GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Bu ilçedeki ihracat yüzde 60 arttı

Dörtyol Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Cemal Talay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki istikrarın Dörtyol'a ve tüm bölgeye yansıdığını belirterek, ülkenin istikrarı ve bölgede üretim yapan sanayicilerin çabası ile dünyanın dört bir yanına Dörtyol'dan ihracat yapıldığını söyledi.

İlçede, demir-çelikten metale, gıdadan narenciyeye kadar geniş bir yelpazede üretilen ürünlerin Ortadoğu başta olmak üzere Asya ve Avrupa ülkelerine gönderildiğini vurgulayan Talay, özellikle son yıllarda birçok firmanın ilçede yatırım yapmak için sıraya girdiğini ifade etti.

Talay, ilçe olarak hem ihracatta hem de istihdamda büyüdüklerini ve ilçenin her zaman yatırımcılara açık olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Bölgemizin yatırım konusunda her türlü imkana sahip olması ve ilçemizde son yıllarda büyük firmalar tarafından yapılan yatırımlar, ilçeyi adeta cazibe merkezi haline getirdi. Özellikle arsa temini ve iş gücü konusunda herhangi bir sorunla karşılaşmayan sanayi kuruluşları, sürekli bizimle iletişime geçerek bölgemize yatırım yapmak istediklerini belirtiyor.

Tüm bu gelişmeler karşısında Erzin ilçesine organize sanayi bölgesi kurulması kararı alındı. Payas beldemize de ikinci organize sanayi bölgesi yapılması planlanıyor. Bölgede yeni sanayi bölgelerinin açılmasına biz de öncelik veriyoruz ve çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz.”
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO), Yeniyurt beldesinde 2 bin 973 dönümlük araziyi devlet demir yollarından satın aldığını, 2 bin 610 dönümlük arazide de kamulaştırma yaptırdığını anlatan Talay, işlemler tamamlandıktan sonra TPAO'nun söz konusu alanda, 12 milyar dolarlık enerji üssü kurmasının planlandığını dile getirdi.

Talay, Türkiye'deki en büyük 500 şirket arasında, son iki yıldır Dörtyol'dan 15 firmanın yer aldığına değinerek, şöyle konuştu:
“2010 yılında 95 milyon dolar seviyesinde olan ihracat, 2011 yılında yüzde 60 büyüyerek 158 milyon dolara yükselmiştir. Bu, bizim için gurur verici bir gelişmedir. Bugün 7 belediyesi, 6 köyü ve 144 bin dolayındaki nüfusu ile ülkeye hizmet eden Dörtyol'da, sanayi tesislerinin artması, bölgedeki işsizliğin azalmasına da katkı sağlayacaktır. Tarihi, kültürel zenginlikleri ve doğal güzellikleri ile ön planda olan ilçemiz, iklimi, ormanları, denizi ve verimli topraklarının yanı sıra sanayi kuruluşlarıyla da ülkemiz ekonomisine ve turizmine katkı sunuyor. Narenciye üretiminde Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri olan, ülkedeki narenciye üretiminin yüzde 10'unu karşılayan Dörtyol, yeni kurulacak tesislerle bu katkısını artırarak devam edecek.”

Demir-çelik üretiminin yarıdan fazlasını Dörtyol karşılayacak

Demir-çelik üretiminin yüzde 40'ının Dörtyol'daki işletmelerden karşılandığına dikkati çeken Talay, “Faaliyete geçecek yeni fabrika ve tesislerle bu oran yüzde 50'nin üzerine çıkacaktır. Bölgemizin, beyaz eşya ve otomotiv yan sanayi konularında da hızla gelişmesi beklenmektedir” dedi.

Yeşilköy beldesi Belediye Başkanı Fatma Görgen Selimoğlu da yatırımcıları beldelerine beklediklerini bildirerek, son zamanlarda hem ilçede hem de beldelerinde sanayi yatırımı konusunda büyük artış olduğunu bildirdi.

Sanayi kuruluşlarının tercih ettiği yerlerin başında Yeşilköy beldesinin geldiğine işaret eden Selimoğlu, şunları söyledi:
“İşadamlarımızın talep ettiği bir bölge olmaktan mutluluk duymaktayız. Biz de yerel idareciler olarak bu yatırımlar yapılırken, bölgenin hem tabii güzelliğine hem de ileride yapılacak turizm yatırımlarına gölge düşürmeyecek şekilde çalışma yürütüyoruz. Önümüzdeki süreçte buranın yatırımcılar için daha da cazip hale geleceğini düşünüyorum. Çünkü kısa süre sonra İskenderun ve Erzin limanlarının aktif hale gelmesiyle bölgedeki araziler daha fazla değer kazanacaktır.”

