GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Beni anlamaya ve kalbinde saklamaya çalış

 

Yapılan araştırmalara göre kadın kalbi erkek kalbinden daha hızlı atıyormuş?

Bunu okuyunca çok dikkatimi çekti.

Önce bir tebessüm ettim.

Sonra kendi kendime eee yani dedim.

Ama sonra yaradılış matematiğine göre aynı olması gerekirdi, neden böyle diye düşündüm. Bugüne kadar aynı dinamiklere sahip olduğumuzu düşünüyordum.

Sonra bu yazıyı yazarken birden kalbim attığı için yazabildiğimi fark ettim.

Mesela sizde kalbiniz atarak okuyorsunuz, bunu düşünüyorum.

Düşündükçe kalbim daha hızlı atmaya başladı demesem yalan olur :)

Tamam, durun kızmayın bu meseleyi daha uzatmayacağım. Hemen toparlıyorum.

Düşünsenize bu ne harika bir mucize aslında.

O durduğu zaman hiçbir şey anlamlı olmayacak hayatta. Ama biz bunu hiç böyle düşünmüyoruz ki. O atmak zorunda gibi davranıyoruz. Bize bir iyilik yapıyor ama biz ona bu senin görevin diyoruz. 

Kalbinin sesini dinle derlerken yalan söylemiş olamazlardı zaten.

Baksanıza tüm hikâye ona bağlı…

Peki, Düşünsenize birinin kalbinde olmak nasıl bir şeydir acaba?

Kalbin kimi için atıyor diye sorarlarsa sana ne diyeceksin?

Şimdi suratlar düştü dimi?

Yine sevimsiz bir soru.

Niye kimse kendim için demiyor?

Bir insanın kalbinde atıyor olabilmek ne büyük bir güzellik. Ya da milyonlarca insanın kalbinde kalabilmek nasıl bir lüks…

Şimdi biz kadınların hem de erkeklerin empati yapmasını sağlayacak bilimsel birkaç tespitimi paylaşıyorum. Bu maddelerden sonra daha iyi olacağımızı ve ona göre hareket edeceğimizi düşünüyorum.

kadın kalbi erkeklere oranla daha küçükmüş. Ortalama kadınlarda 118 gramken erkeklerde bu oran 200 gram civarındaymış.

Yani buna bir yazar yorumu katmam gerekirse, alan olarak yerleri bizlere göre daha geniş olduğu için malum gereğini daha fazla sorgulamaya gerek bulmadım.

2.Maddeye baktığımda, kadınların kalp damarları daha inceymiş. Erkeklerin ki ise daha kalınmış. Aynı zamanda kadınların kalp damarları büzüşmeye daha meyilliymiş bu yüzden zaman zaman göğüs ağrılarının tanısı zor koyulabiliyormuş.

Yazar yorumu eklemek gerekirse; kadınlar olaylara karşı daha hassas olurken erkekler damarların kalın olmasından kaynaklı sanırım daha anlayışsız olabiliyorlar diye düşünüp kendi kendimi de üzdüm biraz. Hanımların şu an “Ne olurdu Allah’ım aynı “milimetreye” sahip olsaydık dediğinizi duyar gibiyim.

3.Madde de kadınların kalbindeki hasar zor bulgu verirken hatta EKG ve efor testlerinde bile çıkmazken erkekler de bu hemen tespit edilebiliyormuş.

Yazar yorumu yapmak gerekirse: Kadınlar kalplerindekini güzel gizliyor ve ömür boyu onu özenle saklıyor ama erkekler çabuk yakalanıyor olabilirler.

4.Madde, en önemlisi kadınların kalbi erkeklere göre daha çok atarmış. Örneğin günlük ortalama kalp hızı erkeklerde 70-72 iken, kadınlarda 78-85 arası seyredermiş. Bu yüzden ritim bozukluğu şikâyeti genelde kadınlarda olurmuş. Kadın kalbi pıhtı oluşturmaya daha meyilliymiş.

Yani yukarıdaki bilgilere dayanarak düşünsenize birbiri ile aynı işlevi gördüğünü düşündüğümüz bu mekanizma aslında birbirlerinden ne kadar farklı çalışıyor. Allah bunu yaratırken böyle yaratmış.

Erkek ve kadın arasında en büyük fark meğerse kalp atış frekansı ile başlıyormuş. Şimdi düşünüyorum da biz bir şeyleri heyecanlı heyecanlı anlatırken onların sakince neden suratımıza baktığını. Kadınların neden daha fazla öngörülü olduğunu. Başarılı erkeklerin arkalarında neden kadınlar olduğunu?

Biz aslında kalbimizdeki heyecanı sürekli dinamik tutarken onların bu kalp atışını bazen başka faktörlerle arttırmaya çalışmalarını,

ya da kadınlar erkeklerden daha kolay etkilenirken, o an için etkilendiklerini hızlı anladıkları için erkekten de birden aynı yükselişi neden beklediklerini?

Bakıldığında o zaman Erkekler ’in kalp yavaş attığı için duruma bir türlü hızlı adapte olamıyor ve olayı anlayana kadar iş işten geçiyor.

Bu hikâye doğrudan beyinle bir ilişki kurmuyor mu sanıyorsunuz? Olay beyinde ve sonrasında da beyin ve kalple kurduğu bağlantıdaki öngörü ile son buluyor. Alın size tüm bilimsel açıklaması :)

Şu an hanımlar bir derin nefes alıp erkekler de rahatça kalbimiz yavaş atıyormuş biraz da genişmiş, tüh ya her şey bundanmış diye geri yaslanmasınlar.

Herkes usulüne uygun davransın diye yazdık bu yazıyı :)

Erkeklere demek istediğimiz geniş olan kalbinizi geniş yürekli kadınlara açın. Onların hassas kalbinin içine girmeyi başardıysanız ne büyük bir iş yapmışsınız bilemezsiniz.

Kadınlara demek istediğimiz kalbinize kimi koyduğunuza çok dikkat edin. Çünkü hem yer dar hem damarlar ince güzelim kalbinizi yormayın. Kalbinizdeki coşkunuzu taşıyamayacak erkeklerle zaman kaybetmeyin.

Dememiz o ki; Öncelikle kendi kalbinizi fethedin sonrası gelir…Kalbinizi koruduğunuz güzel bir hafta sonu dilerim…

Gökyüzünde neler oluyor?

23 ŞUBAT

Ay Terazi burcunda ilerliyor akşam saatlerinde Akrep burcuna geçiyor. Venüs-Plüton gezegenleri kavuşum sergiliyor. Aşkta ve ilişkilerde kontrol dışı gelişen olaylara her zaman müdahale edemeyeceğinizi unutmayın. Bazı durumlarda geri çekilip kabullenici olmak daha doğru olabilir. Şartlarınızı bugün asla zorlamayın.

