GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Testus dairus

Ahmet TURAN ALTINER

İnsan kanun dairesinde özgürdür

Dikkat!!! Testus bir imtihan biçimi değildir... İmtihan fikriyle ve özellikle 'çoktan seçmeli test' denen sınav biçimiyle 'gırgır' geçmeyi amaçlamaktadır... Testus'taki şıklardan biri mutlaka doğru yanıttır ve

doğru olanı genellikle şıkların en komiğidir... Yanıtlar her Testus 'un altında, göz ucundadır...

Ezcümle, en iyi imtihan testustan beterdir...

E-posta adresi: Altiner@bnet.net.tr

Boşlukları doldurun lütfen... İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi,

Madde I: 'Tüm insanlar özgür, .......... ve haklar bakımından .......... doğarlar.'

Madde V: 'Hiç kimseye .......... yapılamaz; zalimce, insanlık dışı, aşağılatıcı .......... ya da işlem uygulanamaz.'

Madde IX: 'Hiç kimse .......... olarak tutuklanamaz, alıkonamaz ya da .......... edilemez.'

Madde XIX: 'Herkes görüşlerinde ve görüşlerini açıklamada özgürdür. Bu özgürlük, görüşlerinden dolayı .......... edilmeme, ülke sınırları gözetilmeksizin bilgi ve .......... herhangi bir anlatım yoluyla arama, elde etme ve .......... hakkını da içerir.'

Bizim Basın Kanunu anlaşılan İnsan hakları Evrensel Bildirgesi'ni pek 'iplemiyor...' Buyurun şimdi de TC 5680 nolu Basın Kanununa...

Madde 1: 'Basın .......... . Basılmış eserlerle bunların neşri bu kanunda yazılı hükümlere tabidir.'

TC 5681 no.'lu Matbaalar Kanunu,

Madde 1: 'Matbaa kurulması izne bağlı değildir. Ancak bir matbaa açılmadan evvel kurulacağı yerin en büyük mülkiye amirine bir .......... verilir.'

Anlaşılan basın kanun dairesinde özgürdür... Anlaşılan basın ve insan kanun dairesinde özgürdür testusuna buyur ola bu kez de, bilimum dairelere dair...

Aşağıdaki daireleri yazınız lütfen.

1. En gürültücü daire nedir?

2. Varlığından şüphe duyulan daire nedir?

3. Bir türlü bulunmayan daire nedir?

4. En pahalı daire nedir?

5. En sıcak daire hangisidir?

6. Ya, en soğuk daire nedir?

7. Gittikçe dönülen, döndükçe gidilen daire nedir?

8. Genellikle çalıştırılmayan daire nedir?

9. Genellikle çalışmayan daireyi yazınız.

10. İçinden çıkılamayan daireyi anımsadınız mı?

11. Seyircileri kahreden daire hangisidir?

12. En büyük daireyi bildiniz mi?

13. Çıkın Brecht'çi dairenin içinden bakalım...

14. Peki, politikacıların kafasındaki daire nedir?

15. 'Morning morning where are you going?'

16. Orta direk için daire ne olabilir?

17. En muzır daireyi bulabilir misiniz?

18. Fanus içindeki daire nedir acaba?

19. Orta boy daire? ? ?

20. Laz'ın dairesi nedir dersiniz?

Yanıtlar: Önce, giriş yazısındaki boşlukları doldurmaca, sırasıyla: onur; eşit; işkence; ceza; keyfi; sürgün; tedirgin; düşünceleri; yayma; serbesttir; beyanname.

TESTUS Yanıtları:

1) Tef, 2) Uçan daire, 3) Kiralık daire, 4) Kral dairesi, 5) Kazan dairesi, 6) Frigidaire, 7) Devlet dairesi, 8) Mantık dairesi, 9) Kalorifer dairesi, 10) Fasit daire, 11) TRT program dairesi,

12) Ekvator, 13) Kafkas Tebeşir Dairesi, 14) Askerlik Dairesi,

15) 'To my circle,' 16) Mutluluk dairesi, 17) Yengeç Dönencesi,

18) Namus dairesi, 19) Dair,

20) 'Tevri Taim Dulumba Tayiresi'

TESTİ

Vatan millet sakarya...

Milliyetçilik günümüzün en önemli meselesi haline geldi galiba... Milliyetçilik ve vatanseverlik üzerine ünlüler ne demiş; vatan ve millet kavramlarını nasıl yorumlamışlar bakalım...

1Şunu kim demiş ki, 'Vatanseverlik, canlılık dolu bir sorumluluk duygusudur... Milliyetçilik ise kendi çöplüğünde öten budala bir horoz...'

a. Çiftçi Ali Baba

b. Aslan Yürekli Richard

c. Şiire modern dünyanın şiddetini sokmayı denemiş olan İngiliz şairi Richard Aldington

d. Namık Kemal

2'İnsanlar da uluslar gibi davranmaya kalksa, deli gömleği giydirirler,' diyen kim acep?

a. Deli Petro

b. Deli İbrahim

c. Sigmund Freud

d. Tennessee Williams

3 'Millet, ataları hakkında güzel rüyalar ve komşuları hakkında ise ortak nefretler besleyen insanlar topluluğu değil midir,' cümlesini kim yumurtlamış?

a. W.R. Inge (bir Amerikan üniversitesi dekanı)

b. İhsan Doğramacı (bir Türk üniversiteler üstü kurul eski başkanı)

c. Gorbaçov (bir Rus milleti eski başkanı)

d. Teodorakis (bir komşu ülke müzisyeni)

4 'Hindistan coğrafi bir terimdir... Ekvator çizgisinden bile daha birleşik bir devlet sayılmaz...' Hoppala, bunu da kim söylemiş?

a. Mahareşi Maheş Yogi

b. Winston Churchill

c. Karamchand Mahatma Gandhi

d. Krsitof Kolomb

5 'Kendi memleketimiz için büyüklük istemek, komşularımıza karşı kötü niyetimizden kaynaklanır.' Bunu diyen de kim?

a. Komşumuz Fahriye Abla

b. Hafız Esat

c. İsa

d. Voltaire

6 'Ulusal nefret garip bir şeydir. En şiddetli ve en kötüsüne, kültürün en alt derecelerinde rastlanır...' Bunu diyen kim acep?

a. Marie Antoinette

b. Goethe

c. Charles de Gaulle

d. Hiçbiri

7 'Vatan millet edebiyatı bir alçağın son sığınağıdır,' diyen kim kestirebilecek misiniz acep?

a. Ziya Gökalp

b. İngiliz düşünür ve yazarı Samuel Johnson

c. William Shakespeare

d. Napolyon Bonapart

8 Lafa bak, süngüyü tak: 'Gerçek bir ulusal önderin etkili olabilmesi, halkın dikkatinin dağılmasını önleyebilmesine ve tüm dikkati tek bir düşman üzerinde toplayabilmesine bağlıdır!' Kimin ve hangi eserinden, kestirebilecek misiniz?

a. Adolf Hitler, 'Kavgam'

b. Benjamin Constand, 'Adolf'

c. Tolstoy, 'Harp ve Sulh'

d. Georges Sorel, 'Şiddet Üzerine Düşünceler'





Yazının devamı...