Yazının devamı...

Sömestr tatili beyaz perdeye yaradı

Boxoffice Türkiye verilerine göre göre, sömestr tatilinde en çok ilgiyi Türk filmleri ile çocuk filmleri çekti.

Söz konusu dönemde vizyondaki 89 filmin (yeni ve eski) 23'ünü Türk filmleri oluşturdu. 17 günlük tatil döneminde vizyondaki filmler için toplam 3 milyon 454 bin 42 bilet kesilirken, bunun 1 milyon 889 bin 760'ını Türk filmleri izleyicisi oluşturdu.

Ata Demirer'in başrolünde olduğu “Berlin Kaplanı” 1 milyon 225 bin 219 izleyici sayısıyla sömestrın en çok gişe yapan filmi oldu. 11 milyon 724 bin 60 lira ile toplam hasılatın yaklaşık 3'de 1'ini elde eden film, vizyonda henüz 2 haftasında olmasına rağmen önemli bir gişe başarısı da elde etti.

“Berlin Kaplanı”nın dışında söz konusu dönemde 316 bin 712 kişinin izlediği “Sümela'nın Şifresi Temel” ve 208 bin 959 biletin kesildiği “Kurtuluş Son Durak” gişe rakamlarıyla dikkati çeken diğer Türk filmleri oldu.

Beyaz perdenin toplam 33 milyon 978 bin 428 lira gelir elde ettiği dönemde, çocuk filmlerinin izlenme oranı da diğer dönemlere kıyasla artış gösterdi. 24 çocuk filminin vizyonda olduğu bu dönemde, devam filmi olan “Neşeli Ayaklar 2” 450 bin 533 izleyici sayısıyla 4 milyon 612 bin 841 lira gelir elde ederken, 426 bin 447 biletin kesildiği “Çizmeli Kedi” 4 milyon 564 bin 84 lira hasılata ulaştı.

Çocuk filmlerini toplam 977 bin 782 kişi izlerden, dağıtımcı firmalar arasında United International Pictures (UIP) ile Warner Bros (WB) öne çıktı.
Sömestr tatilinde en çok izlenen 10 filmin seyirci ve hasılat rakamları şu şekilde oldu:

Film Adı Seyirci Hasılat (TL)
----------------------- --------- ----------
*Berlin Kaplanı 1.225.219 11.724.060
*Neşeli Ayaklar 2 450.533 4.612.841
*Çizmeli Kedi 426.447 4.564.084
*Sümela'nın Şifresi Temel 316.712 2.813.919
*Kurtuluş Son Durak 208.959 1.971.874
*İçimdeki Şeytan 94.389 934.752
*Ejderha Dövmeli Kız 93.357 1.070.182
*Mission: Impossible Ghost Protocol 78.147 773.840
*Karanlıklar Ülkesi: Uyanış 70.346 868.867
*Sherlock Holmes: Gölge Oyunları 65.455 653.499

Yazının devamı...

Her kadınla arkadaş olmak kolay kendi karım hariç!

O kadar iyi arkadaştık ki, aşık olduk.

Büyük bir aşkla evlendik.

O aşka inanarak, güvenerek bir çocuğumuz oldu, kızımız.

Fırtınalı bir evliliğimiz oldu, oluyor, var.

Belki de aşk evlilikleri fırtınalıdır.

Geri kalan çiftlerde de alev ateş yanan taraflar olmadığı için, evlilikleri de sönüktür. Bunu tam kestiremiyorum. Çok çeşitli sebepleri vardır mutlaka. Beni ilgilendirmez.

Bana ne!

Ben kendimle, karımla, kendi evliliğimle anca başediyorum malum. Size verecek özel ve sihirli çözüm derslerim yok, hiç kusura bakmayın.

Arkadaşken, birbirimizden başka kimseyle konuşmak, gezmek, eğlenmek eğlenceli değildi.

Hayatım boyunca kadın arkadaşlarımın hepsiyle aram çok iyi oldu. Kadın arkadaşlarımın da istisnasız hepsi, beni en iyi erkek arkadaşları olarak gördü.