 

Yazının devamı...

Gezegen dizilimleri deprem için ne öngörüyor?

Malum dün gece hepimiz depremden dolayı oldukça bir panik olduk.

 Panik olmamıza neden olan en büyük etkenlerden biri kendini yeni nesil deprem uzmanı olarak adlandıran Frank Hoogerbeets'in yaptığı mega deprem tahmini tüm dikkatleri üzerine çekti. Türkiye  için yorumlarda bulunan tahminci, Türkiye'nin aktif deprem kuşağı içerisinde bulunduğunu ve 21 Şubat'ta 8 büyüklüğünde deprem meydana geleceğini de söyledi.

 Üç yıldır yoğun gözlemler yaptığını söyleyen Hoogerbets tahminini Güneş Sistemi Geometri Endeksi'ne dayandırıyor. Hoogerbets, gezegen hizalanması durumunda şiddetli depremlerin görüldüğünü öngörüyor.

Benim düşünceme göre Hoogerbets'in iddiaları son derece ilgi çekici görünüyor ve bende aynı fikirde olduğumu söyleyebilirim. Bu tespitler gayet doğru olabilir. Üzerinde uzunca bir zaman çalışmak ve değerlendirmek lazım. Bende bunun üzerinde artık çalışıyorum. Ama demek istediği şeyin dün gerçekleşmiş olup geçtiğini düşünüyorum. Çünkü astrolojik olarak bir ölçek söylemek doğru değil. Bunu hoogerbets’in kendi öngörüsü ya da senaryosu olarak düşünebilirsiniz.

Dün telefonlarım susmadı.

Hiç astroloji ile ilgilenmeyen, bu takım şeylere itibar etmeyen ne kadar insan, akraba, çevrem varsa yukarıdaki gezegen dizilimlerini dün bana sordu. 1 Saat gezegenlerin dizilimleri ve yörüngelerini anlattım.

“Yahu sen ne önemli bir iş yapıyormuşsun” diyeni oldu.

“Ya sen hangi gazete de yazıyordun” diyeni de oldu.

“Dur bende seni takibe alayım” diyeni de oldu.

Düşünsenize yıllardır bunları anlatmak için ne şekilde gayret gösteriyorum, her gün yazıyorum, çiziyorum ama gel gör ki durum bu.

Ben bu gezegen dizilimlerine göre 2018 yılında bir öngörüsünde bulunmuştum. Bahsettiğimiz zamanlarda bu öngörü gerçekleşti.

Daha önceler de Twitter da Kahramanmaraş depremi ile ilgili öngörüde bulunmuştum. Aynı zamanlarda bu öngörümüz de gerçekleşmişti. Ama Yurtdışından aynı işi yapan bir uzman bunu bahsettiğinde hepimiz ayaklandık. Siz yine de kendinizi Türk astrologlara emanet edin dostlar :)

Öncellikle ben olaya daha iyi tarafından bakmak istiyorum. Bu vesileyle gökyüzünde gezegenlerin olduğunu ve bilimsel araştırmalardan ötürü bir şeylerin öngörülebildiğini Allah bize bir kere daha hatırlattı. Okumamız gerektiğini, bilgiden öte sakinleştirici bir şey olmadığını hatırladık. Yine unutacak olsak da bu bile güzel.

Benim tespitlerime göre dün gerçekleşen deprem aslında 12 Şubat 2017 yılında gerçekleşen merkezüssü Çanakkale olan depremin gökyüzü anı haritasına göre tetikledi. Bu yaşadığımız Dolunay’ın etkisiydi. Şimdi buna benzer ve yine tetiklenecek tarih temmuz aylarına denk geliyor. Bunun zaman dilimleri üzerinde paylaşımları sizlerle yapacağım. Bunu korku haline getirmeyin. Sizler bunları korku haline getirmezseniz bizlerde öngörürken daha rahat ifade edebiliriz. Yoksa amacımız sizleri kaygılandırmak değil. Bir şeyleri birlikte bulabiliriz. Bu bir deney ve tespit işidir.

Cüneyt Özdemir bir kova erkeği!

Dün sosyal medya da Cüneyt Özdemir’in geçmişteki bir anısını video olarak paylaştığını gördüm ve çok etkilendim. Bende onu benim takipçilerimle paylaştım.

Bu inanılmaz hoş bir videoydu. En çokta video içerisinde en samimi cümlesi, ona sevdiğini söyleyen Ahu’ya veremediği o günkü cevap için kendine “bir öküz” gibi tabirini kullanmasıydı. Gelen yorum ve mesajlardan gördüğüm kadarıyla bayanların en sevdiği kısım buydu.

Hikâyenin sonunda anladığım bir şey var ki erkeklerin aklının hep çok sonradan başlarına gelmesi. Kadınlar çok daha fazla öngörülü varlıklar. Ama bunu erkeklere anlatamıyorlar. Erkekler daha düz düşüncelere sahipler.

Kimle ne kadar mutlu olabileceklerini ya da ne olmasını gerektiğini kestiremiyorlar. Biz kadınlar bu alanda şanslıyız. Ama bunu karşı taraf anlamadıktan sonra kaç yazar şansımız diyebiliriz. Sen sabaha kadar öngörülü ol. Söyle. Bu rüya da çığlık atmaya çalışmak gibi bir şeydir.

Erkekler finalde anlar, kadınlar ise finalde mutlu olmak ister. Bu konu üzerine denebilecek ve yazılabilecek çok fazla şey olsa da bugünlük bu kadar yeter diyelim.

Burnunuzun direğinin sızladığı yerlerde ne gibi bir çözüm bulursunuz kendinize bilmiyorum ama günün birinde pişman olmamak için fırsatınız varken elinizden geleni yapın…

 Mutlu günler dilerim…

 GÖKYÜZÜNDE NELER OLUYOR?

 Daha soğukkanlı davranmalısınız.

 Ay Başak burcunda ilerliyor ve akşam saatlerinde Ay Terazi burcuna geçiş yapıyor. Yüzeysel olmaktan uzak durun. Bugün serinkanlılığınızın, ince hesapların, zihinsel ve bedensel direncin önem kazandığı bir gün. Olaylara karşı daha soğukkanlı bir yaklaşım sergilemelisiniz.

 

 

Yazının devamı...

İstatistikler ne derse desin. Her durumda başarıya giden bir yol vardır.

Bugünün yazısını yazmaya başladığım sıralarda arka masamda üç bayan arkadaşın keyifli sohbetlerine kulak kabarttım.

 

Öyle güzel sohbet ediyorlardı ki ve öyle güzel birbirlerini yüreklendirerek konuşuyorlardı ki çok etkilendim ve ister istemez dikkatimi çekti.

