GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Hakan Atilla her an Türkiye’ye getirilebilir

“İyi haber alan kaynakların bildirdiğine göre...”

*

- Kaynağımı sormayın.

- Detay istemeyin.

- “Ne zaman” demeyin.

Sadece şunu bilin yeter:

İyi haber alan kaynaklardan aldığım bilgiye göre...

Tıpkı bizdeki papazın uçağa bindirilip ABD’ye gönderildiği gibi...

ABD hapishanelerinde tutuklu bulunan Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, her an ABD’den uçağa bindirilip Türkiye’ye getirilebilir.

*

Bugün yarın böyle bir gelişme yaşanırsa...

Sakın şaşırmayın!

*

Konuyla ilgili detaylar geldikçe paylaşacağım.

Takipte kalın lütfen.

 

BU NE BE ABİDİN?

NÂZIM Hikmet’in oğlu Mehmet Nâzım vefat etmiş.

Güllü Aybar, Komet, Gündüz Vassaf gibi isimlerin imzaları olan bir vefat ilanı çıktı Hürriyet’te.

Fakat o da ne?

İlanda Mehmet Nâzım’ın fotoğrafı yerine Amerikan sinema yıldızlarının en klasiklerinden Gary Cooper’ın fotoğrafı yer almasın mı?

*

Nâzım yaşasaydı...

“Bu ne be Abidin? Bu ne?” derdi.

 

5 GÜNLÜK ASKER DARBECİ OLMAZ OLAMAZ NEDİM

GARİBAN, sadece ve sadece beş günlük asker...

Neyin ne olduğundan habersiz!

Yat diyorlar yatıyor, kalk diyorlar kalkıyor.

Sudan çıkmış balık gibi yani.

Ne darbe bilir, ne FETÖ...

Fetullah’la uzak yakın hiçbir ilgisi yok.

Garibanın askerlikle ilgili bildiği tek bir şey var: Emir demiri keser!

Devletin başına “komutan” diye getirdiği adamlar emir vermiş, bu gariban çocuk da sorgusuz sualsiz emre itaat etmiş.

*

Şimdi elini vicdanına koy da söyle:

Bu garibanın ne suçu var be Nedim?

 

ÖZETİN ÖZETİNİN ÖZETİ

BAŞKA herhangi bir ülkede bir zerresi yaşansa önemli siyasi sonuçlar doğurabilecek nitelikte binlerce olay Türkiye’de yaşansa da...

Hiçbir siyasi sonuç doğmaz!

Çünkü Türkiye’de herhangi bir siyasi sonucun doğmasını sağlayacak kabiliyette bir muhalefet yok!

 

DİYANET VE ENFLASYON

DİYANET, hac ve umre turlarına acayip zam yapmış.

*

Biri Diyanet’e...

Enflasyonla Mücadele Eylem Planı’ndan söz edebilir mi?

 

KONKORDATO ÇOK MİS!

KONKORDATO ilan edince...

- Devlet garantisi alıyorsun... Oh mis!

- Acayip süre kazanıyorsun... Oh mis!

- Sürünen alacaklılar oluyor... Oh mis!

*

Mis oğlu mis yani...

İyi ki varsın konkordato!

 

SOYLU’YA ALKIŞ POLİSE ELEŞTİRİ

- SOYLU’YA ALKIŞ: Atatürk heykelinin önünde terbiyesizlik yapıp bunun videosunu yayınlayan tiplere yönelik nefret dalgasının yükseldiği bir anda gecenin bir yarısı “Bunu yapanlar polis tarafından yakalanıp gözaltına alındı” diye tweet atarak hızlı ve doğru iletişimin güzel bir örneğini sergilediği için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bolca alkış...

- POLİSE ELEŞTİRİ: Atatürk heykelinin önünde terbiyesizlik yapan tipleri, aynı heykelin önünde tek ayak üstünde durdurarak cezalandırmaya kalkarak görevlerinin hudutlarını aşan ve Atatürk sevgisine zerre katkı sunmayan bir tutum içine giren polislere bolca olumsuz eleştiri!

 

ABDÜLHAMİD ATATÜRK’Ü ÖVMÜŞMÜŞMÜŞ!

GÜYA Abdülhamid’in hatıraları varmış...

Güya bu hatıralar çok sonra bulunmuş.

Güya bu hatıralarda Abdülhamit, Atatürk’ü övüyormuş.

Güya Abdülhamid “Mustafa Kemal olmasa Çanakkale kazanılmazdı” diyormuş.

Falan filan...

*

Bunların tümünün bir palavradan ibaret olduğu ciddi tarihçiler tarafından defalarca kanıtlandığı halde...

Bu palavranın hâlâ dolaşıma sokulması ve hâlâ prim yapıyor olması karşısında şunu söylemekten kendimi alamıyorum:

Bilgisizliğin, palavracılığın, cehaletin, sorgulamadan kabul etmenin, hoşa giden yalanın üstüne atlamanın... İdeolojisi, grubu, mahallesi, kesimi falan yoktur.

 

VAY KABA SOFTA! VAY HAM YOBAZ!

KABA softa / Ham yobaz” bir adam, başına sarık sarıp vaaz veriyor.

Diyor ki:

“Bir çocuk piyano öğreniyorsa o çocuktan Fatih olmaz”.

*

İyi de a benim gerzek kaba softam, ham yobazım...

Fatih dediğin adam...

Latince bilirdi, Yunanca bilirdi, İtalyan ressam Bellini’ye portresini yaptırmıştı, resim sanatına meraklıydı, müziğe yatkındı, şairdi, entelektüeldi...

*

Fatih, asıl senin gibi kaba softanın, ham yobazın teki olsaydı Fatih olamazdı!

 

BİR TEK BEN Mİ?

- MHP’li Semih Yalçın’ın Meral Akşener’den “Müdire Hanım” diye söz etmesini bir tek ben mi komik buldum?

