’nın coşkusuna kapılmanın... Bademler’i, Barbaros’u, Özbek’i, Balıklıova’yı, Gülbahçe’yi, Karaburun’u, Mordoğan’ı keşfetmenin...
Muhteşem ikili Ayvalık-Cunda’nın...
Arnavut kaldırımlı taş sokakların... Bu sofra başka sofra Şeytan Sofrası’nın... Sanatın yeni adresi Küçükköy’ün... Ayvalık’ın ilk kilisesi Taksiyarhis’in ve kapı komşusu Saatli Cami’nin, Zeytin Müzesi’nin... Tüm renkleriyle Antikacılar Çarşısı’nın... Rahmi Koç Müzesi’nin... Sevgilini kap çık Âşıklar Tepesi’nin... Taş Kahve’nin, çıtır çıtır Ayvalık tostunun...
Bozcaada’da ömrü uzatmanın...
Huzurun yanına bir şişe ada şarabı açmanın, bir de ada lezzetlerinden patlatmanın... Madam Liça’nın lavantalı limonatasını listeye almanın... Çıtır çıtır ada ekmeğine son domateslerden katmanın... Ayazma, Habbele, Akvaryum koylarında şöyle bir dalıp çıkmanın... Kale ve Polente Feneri’nde günbatımı keyfi yapmanın...
Ege ve Akdeniz’in kucaklaşması Datça’nın...
Can Yücel’in, şiirlerinin, evinin... Knidos Antik Kenti’ni keşfin... Şarap tadımı yapmanın, bademin hayat verdiği lezzetlerin tadına bakmanın...

Yazının devamı...

8 ADIMDA YELKENLER FORA


1- Başa saralım: Tüm hikâye M.Ö 4000’de eski Mısırlıların denize açılmasıyla başlamış. Bir kütüğün içi oyulmuş ,üzerine bez eklenmiş ve ilk yelkenli tekne vatana, millete, dünyaya uğurlu olmuş. Sonra ilk dünya turu yelkenli gemiyle yapılmış ve Dünya’nın yuvarlak olduğu ispat edilmiş. İlk yat kulübüne gelince Water Club of Cork 1780 tarihinde İrlanda’da kurulmuş. 

2- İdeal yaşı kaç? Yelpaze geniş. 7’den 70’e herkes yelken yapabilir. Ama gönlünüzde yatan aslan performans sporcusu olmaksa 7-8 yaşlarında başlamak işin ideali. Konum veriyorum; Arkas Çeşme Yelken Gençlik ve Spor Kulübü’nde profesyonel yelkencilerle 7 yaşında start veriliyor ve yıl boyu yelken eğitimleri devam ediyor. 

3 - Yelken Türk kası mı sever, baklava mı? Türk kaslılar hadi yine iyisiniz. Kilo, fizik tabii ki önemli ama yelkenci bir atlet kadar kaslı olmak zorunda değil. Uzun yarışlarda, soğuk iklimlerde vücudun yağ bulundurması da gerekiyor. Uzun lafın kısası, üşütür baklavalarınız alışamazsınız. 

4 - Eğitimler… Çocuklar ve yetişkinler için eğitimler de, dereceleri de farklı. Performans sporcularında eğitim bir ömür. Farklı sularda, farklı hava şartlarında antrenman yapılıyor. Yatçılarda ise temel, ileri ve yarış eğitimleri var. Yarışmak istiyorsanız bu eğitimlerden geçmeliymişsiniz. 

5 - Türkiye’de yelken… İlgi her geçen gün artıyor ancak gençler sınıflarında yakalanan başarıyı olimpik sınıflara taşımada sorun var. Nedeni de sporcuya desteğin az olması ve ailelerin altın bilezik kaygısı. Kulübün sporcusu Yılkan Timurşah, Avrupa ikinciliğinin ardından Belçika’da düzenlenen yarışlarda ldünya şampiyonu oldu halbuki. 