 

Şöyle cümleler geliyordu kulağıma;

İnsanoğlunun hem bedensel hem ruhsal yolculuğunun zorluklarıyla nasıl başa çıkmaya çalıştığını;

Bedenine iyi bakmazsa ruhunun önem kazanmayacağını;

Bedenin ayrı bir şey yapmak isterken ruhun da ayrı bir şey yapıyor olması fikrinin zorlayıcı olduğunun;

 

Ruhun iyi olmamasının nedenlerinden ilki, bedende ki bazı vitamin eksikliklerinden kaynaklanması vb… gibi…

 

Daha sonra bir sürü ilaç ve bitki isimlerinden bahsedildi.

Yapılan araştırmalar, makaleler ve inanılmaz bilgiler hava da uçuşurken aklımda çılgınca sorular dönüyordu.

Acaba bir yerde yazıyorlar mı?

Ne iş yapıyorlar?

3 kadın bu masa da dünyayı kurtarırcasına neyin sohbetini yapıyor olabilirler?

Acaba benimde bir katkım olur mu?

Kafam da deli sorular. Ama ben bu bilgili kadınları kaçırır mıyım, asla!

 

O zaman ben hesabı öder gibi yapıp bir kafamı çevireyim bakim belki göz göze gelirim dedim.

 

Ama yok o kadar kaptırmışlar ki.

En son içlerinden biri arkadaşına senin bu bilgileri bir yerlerde paylaşman lazım diyordu.

Diğer arkadaşı binlerce takipçisi olan saçma sapan şeyler paylaşan insanlar varken diye tam söylenirken,

Haydi dedim kızım bir selam ver bakalım.

Selam verdim tanıştık.

Masalarına davet ettiler, tüm nezaketleriyle.

Hepsinin gözlerinin içi gülüyordu ve hepsi kendi öz benlikleriyle öyle iyi anlaşmalar yapmışlardı ki…Bu gerçekten belliydi.

 

Bu gezegeni kurtarmak isteyen süper kadınlardan biri

Eczacı Selin Savcı

(instagram hesabı :eczselinsavci)

 

Diğer süper kadın, Sağlık danışmanı Sibel Darcan Elçin (İnstagram : selcinn)

Keyifle ve gönül rahatlığı ile takip etmeli ve onların bilgilerinden faydalanmalısınız.

 

Sağlıklı yaşam adına sıra dışı fikirleri ve sizi inanılmaz ikna edebilecek bilgileri var. Öyle sıradan bilgilerden bahsetmiyorum. Zaten Ay başak burcundayken yaşanan bu karşılaşmanın önemli bir güzellik olduğunun farkındalığı içindeydim. Hepsine hayatlarında başarılar diliyorum. Sizlerin varlığını bilmek çok güzeldi…

 

Yazar, burada neyi anlatmak istiyor?

O masa da dedikodu yapmak ya da “yok kocam şunu almış”, “benim ki bunu almış” gibi vizyonsuz yarışlar içinde olmak dışında harika bir dünyaları vardı. O dünyaya girebilmek için can attım gerisini siz düşünün. Beni en heyecanlandıran böyle insanların olduğunu görmekti. İlla hep kötü şeyler olmuyor dostlar. Bu gezegen için mücadele veren muhteşem insanlar var ama onlardan bizlerin haberleri yok. Ben gördüklerimi imkânım ve gücüm yettikçe sizlerle tanıştıracağım. Sizde gördüklerinizi benle tanıştırın.

 

Sizlerin de bir dünyası var.

Lütfen dünyanızı güzelleştirin. Dünyanızı başka insanların ne yaptıkları ile ya da size ne yapmadıkları ile kirletmeyin. Kendinizi önemseyin, değer verin.

Bir yazı önünüze çıktığında okuyun. Sabırlı olun. Herkesin olaylara bakış açılarını anlamaya çalışın. Empati gücünüzü yükseltin. Duyarlı olun. Ağlayan birini görürseniz sorun. Başka bir yerde bir konu duyarsanız sorun.

 

Neden bu kadar tükendik peki?

Ya da eskiden niye böyle değildi? diye düşündüğümüzde akla gelen tek neden doğal yaşamı kaybetmeye başlamamızdır. Satürn Oğlak burcundaki geçişi işte bize burada bunu gösteriyor. Artık kimsenin bir yazıyı uzunca okumaya sabrı yok. Kaçınız acaba yukarıda yazdığım yazıyı atlamadan okumaya sabrı oldu. Sona bakim de kısaca başka ne diyor diye eliniz aşağılara doğru inmedi?

 

Duymuyoruz, git gide hassasiyeti kaybediyoruz. Kendimizi hiçbir şey için zorlamıyoruz. Sonra yaşam zorlayınca neden şikayetçiyiz. Nasıl geldik bu hallere diye neden kızıyoruz topluma…

 

Şimdi size soruyorum?

 

Bir sonraki adımınız hakkında düşünmenizi istiyorum.

Nereye gittiğinizi biliyor musunuz?

Elinizdeki harita da kayboluyorsanız, Daha iyi bir harita kullanabilir misiniz?

 

Bakın!

 

Bir çoğumuz, yolumuzun bizi nereye götüreceğine dair gerçek bir fikir olmadan, yaşamdan geçiyoruz. Elbette umutlarımız ve hayallerimiz var ama bu hayalleri gerçeğe dönüştürecek gerçek bir “plan” yok.

 

Ama bir tanecik olsun kurguladığınız bir strateji geliştirmeyi başardığımızda bile, hayat genellikle yoluna giriyor gibi görünüyor. Öyle değil mi?

 

Şimdi içinden hep bu şekilde mi olmak zorunda diye geçiriyorsun?

 

Hangi yolu kullanacağını bilmenin bir yolu var.

Yoldaki engellerden kaçınırken seçtiğiniz fırsatları netleştirmenin de bir yolu var.

 

Gitmek istediğiniz yeri tam olarak bulmanıza yardımcı olacak bir iç görü vardır. Aslında, Evren kendi kişisel planınız olarak kullanabileceğiniz çok ayrıntılı, çok spesifik bir harita sağlamıştır. Bu haritayı okumayı öğrenirseniz, başaramayacağınız hiçbir şey kalmaz. Bu sizin doğum planınızdır.

 

Haritanızı okumayı öğrenin hayal ettiğiniz tüm başarı ve mutluluk sizin olabilir!

Eğer bu iç görüyü bulamıyorsanız bir Astrologtan danışmanlık almanızı tavsiye ederim. Bu konuyu bu hafta sonu bir gözden geçirin.