Testus Bosforus

Tek yol 'hangi??' Dikkat!!! Testus bir imtihan biçimi değildir... İmtihan fikriyle ve özellikle 'çoktan seçmeli test' denen sınav biçimiyle 'gırgır' geçmeyi amaçlamaktadır... Testus'taki şıklardan biri mutlaka doğru yanıttır ve doğru olanı genellikle şıkların en komiğidir... Yanıtlar her Testus 'un altında, göz ucundadır... Ezcümle, en iyi imtihan testustan beterdir... E-posta adresi: Altiner@bnet.net.tr Sabah gazetesinin 22 Nisan Çarşamba günkü İstanbul ekinde, bir talihsiz haber yayınlandı... Gazete eki, 'İşte Güzergah,' manşeti altında 3'üncü Boğaziçi Köprüsü'nün sır gibi saklanan güzergahını sonunda ele geçirdiklerini söylüyordu... Bununla kalsa iyi, gazete eki haklı çıktıklarını ilan ediyordu, çünkü daha önce iddia etmiş oldukları İstanbul'a tüp geçitin yapılamazlığı, Karayolları tarafından ortaya atıldığı söylenen bu üçüncü köprü tarafından ispat edilmiş oluyordu... Bu mantığı anlayabilmek zordu... Gazete eki Boğaz'a köprü mü yoksa tüp geçit mi tartışmasında talihsizce taraf olmakla kalmıyor, öte yandan teknolojik bir 'ahkam' keserek bir 'şey'in olamayacağı hakkında kendince 'karar' veriyordu... Allahtan bir kaç gün sonra 'Boğaz'a üçüncü köprü' tuzağının dışında da bir şeyler düşünen beyinlere sahip olduğumuz ortaya çıktı... 27 Nisan Pazartesi günkü Yeni Yüzyıl'daki ana haberde Boğaz'da tüp geçit yapılacağı, bu geçidin Yedikule ile Söğütlüçeşme arasında olacağını bildiriyordu... Bu haber doğrudan ulaştırma bakanı Necdet Menzir tarafından veriliyor ve Haziran'da ihaleden bile söz ediyordu... Haberde demiryolunda iki dev projeden söz ediliyor, Boğaz'da tüp geçit ve Tiflis hattıyla İpek Yolu'nun canlanacağı belirtiliyordu... Bakanın ağzından bir dünya projesi müjdesi veriliyordu... THY, Karayolları, Deniz Yolları, Devlet Demir Yolları, Anakent Belediyesi, İller bankası ayrı ayrı projeler üzerinde çalışıyordu ama bugüne değin birlikte düşünülmüş bir çevresel makro plandan söz eden yoktu... En güven verici ses ulaştırma bakanlığından yükseliyor, uzmanlar öncelikle bakanlık nezdinde bir üst koordinasyon birimi oluşturarak, devlet demiryolları, devlet hava limanları gibi ulaştırma bakanlığına bağlı kurumları bir üst birimde toplamayı ve giderek bu eşgüdümü diğer kurumlara da genişletmeyi amaçlıyordu... İstanbul trafiğini güya bir an evvel çözmeye çalışan aceleci 'köprü tuzakçıları'nın tutumundan çok farklı bir bakış açısıyla, olguyu bir dünya projesi olarak gören ulaştırma bakanlığının yaklaşımı son günlerin en dikkat çekici haberiydi... Bu testusu hazırlarken görüşlerine başvurduğum ulaştırma bakanlığı müsteşarı Prof. Dr. Süreyya Yücel Özden ve inşaat mühendisliği zemin mekaniği Prof. Dr. Altay Birand'ın da belirttikleri gibi çevresel bir makro plan gerçekleştirmeden yapılacak herhangi bir proje mevcut sıkışıklığı ve sıkıntıları bırakın çözmeyi, bilhassa artıracak ve hatta pekiştirecekti... Evet, projeler her ölçekte, mahalle, kent, metropol, bölge, ülke ve dünya ölçeğinde ele alınmalı... Ve 'tek yol bir makro rüya' olarak Türk halkıyla paylaşılmalı kıtalararası trafik sorunumuz testusuna buyur ola bu kez de... 1. ABD'yi Kanada'dan Kuzey Amerika'nın büyük gölleri ve St.Lawrence nehri ayırır... Feribot seferlerinin dışında onlarca köprüyle bağlanır bu iki devlet... Oralarda vaktiyle kurulmuş her köprü ilk zamanlar trafik sorununu çözer gibi oluyor ama sonra yeni bir köprü gereksinimi daha doğuruyormuş... Niçin? a. Çünkü her köprüden sonra köprü ayakları etrafındaki araziler acayip değerleniyor; yeni yapılaşmalar oluyor; yeni yeni insanlar buralara doluyor; bölgenin nüfusu biraz daha artıyor; zincirleme şekilde trafik sıkışmaya devam ediyor ve yeni bir köprü, yeni bir köprü diye yalvarılacak bir ortam yeniden oluşuyormuş... b. Köprülerin genişliğinin ne olması gerektiğini hesap edemeyen mühendisler iş başındaymış... Hep dar köprüler köprüler yapmışlar. Bu da sorunu bir türlü çözememiş... c. Köprü hoş 'olay'dır, dünyada herkes birbiriyle köprüler kurmaya çalışır... d. Hepsi 2. Köprünün değil de tüp geçidin daha yararlı olacağı konusunda pek çok uzman birleşiyor... Niçin? a. Kullanılmayan bir alanın yani yer altının ve deniz altının işlevsel olarak kullanımını sağlar... b. Tüp geçit arsa spekülasyonuna neden olmaz... c. Çevre yolları yüzünden mevcut bina stok'unun istimlakına ve orman katliamına neden olmaz. d. Asma köprüler estetik açıdan kentte sorun yaratırken tüp geçit yaratmaz... e. Hepsi 3. Peki Boğaz köprülerinden bugüne değin en çok kimler yararlandı? a. Şehir halkı b. Köprü altı çocukları c. Köprü ayıları ve dayıları d. O dönemin rüşvetengiz politikacıları ve destekledikleri arsa spekülatörleri Köprü hoş 'olay'dır... Dünyada herkes birbiriyle köprüler kurmaya çalışır... Fakat makro düzeyde planlama yapılmazsa her köprü yeni bir merkezleşme ve dolayısıyla sıkışma yaratır... Büyük ve özellikle asma köprüler kent içi trafik bağlantısı olmak yerine 'interstate' yani eyaletler arası işlev görmelidir... Amerikalıların koyduğu bir kural var: 'Yersel sıkışmalar teknolojiyle çözülemez...' Yani, yol sıkıştı, bir yol daha açalım veya, köprüde sıkışıklık oluyor bir köprü daha yapalım demekle olmaz... Geçmişi düşünürsek, İstanbul'un batısında önce sahil yolu vardı, sonra Londra Asfaltı, sonra E-5, sonra TEM... Yakında bir yol daha gelecek... Sıkışırlarsa bir yol daha yapacaklar... Orası da dolacak, röfüjlerde yeni gecekondular oluşacak... Yeni yol veya yeni köprü tuzağı bu... 4. Yaklaşık iki kilometre açıklıkla (1991 metre) dünyanın en uzun asma köprüsü hangisi? a. Japonya'da Kobe-Naruto b. ABD'de Mackinac c. Danimarka'da Halsskov-Sprogoe d. Fatih Sultan Mehmet 5. 1988'de hizmete giren Fatih Sultan Mehmet Köprüsü 1090 metre açıklık geçiyor... Peki, 1973'te hizmete girmiş olan Boğaziçi Köprüsü'nün kaç metre geçtiğini kestirebilir misiniz? a. 1074 metre b. 999 metre c. 666 metre d. 888 metre 6. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün proje hizmetlerini İngilizler yapmış... Peki ya inşaatını? a. Yine İngilizler b. Almanlar c. ABD'liler d. Japonlar 7. Fatih Sultan Mehmet köprüsü Anadolu yakasında Kavacık ile Rumeli yakasında Hisarüstü arasında... Peki, bu köprünün yarattığı azman semtler hangileri? a. Fatih b. Sultan Çiftliği c. Kemerburgaz d. Ümraniye 8. Boğaziçi köprüsünün projesi yine İngilizlere ait... Peki, ilk kez kimler yapmıştı köprüyü? a. Tabii ki Japon kardeşlerimiz b. İngilizler c. Almanlar d. İngiliz ve Alman şirketleri konsorsiyumu 9. Boğaz'da köprü yapma fikri çok eskiye dayanır... Boğaz'a köprüyü ilk kim gerçekleştirmiş? a. Leonardo da Vinci 1503'te dönemin Osmanlı padişahı II. Bayezıd'a bir mektupla başvurarak Haliç üzerinde bir köprü yapmayı, eğer istenirse bu köprüyü Boğaz üzerinden Anadolu'ya da uzatmayı önermiş... b. Milattan önce altıncı yüzyılda hüküm süren Pers Kralı I. Daryus zamanında Mimar Mandrokles gemileri ve salları yanyana dizip birbirine bağlayarak bir köprü oluşturmuşmuş... c. Sultan Abdülhamit zamanında Hamidiye adlı bir proje gerçekleştirilmişse de bundan vaz geçilmiş... d. Müteşebbis Nuri Demirağ'ın 1931'de başlattığı köprü fikri 1973'te Süleyman Demirel tarafından gerçekleştirilmiş. 10. Boğaziçi köprüsü İstanbul'u nereden nereye bağlar? a. Ortaköy'ü Beylerbeyi'ne b. Londra'yı Basra Körfezi'ne c. Münih'i Mardin'e d. Mars'ı Kars'a Makro ölçekte düşünmeliyiz... Unutmayın ki artık 'ülkekent' kavramı doğmuş durumda dünyada... Örneğin Japonya yüzde seksen dağlık alanlardan oluşan topoğrafyası nedeniyle bütün kentlerini kıyıya toplamış bir 'ülkekent' görünümünde... Diğer taraftan ABD'de Boston - New York - Washington birleşerek 650 kilometre uzunluğunda 60 milyon nüfuslu BOSNYWASH 'ülkekent'ini oluşturmuş durumda... İzmit körfezini katedecek bağlantının tamamlanmasından sonra, İstanbul ve Ankara'nın da Bursa ve Eskişehir'i kapsayarak

Yazının devamı...

