GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Özel okul öğretmenlerinin işe iade hakkı yok mu?

Geçerli neden olmadan işlerine son verildiğinde artık işe dönüş yapamayacaklar veya işe başlatmama (4-8 aylık ücretleri kadar) tazminatını ve boşta geçen süre ücretini (4 aya kadar ücret tutarında) alamayacaklar. Özel okul öğretmenlerinin işe iade talepleri artık kabul görmüyor.

Öncelikle hangi çalışanların hangi koşullarda işe iade davası açabileceğini ve dava sonuçlarından nasıl yararlanabileceğini kısaca özetleyelim...

İŞE İADE SÜRECİ

İşe iade davasında; mahkeme işverenin geçerli nedeni olup olmadığına bakıyor. Çalışan lehine sonuçlandığında, çalışan ya işine geri dönebiliyor veya -işveren işe iade almak istemiyorsa- çalışana iki kalem ödeme (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) yapılması gerekiyor. Uygulamada çoğunlukla işverenler; davayı kazanan çalışanını işe geri başlatmak yerine, işe başlatmama tazminatını ve boşta geçen süre ücretini ödemeyi tercih ediyor. İşe başlatmama tazminatı; dört ila sekiz aylık ücreti tutarında ödeniyor. (Bu tazminattan Gelir Vergisi de kesilmiyor.) ‘Boşta geçen süre ücreti’ ise (en fazla) dört aylık brüt ücret tutarında ödeniyor. (Üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılıyor.)

Bir çalışanın işten çıkarıldıktan sonra mahkemeye gidip işe iade davası açabilmesi, tüm işyerleri için söz konusu olamıyor. En az 30 çalışanı olan işyerlerinde çalışanlar için bu hak geçerli. (İş Kanunu Md. 18) Ayrıca çalışanın işyerinde altı aydan fazla çalışmış olması da gerekiyor. Bu iki koşul mevcut olduğunda; çalışanın işten çıkarıldıktan sonra bir ay içinde önce arabulucuya gitmesi gerekiyor. Arabulucudan üç hafta içinde karar çıkması gerekiyor. Anlaşma çıkmadığı durumda son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkemeye gidilerek işe iade davası açılabiliyor.

İŞE İADE HAKKI NEDEN YOK?

İşe iade sürecini özetledikten sonra şimdi özel okul öğretmenlerinin işe iade haklarının neden kaybolduğuna bakalım... Özel okul öğretmenleri de diğer çalışanlar gibi İş Yasası’na göre işverenleriyle (okul yönetimi ile) sözleşme yapıyorlar. Her ne kadar; özel okul öğretmenleri belirli süreli (en az 1 yıllık) sözleşmeyle çalışsa da ve belirli süreli sözleşmeler için işe iade hakkı doğmasa da, her yıl yenilenen sözleşmeleri olan öğretmenlere yargıdan işe iade kararı çıkıyordu. (Yenilenen iş sözleşmelerinin asgari süreli, belirsiz süreli olarak kabul edilmesinden...)

Ancak özel okul öğretmenlerine işe iade kararı verilmiyor artık. Nitekim öğretim kurumunda 16 yıldır sosyal bilgiler öğretmeni olarak görevli bir çalışan için Yargıtay 9. Hukuk Dairesi “işe iade davası açılabilmesi yönünden iş sözleşmesinin kanun gereği belirli süreli olması sebebiyle İş Yasası’nın 18. maddesindeki yasal şartları taşımadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi’nin işe iade kararının bozulmasına” şeklinde karar vermiş. (3.4.2018 Tarih, E. 2017/23639, K. 2018/7371 )

Yargıtay bu kararı verirken, İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu kararını gerekçe gösteriyor. İlgili kararda konu “5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanların iş sözleşmelerinin üst üste yenilense dahi yasadan kaynaklandığı ve belirli süreli iş sözleşmesi olması özelliğini koruduğu, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışanların iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarına” şeklinde açıklanıyor. (23.02.2018 Tarih, E. 2017/1, K. 2018/2)

 

Yazının devamı...

Huzur hakkı mı, kâr payı mı?

