GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Güneş’ten farklı neşter

Lakin hoca neşteri beklenmedik yerden vurdu. Medel, son zamanlardaki yükselen performansıyla ilk 11’i hak etmişti. Yine de orta sahada Medel artı Oğuzhan ya da Tolgay ikilisinden en az birisinin oynaması bekleniyordu. Şenol Güneş ise iki 8 numarasını yanına yedek kulübesine alıp Medel-Atiba ikilisinin pres gücünü tercih etti.

Medel-Atiba ikilisinin aynı anda sahada olması, ortada Talisca’nın daha özgür forvet gibi oynamasını sağladı. Bir yandan da dönen topların neredeyse hepsini Medel ile Atiba toplayınca geçen haftanın hayal kırıklığı yaşatan iki mahir kanat beki Gökhan Gönül ve Adriano rakip alana daha etkili yerleşip hücum sürekliliğini sağladılar.

Halbuki Beşiktaş geçen sezonun son haftalarını Oğuzhan-Tolgay-Talisca orta üçlüsüyle yani toplamda sıfır önlibero ile tamamlayarak şampiyon olmuştu. Bu sezon ise şampiyonluk yolunda puan açısından geride kalınmasının sebebi ofansif orta sahaların çok fazla birbiriyle mevkisel olarak çakışması olmuştu.

Güneş kendi ofansif taktiksel standartlarına göre radikal sayılabilecek Medel-Atiba çift çapa hamlesiyle son zamanlarda çok uzayan mesafeleri enlemesine ve boylamasına daralttı. İlk yarıdaki iki golün de kaleye bu kadar yakın yerlerden atılması ve her ikisinde de bitiricinin o anda 2. santrfor rolüne bürünecek alanı bulan Babel olması bu oyun değişiminin pozitif sonucu...

TOSİC GELİŞİYOR

ÜÇÜNCÜ golde ise bir futbolcu her maç kendisini nasıl geliştirir dersini izlemeye devam ettik: Tosic’i ne kadar tebrik etsek az, artık gerisini Vida düşünsün! Daha önceki iki maçta topu rakipten saklama özelliğini ne kadar geliştirdiğini gösteren Tosic bu kez de Babel’e yaptığı asistte zamanlama ve doğru karar verme özelliğini ne kadar geliştirdiğini kanıtladı.

MAÇIN ADAMI: BABEL

BABEL golleri attı, Medel takımı sırtında taşıdı. Gol farkıyla Babel maçın adamı oldu. Mansiyon ödülü de her maç oyununu geliştiren Dusko Tosic’e.

Yazının devamı...

Orta kafa beraberlik

Ancak aynı Oğuzhan son zamanlarda ceza alanında topla buluşunca kendisi olmaktan çıkıp N’Gog’a dönüşüyor! 16’da Quaresma’nın “Al da at” dercesine verdiği topta tıpkı Galatasaray maçındaki gibi “Yok abi ben zamanında çok attım bu ara atmıyorum, bıraktım” dercesine kötü vurdu!

Hâlbuki Kayseri’nin olayı ilk golü atmak. Hele iç sahada ilk golü Kayseri bulunca bu sezon bir başka olan tribünleriyle iyice iğne fıçısı bir deplasmana dönüşüyor. Misal ilk yarının son 10 dakikasına kadar Kayseri, Sumudica’nın istediğini yaptı: Cenk Tosun’u sahanın en az topla buluşan oyuncusuna dönüştürdü.

BU NASIL GÖKHAN GÖNÜL?

- Beşiktaş açısından ilk yarıdaki temel sorun beklerden kaynaklandı: Yenilen golde de verimli bitmeyen hücumlarda da Beşiktaş’ın kanat bekleri ilk kez bir ilk yarıda aynı anda bu kadar kötü performans sergilediler. Sadece ilk yarının sonlarında Adriano’nun biraz toparlanması Beşiktaş’a hayat öpücüğü vermeye yetti. Cenk’in inatçı mücadelesi ise beraberliği getirdi. Penaltı pozisyonunda kural dünyanın her yerinde aynı: Topa vursan da aynı pozisyonda rakibe de vuruyorsan penaltıoğlu penaltı!