*

- Suudi Veliaht Prens Muhammed Bin Salman’ın Batı basınında “MbS” diye markalaşması için PR yapması bir tek bana mı ilginç geldi?

*

- Gürgen Öz’ün Arda Turan’ın hastanede “Kafama sık abi” demesiyle kafa bulan skeci bir tek benim mi hoşuma gitti?

*

- “İYİ Parti’ye istifa şoku” başlıklı haberlerin bir merkezden çıkarılmış ve üretilmiş olabileceği kuşkusu bir tek bende mi oluştu?

 

Yazının devamı...

MHP’li Cemal Enginyurt ‘bam bam bam’ yaptı

MHP’li milletvekili Cemal Enginyurt, taktik maktik gözetmeden “bam bam bam” yaptı.

*

Şunların hepsi onun cümleleri:

- Amerika’yı protesto edeceğiz diye iPhone’u kırdık, Brunson uçağa binip gitti.

- Amerika’yla aramın açıldığına mı yanayım, giden iPhone’a mı üzüleyim, ajan Brunson’ın serbest kalmasına mı kızayım?

- Kaldık ya la ortada, iPhone’umu verin!

*

MHP’li Cemal Enginyurt’un...


Bu gayet hesapsız, bu süper taktiksiz, bu müthiş stratejisiz çıkışı...

İktidar blokundan gelen...

- Ama biz de Trump’ı bayağı oyaladık ha!

- Ama rahibi hemen vermedik ha!

- Ama Trump da sayemizde sevindirik oldu ha!

Türü çıkışların hepsinden...

- Bin kat daha dürüst!

- Bin kat daha samimi!

- Bin kat daha hasbi!

- Bin kat daha kıymetli!

- Bin kat daha sahici!

 

ÇOK RİCA EDİYORUM


BİR süre ama uzun bir süre...

Kimse bana...

“Papaz”, “rahip”, “pastör”, “al papazı”, “ver papazı”, “papaz kaçtı”, “Brunson”, “Trump”, “oval ofis”, “Trump tweet attı” falan demesin.

Zira nezaketimi kaybedebilirim.

 

PSİKİYATRİSTLERDEN BİR RİCAM VAR

SON günlerde kime rastlasam...

Milli gururunun incindiğini, örselendiğini falan söylüyor.

*

Değerli psikiyatristlerimiz!

Acaba psikiyatride “milli gurur incinmesi” diye bir şey var mıdır?

Varsa...

Böyle bir duyguya kapılanlara...

Antidepresan tavsiye eder misiniz?

 

RÜYA TABİRCİSİ ARIYORUM

- Rüyada Mevlüt Çavuşoğlu’nun Trump’a tokat attığını görmek... Ne anlama gelmektedir?

*

- Rüyanın fonunda sürekli Sezen Aksu’nun “Şinanay” şarkısının çalması... Nedir bunun hikmeti?

*

- Rüyada Ferit Şahenk’in “öncelikli satılacaklar” listesinin en tepesine Nusret’i yazdığını görmek... Biri tabir eder mi?

 

İŞİTTİĞİMDE BENİ MUTLU EDEN CÜMLELER

- Sakın şu çizgisiz çizgini bozma.

- Yazdıklarına çoğu zaman katılmıyorum ama sürekli okuyorum.

- Abi senin de bir tarafın yok yahu!

- Ne İsa’ya, ne Musa’ya...

- Hem nalına, hem mıhına...

 

AMEDSPOR OLAYI

SAKARYA’da oynanacak olan Sakaryaspor / Amedspor karşılaşmasında maçtan önce “Ölürüm Türkiye’m” dinletilmiş, skorbordda askeri operasyon görüntüleri gösterilmiş.

İtiraz edenlere hemen şöyle deniyor:

- “Ölürüm Türkiye’m” türküsünün yayınlanmasından niye rahatsız oldunuz ki?

- Operasyon görüntülerinin yayınlanmasına niye alınganlık gösteriyorsunuz ki?

Bak kardeşim!

Sen bu yaptıklarını başka hiçbir takımın maçında yapmayıp sadece Amedspor’un maçında yaparsan...

Bu yaptığınla ülkenin meşru bir futbol takımı olan Amedspor’u töhmet altında bırakmış olursun.

Buna zerre kadar hakkın yok!

Bırak şu ayrımcılığı, bırak şu bölücülüğü de...

Derhal titre ve kendine gel!

 

DİYANET BÜTÇESİNE AYKIRI BİR BAKIŞ

BİLİM, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesi yarı yarıya kırpılırken...

Diyanet’e ek 5 milyar bütçe verilmiş.

Vay efendim bu nasıl olur falan demiyorum.

Onun yerine şunu diyorum:

Diyanet, böyle muazzam bütçeye sahipken...
Nasıl oluyor da...

Toplum hâlâ Cübbeli’lere, Adnan’lara, abuk sabuk fetvalar veren tiplere, çeşitli cemaatlere, merdiven altı kurslara falan ihtiyaç duyabiliyor?

Ey Diyanet!

Onca parayı ne yapıyorsun sen ya!

 

SALIVERİN İŞÇİLERİ!

ÜÇÜNCÜ Havalimanı’nın CEO’su Fatih Altaylı’ya açıklamış.

Demiş ki:

“İşçiler haklıdır. İşçilerin sorunları vardı.”

*

Eylem yaptılar diye tutuklanan 33 işçiyi salıvermek için daha ne duruluyor ki?

Bu açıklama bile salıvermek için yeterli kanıt değil mi?

 

BERKAY DA AZ ŞEY DEĞİL HANİ

TAMAM, Arda’nın elle tutulacak bir tarafı yok, ama şu Berkay’da da...

- Hemen maçoluğa kayacak bir eda...

- Erkeklik edebiyatına biraz fazla merak...

- Arkasında durulmayacak geçmiş
arızalar...

- Ve gerekçesiz bir kekremsilik...

Yok değil hani!

 

Yazının devamı...