BİR otomotiv şirketinde, patrona aylık 300 bin lira huzur hakkı ödenmesine karar verilmiş. Haberde ilgili anonim şirketin açıklaması da yer alıyor. Açıklamada; yönetim kurulu üyesinin “kâr payı almadığı, kendisine 4 yıldır huzur hakkı ödendiği” belirtilmiş. Şirketin açıklamasından da anlaşılacağı üzere huzur hakkı genellikle kâr payının alternatifi olarak görülüyor...

Haliyle birçok patron da aynı soruları soruyor: “Kâr payının vergisi nasıl hesaplanır, huzur hakkının vergisi nasıl hesaplanır? Farkları nedir?”

Öncelikle “huzur hakkını elde etmek için şirketin kar elde etmesine gerek olmadığını” söyleyelim. Şirket genel kurulunda, yönetim kurulu üyelerine (ortak da olabilir, dışarıdan da...) hizmet karşılığı huzur hakkı ödenmesine karar verilmesi gerekiyor. ‘Her şirket huzur hakkı ödeyecek’ şeklinde bir zorunluluk da yok tabii ki, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmeyebilir de...

Kâr payı ise; adı üzerinde ancak şirketin bilançosunda kâr görünmesi durumunda hissedarlara ödenebilir. Kârın dağıtılacağı durumda ne kadarının dağıtılacağı pay sahiplerince genel kurulda belirlenir.

Huzur hakkı da, genel kurulda belirlenecek tutar üzerinden ödenir. Huzur hakkı; toplantı başına ya da aylık veya yıllık olarak da ödenebilir. (Ticaret Kanunu hükümlerinin ve şirket ana sözleşmesinin de, kâr dağıtımı ve huzur hakkı uygulaması sırasında ayrıca dikkate alınması gerekir.)





Huzur hakkı vergi mevzuatınca ücret kabul edildiğinden net huzur hakkı ve üzerinden hesaplanan gelir vergisi (yüzde 15 ila yüzde 35 stopaj) ödeyen şirket tarafından gider yazılabilir. Şirketin ortaklarına ödediği kâr payının gider yazılması ise söz konusu değil.

Huzur hakkı tek aşamada şirket tarafından ilgili yönetim kurulu üyesine ödeme yapıldığı sırada (yüzde 15 ila yüzde 35) kesinti yapılarak (ve vergi dairesine ödenerek) vergilenir. Huzur hakkını tahsil eden kişi, başka bir işverenden de ücret geliri elde etmiyorsa ertesi yıl mart ayında bu gelirin (huzur hakkının) ayrıca beyan edilmesi gerekmiyor. Ancak birden fazla işverenden ücret alınması durumunda, birinci işverenden sonraki işverenlerden alınan ücretlerin toplamı, yıllık gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2018 yılı için 34 bin lira) aşmayan mükelleflerin ücretleri, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş olmak şartı ile yıllık beyana tabi olmuyor.

Kâr payında ise; stopaj yoluyla brüt kâr payının yüzde 15’i şirket tarafından (ortaklar adına) ödenir. Ayrıca kar dağıtılan gerçek kişi ortakların, ertesi yıl mart ayında (1-25 Mart) gelir vergisi beyannamesi vermeleri de gerekir. (2018 için, 68 bin lirayı aşıyorsa)

Şirketin (2018’de) net 1 milyon lira kâr elde ettiğinin varsayıldığı örnek üzerinden kar dağıtımının vergilendirilmesi tabloda yer almakta. Örnekte kar payı elde eden ortak için 165.480 lira gelir vergisi hesaplanmışken, şirketin ödeyeceği yüzde 15 stopajın (150 bin lira) mahsubu sonrası 15.480 liranın (ödenecek vergi olarak) 2019 Mart ayında beyanı gerekiyor.

Kâr dağıtımı sırasında kesinti yoluyla ödenen (yüzde 15) verginin, hesaplanan yıllık gelir vergisinden yüksek olduğu durumda ortağa vergi iadesi ödenmesi de söz konusu olabiliyor. (Not: Kâr dağıtımı sonrası vergi iadesi alabilecek ortaklar için hesaplama ayrıntılarına 28.02.2018 tarihli yazımda yer vermiştim.)

Yazının devamı...

