GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

İngiliz hava yolundan İzmir’e direkt uçuş

Birçok önemli bağlantının yapıldığı bu fuarda, İzmir Kalkınma Ajansı’nın koordinasyonu sayesinde İzmir’in sektördeki paydaşları bizi temsil etti. Bu yılki fuarın öne çıkan haberi ise İngiltere’nin en önemli hava yolu ve turizm şirketlerinden JET2 Holdiays’in 2019’dan itibaren İzmir’e direkt uçuşlar başlatması... İşte fuara katılan turizm sektörünün temsilcileriyle yaptığımız sohbet ve beklentileri...

DAHA ÇOK DİREKT UÇUŞ OLMALI
Mehmet İŞLER – TÜROFED Başkan Yardımcısı ve Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı:
- Londra WTM’de bir araya geldiğimiz JET2 Holidays CEO’su Steve Heapy, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile yaptığımız görüşmeler sonucu daha önce Antalya, Bodrum ve Dalaman’a uçan JET2 Havayolları, 2019 yılında İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na uçmaya başlayacak. JET2 Holidays CEO’su Steve Heapy, İzmir’e 2019 yılında daha önce sekiz olarak planlanan haftalık uçuş sayısını artırarak 10’a çıkaracaklarını müjdeledi. İzmir, üç saatlik sürede 54 ülkeye ulaşabilecek mesafede bir şehir. Direkt uçuşlar şehrimiz ve bölgemiz için önemli avantaj sağlayacak. Türk Hava Yolları başta olmak üzere diğer hava yolu şirketlerinin de İzmir’e direkt seferler koymasını istiyoruz. Türkiye turizmi 2019 yılında rakamlarını yükseltirken elbette İzmir turizmi de bundan payına düşeni almalı.

BEKLENTİLERİMİZ YÜKSEK
Mehmet ENSARİOĞLU – İzmir Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Müdürü:
- Bu önemli fuarda sektörün en önemli temsilcileriyle buluşmak ve bölgemizi tanıtmak için bulunuyoruz. Beklentilerimiz çok yüksek. Özellikle İngiliz turistlerin daha yüksek profile sahip olmalarını ve bölgemize geldiklerinde ekonomimize daha fazla katkı yapmalarını arzuluyoruz.

STANDIMIZ DAHA RENKLİ OLMALI
Yakup DEMİR – ÇEŞTOB Başkanı, Ilıca Otel Genel Müdürü:
- Londra Fuarı çok yoğun bir fuar. Bu yıl Yunanistan çok öne çıkmış. Diğer ülke stantları da çok renkliydi. Çok ilgi çektiler. Açıkçası bizim standımız biraz sönük ve biz bize kaldık. Biz de daha renkli ve davetkar olmalıydık diye düşünüyorum. Bunu özeleştiri olarak kabul etmeliyiz. Biz İzmir ve Çeşme olarak İngiltere için ciddi bir destinasyon olamadık. Diğer bölgeler bizden ileride. Biz ‘Her şey dahil’ turizmi yapmak istemediğimiz için bizi tercih etmiyorlar. Belki bu konuda bakanlığımız ve sektörle daha detaylı bir çalışma yaparak farklı bir turist grubunu çekmeye çalışabiliriz.

İZMİR BARCELONA GİBİ MARKALAŞMALI
Gökçe Kesikçiler BUĞDAY – ÇEŞTOB Başkan Yardımcısı, Ontur Otelleri Genel Müdür:
- Londra Fuarı’na 20 yıldır katılıyoruz. Bu yıl hem İZKA’nın organize ettiği İzmir standında hem de Türkiye bölümü içindeki ÇEŞTOB standında bölgemizi ve İzmir’i tanıtmaya çalışıyoruz. Bizim tüm fuarlardan beklentimiz İzmir’in bir marka olarak daha efektif tanıtılması... İzmir bir Barcelona gibi markalaşabilir. Bunun için her şeye sahibiz. Tarihi Kemeraltı Çarşısı, Efes gibi dünya harikası bir antik zenginliğimiz, muhteşem denizimiz ile İzmir burada tanıtılan birçok yerden önde. Ama yine de tanıtım anlamında eksikliklerimiz var. Bizler otelciler ve turizmciler olarak bu tip fuarlarda elimizden geldiğince çabalıyoruz.

