GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

Kılıçdaroğlu-Gül görüşmesi

AK Parti-MHP ittifakında 6 il kaldı. MHP’nin Denizli ve Erzurum adayını geri çekmesiyle bu sayı 8’e yükseldi. Bahçeli’nin memleketi olması nedeniyle Osmaniye MHP’ye bırakılmıştı. MHP Lideri’nin Mersin Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz’ın MHP’den istifa edip İYİ Parti’den aday olması nedeniyle Mersin’i şahsi mesele haline getirdiği ve MHP’ye istediği söyleniyor. Bu durumda MHP’nin adayı Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, ortak aday olarak görünüyor. Mersin için CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun da “Güçlü adaylarla girelim” dediği söyleniyor. Zaten İYİ Parti adayını açıkladığı için Mersin’de AK Parti-MHP ortak aday, CHP ve İYİ parti ise ayrı ayrı girecekler. Mersin’de önemli ölçüde bir HDP oyu olduğu için HDP’nin çıkaracağı aday sonuçları belirlemede etkili olabilir.

Cumhur ittifakının Aydın’da da ortak adayla gireceği konuşuluyor. Aydın ve Muğla denkleminden Aydın’ın MHP’ye bırakıldığı söyleniyor. Muğla ve Adana henüz netleşmiş değil. Erdoğan ile Bahçeli’nin çarşamba ya da perşembe günü bir araya gelip adaylara son şeklini vermeleri bekleniyor. Peki iki lider Meclis Başkanı adayını konuşacaklar mı? Meclis Başkanlığı seçiminde de cumhur ittifakı geçerli olacak mı? Bahçeli’nin gündeme getirmeyeceği söyleniyor. Eğer Erdoğan konuyu açarsa görüşünü ifade edeceği konuşuluyor. MHP’nin cumhur ittifakına motivasyon sağlaması açısından Meclis Başkanlığı için aday çıkarmamayı düşündüğü ifade ediliyor. Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan, perşembe günü yapılan genişletilmiş il başkanları toplantısında MHP’nin açıkladığı adaylarla ilgili olumsuz değerlendirme yapan bir-iki il başkanına çok sert tepki göstermiş. “Sakın MHP adaylarını eleştirmeyin, sakın ittifaka gölge düşürecek bir şey yapmayın. Siz çalışmanıza bakın” diye uyarıda bulunmuş.

MECLİS BAŞKANI KULİSİ

 İki lider Meclis Başkanı adayını konuşurlar mı bilemiyorum ama Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyareti sırasında bu konu gündeme gelmiş. Binali Yıldırım aday olduğunun işaretini vermiş. Kılıçdaroğlu da bunun üzerine “Adaylığınız hayırlı olsun ama Ekrem Bey (İmamoğlu) seçimi kazanacak” diye esprili bir karşılık vermiş. Kılıçdaroğlu’ndan işareti alan Ekrem İmamoğlu ise kolları sıvadı, çalışmalara başladı. İmamoğlu, CHP’li belediye başkanları ve ilçe başkanları ile bir araya geldi. Cuma günü de Mustafa Sarıgül’ün Ulus Platin sitesindeki evinde kahvaltı yaptılar. “İlçe belediye başkan adayları güçlü olursa büyükşehir belediye başkanının havuzuna oy taşırlar” diye konuştular.

MANSUR YAVAŞ CHP’YLE

Peki Ankara’da ne oluyor? Mansur Yavaş, Kılıçdaroğlu’ndan randevu istemişti. CHP Lideri, pazar günü bütçe üzerine yapacağı konuşmaya hazırlandığı için görüşme gerçekleşmedi ama her an görüşebilecekleri söyleniyor. Mansur Yavaş’ın “Ortak aday olmasa da CHP’den aday olurum” dediği söyleniyor. Mansur Yavaş’la İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener 2 Aralık Pazar günü 2.5 saat süren bir görüşme yapmıştı. Akşener, kurmaylarına “Mansur Bey’in bizden aday olmaya sıcak bakmadığı izlenimi edindim. Ama yanılabilirim. Bir ortak dostumuz da görüşsün” demişti. Ortak dostları da, sonra İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Müsavat Dervişoğlu da Yavaş’la görüşmelerinden aynı izlenimle döndüler. Yavaş’ın CHP’den adaylığa sıcak baktığını ifade ettiler. Mansur Yavaş için yavaş yavaş CHP’den adaylığa doğru ilerliyor demek mümkün.

KILIÇDAROĞLU İLE GÜL NE KONUŞTULAR?

Geçen haftaya damgasını vuran gelişme ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görüşmesiydi. Kılıçdaroğlu, Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak aday çıkarmak istemişti, ancak Meral Akşener engel olmuştu. 2.5 saat süren görüşmenin dış politika ağırlıklı olduğu söyleniyor. “Siyaset konuşulmadı” deniliyor. Gül, ekim ayında da Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile bir araya gelmişti. Karamollaoğlu, “24 Haziran seçimlerini değerlendirdik, ufuk turu yaptık” demişti. Tabii söz konusu Abdullah Gül olunca her görüşmesi siyaseti dalgalandırıyor.