TL mevduatta vergi avantajı

31 Ağustos ve takip eden üç ay itibariyle; açılan veya vadesi yenilenen TL mevduatlardan kesilecek vergilerde oranlar düşürüldü, döviz tevdiat hesaplarından kesilen vergilerde ise oranlar artırıldı. ( 1 yıldan uzun vadeli döviz tevdiat hesaplarından kesilen vergi oranı -yüzde 13- aynı kaldı.)
Dikkat çeken en önemli değişiklik; 1 yıldan uzun vadeli Türk Lirası mevduat hesabından vergi alınmayacak olması. Yüzde 10 olan vergi oranı yüzde 0’a çekildi.

Cumhurbaşkanı Kararına göre, Türk lirası ve döviz mevduatları için ödenen faizler ile katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından kesilecek stopaj oranları tabloda yer almakta. ( 31.08.2018 tarihli ve 30521 Sayılı Resmi Gazete. 2006/10731 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar ) Yeni stopaj oranları (yeni bir düzenleme yapılmadıkça) üç ay geçerli olacak, 1 Aralık geldiğinde 31 Ağustos’tan önce uygulanmakta olan stopaj oranları yeniden geçerli hale gelecek.

Diğer yandan faiz gelirlerinin vergilendirilmesiyle ilgili kritik iki soru da merak ediliyor... “Faiz gelirleri için yıllık beyanname vermek gerekiyor mu?” ve “Kira gelirinden, gayrimenkul satışından vb. gelirler nedeniyle beyanname verilmesi gerektiğinde, faiz gelirlerinin bu beyannameye dahil edilmesi gerekiyor mu?”

Mevduat faiz geliri olsun, repo kazancı olsun... Yıl içinde ne zaman gelir elde edilmişse, banka o anda, brüt kazanç üzerinden vergiyi otomatik hesaplayıp brütten kesiyor. Net faiz geliri, vatandaşın hesabına yatırılıyor. Vadesine göre vergi oranları değişiyor.

Vatandaşın faiz geliri üzerinden hesaplanan ve kesilen vergiler, banka tarafından Maliye’ye ödeniyor.

Yurt içinde (2018’de) elde edilen mevduat faiz gelirleri için de, repo kazançları için de vatandaşın mart ayında ayrıca beyanname vermesi gerekmiyor. Elde edilen gelirin büyüklüğü ne kadar olursa olsun fark etmiyor, beyanı gerekmiyor.

Gayrimenkul kira geliri, gayrimenkul satış kazancı gibi gelirlerden dolayı beyanname verilmesi gerekse dahi, vadeli mevduat faiz geliri de, repo kazancı da beyannameye dâhil edilmiyor.

Kâr ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı ödenen kâr paylarında da durum aynı. Katılım bankalarınca, kâr ve zarara katılma hesabı karşılığında ödenen kâr payları için de beyanname vermek gerekmiyor.




YURTDIŞI FAİZ GELİRLERİ
Yurt dışından elde edilen faiz gelirlerinde durum farklı... Türkiye’de vergi kesintisine tabi olmadığından ve istisna da uygulanmadığından yurtdışında (2018’de) elde edilen faizlerin 1.800 lirayı aşması halinde yıllık beyanname ile (2019 Mart’ta) menkul sermaye iradı (MSİ) olarak beyan edilmesi gerekiyor. Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde edilen faiz gelirlerinin de beyan edilmesi gerekiyor.

Eurobond’dan elde edilen gelirler için de beyanname verilmesi gerekebilir. 2018 yılında elde edilen ve 34 bin lirayı aşan eurobond faiz gelirlerinin yıllık Gelir Vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi (2019 Mart’ta) gerekiyor. 34 bin liranın hesabında başkaca kâr payı geliri, işyeri kirası geliri gibi gelirler de dikkate alınıyor.

Yazının devamı...

Gönderen ve alıcı farklıysa da ‘varlık barışı’ndan yararlanılabilecek

İlki;  31 Temmuz 2018 tarihine kadar başvuranlara vergi ödemeden başvuru hakkı tanınmıştı. İkincisi; 30 Kasım’a kadar başvuracaklara, varlıkların değeri üzerinden yüzde 2 oranında vergi ödeme koşuluyla başvuru hakkı tanındı...

Bu arada; bayram tatili başlarken, varlık barışı başvurusunda bulunacaklara bir esneklik daha tanındı. Uygulamayı açıklayan ilgili tebliğde (7143 Sayılı Kanun Genel Tebliği Seri No: 3) iki değişiklik (ilave) yapıldı. (18 Ağustos 2018 tarihli Resmi Gazete) Yurtdışından yurt içine gelecek varlıkların, göndericisi ve alıcısı aynı kişi olmasa da barıştan yararlanılabileceği açıklandı. Tebliğde bu konu “bildirimde bulunan hesap sahibi ile yurtdışından varlığı transfer edenin farklı kişiler olmasının söz konusu hükümden faydalanılması açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır” şeklinde ifade edildi.