MUTFAĞIMIZI TANITAMIYORUZ
Mustafa BUĞDAY – İzmir Key Otel Mutfak Şefi:
- İzmir çok geniş ve zengin bir mutfağa sahip. Birçok ülkede sadece birkaç yemek öne çıkarken, bizlerin en sade restoranında bile zeytinyağlısından, etine, balığına kadar müthiş bir çeşitlilik var. Fakat biz bu zenginliği tam olarak tanıtamıyoruz. Pazarlama alanında daha fazla çalışmalıyız.

Yazının devamı...

Yeni nesil çalışma ortamı

Yeni neslin iş anlayışındaki mottoları teknoloji, yaratıcılık ve yenilik haline gelirken çalışma alanları da mümkün olduğunca sınırsız, içiçe ve özgür alanlara dönüşüyor. Nazey Erdilek, Esra ve Erkan Gönen’in kurduğu Originn adlı ofis ve etkinlik alanları bu anlayışın en iyi örneği. Nazey ve Esra’nın dediği gibi onlar sadece ofis sağlamıyor, ‘Ahali’leri ile birlikte üretme ve yaratma kültürü için alan ve içerik de sağlıyorlar.

- Böyle bir yer kurmak nasıl geldi aklınıza?
- Kendi ihtiyaçlarımızdan yola çıkıp 5 yıl önce GNN Offices olarak İzmir’de ilk defa Sanal & Hazır ofis hizmeti vermeye başladık. İzmir için çok yeni bir iş alanı olmasına rağmen üye firmalarımızla kurduğumuz sıkı işbirlikleri, birlikte çalışma ruhunun yarattığı pozitif etki sayesinde kısa bir sürede çok güzel işlere imza attık. Bunun neticesinde hem artan talebe karşılık alternatif olanaklar yaratmak hem de kafamızda oluşan ve daha büyük kitlelere hitap edebilecek projeleri gerçekleştirebilmek adına ikinci bir mekan arayışına girdik. Böylece İzmir’deki start-up ekosistemine daha fazla katkı sağlayıp, daha çok girişimciye ilham verip onlara sağlayabileceğimiz network ile geçirdikleri zorlu süreci bir nebze de olsa kolaylaştırabileceğimizi düşündük. Yeni mekanımıza da özgün iş fikirleri ve yenilikler için bir başlangıç noktası olması hayaliyle ORIGINN adını verdik.

 

FIRSATLAR YARATMAYI HEDEFLEYEN OLUŞUM
- Originn tam olarak nasıl bir oluşum? Burada neler yapıyorsunuz?
- Originn Coworking birlikte büyüyen girişimciler için yeni nesil bir çalışma ortamı ve buluşma noktası olmasının yanı sıra; tasarladığı içerikler ile özellikle yaratıcı endüstriler ve gıda alanında hem yerel hem de uluslararası organizasyonları, kurumları ve kişileri buluşturup yeni iş birlikleri için fırsatlar yaratmayı hedefleyen bir oluşum. Çok amaçlı kullanım için tasarladığımız etkinlik alanımızda; eğitimler, atölyeler, sunumlar, toplantılar, konferanslar, film gösterimleri, fotoğraf çekimleri, kültür-sanat etkinlikleri, marka / ürün lansmanları, sergiler, müzik performansları ve kokteyllere ev sahipliği yapıyoruz. Originn sakinlerinin ilgisi ve ‘biz de eskiden tiyatro oynardık’ ve ‘keşke’ ile başlayan cümleleri sonrasında ortaya çıkan ‘ahali kumpanyasi’ projesi ve ‘Birarada’ oyunu etkinlik alanımızın en ses getiren gösterilerinden biriydi. Bu kıvılcım ile başlayan süreçte birlikte daha çok kültür sanat içeriğini daha işbirlikçi ve yenilikçi yöntemlerle geliştirmeyi amaçladığımız CoLab4 hayata geçti. CoLab4 güncel sanat hareketi, farklı disiplinleri sanat üzerinde düşünmeye ve üretmeye teşvik eden açık bir platform.