Yedi maddede papaz vakası

*

- MADDE İKİ: Yanarım yanarım da şu Trump’ın attığı cakaya yanarım. Yanarım yanarım da şu Trump’a yaşatılan hazza yanarım. Trump gibi bir adama bunları yaşatmaya kimin ne hakkı var?

*

- MADDE ÜÇ: Gizli tanıklık müessesesi, bir tür yavşaklık müessesesine dönüşmüş durumda... Bütün hıncımızı papaz davasının gizli tanıklarından alabiliriz... O derece yani.

*

- MADDE DÖRT: Papaza hem FETÖ’cü, hem PKK’lı, hem de ajan dedik. Yahu bari sadece birini diyeydik! Bari birazcık idareli kullanaydık... Bu ne müsrifliktir!

*

- MADDE BEŞ: Papaz bırakılmasa “İşte şimdi mahvolduk” diyecek olanlar, “Papaz bırakıldı” diye yastalar! Papaz bırakılmasa “Nasıl da dik durduk” diyecek olanlar, burunlarından kıl aldırmıyorlar! Yahu bu nasıl iştir?

*

- MADDE ALTI: Hollywood bir papaz filmi çekerse ve papaz rolünü de Tom Hanks’e verirse... Ben işte o zaman kahrolurum.

*

- MADDE YEDİ: Tek bir teselli payımız var: Papaza karşılık belki biz de bir şeyler almışızdır da yetkililerimiz söyleyemiyordur! Olabilir mi böyle bir şey? Olsun ama... Lütfen... Amin. İnşallah.

 

KEMAL KILIÇDAROĞLU AK PARTİ’YE SÖZCÜ OLSUN!


PAPAZ serbest kalmış, kuş gibi uçuyor.

Çarşı karışmış, ortalık yıkılıyor.

İktidar karşıtlarına gün doğmuş, bastırıyorlar!

En iflah olmaz AK Parti destekçilerinde bile inceden bir isyan, en azından bir burukluk var.

*

İşte tam bu sırada...

Gözler kısılıp ana muhalefetin liderine bakılıyor.

“Acaba ne diyecek” diye...

*

Ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuşuyor.

Dediği şu:

- Önce bir kararı görmemiz lazım.

- Hangi gerekçelerle bu kararın verildiğine bakmak gerekiyor.

*

Size bir şey söyleyeyim mi?

İktidar partisinin sözcülerinin bile aklına gelmedi “Önce bir kararı görelim, sonra değerlendirme yaparız” falan demek.

*

Yani demem o ki...

Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar partisine sözcü olsa iktidar partisinin sözcülerinden bile daha başarılı olacak!

*

Boşuna demiyoruz:

Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet lideri olarak var olduğu müddetçe...

AK Parti’ye karada, havada, denizde mağlubiyet yok!

 

OY VEREN ELLERİNİZ DERT GÖRMESİN

- İstanbul’da FETÖ çağrışımı yapan cadde isimlerini kaldırıp yerine Hrant Dink, Uğur Mumcu, Tuncel Kurtiz isimlerini veren... İstanbul Belediye Meclis üyelerine...

- Ankara Çukurambar’da inşa edilen yeni ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu caddeye Malcolm X ismini veren... Ankara Belediye Meclis üyelerine... YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUM.

 

KEDİLERE EN YAKIŞAN TÜRKÜ

NE zaman başta Sekter olmak üzere kedi milletinin hal ve davranışlarına şöyle bir baksam...

Aklıma hemen “Minnet eylemem” türküsü gelir.

Türkünün özellikle de şu bölümü:

“Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına / Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına / Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına / Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem”.

 

ARDA OLAYI MAGAZİN OLAYI DEĞİLDİR, KRİMİNAL OLAYDIR


İŞİN içinde...

- Taciz var.

- Vücut bütünlüğüne zarar verme var.

- Ruhsatsız silah var.

- Silahla hastane basma var.

- Hastanede silah patlatma var.

Yani var oğlu var.

Ve biz milletçe bu olayı basit bir magazin olayı gibi ele alıyoruz.

*

Hayır, hayır!

Bu olay magazin olayı değildir.

Başından sonuna kadar kriminal bir olaydır.

Ve devreye ciddi bir şekilde savcının, polisin girmesi şarttır.

*

Devreye giren polis ve savcı da...

Arkası sağlam olmayan bir vatandaşa ne yapacaksa onu yapmalıdır.

 

YAVUZ’UN MENKIBESİNİ ABDÜLHAMİD’E PASLAMAK

ABDÜLHAMİD’i anlatan “PAYİTAHT” dizisinde gördüm:

Yavuz Sultan Selim’le ilgili anlatılan meşhur bir menkıbeyi resmen ve alenen Abdülhamid’e paslamışlar!

*

Yahu çocuklar!

İyi hoş da...

Yavuz Sultan Selim dizisi çekerken ne yapacaksınız?

 

ÇOK TUHAF

- Ahmet Kural’ın Sıla ile barışmasının bu denli dalgalanmalara yol açması...

*

- Doğu Perinçek’in her durumda gündemi sarsacak bir açıklamasının olması...

*

- Cengiz Semercioğlu’nun tacizi yönetme görevini kadına vermesi...

*

- “CHP’nin İş Bankası hisseleri” ile gündemin aniden değiştirilebiliyor olması...

*

- Mansur Yavaş’ın Ankara için kapışılan bir aday olması...

 

Yazının devamı...

Melih Gökçek gör bunu: Hilal Cebeci poposuyla yeni bir Gezi planlıyor!

*

Şöyle şeyler yazıp duruyordu:


- Üst akıl, bu diziyle yeni bir Gezi planlıyor!

- Bu dizinin kahramanlarını isyanın sembolü kabul etmişler!

- Kırmızı kıyafetli kişilerin ayaklarındaki postallar darbeye işaret ediyor!

- Turuncu tulumluların toplaştığı yerin Kadıköy olması manidar!

Falan filan...

*

Hilal Cebeci adlı şarkıcı hanımın “Çav Bella” adlı şarkı için çektiği klip, tam da Melih Gökçek’in işaret ettiği türden göndermelerle dolu...