18 Ağustos’ta yayımlanan (3 no.lu tebliğe ilave) değişiklikle; “şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde şirketin kanuni temsilcileri, ortakları veya vekilleri dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıklar için de şirket adına bildirim veya beyana konu edilerek barış yasasından yararlanılabileceği” açıklandı. Aynı şekilde; gerçek kişilere ait olduğu halde bu kişilerin ortağı veya kanuni temsilcisi oldukları yurtdışındaki şirketlerce tasarruf edilen varlıkların da ilgili gerçek kişiler adına bildirim veya beyana konu edilmesi halinde barıştan yine yararlanılabilecek. Ancak, bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların, şirket veya şirket ortaklarına ya da gerçek kişilere ait olduğunun ispat edilmesi gerektiği de tebliğde ayrıca belirtilmekte.

VARLIK TÜRLERİ

varlık barışı kapsamında; yurtdışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ülkeye getirilebiliyor. Türkiye’deki banka veya aracı kuruma bildirilen söz konusu varlıkları gerçek ve tüzel kişiler serbestçe tasarruf edebilecekler.

Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi de gerekiyor.

Yurtiçinde; (yurtdışı için sayılan varlıklara ilaveten) taşınmazlar da barış kapsamına dâhil edilebiliyor.

İNCELENMEME GÜVENCESİ

Varlıkların Türkiye’ye getirilmesi nedeniyle ve bu varlıklar nedeniyle ‘hiçbir suretle vergi incelemesi yapılmayacak’ ‘vergi tarhiyatı yapılmayacak’ şeklinde yasada güvenceler veriliyor. Ancak bu güvence hakkı ortadan kalkabiliyor da... Yüzde 2 oranındaki hesaplanan vergi eğer vadesinde ödenmezse incelenmeme güvencesi ortadan kalkıyor. Varlıkların bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şartları ihlal edilirse de incelenmeme güvencesi ortadan kalkıyor.

BARIŞ TAKVİMİ

18 Mayıs’da Resmi Gazete’de yayımlanan Barış Yasası’nın (7143 sayılı yasa) dört ana başlığı öne çıkmıştı: 1- Devlete olan borçların –gecikme zam ve faizlerinin silinerek- üç yıla kadar yapılandırılması. Geçtiğimiz pazartesi başvuru süresi doldu. 2- Matrah-Vergi artırımı ve stok-kasa affı: İki gün sonra (31 Ağustos Cuma) başvuru süresi doluyor. 3-  İmar Barışı için başvuru süresi 31 Ekim’de dolacak. 4- varlık barışı: Vergi ödemeden varlıkları beyan edecekler- bildirecekler için başvuru süresi 31 Temmuz’da dolmuştu. Varlıkların değeri üzerinden yüzde 2 oranında vergi ödeyerek başvuracaklar için süre 30 Kasım’da dolacak. Yüzde 2 oranında hesaplanacak verginin son ödeme tarihi ise 31 Aralık 2018.

 

 

Yazının devamı...

Findukcu burda degül

Otomobil reklamı Ekonomist Dergisi’nin önceki sayısında yer alıyor. Sayfanın üst kısmında önce ‘Burada Değil’ denilmiş ardından da “hayalinizdeki otomobili X’i (otomobili) birlikte tasarlayalım” denilmiş.  Sayfada otomobil reklamı yapılmasına rağmen otomobil resmine yer verilmezken, sayfanın alt kısmında ise bayilerin adres ve telefonları verilmiş.

Fındıkçının reklam tabelası ise Şile’de... Karadeniz’de yani... Şile - İstanbul yolunda seyahat edenler, daha Ömerli’ye varmadan, bu tabelayı görecektir... Ayrıca, yolun devamında çok geçmeden ikinci tabelada “Taze Findukcu Burdada Degül” yazısı çıkıyor karşınıza... Haliyle “fındıkçı burada değilse bu tabelalar ne için” diye söyleniyorsunuz? Hatta “O fıkradaki tabelayla mı (fındıkçı 100 m geride) karşılaşacağım acaba?” diyorsunuz... Ki çok geçmeden üçüncü tabela da görünüyor ve nihayet gizemli mesaj çözülüyor... Üçüncü tabelada “Taze Findukcu Haburda Dur” yazısı okunuyor ve fındıkçıya da kavuşuyorsunuz...