Kadın ruhundan anlayan bir adam olduğumu söylerlerdi...

Ulan her kadının ruhunu anladım da, bir karımınkini anlayamadım ya,

Yuhlar olsun bana!

Ne ruhmuş be... Vay anasını!

Hala bazı kadın arkadaşlarım, karımın çekebildikleri diyelim, öyle görürler beni, severler.

Karımın çekemedikleri hayatımızdan itina ile çıkarıldı! Sözde çakmadık ama, çaktık işte... Safız ya!

Çok iyi arkadaş olabildiğim için deli gibi vurulduğumu düşünmeye başladığım,

Sevgilimken arkadaş da olabildiğim için evlenmekten korkmadığım karımla arkadaş olamamak, imkansız diye düşünürdüm.

Çok iyi arkadaşların küsmeyeceğini, birbirlerini değiştirmeye kalkmadan kabul edeceklerini, birbirlerini iyi ve sınırsızca tanıdıkları için de yargılamayacaklarını zannetim.

Meğer öyle olmuyormuş.

Olmayabiliyormuş.

Nedendir bilinmez...

İmza sonrası,

Birinci çocuk sonrası,

İşin içine giren üçüncü şahıslar,

Analar babalar,

Ve ikinci çocuk beklentileri sonrası,

Her biri başka birer mihenk taşı ve ek neden olmak üzere,

Bir sürü nedenden ve saçma sapan değişimlerden, bana sorarsanız uyduruk kadınsal bahanelerden dolayı...

En iyi “arkadaş”la bile küsülüyormuş.

Karım, karım olmadan önce katıksız arkadaşımdı.

Karım, karım olunca dalaştığım biri oldu.

Çok saçma!

Adam

adam@hurriyet.com.tr

Yazının devamı...
Yazının devamı...

Evliliği seks seksi de ancak kadın kurtarır

Ben bile bunu dediysem, vay halimize!

Ulan bir de ben ahkam kestim durdum bu evliliği benden başka kimse kurtaramaz diye.

Nah kurtarırmışım.

Biz erkekler özürlüyüz.

Karımın en sevdiği slogan bu aralar bu! Lafı bana da yedirdi.

Meğer bizi bozan da düzelten de karımmış.

Karımın canı istediğinde biz dünyanın en sapık ikilisiyiz.

Canı istemezse de kesin boşanır gideriz. Kardeş kardeş yaşamak ona koymuyor nitekim.

Vay anasını beh!

Eğer benim karım beni bu kadar maymun etme kapasitesine sahipse, her kadın her adamı maymun eder kardeşim.

Evet, sevişerek evlendik ama toymuşuz.

Zamanında karım hamile kalınca dokunmaya korktum.

Bunu şimdi anlıyorum, bu yaşımda. O zaman sıkardı tabi bunları söylemek.

Bugün herşey çok farklı.

Biz biz olalı, karım sevişmeyi ne bu kadar çok arzuladı, ne de bu kadar sık seviştik. Normal insanların düz zamanda olması gereken haline, biz karımın ikinci hamileliğinde geldik.

Sevimsiz ve ciddi evlilik danışmanımız bile bu konuya son derece eğlenceli yaklaştı. Birkaç çiftin daha başına gelmiş.

İlginç.

Ben bütün abukluklar bize oluyor sanıyordum.

Danışmana göre, iki insanın arasını düzelten her neyse mübahtır!

Kadın belki bizi çözecekti; ama araya beklenmedik bebemiz girdi. Şimdi kadına haybeye para döküyoruz ya neyse... Başladık bir kere...

Daha önce karım hamileyken öpmeye kalktığımda bir dayak yemediğim kalmıştı.

O benden soğudu, ben uğraşmaktan ve “hayvan” gibi algılanmaktan bıktım.

Kavga edince barışmak için bile sevişmiyor bu kadın milleti malum!

Boka batmıştık anlayacağınız.

Meğer karım rahat olunca dünya güllik gülistanlıkmış.

O kasmayınca kasılan yok.

Kadınların böyle güçleri var kardeşim.

Ben yıllarca kendimi kral sandım.

Oysa dizginler hep kadınların elindeydi. Şimdi anlıyorum.

Bir kadına benden çok zevk veren bir Adam olamaz,

Bir kadını benden çok kimse mutlu edemez,

Bir kadını benden çok kimse perişan edemez... egosuyla yaşadım.

