GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Amerikan Elçiliği’ne kurşun sıkanlar kimdir?

Sadece iki ihtimal var:

*

- BİRİNCİ İHTİMAL: Bu saldırının ekmeğini yemek isteyenlere hizmet eden aşırı profesyonel ajan provokatörler!

*

- İKİNCİ İHTİMAL: Bir marifet işlediğini sanan akılsız, izansız, şuursuz, kafasız, gerzek ve aptal şehir magandaları!

*

Birinci ihtimal söz konusuysa...

Faillerin bulunup yakalanması pek mümkün olmayacaktır.

*

İkinci ihtimal söz konusuysa...

Failleri bulup yakalamak ve kendilerine resmen ve alenen “Amerikan ajanı” muamelesi yapmak farzdır.

 

RAHİP BRUNSON’A ÇOK AÇIK BİR MEKTUP

Sayın Rahip!

Eğer Trump çıldırmış gibi Türkiye’ye karşı saldırıya geçmeseydi...

Muhtemelen seni ev hapsine çıkaran Türk yargısı, çok kısa bir süre sonra da serbest bırakacaktı.

Gidişat o yöndeydi.

*

Fakat Sayın Rahip...

Trump öyle akılsızca, öyle küstahça, öyle gözü dönmüşçesine “Saldıray Abi” edasına büründü ki...

Yeryüzünün en adil mahkemesinin bile elini kolunu bağlayacak bir durumun oluşmasına neden oldu.

*

Sayın Rahip!

İşte tam da bu nedenle diyorum ki: Serbest kalamıyorsan bil ki bunun sorumlusu biraz da Trump’tır.

*

Ne birazı yahu!

Sorumlu en fazla Trump’tır!

Benden duymuş olma ama bil ki Trump sana en büyük kötülüğü yapıyor şu sıralar.

*

Sayın Rahip!

Ben senin yerinde olsam... Hemen Trump’ı telefonla arar...

Ve “Yeter abi! Gözünün yağını yiyeyim yeter! Yeter daha fazla germe ortamı” falan derim.

 

UZAK DURULASI 7 TİP

- BİR: Konuşurken eliyle, koluyla “tırnak” işareti yapan tip...

*

- İKİ: Hiç de karmaşık olmadığı halde kendisini epey karmaşık bulan tip...

*

- ÜÇ: Hayatında hiç Ahmet Kaya şarkısı dinlememiş olan tip...

*

- DÖRT: Kendi derdini sürekli senin derdin yapmaya çalışıp bunu başaran tip...

*

- BEŞ: Ortamda birinden söz edilince hemen o söz edileni telefonla arayan tip...

*

- ALTI: “Senin adına çok sevindim” deyip de zerre kadar sevinmeyen tip...

*

- YEDİ: Yaşadığı dandik hayatın gerçekten de roman olabileceğine inanan tip...

 

BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

Hepinizin bayramını kutluyorum. Hepinize iyilik ve esenlik! Trafikte aman dikkat! Dikkat ki üzücü haberler duymayalım. Ana-babaya ziyaret şart! Fakir fukara sevindirmek aman ihmal edilmesin... Bu arada Sekter de kutluyor bayramınızı...

 

İPHONE KIRACAĞINA AL DA BU CEVİZİ KIR!

Markete gittim.

Reyonlardan birinde gördüğüm ceviz paketini aldım elime.

Sağına soluna bakarken bir de ne göreyim!

Paketin üzerinde...
“Menşei: Amerika Birleşik Devletleri” yazıyor!

*

Ey vatansever vatandaş!

ABD ürünü diye iPhone kırıp sadece kendi kesene zarar vereceğine...

Al da şu Amerikan cevizini kır!

*

Sonra da hem ye hem de kafanı iki elinin arasına alıp “Bizim ülkemiz cevizin anavatanı değil miydi ya! Bu nasıl oldu böyle?” falan diye başla düşünmeye...

 

YEREL SEÇİME EN HAZIR ADAY: MUSTAFA SARIGÜL


Ben böyle bir hazırlık görmedim arkadaş!

Sosyal medyadaki fotoğraflarına bakıyorum.

Camide, cemevinde, düğünde, cenazede, sokakta, asker uğurlamada, nişanda hep Sarıgül.

En başa yeniden dönmüş durumda ama sanki yeni başlıyormuş gibi... Zerre üşenmiyor yani...

*

Büyük ilgi de görüyor Sarıgül gittiği her yerde.

Büyük ilginin arka planında ise şu var:

Şişli’nin epey zamandır köhnemiş, eskimiş, pırıltısını yitirmiş, cazibesini kaybetmiş bir yer olması.

Kısacası eski güzel günlere dönmek istiyor Şişli ahalisi.

 

ABDULLAH GÜL SİTEM HAKKINI KAYBETTİ

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ aynen şöyle demiş:

“Abdullah Gül bu harekete ihanet edenlerden birisidir”.

Eskiden olsa...

Abdullah Gül, bu açıklamayı büyük ama çok büyük mesele ederdi.

Fakat şimdi en küçük bir mesele bile edemez!

Çünkü 24 Haziran’dan önce...

“Eğer ismim üzerinde bir ittifak olsaydı aday olurdum” diye açıklama yaparak...

Sitem etme hakkını her türlü kaybetmiş bulunmaktadır.

 

NOT DEFTERİMDEN DAĞINIK NOTLAR

- “Bayramlarda İstanbul’un tadını çıkaranlar tarikatı” kurmayı planlıyorum. Epey mürit toplarım sanırım.

*

- İstanbul’un 7 tepeli şehir olmasından pek memnunum. Tek sorun: 7 tepenin bisiklete hiç de elverişli olmaması.

*

- Her an ama her an “Bir Adnan Oktar vardı, ne oldu ona?” diye sorabilirim...

O derece yani...

*

- Dolmakalem merakım zaten vardı. Yeni merakım ise şu: Dolmakalemlerimi petrol yeşili mürekkeple doldurmak... Teşekkürler Panel Kırtasiye!

 

Yazının devamı...