2. yarının başında Lopes’in atılmasından sonra Kayseri iğneli fıçıya kendisi girdi. Buna rağmen Beşiktaş’ta Türkiye Ligi’ndeki “Nasıl olsa atarız” rahatlığı devam edince siyah-beyazlılar uzun süre 1 kişi fazla oynama kozunu gerektiği gibi kullanamadı. Özellikle Cenk ilk kez bu sezon kötü oynadı. Tabii bunda bazı oyuncuların gerçek hayatta bilgisayarda orta gol oynuyormuşçasına ezbere orta yapmaları da neden oldu.

75. dakikada Beşiktaş, Kayseri’den 200 isabetli pas fazla yapmıştı lakin 11’e 10 oynarken bir türlü baskılı hücum sürekliliği kuramamıştı. Çünkü 11’e 10 havadan orta kasılmaz, topu yere indirip seri kısa pasla 1 fazla oyuncu avantajını kullanarak gol atabilirsin.

MAÇIN ADAMI: KUSCHER

- Kucher hem asist yaptı, hem de asli görevi savunmayı kusursuz yaptı. Beşiktaş’ın hücum oyuncuları dün ondan çok çektiler.

Yazının devamı...

Yedek değil, alternatif

Şampiyonlar Ligi’nde sürdürülebilir başarının anahtarı kadro genişliği ve derinliği kalitesidir. Leipzig deplasmanı, bu açıdan Beşiktaş’ın sadece ilk 11’i değil en azından ilk 14’ü ile bir dahaki turda gerekecek kadro derinliği kalitesini ölçmesi açısından bulunmaz fırsattı. Ne de olsa rakip geçen sezon ve bu sezonun Almanya 2.cisi!

Rotasyon aslında İstanbul’da Porto maçının son düdüğünde çoktan yapılmıştı bile. Birçok kişi Orkan’ı ilk 11’de beklerken sol önde Mustafa Pektemek başladı. Oyun tarzı olarak Babel ya da Orkan gibi gerçek sol forvet olmayan Pektemek daha çok Negredo’ya yaklaşarak 2. santrfor rolüne büründü. Lens en çarpıcı özelliği olan gol kilidi açan driplinglerinden birini penaltı pozisyonunda yaptı. İlk yarının sonlarına doğru da çizgiyi en iyi dönemindeki Overmars’ı hatırlatan bir hız, güç, bilek kıvraklığı senteziyle kullanan Lens yorulana kadar güçlü düzelme sinyalleri verdi.

Maçtan önce Mitroviç’i gördüğümde “Bir zahmet 4.2 milyonluk olmasa da en azından 2.5 milyonluk stoper kalitesi gösterir mi?” diye düşündüm. İlk 45’teki bazı müdahaleleri gerçekten de en azından 2.5 milyonluk bonservis fiyatında bir stoper kalitesindeydi.

MUHTEŞEM TOLGA
Dün gece Beşiktaş’ın en iyisi ise açık ara kaleci Tolga’ydı. Dün gece Inter maçındaki ne kadar iyi insansa o kadar iyi kaleci olan Tolga’nın tekrarını izledik. Fabri’nin yakaladığı muhteşem form grafiğine rağmen Tolga onun yedeğinden çok alternatifi olduğunu kanıtlayan bir performans sergiledi. Tosiç ise “Vida gelirse gelsin, ben her maç daha da iyi oynuyorum” mesajını daha da güçlü şekilde verdi. Oğuzhan, Talisca, Medel zaten her hocanın kadrosunu güçlendirecek çok kaliteli alternatifler. Orkan’ın 85’teki çalımı da gelecekte Beşiktaş’a verebileceği çok daha fazla dan bir tutam numune niteliğinde.