‘Burada değil’ sloganıyla pazarladıkları ürünleri için; her iki işletmeciye de, hedefledikleri satışları gerçekleştirmelerini dileyelim öncelikle... Diğer yandan reklam olayının vergisel boyutuna da bakalım... Yani işletmeler; ‘ürünlerinin tanıtımı, reklamı için yaptıkları harcamaları gider yazılabiliyor mu?’, ‘Reklam harcamalarının vergisel yönden püf noktaları neler?’ sorularını cevaplayalım...

İşletmelerin yaptıkları reklam harcamalarının tamamı gider yazılabiliyor. Önemli olan; işletmenin kazanç elde etmesi ve sürekliliği için bu reklam harcamalarının yapılıyor olması.

REKLAM VE SPONSORLUK FARKI

Vergisel açıdan; reklam harcamalarında diğer bir kritik nokta, tanıtım harcamalarıyla benzerliğine rağmen her ikisine farklı oranlarda gider-indirim imkânı tanınıyor olması. Özellikle spor kulüpleri aracılığıyla yapılan reklam ve tanıtım faaliyetleri açısından konu kritik...

Vergi kanunları; şirketlerin, ‘sponsorluk harcamalarının yarısının’ (amatör spor dalları için tamamı), kazançtan indirilebileceğini ‘reklam harcamalarının ise tamamının’ gider yazılabileceğini öngörüyor. Bu durumda işletmeler açısından yapılan harcamanın, sponsorluk harcaması mı, tanıtım-reklam harcaması mı olduğunun netleşmesi önem arz ediyor.

Kısaca reklam harcaması ile tanıtım harcamalarının farklarını şöyle açıklayabiliriz: Harcama eğer ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olmayan veya ilişkisi ölçülemeyen, sosyal amacı öne çıkan türden ise sponsorluk harcamasıdır. Sporcuların; bonservis bedelleri, spor malzemeleri, seyahat ve ikamet giderleri, müsabaka sonucuna göre ödenen primler gibi... Yok eğer, ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili ise reklam harcamasıdır. Spor sahalarına, spor giysilerinin üzerine yazılı olarak kurumun tanıtımının yapılmasını sağlayacak amblem, marka, isim ve benzeri işaretler konulması gibi...

Yazının devamı...

Gülşen Hanım’ın vergi soruları

2018’de (yıllık) 24 bin lira kira geliri elde edildiğinde, 2019’un mart ayında gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekecek. Yıllık kira gelirinden; öncelikle 4 bin 400 lira istisna düşülecek. Sonra götürü gider de (yüzde 15) dikkate alınarak vergi (2.592 lira)  hesaplanacak. (2018’de yıl boyunca toplamda 4.400 liraya kadar konut kirası elde edenler beyanname vermeyecek. Dolayısıyla vergi de ödemeyecekler.)

‘Belgesiz’ götürü gider yöntemi yerine ‘belgeli’ gerçek gider yöntemi de seçilebilir... Eğer yüzde 15 götürü gider tutarı (24.000-4.400=19.600*0,15=) 2.940 liradan daha fazla belgeli gerçek gider varsa gerçek gider yöntemiyle daha az vergi hesaplanacaktır. (Kredi faizi, amortisman gideri, emlak vergisi, onarım, yönetim gideri gibi gerçek giderler GVK Md. 74’de sayılmıştır.)

Gülşen Hanım’ın emlak vergisi hakkında da bir sorusu var: “Komşularımdan emlak vergisi ödemeyenler var. Belediye’ye dilekçe veren emekliler emlak vergisinden muaf oluyorlarmış... Ben de emekliyim, dilekçe verirsem emlak vergisi ödemeyecek miyim?”