Türkiye’nin en yeni 7 sorunu

*

- SORUN İKİ: Ülkede hangi durum yaşanırsa yaşansın siyasi bir değişimin gerçekleşme ihtimalinin neredeyse sıfıra yakın olması...

*

- SORUN ÜÇ: Ekonomide yeni bir spekülatif atak dalgasını püskürtüp püskürtemeyeceğimize yönelik belirsizlik olması...

*

- SORUN DÖRT: “Yerli malı kullan” kampanyası düzenlemek için yeterli yerli malımızın olmaması...

*

- SORUN BEŞ: Trump gibi bir deliyle mücadele etmek için çok akıllıca hareket etmemiz gerektiği bilincinde olmamamız.

*

- SORUN ALTI: Ortak aklı arama ve ortak aklı bulma konusunda hiç de heveskâr gözükmememiz.

*

- SORUN YEDİ: Bütün sorumluluğu dış güçlere yükleyerek rahatlamaya artık iyiden iyiye alışmış olmamız...

 

TAM AKSİNE

- Özür dilemek utanılacak bir şey değildir, tam aksine erdemdir.

*

- Özür dilemek zayıflık değildir, tam aksine özgüveni yansıtır.

*

- Özür dilemek geri vites yapmak değildir, tam aksine gelişime açıklıktır.

 

ARİFE GÜNÜNE İYİ  GİDECEK ÜÇ TÜRKÜ

- KIZILIRMAK: Neşet Ertaş Usta’nın pek bilinmeyen ve pek popüler olmamış bir türküsü... İçinde “mübarek günler”, “bayram eder” gibi sözler geçer. İncedir, derindir, derûnidir. Çok seveceksiniz. Bahse girerim en az üç kere dinleyeceksiniz.

*

ARİFE TÜRKÜSÜ: Bir Sadık Gürbüz vardı... İşte onun bu türkü... Sözlerini Sennur Sezer yazmış... 70’lerin sol rüzgârlarını barındıran itimat telkin edici bir esinti... İçinde arife, kurban ve bayram geçiyor. Beğeneceksiniz. Nostaljik bulacaksınız.

*

- ZEYNEP: Erkan Oğur / İsmail Hakkı Demircioğlu’nun çalıp söylediği bir türkü... “Arife gününde bayram ayında...” bölümüne lütfen özel dikkat! Türkünün bu bölümünde sesi biraz açın! Bir dinlerseniz, benim hatırıma bir daha dinleyin.

 

BÜLENT ARINÇ NEDİR?

- “Ben saksı değilim” diyen, fakat bunu hayli alttan alan bir üslupla yapan bir Erol Büyükburç’tur...

*

- İsyan ederken bile hesap kitap yapan bir temkin kumkumasıdır.

*

- Özgül ağırlığını sürekli hatırlatmak zorunda kalan bir özgül ağırlıktır.

*

- “Kula minnet eylemem” türküsünü söylemek için yanıp tutuşmasına rağmen buna cesaret edemeyen bir yiğittir.

 

SIRA SENDE AJDA

46 yaşındaki Defne Samyeli bikinili poz verdi.

89 yaşındaki Gülriz Sururi durur mu? O da poz verdi.

*

İkisinin arasına bir Ajda ne iyi gider ama!

 

ADRESE TESLİM ÖĞÜTLER

- KADINLARA: Karşındaki adam garsonlara kibar davranmıyorsa... Hemen ama hemen uzaklaş ondan!

*

- KÖŞE YAZARLARINA: İlgi çekmeye çalış ama bunu gizlemeyi başaracak bir çapın, bir kapasiten, bir becerin olsun!

*

- GENÇLERE: Muhakkak kendini başkalarından daha az akıllı kabul et ama asla öyle olma!

*

- SİYASETÇİLERE: Samimiyetin de samimiyetsizliğin de ahaliye çarpan etkisiyle yansıdığını hiç aklından çıkarma!

*

- ROMAN YAZACAKLARA: İyi yazılmış en az on roman oku, ancak “Ben daha iyisini yazarım” diyorsan başla yazmaya!

*

- TATİLE ÇIKACAKLARA: Doldurma o bavulu o kadar! Hepsini giymeyeceksin ki... Kasma bu kadar! Altı üstü bir tatil!

 

KEMAL BEY, BİZE NEYİN RESMİNİ YAPSIN ABİDİN?

Kofi Annan öldü ya...

Bir taziye mesajı yayınlamak istiyor Kemal Bey...

*

Fakat öyle bir taziye mesajı yayınlıyor ki...

Artık unutulup
tarihin çöp sepetine atılmış olan “Annan Planı” tartışmalarını hem yeniden alevlendiriyor, hem
de kendisini o alevlenen tartışmanın içinde buluyor.

*

Bilmem “Bize beceriksizliğin resmini yapabilir misin Kemal Bey?” diye sormaya gerek
var mı?

 

CANAN KARATAY NEDEN BÜYÜKTÜR?

Ölmez sağ
kalırsak...

2049 yılında da...

“Canan Karatay şunu yiyin dedi, şunu yemeyin dedi” diye haberler okumamız garanti ya...

İşte o yüzden büyüktür.

 

REZİL KEPAZE

Bikinili fotoğrafa gösterdiği tepkinin binde birini bile...

Çocuk tecavüzcülerine göstermeyen her kişi...

Rezildir, kepazedir.

 

HÂLÂ ERGENEKON FALAN DİYE BİKBİKLEYENLER VAR

FETÖ denilen yapının...

- Bin bir dalavere ile Ergenekon diye, Balyoz diye bir yalan uydurduğu...

- Uydurduğu bu yalanla bir sürü kişinin hayatını kararttığı...

- Ve yine bu yalanla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne darbeye yeltenecek denli yerleştiği...

Artık gün gibi aşikâr olmuşken...

Hâlâ “Türkiye’yi Ergenekon yönetiyor” falan diye bik bik ötüp durmuyorlar mı?

Şiddete azıcık meylim olsa kürekle falan...