GIDA TOPLULUĞUMUZLA TARIMA DESTEK OLUYORUZ
- Sadece yer sağlamak değil, farklı bir dünya anlayışı ile de girişimleriniz var değil mi?
- Geçen sene faaliyete geçirdiğimiz ‘ORIGINN FOODLAB’ tarım, gıda ve turizm konu başlıklarında İzmir’e katkı sağlayacak işlere ev sahipliği yapan bir alan. Bu alanda faaliyet gösteren girişimciler için tasarladığımız FIG Program’da ise alan kullanımının yanı sıra girişimciler için mentorluk, eğitim ve yatırımcıya ulaşma destekleri veriyoruz. Bünyemizdeki bir diğer oluşum ise Originn Gıda Topluluğu, her hafta küçük üretici ile türeticileri (türetici: sadece tüketen değil, üretime katkı sağlayan) buluşturduğumuz bir pazar yeri kuruyoruz. Bunların yanı sıra hem uluslararası alanda hem de girişimcilik alanında işbirliklerimiz var. Balçova Belediyesi ve yurtdışında mensubu olduğumuz ‘Avrupa Yaratıcı Merkezler Network’unden paydaşlarımızla ‘Uluslararası Stajyer Inkubasyon Merkezi’ni ORIGINN bunyesinde faaliyete geçiriyoruz. Amacımız ise yurtdışına çıkma konusunda dezavantajlı gençlere eğitim verip, onların Avrupa’daki ortak çalışma alanlarında staj yapmalarını sağlamak. İzmir’deki tüm üniversitelerle birlikte ortak içerikler de tasarlıyoruz. Gençlerin sisteme farklı bir bakış açısıyla ve birlikte hareket ederek takımlar halinde teknolojik çözümler geliştirdiği Hackhaton’lar, bu içeriklerin başında geliyor.
- İsteyen herkes aranıza katılabilir mi? Şartları neler?
- Originn’de açık alan, kapalı ofisler, toplantı salonları gibi farklı çalışma alanı seçenekleri var. İhtiyacı olan kişi ve firmalar kiralama yoluyla bu alanları kullanarak aramıza katılabilir. Burada bizim için önemli olan şey, bu ortama dahil olmak isteyen kişilerin topluluk olmaya verdiği önem ve bu alanın dinamiklerine olan saygı. Çünkü standart bir çalışma alanından öte, kendine ait kültürü olan paylaşım ve ortak üretime öncelik bir anlayışımız var.

Yazının devamı...

‘Renkli Kampüs’ ile hayaller gerçek oluyor

Arzu Güneşli, İdil Ander Dede, Kristina Steinbüchel, Pınar Gökpınar ve Suna Özpar’ın kurduğu bu programı Kristina ve gönüllü gençlerle buluşarak dinledim.

BU PROGRAM İÇİN
3 YIL HAZIRLANDIK

- Renkli Kampüs fikri nasıl oluştu?
Farklı sektörlerde ve şirketlerde çalışıyoruz. Arzu, Boyner’de Kurumsal Gelişim ve Yatırım Kiralama Direktörü; İdil’in sürdürülebilirlik danışmanlık alanında Köprü Danışmanlık şirketi, benim The Big House adında mimarlık şirketim var. Pınar, BP’de Finansal Muhasebe ve Raporlama Müdürü, Suna insan kaynakları konusunda danışmanlık yapıyor. Yollarımız, ‘Yetkinin Ötesinde Liderlik’ adlı Meridyen liderlik programında kesişti. Gençler için böyle bir program uygulamaya karar verip paydaş gördüğümüz üniversitelerdeki engelsiz kampüs koordinatörlerine, farklı kurumlardaki insan kaynakları yöneticilerine, benzer konularda çalışan uzmanlara danıştık. 3 yıllık hazırlık döneminin ardından 2015’te ilk dönemimizi 17 üniversiteden 33 katılımcıyla başlattık.