 

Bu köşeyi okumanızın ve takip etmenizin bir anlamı olmalı. Anlamsızca tüm gün astroloji yorumlarını okuyup, videolarını dinleyip sana hangi astrolog uygun ya da hangi astrolog daha iyi biliyor diye kafanda belli kıyaslamalarla onları yarıştırmaktan vazgeçmelisin.

Senin derdin kendinsin.

Kendi derdine sahip çık. Astrolog da olsa, psikolog da olsa, avukat da olsa, marketçi de olsa, manav da olsa sana bir şeyler katan ve senin bakış açını değiştiren yerlerde ol ve yaşam alışverişini oralardan yap. Mesela ben hep üç sokak aşağımdaki marketten alışveriş yaparım çünkü orada ürün taşıyan bir amca eski bir sosyologdur ve inanılmaz bir hayat görüşü vardır.

Daha önemlisi her seferinden insan aynı insandan farklı bir şey nasıl öğrenir bunu gösterir.

Bazen canım sıkkınken bir şeylerle başa çıkmaya çalışırken öylesine su almaya gittiğimi bilirim.

Sizde böyle insanların peşine düşün.

Boşa yaşamayın.

Hayat zaten yeteri kadar boş.

Bari gelin bu boş hayatı yaşarken dolu dolu yaşayalım.

 

Beni bugün de okumayı seçtiğiniz için teşekkür ederim…

Güzel bir hafta sonu dilerim…

 

Gökyüzünde bugün neler oluyor?

 

Ay Terazi burcunda ilerliyor. Merkür-Jüpiter gezegenleri birbirlerine meydan okuyor. Bugün ilişkilerinizde yapacağınız konuşmalarda abartılara kaçabilir ve beklentilerinizi fazlaca yüksek tutabilirsiniz. Unutmayın, sakin olursanız kazanan siz olursunuz.

 

 

Yazının devamı...

Dolunay vakti! İnanıp inanmamanız gerçeği değiştirmez

Ne olacağız yine kurt adam mı olacağız?

Çok sinirliyim ne yapacağımı bilmiyorum.

Yine bir şeyler değişmedi.

Her şey aynı.

Hani 2019 yılı güzel olacaktı?

Bana geri döner mi?

Ya dönmezse?

Ben ne zaman âşık olacağım?

Parasal anlamda ne zaman huzur bulacağım?

Böyleysen bir kahve yap ve kendine biraz zaman ayır. Aşağıdaki yazıya biraz odaklan!

Dolunay, Güneş ve Ay’ın karşı karşıya gelip hesaplaşması ile yaşanırlar. Herkes içindekini döker ve her şey bilinir. Her şeyin dökülmesi demek illa konuşacaksınız demek değildir. Bir parfüm kokusu duyarsınız hayatınızın aydınlanmasını yaşayabilirsiniz ya da kafanızı çevirdiğinizi de bir kitap başlığı o an için karar vermenize yeterde artar bile gibi düşünün. İşte bu bir ışık bu bir aydınlanma hayatımızda. Yaradan, mutlaka bunu bize bir yolla yollar. Özellikle bunu dolunay dönemlerinde -5 gün +5 gün olarak yaşarsanız bu çok daha değerli bir bulgudur.

Geleceğinize ilişkin hedeflerinize tüm konsantrasyonunuz ile odaklanırken tüm olasılıklar masanın üzerindedir artık. Eski alışkanlıklar, davranışlar ve inançlar ilerleme kaydetmek için yeni ve yaratıcı yollar ararken sorgulanır. Büyümeniz ve mutluluğunuz adına olumlu değişimler vaat eden bir dolunay içindesiniz. Sadece sizden tek bir şartı var. O da disiplin, istikrar ve çalışma dürtüsü.

Bu gece sabaha karşı gerçekleşecek bu dolunay yaşamanızda birçok gerçeği fark etmenize neden olacaktır.

Astrolojik verileri dinlerken ve araştırırken lütfen bakalım başıma ne gelecek diye okumayın.

Bu düşünce, bu ilime yapılacak en büyük saygısızlıktır.

Eski bir düşünür der ki; Kehanet hayatı anlamaktır.

Yani aslında bakıldığında hayatı ve çevremizi anlamıyoruz. Anlamadığımız her şeye bir bilinmezlik olarak bakıyoruz ve daha kötüsü anlamak o kadar zor geliyor ki bunun yerine tembel bir şekilde başıma ne gelir diye bekliyoruz. Çünkü anlasak sorumluluk almak zorunda kalacağız. Biz hayatın yasalarını anlamadığımız da kimse de bizi anlamıyor. Bu süreç bu şekilde sancılı bir şekilde gidiyor.

Allah Müslümanlara “İkra” demiş.   

İlk emri “oku!

Neden çünkü bununla imtihan olacağız. Bu imtihandan sadece okuyanlar çıkacak.

 Şimdi içinizden diyeceksiniz ki ne alaka Aygül Hanım patrondan terfi bekliyorum bunun okumakla ne alakası var. Ya da aşk açısı çekiyorum ne olacak okuyunca geçecek mi?

Bu cevaba tüm samimiyetimle evet diyor ve devam ediyorum.

İnsanoğlu okuyan ve araştıran insanlara sataşmak veya belli öngörüsü olan kişilere karşı falcı mısın sen demekten öteye gidemiyor.

Geçenlerde twitter da ülkemizin önemli Profesörlerinden biri ülkenin ekonomisi hakkında belli aylarda bir öngörü de bulunmuş ve ekonomik açıdan dikkat etmeleri gerektiğini vs. yazmış.

Altına yazılan yorumları okurken hem şaşırdım hem de pek şaşırmadım. Yıllarını kitaplara ve tarih bilgisine vermiş birine “falcı mısın sen” “sizler cayır cayır yanacaksınız” “Allah’a şirk mi koşuyorsun” “Geleceği Allah bilir” gibi tabirlerle saldırmışlar.

İşte durum maalesef bu! Bizim ülkemizde cahillik testi yapmak istiyorsanız direk bir öngörüde bulunun. Belli olasılık hesaplarınızı anlatın. Karşıdaki sandalyesini çekip size yaklaşıp sorular soruyorsa o insanı kaçırmayın. Ama “ya bırak bu işleri nerden bileceksin diyorsa” telefonum çaldı beni arıyorlar diyerek ufak bir kaçış planı yapın. Orada geçen zamana yazık!

Yani hayatı anlarsanız belli bir öngörü kazanırsınız. Bunun içinde çok okumanız gerekmektedir. Şimdi başak dolunayından neyi anlamanız gerektiğini yazacağım. Bunları anlayınca hayatınıza dair daha iyi tespitler yapacaksınız. Tespitleriniz iyi olursa başarılı olursunuz.