*

Neyse... Neyse...

“Allah sabredenlerle beraberdir” diyerek uzaklaşayım en iyisi...

Yazının devamı...

Ve Muharrem İnce’den Yahudi madalyası özrü!

- BİR: Milli Mücadele’yi CHP’ye mal etmesini...

- İKİ: Erdoğan’ı Yahudi Cesaret Ödülü üzerinden eleştirmesini...

*

Bu iki eleştiriyle ilgili olarak Muharrem İnce aradı.

*

“Milli Mücadele” konusundaki eleştirime şöyle cevap verdi:

*

“Cumhuriyet’in ilk döneminin bazı hatalarını ve günahlarını hiç kimseyle paylaştırmadan tamamen CHP’nin üzerine yıkıyorsunuz... Ama sıra Milli Mücadele’ye geldiğinde ‘Hayır, CHP yapmadı, bütün millet yaptı’ diyorsunuz... Yani hata söz konusu olduğunda yükle CHP’ye... Milli Mücadele gibi onurlu bir iş söz konusu olduğunda al CHP’nin elinden... Bu olmaz”.

*

“Yahudi Cesaret Madalyası” ile ilgili olarak ise şunları söyledi:

*

“Benim maksadım yönetimin İsrail politikaları konusunda sergilediği ikiyüzlü tavrı anlatmaktı. Yahudi Cesaret Ödülü üzerinden yaptığım eleştiri yanlış olmuştur. Özür dilerim. Türkiye’de yaşayan Yahudi vatandaşlarımızın üzülmesini asla istemem. Irkçılık da benim defterimde yazmaz”.

 

NOT DEFTERİMDEN

BİR ANNAN ÖLMÜŞ DİYELER: Annan denilince aklıma iki şey gelir: “Annan Planı” ve “Morgan Freeman”... Birincisi ömrümüzü yemiştir, ikincisi ise maalesef tacizci çıkmıştır. Neyse... Neyse... Toprağın bol olsun Annan Bey...

*

- BODRUM’A ÇOK TEŞEKKÜRLER: İstanbul’un tüm trafik çilesini ve devasa kalabalığını içine alarak İstanbul’a unutulmaz bir 9 gün yaşatan Muğla’nın bu şirin kazasına ne kadar teşekkür etsek azdır.

*

- BAZLAMA ARIYORUM: İstanbul’da bazlamayı iyi yapan bir yer var mı bildiğiniz... Ama iyi yapacak... Yozgat’taki teyzelerimizin yaptığı kadar iyi... Ve tabii içine konan peyniri eritecek kadar sıcacık...

*

- MİLOR VE KÜSTAHLIK: Bazı insanlara küstahlık pek yakışır. Mesela İlber Hoca... Küstah olmayan bir İlber Hoca, köpüksüz Türk kahvesi gibi olur. Vedat Milor da işte öyle... Küstahlık onun da üzerinde iyi duruyor.

*

- FİT BİR EMİR: Katar Emiri bayağı kilo vermiş. Fitleşmiş... Karatay diyeti mi yaptı acaba? Yoksa golf mü oynamaya başladı? Ve asıl soru: Bizde Körfez emirlikleri magazini ne zaman başlayacak?

*

- İSLAM’DA ERKEK: Yeni çıkan kitapları tarıyordum. Baktım, “İslam’ın Kadına Bakışı” adlı yeni bir kitap çıkmış... Bu konuda kitap yazmaya doyamıyor bizim erkek yazarlar. Var ya... Eğer bir gün “İslam’ın Erkeğe Bakışı” başlıklı bir kitap yazılırsa... Müslüman dünyasındaki kadın sorunu çözülür.

 

SİYASET DERECELENDİRME KURULUŞLARI FALAN OLSAYDI

KEMAL Kılıçdaroğlu resmen hapı yutmuştu.

*

Çünkü bu kuruluşlar, her seçim sonrası Kemal Bey’in notunu...

Durağanlardan negatiflere indirmeye doyamazlardı.

 

FENA BOZUŞURUZ HA!

- Eğer bir daha herhangi bir Suudi Kralı öldüğünde Türkiye’de üç günlük milli yas ilan eder ve bayrakları yarıya indirirseniz... Fena bozuşuruz ha!

*

- Eğer bir daha Trump ile Erdoğan’ın yan yana fotoğraflarını basıp “Hiç olmadığı kadar yakınız” diye manşet atarsanız... Fena bozuşuruz ha!

 

AH O YEMEN’DİR

YEMEN’de Suudi savaş uçaklarının bombardımanı sonucu otobüsle piknikten dönen 50 çocuk can verdi.

*

İsrail katliam yapsa... Haklı olarak yeri yerinden oynatıyoruz.

Esad katliam yapsa... Yine haklı olarak avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz.

Fakat Suudiler katliam yaptığında... “Gık” bile demiyoruz.

*

Hatta Jim Carrey, “50 çocuk öldü Yemen’de... Bomba bizim bombamızdı... Biz suçluyuz” falan diye tweet atmasa...

Konu gündemimize bile gelmeyecekti.

*

Gelin, Yemen Türküsü’nün sözlerini artık şöyle değiştirelim:

“Ah o Yemen’dir / Gülü çemendir / Ölen 50 çocuğu / Bir tek Jim Carrey görüyor / Acep nedendir”.

 

İMAMLAR DA İNSANDIR

- Rahiplerdeki gibi ruhaniyet iddiaları söz konusu değildir imamların.

- Meleksi varlıklar değildirler.

-Hatalardan, günahlardan asla münezzeh değildirler.

- İslam, imamlara farklı yükümlülükler yüklemez.

- Ne farklı bir sorumlulukları, ne de bir ayrıcalıkları vardır.

Yani demem o ki...

İnsana ait olan hiçbir şey size yabancı değilse...

İmamlara ait olan hiçbir şey de size yabancı olmasın!

 

ŞEHİT BABALARININ SONSUZ KREDİLERİ VARDIR

BİR şehit babası, “Evladım Tayyip Erdoğan’a feda olsun” demiş.