FARKIMIZ EŞİT
FIRSAT VERMEMİZ

- Ne gibi eğitimler ve etkinlikler yapıyorsunuz?
Renkli Kampüs, üç ana başlığa odaklandı. İlki kişisel gelişim ve sorumlu liderlik tarafını geliştirmek, ikincisi insan kaynakları bağı ve istihdama hazırlık, üçüncüsü de sivil toplumda aktifleşmek için seçilmiş STK’larla toplumda çözülmeyi bekleyen konular için proje üretmek. Bunların başında ‘gençler için fırsat eşitliği’ ve istihdama hazırlık geliyor. Katılımcıları seçerken engelli-engelsiz, kadın-erkek, devlet-vakıf üniversiteleri, farklı bölümler arası denge kurmaya çalışıyoruz. En büyük farkımız, katılımcıların yarısının engelli öğrenciler arasından seçilmesi. Sorumlu liderlik kavramı üzerine gelişen bir liderlik algısı inşa etmek için ilham verici konuşmacılar, gençlere yeni ufuklar açan, onları değişik şekillerde düşünmeye iten konu başlıkları, her türlü fikri dile getirebilecekleri özgür bir ortam tasarlayarak, engelli öğrencilerin rahatlıkla hareket edebilecekleri engelsiz mekanlar seçtik. Programın bir başka fark yaratan kavramı da ‘sivil toplumda aktifleşmek’. Gençlerin toplumumuzun çözüm gerektiren sorunları ile ilgili katkıda bulunması ve bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşları ile tanışması için program boyunca bir STK ile ekip halinde proje çalışması yapma fırsatı yaratılıyor.
- Bu yıl neler planlıyorsunuz?
6’ncı dönemimiz 3 Kasım’da başlıyor. Değişen Dünya Düzeni, Toplumda Fark Yaratanlar, Farklılıklarımız Zenginliğimizdir, Engelsiz Sanat, Dijitalleşen Dünya, Ekonominin Topluma Yansımaları gibi konularda çok değerli konuşmacılarımız var. Ayrıca Cinsel istismarla Mücadele Derneği, Parıltı, Rehber Köpekler, Yuva Dernekleri ve Exitcom firmasıyla özel çalışmalarımız olacak. Daha fazla bilgi www.renklikampus.org sayfamızda var.

 

‘HAYALİMİZ VAR PARAMIZ
YOK’UN CANLI ÖRNEĞİYİZ

- Finansman ve organizasyon anlamında nereden destek alıyorsunuz?
Programı herhangi bir maddi kaynağımız olmadan tamamen gönüllü destekçilerle gerçekleştiriyoruz. Yani ‘hayalimiz var ama paramız yok’ diyenler için bir örneğiz diyebilirim. Bize mekan desteği veren şirketler, maddi beklentisi olmadan gençleri aydınlatmak üzere gelen konuşmacılar, matbaa sponsorları, çabalarımızı gören yakın iş çevremizin mentörlük destekleri ve tabii üniversitelerin kampüs koordinatörleri. Sistem baştan aşağıya bir gönüllü insan ordusundan oluşuyor. Tecrübelerimiz sonucu dernekleşme kararı aldık. Dernekleşme sürecinde programımızdan mezun olan ve Renkli Kampüs’ü gönülden benimsemiş öğrencilerimizden profesyonel destek seviyesinde çok ciddi gönüllü bir destek aldık. Bu konu en büyük gurur kaynağımız. Bu sayede artık kaynak geliştirme faaliyetlerinde bulunarak programımızı geliştirmeyi, büyütmeyi, yaygınlaştırmayı ve yakın gelecekte gençlere devretmeyi hedefliyoruz.

 

AMAÇLADIKLARIMDAN FAZLASI OLDU

- Berkay Alan
Renkli Kampüs’e kendimi geliştirmek, sosyallik ve iş hayatına dair bilgiler elde etmek amacıyla katılmıştım. Ama amaçladıklarımdan fazlasını aldım. Özellikle daha önce hiç duymadığım STK, toplumsal sorunlar gibi birçok konu ve kavram konusunda birçok deneyim kazandım, çırak mentörlük ve genç yönetim ekibinde olmak gibi farklı görevlerde bulundum.

- Gündem Intepe
Renkli Kampüs’e kendimi farklı alanlarda geliştirmek için katılmıştım. Buradan aldığım değerler sayesinde çevreye ve topluma karşı bir sorumluluğumun olduğunu fark ettim ve buna yönelik çalışıyorum.

- Merve Bozne
Renkli Kampüs’e iki arkadaşımın yönlendirmesiyle katıldım. Katılmadan önce üniversiteme ve bölümüme o kadar odaklanmışım ki, bütün hayatın bundan ibaret olduğunu düşünüyordum. Buraya girdiğimde ise o kadar farklı kişilerle ve hikayelerle karşılaştım ki, bütün bu yaşadıklarım empati yeteneğimi ve birlikte bir şeyler başarma isteğimi artırdı.

- Derin Özer
Renkli Kampüs’e başvururken hayatıma farklı insanlar ve arkadaşlıklar katmak, liderlik üzerine eğitimler almak istiyordum. İlk modül toplumdaki önyargılar üzerineydi ve bunun basit bir liderlik programından çok daha fazlası olduğunu anladım. Renkli Kampüs, kendimden çok farklı insanlarla tanışmamı, arkadaş olmamı ve hatta onlarla grup çalışması yürütmemi sağladı.