Testus düsükus

Donu düşük Don Kişot Mendilim köşe köşe, sizden bize kim düşe? Bir düşük bebek, bir düşük insan, bir düşük ücret, bir düşük kriter düşe... İçime bir kurt düştü birader, eşekten düşmekten beter... Elden ayaktan mı düşmüşsün??? Düşmeye gör, bir tekme de sen vur düşene... Düşüyorum, düşüyorum, düşüyorum, düşüyorum... Düüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüüş tümm!! Eskiden bir düştüm, şimdi ise süngüsü düşmüş Don Kişot... Düşmüşler, pişmişler testusuna buyur ola, hayır ola bir düşük mü var bu defa da? Dikkat!!! Testus ve Testi imtihan biçimleri değildir... İmtihan fikriyle ve özellikle 'çoktan seçmeli test' denen sınav biçimiyle 'gırgır' geçmeyi amaçlamaktadırlar... Testus ve Testi'deki şıklardan biri mutlaka doğru yanıttır ve doğru olanı genellikle şıkların en komiğidir... Yanıtlar her Testus ve Testi'nin altında, göz ucundadır... Ezcümle, en iyi imtihan testustan beterdir... E-posta adresi: Altiner@bnet.net.tr 1 Bu rekoru Guinness Rekorlar Kitabı'nda bulamazsınız. 26 Şubat 1656'da vuku bulan Vakayı Vakvakiye adlı kanlı ayaklanma sırasında Zurnazen Mustafa Paşa sadrazamlığa tayin edilmiş ve hemen sonra da azledilmiş. Bu iktidardan düşme rekorunun kesin süresini tayin edebilir misiniz? a. Tam yirmi dört saat b. İki gün iki gece c. Bir hafta d. Dört saat 2 Ahmet Cevdet Paşa'nın 'Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa' adlı İslam tarihi kitabına göre, Adem cennetten kovulunca Serendip adlı bir adaya düşmüşmüş... Bu ilk düşüşün vuku bulduğu ada nerede acaba? a. İstanbul Adalar Belediyesi b. Sri Lanka c. Gemilerde serenin dibi d. Bebek ile Rumelihisarı arasında Robert Kolej 3 'Düşük kelle taşı' nerede biiyor musunuz? Cellat Çeşmesi denen, imparatorluk zamanında cellatların kanlı baltalarını yıkadıkları çeşmenin yanında, üzerinde düşürülmüş kafaların teşhir edildiği ve 'siyaset taşı' da denen bir taş bulunur... Bu taş tabii ki İstanbul'da, ama neresinde? a. Boğazkesen'de b. Selamsız'da c. Topkapı Sarayı'nın girişinde d. İstanbul Anakent Belediye Başkanlığında 4 Biraz da düşük fantezisi. Türkiye'de hukuken en az yaşamış kişi kimdir? a. Minibüs muavini b. 'Rahmetli de sollamıştı...' c. Bebe Ruhi d. Düşük cenin 5 Bilin bakalım... a. En düşük ücret nedir? b. En düşük fiyatlı eser nedir? c. En düşük iktidar nedir? d. En düşük cümle nedir? e. Maliyeti en düşük şey? f. En düşük göl? g. En düşük memleket? VAKVAK TESTİ Miyavvv vak vak cik cik cik Glu glu gak gak hav hav hav 'İnsan en aptal hayvandır... Hiçbir hayvan doğal çevresini tahrip etmez, insan tahripkarlıkta birincidir... İnsanlar gerçekleri anlamaya muktedir değildir!!! O müthiş insan kavramlarının altında yatan sadece yemek yemek ve seks dürtüsü... Öğretildiği ve öğrettiği, verimli olmak, çoğalmak, dünyayı ele geçirmek ve kıyasıya tüketmek... Onu yönlendiren en önemli iki şey, uygun fırsatları ve aşk illüzyonları...' Böyle diyor ünlü Avusturyalı zoolog Konrad Lorenz... Ve insan, hayvanları kendindeki tüketici ve mahvedici özelliklerden hareket ederek ölçmeye çalışıyor, diyor Konrad... Aslında insanların ölçtükleri hayvanlar değil, kendi kendileri... İbret olsun diye, hayvan mı daha aptal, insan mı testine buyur ola bu defa... 1 İrene Pepperberg adlı bir Amerikalı bilgin, Chicago Northwestern Üniversitesi'nde bir hayvanı bütün hayvan yetiştirici bilginlerden daha ilginç bir biçimde yetiştirmiş. Sonuç mükemmel deniyor. (A...) adındaki bu hayvan, 30 farklı eşyayı ayırt edebiliyor ve isimlerini söylüyormuş... Altıya kadar sayı da sayabiliyormuş... Sizce (A...) aşağıdakiler arasında hangi hayvandır? a. Aslan Kral b. Ayı Yogi c. Alex adlı bir papağan d. 'Alligator' timsah 2 Böceklerin zekası kıt mıdır??? Hiç de değil. Peygamber devesi de denen 'Mantis' böcekleri çiftleşmeden önce dişilerine yiyecek hediye ederlermiş... Neden? a. Aç Mantis oynamaz. b. Dişi Mantis doyar doymaz uyur, erkek Mantis de zamparalığa çıkarmış... c. Dişisi kendisini çatır çutur yemesin diye... d. Hepsi 3 Kargaların zekasını ilk küçümseyen La Fontaine olmuştur: Kurnaz tilki, ses sanatçısı kargayı kandırır ve ağzından peyniri kapar. Çocuk şarkılarında, 'Şu karga ne budala;' büyük büyüğe konuşurken 'bu söze kargalar bile güler,' deriz. Halbuki yapılan saydırma deneylerinde en çok sayabilen hayvan karga çıkmış. Kaça kadar dersiniz? a. Gak b. Gak gak c. Gak gak gak gak d. Gak gak gak gak gak gak gak gak 4 Ördek yavrularının annesi diye tanınan ünlü zoolog Konrad Lorenz'e 1973 Nobel ödülünü kazandırmış çok ilginç bir buluş var... Yumurtadan çıktıktan hemen sonra anneleri yerine başka bir nesne annelik taslarsa hemen ona bağlanıyormuş ördek yavruları... Örneğin bu nesne bir insan da olabiliyormuş, bir robot da. Ördek yavruları büyüyünce de yutturmaca annenin türünden yaratıklarla cinsel ilişkiye geçmek istiyorlarmış... Bu olguya 'imprinting' adını vermişler... Türkçesi ne acaba? a. 'Enter'a basma b. Basımlama c. 'Ana-loji' d. Hiçbiri 5 İnsanlarda çok sık rastlanan bir davranış olan 'üsttekine boyun eğme, alttakini ezme' hayvanlarda da gözlemlenmiş. Nasıl müdüründen fırça yiyen bir memur gidip astına fırça atıyorsa, horozdan bezen tavuk da civciv gagalarmış. Büyük balıktan zor bela kaçan küçük balık çareyi dipteki kumları eşelemekte bulurmuş. Buna Almanca'da 'radfahrer' hareketi deniyormuş. Türkçesi ne acaba? a. 'Bisiklet sürücüsü' hareketi b. 'Aşağı sakal yukarı bıyık tükürme' hareketi c. 'Körle yatıp kalkamama' hareketi d. 'Büyüklerini saymak küçüklerini sevmek' hareketi 6 Canlılardaki zekanın duyularla ve her duyuyu aktive eden özel enerjiyle ilgili olduğu kabul edilmektedir. Bilindiği gibi, canlıların avlanacakları, göçecekleri, yuvalarına dönecekleri yolları bulma duyuları ilginç örneklerle dolu. Örneğin bir tür canlı, yönünü güneşin morötesi ve polarize ışınlarına göre buluyormuş. Kim bu morötesiyle yol bulan tür acaba??? a. Kurt köpeği b. Eşek arısı c. Ayı balığı d. Atlı karınca TESTİ yanıtları: 1) c, 2) c, 3) d, 4) b, 5) a, 6) d

Yazının devamı...