6 - Nerelerde yapılıyor? Yarışlar rota uzunluklarına göre offshore ve inshore olarak ikiye ayrılıyor. Offshore yarışlar Akdeniz genelinde, inshore yarışlar dünya genelinde yapılıyor. Ülkemize gelince… Marmara ve Ege yat ve yelken yarışlarının ev sahibi. Yarışların en uzun soluklusu Deniz Kuvvetleri Yarışı, 43 yıldır İstanbul Boğazı’ndan başlayıp Ege sularında son buluyor.

7 - Ruha, bedene şifası… Doğa ile kalp kalbe olmak, çevreye zarar vermeden çevreyle bir olmak… Daha cesur, daha kararlı, daha sabırlı, daha saygılı ve dürüst olmak… Bitmedi! Kondisyon, zekâ, irade ve özgüven gelişimi… Disiplin, motivasyon… Rekabet heyecanı… Anı yönetmek ve stratejik düşünmek… Daha ne olsun? Yelkenin ruha, bedene şifası olsun… 

8 - Pahalı bir spor mu? Yüreğinize su serpiyorum. Yelkenci olmak için illa yelken almanıza gerek yok. Bu spora hevesli, tekneli kişilerin ekiplerine +1 olabilirsiniz. Deniz kıyafetleri tabii ki bir tık pahalı. Ama gözünüz gibi bakarsanız ekmeğini 3 yıl yersiniz. Eğitim fiyatları da matematik, fizik özel derslerinden çok daha ucuz. Yani gün sonunda öyle fevkalade pahalı bir spor değil. 

 Yarıştan kısa kısa... 

* Bilenler bilmeyenlere anlatsın; Türkiye Yelken Federasyonu ve Ege Açık Deniz Yat Kulübü Çeşme Marina’nın pek çok kez düzenlediği Aegean Link Regatta geçen yıl spor ve sporcu dostu Arkas’ın adını aldı. Sloganı ve coşkuyu veriyorum; “Rüzgar ve
Deniz sizi çağırıyor!”.
Hem de 12 ay...

* İsviçre merkezli varlık yönetim şirketlerinden UBS, Huawei, Hürriyet Ailesi, Ege Medya, Arkas Aegean Link Regatta 2018’e hep destek tam destekti.

* Yarış, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bernard Arkas’ın gözbebeği. Bundan altı yıl önce Arkas Bayk Cup yelken yarışları için buluşmuştuk. “Hayatımda ilk kez emir alıyorum” demişti. Altı yıl içinde yelken aşkı, yelkencilere desteği, emeği, umudu, gelecek nesillere inancı katlanarak artmış. Arkas-M.A.T. Sailing Team ile yarışlara katılıyor. Sporcu nesil yetişmesinde çorbada tuzu olsun istiyor. Çıtayı dünya takımlarına transfer edilebilecek yelkenci yetiştirmeye yükseltiyor.

* Zafer Bayramı’nın coşkusuyla, umuduyla başlayan ve dört gün süren yarışlara Kuşadası, İzmir, Bodrum, Mersin, Foça, Urla ve Ankara’dan 51 tekne, 500’e yakın yarışçıyla katılım geçen sene olduğu gibi bu sene de tavandı.

* Motivasyonlarına kuvvet, disiplinlerine sağlık... Çeşme- Sakız Adası rotasıyla dört günde 50 deniz mili yol alındı.

* Gündüz rekabet, akşam dostluk... Çeşme, Sakız, kapanışta Before Sunset Baech’te eller havaya parti, Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Stars’ın on numara performansı yarışın tuzu, biberi, keyfi oldu.
mYarışın karnesi... Overall kupayı Arnes kaldırırken, Göztepe Yelken 1925 ikinci, Ladies First üçüncü oldu. Tüm tekneler, tüm yarışçılar gönüllerin birincisi oldu. Şimdi gözler 21-23 Eylül’de İzmir Arkas Körfez yarışında. 

 

 

 

 

 

Yazının devamı...