 

Yazının devamı...

Kaşıkçı cinayetinde kurye kim?

Cumhuriyetçilerin etkili isimlerinden Lindsay Graham, “CIA bilgilendirmesi sonrasında Kaşıkçı cinayetinin veliaht prensin bilgisi olmadan gerçekleşmediğine eminim. Veliaht prens çılgın ve tehlikeli” dedi. Diğer Cumhuriyetçi senatörlerden Corker ise “Cinayet emrini veliaht prensin verdiğine dair hiçbir şüphem yok” diye konuştu.

Teker dönmeye başladı, ABD’deki gelişmeleri dikkatli bir şekilde izlemekte fayda var.

Kaşıkçı cinayeti üzerine 23 Ekim’de İstanbul’a gelen Gina Haspel’e cinayetin ses kayıtları dinletilmişti. Kayıtları “inandırıcı” bulduğunu ifade eden Haspel, CIA’in elinde ise veliaht prens Selman ile kardeşi Washington büyükelçisi Halid bin Selman arasında Kaşıkçı konusunda ses kaydı bulunduğu sinyalini vermişti.

KARAKUTULAR

Dünün önemli gelişmesi ise Kaşıkçı soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, eski Kraliyet Divanı Müsteşarı Suud el Kahtani ve Suudi Arabistan İstihbarat Başkan Yardımcısı Ahmed Asiri hakkında tutuklama kararı vermesiydi. Bu iki isim veliaht prensin karakutuları olarak biliniyor.

Kaşıkçı’nın infazı öncesinde ve sonrasında veliaht prensin 11 mesaj attığı Kahtani’ye “gölge adam” deniliyor. Kimin gölgesi? İnfaz ekibine Skype’la bağlanan Kahtani’nin “Bu köpeğin başını bana getirin” diye talimat verdiği söyleniyor.

İstihbarat başkan yardımcısı Asiri ise Kaşıkçı’nın Suuudi Arabistan’a getirilmesi emrini veren ve infaz ekibini oluşturan kişi olarak biliyor.

GÖLGEDEKİ İSİM

Bugün Kaşıkçı cinayetinde tüm trafiğin merkezindeki bir isme dikkat çekmek istiyorum. Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu’nda “istihbarat istasyon şefi” olarak görev yapan Ahmed Abdullah al Muzaini’den söz ediyorum.

Cemal Kaşıkçı, 28 Eylül Cuma günü konsolosluk binasına giriş yaptığında görevliler ilk başta bir şaşkınlık yaşıyorlar. Kaşıkçı’dan tedirgin oluyorlar. Ancak bir süre sonra çok yakın ilgi gösteriyorlar. Öyle ki Kaşıkçı daha sonra bu ilgiyi gözleri yaşararak anlatıyor. Konsoloslukta Kaşıkçı’ya ilgi gösteriyorlar ama 15 dakikada alacağı belgeyi bir türlü hazırlamıyorlar. Oyalıyor, istihbaratçılık deyimiyle “yemliyorlar”. Kaşıkçı Londra’ya gideceğini belirterek işin hızlandırılmasını istedikçe onlar, “Biz seni kitaplarından tanıyoruz” diyerek iltifat edip çay-kahve söylüyorlar. Kaşıkçı’nın istediği evrakı hazırlamak için hiçbir işlem yapılmıyor. Hatta 2 Ekim günkü randevuyu da Londra dönüşünü dikkate alarak bizzat Kaşıkçı belirliyor. Tabii bu arada istihbaratçı Muzaini ile veliaht prens Selman’ın ofisi arasında sıkı bir temas trafiği kuruluyor. Kaşıkçı’nın konsolosluk binasına giriş yaptığını öğrendiği andan itibaren süreci Muzaini yönetiyor. Kaşıkçı Londra’ya uçuyor. 29 Eylül günü saat 14.31’de Muzaini de Riyad’a uçuyor. Peki Muzaini, Suudi Arabistan’da kimle görüşüyor? Riyad’da uçaktan inince doğrudan istihbarat başkan yardımcısı Ahmed Asiri’ye gidiyor. Asiri, Kaşıkçı infazını gerçekleştiren ekibi oluşturan kişi. Kaşıkçı planlaması yapıldıktan sonra Muzaini, 15 kişilik ekipten bir gün önce 1 Ekim tarihinde İstanbul’a dönüyor. Kaşıkçı cinayetinden birkaç saat sonra saat tam 21.35’te Türkiye’yi terk ediyor.