- Elif Şentürk
Renkli Kampüs’e kariyer fırsatları yarattığı için katılmıştım. Program sonunda kariyer fırsatı bana kattıklarının yanında aslında en az etkili olandı. Her cumartesi Renkli Kampüs’te nefes alıyorum ve farklı bir dünyaya yolculuk ediyorum. Sosyal sorumluluk projeleriyle hep ilgilendim. Fakat Renkli Kampüs’te bizimle beraber ilham veren konuşmacılarla doğaya, çevreci yaşama ilgim olduğunu öğrendim. Engelli ve engelsiz bir arada yaşama, birlikte olma bilinci kazandım.

Yazının devamı...

İşini kaybetti, kendini buldu

Hatta eşiyle rolleri değişmiş; o ev işleri ve çocukla ilgilenmiş, eşi de yoğun iş hayatına devam etmiş. O dönemde el sanatlarıyla ilgilenmeye başlayan Murat Bey, ahşapta balık figürleri boyamaya başlamış ve Alaçatı’da gördüğü ilgiden sonra bunu iş edinmeye karar vermiş. Hakikaten çok isteyerek ve severek çalışınca insanoğlunun yapamayacağı bir şey olmadığına inanan Bildirici, ‘hobimden para kazandığım için her sabah şükrediyorum’ diyor.

EŞİMLE ROLLERİ DEĞİŞEREK BAŞARDIK
- Otomotiv sektöründen tahta balık boyama işine geçişiniz nasıl oldu?
- Biri Volkswagen, diğeri Mercedes’in içinde 50 personelim vardı. Bir personelimin hatasından dolayı Mercedes’teki sözleşmem feshedildi ve onurum kırıldı. Sonrasında tansiyon ve şeker hastalığı, panik atak başladı. İnsan kaynakları müdürü olarak çalışan eşim Ayşe Nur’un desteğiyle işlerimi devrettim. O dönemde yardımcımız evlendi ve yanımızdan ayrıldı. Ben de eşime ekonomi yapalım, ben ‘ev işlerini de yaparım’ dedim ve roller bir anda değişmiş olduk. Eşim “biraz kendini dinle rahatla, sonrasında mutlaka kendini iyi hissederek yapabileceğin bir şeyler bulursun” dedi. Gençlik yıllarımda beş yıl ablam ve eniştemin seramik atölyelerinde çalışmıştım. Bir ay kadar onların atölyesinde seramikler yaptım, ama sonra vazgeçtim. Çünkü, ilkokul 2’deki kızımı okula gönderip karşılamam gerektiğinden evde olmalıydım. Araştırma yaparken Amerika’da ahşap yapan bir kadını fark ettim ve o günden bu yana ilk günkü sevgiyle boyuyorum balıklarımı.

ALAÇATI SAYESİNDE HOBİM İŞE DÖNDÜ
- Tahta balık boyama hobinizin gerçek bir iş haline gelebileceğini ilk algılamanız nasıl oldu? Bu anlamda Alaçatı’nın sizin için nasıl bir anlamı var?
- Bu sorunuza Alaçatı’nın öneminden başlıyayım. Biz altı kardeşiz, ben en küçükleriyim. Bir ablam Türkiye’nin önemli markalarına home tekstil kreasyonları hazırlıyor. En küçük seramikçi ablam dışında hiçbiri benim balık boyamaya başladığımı bilmiyordu. Bir ayda 18 balık yapmıştım. Bu balıklarımı alıp tekstilci ablamın atölyesine götürdüm. Hepsini yanyana koyarak kısa bir videolarını çekti ve Alaçatı Port Oteli’ne gönderdi ve ‘hepsini satın alıyoruz’ diye döndüler. Daha fiyatları bile belli değildi. Balıklar önden gitti, fiyatları da arkadan. Kısa süre sonrasında siparişler arttı ve instagramla iş daha da büyüdü.
- Hangi malzemelerle, neler üretiyorsunuz? Yurtdışına gönderiyor musunuz?
- Kullandığım ahşabın cinsi göknar, halk dilinde köknar derler. Bazen damarlarına ve dokularına göre ladin de olabiliyor. Kullandığım boyalar ise su bazlı akrilik boyalar. Mat, opak, metalik varaklı boyalar, boncuk boyalar, simler ve eskitme pudraları kullanıyorum. Sosyal medya sayesinde de birçok ülkeye gönderiyorum.