*

Tabii ki “Evladım vatana feda olsun” dese... Çok daha iyi olurdu.

*

Ama şunları lütfen unutmayın:

- Şehit babalarının sonsuz kredileri vardır.

- Evlat acısını yaşarken ettikleri kelamlara eleştirel yaklaşılmaz.

- Üzerlerine gidilmez şehit babalarının...

- Sınırsız bir anlayışla karşılanırlar...

- Hiçbir şey onlarla dayanışma içine girilmesine engel olmaz, olamaz.

 

ANILARINI YAZSALAR DA OKUSAK DEDİĞİM KİŞİLER

MEHMET ŞİMŞEK: Bugünlerde peynir-ekmek gibi satar vallaha!

*

- ALİ BABACAN: Çoksatarlar listesinde ikinci olur çıkaracağı kitap.

*

- AHMET DAVUTOĞLU: Gerçek düşüncelerini yazarsa üçüncülük onundur.

*

- BÜLENT ARINÇ: Açıksözlü olursa dördüncü olur.

*

- KADİR TOPBAŞ: Damat, dünür falan da olursa kitapta beşinci olur.

*

- ABDULLAH GÜL: Kapalı anlatımı seçeceğinden altıncı olur.

*

- BURHAN KUZU: Eğlenceli bir üslupla kaleme alırsa yedinci olur.

 

Yazının devamı...

Trump tweet’lerinin üç iyi, üç kötü tarafı

- BİR: Milli birlik ve beraberlikte doruk noktasına ulaşmamız... Hepimizin Türkiye’den yana olması... Ne güzel!

*

- İKİ: Yılların Amerikan özentisinden bayağı bir kurtulmamız... Hatta antiemperyalizmin kırlara, ovalara falan yayılması... Ne muazzam!

*

- ÜÇ: “Üretim” demeye, “tarım” demeye, “Dünya çapında markalarımız olmalı” demeye falan başlamamız... Ne şahane!


KÖTÜ TARAFLARI:

- BİR: Bütün sorumluluğu Trump’a yükleyip bir türlü “Acaba biz nerede hata yaptık?” noktasına gelemeyişimiz... Tedirgin edici!

*

- İKİ: Farklı görüşler ileri sürenleri, kaygı belirtenleri, eleştirel yaklaşanları falan “Birlik ve beraberliği bozuyorlar.” diye “hain” kategorisine sokmamız... Çok berbat!

*

ÜÇ: Sloganlara, hamasete, akılsızca protestolara, gereksizce efelenmelere, komik bile olmayan şovlara yönelmemiz... Fazlasıyla hazin!

 

BİR BİLMECEM VAR ÇOCUKLAR

-12 Eylül olur... Kenan Evren’in en yakın arkadaşı olur.

Turgut Özal başa geçer... En birinci Özalcı olur.

- Çiller başa geçer... Çillercilikte çığır açar.

- FETÖ’nün yükseliş döneminde... Kitap yazar, destan düzer.

- FETÖ’nün çöküş döneminde... En ama en azılı FETÖ karşıtı olur.

- Erdoğan’ın kesintisiz iktidarında... Milim sapmaz, en sonsuz Erdoğancı olur.

Kimdir bu şahıs?

Bilenler arasından yapacağım çekilişle ilk beşe Kahve Dünyası’ndan Türk kahvesi ısmarlayacağım. Yanında Ülker Çikolatalı Gofret’le birlikte...

 

KEMAL BEY İÇİN ARTIK “CISSS” OLAN SÖZLER

- “Diktatör” diyemez çünkü “Sen önce kendine bak” derler.

*

- “Antidemokratik” diyemez çünkü “Sen önce kendi parti tüzüğüne bak” derler.

*

- “Hükümet istifa” diyemez çünkü “Sen ettin mi de biz edelim” derler.

*

- “Meclis’i toplayın” diyemez çünkü “Sen önce kendi kurultayını topla” derler.

 

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN ANTİ-AMERİKANCILIK

- “Fetih Marşı”nın yanı sıra... “Gün doğdu hep uyandık / Siperlere dadandık / Bağımsızlık uğruna da / Al kanlara boyandık” marşını da öğrenebilirsiniz.

- AK Partili belediyelerin kültür merkezlerinde “Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kutlu mücadeleleri” konulu paneller, söyleşiler, konferanslar falan düzenleyebilirsiniz.

- Âşık Mahzuni’nin “Bütün insanlık adına / Amerika katil katil / Kanun yapar kendi teper / Amerika katil katil / Vietnam’ın suçu nedir / Hür yaşamak ayıp mıdır / Atom patlat ister kudur / Amerika katil katil” türküsünü çığırabilirsiniz.

 

AMMA DA MELİH GÖKÇEK DÜŞMANIYMIŞSIN BE TUNA!

Ankara’nın en kalabalık yeri Sıhhiye’de katlı bir otopark... Üzerinde “Belediye tarafından kapatılmıştır.” yazıyor. Niye? Neden?

*

Neden olacak?

Çünkü bu otoparktan elde edilen gelir, hayatını hayır hasenat işine vakfetmiş olan Melih Gökçek’in eşi Nevin Gökçek’in başkanı olduğu SOS Vakfı’na gidecek... Oradan da fakire fukaraya...

Belediye Başkanı Mustafa Tuna işte buna mani olmaya çalışıyor.

Üstelik halkın da zararına bu tutum! Çünkü burası kapatıldığı için vatandaş iki saati 20 TL olan özel otoparklara gitmek zorunda...

Bunu yapan Tuna’nın “Ankara’daki otoparkları 1 TL yaptım” diye hava atan Tuna olması da pek manidar!

*

Bir kez daha söylüyorum: Ankara’yı CHP kazansa işler bu noktaya varmazdı.

 

MÜSLÜMANLARA MİSYONERLİK VAAZI

Tebliğ özgürlüğünü herkes için savunacaksın Müslüman.

Bırakacaksın... Bir o anlatacak dinini, bir sen anlatacaksın.

Ve sonuçlarına razı olacaksın.