Tolga Zengin, tek kelimeyle muhteşemdi.

Yazının devamı...

Şampiyonlar Ligi’ndeki gibi

G.Saray ise hızlı kontracılarıyla gole gitmeye çalıştı. İlk 25’te Beşiktaş topa büyük oranda sahip oldu ancak 3. alanda yine sadece orta yapmakta ısrar ettiği için topa sahip olma üstünlüğünü skora yansıtamadı. Golü erken bulursan derbide seyirci avantajını da katlayıp işi bitirirsin, yarılarsın. Ancak erken bulamazsan, sürekli tam saha pres yapmak bu yaş ortalamasındaki takımı yorabilir. Bu yüzden Beşiktaş’ın kendisini tekrar şarj edip etkili olması 35’i buldu. 35’ten itibaren Beşiktaş uzak ortalar yerine daha kısa ve seri paslarla hücum edince oyun üstünlüğünü aldı. İlk 45’te Aydınus’un yardımcı video hakemi olsaydı, kaç penaltı verirdi? Tivibuspor’un hasta Galatasaraylı kameramanı Uğur “VAR’a gerek yok abi, Fernando’nun Oğuzhan’a müdahalesi net penaltı olmalıydı” dedi.

MARiO TOSiC...

İkinci yarı başında Muslera’nın büyük hatayla yediği gol, Taffarel kaleci antrenörlüğünden ayrıldığından beri yaşadığı form düşüşünün sonucu. İlk golden sonra Beşiktaş bu sezon ligdeki açık ara en iyi oyununu sergiledi. Daha önceki iki sezon kendisini şampiyonluğa taşıyan yerden seri verkaçlarla müthiş bir hücum sürekliliği tesis etti. Oğuzhan oyunun temposunu tek taraflı dikte ederken, Belhanda nedeniyle G.Saray uzun süre 10 kişi oynadı.

Tudor yine ilk 11’inden itibaren daha önceki büyük maçlardakilere benzer hatalı tercihler yaptı. Güneş ise Beşiktaş’a 2017-18 Şampiyonlar Ligi’ndeki tarihi başarıyı getiren maharetlerini sergiledi.

Beşiktaş bir ara “En kısa sürede ne kadar çok kaçırılabilir?” rekorlarını zorlarken, bu sezon oyununu geliştirmek adına kendisini en çok zorlayan futbolcu olan Tosic, Mario Gomez klasında bir ayak içiyle maçı kopardı.

MAÇIN ADAMI: CENK TOSUN

Cenk’in bonservisi ne kadar siz tartışın. Beşiktaş yönetimi onu satarsa yerine aynı etkiyi yapabilecek oyuncuyu kaça alabilir, onu düşünsün!

Yazının devamı...

Temposuz, 3 puansız

Beşiktaş Salı gecesi Devler Ligi’nde tarihi bir başarıya imza atarken, doğal olarak yoruldu da. Ancak Akhisar rotasyonundan ağzı yanan Şenol Güneş halihazırda savunmada zorunlu değişiklik yapmışken ön tarafta rotasyon riskine girmedi. İlk 20’de Malatya, sahanın üstün olan tarafıyken Beşiktaş’ta sorunun kaynağı sadece bir pozisyonda alternatif stoperleriydi.

TOP KAYBI REKORU!

İlk yarının kalanında ise Beşiktaş’ın kolektif sorunu doğal oyun temposunu yakalayamamasıydı. Porto maçının 45-60 arası ideal temposuna göre Malatya’daki ilk 45 dakikadaki Beşiktaş temposu Cuma gecesi iş çıkışı trafik temposu kadar düşüktü. İlk yarıda Beşiktaş sadece zaman zaman hücumda karşı pres yaptığında saman alevi gibi parladı lakin bir türlü hücum sürekliliğini sağlayamadı. Çünkü birçok oyuncu bu sezonki bireysel top kaybetme rekorlarını kırdılar!