KEYİF ALDIĞINIZ HOBİNİZİN ÜZERİNE GİDİN
- İnsanlar için işlerini kaybetmek genelde sıkıntılı bir süreç ve olumsuz bir tecrübe olarak algılanır. Sizin için ise bir nevi kendinizi bulma süreci olmuş. Aynı süreci yaşayanlara neler tavsiye edersiniz?
- Hayatım boyunca doğal şeffaf ve vicdan sahibi bir insan oldum. Ticaret hayatında başarılı olamadım. İşimi çok severek yapıyordum fakat kimseyi memnun edemiyordum. Eşimin desteğiyle hobimi geliştirme fırsatı buldum. Eski işimde yaşadığım sıkıntılarımdan arınmam, rehabilite olmam tam üç sene sürdü ve her gün kalktığımda Allahıma şükrediyorum, böyle keyifle çalıştığım hobimden para kazanıyorum diye. Artık Allah tarafından bütün insanlara sanatsal bir yetenek verildiği kanaatındayım. Hatta çöp adam çizemeyen eşim, şimdi harikalar yaratıyor. Hem benim balıklarımdan boyuyor hem de küçük ahşap evler boyuyor, bunlar çok çok ince boyama işçilikli. Herkese gönülden tavsiyem; seramik, karakalem, ahşap, neden zevk alıyorlarsa ona inanarak ve ısrar ederek üzerine gitmek. Bu şekilde çalıştıklarında karşılıklarını en kısa sürede alacaklar ve kendilerini hiç hissetmedikleri kadar iyi hissedeceklerdir.

Yazının devamı...

Şimdi bütün kızlar başkan olmak istiyor

Ege Bölgesi Sanayi Odası Vakfı Kadınlar Birliği üyeleri, Kiraz Cevizli Köyü’nde EBSO tarafından yapılan ilkokulu ziyaret ederek bu konuda etkinlikler düzenledi. Kız çocuklarıyla sohbetimizde çoğu ‘Başkan’ olmak istediklerini söyledi. Çünkü onlar için en önemli rol model, şu an Kiraz Belediye Başkanı olan Saliha Özçınar. Kiraz’ın ilk kadın belediye başkanı Özçınar ve kadınlara destek olmak için çalışan EBSOV Kadınlar Birliği Başkanı İpek Özçelik ile sohbet ettik.

BABAMIN VASİYETİYLE BAŞKAN OLDUM

- SALİHA ÖZÇINAR
Kiraz Belediye Başkanı

- Kiraz gibi bir ilçenin ilk kadın belediye başkanı olmanız çok anlamlı. Bu nasıl gerçekleşti ve Kirazlılar size nasıl tepkiler veriyor?
- Babamın vasiyetini yerine getirdim. Babam, 30 yıldır aktif siyasetin içindeydi. En son belediye başkan adayı olmuştu. Adaylığının açıklanmasına bir hafta kala kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdi. Kalp ve damar hastalığı bulunan babamla her konuştuğumuzda, ‘Benim yerimi devralacak sen varsın. Benim görevimi sen yürüt’ diyordu. Ben de ona uygun bir evlat olarak vasiyetini yerine getirdim. Bu vasiyet benim için çok önemliydi. Benim yerime erkek kardeşim de bu göreve soyunabilirdi. Ben cesaret ettim. ‘Ben babamın kızıyım’ dedim. Onun yolunda ilerlemek istedim. Babamın siyasi olarak ilçemizde oyu çoktu. Manevi borcunu ödemek isteyen çok insan vardı. Ben de partizanlık yapmadan, herkesi kucaklayarak bu göreve soyundum ve kazandım. Babamın adına bu görevi yapacağım. İlçede, özellikle kadınlar hep yanımdaydı. Onların çoğunun oyunu aldığımı biliyorum.