Doğru teşhis, doğru tedavi getirir…

-Bu tutulma öncelikle 2015 Eylül -2016 Haziran aylarında yaşanan bazı konuları sonlandırıyor gibi görünüyor. Buradaki konular birden önünüze çıkarsa hemen panik olmayın. Bu alandaki hatalarınız, kırgınlıklarınız ya da mutluluklarınız ne ise bunların sonuçları ile karşılaşabilirsiniz. Bu alanda daha açık ve farkındalıklı olun. Hayat hikayenizi siz biliyorsunuz. Bunu en iyi siz fark edersiniz. Sizden istediğim biraz kendinize zaman ayırmanız ve düşünmeniz.

-Şimdi yukarıda tarih verdim. Birçoğunuz için majör dönemlerdi. Diyeceksiniz ki belki “Aygül Hanım o dönem babam hastalanmıştı” ne yani şimdi yine mi olacak. Ya da “aaa o dönem sevgilim aldattı” yine mi olacak?

Aygül hanım cevaplıyor: Hayyyyyııııırrrr!!!! J

Aksine bu dönem de ne eksikti veya neyi görmezden geldin de bu sonuçlarla karşılaştın. İhmal ettiklerin var mıydı? Tecrübesiz olduğun dönemlerdi belki ama şimdi tecrübelisin. Hadi tecrübeni konuştur diyoruz.

 Dolunay alacak-verecek listesini şuraya bırakalım.

-Bu dolunay ile ilişkilerinizdeki fedakarlıkları sorgulayacaksınız. İlişkinizde daha duygusal ve fedakâr olduğunuz bir dönemi sonlandırıyor olabilirsiniz. Bunun dengesini ve sizden götürdüklerini sorun kendinize. Venüs-Satürn gezegenlerinin bu dolunay fazında kavuşum halinde olması sizlere artık ilişkinizde ciddi kararlar içinde olmanız gerektiğini söylüyor.

-Neptün-Merkür balık burcunda kavuşumlu bu dolunay sel baskınlarını öngörebiliriz.

-Biraz daha empati yapmamız gereken ve kendimize yapılmasını istemediğimizi başkasına yapmamız gerektiğini görmek.

-İyi haber Mars gezegenin bu dolunaya olumlu bir açı yapması emeklerimizin karşılığını aldığımızı görmemize yardımcı olacak.

-Boğa, başak, balık, yengeç ve oğlaklar hayatlarının aşkını bulabilir ya da fark edebilirler. Bence âşık olacakları bir dönem içindeler.

-İlişkiler de bir geçiş süreci meydana gelebilir. Karşılıklı fedakârlık gerektiren bir süreç olabilir.

-Hayallerimize daha yakın olurken ihtiyacımız olan fikirler aklımıza ve önümüze gelebilir. Yaratıcılık yüksek olacak ve kalbimiz bize doğru yolu gösterecek.

-Memnuniyetsiz davranışlardan ve insanlardan kesinlikle uzak durmalıyız.

Arkanıza dönüp bakmadan ilerlemeyi, beklenmedik değişikliklere uyum sağlamayı ve yeni hedefler koyarak güçlü olmayı tercih etmelisiniz.

-Başlangıç yapmak, aldığınız bir kararı uygulamak veya herhangi bir yeni proje başlatmak için mükemmel bir zamandır. Öğrenilmiş çaresizlikten kurtulun.

Bu dolunay koşullarınızda büyük bir değişiklik meydana getirebilmeye açık. Kendinizi kısıtlı hissettikçe, değişimin rahatsız edici olması muhtemeldir. Bu yüzden değişime ayak uydurmalısınız. Kendinizi baskılamaktan ya da başkalarının baskılamasına artık izin vermekten vazgeçmelisiniz.

Yaşantınızda sizi azaltan, ruhen çökerten, mutsuzluk veren her şeyi bitirme vakti geldi. Fedakârlıklar içerisinde tek başına kurduğunuz köprüleri tek başınıza da yakabilirsiniz.

-Önemli olan nerde vazgeçmeniz gerektiğini bilmeniz gerekmektedir. Esnek olmak ve değişen koşullara uyum sağlamak önemlidir. Akışa ayak uydurmaya ve uyum sağlamaya çalışın. Değişikliğe direnirseniz ya da yıkıcı olursanız hayatınıza daha zorluklar çekebilir ve iyi fırsatları kaçırabilirsiniz.

Duygusal hissiyatınız yeniay zaman diliminde depresyon, insanlara güvenememe, duygusal anlamda kalıcı hasar hissi, Mağduriyet veya günah keçisi hissi, Yaşam iradesinin kaybedilmesi gibi hislerle zorlayıcı olabilir. Uzun vadeli hedeflerinize ulaşmak için acınızın kaynağı ile yüzleşmeniz gerekecek.

 Dememiz o ki; İlkelerle yaşa!

Onurunla, kalbinle, beyninle akıllı yaşa, her zaman üretici ol, sev, sevil.

Şartlar ne olursa olsun inançlarının, değerlerinin, amaçlarının arkasında dur.

Sevgiyi beklentisiz ve karşılıksız ver, yardımın gizli olsun.

Seni hayvandan ve bitkiden ayıran özelliğinin farkına var. Çünkü sen insansın, bunu anladığın ve yakaladığın gün, ait olduğun gerçeğe de ulaşmış olacaksın. Duyarlı ol.

İşte o zaman gerçek insan olacaksın. İnsan ruhunun yaptığı seçimlerle şekli belirlenir.

Sen de kendine ‘Her yere giderim, yeter ki ileri doğru olsun’ prensibini ilke edin.

Bugün Akşam radyo viva’da Başak burcundaki dolunayın etkilerini burçlarınız üzerinde değerlendireceğim. Saatlerinizi kurun. 17:00-18:30 arası sohbete beklerim.

Mutlu günler dilerim.

 

 

 

Yazının devamı...

Her yere giderim yeter ki yol doğru olsun

Amacına hizmet etmiş olan tüm eski alışkanlıklarınızı arkanızda bırakabilirsiniz.

Yaşamınızda artık size hizmeti bitmiş alışkanlıklarınızdan kopmanız gerekmektedir. Eğer bundan kopmazsanız gereksiz baş ağrıları ve sinir sisteminizi zedeleyici travmalar bırakacaktır.

Bu dolunay da ne olacak ne olacak diye soran herkese bunları söylediğimizde suratları bir ekşiyor. Ne yani iyi bir şey olmayacak mı?

Soruyorum sen iyi bir şey yapıyor musun?Evet yapıyorum.Mesela ne yapıyorsun?Kendine bu soruyu sor. Ama tarafsız ama katkısız bunu sor kendine.Ekleme, süsleme.İnsanlar çoğunlukla bir şeylerin farkında değiller. Farkında olmak gibi bir çabaları da yok.Neyin farkında olması gerektiğini bilecek gücü bile yok.