*

Dinine güveneceksin Müslüman.

“Ben anlatayım ama o anlatmasın” demek “Ben dinime güvenmiyorum” demektir.

Öyle bir inanacaksın ki dinine... Anlatımın en serbest olduğu ortamda avantajlı olacağından adın gibi emin olacaksın.

 

KİM HANGİ GEMİDE?

- Doğu Perinçek: Çin gemisinde...

- Ertuğrul Özkök: Üç çeyrek asırdan beri aşk gemisinde...

- Halkımız: Hep ama hep yük gemisinde...

- FETÖ’cülerin alayı: Amerikan gemisinde...

- Kuvvacılarımız: Bandırma gemisinde...

- Kadir Mısıroğlu: Yunan bandıralı bir gemide...

- Mustafa Destici: Uzay gemisinde...

- Muharrem İnce: Gemisiz kaldı ki hem de nasıl!

 

CEYLAN ERTEM


“Cumartesi Anneleri”nin 700. hafta buluşması onuruna...

Ceylan Ertem, Ahmet Kaya’nın evlatlarını arayan analar için bestelediği “Beni Bul” adlı şarkıyı seslendirmiş.

Fakat çok dokunaklı, çok hissederek, çok etkileyici, çok güzel seslendirmiş.

Yazının devamı...

Kimse ABD’nin gücünü test etmemeliymiş hahahaha!

Bir devlet büyüğümüz çıkar ve korkutucu olmaya çalışan bir yüz ifadesiyle şöyle derdi:

“Kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkmasın”.

*

Özellikle Ahmet Davutoğlu Beyefendi’nin “başvekil” olduğu dönemde...

En az bin iki yüz elli iki kere falan tekrar edilmiştir bu “Kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkmasın” lafı.

*

Dün ne oldu biliyor musunuz?

ABD’nin ikinci adamı Mike Pence, aynen şöyle dedi:

“Türkiye bizim gücümüzü test etmeye kalkmasın”.

*

Güldüm. Keyiflendim. Hatta dört köşe oldum.

Nasıl olmayayım?

- Bir yandan dolar düşüyor.

- Bir yandan AB’ye yanaşıyoruz.

- Bir yandan felaket tellallarının hevesleri kursaklarında kalıyor.

- Bir yandan Rusya ve İran’la dayanışma söz konusu...

- Bir yandan Katar Baba’dan para geliyor.

*

Ve bir yandan da...

Koca ABD’nin ikinci adamı, korkutucu olmaya çalışan bir yüz ifadesiyle “Kimse bizim gücümüzü test etmesin” falan diyerek...

Bir nevi bizim eski başvekilin atarlanmalarına benzer bir atar yapmak zorunda kalıyor.

Kısacası...

Kurban olduğum Allah verdikçe veriyor.

*

Bu kurban bayramı, bayram gibi bayram olacak galiba!

 

 

ŞİMDİ TAM SIRASI

- Kur artışını bahane edip kurla uzaktan yakından ilgisi olmayan ürünlere zam yapan uyanıklarla mücadelenin tam sırası!

*

- Köprü ve otoyollarda dolar üzerinden yapılan her türlü işleme derhal son verilmesinin tam sırası!

*

- Büyük bir tasarruf kampanyası başlatıp bilhassa devlet kurumlarındaki araçların elden çıkarılmasının tam sırası!

*

- Parayı betona gömmekten vazgeçmenin ve üretime ağırlık vermenin tam sırası!

*

- Şeker fabrikalarının satışı meselesini yeniden gündeme almanın ve bu konuya bir kez daha eğilmenin tam sırası!

*

- Turizmin kurtarıcılığını fark edip çok yönlü bir turizm politikası geliştirmenin tam sırası!

 

ESKİSİ/YENİSİ

- ESKİSİ: Dolar daha ne kadar yükselir?

- YENİSİ: Dolar daha ne kadar düşer?

*

- ESKİSİ: Rahip serbest kalırsa dolar düşer mi?

- YENİSİ: Rahip serbest kalırsa dolar yükselir mi?

 

DOLAR YAKMAYA, TELEFON KIRMAYA ÇÖZÜM BULDUM

BİR devlet büyüğümüz çıkıp şöyle desin:

“Dolar yakarak, telefon kırarak bizi el âleme güldürenlerin alayı FETÖ’cüdür. Maksatları büyük Türk milletini el âleme güldürmektir”.

Böyle dendiği andan itibaren...

Dolar yakma, telefon kırma vakaları şakkadanak biter.

 

SİZE İKİ İTİRAZIM VAR MUHARREM İNCE!

- İTİRAZ BİR: Dün attığınız tweet’lerden birinde “Biz milli mücadeleyi gerçekleştiren partiyiz” demişsiniz. “Milli Mücadele” adı üstünde milli mücadeledir. Yani, Atatürk’ün önderliğinde topyekûn milletin mücadelesi... O mücadeleyi “CHP’nin mücadelesi” olarak nitelemek doğru değildir. Lütfen dikkat!

- İTİRAZ İKİ: Dün attığınız tweet’lerde Erdoğan’ın aldığı “Yahudi Cesaret Ödülü”nü mesele etmişsiniz... “Yahudi Cesaret Ödülü” üzerinden Tayyip Erdoğan eleştirisi yapmak doğru değildir. Ve en başta da Türkiye’de yaşayan Yahudi vatandaşlarımıza yönelik bir ayıptır. Lütfen dikkat!

 

GELİN FETÖ’DEN KURTARALIM BU YEMEĞİ

MAKLUBE bir Fetullah yemeği değildir!

Çok şahane bir Ortadoğu yemeğidir!

Mardin’de de çok güzel yapılır!

Bir süredir FETÖ’nün eline esir düşen maklube adlı bu leziz yemeği esaretten kurtarmanın vakti geldi de geçiyor bile.

 

HAPİSTEKİ BAŞKANIYLA POLEMİK YAPAN PARTİ

HDP’den söz ediyorum.

Eski genel başkanları Selahattin Demirtaş hapiste.

