GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Kodlarımızda kalmak!

Şöyle bir dakikanızı ayırın ve otobüste seyahat eden, yolda yürüyen insanları izleyin. 

Kesinlikle eğemediğimiz o bedenlerdeki başların neredeyse devamlı olarak eğik olduğunu göreceksiniz... Bu bir mahcubiyet hali değil. Öyle meşguldür ki; selam verirsin belki duyar belki de geçiştirir seni. Bir yok sayma hali sanırsın ama aslında işin aslı modern çağın yeni oyunudur bu...
**
Oyun ya elbette riskleri de taşıyor.
Sanal dünya, kimileri için normal hayatımızı yaşadığımızın ikinci bir alan. Kimileri için ise ilk alan.
Son yıllarda bu dünya içerisinde en etkin kullanılan yöntemin fidye olduğunu biliyor muydunuz? Bilgisayarınızdaki dosyaları, iş yerinizdeki kapıları kilitleyerek, karşılığında para isteyen sanal dünyanın fidyecileri, geçen yıl ortalama 800 milyon lirayı bu yöntemle kazandı.
Aslına bakarsanız, tedbirsizlik ve bir anlık dalgınlıkla (ki bu sanal dünya içerisinde bu çok kolay) hayatımız/ailemiz risk altında.
Düşünsenize, otomatik açılan kapılardan tutunda bankadaki hesaplarınıza kadar, evinizdeki televizyondan özelinize kadar risk taşıyorsunuz.
Hayatımızı kolaylaştırması bir tarafa, bugün birçok kurum/kişi her iyi şeyde olduğu gibi kötü amaçlı kullanımlar nedeniyle önemli noktalarda ilkel hayata dönüşü tercih etmeye başladı.
Otomatik açılan kapılardan anahtarlı kapıya dönüşüm başlıyor...
Yani kodlarımızda kalmak var artık.

****

Bababurnu’nun yükü hafifledi

Bababurnu Deniz Feneri yükünden kurtuldu. Deniz fenerine, birkaç yıl öncesi bir yetkilinin imzasıyla yerleştirilen ve sözleşmesi bittiği halde unutulan GSM şirketine ait baz istasyonu tesisatıyla birlikte söküldü.
**
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın bir kuruluşu olan Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü yetkililerine gecikmiş müdahale için teşekkür ederim.

Yazının devamı...

Çatısı park; balkonu deniz


 

Saygıdeğer okurum Ersin Sevim’in çektiği bu fotoğraf turizmde, yatak sayısıyla, ‘her şey dahil’ sistemiyle rekorlar kıran otelcilere taş çıkaran cinsten...

Bu fotoğraf, Muratpaşa İlçesi’ne bağlı Güzeloba’daki bir parkta çekildi.

Lütfen fotoğrafa dikkatli bakın.

Yoksa falezlerde yaz sezonunu dolu dolu denize nazır; üstelik bedava bir odada geçirecek kadar akıllılar mı var aramızda?

Ya da gerçekten yardıma muhtaç, yetkililere defalarca başvurmasına rağmen sığınacak bir oda bulamayan, güneşten korunmak için de falezlere çaktığı çivilerle tutturduğu ipteki çaresizlik örtüsüyle yaşamaya çalışan biri/birileri mi?

Her ne olursa olsun; bu görüntüyü Antalya’da bir yetkili nasıl görmedi? Ya da görmezden mi geldi? 

Geçen haftalarda gündeme getirdiğim İstanbul’da 1 yıldır uygulanan ‘Mobil Park Polisi’ projesi eğer Antalya’ya getirilseydi bugün belki de bu fotoğrafı görmeyecektik.

Sayın yetkililere duyurulur.

Bizzat tanık olduğumuz bu ve bunun gibi yaşanan olaylara gelin duyarsız kalmayıp çözüm üretelim.