Temel eğitimde toplam kalite dizisi - 2

Gündelik yaşamı yaratıcılıkla paylaşmanın adı YAŞAMASANATI TESTUS TESTİ Dikkat!!! Testus ve Testi imtihan biçimleri değildir... İmtihan fikriyle ve özellikle 'çoktan seçmeli test' denen sınav biçimiyle 'gırgır' geçmeyi amaçlamaktadırlar... Testus ve Testi'deki şıklardan biri mutlaka doğru yanıttır ve doğru olanı genellikle şıkların en komiğidir... Yanıtlar her Testus ve Testi'nin altında, göz ucundadır... Ezcümle, en iyi imtihan testustan beterdir... E-posta adresi: Altiner@bnet.net.tr Okurlarım bana sürekli soruyor... 'Merak ediyoruz... Sizi izliyoruz... Yazarlığınız dışında yaklaşık on yıldır yerleştirmeye çalıştığınız ve iki yıldır üniversitede dersini vermeğe başladığınız yaşamasanatı kavramı nedir?' Ben de toplam kalite dizisine başlamışken bu haftanın testusunda yaşamasanatına değineceğim... Gerçekte, yok olan aristokrasiye öykünme gayreti olarak önce Paris'te ortaya çıkmıştı bu kavram... Zaman içinde birkaç Fransız ve Alman yazarının ilgisini çekti... ABD gibi geçmişi olmayan ülkelerde ise aristokrasiye değil Zen Budizmi'ne öykünme tıtkusu olarak revaç buldu... Ben bu kavrama yeni bir tarif getirdim... Yaşamasanatı gündelik yaşamı yaratıcılıkla paylaşma sanatıdır... Gördüğünüz gibi, 'yaşama' ile 'sanat'ın iç içeliğini vurgulamak için de bu iki sözcüğü birleştirerek yazıyorum... Ve de dünyada ilk kez bu kavramı bir ders, üniversiter bir ders haline getirdim... Binlerce yıllık kültürümüzden kaynaklandırdığım yaşamasanatının rengarenk estetiği içinde küçük bir gezinti yapmaya buyur ola bu kez de... 1. Bunu kim demiş, kestirebilecek misiniz acep? 'Biz sanatın yaşama ile ilgisini hiçbir zaman kuramadık. Romanın trende, vapurda hoş vakit geçirmek için okunabileceğini; resmin yapı sanatının bir parçası olduğunu kestiremedik. Sanata hep havada anlamlar verdik. Sanatın, taze balık yemek, iyi süt içmek gibi gerçek bir ihtiyaçtan doğduğunu kavrayamadık...' a. Halikarnas Balıkçısı b. Sütçü İmam c. Atıf Kaptan d. Oktay Rifat 2. Bir de yabancıdan dinleyelim... Bu olağanüstü hoş sözleri kim demiş? 'Herkes hiç olmazsa her gün küçük bir şarkı dinleyebilmeli, güzel bir şiir okuyabilmeli, hoş bir resme bakabilmeli ve eğer mümkünse birkaç mantıklı laf edebilmeli.' a. Mantıkla duyguları birbirinden ayırma anlayışına karşı çıkmış bütün ozanlar b. Mantığın temeli Aristo c. André Maurois d. Johann Wolfgang von Goethe 3. Pekiii, yaşamasanatı ne değildir? a. 'Sadece yaşamak' bir sanat değildir... Sadece yaşamak hayatta kalabilmekten ibarettir... b. Köhne Batı aristokrasisinin oturup kalkma, çatal bıçak kullanma biçimlerini uygulamaya çabalayarak 'sınıf atlamaya çalışmak' hiç değildir... c. Batıda bile artık alay konusu olan, bizde nedense görgü kuralları diye yutturulmaya çalışılan 'etiket' veya 'adabı muaşeret'i şirketlerin elemanlarına allayıp pullayıp yutturmaya çalışmak ise 'hiiiiiç' değildir.... d. Hepsi hiçbiri 4. 'Taranta Babu'ya Beşinci Mektup' şiirinde şu dizeler çarpar yüreğimizde... 'YAŞAMAK Yaşamak: birer birer ve hep beraber ipekli bir kumaş dokur gibi... hep bir ağızdan sevinçli bir destan okur gibi YAŞAMAK' Hangi yazarımız? a. Ahmet Altan b. Orhan Veli Kanık c. Nazım Hikmet Ran d. Sait Faik Abasıyanık 5. Yaşamasanatının esası 'farkındalık' kavramına dayanır... Bana göre farkındalık 'sürekli bugün' demektir... Nazım Hikmet 'farkındalık' kavramını bir şiirinde şöyle kullanıyor... Şiirin adını kestirebilecek misiniz? 'Başım köpük köpük bulut, İçim dışım deniz, Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkında, Budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz... Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında... ... ...' a. Yaşamasanatı b. Yaşamak c. Farkındalık d. Ceviz Ağacı 6. Gündelik yaşamda 'farkındalık' nedir? a. Banu Alkan'ın gittiği 'leydi' okulunun hayalini görmek b. Hem para babası olup hem Versace giyinip hem de şık olamadığının farkına varmış olmak c. 'Geleneksel Türk evi'nin hiçbir zaman dere yatağına inşa edilmediğinin farkında olmayıp en zengin muhitlerde bile dere yatağına kondurulan şatafatlı kaşaneleri yağmurun insafına terk etmek... d. Hiçbiri 7. Yaşamasanatı dersi dünyada ilk kez hangi üniversite, fakülte veya bölümde, uluslararası nitelikte kabul edilmiş bir program çerçevesinde, 1996- 97 ders yılında tarafımca 'Yaşamasanatı - I' olarak verilmeye başlandı??? Not: 1997 - 1998 ders yılında buna bir de 'Yaşamasanatı- II' dersi eklendi... a. Gündelik Yaşam Üniversitesi b. Dartmouth College Mimarlık Fakültesi c. Unilever Türk Profesyonel Ürünler Bölümü d. Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi TESTUS yanıtları: 1) d, 2) d, 3) d, 4) c, 5) d, 6) d, 7) d TESTİ Büyükbaşa küçük fıkralar Sessiz çoğunluk hep fıkrayla ferahlamış... Defansını fıkralarla yapmış... Gardını fıkralarla almış... Ters gelen mantığa karşı Temel; hasisliğe karşı Yahudi; dinsel baskıya karşı Bektaşi; güç durumlara karşı Nasrettin; ahmaklığa karşı Habenneka; mübalağaya karşı avcı ya da Acem Meşhedi fıkraları... Ve daha neler nelerle... Bilumum hayvanlarla... Kimlerle... Ne yaratıcı tiplerle... Bir de politikacılara karşı çıkartılan fıkralar var... Ama son günlerde politikacılarımız buna karşı sanki kontratakta... Darbe ihtimaline karşı fıkra darbesi yapmaktalar... Demirel, Baykal, Mesut Yılmaz ve hemen hepsi... Ama biz gelelim gene, politikacıyla 'gırgır geçen' fıkralara... Bu çeşit fıkraların özü ise politikanın kapalı devresinden başını kaldırdıkça gaf üstüne pot kıran başkanlar, başbakanlar testimize buyur ola bu kez de... her ülke layik olduğu şekilde yönetilir de neden her yönetici için layik olduğu fıkra üretilemesin ki... 1. 'Aklıma bir fikir geldi,' deyince kabinedeki arkadaşları 'Yok yahu, kim geldi,' diye gülmeye başlamışlar...' Kimdi??? a. Yıldırım Aktuna b. Fıkradan ve Türkçeden muaf Tansu Çiller c. Margaret Thatcher d. Yıldırım Akbulut 2. Aynı anda iki işi birden yapamaz, yürürken sakız çiğneyemez diyorlarmış... Uçaktan ağzında cikletiyle inerken bir de el sallamaya kalkınca merdivenden yuvarlanmış. Kimmiş? a. Yıldırım Akbush b. Gerald Ford c. Bill Clindon d. Jimmy Carter 3. Bir zamanlar hakkında yaratılan fıkra sayısı bakımından şampiyon sayılabilecek bir politikacıyla ilgili bir fıkracık: Yabancı devlet başkanlarıyla birlikte katıldığı uzay gezisinde samanyolu galaksisinde inmek istemişmiş... Kimmiş? a. Kenan Evren nam-ı diğer Mustafa Kamil Zorti b. Cevdet Sunay c. General Pinochet d. ? 4. ABD'nin üçüncü dünya harbine büyük katkısı olacaktır ünlü gafının sahibi kimdir? a. Tansoo Chiller b. Yeltsin c. Ronald Reagan Alzheimer d. Richard Nixon Watergate 5. Gaflarıyla ünlü bir şansölye Gorbaçov'u Hitler'in halkla ilişkiler uzmanı Goebbels'e benzetmiş... Bu şansölye kimmiş? a. Blitz Weisswolke b. Helmut Kohl Lebensraum c. Kurt Waldheim d. Richard Weizsacker 6. Latin Amerika ülkelerine yaptığı ziyarette vaktiyle Latince öğrenenemiş olmasına çok üzülmüş olan ABD başkan yardımcısının adı neymiş? a. Al Gore b. Dan Quayle c. Oliver North d. Lyndon Johnson 7. Mesut Yılmaz ile Kristof Kolomb arasında ne alaka var diye sormuşlar... Kel alaka? a. İkisi de yola çıkarken nereye gideceklerini bilmiyorlarmış.... b. İkisi de vardıkları yerin neresi olduğunu bilmiyorlarmış... c. İkisi de döndüklerinde nereye kadar gitmiş olduklarından habersizlermiş... d. Biri Almanya'nın genişleme sahasını keşfetmek üzere karada, diğeri Hint Adalarını keşfetmek üzere denizde 'amok' koşuculuğu yapmışlar... e. Hepsi veya hiçbiri TESTİ yanıtları: 1) d, 2) b, 3) d, 4) c, 5) b, 6) b, 7) e

Yazının devamı...