Gülşen Hanım emekli de olsa birden fazla konutu olduğu için emlak vergisi avantajından yararlanamıyor. Ayrıca emekli maaşı dışında başka geliri (kira geliri) olan emekliler de vergi avantajından yararlanamıyor. 200 m2’yi geçmeyen tek konutu olan;  1-Ev hanımları ve işsizler, 2- Emekliler 3- Engelliler, 4- Gaziler, 5-Şehitlerin dul ve yetimleri sıfır oranlı emlak vergisi avantajından yararlanabiliyor. Bu kişiler ilgili belediyelere başvurarak sıfır oranlı emlak vergisi avantajından yararlanabiliyor.  

Emlak vergisi mükellefleri; konutun emlak vergi değeri üzerinden binde 1 oranında (büyükşehirlerde binde 2) her yıl iki taksitle (Mayıs ve kasım aylarının sonuna kadar) ilgili belediyelere ödeme yapmakta. 

EMLAK VERGİSİNDE YAZLIK FARKI
Bodrum, Çeşme, Altınoluk, Silivri, Şile... Bu ilçelerde veya şu an sayamadığımız gözde yazlık yerlerinde yılın 12 ayı oturmayı tercih edenlerin sayısı her geçen gün artıyor...

Tek konut sahibi olunduğu durumda emlak vergisi avantajı tanınmışken normalde yazlıklar için bu avantaj uygulanmıyor ve emlak vergisi mülk sahibinden tahsil ediliyor. Ancak eğer yazlıkta daimi (12 ay) oturuluyorsa, yaz-kış ikamet ediliyorsa bu durumda (diğer şartları taşıyan mülk sahipleri için)  emlak vergisi ödeme yükümlüğü kalkıyor.

Belediyelerin; vergi avantajını uygulamak için, mükelleflerden bildirim (beyan ve taahhüt) dışında başkaca bir belge istememeleri de gerekiyor.

Ancak binanın ikamet amacıyla kullanılmadığının (yazlık, dağ evi vb. olduğu) ikametgâh belgesi, elektrik, su ve telefon faturası ödemeleri gibi bilgilerle tespit edilmesi ve gerçek dışı beyan ve bilgi verilmesi halinde tabiatıyla emlak vergisi cezalı olarak mülk sahibinden istenecektir. (GİB Muğla Vergi Dairesi Başkanlığı 17/02/2016 tarih ve 175-15 sayılı özelgesi).

Kira gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin ve emlak vergisi hakkında vatandaşın sorularına Maliye’nin verdiği cevaplara (seçilen özelgelere) vergidoktoru.com.tr internet adresinden ulaşılabilir.

Yazının devamı...

Vergi barışı için son günler

Şahsen gelir vergisi mükellefi olanlar için de, şirketler için de 2013’den, 2017’ye geçmiş beş yılın kazançlarına dair vergi incelemesi yapılmayacağının güvencesi verilip 7143 sayılı yasa ile barış çağrısı yapılıyor. Karşılığında da o yıllara dair beyan edilen matrahların artırılarak, artırılan matrahlar üzerinden peşin veya taksitle vergi ödenmesi isteniyor.  Eğer o yıllarda hiç beyan verilmemişse veya beyanlarda gelir-matrah yer almamışsa bu kez asgari (en az) matrahlar üzerinden vergi ödenmesi gerekecek.

 Barış imzalamak isteyenlerin Maliye’ye başvurmak için süreleri de azaldı artık. Ay sonunda (31 Ağustos) süre doluyor. Önümüzdeki hafta sonu dokuz günlük bayram tatili başlıyor... Tatil dönüşünden (27 Ağustos Pazartesi) sonra 30 Ağustos Zafer Bayramı da dikkate alındığında, aslında matrah arttırımı süresinin oldukça azaldığı görülüyor

Dolayısıyla vergi mükelleflerinin bir an önce hesaplamalarını tamamlayıp, peşin veya taksitli seçeneğe göre son günler yaklaşmadan başvurularını sonuçlandırmaları yerinde olacaktır.

 Şahıs veya şirket olarak faaliyet gösteren işletmeler için ve kira geliri, gayrimenkul satış değer artış kazancı, menkul sermaye iradı gibi gelir elde edip barıştan faydalanmak isteyenler için barışın koşullarını, kritik konularını hatırlayalım...

Hangi yıl için ne kadar artırım yapılacak? 

Matrah artırım oranları; daha eski dönemlerden, güncele yaklaştıkça azalıyor. 2013 için yüzde 35, 2014 için yüzde 30, 2015 için yüzde 25, 2016 için yüzde 20 ve 2017 için yüzde 15 oranında şirketler kurumlar vergisi matrahlarını, şahıslar gelir vergisi matrahlarını artırmaları gerekiyor.