15 Temmuz darbe girişiminde Adil Öksüz, Fetullah Gülen’le darbeciler arasında kuryelik yapmıştı ya, Muzaini de Kaşıkçı cinayetinin kuryesi.

Özgür Özel’in Akar’a cevabı

MİLLİ Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kanada’da katıldığı bir toplantıda Türkiye’de cezaevlerindeki gazetecilerle ilgili soruya verdiği cevaba yönelik olarak CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, sert bir eleştiride bulunmuştu.

Hulusi Akar’la konuşup, aynı sertlikteki cevabını paylaşmıştım. Özgür Özel arayıp uzun bir açıklama gönderdi. Ben polemikten beslenen bir gazeteci değilim. Ama cevap hakkına olan saygım gereği Özgür Özel’in Milli Savunma Bakanı Akar hakkındaki “FETÖ ve PKK ağzı ifadelerini şahsıma ve partimize karşı kullanmasını tam bir acziyet olarak görüyorum” ifadesini vermekle yetineceğim.

Yazının devamı...

Faiz indirimi olacak mı, piyasalardaki yeni milat

Piyasalar, 13 Aralık’ta yapılacak olan Para Politikası Kurulu toplantısından bir faiz indirimi çıkıp çıkmayacağını merak ediyor. Dövizdeki küçük kıpırdanmanın dahi faiz indirimi beklentisinden kaynaklandığı ifade ediliyor.

Bu nedenle bir kez daha gözler Merkez Bankası’na çevrilmiş durumda. Elbette ki Merkez Bankası piyasa gerçekleri ışığında kararını alacak. Bir gün önce yapılacak olan FED toplantısından çıkacak karar ise Merkez Bankası’nın karar sürecine katkı yapacak.

Ekonomi üstatlarından izin alarak bugün siyasi kulislere ara verip ekonomi çevrelerinden edindiğim izlenimleri paylaşmak istiyorum. 24 Haziran seçimlerine “domates”in, yerel seçimlere ise “soğan”ın damga vurduğu bir dönemde siyaset kulisi yazsam ne olacak?

Merkez Bankası’nın 13 Aralık tarihli toplantısında “ihtiyatlı ve tedbirli” olacağı ifade ediliyor. Bu durum Merkez Bankası’nın mevcut pozisyonunu koruyacağı, bir faiz indirimine gitmeyeceği yönünde yorumlamak mümkün. 10-13 Ağustos tarihleri arasında doların 7.2’ye fırladığı süreçte Merkez Bankası 13 Eylül’de yaptığı 6.5 puanlık artışla süreci tersine çeviren etkili bir hamle yapmıştı. Ancak piyasalardaki olumlu havaya rağmen Merkez Bankası’nın “ihtiyatlı ve tedbirli” davranmayı sürdüreceği anlaşılıyor. “Petrol fiyatlarının düşmesi ve dövizdeki gerileme lehimize olabilir ama bu geçici olabilir. Çünkü yapısal tedbirler alınmadı” değerlendirilmesi yapılıyor.

TÜİK VERİLERLE OYNUYOR MU?

Kasım ayı enflasyon oranındaki düşüş, bir süredir TÜİK’le ilgili muhalefet çevrelerinde dile getirilen iddianın gündeme taşınmasına neden oldu. Enflasyon oranını düşük göstermek için TÜİK verileriyle oynandı mı? Ekonomi çevreleri, TÜİK verileriyle oynanmasının söz konusu olamayacağını ifade ediyorlar. Ama ekliyorlar, “TÜİK verileri yabancılar tarafından da dikkate alınıyor. Oranlarla oynanması söz konusu değil. Ama TÜİK’in verilerini güncellemesi ve genişletmesi lazım.”

MERKEZ BANKASI’NA DİKKAT

Piyasadaki sert iniş ve çıkışlar üzerine Merkez Bankası da zaman zaman enflasyon hedeflemesini güncellemek durumunda kalmıştı. Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflemesinde şimdiye kadar hep pozitif tarafı yansıttığı, ama bundan sonra bu tarzını değiştirerek riskleri de gösteren realist bir yöntem izleyeceği ifade ediliyor. Merkez Bankası’nın bundan sonraki enflasyon hedeflemesinde sadece pozitif tarafın değil, risklerin de yer alacağı daha realist bir döneme girildiğini söyleyebilirim. Merkez Bankası’nı dikkatle izlemekte yarar var.

EKONOMİYE YENİ PAKET

Petrol fiyatlarındaki düşüş ve dövizdeki gerilemenin yanı sıra ekonomi yönetiminin aldığı kararlar piyasalarda etkisini gösteriyor. Ama bununla birlikte ekonomide güven en önemli unsur olma özelliğini koruyor. Ekonomide yaşanan türbülansa rağmen yabancılar Türkiye’yi yatırım yapılabilecek ülke olarak görüyor. Ancak ekonomiye güven açısından ciddi sorunlar sürüyor. Yatırımcı güven duyulacak ortamın henüz sağlanamadığını düşünüyor. Bunun için öncelikle güven sorununun aşılması gerekiyor. Çünkü ekonomide öncelikle güven alınır, güven satılır. Hele yabancı yatırımcı açısından güven ilk sırada geliyor. Bunun için ekonomideki yapısal sorunların çözümüne dönük güçlü bir pakete ihtiyaç var.