ÇOCUKTAN EŞ OLMAZ

- Kiraz’ın adı kız kaçırma ya da erken evlendirilme olaylarıyla gündeme geldi. Şimdi ilçede durum nasıl?
- Sırımlı-Olgunlar hattında kız kaçırmanın sık olduğunu gördük. Çoğu anlaşmalı da olsa reşit olmayan kız çocuklarının mağduriyetleri söz konusuydu. Kızı beğenen, anlaşan kaçırıyor. Anneler, babalar da kaçarak evlenmişler. ‘Sevmiş gitmiş’, ‘sevmiş kaçırmış’ algısını kırmak lazım. Çocuk, çocuktur. Çocuktan eş olmaz, anne olmaz. Geçen seneden bugüne Aile Sosyal Politikalar Bakanlığımız ile işbirliği içinde çeşitli dönemlerde evlerde, kahvehanelerde eğitimler verilerek, yediden yetmişe vatandaşlarımızı bilinçlendirdik. Devletimizin desteğiyle Olgunlar Mahallesi’ne Aile Danışma Merkezi kurduk. Vatandaşlarımız tarafından büyük mutlulukla karşılandı. Şimdi çocuklarımız mutlu, aileler mutlu. Allah’a şükür artık hiçbir problem yok.

 

EN İYİ YATIRIM
GELECEĞE YATIRIM

- İPEK ÖZÇELİK
EBSOV Kadınlar Birliği Başkanı

- EBSOV Kadınlar Birliği olarak Kiraz Cevizli’de bulunan ilkokul ile nasıl bir bağınız var? Burada neler yapıyorsunuz?
- Ege Bölgesi Sanayi Odası, ‘en iyi yatırım geleceğe olan yatırımdır’ ilkesiyle Bergama Dereköy ve Kiraz Cevizli’de okul yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığı’na devretmişti. EBSO Vakfı Kadınlar Birliği olarak bizler de bu bölgelerdeki okullara yardım ediyoruz. Cevizli’deki okulun fiziki koşullarını iyileştirmek ve sosyal ihtiyaçlarını sağlamak için TOBB ve EBSO’nun ortaklaşa karşıladığı kırtasiye yardımlarını götürdük. Ayrıca Ramazan ayında ve muhtelif zamanlarda erzak, kırtasiye gibi yardımları kendimiz giderek dağıtıyoruz.
- Dünya Kız Çocukları Günü nedeniyle orada etkinlikler yaptınız. Kadın ve kız çocuklarını güçlendirmek için başka ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
- EBSO Vakfı birçok öğrenciye maddi manevi destek sağlayarak burs veriyor ki, bu yıl 500 civarı öğrencimiz var. Bu hafta ‘Dünya Kız Çocukları Günü’nü fırsat bilerek Cevizli Köyü’ndeki kız çocuklarına sizin ‘Ezber Bozan Kızlar’ kitabınızı dağıtarak kız çocuklarımızın eğitiminin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek istedik. Kadınlarımızın evde yaptıkları reçel, turşu, pasta, börekleri, el işlerini kermesler düzenleyerek satmalarına vesile olup onlara ek gelir imkanı sağlarken, bursiyer öğrencilerimize dağıtılmak üzere gelir sağlıyoruz.
- Bu yıl birliğin başkanı oldunuz. Ne gibi hedefleriniz var? Neler yapmayı planlıyorsunuz?
- 17 yıldır EBSOV Kadınlar Birliği’nde birçok farklı görev sonrası bu yıl dönem başkanlığına seçildim. Önceki başkanlarımız gibi ben de birlik ve beraberlikle faaliyetlerimize devam etmek, gönüllülüğe dayalı hizmet bayrak yarışını ileriye taşımak istiyorum. Geleneksel kahvaltı organizasyonumuzu yaptık. Şimdi bursiyerlerimiz ve ailelerimizle bir öğlen yemeği aktivitesinde kişisel gelişimleri için söyleşiler, yine gelenekselleşen ‘gardrop projesi’, bursiyerlerimizi geliştirecek konferanslar organize etmek planlarımız arasında. Genç üyelerimiz, bursiyerlerimize katkı sağlama amaçlı ocak ayındaki tiyatro etkinliğimiz için çok yoğun çalışıyor. En büyük gelir kaynağımız Adnan Saygun Kültür Sanat Merkezi’ndeki konser etkinliğimize bu yıl da güçlü sesleri davet ederek İzmirli sanatseverleri bir araya getirmek istiyoruz. Kadınlar Birliği’ni her zaman destekleyen başta EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve nezdinde değerli yönetim kurulu, meclis ve vakıf üyelerine, bu dönemde benimle yönetimde çalışan Öznur Küçükbayraktar, Handan Atılgan, Aysel Baysak, Gülser Tabağ, Fatma Öz, Benal Özbek ve İncila Kabadayı ile tüm fedakar üyelerimiz ve gönüllülerine çok teşekkür ediyorum.

 

Yazının devamı...