 

***

23 Nisan 2016

Bu tarihte ne olduğunu hatırlıyor musunuz? Antalya’da milyonlar harcanarak yaptırılan, büyük umutlarla bakılan Expo 2016’nın açılışının yapıldığı gündü. Üstelik Antalya o günün gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı gösterilerle ihtişamlı bir açılış törenine şahit olmuştu.

Şimdi sormak istiyorum; Expo gibi çocuklarımızın geleceğine yeni ufuklar açacak böylesi devasa bir yatırımı neden çürümeye terk ediyoruz?

Neden 23 Nisan gibi önemli bir gün (gündüz-gece) Expo alanında çeşitli etkinlikle kutlanmıyor?

Antalya’ya ihtiyaç olan bir kongre merkezi yaptık dediniz; her nedense hala tüm kongreler otellerde yapılıyor!..

Çocuklar için özel ‘Çocuk Adası’ oluşturduk dediniz; her nedense hala her şey hayal burada!.. 

Paris’in Eyfel’i olacak bir kule inşaat ettik dediniz; her nedense bir gün açık bir gün kapalı!..

Neyse ki ‘Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan!..’

 

 

 

Yazının devamı...

Benim işim bu kadar!..

Bu konuda Antalya Valisi sayın Münir Karaloğlu’nun toplantılarda defalarca gündeme getirdiği gibi kentin dokusunu bozacak projelere dikkat edilmesi ve belediyelerin işlerinde ‘senin, benim sorumluluk alanım’ diyerek ayrım yapmaması gerektiği uyarısına katılıyorum.

Ancak...

Bir belediye asfalt veya kaldırım çalışmasına başlıyor, bakıyorsunuz ilçe belediyesi kendi alanını yapıp gidiyor. Benim işim bu kadar gerisi Büyükşehir’in dercesine... Ya da bunun tam tersi. 

Ha bir de yenilen o asfaltı bir bakıyorsunuz; ASAT, doğalgaz, televizyon ve internet hizmeti veren firmalar delik-deşik ediyor. Bu da ayrı bir kâbus. Yani olan yine vatandaşa oluyor. Sokaklarında aylarca süren bir çalışma hali. Sonra asfalt yamalı bohça!..

**

Hep bir yap-boz halindeyiz her nedense. Estetikten yoksun ama hep bahsediyoruz o kadar.

Acaba kent içinde yolları birbirinden ayıran kavşaklardaki tel örgünün renginden, kalitesine kadar bakarsanız ortaya çıkan farklılığının yarattığı kötü görüntüyü hiç soran, gören yok mu?

Karayolları ihaleyle aldığı kavşağa çelik bariyer çekiyor; belediye de tel örgü çekiyor.

Ya kavşaklardaki taşların renkleri... Bir yerde kırmızı-beyaz, bir yerde sarı-beyaz... Şimdi Bölge Trafik Denetleme Müdürü’ne soralım; bunun trafikte bir kuralı yok mu?

**

Antalyaspor Kavşağı’ndan 100’üncü Yıl’a doğru gidin. Yıllar önce yapılan Falez Kavşağı’ndaki köprü altında yolu ayıran bariyer bile yok. Üstelik elektrik telleri bile açıkta duruyor. Antalya Arena’ya kadar kavşaktaki tel çitler kırmızı-beyaz sonrası yeşil, koyu yeşil... Alacalı bulacalı işte...

Estetik bu ya her yerimiz beton köprü, beton geçit oldu...

Köprü demişken; Antalya Karayolları Bölge Müdürlüğü yetkilileri; ATSO Kavşağı’ndaki alt geçitin aydınlatmasını siz mi yapacaksınız yoksa Büyükşehir mi? Sanırım köprü altındaki yolda telaşla aydınlatma ve kaldırım işlerini unuttunuz!..