Türkiye, enflasyonda dövizin etkisinin en yüksek olduğu ülke. Ekonominin önemli ölçüde ithalata dayalı olması nedeniyle dövizdeki anormal bir artış ekonomide dengeleri alt üst ediyor. Tarladaki domatesin ithal ambalajla paketlendiği, ette en önemli girdi olan hayvan yeminin önemli ölçüde ithal yeme dayalı olduğu bir düzenden söz ediyorum. Ekonomide yapısal önlemleri içeren paket derken bunu kast ediyorum.

31 MART SEÇİMLERİ

Yerel seçimlerin yapılacağı 31 Mart tarihi şimdiden sadece siyasette değil, aynı zamanda ekonomide de bir milat olma yolunda. Yabancı yatırımcı, “31 Mart’ı görelim” diyor. Türk iş dünyası da 31 Mart’a odaklanmış durumda. İşin püf noktası, AK Parti yerel seçimden güçlü bir şekilde çıkacak mı, siyasi istikrar korunacak mı? Herkesin baktığı nokta burası. Seçim sonuçları bir anlamda ekonominin de kaderini belirleyecek.

 

Yazının devamı...

Meclis Başkanlığı kulisi ve CHP’nin İstanbul adayı

Ziyaret talebinin Binali Yıldırım’dan geldiği ve Kılıçdaroğlu’na iade-i ziyarette bulunduğu ifade edildi.

Meclis Başkanı, üç ülkeyi kapsayan gezisinden 8 Aralık Cumartesi günü dönecek. 9 Aralık Pazar günü ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığının ilan edilmesi düşünülüyor. Binali Bey’in belediye başkan adaylığı ilan edilmeden Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmesi, CHP’de sempatik karşılanmış. Belediye başkan adaylığı ilan edilse de Binali Yıldırım’ın bütçe görüşmelerinin başında ve sonunda Meclis’teki oturumu yönetmek istediği söyleniyor. Bu durumda adaylığı ilan edildiği gün istifa etmeyecek. Peki bütçe görüşmeleri ne zaman başlıyor? 10 Aralık Pazartesi günü başlayacak olan bütçe görüşmeleri 20 Aralık Perşembe günü sona erecek. Böylece Binali Yıldırım 10 ve 20 Aralık tarihlerinde bütçenin açılış ve kapanış oturumlarını yönetecek.

Meclis Başkanı ne zaman istifa edecek? Aslında bu konuda hukuki bir ihtilaf yaşanıyor. Bir grup hukukçu, Meclis Başkanı’nın istifa etmesine gerek olmadığı görüşünü savunuyor. Bir kısmı ise “Etik olarak istifa etmeli” düşüncesinde. AK Parti yönetiminde de etik olanın yapılması eğilimi söz konusu. Bu durumda Binali Yıldırım’ın 21 Aralık Cuma günü Meclis Başkanlığı’ndan istifa etmesi, 22 Aralık’ta İstanbul’da düzenlenecek toplantı ile Binali Yıldırım’la birlikte ilçe belediye başkan adaylarının da ilan edilmesi planlanıyor. Ancak milletvekilliğinden istifa etmesi gerekmiyor.

MECLİS BAŞKANI ADAYLARI

Bundan sonra yeni Meclis Başkanlığı için seçim süreci başlayacak. 28 Aralık tarihinde yeni Meclis Başkanı seçilerek 2018 yılının tamamlanması düşünülüyor. Tabii belediye başkan adayları tespit edilirken Binali Yıldırım’ın istifasıyla birlikte bir de Meclis Başkanı seçimi ortaya çıktı. Cumhur ittifakı ruhunu pekiştirme adına MHP’nin aday çıkarmayacağı konuşuluyor. MHP faktörü kimi adayların şansı, kiminin ise şanssızlığı olacak. AK Parti’de Meclis Başkanlığı için konuşulan isimler var. Numan Kurtulmuş, Bekir Bozdağ, İsmet Yılmaz, Hayati Yazıcı, Mustafa Şentop gibi. Naci Bostancı’nın ismi ise bir adım önde duruyor. Sürpriz olur diyenlerin adayı ise Volkan Bozkır.