- Klipte de kırmızı kıyafetliler var.

- Klipte de Gezi’ci dizinin tüm kozları kullanılmış.

- Klipte de turuncu tulumlular bir şeyler çeviriyor.

- Klipte de bir üst akıl ya da bir üst akılsızlık var.

*

Dizi ile klip arasındaki tek fark şu:

Hilal Cebeci’nin klip boyunca salladığı poposu!


*

Melih Başkan! Melih Başkan!

Poposuyla ikinci Gezi’yi başlatmak isteyen Hilal Cebeci’yi nasıl olur da gözünden kaçırırsın yahu?

Sen iyice paslandın galiba!

 

NE DEDİYSEK O


DÜN “Rahip Barometresi” bölümünde...

Şöyle yazmıştım:

- Yüzde 100: Serbest kalacak...

- Yüzde 0: Ev hapsine devam.

*

Hem bildiğime şükrediyorum hem de içinde “papaz” geçen espri fırtınasının sona erecek olmasına...

Gerçi biz de “öbür Papaz”ı alaydık iyiydi ama, neyse neyse...

 

ÇİN BEDDUASINA MI MARUZ KALDIK NEDİR?

- Topçumuz: Arda.

*

- Popçumuz: Berkay.

*

- Yazarımız: Nilgün Bodur.

*

- Filozofumuz: Nihat Doğan.

*

- Küresel markamız: Nusret.

*

- Ulemamız: Cübbeli Ahmet.

*

- Devrimci şarkıcımız: Hilal Cebeci.

*

Çinliler beddua ederken... “İlginç zamanlarda yaşayasın e mi?” derlermiş.

Sanırım bütün Çinliler toplanıp bizim için bu bedduayı ettiler.

Bu tablonun başka bir açıklaması olamaz.

 

EMRE İLE BURAK ARDA’YI SAVUNMUŞ

HABERİN başlığı şu:

“Burak Yılmaz ve Emre Belözoğlu, Arda’yı savundu”.

*

Hani suçüstü yakalanıp “Avukatımı istiyorum” diyen adam, “Suçüstü yakalanmışsın, avukatın ne diyecek be adam!” diye çıkışan yargıca, “Ben de işte onu merak ediyorum” diye cevap vermiş ya...

Ben de fıkradaki adam gibi...

“Bakalım Burak ile Emre nasıl savunmuşlar Arda’yı” diye hemen açıp okudum haberi.

*

Biri “Arda benim arkadaşım” demiş, öbürü “Yakın arkadaşımın tabii ki yanında olacağım” demiş.

Tam bir hayal kırıklığı!

Keşke açıp okumasaydım.

 

KUSURUMUZA BAKMA SAYIN SENDİKA AĞASI!


ŞEKER-İş Sendikası Genel Başkanı, işçilerin aidatlarından tam 1 milyon liraya lüks makam arabacı almıştı ya...

Çıkan haberlere çok üzülmüş Şeker-İş Başkanı...

*

Nereden biliyoruz bunu?

Türk-İş Başkanı, “Arkadaşımız çok üzgün” demiş de oradan biliyoruz.

*

Kusura bakma sendika ağası! Seni üzdük. Ağız tadıyla bindirmedik aracına. Affet bizi!

 

SİNAN OĞAN’A MÜLTECİ DERSLERİ

- Gariban mülteciyle uğraşma Sinan Ağa... Uğraşacaksan o garibanları bu topraklara sürükleyen koşulları yaratanlarla uğraş.

*

- Mültecilere “tosun” falan diye hakaret etme Sinan Ağa... Laf edeceksen mültecileri aç ve açıkta bırakanlara laf et.

*

- Halkımızı mültecilere karşı kışkırtmaktan vazgeç Sinan Ağa... Kışkırtacaksan mülteci sorununa yol açan küresel ağababalara karşı kışkırt!

*

- Halkımızda oluşan mülteci alerjisinden yararlanmaya kalkışma Sinan Ağa... Yararlanacaksan barıştan, insanlıktan, merhametten yararlan.

 

TAKSİCİLİK MESLEĞİ BÜYÜK TEHLİKE ALTINDA

İÇİŞLERİ Bakanlığı bir talimat yayınlamış.

Buna göre...

- Taksiciler araç içinde sigara içemeyecekmiş.

- Taksiciler uygunsuz tutum ve davranışlarda bulunamayacaklarmış.

- Araçlar bakımsız ve kirli olmayacakmış.

- Araçta pazarlık usulü yolcu taşınmayacakmış.

*

İyi ama bunlar yapılırsa ortada ne taksici kalır ne taksi...

Amaç mesleği öldürmek midir nedir anlamadım ki?

 

Yazının devamı...

Bu ülkede Atatürk'ü eleştirmek yasakmış

Atatürk’e hakaretler yağdırıyorlar!

Atatürk’e ağza alınmayacak küfürler ediyorlar!

Atatürk kelimesiyle kenef kelimesini aynı cümle içinde kullanıyorlar!

Atatürk’ün hatırasına sövmeyi alışkanlık haline getiriyorlar!

Atatürk’ün anasına babasına, soyuna sopuna iftiralar yağdırıyorlar!

Bin türlü yalanla Atatürk’ü sözde aşağılamaya çalışıyorlar!

Hakikatler yerine dedikodularla Atatürk’ü karalamaya kalkıyorlar!

Sonra da...

“Bu ülkede Atatürk’ü eleştirmek hâlâ yasak” falan diye poz yapıyorlar.

Yahu, siz önce “eleştiri” adı altında içinizdeki pislikleri dışa vuran birer müptezel olmaktan vazgeçin...

Sonra konuşuruz “Bu ülkede Atatürk’ü eleştirmek yasak mı, değil mi” meselesini.


CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN KİMLERE ZARİF BİR TOKAT ATTI
ODTÜ’nün mezuniyet töreninde birkaç öğrenci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hicveden karikatürlü pankart taşıdılar diye yüce yargımız tarafından palas pandıras gözaltına alınıp tutuklanmışlardı.