Bir şeyler de bir yere kadar anlatılabiliyor. Dolunay’a kafayı takıp, ah beni dolunaylar tutulmalar mahvetti gibi düşüncelerle kendi ihtiraslarınızı benim masum yıldızlara yüklemeyin lütfen.Zor günler geçer efendim.Nasıl mı geçer?

Acının etrafını dolaşamazsınız, içinden geçmeniz lazım.

Yenileceğinizi bilseniz de inandığınız şey adına savaşacaksınız. Şimdi kafanızda deli sorular yine beliriyor.Bu ilişki için savaşı mı? Bu aşk için savaşım mı?Soruyorum. Değer mi?

 EVRENSEL GÜÇ OLAN SEVGİ HAKKINDA ALBERT EINSTEIN’DAN KIZINA MEKTUP

 

İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkûm.

Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar.

Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor, evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı.

Bu evrensel güç SEVGİDİR.

Bilim insanları, evren için birleşik bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular.

Sevgi Işıktır, onu alıp verenleri aydınlatan.

Mutlu günler dilerim…

 

GÖKYÜZÜNDE NELER OLUYOR?

ERTELEMEYİN.

Ay Başak burcunda ilerliyor. Merkür-Satürn gezegenleri aralarında harika bir açı kuruyor. İş ve projelerinizle ilgili motive edici olayların gündeme gelmesiyle daha çok çalışacağınız, projelerinizi geliştirebileceğiniz bir gün geneli. Şüphede kalmadan hayallerinize ikinci bir adımı daha atmayı deneyebilirsiniz.

 

Yazının devamı...

Keşke sözcüğü yerine “Bir daha ki sefere” demeyi dene

18 Şubat haftasındayız ve artık bahar aylarına doğru ilerliyoruz. Zaman nasıl geçiyor böyle. Sizi böyle anlarda ne hüzünlendiriyor bilmem.

Benim direk aklıma “yaşanması mümkünken bir şeylerin yaşanmaması” hüzünlendiriyor.

Bir insan için bu yaşamda her şey mümkün olabilirken neden bu kadar umutsuzdur diye düşünürüm.

Dedem hep büyük adam olun derdi.

Derdim dedem ne istiyor bizden, Sürekli büyük adam olun derken…

Bir bardak su verirdim büyük adam olasın derdi ve bardağı havaya kaldırırdı…

Çok hoşuma giderdi. Mest olurdum…

Bir gün sordum. Büyük adam derken cumhurbaşkanı gibi mi olmam lazım dede dedim.

Atatürk gibi olmaktan filan bahsediyorsun herhâlde diye düşündüm dedim.

Gözlerimi kocaman açarak ben öyle olamam ki dede dedim.

Kahkaha atmıştı.

“Öyle olamayacağını kendine takdir edemeyecek kadar incelik dolu bir kalbin var” senin demişti. Bu cümlesini anlamamıştım.

Yok, o yoldan sapma “büyük adam” olursun zaten diye sözlerini bitirmişti.

Benim dedem hem bir ressam ve hem de iyi bir yazar olduğu için her yaşadığı olayı yazardı. Yıllar sonra öldüğünde bu konuşmamızı bir mektuba kaleme almış.

Aygül hanım;

O zaman küçüktün pek anlatamadım ne demek olduğunu ama bir gün okursun bunu diye eklemişti sonuna…

 

Teşekkürler dedeciğim…

Umarım bir gün sana layık büyük bir adam olurum…

Ama sanki o dediğin aile bu köşede oluşuyor gibi geliyor…

Ne dersin?

Büyük adam olmak konusu nerden geldi?

Gün genelinde Ay Aslan burcunda ilerliyor ve Venüs-Satürn Oğlak burcunda kavuşuyor. Bugün biraz gücünüzü sorgulayabilirsiniz. Kendinizi çevrenizdeki kişilerle kıyaslayabilirsiniz. İlişkileriniz de değer yargılarınız baştan sona değişebilir ve aşkta değer yargılarınızı daha maddi somut değerler üzerine inşa edebilirsiniz. İlişkiler bitme noktasına gelebilir ve yeni kararlar alabilirsiniz. Sonuçlara varmak için acele etmeyin. Farklı olasılıkları hesaba katarak herkes için en doğru kararı vermeyi amaçlayın. İçinizdeki sevgiyi kaybetmeyin. Birileri bunu kaybetmeniz için elinden geleni mutlaka yapacaktır. Ama siz bu noktada daha ısrarcı olmayı deneyin.

Ara da size gökyüzünün konumlarına göre onun derslerinden paylaşımlarında bulunurum. Enteresan düşünceleri ve bakış açıları var. O kadar farklı bir anlatımı var ki insan aynı yazıyı her seferinde okuyunca başka anlamlar bulabilir mi?

Buluyormuş gerçekten…

Sizlere de bu bilgi hazinesinden ufak paylaşımlar zamanı geldiğinde yapacağım.

Haydi o zaman güzel bir haftaya başlıyoruz. Kahveler içilsin…

 

 

 

 

 

Yazının devamı...

Şuurlanmak, varlığınızı yanılgılardan kurtarmaktır.

Kocaman haftayı bitirdik diyeceğim ama biz ne haftalar bitirdik öyle değil mi?

 

Zorlayıcı ve ama güzel gelişmeleri de arkamız da bıraktığımız bu haftadan derslerimizi alarak ve önümüze bakarak ilerlemeye devam ediyoruz.

 

Gökyüzünde neler oluyor?

 

Değişken duygulara dikkat!

 

Ay sabah saatlerinde İkizler burcunda ilerlerken akşam saatlerinde Yengeç burcuna geçiyor. Bugün duygusal gelgitleriniz sizi yanılgıya sürükleyebilir ve hata yapmanıza sebep olabilir. Bu süreçte olaylar arasında ki doğru bağlantıları kaçırıyor olabilirsiniz. Olaylar arasında doğru bir bağlantı kurmak için gerekli bilgileri edinin ve lütfen sabırlı olun.

 

Mars Boğa burcuna geçiş yaptı.

 

Mars biliyorsunuz ki koç burcunda ilerlemesini tamamladı ve artık seyahatine boğa burcunda devam edecek. Mars bu konumda pek yerinde değildir. Çünkü boğa burcu, değişimi pek onaylamayan ve güvenli harekete geçmeyi seçen bir kimliktir. Mars’ın bu seyahati biraz sizleri tembelleştirebilir. Haksız da sayılmazsınız. Koç enerjisinden çıktığımız için bir şeyler sanki durgunlaşıyor gibi gelebilir. Bu noktada daha stabil kalmalıyız ama tembellikten kesinlikte uzak durmalıyız.