Temel eğitimde toplam kalite dizisi - 1

TESTUS TESTİ Dikkat!!! Ne 'testus' da 'testi' de bir imtihan biçimi değildir... İmtihan fikriyle ve özellikle 'çoktan seçmeli test' denen sınav biçimiyle 'gırgır' geçmeyi amaçlamaktadırlar... Testus ve testi'deki şıklardan biri mutlaka doğru yanıttır ve doğru olanı genellikle şıkların en komiğidir.... Yanıtlar her testus ve testinin altında, göz ucundadır... Ezcümle, en iyi imtihan testustan beterdir... Genç yaşlı herkese öneriyorum.. Yazmaya hemen başlayabileceğiniz bir kitap var: 'En Güzel Aşk Mektupları...' Bu kitapta en güzel aşk mektuplarından örnekler sunabilirsiniz... Çoğu sizin kendi mektuplarınız olabilir, aşk mektuplarının bir özelliği şu veya bu şekilde mutlaka ortaya çıkmak istemeleridir... Sonra ikinci kitap takip edecektir... 'Aşk Mektubu Nasıl Yazılır' adlı kitabı yazabilirsiniz, ha gayret... Yaratıverdiniz bir 'best-seller' daha... Üçüncü kitap kaçınılmaz olacaktır artık... 'İş Mektuplarını Aşk Mektubu Yazmak İçin Coğrafya ve Tarih Öğrenin' olabilir üçüncü kitabın başlığı... Neden mi??? Çok okumayan bir toplum olduğumuz daha akla yatıyor da yazmadığımıza inanmıyorum... Osmanlı İmparatorluğu'nun en önemli özelliklerinden biri her konunun zapta geçirilmiş olması değil miydi?.. İçinden çıkılamayacak duruma gelmiş devlet arşivlerimiz okunmamış milyonlarca sayfadan oluşur... Neden okumuyoruz dersiniz... Bence iyi yazmadığımızdandır... İş mektuplarımızı aşk mektubu gibi yazsak eminim her işimiz düzelecektir... Çünkü biz Türkler bülbül sesi dinlemeye bayılırız... En güzel yazılarımız aşk mektuplarımızdır... İsterseniz bir düşünün son yazdığınız aşk mektubunu... Nasıl ilan-aşk ettiğinizi, kalbinizin gücünü nasıl ispata çalıştığınızı, sevgiliye duyduğunuz özlemi, birlikteliğinizin hatıralarını, 'daima seninim,' diye biten sözlerinizi... Hatırlayın canım, örneğin 'e-postada' daha dün neler paralamıştınız diyerek, buyur ola aşk mektubu testusuna bu kez de... Peki, aşk mektubuyla coğrafyanın tarihin ne ilgisi var, diyeceksiniz... Coğrafya bilmeden, tarih bilmeden ne şiir döktürebilirsiniz ne de aşk mektubu, bence... Haa, bir göz gezdirin lütfen, bu haftanın 'TESTİ'si, coğrafya üzerine... 1. Aşkta şüphecilik olur mu... Olurrrr. Gerçekçilik? Eh o da olur... Aşağıdaki satırlar kimin acep??? 1872 ve 1970 arasında yaşamış (şüpheciliği onu uzun yaşatmış zahir, 98 yaşında öldü) çok çok ünlü bir İngiliz tarafından sevgilisi Ottoline Morell'e yazılmış... 'Seni sevdiğimi sana söylediğimde anladım ancak... Önce, 'Aman Allahım neler söylüyorum ben,' dedim... İşte o zaman anladım seni sevdiğimin gerçek olduğunu?' a. İngiltere krallığından feragat eden delikanlı kral II. Edward b. Aşıkların ve ihanetlerin yol göstericisi büyük Shakespeare c. Diana'sının kıymetini bilmeyen Prens Charles d. Filozof ve matematikçi Bertrand Russell 2. İngilizleri soğuk nevale bilirdik... Oysa bakın, nasıl yanılmışım... 1833 ve 1897 arasında yaşamış bu İngiliz dahisi bakın ne demiş mektubunda sevgilisi Ellen Terry'ye... 'Seni ruh dolusu, vucut dolusu seviyorum... Düzenli ve düzensiz şekilde aşığım sana... Bir kadının sevilebileceği her şekilde...' a. 'Büyük Umutlar'ın yazarı Charles Dickens b. 'Dorian Gray'ın Portresi'nin yazarı büyük aşık Oscar Wilde c. 'Lord Jim'in yazarı aslen Polonyalı İngiliz yazar Joseph Conrad d. 'My Fair Lady'nin yazarı George Bernard Shaw 3. Aşağıda duyacağınız sözler, inanın veya inanmayın, dünyaya hükmetmiş koskoca bir imparatorun kaleminden çıkmış... Josephine adlı sevgilisine... Kim bu muktedir? '... Yalvarırım birkaç hatanı göreyim... Yalvarırım, daha az güzel görün... Daha az zarif... Daha az nazik... Daha az iyi ol...' a. Kanuni Sultan Muhteşem Süleyman b. Napolyon Bonapart c. Germen imparatoru 2nci Joseph d. Büyük İskender 4. Unutmayalım, seven kadınlar da aşk mektubu yazar... Hem de ne biçim yazar... Bu mektubu Simone adlı biri yazmış... Yanıtı mektuptan çıkarın... Çifte kumruları kestirebilecek misiniz? 'Sevgilim, hiç bir zaman Les Vikings'deki gecemiz kadar aşkını böyle güçlü hissetmemiştim... Yazılarımı rahat yazabilen bir yazar olsaydım seni ne kadar çok sevdiğimi ve ne kadar mutlu olduğumu sayfalar sayfalar dolusu döktürüp gönderirdim... Ama diyorum ki hiç olmazsa o da benim gibi hissetti, öyle değil mi, benim küçük adamım... Yüz adet buse gönderiyorum... Hepsi aynı mesajla dolu...' a. Simone Signoret'den Yves Montand'a b. Balerin Simone Kirsten'den balet Nureyev'e c. Simone de Beauvoir'dan Jean Paul Sartre'a d. Simone Schwartz-Bart'tan André Schwartz-Bart'a 5. Hatıralar faslından... Margaret hatıralarında kocasıyla parlamento binasının amfiteatr biçimindeki basamaklarında seviştiğini yazmıştı... 'Billary'nin kulakları çınlasın... 20nci yüzyılın büyük çılgınlarından sayılan Margaret evliyken Mick Jagger adlı müthiş müzisyenle birlikte olmuştu... Margaret'in kocasının adını ve statüsünü hatırlayabilecek misiniz? a. İtalya başbakanı Fanfani b. Ürdün Kralı Hüseyin c. Kanada başbakanı Jean Jacques Trudeau d. Hindistan'ın son İngiliz valisi Lord Mountbatten 6. Aşkın sağı solu var mı? Yazdığı olağanüstü romantik aşk mektuplarıyla bilinen bir Alman kadın devrimci vardı... 1870 ve 1919 arasında yaşadı... Bir ayaklanmada yakalanarak kurşuna dizildi ve cesedi bir kanala atıldı... Mektupları bir kitap olarak basıldı, 1987'de filmi yapıldı... Kestirebilecek misiniz kimdi? a. Anna Karenina b. Alexandra Kollontai c. Rosa Luxembourg d. Anais Nin 7. 'Hamidin sana kurban ola. Sana bend olmuş bir kulunum. Sana teslimim. Bu gece gel. Niyazımdır. Vallahi sebebi illetim ve belki fevtim (hastalık ve ölüm sebebi) olursun. Ayağın altına yüzüm, gözüm sürerek rica ederim. Kendimi zapt edemiyorum...' İşte abartılmış vaatlerle tutuşturulmuş bir mektup örneği... Mektupta kim kimin için kurban oluyor dersiniz? a. Şair Abdülhak Hamit, Matmazel Eleni için b. Eski milletvekillerinden Hamido, manikürcü Zeynep için c. Güreşçi Hamit Kaplan, Benli Belkıs için d. Padişah I. Abdülhamit, Ruhşah Kadın için TESTUS yanıtları: 1) d, 2) d, 3) b, 4)c, 5) c, 6) c, 7) d TESTİ İsim, şehir, dağ, nehir Hani çocukken çok sevdiğimiz bir oyun vardır: coğrafya oyunu ya da aynı harfle başlayan isim, şehir, dağ, nehir, deniz, bitki, hayvan, ülke... Eğer 'z' ile başlanacaksa mesela, Zeki, Zara, Zağros Dağı, Zap Suyu, zambak, zürafa, Zaire ve saire ve saire ve saire... Oyun oynamaya bu denli buyur eder de kendini, değil midir en büyük okul korkularından biri 'coğrafya'dan kalmak... 'Coğrafya ne demek? / Beyhude emek / Brezilya'da pirinç / Bana ne gerek???' Buna karşı da 'Tarihsiz coğrafya / Coğrafyasız tarih olmaz / Sulanan çiçekler solmaz / Olmaz olmaz deme / Olmaz olmaz...' Coğrafya tarihsiz değil ama galiba biraz talihsiz... Bilimlerin anası coğrafyaya üvey anne muamelesi yapılmıyor mu??? Aşkınızın coğrafyası bozulmadan çabucak buyur ola bu kez de tırıvırı mırıvırı coğrafya sorularıyla oynamaya... 1. Pasifik Okyanusu'ndaki Kanarya Adaları hangi hayvandan almış adlarını? a. Tabii ki kanaryadan b. Kartaldan c. Aslandan d. Köpeklerden... Latincesi 'Insularis Canaria.' Köpekler Adası demek... 2. Avrupa'daki yüz yıl savaşları kaç yıl sürmüştü? a. Tabii ki yüz yıl b. Bin yıl c. Bilemedin bir kaç yüz yıl d. 116 yıl... 1337'den 1453'e 3. Peki Otuz Yıl Savaşları kaç yıl sürmüştü? a. Tabii ki otuz yıl... 1618'den 1648'e b. Otuz bir yıl c. Bilemedin otuz kırk yıl d. Hiç biri... Böyle bir savaş mı vardı? 4. Maveraünnehir nereye dökülür? a. Cennete b. Basra Körfezi'ne c. Ölü Deniz'e d. Böyle bir nehir yok... Nehir ötesi demek... 'Ece Ayhan'ın 'Meçhul Öğrenci Anıtı' şiirindeki, 'Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine...' 5. Atlas Okyanusu'nda bulunan Bermuda ülkesi, şeytanı ve üçgeninin dışında nesiyle ünlüdür? a. Melekleriyle b. Büyücüleriyle c. Uzunluğuyla d. Şortuyla 6. Panama şapkası nerede üretilir? a. Tabii ki Pan

Yazının devamı...