CHP’NİN ADAYI İMAMOĞLU

Bu arada CHP’de önemli gelişmeler yaşanıyor. Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener’in bugün ya da yarın bir araya gelmesi bekleniyor. İki lider artık isimleri konuşacaklar. Mansur Yavaş’ın durumu bu görüşmede netleşecek. 6 Aralık Perşembe günü adayların önemli bir bölümü ilan edilecek. O adaylar arasında Ankara, İstanbul ve İzmir olmayacak ama İstanbul adayı neredeyse kesinleşti diyebilirim. Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olarak ilan edilmek üzere. Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu ile sık sık İstanbul seçimlerini konuştuğu söyleniyor. İstanbul seçimlerini kazanabilmek için ilçe belediye başkan adayları da büyük önem arz ediyor. Kılıçdaroğlu’nun Ekrem İmamoğlu ve il başkanı Canan Kaftancıoğlu ile “samimi, ciddi bir müzakere yürüttüğünü” söyleyebilirim. Görünen o ki Muharrem İnce denklem dışı kaldı. Ekrem İmamoğlu bugün CHP’nin İstanbul’daki ilçe belediye başkanlarıyla bir araya gelecek. Görevden alınan Beşiktaş ve Ataşehir hariç CHP’nin İstanbul’da 14 belediyesi var. İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda bir adım daha öne çıkması açısından bu toplantı önemli.

Şimdiden söyleyeyim, İstanbul seçimleri Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasında geçecek.

 

Yazının devamı...

Hulusi Akar neye kızdı, CHP’den İstanbul haberleri

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Lideri Meral Akşener, seçim ittifakının kaderini belirlemek üzere bir araya gelecekler. İstanbul ve Ankara adayları açısından kader anı diyebiliriz. Bugün yazı tarzımda bir değişiklik yapıp kısa kısa siyaset kulislerini aktaracağım. Ama önce sizi Kanada’da başlayıp Ankara’da devam eden bir tartışmaya götüreceğim. Ya da başka bir deyişle Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı rahatsız eden yorumlara...

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 16-18 Kasım tarihleri arasında Kanada’da düzenlenen Halifax Uluslararası Güvenlik Toplantısı’na katılmıştı. Akar’ın o forumda ABD’nin PKK-YPG terör örgütüyle işbirliğini anlatması üzerine salonda bulunan Amerikalıların yüzleri asılmıştı. Öğrendiğime göre Hulusi Akar’ın ABD Genelkurmay Başkanı Dunford’u kabulünde ilginç bir diyalog yaşanmış; Dunford, Menbiç’te kurulacak gözlem noktalarından söz etmeye kalkışınca Akar çok sert tepki göstermiş, bu gözlem noktalarının Türkiye’yi rahatsız edeceğini ilk elden paylaşmış. Bildiğim kadarıyla Genelkurmay Başkanlığı döneminden bu yana kişisel dostlukları bulunan Dunford, Akar’ın bu sert tepkisi karşısında biraz bozulmuş. Buna rağmen ABD, gözlem noktaları konusunda adım attı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan MGK toplantısında da Fırat’ın doğusuna yönelik önemli kararlar alındı. Ama benim asıl üzerinde duracağım nokta bu değil. Akar, Halifax toplantısından sonra BBC’ye bir mülakat verdi. BBC muhabirinin cezaevindeki gazetecilerle ilgili sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği yanıtı aynen tekrar ederek “Hiçbiri gazetecilik faaliyetlerinden dolayı içeride değil” dedi. Tartışma da bu cevap üzerine başladı. FOX TV’nin Akar’ın bu sözleri üzerine görüş aldığı CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Geçmişte ne kadar rezil bir Genelkurmay Başkanlığı yaptıysa o kadar rezil bir bakanlık yapacağının işaretini veriyor” dedi. Bu sataşmalar sırasında kısa bir süreliğine görüşme imkânı bulduğum Hulusi Akar, tartışmadan dolayı rahatsızdı; “FETÖ ve PKK ağzıyla şahsıma söylenmiş haksız, terbiyesiz, seviyesiz sözleri sahiplerine misliyle iade ediyorum” dedi. Konunun üzerinde çok durmadı ama dursa ne derdi, düşünemiyorum.

Bu konuyla ilgili bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

BBC’nin sorusu, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili. Ama muhabir, Kaşıkçı’nın barbarca katledilmesiyle ilgilenmiyor. Tam aksine Türkiye’nin Kaşıkçı cinayeti konusundaki tavrını sorguluyor; “Türkiye’de birçok gazeteci tutukluyken bu samimiyetten uzak bir yaklaşım değil mi?” tarzında bir yargıda bulunuyor. Bir, Türkiye’yi yargılamaya hakkı yok. O sorusunu sorar. İkincisi, soru şekline göre Türkiye’deki tutuklu gazetecileri sorarken Kaşıkçı olayını önemsizleştiriyor. Türkiye’nin Kaşıkçı cinayetinin gündeme getirmeye hakkı olmadığı gibi bir önermede bulunuyor. Türkiye’de gazeteciler hapisteyse o zaman biz Kaşıkçı konusunda sesimizi çıkarmayalım, veliaht prens birkaç Kaşıkçı cinayeti daha işlesin... Böyle bir mantık olur mu?