 Hiç beyan verilmemiş veya kazanç-matrah beyan edilmemişse mükellef
türüne göre değişen asgari matrah tutarları tablolarda yıllar itibariyle yer
almakta.

 Matrahlar üzerinden de yüzde 15 vergi ödenecek. (Artırımda bulunulan yıla ait yıllık beyannamelerin; yasal süresinde verilmesinde ve tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmesi konusunda aksama yaşanmışsa vergi oranı olarak yüzde 15 değil, yüzde 20 oranı dikkate alınacak. Her bir dönem için ayrı ayrı 10 TL’yi aşmayan tutardaki eksik ödemeler, 5 puanlık oran avantajından yararlanmayı engellemiyor.)

KDV ve GV Stopajı için matrah arttırımı

2013 için yüzde 3.5, 2014 için yüzde 3, 2015 için yüzde 2.5, 2016 için yüzde 2 ve 2017 için yüzde 1,5 oranlarında geçmiş beyannamelerde yer alan (hesaplanan) KDV’leri arttırıldığında vergi barışı hükümlerinden yararlanılabiliyor. İşletmeler, muhtasar beyanname ile beyan etmeleri gereken ücret GV Stopajı için de vergi vergi barışı hükümlerinden yararlanabiliyor. Arttırım oranları; 2013 için yüzde 6, 2014 için yüzde 5, 2015 için yüzde 4, 2016 için yüzde 3 ve 2017 için yüzde 2.

Ödeme tarihleri ne zaman?

Matrah artırımı başvurusu yapıp,  hesaplanan vergileri peşin ödemek isteyenler 30 Eylül’e kadar bu ödemelerini yapabilir.

Taksitle ödeme yapacaklar için ilk taksit 30 Eylül’e kadar ödenebiliyor. İkişer ay arayla toplam 6 eşit taksitte (1,045 oranında katsayı ilave edilerek)  ödeme yapılabilir. 

Hangi vergiler için barış yapılamıyor? 

Yıllık kurumlar vergisi ve yıllık gelir vergisi için matrah arttırımı yapılabiliyor. KDV için ve ücret, kira, serbest meslek ödemeleri üzerinden hesaplanan stopajlar için de matrah arttırımı yapılabiliyor. Kâr dağıtımı stopajı,  sorumlu sıfatıyla ödenen KDV, Damga vergisi ve ÖTV gibi vergilerde matrah arttırımı imkanı ise sağlanmıyor.  

Vergi barışından kimler yararlanamıyor?

Vergi Usul Kanunu’nda Kaçakçılık Suçları ve Cezalarını düzenleyen maddede (359/b) geçen “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” matrah arttırımından yararlanamıyor.

 Öte yandan, asıl veya suretleri tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenen belgeleri kullananlar, matrah arttırımı hükümlerinden yararlanabiliyor.

Ayrıca terör suçundan hüküm giyenler ve yasada (5.inci maddesinin 9.ncu fıkrası) sayılan terör örgütleri ve milli güvenlikle ilgili yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında inceleme ve araştırma yapılması talep edilenler de matrah artırımı imkânından yararlanamıyor.  

Ödeme yapılmazsa barış bozuluyor mu

Yasada; kanunda belirtilen şekilde ödeme gerçekleşmediğinde , ‘madde hükmünden yararlanılamayacağı’ belirtiliyor.

Ayrıca gecikme zammıyla (aylık 1.40 oranında)  beraber yeni hesaplanan (arttırılan) vergilerin takip ve tahsiline devam olunacağı da belirtiliyor.

Not:

Yazının devamı...

Genç girişimci vergi de ödemiyor, prim de

Yeni işyeri açan genç girişimciler, 75 bin liraya kadar kazançları üzerinden gelir vergisi (GV) ödemiyor. 75 bin lirayı aşan kazanç varsa da, aşan kısımdan vergi alınıyor. Yeni düzenlemeyle (7143 sayılı yasa md.22) Bağ-Kur primi için de avantaj sağlandı. 1 Haziran 2018’den itibaren işyeri açan 29 yaşını doldurmamış genç girişimciler bir yıl boyunca Bağ-Kur primi de ödemeyecek. Henüz yolun başında olan genç girişimciler için ciddi avantajlar sağlayan Gelir Vergisi ve Bağ-Kur prim teşviklerinin diğer koşullarına da sırasıyla göz atalım...