Bir süre tutuklu kalan bu öğrenciler, daha sonra serbest bırakılmışlardı.

Milliyet’ten Talat Atilla’nın aktardığı kulise göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, işte bu öğrencileri Beştepe Külliyesi’ne çaya davet etmiş, öğrenciler de bu daveti memnuniyetle kabul etmiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çay davetiyle...

Erdoğan’dan daha fazla Erdoğan’cılık yapan iktidar medyasındaki bazı tiplere...
Önüne geleni tutuklamayı gelenek haline getiren yargı camiasına...
Tahammülsüzlük ve burundan kıl aldırmama konusunda şampiyon olan AK Parti idarecilerine...
Artık uzlaşma adına asla güzel bir adım atılmayacak diyen karamsarlık pompacılarına...

Osmanlı tokadı kadar sersemletici olmamakla birlikte... Çok şık ve çok zarif bir tokat atmıştır.


ARDA NASIL KURTULUR

Hemen “Adamım ben adam” falan diye adamlığına dair vurgulu bir açıklama yapmalı.

Derhal “Dış güçler algı operasyonu yapıyor, milli duruşumu bozamayacaklar” diye bir demeç patlatmalı.

Acilen umreye gitme kararı almalı.

Hızlıca bütün suçu CHP’ye yükleyecek bir çıkış bulmalı.


MÜMKÜN OLMAYACAKTIR
Aslıhan Doğan’ların kendilerine yapılan ağır saygısızlıkları görmezden gelme tutumu devam ettikçe...
Arda Turan’ların iflah olmaları MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.

CHP’nin elinde İş Bankası hissesi olduğu müddetçe...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündemi değiştirme zorluğu yaşaması MÜMKÜN OLMAYACAKTIR.


BURASI ÇOK ENTERESAN
Enteresandır: Adı “Gizli Kalsın” olan İstanbul’daki bir gece mekânında yaşanan hiçbir şey gizli kalmıyor.

Enteresandır: Nedense hep “Vergiyi tabana yayalım” deniyor, “Vergiyi tavana yayalım” diyen çıkmıyor.

Enteresandır: “Mücahitler müteahhit oldu” sözünün yerini hızla “Nargile mücahitleri” sözü alıyor.

Enteresandır: Son günlerde “kurucu babalar” nitelemesini cümle içinde kullanmayanı entelektüelden saymıyorlar.


BÜYÜKERŞEN'İN YAŞI
YOK, 80’ini aşmış da...
Yok, yine adaymış da...
Yok, böyle şey olmazmış da...
Falan.

Aramızdaki yaş farkına rağmen ben, Yılmaz Büyükerşen’in yanında gayet hımbıl kalmaktayım.

Kesin tıraşı yani.


TÜRK TİPİ NEO-NAZİ: SİNAN OĞAN
HERHANGİ bir Suriyeli suça karışınca...

Bizim Sinan Oğan, sanki Suriye politikasının sorumlusu benmişim gibi ve sanki ben mülteciler komiseri falanmışım gibi hemen bana mesaj yolluyor:

“Bak Ahmet Hakan! Senin tosunlar yine ne yaptı? Hâlâ sahip çıkacak mısın onlara” falan diye...

Sinan Oğan, sen...

Suçun kişiselliğini bir tarafa bırakıp birkaç Suriyelinin yaptığı bir caniliği bütün Suriyelilere genelledikçe ve bu insanları “tosun” falan diye aşağıladıkça...

“Mülteci sorunu” konusunu insanlık dışı bir perspektifle ele alıp sorunun çözüm yolunu aramak yerine düşmanlığı arttırıcı üsluba devam ettikçe...

Türk tipi bir neo-Nazi’ye dönüşüyorsun.

O kadar ki...

Sen eğer bir Alman olsaydın, şu anda Alman duvarlarına “Türken Raus” yazıyor olurdun.


İLAHİ YENİ AKİT
“MEHTAP” isimli bir yazar var Yeni Akit’te... Pespaye bir üslupla yazılar yazar.

En son üçüncü havalimanı işçilerine “it” demişti yazısında.

Yeni Akit, işte bu yazarın işine son vermiş.

Tam “Ne güzel... İşçilere hakaret eden bir yazarı Yeni Akit bile taşıyamadı” falan diye gazeteyi övecektim ki...

Bu yazarın işçilere hakaret ettiği için değil, Bülent Arınç’ı sert bir dille eleştirdiği için kovulduğunu öğrendim.

İlahi Yeni Akit! Yine şaşırtmadın!


GENELEVE KAYYUM
ADANA’da iki geneleve kayyum atandığına dair haberleri okuyunca...

“Yahu bu FETÖ genelev işine de mi karışmış! Yok, artık. Tövbe bismillah!” diye içimden geçirdim.


RAHİP BAROMETRESİ
Serbest kalacak: Yüzde 100
Ev hapsine devam: Yüzde 0

Yazının devamı...

Mide bulandırdın be Celal Hoca

Hangi siteyi açsam...
Hangi sosyal medya hesabına girsem...
Hangi yayın organına göz atsam...

Hep aynı haber:

“Flaş! Flaş! Ünlü profesör Celal Şengör’den bomba açıklama: Kendi dışkımı yedim, tadı acıydı! Bu bir merak meselesi”.

Bu iğrenç haberden kaçmak, korunmak, bu iğrenç habere maruz kalmamak neredeyse imkânsız...

Başa gelen tam olarak şöyle bir şey:

“Günün gelişmelerine şöyle bir bakayım” diye atılan her adımda bir öğürme hissiyle mideyi tuta tuta kaçmak zorunda kalmak!

Celal Hoca!

Ne b.k yiyeceğine karışacak değiliz tabii.

Son tahlilde özgür bir adamsın.

Fakat yeter artık!

İkide bir yediğin şu haltı anlatma yahu!