YAVAŞ İTTİFAKIN KADERİ OLACAK

Şimdi gelelim siyasi kulislere. Bu hafta başında yapılacak Kılıçdaroğlu-Akşener görüşmesinde dananın kuyruğu kopacak. Çünkü iki lider isimleri konuşacaklar. Püf noktasını Mansur Yavaş oluşturuyor. İttifak kurulursa Mansur Yavaş üzerinden kurulacak, bozulursa yine onun üzerinden bozulacak. Kılıçdaroğlu’nun “Akşener, Mansur Yavaş için ısrarlı” dediğini biliyoruz. Yavaş’ın “ortak aday” şartı sürüyor.

İSTANBUL’DA EKREM İMAMOĞLU

İstanbul’da ise Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu adaylığa çok yakın. Kılıçdaroğlu ile ikinci bir görüşme yapacaklar. İstanbul’da yoğun bir şekilde çalışan Gürsel Tekin’e üzüleceği bir haberim olacak, Ekrem İmamoğlu işi bitmek üzere.

SARIGÜL DSP’DEN ADAY OLABİLİR

Son kulis bilgisi Mustafa Sarıgül’le ilgili. Şişli’den aday olmak isteyen Sarıgül’den Eyüp’ten aday olması istendiği yönünde haberler gündeme gelmişti. Edindiğim bilgiye göre Sarıgül, Şişli dışında hiçbir yerden adaylık teklifini kabul etmiyor. Şişli’den aday. Ama eğer CHP kendisini aday göstermezse Mustafa Sarıgül, DSP’nin Şişli’den belediye başkan adayı olacak. Şişli kesin, sadece CHP mi yoksa DSP mi olacak orası belli değil.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Yazının devamı...

Binali Yıldırım işi tamam, CHP-İYİ Parti ittifakında son durum

Bir kısmı hemen, bir kısmının ise süreç içerisinde yerine getirilmek üzere mutabık kalındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın baş başa yedikleri yemekten sonra bir pürüz kalmadı. İş sadece Binali Yıldırım isminin ilan edilmesine kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Latin Amerika gezisi, Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın 2-8 Aralık tarihleri arasındaki Çin, Kazakistan ve İran gezisinden sonra sıra adaylığın ilanına gelecek. 60 belediye başkan adayını açıklayan AK Parti, MHP ile varılacak ittifaka göre kalan adayları da aralık ayının başında ilan edecek. Ancak İstanbul için ayrı bir program düzenlenmesi düşünülüyor. İstanbul’da özel bir program düzenlenip Binali Yıldırım’ın adaylığı ilçe belediye başkan adaylarıyla birlikte ilan edilebilir.

AK Parti, aralık ayının ortasına kadar ilçe belediye başkan adayları dahil olmak üzere ilan edip hızla seçim kampanyasına dönmek istiyor. Aday tespitiyle ilgili çalışmalar yapılırken diğer yandan da Mahir Ünal’ın başkanlığını yaptığı tanıtım ve medya başkanlığı seçim kampanyasıyla ilgili hazırlıkları sürdürüyor. Seçim müziği, sloganı, afiş ve sosyal medyayla ilgili çalışmalarda önemli mesafe alındı.

SEÇİM TAKVİMİ

Muhalefet partileri henüz adaylarını belirlemeden Erdoğan o işi bitirdi, seçim kampanyasını planlıyor.

AK Parti’de şöyle bir takvim öngörülüyor.

1- Aralık ayının başında adayların tamamı ilan edilecek.

2- Ocak ayında seçim manifestosu açıklanacak.

3- Seçim kampanyası ise 14 ya da 19 Şubat tarihlerinde başlatılacak.

Kişisel olarak yüzde 52 oranında oyu olmasına ve partisi 16 yıldır tek başına iktidar olmasına rağmen en çok Erdoğan çalışıyor. Bu seçimde de en çok miting yapan o olacak. Erdoğan’ın mümkün mertebe her yere gitmesi isteniyor. Ama özellikle son haftayı İstanbul’a ayıracak. Ankara ve İstanbul’da ilçelerde de miting yapması planlanıyor. Neden? Çünkü Erdoğan’ın gittiği her yerde AK Parti’nin oyunun en az 3 puan arttığı düşünülüyor. Aslında seçim oldu mu daha çok muhalefet çalışırdı. Muhabirliğim döneminde takip ettiğim Demirel’de onu görmüştüm. Ama bu kez tam aksine. Muhalefet liderlerinden ziyade Erdoğan çalışıyor. Görünen o ki Erdoğan 31 Mart gecesi balkona çıkıp seçim başarısından dolayı teşekkür konuşması yapan lider olacak.