Yani eli kolu öyle çok da serbest değil.

Böyle bir durumda HDP’nin dışarıdaki yöneticileri, hapisteki Selahattin Demirtaş’la ciddi ciddi polemik yapıyorlar.

Valla ne yalan söyleyeyim bana pek delikanlıca gelmedi.

 

YARINDAN SONRA İSTANBUL

SÜPER rahatlayacak... Şahane güzelleşecek... Trafik sorunundan kurtulacak... Sakinleşecek... Çılgın kalabalıklarından uzaklaşacak... Acayip dinginleşecek... Tenhalaşacak... Yaşanılır hale gelecek... Hatta ve hatta dünyanın en yaşanılır beş şehri arasına girecek...

 

PARDON PARDON

“Zonguldaklı Uzun Hasan” diye yazmışım dünkü yazımda... Doğrusu tabii ki “Zonguldaklı Uzun Mehmet” olacaktı. Pardon. Çok pardon!

 

DEFNE SAMYELİ 46 YAŞINDAYSA


DEFNE Samyeli’nin bikinili fotoğraflarının altına “Bu kadın 46 yaşında! İnanamıyorum” falan yazanlara sesleniyorum.

*

Defne Samyeli 46 yaşındaysa...

- Monica Bellucci 53 yaşında, ki daha dün podyuma çıktı.

- Madonna 60 yaşında, ki sahnede dur durak bilmiyor.

- Nebahat Çehre 74 yaşında, ki durumu hepimizin malumu...

*

Tabii ki takdir edelim ama mübalağa etmeyelim yani.

 

Yazının devamı...

Dolar düşerken mırıldandıklarım

*

- Başaramadın turuncu adam!

*

- Fakat çok oynak bu kur be! Adeta Tanyeli gibi...

*

- Şu anda 7 liradan dolar alanların suratlarını görmek istiyorum.

*

- 7 liradan dolar bozduranlar amma şanslı ha! Hem acayip kâr ettiler, hem de hepimizden daha çok vatansever oldular!

*

- Her şey Adnan Bali’nin televizyona çıkıp konuşmasıyla başladı gibi...

*

- Fakat çok oynak bu kur be! Asya piyasaları yükseltmez inşallah!

*

- Yükselirken sesi çıkanların düşerken sesi çıkmıyor... Düşerken sesi çıkanların yükselirken sesi çıkmıyor.

 

HEY GİDİ HEY!

ABD’den ithal ettiğimiz bazı ürünlerin vergileri arttırılınca...

Fark ettik ki biz ABD’den şu üç ürünü de ithal ediyormuşuz:

- BİR: Meyve

- İKİ: Taşkömürü

- ÜÇ: Kâğıt

- Birincisi için: “Hey gidi tükenen Türk tarımı hey” diyorum.

- İkincisi için: “Hey gidi Zonguldaklı Uzun Hasan hey” diyorum.

- Üçüncüsü için: “Hey gidi satılan kâğıt fabrikaları hey” diyorum.

 

KATAR EMİRİ

KATAR Emiri ülkemizi ziyaret ediyor” haberini ben hep...

“Para geliyor para” şeklinde okuyorum.

*

Bu haberi...

Benim gibi okumayan var mıdır acaba?

 

AK PARTİ 17 YAŞINDA

BİRİNCİ 17 yıl şöyle geçti:

Beton beton beton.

İkinci 17 yıl ise şöyle geçecek:

Üretim üretim üretim.

 

SANAYİ ESNAFINDAN RASİM, OSMANLI’DA YAŞASAYDI


RASİM Küçük, Antalya Sanayi Sitesi’nde esnaf...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir çağrıda bulunmuş sosyal medya aracılığıyla...

Diyor ki:

“Destek verin, esnaf arkadaşlarla F-35 uçağı yapalım”.

*

Rasim kardeşimiz, eğer Osmanlı döneminde yaşayan bir esnaf olsaydı...

Padişah...

Önce kendisini bu büyük özgüveni nedeniyle bir kese altınla ödüllendirirdi.

Sonra da bu büyük özgüvenin hiçbir gerekçeye dayanmaması nedeniyle “Vurun buna yüz kırbaç” derdi.

 

İBRAHİM KALIN’A BİR TAVSİYE

LÜTFEN...

“Bir papaz için ilişkileri yıkıyorlar” demeyin.

Onun yerine...

“Bir suç şüphelisi için ilişkileri yıkıyorlar” deyin.

Çünkü hukuki açıdan o adam “papaz” değil, “suç şüphelisi”dir.

 

BAK GÜZEL KARDEŞİM

DOLARI yaktığın zaman...

ABD’ye zerre kadar zarar vermiş olmuyorsun.

Paranı yakıp kül ettiğin için aksine sen zarar ediyorsun.

Yakma kardeşim.

Git, bozdur.

*

iPhone telefonunu kırdığın zaman...

ABD’ye zerre kadar zarar vermiş olmuyorsun.

Bedelini ödediğin bir malı kullanmadığın için aksine sen zarar ediyorsun.

Kırma kardeşim, kullan.

Sadece bir daha alma!

 

VAY HACIM VAY

ELİNDE deste deste dolarla döviz bürolarına koşturan hacı dayıları görünce...

Şu iki tepkiyi aynı anda veriyorum:

*

- BİR: Helal sana be hacım! Varol! Yaşa!

*

- İKİ: Sende de ne dolar varmış ama hacım ya!

 

MECLİS OLAĞANÜSTÜ TOPLANMALIYMIŞ


CHP’nin yeni Sözcüsü Faik Öztrak şöyle dedi:

“Ülkemiz olağanüstü bir süreçten geçerken Meclis, olağanüstü olarak toplanmalıdır”.

*

İyi de Faik Bey...

“Partiniz olağanüstü bir yenilgiden çıkmışken, üstelik delegelerinizin de çok önemli bölümü talep etmişken siz niye partinizin kurultayını toplamadınız?” derlerse...

Ne diyeceksiniz?