 

Bu dönem de en iyi önerim hiçbir şeyi ertelememiniz olacaktır. Aldıklarınızı tekrar hemen yerine koyun ve asla bugünün işini yarına bırakmayın. Bu dönemin en büyük karmaşası ve tuzağı “ya hallederiz ya da yaparız” kısmıdır. Bir bakarsınız her şey birikmiş ve işin içinden çıkamıyor noktasında olabilirsiniz. Mars gezegeni 1 Nisan tarihine kadar bu şekilde ilerleyecek. Daha sonra ikizler burcuna geçiş yapacak bu yüzden sizlerde iş akışlarınızı ve planlarınızı bu şekilde yapın. Nisan başlarında her şey bir anda üzerinize yığılıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu öngörü içinde planlı olursanız konfor alanınızı korursunuz. Özellikle lafım Boğa, Akrep, Aslan, Kova burçlarına (Yükselen burç dahil)

 

Hadi size hafta sonu ödevi veriyorum. Kâğıt, kalem alın ve yazın!

 

İyi insan veya doğru insan tanımınız nedir?

 

Benim için, iyi günde aldıklarını kötü günde ortalığa sermemektir iyi insan olmak.

 

Mutluluk nedir?

 

Mutsuzluk tembellik demektir. Mutluluk, çabalamak, mücadele etmek, öğrenmek, iletişime açık olmak, paylaşmak neticesi ele geçirilen duygudur.

 

Onsuz yaşayamam, ayrılırsam can veririm, diyenlere ne dersiniz?

 

Ben bencil buluyorum. Kendi için başkasının hayatını yok etmek. Birde en çok onlar üzer.

 

Kâinat üzerinde en büyük sorumluluk nedir?

 

Kâinat, sonsuz ihtimallerin, sonsuz sorumlulukların yaşandığı bir yerdir. En yüksek sorumluluk, evrensel yasalara uymaktır.

 

Gerçek insanlığın 5 şartı olsaydı ne yapardınız?

 

1.İlahi düzene saygı duymak,

2.Başkalarını sevmek, saymak ve onları düşünmek,

3.Topluma bir şeyler verebilmek için çalışmak,

4.Bilgisini artırmak,

5.Merhamet etmek.

Bunları not edin ve hayatınız içinde bu soruları tüm bir hafta sonu düşünüp değerlendirin.

Bu soruları bugün görmenizin de elbet bir anlamı vardır.

Bizler belki de kendimize doğru soruları sormuyoruzdur.

Ne dersiniz?

 

Harika bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum…

Yazının devamı...

Ben sadece sevmeyi biliyorum, unutmayı öğrenemedim.

Kiminiz bu mübarek 14 Şubat gününe gayet tepkili söyleniyor,

Kimi para tuzağı bu işler diyor,

Kimi benim böyle günlerle işim olmaz diyor,

Kimi iç geçiriyor,

Kimi sevgilimiz olsa da kutlasak diyor,

Kimimiz şu kalpleri gözümüze sokmayın diyor,

Evliler biz evliyiz zaten bir sürü özel gün var, buna ne gerek diyor vs…

Bu konu uzuyor gidiyor.

Görüldüğü üzere yine insanoğlu memnuniyetsiz bir şekilde yaşamına devam ediyor.

Valla ben yıllardır kutlanmış ve kabul görmüş özel günler hakkında atıp tutamayacağım.

Herkes ne istiyorsa yapmakta elbet ki özgür. Kimsenin bakış açısını değiştiremeyiz.

14 Şubat bana hep öğrencilik zamanlarımı yani özellikle lise dönemlerimi hatırlatıyor. Benim ve kardeşlerim için 14 Şubat ölü takliti yaptığımız bir gündü. Çünkü sahnelerde yine elbet ki babam vardı. Bizi o gün okula o bırakır, okulda mıyız diye kontrol eder, okul dönüşü çantamızda herhangi bir hediye ya da çiçek ya da şiir,not var mı diye gizli gizli kontrol ederdi. 

Özetle evde sevgililer günü hiçbir şüpheyi üstünüze çekmemeniz gerekmektedir. Babam bir akrep erkeği, şüphelendiği şeyi size sorar ve medeni biri tarzında dinler. Sonrasında sizin verdiğiniz savunmaya asla inanmaz. Kendisi onu kafasında kurar ve artık kendi düşündüğü şey doğrudur ve sen, onu mucizevi bir şey olmadığı sürece değiştiremezsin. Onun için konu bitmiştir. Bizde herhangi bir kaza kurşununa denk gitmeyelim diye kardeşlerle o gün parmak ucunda yürürdük.Kaç kere o gün karnım ağrıyor deyip okula gitmek istemediğimi ben bilirim. Takdir edersiniz ki bu süreçte hiç sevgilim olmamıştı 

Bir gün benimde canıma tak etti elbet.

Okulda bahçe de bank üzerinde en yakın arkadaşımla sohbet ederken ve aynı zamanda annemin çantama koyduğu mandalinaları yerken karşımda basketbol oynayan karizma çocukları da görünce gaza gelip birden iç geçirerek arkadaşıma neden benim de sevgilim olmuyor diye sormuştum.

O da şöyle demişti: “Kızım ye mandalinanı keyfine bak. Biri senin aşkından ölse öyle ölmeyi tercih eder zaten. Öyle ölmese zaten baban öldürür bari aşkından ölsün diye dalga geçerdi”

Uzunca bir süre bu cümleye gülerek aklıma kazımıştım. Arkadaşlar gerçekten iyi ki varlar.

Şaka bir yana.

Yaşananlar tatlı bir anı olarak kalsa da bendeki 14 Şubat sendromu da bu kadar işte.

Yıllar sonra babamı anladığımı buraya yazacağımı söyleselerdi inanmazdım. O da babalık iç güdüsüyle korkuyordu işte ne yapsın.

O zamanlar kesinlikle anlamıyordum.

Şimdi 34 yaşındayım anlıyorum. Bu satırları ona hak vererek yazıyorum.

Şu an daha iyi anlıyorum ki bu dünya üzerinde nelerin kötü olduğunu o benden daha iyi biliyordu ve sadece kötülükleri o masum zihnime açıklayamıyordu. Belki de o zihni kirletmekten korkuyordu. Hem kötülükleri açıklamak istemiyordu hem de o bizi koruma ve sevme duygusunu ayarlayamıyordu, hepsi bu.

Şu an bir şeyler bitmek zorunda olabilir.