****** 

 

Ne sorduk ne de merak ettik

GEÇEN hafta ‘Dönüşüm Hallerimiz’ başlıklı yazımda bölgemizde geri dönüşüm konusunda ne kadar kent bilincine hakim olduğumuzu sorgulamak istedim. Muratpaşa Belediyesi tarafından başlatılan ‘Çevreci Komşu Kart’ projesi hakkında bilgi aldığım Belediye Başkanı sayın Ümit Uysal, çarpıcı gerçeği ortaya koydu:

“Bu projeye Ankara, Kocaeli Büyükşehir, Adana Çukurova, Aydın Kuşadası, Eskişehir Tepebaşı, İzmir Konak, İzmir Urla ve Muğla Menteşe belediyeleri ile Çukurova Kent Konseyi, bilgi ve sunum için başvuruda bulundu. Bölgemizdeki belediyeler ilgisiz.”

**

Sayın Başkan Uysal’ın açıklaması Antalya’da çevreye olan hassasiyetimizi özetler gibi... Ne dersiniz?

Yazının devamı...

Dönüşüm hallerimiz

Katı, sıvı, plastik, araba lastikleri, sera atıkları derken liste uzayıp gidiyor. Sonuçta çoğu zaman atıkları toplamadığımız gibi, atmaya ve yakmaya devam ediyoruz.

Toplamıyoruz; çünkü bir isyan halindeyiz.

Atıyoruz; çünkü içimizin pis olduğundan değil, sadece rahatlattığından...

Yakıyoruz, çünkü ekonomik nedenlerden, bazen de havada bıraktığı dumanı izlemekten keyif-haz alıyoruz.

İşte budur bizim geri dönüşüm hallerimiz.

İçerisinde isyan, rahatlık, ekonomik ve keyif var!..

Düşünsenize...

Piknikte ateş yakarak sonra da su ile söndürüp (ya da öylece bırakan) külü ve yediklerimizden artanlarını bırakanlar bizler değil miyiz?

Sokağa yediği gofretin paketini içtiği suyun şişesini atan kim?

Peki, parkta yediği çekirdeğin kabuğunu atan?

Kış aylarında odun-kömür dışında sobalarda yananlara ne demeli peki?

Sera atıklarını ve eski lastikleri yakanlar kim acaba?   

Bunları sırala; dur bitmiyor!..

Gelin çevremiz daha da kirlenmeden başta çocuklarımıza, komşumuza dönüşüm bilinci kazandıralım.

**

Bakın sadece Demre’de Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından son 2 yılda 7 bin 590 adet kullanılmış araç lastiği toplandığını biliyor musunuz? Peki, bunun neden toplandığını biliyor musunuz? Dikkatli okuyun; çünkü lastikler sivrisineklerin yetişme alanı olduğu için. Yani lastik içlerinde biriken su ile gelişen sinekler vatandaşı ısırıyor; vatandaş ısırılınca da bu lastikler toplanıyor.

Anlayacağınız tepki varsa çözüm var.

Alın size tepkisiz gelen bir uygulama. Muratpaşa Belediyesi tarafından başlatılan ‘Çevreci Komşu Kartı’ uygulaması.

Alkışa değer bir çalışma; ayağınıza kadar gelen ekipler atığınızı alıyor. Üstelik üzerine kartınıza para yüklüyor. Şimdi takdir edilecek bu uygulamayı başlatan Belediye Başkan Sayın Ümit Uysal’a sormak isterim: “’Antalya’da biz de bölgemizde bu uygulamayı yapalım’ diyerek size başvuran bir belediye başkanı var mı?”

Anlayacağınız tepki varsa çözüm var; ya da ısıran!..

*** 

Uysal: Park Polisi olabilir

GEÇEN haftalarda güvenlik anlamında parklarımızın başıboş kalmasından rahatsız olduğumu, bunun için de İstanbul’da yaklaşık 1 yıldır devam eden ‘Mobil Park Polisi’ projesini neden Antalya’da uygulayamıyoruz diye sormuştum. Bu konuda Muratpaşa Belediye Başkanı Sayın Ümit Uysal, projeye oldukça sıcak baktığını, İçişleri Bakanlığı uygun görürse belediye olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. 

 

 

 

 

Yazının devamı...