2. yarıdaki ilk net pozisyonu Malatya bulurken, Beşiktaş aynı yorgun 11’le devam edince yine ideal temposunu bulamadı. 58’de gününde olmayan Quaresma yerini Negredo’ya bırakırken Beşiktaş sadece oyuncu değiştirmiş oldu, oyununu olumlu anlamda değiştiremedi. 10 dakika sonraki Atiba-Oğuzhan değişikliği son bir yüksek tempo aşısı niyetiyle yapıldı. İlk net pozisyon da Oğuzhan’ın ezbere orta yerine Negredo’yu görerek havadan attığı bilinçli pas sonucu geldi.

Beşiktaş’ın artık daha az ezbere orta daha fazla Porto maçının 2. yarısındaki gibi 3. alanda bilinçli seri kısa paslar yapması gerekiyor. Yoksa haybeye puan kayıpları sürer.

MAÇIN ADAMI: EROL BULUT

Erol Bulut, Beşiktaş’ı çok iyi analiz etmiş. Ligde ilk kez bir sağ bek (Chebake) Beşiktaş’ın kilit hücumcusu Babel’i bu kadar etkisizleştirdi.

Yazının devamı...

Zafere kaçış

Monaco karşısındaki muhteşem performansının da etkisiyle teoride tam Tosiç’in maçı gibi gözükse de Sırp savunmacı bu kez üst üste hatalar yaparak maça başladı. Lakin Pepe kariyerindeki en iyi maçlarından birini oynayarak tüm hatalarını kapattı. Aboubakar’ı 90 dakika boyunca sahadan sildi.

Maalesef ilk 45’te sahanın en iyisi Brahimi’ydi. Porto’nun Brahimi’den sonra en tehlikeli hücum silahı duran top organizasyonları. Maçı 1-0’a getiren goldeki duran top organizasyonu maalesef Beşiktaşlı oyuncuların hepsine kolektif olarak kramponunu ters giydirdi.

CENK SHEARER!

Bu gole cevap vermek kolay iş değildi lakin ilk yarı bitmeden mutlaka cevap vermek gerekiyordu. Bu sezon gol yollarında defalarca kramponundan kartal çıkartan Cenk Tosun yine üst üste muhteşem işlere imza attı. Cenk önce Fabri’nin degajında en kral Premier Lig santrforu Shearer’a taş çıkartacak şekilde iki rakibin arasından yükseldi, hemen akabinde yerde de deli gibi mücadele edip topu bir takım arkadaşına kazandırmayı başardı. Sonrasında ise adeta driplinglerle asist şiiri yazdı, Talisca’ya golü attırdı.

2. yarının ilk 15 dakikasında Tolgay’ın orkestra şefliğinde muhteşem bir Beşiktaş izledik. Kuru kuruya orta kasmadı, topu ince ince işleyerek gruptan nasıl lider çıktığını bir kez daha kanıtlayan son model futbol oynadı. Sonrası büyük hedef için dişi dişine bir futbol sav gelen zafer ise her bir damla tere fazlasıyla değer.

MAÇIN ADAMI: ADRIANO 

İlber Ortaylı tarih dalında nasıl bir uzman ise Adriano da futbol dalında o kadar büyük bir uzman! Brezilyalı futbolcu gerçekten mükemmel oynadı.

Yazının devamı...

Çok aranılacak 2 puan

Bu yüzden Akhisar maçındaki rotasyon biraz da mecburiyetten. Ancak şu anda Babel’in birebir alternatifi olmadığı için Beşiktaş ilk 45’te ideal oyununu sergileyemedi. İlk 5 dakika sağda etkili olan Lens, sola geçince dar alanlarda etkisini kaybetti. Geçen sezon Lens, Türkiye Süper Ligi’nde uzun süre geniş alanları en iyi değerlendiren oyuncuların başında geliyordu.