4 YIL SEÇİM YOK

31 Mart seçimleri şimdiden yerel seçim olma özelliğini çoktan aştı. Dikkat ederseniz yerel seçimlerden sonra 4 yıl daha seçim yok. 2015’ten bu yana sürekli seçim ortamındayız. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerini 2015’te yaptık. 2017’de 16 Nisan referandumunu gerçekleştirip 24 Haziran 2018 tarihinde ise Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimini yaptık. Araya kanlı bir darbe girişiminin girdiği unutulmamalı. Sürekli seçim ortamında olmak ekonomimizi olumsuz etkiledi. 31 Mart seçimlerinde güçlü bir siyasi irade ortaya çıkarsa, siyasi istikrar konusunda bir sorun olmadığını ve 4 yıl daha seçim yapılmayacağını gören yabancı sermaye, yatırım planlarını gözden geçirme ihtiyacı hissedecek. Tabii siyasi istikrarı pekiştiren bir sonuç çıkması durumunda.

MUHALEFETTE İTTİFAK GÖRÜŞMELERİ

Hep iktidar cephesindeki gelişmeleri paylaştık ama muhalefette ne oluyor? Kılıçdaroğlu, Almanya dönüşünde Meral Akşener’le bir araya gelecek. Bu arada Koray Aydın ile Bülent Tezcan’ın çalışmaları da olgunlaşacak. 9 il konuşuluyor. İYİ Parti üç ili almak istiyor. “İyi niyetli olunmaz, oy hesabına girilir ya da bu iş bilek güreşine dönerse sonuç çıkmaz. Biz kendimizi istismar ettirmeyiz” diyorlar. Benden CHP’ye duyurması... İYİ Parti’yi hafife almayın, bu işte ciddiler.

 

Yazının devamı...

Binali Yıldırım ikna edildi mi?

Bu sözler AK Parti’nin etkili bir yöneticisine ait. Yerel seçimlerde Meclis Başkanı Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı olup olmayacağı önemli bir konu olduğu için en sonda vereceğim bilgiyi en başta paylaşayım istedim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Latin Amerika gezisi dönüşünde 21 ilin belediye başkan adayı açıklanacak. Erdoğan, “MHP ile karşılıklı jestler olacak” dediği için bu sayı değişecek.

İttifak görüşmelerinden de farklı bilgiler geliyor. Son gelen istihbarata göre Osmaniye, Isparta ve Manisa MHP’ye bırakılmış ancak Mersin ve Adana henüz netleşmemiş. Ama dün itibarıyla bir de Hatay’ın durumu gündeme geldi. AK Parti Hatay’da yeni bir isim olarak il başkanı İbrahim Güler’i aday gösterdi. İttifak görüşmelerini yürüten Mehmet Özhaseki ile Sadir Durmaz’ın Hatay’ı da gündeme almaları yönünde talepler var. AK Partililer, Hatay’da seçimlere cumhur ittifakı olarak girilirse kazanacakları görüşündeler.

CHP-İYİ PARTİ İTTİFAKINDA SON DURUM

Biliyorsunuz, bir de CHP ile İYİ Parti arasında ittifak görüşmeleri yürütülüyor. Kılıçdaroğlu ile Akşener önümüzdeki hafta başında bir araya gelecekler. CHP-İYİ Parti ittifakı için sadece ortada olan illeri içine alan “butik bir ittifak” yorumu yapılıyordu. İki lider isimler üzerinde konuşmadı ama Koray Aydın ile Bülent Tezcan bir süredir çalışma yapıyorlar. Önümüzdeki hafta, başta Mansur Yavaş’ın durumu olmak üzere Kılıçdaroğlu ile Akşener isimleri konuşacaklar. “Meral Hanım İstanbul ve İzmir’i CHP’ye bıraktı ama Ankara konusundaki ısrarı sürüyor” deniliyor. CHP ile İYİ Parti arasındaki ittifak görüşmesinde karışık bilgiler gelmeye başladı. Bu arada Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ittifak değil “dirsek teması” yapacaklarını açıkladı.

CHP-HDP TABAN İTTİFAKI

Ancak bu dirsek temasının HDP’yle kurulup kurulmayacağı belli değil. HDP her ilde aday çıkarıyor. İstanbul’da ise Esenyurt üzerinde durdukları söyleniyor. HDP için şöyle bir formülden söz ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde CHP’yi destekleyip Esenyurt’ta ise CHP’nin katkısını elde etmek. HDP’liler Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’ye, milletvekili seçiminde ise partilerine oy vermişlerdi. CHP’liler de Cumhurbaşkanlığı seçiminde İnce’yi desteklerken, milletvekili seçiminde barajı aşması için HDP’ye oy vermişlerdi. HDP yüzde 12.7 oy alırken Selahattin Demirtaş’a yüzde 7.2 oranında oy çıkmıştı. Millet ittifakına yüzde 35.9 oranında oy çıkarken Muharrem İnce yüzde 36.9’u almış, CHP ise yüzde 26.4’te kalmıştı. İstanbul’da CHP ile HDP arasında tabanda “al-ver” ilişkisinin yaşandığı görülüyor. Bu kez de CHP ile HDP arasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ilçe belediye başkanlığında “taban ittifakı” yapılabilir.