Testus zartus

Hayrola Sayın Mozart, nerden böyle? Gazetelere göre Ankara'da hükümetin ekonomik politikaları ve enflasyonla mücadele programını tartışmaya açan ANAP Meclis Grubu'nun 10 Mart 1998 tarihli toplantısı 'sağırlar diyaloğu' şeklinde geçmiş... Nasıl mı??? Birbirlerinin icraatını güya eleştirirken gerçekte 'malumatfuruş'luk taslayarak... Üstelik söyledikleri incir çekirdeğini dolduracak ağırlıkta bile değilken... Üstelik cehalet 'faş' ederek... Bu malumatfuruşluk toplantı sonrası gazetecilerle konuşmalarda da devam etmiş... İstanbul milletvekili İlhan Kesici hükümetin ekonomi politikalarına 'ver yansın' ederken 'Düyunu umumiye'den beri bu kadar kötü yönetilmedik demiş... Devlet bakanı Işın Çelebi ise, bugün 'düyun-u umumi'den sözetmek bilgisizliktir demiş... Işın Çelebi, Güneş Taner'i kastederek, güneş'in batışını seviyorum, demiş... Güneş Taner de, güneş olmadan ışın olmaz, diye karşılık vermiş... Güneş Taner kendisini eleştirenlere cevaben, Mozart da bir dâhiydi ama o da eleştiriliyordu, demiş... Kendisini Mozart'a mı benzettiğini soran gazetecilere, 'Mozart dâhi bir insandır ve sağırdır. Ben ne sağırım ne dâhiyim,' diye dil sürçmesi olarak adlandırılamayacak şekilde açık seçik yanıt vermiş... 'Sittinsene'lik sağır dahi Beethoven'le otuz beşlik afacan dâhi Mozart'ı karıştırma gafını daha sonra nasıl düzeltmişse düzeltmiş de, bizde ve dünyada politikacıların 'lebensraum' gibi, 'amok' gibi malumatfuruş edebiyata rağbet ettiği bu dönemde, uluslararası espiri boyutu kazanmanın sınırından harika bir şekilde dönmüşüz... Doğru bilgi önemli bir ayrıntı sayılmayacaksa dehaları 'kendilerinden menkul' politikacılarımız neden malumatfuruşluk taslıyor acaba diye tefekküre dalmışken... Bu kez de İnternet'te karşıma yine Mozart çıkmasın mı??? Mozart Etkisi adlı haberde ABD'de hastanelerde Mozart dinletilen sinir hastalarının daha kısa zamanda iyileştiği söyleniyor... Hemen ardından, Hürriyet'te yayınlanan bir haberde Çevik Kuvvet polislerine Mozart ve Beethoven müziği dinletileceği haberi çıktı... Siyasetimiz ve devletimizdeki bu Mozart'laşma ve Beethoven'leşmeyi sevinçle karşılayarak, da da da daaaaa... Not: Bu kez bir ilave testus var, bu giriş yazısında 'tırnak' içine aldığım sözcük ve ifadelerin ne anlama geldiği hakkında... Adı 'TESTİ...' Politikacılarımızın da temel eğitime gereksinimi olduğunu düşünüp 'TESTİ'yi onlara ithaf ediyorum!!! 1Kendisini harika çocuk Mozart'la karşılaştıran Güneş Taner'in esas mesleği nedir? a. Müzikolog b. Kulak burun boğaz mütehassısı c. Enflasyon mütehassısı d. İnşaat mühendisi 2Son günlerde gündenimize girmiş olan Mozart'ın 35 yaşında öldüğünde kaç senfonisi vardı? a. 10 b. 9 c. 41 d. Bazıları numaralanmamış yaklaşık 50 senfoni... Senfonilerden başka 16 konçerto, 30'u aşkın sonat, operalar, marşlar, oratoryolar, kantatlar, aryalar, liedler... 3 Aşağıdakilerden hangisi doğru değildir? a. Mozart Avusturyalı idi, Beethoven ise Alman. b. Beethoven Mozart'ın kısa bir süre öğrencisi olmuştu. c. Mozart'ın en tanınmış senfonisi 9 numaralı Koral Senfoni idi... d. Beethoven, Mozart'ın aksine, yapıtlarını kafasında tamamlamaz, üzerlerinde yıllarca köle gibi çalışırdı. 4Mozart'ı çekemeyen ve onun gözden düşmesi için elinden geleni ardına komayan, devrin müzik dehalarıyla karşılaştırıldığında vasat kaabiliyetli sayılan bir saray müzisyeni vardı... Milos Forman'ın yönetmiş olduğu Amadeus adlı filmde Murray Abraham'ın oynadığı bu vasat müzisyen kimdi? a. Donizetti Paşa b. Liszt c. Brahms d. Salieri 5Mozart ve Salieri arasındaki ilişki pek çok sanatçı tarafından konu edildi... Bir dahi ile onun derecesine erişemeyeğini anlamış olan bir vasat kişilik arasındaki farkı dile getirenler arasında aşağıdakilerden hangisi 'Mozart ve Salieri' adlı trajedinin yazarıydı? a. 'Dostum Mozart'ın yazarı Nadir Nadi b. Güneş Mozart Taner c. John F. Kennedy'nin Salieri'si Lyndon Johnson d. Aleksandr Puşkin 6Bir mektubunda Beethoven şöyle yazıyordu: 'Bu sağırlık illeti beni o denli karamsarlığa itti ki, hayatıma son vermeyi bile düşündüm. Ama sanatıma olan aşkım beni engelledi...' 1770 ve 1827 arasında yaşamış olan Beethoven sağırlaşmaya başladığını kaç yaşında fark etmişti? a. 14 b. 28 c. 42 d. Ludwig doğuştan sağırdı. 7Aşağıdakilerden hangisi Mozart'ın yapıtlarından değil? a. Figaro'nun Düğünü b. Saraydan Sağır Sultan Kaçırma c. Türk Marşı d. Küçük Bir Gece Müziği 8İki fıkrayla bitirelim, ne dersiniz??? İşte birincisi: Meyhanede adamın biri anlatıyormuş... Mozart'ın mezarından senfonileri duyuluyordu bu akşam, demiş... Önce dokuz, sonra sekiz, yedi, altı, beş, hepsini teker teker dinledim, demiş... Adamla dalga geçmişler... Orada bulunan bir müzik hocası ne demiş? a. Hey arkadaş, sen de Beethoven ile Mozart'ı karıştırmışsın, dokuz senfonisi olan Beethoven, demiş. b. Hey arkadaş, senin duyduğun senfoni filan değil, Güneş Taner'in tek rakama indirdiği enflasyon oranı, demiş. c. Müzik hocası, 'Mozart dekompoze oluyor,' diye bağırmış... d. Hepsi 9 Sizce bugünlerde gökyüzünde karşılaşan Mozart ve Beethoven'in ruhları biribirlerine ne demişlerdir? a. Aaa, Sayın Mozart ANAP Meclis Grubu'ndan mı geliyorsunuz? b. Hayır, sayın Beethoven, ANAP Meclis Grubu'ndan geliyorum... c. Aaah aah, sayın Mozart, ben de sizin ANAP Meclis Grubu'ndan geldiğinizi sanmıştım... d. Hepsi TESTUSyanıtları: 1) d, 2) d, 3) c, 4) d, 5) d, 6) b, 7) b, 8) a, c, 9) d TESTİ 1 Tefekküre dalmak ne demek? a. Yeterli bilgiye sahip olmadan kelam etmek b. 'Yıllarca ufka bakmak gözleri nemli...' c. Derin düşünmek d. Cep telefonu elinde çan çan dedikodu etmek 2Malumatfuruş da kim ola ki? a. Bilgiçlik taslayan b. Tefekküre dalan c. Faraş dolusu malumat sahibi d. Bilme özürlüsü 3 Faş etmek ne etmektir? a. Gerçeğe doğru faşur fuşur kulaç atmak b. Faş fuş faşistleşmek c. Saçma sapan bilgileri flaş haber yapmak d. (Gizliyi) açığa vurmak 4Sittinsene kaç yıl? a. Yüz yıl b. Kırk bir yıl c. Altmış yıl d. Sonu gelmeyecek kadar uzun zaman 5 Düyunu umumiye ne demek? a. Randevu evi b. Senet mafyası c. Düyun eski Türkçede borçlar demek. Arapçada borç anlamındaki 'deyn'in çoğulu. d. Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi'ne göre, 'Osmanlı dış borçlarının ve bunu yöneten idarenin adı... İngiliz ve Hollandalı alacaklıları temsilen bir ve Fransız, Alman, Avusturyalı, İtalyan ve Osmanlı hamilleriyle Osmanlı bankası ve Galata bankerlerini temsilen birer olmak üzere toplam 8 üyeden oluşuyordu.' 6 Mesut Yılmaz 'lebensraum' dedi, Almanlar huylandı.... Nedir 'lebensraum' acep? a. Hitler'in hacet giderme yeri b. Lübnan'ın Almancası c. 1933 ve 1945 arasında Naziler tarafından slogan olarak kullanılan 'hayat sahası' anlamındaki bu terim, Almanya'nın topraklarını genişletme ve özellikle doğu Avrupa'daki komşu bölgeleri nüfuz alanına sokma isteğinin simgesi olmuştu. Bütün dillere girdi. d. Cermen Hava Yolları 7 Almanlar, 'Mesut Yılmaz Amok koşucusu,' diye misilleme yaptı... Mesut Yılmaz ise, başbakanken bile Amok koşususu olmadığını söyledi... Afedersiniz 'Amok' ne demek? a. Eliyle değil diliyle 'ok' atmak b. 'Koma'nın tersi c. Malezya yerlilerinde görülen ve önüne geçilemez bir koşu tutturmakla bilinen 'koşbabatorik' hastalığı... Stefan Zweig'ın aynı adlı uzun hikayesi var... d. Geç endüstrileştikleri, ekonomik birliği geç kurdukları için sömürge sahibi olmakta geciktiklerinden... Petrol ve maden kaynakları ve deniz çıkış olanakları yetersiz olduğundan iki kez dünya savaşı çıkarmalarına rağmen... İkisinde de o zamanların büyük 'dinamo'ları tarafından tokatlandıkları ve fakat bu günlerde 'batarya'larını yine doldurup dünyanın başına yine bela olabilmeyi tekrar denemek için... Rakip olarak gördüklerinden midir nedir, Avrasya'nın önemli köprüsü Türkiye'nin içişlerine ve Avrupa'yla olan ilişkilerine burunlarını soktukları... Ve bunun Mesut Yılma

Yazının devamı...