Karım kalkan alt takımlarıma iki tekme attı, beni bir güzel yerime oturttu.

olmaya razı etti beni!

Jacques Brel’ in “Ne me quitte pas” adlı efsanevi şarkısındaki gibi.

Dilim döndüğünce sözlerini çevireyim de,

Siz de kölelikten nasibinizi alın bakalım.

Adam
adam@hurriyet.com.tr

Beni bırakma...

Unutmak lazım
Herşey unutulabilir
Yanlış anlamaları
Kaybedilen zamanları
Unutmak lazım
...
Sana yağmur yağmayan ülkerlerden
Topladığım su damlalarından inciler vereyim
Aşkın kral olduğu
Aşkın kanun olduğu
Senin kraliçe olduğun bir diyar yaratayım
Beni bırakma
...
Senin için
Bir tek senin anlayacağın dilde
Kelimeler yaratayım
Sana, seni tanıyamadığı için kahrından ölen kralın
Hikayesini anlatayım
Beni bırakma
...
Ağlamayacağım
Konuşmayacağım
Seni dans ederken,
Gülerken görmek,
Konuşurken dinlemek için
Şarkı söylerken gülümsediğini
Görmek için bir köşeye
Saklanacağım
...
Bırak da
Gölgenin gölgesi
Elinin gölgesi
Köpeğinin gölgesi
Olayım
Beni bırakma...

Yazının devamı...

Karısı hamile olan her Adam’ ın hali içler acısı mıdır?

Karımın birinci hamileliği ile başlayan kabus, ikinci hamileliği ile şenliğe dönüştü.

Olacak iş değil.

Ne hormonmuş be kardeşim! Sanki karıma birisi cinsel güç arttırıcı hap vermiş...

Bileydim, ikinciyi çoktan ben isterdim.

Bir yaşıma daha girdim. Girdik aslında. Karım da bu durumu çözemedi.

Bol bol mahçup gülüşmeler var aramızda.

Hayatımız böyle olacaksa eğer, üçüncü çocuk fikri bile bana sıcak gelmeye başladı...

Dört, beş böyle gider bu artık.

İşin şakası bir yana, karım dünyanın en sinirli kadınıydı,

O artık bir melek.

En sabırsız kadın benim karımdı,

Ve o artık bir peygamber!

Anasının en kuzusu kadın benim karımdı. Benim yerime gidip annesi bile uyurdu,

O artık bir bir isyankar!

Resmen karım gitti, yerine yenisi geldi.

Hiç şikayetçi değilim.

Bu arada geçen yazımdan sonra kutumda bir mail bombardımanı oldu. Okur karımın hamileliğine öyle çok sevindi ki, şoka girdik.

Meğer herkes karımın hamile olmasını, benim de ikinci kere baba olmamı istermiş.

Daha önce söylesenize kardeşim! Müneccim boku yemedik, ne bilelim. Sizi mutlu etmek için icabında kendimizi de feda ederdik!

Bugün neşeliyiz evet.

Bu arada, bizim insanımızın garip inanışları da var.

Evlilikte keramet olduğuna ne kadar inanıyorlarsa, bir bebeğin de bir çiftin yaşadığı bütün sorunları çözeceğine inanıyorlar.

İlginç ve ilkel.

Biz de karımla istemeden, bu ilkel çözüme bel bağlamış gibi olduk ve oldu!

El kadar masum bir varlık, nasıl koskoca sorunlara çözüm olur bilmiyorum; ama bizimki, daha gelmeden bir takım teknik sorunları çözdü orası kesin.

Sizlerden gelen mailleri görünce anladım ki, benden önce hiçbir Adam çıkıp da karısının hamileliğini anlatmamış.

“Baba olacak Adam’” ın ne hallere girdiğini kimse bugüne kadar kaleme almamış.

E sıkar tabi!

Demek bu konuda büyük bir açlık var.

Karıma danıştım. Fikrini aldım.

Karımın izni olduğu kadarı ile, hatta kendisine editörlük yaptırarak, ara ara hamile bir çiftin deneyimlerini paylaşabilirim sanıyorum. 

Bir Adam’ ın ağzından hamilelik günlüğü sizi ilgilendirir mi, bilmem lazım.

Bana yazarsınız.

Adam
adam@hurriyet.com.tr

Yazının devamı...