Sağlıkta çirkin sadakat!

 Artık o da var. Yetmezmiş gibi bunu da özel kliniğinde birçok kuralı hiçe sayarak bir kampanya ile duyuruyor. Adı mı? 'Hasta sadakat programı'. Hastaların böyle bir program ile adeta sadakat testine tabi tutulması ne kadar etik olabilir. Bu program ile hastaya hanutçu gibi davranılmasının hiçbir kurala sığmadığını düşünüyorum. 

Tüm bunlara ek olarak bu ve diğer birçok kampanya internetten (facebook, instagram v.b.) alanlardan yapılıyor. Ayrıca, after-before fotoğraflarıyla hasta mahremiyeti de bu sosyal ağlarla ortadan kalktı. Anlayacağınız her şey ortalıkta açık-seçik ve ilkesiz. 
Ne denetleyeni ne de düzenleyen bir kurum, kurulu var.
Türk Tabipler Birliği Disiplin yönetmenliği de hiçe sayılarak, ikinci bölümdeki madde 4/b-c-e ve i hususlarına aykırı hareket edebiliyor ve bunun sonunda sadece uyarı veriliyor. 
**
Bu duruma doğru diyenler olabileceği gibi kandırılıyoruz diyenler de çoğunlukta. Gerçi günümüzde kandırıldık denilmesi artık çok kolay olsa da bu yaşananlara olumsuz olaylar eklenmeden yetkililer tarafından 'dur' denilmesi de şart. Sağlıkta böylesi bir çirkin pazarlığın Sağlık Bakanlığı yetkililerinin gözünden kaçacağını düşünmüyorum. Sağlık alanında kullanılan sosyal paylaşım siteleri için bakanlık veya Antalya İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bir kurul oluşturularak, sosyal ağlarda denetim sağlanmalı, yani daha çok kandırılmadan!..
Üstelik Antalya Tabip Odası Başkanı Adnan İş, destek vermeye hazır olduğunu açıklamışken...

Yazının devamı...

Dalgın müteahhit!

Engelli vatandaşlar için yapılan sarı kabartmalı kaldırım taşı hastane kapısına kadar gelmiş. Sonrası yok. Yani hastaneye gelen engelli kapıda kalacak öylece. Yoksa engellileri kapıda karşılayıp onları doktora ya da danışmaya götürecek bir görevli mi atandı? Eğer öyleyse ne güzel değil mi; AB standartlarının üzerinde hizmet veriyoruz! Yok değilse; ki bence değil bunun geçerli bir açıklaması olmalı. Hadi tahmin edelim; bu iş ve hak ediş ihale şartnamesinde var mıdır? Ama hastanede yok!.. 

**

Park polisi istiyoruz

Mobil Park Polisi, hiç duydunuz mu? İstanbul’da, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından son bir yıldır başlatılan bu pilot uygulama parklarda yaşanan asayiş olaylarını önemli ölçüde düşürdü. Belki hatırlarsanız; bu polisler, DEAŞ’lı bir canlı bombanın ve palyaço kılığındaki uyuşturucu satıcısının yakalanmasında önemli rol oynadı.Antalya’da da parkların güvenliğini sağlamak için bu ‘Mobil Park Polis’ projesinin bir ayağını da kentimizde uygulamaya var mısınız? Böylece Falezlerde yaşanan birçok intihar vakası, asayiş olayları ve uyuşturucu satışı ile kullanımının önüne geçmiş oluruz. Bu çağrım, başta Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya ve tüm belediye başkanlarınadır. Hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız.
**

Cezaevine inceleme 
Antalya Döşemealtı L Tipi Cezaevi’nden düdene deşarj edilen atık için Antalya Halk Sağlığı Müdürlüğü inceleme başlattı. Umarım müdürlüğün cevap metni ASAT Genel Müdürü Faruk Karaçay’ın söylediği gibi üstte değil; altta karışıyor şeklinde olmaz. Raporu bekleyelim bakalım...

Yazının devamı...