 

PAPAZ TOTO

- Papazın serbest kalma ihtimali: Yüzde 63

- Papazın serbest kalmama ihtimali: Yüzde 37

 

BUGÜNLERDE SAĞ-SOL KAVGASI

- SOLCULAR DİYOR Kİ: Siz Amerika’nın 6. Filosuna selam dururken biz Amerika’nın 6. Filo’sunu taşlıyorduk...

*

- SAĞCILAR DİYOR Kİ: Geçmişte siz öyleydiniz... Ama bugün de biz ABD ile savaşırken siz ABD’ye selam duruyorsunuz.

 

Yazının devamı...

Herkes sussun Bali konuşsun!

- Bilgiye dayalı muhteşem bir analizle...

- Donanımlı bir uzman bakışıyla...

- Sorumlu bir yurttaş perspektifiyle...

Değerlendirmeler yaptı.

*

Dedi ki:

“Dolardaki yükselişi normal piyasa dinamikleriyle açıklayamıyorum. Ortada spekülatif bir atak var”.

*

Adnan Bali, yaptığı analiz boyunca...

- Hiç slogan atmadı.

- Hep piyasa terimleriyle konuştu.

- Hamasete zerre kaymadı.

- Söylediklerini rakamlarla destekledi.

- Değerlendirmelerini örneklerle kuvvetlendirdi.

*

İşte bu nedenle de...

- Hem ikna etti.

- Hem rahatlattı.

- Hem paniği düşürdü.

- Hem de umut verdi.

*

Önümüzdeki birkaç gün herkes sussa, sadece Adnan Bali konuşsa...

Nasıl olur?

 

ELEŞTİRİ OLMAYIP HAİNLİK OLAN ŞEYLER

- Mesela... Sahte “batan şirketler listeleri” hazırlayıp bu listeleri yaymak...

*

- Mesela... Bankalardaki döviz hesapları liraya çevrilecek falan diye palavralar atmak...

*

- Mesela... Dolar artışını körükleyecek her türlü spekülasyona imza atmak...

*

- Mesela... “Sermayeye el konacak” diye ortalığa korku ve tedirginlik salmak...

*

Kısacası olay şu:

Eleştir, öneri getir, fikrini söyle, geçmiş ve gelecek muhasebesi yap, sorumluluğu birilerine yükle falan...

Hepsi serbest.

Yeter ki hainlik yapma!

 

DEMEK Kİ NEYMİŞ?

- Ekonomimiz herhangi bir ekonomik saldırı karşısında kırılgan olmayacak kadar sağlam olmalıymış.

*

- Paramızı bu kadar kolay operasyon çekilecek bir para birimi olmaktan çıkartacak atılımlar yapmalıymışız.

 

SON GÜNLERDE DURUMUM

- Rüyamda bile “sabit kur rejimi / dalgalı kur rejimi / sabit kur rejimi / dalgalı kur rejimi” diye sayıklamaya başladım.

*

- Alacaklılarıma bir Murat Ülker ya da bir Ferit Şahenk edasıyla... “Gelin, borç yapılandırmasına gidelim” demeye başladım.

*

- Mahfi Eğilmez, Atilla Yeşilada, Özgür Demirtaş gibi ekonomistlerin sıkı takipçisi oldum.

*

- Bir iktisat mektebinin ikinci sınıf öğrencilerine orta halli bir sunum yapacak kadar ekonomi bilgisine vâkıf olmaya başladım.

*

- Gelene geçene “Bu kesin parasını dolarda tutuyordur, bu kesin liraya geçmiştir” falan diye bakmaya başladım.

 

NASIL SEZECEĞİZ DOSTU DÜŞMANI?

- ABD ile kavga ettiğimizde... Almanya hemen bize yaklaşıyor.

*

- Rusya ile kavga ettiğimizde... ABD hemen bize yaklaşıyor.

*

- Almanya’yla kavga ettiğimizde... Hem ABD, hem Rusya bize yaklaşıyor.

*

Ne diyordu Esat Kabaklı, o meşhur türküsünde?

“Dostun kim, düşmanın kim sez oğlum”.

*

Böyle bir dünya ortamında...

Gel de kolaysa sen sez be Esat Baba!

 

YAMAN ŞAKACISINIZ KEMAL BEY


Hürriyet’e verdiği röportajda şöyle diyor Kemal Kılıçdaroğlu:

“Bulunduğum koltuğun hakkını veririm”.

*

Bu cümleyi okuyunca...

İstemsizce gülüverdim!

*

İlahi Kemal Bey!

Bulunduğunuz koltuğun hakkını verdiğinizde girdiğiniz 9 seçimi de kaybettiniz.

Ya bir de bulunduğunuz koltuğun hakkını veremeseydiniz ne olacaktı?

*

Gerçekten de yaman şakacıymışsınız Kemal Bey!

 

EN KIL İKİ TİP

- BİRİNCİ TİP: İstinye Park’taki lüks markaların satıldığı mağazaların önünde ucuza markalı kıyafet kapatmak için kuyruk oluşturan başta Körfez Arap’ı olmak üzere her türlü zengin ve görgüsüz turist.

- İKİNCİ TİP: Doları en ama en aşağı fiyattan satın alıp... En ama en yukarı fiyattan satmaya ve okutmaya çalışan fırsatçı, ahlaksız, vicdansız, ekonomik terörist döviz bürosu sahibi...

 

ASLAN BURCU OLMAK

- Övünmeye girmesin diye burcunu söylemekten çekinmektir.

*

- Her ortamı domine etmek gibi bir yükümlülük taşımaktır.

*

- Her zaman övücü şeyler işitmeye şiddetle ihtiyaç duymaktır.

 

Yazının devamı...

İktidarı ayakta tutan en önemli etken

- Ekonomide yaşanan bunca buhrana rağmen...

- Dolardaki bunca artışa rağmen...

- Gelecek için ortaya çıkan bunca karamsarlığa rağmen...

Nasıl oluyor da iktidar, bırakın zor duruma düşmeyi, milleti etrafında kenetlenmeyi başarıyor?