Fakat Şenol Güneş yönetimindeki Beşiktaş, Advocaat’ın geçen sezonki Fenerbahçesi’nden çok farklı oynuyor: Özellikle Vodafone’daki lig maçlarının %90’ında rakipler öncelikle Beşiktaş’a geniş alan bırakmamak için oynuyorlar. Dün de Akhisar ilk yarıda sadece 3 oyuncuyla kontratak ve duran top golü kovalarken top Beşiktaş’a geçtiğinde 11 kişi gömüldü. Lens sola geçtikten sonra ilk yarı boyunca sadece bocaladı, Negredo yeterince topla buluşamadı.

Bu kadar derin savunma yapan takımlara karşı ilk golü erken bulmak gerek. Penaltı da erkenden geldi aslında. Lakin Cenk 11’de değilse Beşiktaş’ta penaltılar çözümden çok sorun olmaya devam etti.

HEP ŞiŞiRME OLMAZ Ki!

Devre arasında Lens çıktı, Beşiktaş Cenk’i alıp 4-4-2’ye döndü. Şenol Güneş 65’e kadar hedeflediği ofansif verimi alamayınca Babel’le klasik 4-3-3’e dönüş yaptı. Bu arada bu sezonun en iyilerinden Fabri yine 2 kritik kurtarışa imza attı. Atiba’nın ise iyi oynamadığı ender maçlardan biriydi. Oyuna girdikten 10 dakika sonra yorulan Henrique, sahanın en kötüsüydü. 1998’de Beckham’ın Simeone karşısında yaptığı hatayı tekrarlayıp atıldı! Beşiktaş, 11’e 10’ken de havadan top şişirince 2 puan çöpe gitti!

MAÇIN ADAMI: LUKAC

- AKHİSARSPOR kalecisi Lukac, penaltı kurtarmak dahil her türlü kalecilik hünerini sergiledi. Konuk Ege ekibinin aldığı bir puanda en büyük pay hiç şüphe yok ki Lukac’a ait.

 

Yazının devamı...

Şapkadan kartal çıkardı!

Göztepe tribünü yine her iç saha maçındaki gibi takımın yıldızıydı. Lakin saha içindeki en büyük yıldızları gol makinesi Jahovic kart cezalısıydı. Bir de üstüne Fabri en iyi maç başlangıçlarından birisini yapınca Beşiktaş efsanesi Serpil Hamdi Tüzün’ün kulakları bininci kez çınladı:

 “Önce iyi bir kaleci ve iyi bir golcü her maçın akışını değiştirebilir.”

Fabri kurtardı, akabinde Talisca adeta şapkadan Kartal çıkardı! 

FLU POZiSYONDA NET GOL

Ceza alanı dışından yükselen Brezilyalı adeta sol ayakla gelişine vurur gibi kafasıyla yere doğru vurdu, çeyrek pozisyonda ilk golü attı. Şenol Güneş bu nedenle Süper Lig’de Talisca’yı en az iyi oynadığı maçta bile oyundan almayabiliyor.

Çünkü Brezilyalı flu bir pozisyonda bile net bir gol atabiliyor! Anderson Talisca’nın Cenk Tosun’a yaptığı asist ve 78’de yine Cenk’e verdiği anahtar pas “Şenol Güneşsilin” ilacının iyileştirici etkisi.

BABEL KLASİĞİ

Babel’in golü ise tam bir Ryan Babel klasiğiydi. Karşısındaki rakip, Babel’in soldan giderken sağa çekip vuracağını biliyor ancak Hollandalı ne zaman döneceğini hiç çaktırmadığı için bir türlü önlem alamıyorlar.

Cenk Tosun ise her maç gol repertuarına yeni bir numara ekliyor. Attığı golde solla kontrol edip sol ayak içiyle direk içine çarptırarak attığı gol saatlerce ekstra sol ayak çalışmasının sonucu.

MAÇIN ADAMI: TALISCA

Trabzonspor maçı sonrası Caner Erkin’le tartışma, ligde dalgalı performans derken Monaco maçında yedek başlayan Anderson Talisca lige muhteşem bir dönüş yaptı.

Yazının devamı...