Testus zartus

Hayrola Sayin Mozart, nerden boyle? Gazetelere gore Ankara'da hukumetin ekonomik politikalari ve enflasyonla mucadele programini tartismaya acan ANAP Meclis Grubu'nun 10 Mart 1998 tarihli toplantisi 'sagirlar diyalogu' seklinde gecmis... Nasil mi??? Birbirlerinin icraatini guya elestirirken gercekte 'malumatfurus'luk taslayarak... Ustelik soyledikleri incir cekirdegini dolduracak agirlikta bile degilken... Ustelik cehalet 'fas' ederek... Bu malumatfurusluk toplanti sonrasi gazetecilerle konusmalarda da devam etmis... Istanbul milletvekili Ilhan Kesici hukumetin ekonomi politikalarina 'ver yansin' ederken 'Duyunu umumiye'den beri bu kadar kotu yonetilmedik demis... Devlet bakani Isin Celebi ise, bugun 'duyun-u umumi'den sozetmek bilgisizliktir demis... Isin Celebi, Gunes Taner'i kastederek, gunes'in batisini seviyorum, demis... Gunes Taner de, gunes olmadan isin olmaz, diye karsilik vermis... Gunes Taner kendisini elestirenlere cevaben, Mozart da bir dâhiydi ama o da elestiriliyordu, demis... Kendisini Mozart'a mi benzettigini soran gazetecilere, 'Mozart dâhi bir insandir ve sagirdir. Ben ne sagirim ne dâhiyim,' diye dil surcmesi olarak adlandirilamayacak sekilde acik secik yanit vermis... 'Sittinsene'lik sagir dahi Beethoven'le otuz beslik afacan dâhi Mozart'i karistirma gafini daha sonra nasil duzeltmisse duzeltmis de, bizde ve dunyada politikacilarin 'lebensraum' gibi, 'amok' gibi malumatfurus edebiyata ragbet ettigi bu donemde, uluslararasi espiri boyutu kazanmanin sinirindan harika bir sekilde donmusuz... Dogru bilgi onemli bir ayrinti sayilmayacaksa dehalari 'kendilerinden menkul' politikacilarimiz neden malumatfurusluk tasliyor acaba diye tefekkure dalmisken... Bu kez de Internet'te karsima yine Mozart cikmasin mi??? Mozart Etkisi adli haberde ABD'de hastanelerde Mozart dinletilen sinir hastalarinin daha kisa zamanda iyilestigi soyleniyor... Hemen ardindan, Hurriyet'te yayinlanan bir haberde Cevik Kuvvet polislerine Mozart ve Beethoven muzigi dinletilecegi haberi cikti... Siyasetimiz ve devletimizdeki bu Mozart'lasma ve Beethoven'lesmeyi sevincle karsilayarak, da da da daaaaa... Not: Bu kez bir ilave testus var, bu giris yazisinda 'tirnak' icine aldigim sozcuk ve ifadelerin ne anlama geldigi hakkinda... Adi 'TESTI...' Politikacilarimizin da temel egitime gereksinimi oldugunu dusunup 'TESTI'yi onlara ithaf ediyorum!!! 1Kendisini harika cocuk Mozart'la karsilastiran Gunes Taner'in esas meslegi nedir? a. Muzikolog b. Kulak burun bogaz mutehassisi c. Enflasyon mutehassisi d. Insaat muhendisi 2Son gunlerde gundenimize girmis olan Mozart'in 35 yasinda oldugunde kac senfonisi vardi? a. 10 b. 9 c. 41 d. Bazilari numaralanmamis yaklasik 50 senfoni... Senfonilerden baska 16 koncerto, 30'u askin sonat, operalar, marslar, oratoryolar, kantatlar, aryalar, liedler... 3 Asagidakilerden hangisi dogru degildir? a. Mozart Avusturyali idi, Beethoven ise Alman. b. Beethoven Mozart'in kisa bir sure ogrencisi olmustu. c. Mozart'in en taninmis senfonisi 9 numarali Koral Senfoni idi... d. Beethoven, Mozart'in aksine, yapitlarini kafasinda tamamlamaz, uzerlerinde yillarca kole gibi calisirdi. 4Mozart'i cekemeyen ve onun gozden dusmesi icin elinden geleni ardina komayan, devrin muzik dehalariyla karsilastirildiginda vasat kaabiliyetli sayilan bir saray muzisyeni vardi... Milos Forman'in yonetmis oldugu Amadeus adli filmde Murray Abraham'in oynadigi bu vasat muzisyen kimdi? a. Donizetti Pasa b. Liszt c. Brahms d. Salieri 5Mozart ve Salieri arasindaki iliski pek cok sanatci tarafindan konu edildi... Bir dahi ile onun derecesine erisemeyegini anlamis olan bir vasat kisilik arasindaki farki dile getirenler arasinda asagidakilerden hangisi 'Mozart ve Salieri' adli trajedinin yazariydi? a. 'Dostum Mozart'in yazari Nadir Nadi b. Gunes Mozart Taner c. John F. Kennedy'nin Salieri'si Lyndon Johnson d. Aleksandr Puskin 6Bir mektubunda Beethoven soyle yaziyordu: 'Bu sagirlik illeti beni o denli karamsarliga itti ki, hayatima son vermeyi bile dusundum. Ama sanatima olan askim beni engelledi...' 1770 ve 1827 arasinda yasamis olan Beethoven sagirlasmaya basladigini kac yasinda fark etmisti? a. 14 b. 28 c. 42 d. Ludwig dogustan sagirdi. 7Asagidakilerden hangisi Mozart'in yapitlarindan degil? a. Figaro'nun Dugunu b. Saraydan Sagir Sultan Kacirma c. Turk Marsi d. Kucuk Bir Gece Muzigi 8Iki fikrayla bitirelim, ne dersiniz??? Iste birincisi: Meyhanede adamin biri anlatiyormus... Mozart'in mezarindan senfonileri duyuluyordu bu aksam, demis... Once dokuz, sonra sekiz, yedi, alti, bes, hepsini teker teker dinledim, demis... Adamla dalga gecmisler... Orada bulunan bir muzik hocasi ne demis? a. Hey arkadas, sen de Beethoven ile Mozart'i karistirmissin, dokuz senfonisi olan Beethoven, demis. b. Hey arkadas, senin duydugun senfoni filan degil, Gunes Taner'in tek rakama indirdigi enflasyon orani, demis. c. Muzik hocasi, 'Mozart dekompoze oluyor,' diye bagirmis... d. Hepsi 9 Sizce bugunlerde gokyuzunde karsilasan Mozart ve Beethoven'in ruhlari biribirlerine ne demislerdir? a. Aaa, Sayin Mozart ANAP Meclis Grubu'ndan mi geliyorsunuz? b. Hayir, sayin Beethoven, ANAP Meclis Grubu'ndan geliyorum... c. Aaah aah, sayin Mozart, ben de sizin ANAP Meclis Grubu'ndan geldiginizi sanmistim... d. Hepsi TESTUSyanitlari: 1) d, 2) d, 3) c, 4) d, 5) d, 6) b, 7) b, 8) a, c, 9) d TESTI 1 Tefekkure dalmak ne demek? a. Yeterli bilgiye sahip olmadan kelam etmek b. 'Yillarca ufka bakmak gozleri nemli...' c. Derin dusunmek d. Cep telefonu elinde can can dedikodu etmek 2Malumatfurus da kim ola ki? a. Bilgiclik taslayan b. Tefekkure dalan c. Faras dolusu malumat sahibi d. Bilme ozurlusu 3 Fas etmek ne etmektir? a. Gercege dogru fasur fusur kulac atmak b. Fas fus fasistlesmek c. Sacma sapan bilgileri flas haber yapmak d. (Gizliyi) aciga vurmak 4Sittinsene kac yil? a. Yuz yil b. Kirk bir yil c. Altmis yil d. Sonu gelmeyecek kadar uzun zaman 5 Duyunu umumiye ne demek? a. Randevu evi b. Senet mafyasi c. Duyun eski Turkcede borclar demek. Arapcada borc anlamindaki 'deyn'in cogulu. d. Buyuk Larousse Sozluk ve Ansiklopedisi'ne gore, 'Osmanli dis borclarinin ve bunu yoneten idarenin adi... Ingiliz ve Hollandali alacaklilari temsilen bir ve Fransiz, Alman, Avusturyali, Italyan ve Osmanli hamilleriyle Osmanli bankasi ve Galata bankerlerini temsilen birer olmak uzere toplam 8 uyeden olusuyordu.' 6 Mesut Yilmaz 'lebensraum' dedi, Almanlar huylandi.... Nedir 'lebensraum' acep? a. Hitler'in hacet giderme yeri b. Lubnan'in Almancasi c. 1933 ve 1945 arasinda Naziler tarafindan slogan olarak kullanilan 'hayat sahasi' anlamindaki bu terim, Almanya'nin topraklarini genisletme ve ozellikle dogu Avrupa'daki komsu bolgeleri nufuz alanina sokma isteginin simgesi olmustu. Butun dillere girdi. d. Cermen Hava Yollari 7 Almanlar, 'Mesut Yilmaz Amok kosucusu,' diye misilleme yapti... Mesut Yilmaz ise, basbakanken bile Amok kosususu olmadigini soyledi... Afedersiniz 'Amok' ne demek? a. Eliyle degil diliyle 'ok' atmak b. 'Koma'nin tersi c. Malezya yerlilerinde gorulen ve onune gecilemez bir kosu tutturmakla bilinen 'kosbabatorik' hastaligi... Stefan Zweig'in ayni adli uzun hikayesi var... d. Gec endustrilestikleri, ekonomik birligi gec kurduklari icin somurge sahibi olmakta geciktiklerinden... Petrol ve maden kaynaklari ve deniz cikis olanaklari yetersiz oldugundan iki kez dunya savasi cikarmalarina ragmen... Ikisinde de o zamanlarin buyuk 'dinamo'lari tarafindan tokatlandiklari ve fakat bu gunlerde 'batarya'larini yine doldurup dunyanin basina yine bela olabilmeyi tekrar denemek icin... Rakip olarak gorduklerinden midir nedir, Avrasya'nin onemli koprusu Turkiye'nin icislerine ve Avrupa'yla olan iliskilerine burunlarini soktuklari... Ve bunun Mesut Yilma

Yazının devamı...