Bulantı ve kusma hissine maruz kalarak “Anti-em” bağımlısı olup çıktım senin yüzünden!


KESİN ARTIK ŞU ŞOVU BELEDİYE BAŞKANLARI!
MARKET zincirlerine bir şey diyemezsiniz, komisyoncuyla uğraşmazsanız, kodaman denetlemesi yapamazsınız, aracılara dokunamazsınız, milyon dolarla daire satan müteahhitlere ses edemezsiniz...

Ama sıra gariban pazarcıya, fırıncıya, bakkala falan gelince...

Kameralar eşliğinde müdahale edip şov yaparsınız.

Garibanlar üzerinden şov yapmayı derhal kesin ey başkanlar!


EKŞIN ÜSTÜNE EKŞIN
SERMİYAN VAKASI: Sermiyan Midyat adlı film oyuncusu ve film yönetmeni, Sinan Akçıl’la basit bir bar kavgasına karışmış... Olay duyulunca da “Ahmet Kaya’nın başına gelenler benim de başıma geldi” edebiyatı yaparak durumdan sıyrılmaya çalışmış... Din istismarı, Atatürk istismarı falan derken Sermiyan Bey sayesinde bir de “Ahmet Kaya istismarı” çıktı başımıza!

ARDA VAKASI: “Gizli Kalsın” adlı mekânda şarkıcı Berkay’ın eşine sulanmış. Berkay devreye girdiğinde de... Kafayı basmış şarkıcının burnuna... Sonra da silahını alıp Berkay’ın kaldırıldığı hastaneye gitmiş. “Senin karın olduğunu bilmiyordum abi, al bu silahı vur beni” demiş... Benim buradan çıkardığım sonuç şudur: Arda Turan, Türkiye’nin en karanlık tarafının bir numaralı temsilcisidir!


ÜSKÜDAR'DAN DÖNERKEN KIRILDI DA BİR ÖNYARGIM


ÜSKÜDAR Belediyesi ile ilgili nereden edindiğimi bilemediğim gereksiz bir önyargım vardı. Üsküdar’a gittim. Başkan Hilmi Türkmen’le buluşup konuştum. Yerinde gözlemler yaptım ve önyargım tuzla buz oldu.

Başkan Hilmi Türkmen cana yakın, kararında konuşan, temas ve mesafeyi iyi ayarlayan, önemli ile önemsiz ayrımını gayet iyi başaran bir belediye başkanı... Çok samimi ve çok sahici biri...

Başkan Türkmen’in temel amacı şu: Belediyecilikte bir model oluşturmak... Bu yüzden hep ilklere imza atmaya çalışmış. Hizmetlerini anlatırken “Bu Türkiye’de ilk” demekten çok hoşlanıyor!



Belediyelerin kültür merkezleri genellikle sıkıcı mekânlardır. Üsküdar Belediyesi, bu alanda da bir ilke imza atmış: Mükemmel bir Üsküdar manzarası eşliğinde kitaplarla çevrili ferahfeza bir mekân oluşturmuşlar. Adına “Nev Mekân” dedikleri kitaplı kafeye gittim, gördüm... İmrendim, “Ara sıra gelip de yazılarımı burada yazayım” falan bile dedim.


ATATÜRK KİTAPLARINI YAZANLARI KUTLUYORUM
ŞU nedenle kutluyorum: Bunca yazılıp çizilenlerin ardından Atatürk’le ilgili hâlâ yazılabilecek yepyeni şeyler bulabildikleri için!

Bütün nedenleri bir tarafa bıraktım, sırf bu nedenle bile Oscar’ı hak ediyorlar.

Fakat bu yazarlarımız neden hep Atatürk kitabı yazarlar da bir tane bile İsmet Paşa kitabı yazmazlar?

İsmet Paşa mezarından çıksa ve durumu görse... “Tabii İsmet kim ki” falan diye sitem etse... Hiç de haksız olmaz vallaha!


RAHİP BAROMETRESİ
Serbest kalacak: Yüzde 99
Ev hapsine devam: Yüzde 1


BARİ ÖLÜLERİ ANMA ÖZGÜRLÜĞÜ OLSUN
10 Ekim’de Ankara Garı’nda IŞİD saldırısında tam 104 kişi katledilmişti.

Her 10 Ekim’de aynı manzara:

Katliamı protesto etmek isteyenler ve onlara engel olan güvenlik güçleri.

Ya bırakın da bari ölüleri anma özgürlüğü olsun!


YAPMAYIN BÖYLE
HAKSIZLIĞA uğrayan herhangi birine destek çıkarken...

“Ben aslında onun görüşlerine hiç katılmıyorum ama...” ya da “Onun tarzı aslında hiç benim tarzım değil ama...” falan diye cümleler kurmayın.

Çünkü bu cümlelerle şu iki şey oluyor:

- BİR: Verdiğiniz destek, fena halde kıymet kaybediyor!
- İKİ: Kendinizi garantiye alma çabası, fena halde sırıtıyor!


ACABA
İnsan hayatını gereğinden fazla uzun bulan var mıdır acaba?

Bahçeli’nin kafiyelerle bezeli konuşma metinlerini kim yazıyor acaba?

Bir türlü bakan olamayan Burhan Kuzu Hocam, “Hukuk Politikaları Kurulu”na atanmasıyla bir nebze de olsa muradına ermiş midir acaba?

Nilgün Bodur’un sadece kendi cümlelerinden oluşan bir kitap yazması, eşyanın tabiatına aykırı mıdır acaba?

Et pişirirken sağı solu oynamayan bir profesyonel etçimiz kaldı mı acaba?

Trafik cezalarının arttırılması da enflasyonla mücadelenin bir parçası mı acaba?

Yazının devamı...

İsmet de İsmet İsmet de İsmet

*

- Fakat bu stratejinin şöyle bir tehlikesi var: İsmet Paşa’nın üzerine bu kadar orantısız gidilirse, bilhassa gençlerimiz arasında bir İsmet Paşa sempatisi uyanabilir... “İsmet Reis! Sen bizim her şeyimizsin” falan diye haykırmaya başlayan bir gençlik... Aman ha aman!