Öncelikle bu sevgililer günü öyle bir zaman dilimine denk geldi ki birçok insan durdu durdu tam 13 Şubat günü ayrılmak istedi. Hayatları ile ilgili radikal kararlar alma aşamasına gittiler. Herkes kendini dün ve bugün köşeye sıkışmış gibi hissediyor. Kimi kaderci yaklaşımlar içinde hareket ederken kimi artık vereceği savaşın bir anlamı kalmadığını düşünüyor. Kiminin içi kıpır kıpır, kimi ikinci baharını yaşıyor. Kimi sadece özlüyor ve sadece kavuşamayacağını bilerek iç çekiyor…

Size şu tespitimi hatırlatmak istiyorum.

Aslında bizler birilerini sevdiğimizde veya âşık olduğumuzda içimizdeki o beslediğimiz duyguyu unutamıyoruz. Biz bunu sadece o kişiye ithafen sunuyoruz. Düşünsenize bir kitap yazıyorsunuz girişini annenize, babanıza, hocanıza ya da sizi bugünlere taşıyan kişiye ithaf ediyorsunuz.

Aşkta böyle bir şey …

Bir şey yaşıyorsunuz içinizde…

Tarifi olmayan bir heyecan var kalbinizde.

Bir heves var yüreğinizde…

Her şeyi yükseltiyorsunuz ve karşı tarafta hiçbir hareket yok.

Siz bir eseri birine ithaf ettiğinizde karşı taraftan beklentiniz oluyor mu?

Olmuyor…

İşte Aşk’ı da buna benzetebilirsiniz.

O sizin tutkunuz ve sizin hevesiniz.

O eseri siz yazdınız, siz istediniz. Şimdi neye hırçınlığınız.

Yapmayın, yormayın kendinizi…

Sevmeye küsmeyin.

Sevginin ne zaman sizin başınıza geleceğini bilemezsiniz.

Ben çok seviyorum, ben ölüyorum, ben o olmazsa intihar ederim diyen, sevdiceğinin yüzünü bir gün bile güldürmeyen ne insanlar gördüm.

Burada size sevgiden ve aşktan ahkam kesmeyeceğim.

Ben neyi biliyorsam onu söylüyorum.

Bu işin bir uzmanı var mı yok mu onu da bilmem.

Tek bildiğim;

Allah’ı bilirim,

Allah’a duyduğum Aşk’ı bilirim,

Onun verdiği kalbi bilirim,

Allah’ın bazen size verdiği kalple, yazgınız arasında imtihan ettirdiğini bilirim,

Herkesin sizin sevginize layık olamayacağını bilirim,

Yaşamda sevgiyi geliştiren üç değer olduğunu bilirim: Samimiyet, dürüstlük, azim.

Yaşamda sevgiyi körelten üç neden olduğunu bilirim: Cesaretsizlik, gurur, öfke.

Yaşamda birde iki güzel sözcük bilirim: “iyi ki varsınız”

Aşkın en ünlü tarihi karakterleri

Giacomo  Casanova (2 Nisan 1725) Koç burcu

Casanova bir efsane, bir hayali kahraman değil, gerçekten yaşamış, tarihin bildiği en ünlü çapkınlardandı. Günümüze kadar tüm zamanların en başarılı baştan çıkarma sanatına sahip olan erkeği olarak kabul ediliyor. Zaten bu bir koç erkeğinden beklenirdi.

DON JUAN

Casanova ne kadar gerçekse, Don Juan da o kadar hayal ürünüdür. Ama söz konusu olan çapkınlıksa adı mutlaka Casanova ile birlikte anılır. Bu karakter ilk kez İspanyol oyun yazarı Tirso de Molina’nın 1630’da yazdığı sanılan ‘El Burlador de Sevilla (Sevillalı Kadın Avcısı) adlı trajedinin kahramanı olarak edebiyata girmiştir. Daha sonra birçok oyun, roman, şiir ve filmin kahramanı ya da kötü kahramanı olmuştur. zamparadır.Bazılarına göre ise baştan çıkardığı kadınları gerçekten seven, her kadının içindeki güzelliği ve gerçek değeri görebilen bir adamdır. Mozart’ın ‘Don Giovanni (1787)’ operası aslında Don Juan’ı anlatmaktadır.

ROMEO VE JULIET

Tarihin en acıklı aşk hikayelerinden biri...

Oyunun ana konusu en yalın haliyle, ‘Aşk ölümü bile göze alır’ şeklinde özetlenir.

Romeo ve Juliet, birbirine düşman olan iki ailenin çocuklarıdır. Juliet, Romeo’ya kavuşmak için ailesini yok saymayı göze alamaz ve kendini yok saymaya karar verir.

Bir zehir içer; gerçekte ölmeyecektir ama herkes onu ölmüş bilecektir.

Ancak Romeo döndüğünde Juliet’i yerde hareketsiz görünce öldüğünü zanneder ve kendini öldürür. 

O sırada Juliet uyanır ve Romeo’yu yanında görür. Romeo’nun, kendisinin öldüğünü zannederek intihar ettiğini anlar ve o da Romeo’nun hançerini göğsüne saplayarak intihar eder.

Dememiz o ki;

Mevlana’ya göre sevgi öylesine farklı, öylesine gizemli bir şey ki anlatılamaz, sevgi hissedilir, insanın içindedir, sevgi yaşanır ve paylaşılır. Sevgi insanları birbirine bağlar.

Mevlana’nın sevgi felsefesi konusundaki sözleri insanın özünü anlatmaktadır.

Onun hepimizin bildiği aşağıda çağrı sözleri hatırlarsınız.

Gel, yine de gel, kim olursan ol, ister putperest, ister Mecusi ol, bin kere tövbeni bozmuş olsan da gel, burası hak dergâhıdır, burada herkese yer var.”

Hadi gelin bugün içimizde kaybettiğimiz ne varsa yeniden toplayalım. İnsanları ve çevremizi sevelim.

Son olarak sevginin türleri vardır.

Siz koşulsuz olanı seçin.

Mutlu olan finalde siz olacaksınız. Bana güvenin…

Sevgi dolu, huzurlu bir gün dilerim…

Ben bugün 16:00’da Zorlu Center Avm D&R imza gününde olacağım. Yolunuz düşerse beklerim…

GÖKYÜZÜNDE BUGÜN NELER OLUYOR?

Kendinizle barış sağlayın.

Ay İkizler burcunda ilerliyor. Mars-Uranüs Koç burcunda kavuşuyor. Bugün konuşmalardaki tutarsızlıklar canınızı sıkabilir. Tesadüfen karşınıza çıkan söylemlerin altında yatan sebepleri araştırın. Saldırgan ve öfkeli durumun sadece size zarar vereceğini tekrar hatırlatmak isterim. İnsan ne yaparsa sadece kendisine yapar. Kendinize iyi şeyler yapın.

 

Yazının devamı...