GELİR VERGİSİ TEŞVİKİ
Yeni açılacak işyerinin hangi sektörde faaliyet göstereceği farketmiyor. İşletme, cafe de olabilir, market de, lokanta da. Avukat da olabilir, mimar da, doktor da, eczacı da. 29 yaşını doldurmamış olan, ‘yeni bir işyeri’ açan, ‘ilk defa vergi mükellefiyeti tesis ettiren’ genç girişimcinin yıllık kazancının 75 bin liraya kadarından vergi istenmiyor. Aşıyorsa aşan kısmının vergisi isteniyor. Ve bu avantajdan üç yıl boyunca da yararlanılabiliyor... (GVK Mükerrer 20.nci madde)

 Teşvikten yararlanmak isteyen diğer alanlardaki genç girişimcilerin de şirket olarak (anonim veya limited) değil, şahsen faaliyet göstermeleri gerekiyor. Anonim ve limited şirketler Kurumlar Vergisi mükellefi olduğundan ‘Genç Girişimciye GV Teşvikinden’ yararlanamıyor. Kollektif şirket ve adi ortaklıkta; ortaklar bizzat gelir vergisi mükellefi olduklarından teşvikten yararlanabilirler. 

100 bin lira kazanç örneği üzerinden teşvikin sağlayacağı vergi avantajının matematiğini de örnekleyelim... Her ikisi de 2018’de 100 bin lira kazanç sağlayacak iki işletmeden; teşvikten yararlanmayan 25 bin 480 lira GV ödeyecekken, teşvikten yararlanan ise 4 bin 260 lira GV ödeyecek. Dolayısıyla teşvikin genç girişimciye sağlayacağı vergi avantajı (100 bin lira kazanç için) 21 bin 220 lira oluyor.  (2018’de elde edilecek gelir, 2019 Mart’da beyan edilecek.)

Yeni işyeri açan genç girişimcilere (Ticari, zirai veya mesleki faaliyet nedeniyle) sağlanan vergi avantajının uygulamaya yönelik tebliğde (292 seri no’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği) belirtilen diğer koşulları da şöyle:

- İşe başlamanın kanuni süresi içinde bildirilmiş olması,

- Kendi işinde bilfiil çalışılması veya işin kendisi tarafından sevk ve idare edilmesi, (Çırak, kalfa veya yardımcı işçi çalıştırmak ya da seyahat, hastalık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak işinde bilfiil çalışmamak bu şartı ihlal etmiyor.),

- Faaliyetin adi ortaklık veya şahıs şirketi bünyesinde yapılması hâlinde tüm ortakların işe başlama tarihi itibarıyla diğer şartları taşıması,

- Ölüm nedeniyle faaliyetin eş ve çocuklar tarafından devralınması hâli hariç olmak üzere, faaliyeti durdurulan veya faaliyetine devam eden bir işletmenin ya da mesleki faaliyetin eş veya üçüncü dereceye kadar (bu derece dâhil) kan veya kayın hısımlarından devralınmamış olması,

- Mevcut bir işletmeye veya mesleki faaliyete sonradan ortak olunmaması...

BAĞ-KUR PRİM TEŞVİKİ
Hali hazırda; 2018’de aylık en az ödenen Bağ-kur prim tutarı: 700 lira. Primini düzenli ödeyenlerse 5 puanlık indirim sonrası 599 lira ödüyorlar. Bağ-Kur prim teşvikinden yararlanacakların; öncelikle yukarıda koşullarını açıkladığımız Gelir Vergisi teşvikinden yararlanabiliyor olması gerekiyor. (GVK Mükerrer 20. madde kapsamındaki kazanç istisnası) Ayrıca; mükellefiyet başlangıcı itibariyle 18 yaşını doldurmuş 29 yaşını doldurmamış olması ve 01.06.2018 tarihinden itibaren ilk defa sigortalı olması gerekiyor. (5510 sayılı Kanunun 4/1-b.1 maddesi kapsamında) Adi ortaklıklar ve şahıs şirket ortaklıklarında da; sadece bir ortak prim teşvikinden yararlanabiliyor.

Yazının devamı...