*

- “Geldi İsmet, kapandı kısmet” derlermiş eskiden Anadolu’nun dört bir yanında... Bakalım şunca yılın ardından bu laf da devreye girecek mi? Mesela Burhan Kuzu Hocamız, “Ülkemizdeki şu son kısmetsizlikler de aslında hep İsmet’ten” falan diye bir tweet atacak mı?

*

- Var ya... Eğer “Türkiye’yi küçük bir Amerika yapacağız” cümlesini Adnan Menderes değil de yanlışlıkla İsmet Paşa söyleseydi... Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu cümle üzerinden CHP’yi öyle bir ezerdi ki... Posası bile kalmazdı. Hafazanallah! Hafazanallah!

 

KAPILAR HİÇ BU KADAR KOMİK AÇILMAMIŞTI


HABER şu:

“Flaş... Flaş... Suudi Konsolosu, konsolosluk binasının kapılarını Reuters Haber Ajansı’na açtı”.

*

Fotoğraflara bakıyoruz:

- Aralanmış bir oda kapısı... Ve “Bakın burada ceset meset yok” diye bakış fırlatan Konsolos Bey.

- Yarı açılmış bir dolap kapısı... Ve yine Konsolos Bey’in “Bakın bakın... Burada da ceset yok” diyen edası...

*

Suudi mizahının bu eşsiz örneği karşısında...

Kahkahalarımı tutamadım vallaha!

 

İLBER KAPAĞI


KİTAPLARINI Cumhurbaşkanlığı Merkez Kütüphanesi’ne bağışlayan İlber Ortaylı, bu nedenle kendisini eleştirenlere şöyle kapak yaptı:

*

“ABD’deki Library of Congress’e kitap verecek halim olmadığına göre, tüm halkımızın yararlanacağı Cumhurbaşkanlığı Merkez Kütüphanesi’nin İstanbul Şubesi’ne hiçbir karşılık beklemeden bağışlamam neden sorun oluyor?”.

 

ÖYLE SEVİMLİ Kİ KERATA!

BİR video dolaşıyor ortalıkta...

*

Adı Müslüm olan sarı gömlekli bir esnafımız...

- Halk TV kendisine mikrofon uzattığında... “İşler çok kötü... Ekonomik kriz var” diyor.

- A Haber kendisine mikrofon uzattığında... “Ne krizi kardeşim! İşler gayet iyi” diyor.

*

Fakat bu mürailiği, bu yavşaklığı, bu nabza göre şerbet vermeyi...

Öyle sevimli bir edayla yapıyor ki...

Kızamıyorsun kerataya!

 

TERÖRE BULAŞANIN ADAYLIĞI BAŞTAN ENGELLENSİN!

CUMHURBAŞKANI Erdoğan şöyle dedi:

“Bu seçimlerde teröre bulaşmış olanlar sandıktan çıkarsa anında gereğini yapıp kayyım tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz”.

*

Teröre bulaşan bir şahsın bir il ya da ilçede belediye başkanlığı yapması tabii ki kabul edilemez.

Ama buna karşı önlem, seçimden sonra değil seçimden önce alınmalıdır.

Teröre bulaştığı yargı kararıyla belli olan şahsın, belediye başkanlığına adaylığı YSK tarafından geçersiz sayılmalı.

*

Peki, teröre bulaşmamış kişi aday olursa, seçilirse ve sonra da teröre bulaşırsa ne olacak?

İşte o zaman kayyım atanır!

 

‘HAYMANA KAPLICALARI’NA DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİK’

TAKIM elbiseyle havuza girdiği için epey gündem olan Haymana Belediye Başkanı Özdemir Turgut aradı.

Ve meşhur havuz olayıyla ilgili şunları söyledi:

“TRT’nin canlı yayın programında halkımızın dikkatini ilçemizdeki kaplıcalarımıza çekmek için böyle bir mizansen yaptık. Bizi yıpratmak için canlı yayında yaptığımız bu mizanseni kullanıp, ‘Başkan âlem yaptı’ diye iftira atanlar var. Canlı yayında bütün Türkiye’nin önünde böyle şey olabilir mi?”.

 

SÖYLENDİĞİNDE İNSANI HAVALI YAPAN CÜMLELER


- Endüstriyel şeker kullanmıyorum.

- Cumartesi geceleri asla çıkmam.

- Yurtdışında hep aynı yerlere giderim.

- “Beni ancak Tanrı yargılayabilir dövmeleri” çok banal...

 

ÜNLÜLERİN TORBACISI

BİR haber başlığında rastladım bu tabire...

Uyuşturucu satıcılığından yakalanmış adam...

Haberin başlığı şu:

“Ünlülerin torbacısı yakayı ele verdi”.

Böyle bir haber okuduğunda insan...

“Acaba bu torbacının ünlüleri kimlerdir” falan diye içinden geçiriyor.

 

BEN BİR CANLI MÜZİK DİNLEME ACEMİSİYİM

“PEOPLE’da sezon açıldı, Selen Servi sahne alacak” dediler, tabii hemen koştum gittim People’a...

Ve fark ettim ki ben tam bir canlı müzik dinleme acemisiyim.

Şöyle ki:

Tempo tutulması gereken yerleri tam olarak kestiremiyorum... Hüzünlü şarkılarda ne yapacağımı bilemiyorum... Herkesin en coşmuş anında kaskatı kesiliyorum... Şarkı bittiğinde ne kadar süre alkışlanması gerektiğini kestiremiyorum... Hiçbir biçimde vücudumla şarkılara eşlik edemiyorum...

Falan.

Yani tam anlamıyla bir yabancılaştırma efekti gibi öylece duruyorum orada!

 

Yazının devamı...

Süper tekinsiz bir yer: Suudi Konsolosluğu

Ve bir daha kendisinden haber alınamadı.