Testus oburus

'Obur cubur hapır hupur' Yedi büyük günahın kibir, açgözlülük, şehvet, kıskançlık, oburluk, öfke ve tembellik olduğunda hemen bütün kaynaklar birleşiyor... Bunları Hıristiyan azizler altıncı yüzyılda listelemiş... Bir başka ansiklopedide günahların bazılarının adlarında farklılık var: Gurur, haset, cimrilik, sefahat, oburluk, öfke ve tembellik... İki listede aynı olan üç sözcük var, oburluk, öfke ve tembellik... Ben bugünkü testusta en büyük ve ölümcül günahlardan 'oburluk' üzerinde duracağım... Zaman içinde de diğer günahları teker teker inceleyeceğim... Bugünün modası görünüşte zayıflamak... Zayıflamaya kalkan herkes her zaman her şey olabilir, hatta şişman bile olabilir ama karnını gere gere obur asla... Zayıflama heveslilerine bakın... Obur olduklarını nasıl da gizlemeye çalışırlar... Bin bir yalan... Cesaretle obur olamamışlardır... Oburluk en büyük günahtır, bırakın oburluğu, iştahla yemek yemek bile günah sayılmamış mıdır??? Bırakın aksırıncaya, tıksırıncaya yemek yemeyi, sofradan doymadan kalkmanız emredilmemiş midir??? Oburluk tabu olduğundan mıdır nedir ünlü oburlar bile oburluğu günah saymamışlar mıdır?.. İtalyan yazar Dante Alighieri, 'İlahi Komedya' adlı eserinde Araf'ın yedi günah katının üçünü 'oburluk'a kiralamamış mıdır??? Ahlakçı Fransız yazar La Bruyére 'Karakterler' adlı kitabında demez mi ki, 'Obur nerede bulunursa bulunsun yemek yiyordur, dünyaya bir defa daha gelse önce tıkınacaktır...' İngiliz şairi Milton'a göre Havva Anamız sırf oburluğu yüzünden elmayı yiyerek cennetten kovulmamış mıdır??? Obur değil de öbür yandan bakarsak, canlılık günahtan gelmemiş midir??? Dünyanın bizzat kendisi bir 'obur-küre' olarak dönmekte değil midir??? Yiyen şişman, yemeyen pişman, günah keçisi ise 'oburluk' testusuna buıyur ola bu kez de... Ye... Ye... Ye... 1. 'Oburluğa övgü'ye oburluk terminolojisiyle başlayalım mı?.. Oburluğun dereceleri varmış... Hastalık derecesinde içki oburluğuna tıpta 'dipsomani' deniyormuş... Peki, hastalık haline gelmiş yeme oburluğuna ne ad veriliyormuş?.. a. Obüs b. Obua c. Obezite d. Bulimia 2. Oburluk pek çok sanatçının en önemli fiziksel özelliği değil midir?.. Alın 156 kiloluk Pavarotti'yi, adam dünyayı hayran bırakan 'gürültücü'lüğünü oburluğuna borçlu değil mi?.. Şimdi soracağım sorunun oburu bir oturuşta 12 domuz pirzolası, bir ördek, iki keklik, 110 istiridye yer, üzerine de 12 armut ve çeşit çeşit tatlılar götürürmüş... 'İnsanlık Komedyası'nın yazarı olan ve yazarlığı kadar oburluğu da ünlü bu adamı bir oturuşta kestirebilir misiniz?.. a. Dante b. Balzac c. Zola d. Stendhal 3. Obüs, obua, obelisk hep oburluğu çağrıştıracak biçimde şişmanca görünüşlü şeyler... Pek çok lisanda aşırı yağlanmış kişilere obez denmiyor mu?.. Acaba 'obur' sözcüğündeki ve 'obezite'deki 'ob'un şimanlıkla bir ilgisi mi var??? Aklıma obur Balzac'ın takma adlarından birinin Oben olduğu geliyor... Tembel bir 'obur'u anlatan 'Oblomov' adlı roman 1859'da Rusya'da yayımlanmış... Romanın en zevkli bölümü ilk 100 sayfasıdır ve obur Oblomov'un 24 obur saati anlatılır... Genellikle 'ob' hecesiyle başlayan 'Objknovennaya Istoria, Oblomov, Obryv' romanlarıyla ünlü Rus yazarını hapır hupur kestirebilecek misiniz??? a. İvan İvanoviç Şişkin b. Alexandr Semyonoviç Şişkov c. Vladimir Fyodoroviç Şişmaryov d. İvan Aleksandroviç Gonçarov 4. Oburluk deyince akla oburluk rekorunun kimde olduğu gelecek... 'Guinness Rekorlar Kitabı'na göre dünyanın en müthiş oburu, Edward Abraham Miller, nam-ı diğer Bozo 171 santim boyunda ve 139 kilo ağırlığındaymış... 15 dakikada 101 muz yemesi Bozo'nun sayısız rekorlarından bir tanesi... Bozo'nun günde kaç kaloriye gereksinimi varmış dersiniz?.. a. 5 000 b. 10 000 c. 15 000 d. 25 000 5. Dante, Chaucer, Spenser, Brecht ve daha nice büyük yazar ve Bosch ve Bruegel gibi ressamlar yedi büyük günahı konu etmiş yapıtlarında... Yakınlarda gösterilen'Ye7di' adlı bir polisiye filmin konusu da bu günahları işleyenleri tek tek zımbalayan bir katille ilgili değil miydi?... Özellikle 'obur'un öldürülüşü sahnesi çok çarpıcı olan filmin tığ gibi 'esas oğlan'ını bilebilecek misiniz?.. a. Nejdet Tosun b. Marlon Brando c. Gerard Depardieux d. Brad Pitt 6. Aşağıdakilerden hangisi Hz. Muhammet'in hadislerinde geçen yedi büyük günahtan biri değildir?.. a. Büyü yapmak b. Zina iftirasında bulunmak c. Yetim malı yemek d. Oburluk 7. Beşinci yüzyılda Hıristiyan keşişler tarafından adları konmuş yedi büyük günahın başlangıçtaki Latince adı neymiş? a. Superbia b. Acedia c. Luxuria d. Gula 8. En obur Osmanlı veziri kimmiş? a. Semiz Ahmet Paşa b. Yahnikapan Abdülkerim Paşa c. Şapur Mehmet Sait Paşa d. Hezarpare Ahmet Paşa 9. 'Yedi Ana Günah' adlı bir operada obur sinema yıldızı Anna, sözleşmedeki 53,5 kiloyu geçemez koşuluna rağmen hapır hupur yemek yemektedir... Türkiye'de Zeliha Berksoy'un oynadığı bu epik eserin müziğini Kurt Weill bestelemiş... Yazarını cesaretle bilebilecek misiniz? a. Melih Cevdet Anday b. Arthur Miller c. Thornton Wilder d. Bertolt Brecht 10. En obur Osmanlı padişahı kimmiş? İpucu: Pehlivan a. Sultan Muhteşem Süleyman b. Sultan Yavuz Selim c. Sultan Abdülaziz d. Hiçbiri 11. Oburluğuyla ünlü politikacımız kimdir? İpucu: Yemeğe ve konuşmaya başlayınca durmak bilmezmiş... a. Süleyman Demirel b. Turgut Özal c. Necmettin Erbakan d. Osman Bölükbaşı 12. Peki, en obur pehlivan kimmiş?.. İpucu: Bir oturuşta bir manda yermiş... a. Koca Yusuf b. Adalı Halil c. Kel Aliço d. Hiçbiri 13. Şiirimizde başkasının hakkını yiyenlerin aynı zamanda yemek yeme oburu olduğu varsayılmıştır... 'Han- Yağma' adlı oldukça ünlü bir manzume vardır... Yağma edilen sofra anlamına gelen ve rüşvet yiyicileri yeren bu eserin hemen akla gelen dizeleri: 'Yiyin, efendiler yiyin; bu han'ı iştiha sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!' Şairi hemen tanıdınız mı??? a. Mengenli Aşçı İsmail Usta b. Namık Kemal c. Ahmet Haşim d. Tevfik Fikret 14. Çok ünlü bir şairimizin çok obur olduğu ve hatta yemek yerken çift çatal kullandığı söylenir... Bu tatlı dilli çift çatallı şair kimdir acep? a. Behçet Kemal Çağlar b. Abdülhak Hamit Tarhan c. Necip Fazıl Kısakürek d. Yahya Kemal Beyatlı Yanıtlar: 1) d ve d'ye bağlı olarak c, 2) b, 3) d, 4) d, 5) d, 6) d, 7) d, 8) d, 9) d, 10) c, 11) d, 12) c, 13) d, 14) d

Yazının devamı...