*

Bu önemli sorunun cevabını veriyorum:

Çünkü...

Etrafında kenetlenmeye münasip tek bir varlık bile göremeyen millet, kenetlenme ihtiyacını yine bu iktidarla gidermek zorunda kalıyor.

*

İşin özü şu:

Bu iktidarı ayakta tutan en önemli etken...

Beceriksiz, çapsız, organize olmaktan aciz, akıllı politikalar üretmeyen, koltuğa yapışıp kalan...

MUHALEFETTİR MUHALEFET.

 

HAZIR GEMİ GÜNDEMDEYKEN

- DİNLENECEK ŞARKI: Kalipso kralımız Metin Ersoy’dan “Ah o gemide ben de olsaydım” şarkısı... Dileyen şarkının ritmine kendini kaptırıp dans da edebilir tabii.

- İZLENECEK FİLM: Allah sonumuzu sonuna benzetmesin temennisiyle “Titanik” filmini öneriyorum. Gemi batarken çalmaya devam eden orkestra sahnesine özel dikkat!

- SESLENDİRİLECEK ŞİİR: Elemli Arthur Rimbaud kardeşimizin kaleme aldığı meşhur “Sarhoş Gemi” şiiri... Sabahattin Eyüboğlu çevirisi mükemmeldir.

- OKUNACAK KİTAP: İhsan Oktay Anar’ın “Amat” adlı romanı... 17. yüzyılda İstanbul’dan kalkan “Amat” adlı gemide yaşananları anlatır ki enfestir.

 

YENİ DÖNEM İÇİN TASARRUF ÖNERİLERİM

- Yabancı kahve dükkânlarından uzak durun, kahvenizi evde yapıp termosa koyun.

- İtalya’ya gitmek yerine pizzacıya, Yunanistan’a gitmek yerine Boğaz’daki balıkçılara, Ortadoğu’ya gitmek yerine kebapçılara gidin.

- Market alışverişine tok gidin.

- Saat 21.00’den sonra telefonu kapatın.

- Ahmet Necdet Sezer gibi boşa yanan lambaları söndürmeye başlayın.

- Eskiyen ve solan tişörtlerinizi boyamayı deneyin.

- Üç kilometre gitmek için taksiye binmek yerine yürüyün.

- Serpme kahvaltı denilen o lüzumsuz müsriflikten uzak durun ve menemene geçin.

 

ÇOK NET!

- ÇOK NET: Dolardaki yükselişi protesto etmek için eline geçirdiği dolarları yakmaya kalkan kesin aptaldır!

- ÇOK NET: Dolardaki yükselişi protesto etmek için dolarları yakarken plastik kova kullanan büyük gerizekâlıdır!

- ÇOK NET: Doları plastik kovada yakarken büyük bir marifet sergilemiş gibi pis pis sırıtan muazzam vatan hainidir!

 

MERAL AKŞENER’İN KURULTAY NUTKU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER


- İyi bir konuşmaydı... O kadar iyiydi ki... “Seçimden sonra açıldı” dedirtti.

- Prompter mı kullandı acaba? Hiç teklemedi de!

- “Peygamber Efendimiz” dedi... “Hz. Ömer” dedi... Necip Fazıl’dan dizeler okudu... “Hira Dağı / Tanrı Dağı” vurgusu yaptı... Kısacası... Yüzde 30’un dar alanından pay almaya çalışmak yerine geniş yüzde 70’e doğru yelken açtı... Ha şöyle! Ha şöyle! Senin ne işin var yüzde 30’un dar alanında be mübarek!

- Seçimden sonra koltuğu bıraktı, sonra ısrarlara dayanamayıp geldi ya... İtiraf edeyim: Çok iyi izah etti bu bırakıp gelme işini.

- Hem iktidarı sonuna kadar en ağır şekilde eleştirmek hem de Türkiye’nin yanında olmak... Çok zor bir dengedir bu! Kurultay nutkunda işte bu zoru başardı. Kıvamı tutturdu!

 

CAN YÜCEL’İ KURTARMAK İÇİN KAMPANYA BAŞLATIYORUM


“Seveceksin, sevince de sapına kadar seveceksin. Can Yücel” tarzı tiksinç paylaşımlardan...

Can Baba’yı kurtarmak için...

Elimize geçen her platformu en hakiki Can Yücel şiirleriyle donatalım.

Hadi. Hemen. Hep birlikte.

Başaracağız! Başaracağız! Başaracağız!

 

YUNUS KAÇ BEYGİRLİK MERCEDES’E BİNERDİ?

Bir tarikat liderinin lüks mü lüks arabalardan oluşan konvoyu sorun olunca...

O tarikat çevresinden şöyle bir izah gelmiş:

“Müslümanların iyi bir araba sahibi olmalarına alışamadılar”.

Yok yahu! Ona herkes alıştı. Orada bir sorun yok.

Sorun şuradan çıkıyor:

Vatandaşlarımız, tarikat ehli olduklarını iddia eden insanların bindikleri arabalardaki beygir sayısına bakıp “Yunus Emre yaşasaydı kaç beygirlik Mercedes’e binerdi?” sorusunu akıllarına getiriyorlar.

 

ATATÜRK’Ü ATATÜRK YAPAN KARİZMASI DEĞİLDİR

Bugünlerde Atatürk’ün bir videosu paylaşılıyor her yerde.

Hali, tavrı, edası, sigara yakışı, kıyafeti falan öne çıkarılıp “Ne karizma ama!” denilerek.

Hakikaten de o görüntülerde Atatürk, resmen yürüyen bir karizma!

*

Fakat Atatürk’ü Atatürk yapan bu değil ki...

Atatürk’ü Atatürk yapan...

Vatanı kurtarması, ileri görüşlülüğü, yüz yıl önceden yüz yıl sonrayı görmesi, Türkiye’nin ufkunu coğrafyanın kaderine terk etmeyişidir.

*

Şu karizma goygoyunu bırakıp da işin bu yönüne odaklansak çok daha faydalı bir iş yapmış oluruz.

 

Yazının devamı...