Muamma hâlâ devam ederken...

“Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu” denildiğinde benim aklıma şöyle şeyler geliyor:

Hani seri katil filmlerinde falan dehşet evleri vardır ya... Yahu hani dışarıdan baktığında iki katlı sempatik bir ev ama içi tam bir işkence ve kâbus yuvası...

En alt katındaki beton zeminde şöyle üstünkörü bir kazı çalışması falan yapılsa... Sanki cesetler fışkıracakmış gibi bir şey! Dehlizler arasında işkenceye maruz kalanların çığlıkları falan...

İçerisine adım attığın andan itibaren... Ne ölünden haber alınabiliyor ne dirinden... Sanki yer yarılıyor da yerin dibine giriyorsun... Sanki böyle bir yer...

Kısacası demem o ki...

Canını seven Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğu’nun kapısından bile geçmesin!


CHP BİR ANDA SİYASET SAHNESİNDEN ÇEKİLSE!

ŞUNLAR olacak:

Hiç kimse İsmet Paşa’dan söz edemeyecek.

Kemal Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı” cümlesi anlamsızlaşacak.

“Onlar öyle / Biz böyle” tarzı kıyaslama metodu hepten elden gidecek.

CHP’ye karşı birlik olma stratejisi çökecek.

“Mazlum’u getirin bana Mazlum’u” denildiğinde... Getirilecek bir Mazlum bulunamayacak.

Ahali bir tek mevcut iktidarın icraatına bakmak durumunda kalacak.

Dövüşecek bir merci kalmayacak.

Nasıl?

Hayali bile çok güzel değil mi? 

İSMAİL KÜÇÜKKAYA İLE TELEFONDA KONUŞTUM

DÜN “İsmail! Eşine şiddet uyguladın mı? Çık ve bu iddiayla hesaplaş” diye yazmıştım ya...

İsmail aradı, “Üzdün beni” diye söze başladı. Ardından da hakkındaki iddiayı yalanladı.

“Dövme falan yok, işin içinde başka maksatlar var” diyerek bazı bilgiler verdi.

Ancak İsmail, mahkemenin verdiği yayın yasağı nedeniyle bana verdiği bu bilgileri kamuoyuna aktaramadığını söyledi. İsmail’e şunları söyledim:

“Ben konuyu bir iddia olarak değerlendiriyorum İsmail. Haklı ya da haksız olduğuna dair bir şey söylemedim. Ama senin ‘Yayın yasağı var, konuşamıyorum’ demenin, sosyal medyanın alıp başını gittiği şu dönemde hiçbir anlamı yok. Sanki mücrimmişsin de yayın yasağının arkasına sığınıyormuşsun gibi bir imaj veriyorsun. Bence bu konuyu yeniden değerlendirmeli, bana anlattıklarını kamuoyu önünde anlatmalısın. İddiayla hesaplaş derken kastım buydu. Üzülmene gerek yok”.

HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU’NA BİR TAVSİYE

SAYIN Kurul...

Verdikleri kararlarla...

Yargıyı itibarsızlaştıran...

Yargıyı küçük düşüren...

Yargıdan umudun kesilmesine yol açan...

Yargıyı töhmet altında bırakan...

Hâkim ve savcılar için...

“Bunlar FETÖ’cü olabilir mi acaba?” falan diye bir soruşturma başlatsanız da... Son zamanlarda rastladığımız yargısal saçmalıklar “şakkadanak” bitse. 

İSOT FESTİVALİ!

İSOT var ya İSOT...

12 bin yıllık Şanlıurfa mutfağına asıl lezzeti katan en önemli unsurmuş. Ve hak ettiği değeri görsün diye Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından İsot Festivali düzenlenmiş.

Baştan sona eğlence ve lezzet içeren bu festivalin iki temel sloganı varmış:

BİR: İSOT mide dostudur!

İKİ: İSOT fena yakar!

Yerel kalkınmanın markalaşmaktan geçtiğini görüp bu tür festivaller düzenleyen Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi’ye bin selam! 

KAMÇILI KADIN

TRUMP Bey’in zevcesi Melania Hanım’ın Mısır seferinde giymeyi tercih ettiği kıyafeti görünce...

Indiana Jones filmleri geldi aklıma ve “Aaaa! Kamçılı kadın” deyiverdim.

Sonra baktım ki!

Ohooo! Gören herkes aynı şeyi söylüyor ve ortalık yıkılıyormuş! 

ATATÜRK’LE İLGİLİ ŞU İKİ KONUDA ANLAŞALIM

BİR: Atatürk’ün tuttuğu takım yoktur!

İKİ: Atatürk sadece Milli Takım’ı tutmuştur! 

BİR TEK DİLEĞİM VAR

İçtenliğe olan inancımız sarsılmasın diye...

“Bakışlardaki samimiyet artistlikten ibaretmiş” hükmü verilmesin diye...

Birbirine yakışan bu çiftin milli hafızamızda tuttuğu o büyülü yer dağılmasın diye...

Ne olur ama ne olur Halit Ergenç/Bergüzar Korel çifti boşanmasın.

İYİ BİR İNSAN ARANIYOR

BU kedicik, bir gözü kör edilmiş ve kopsun diye kuyruğuna tel bağlanmış vaziyette Ankara’da bir çöp konteynerinin yanında bulunmuş. Bulunduğunda yüzü gözü kan içindeymiş zavallı yavrucağın. Acı acı bağırıyor, yardım istiyormuş. Bir vatandaşımız, kediciğin çığlıklarına duyarsız kalmayıp almış veterinere götürmüş. Kedicik şimdi veterinerdeymiş.

Ancak bir sahipleneni çıkmazsa sokaklara dönmek zorunda kalacakmış.

Başına gelen onca kötülüğe rağmen insan dostu olmaktan vazgeçmeyen şu sevimli ve mazlum kediciğe el uzatacak İYİ BİR İNSAN ARANIYOR!

MÜRACAAT: 0537 520 29 24

 

Yazının devamı...