YEMEKTE İKNA ETTİ

Bu arada yazının başına dönecek olursak, Binali Yıldırım’ın adaylığı konusunda, pazartesi ve salı günü önemli gelişmelere sahne oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti grup toplantısından sonra Meclis Başkanı
Binali Yıldırım’ı ziyaret etti. Öğle yemeği
yiyip 1 saat baş başa görüştüler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Binali Yıldırım’ın kaygılarını gidermeye çalıştığı söyleniyor. Binali Bey’in sadece protokol konusunda değil, il başkanlığı, belediye meclis üyelerinin belirlenmesi ve ilçe belediye başkan adayları konusunda talepleri vardı. Protokol sorununu çözmek için Binali Bey’in seçimlerden sonra aynı zamanda başkan yardımcısı olarak atanacağı, il başkanlığı konusunun ise soğumaya bırakılacağı söyleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önce Binali Bey’le Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın bir görüşmesi oldu. Ama pazartesi günü de kabinedeki bazı bakanlar Binali Bey’i ziyaret ederek adaylık konusunda ikna etmeye çalıştılar.

Bu temasların etkili olduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaret jestinin ise Binali Yıldırım’ı ikna ettiği söyleniyor. AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayının Binali Yıldırım olduğunu söyleyebiliriz.

 

Yazının devamı...

Kulislerden son dakika ittifak haberleri

Öyle ki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘millet ittifakı’ için Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu ziyaret ettiği sıralarda, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz bir araya geliyordu. MHP üç büyükşehirde AK Parti’yi desteklerken, MHP’ye de Osmaniye, Adana, Isparta ve Mersin’in bırakılacağı konuşuluyor. Manisa’nın durumu ise netleşmedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arjantin gezisinin dönüşünde MHP Lideri Devlet Bahçeli ile bir araya gelip ittifaka son şeklini verecekler. AK Parti, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 20 belediye başkan adayını bugün Meclis’te düzenlenecek törenle açıklayacak. Kalan 21 belediye başkanının ise Erdoğan’ın Latin Amerika gezisinden sonra açıklanması bekleniyor. Ancak İstanbul’un ayrı tutulup ilçeleriyle birlikte açıklanması gündemde. Binali Yıldırım’ın 5 ilçenin belediye başkan adayını belirlemek istediği söyleniyor.

CHP ile İYİ Parti arasında ise İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 9 ilin müzakere edildiği söyleniyordu. Ama Akşener’in ‘İstanbul ve İzmir CHP’ye bırakılırken, Ankara İYİ Parti’de olmalı’ yönündeki ısrarı ittifakın da geleceğini belirleyecek. Meral Hanım, Mansur Yavaş’ın İYİ Parti’yi tercih etmesini isterken Kılıçdaroğlu’nun da gönlünün Mansur Yavaş’tan yana olduğu biliniyor. Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığı için Kılıçdaroğlu’nun hafta sonu Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile görüştüğü söyleniyor. Bu görüşmeden kesin bir karar çıkmadı. Çünkü İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı konusunda bir ön çalışma yaptıktan sonra tekrar görüşmek istediği ifade ediliyor. Bu durumda İmamoğlu’nun durumu ikinci görüşmeye kaldı. İmamoğlu’nun eğiliminin yüzde 40 kalma, yüzde 60 aday olma yönünde olduğu söyleniyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın Beylikdüzü Belediye Başkanı adayı olacağı konuşuluyordu. Ancak Uysal’ın Büyükçekmece’yi istediği söyleniyor.

GENEL MERKEZİN TAHLİYESİ

Bu arada dünün önemli görüşmesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu arasında gerçekleşti. Dünkü görüşme önce heyetler halinde gerçekleşmiş, sonra iki lider baş başa konuşmuşlar. İttifakla ilgili değil ama görüşme yapılan mekânın durumu da gündeme gelmiş. Biliyorsunuz, Fatih Erbakan Saadet Partisi Genel Merkezi’ne tahliye davası açtı ve kazandı. Genel merkez dediğim yer Necmettin Erbakan’ın siyasi mücadelesinin sembollerinden olan Balgat’taki Hamidiye... Öyle sıradan bir bina değil. Milli görüş tarihinin bir parçası. Kılıçdaroğlu binanın durumunu sormuş. Temel Bey durumu “Geçmiş dönemlerde yaşanan parti kapatmaların sonucu olarak binaları kişilerin üzerine yaptık. Mahkeme aleyhimize karar verdi. Yeni bir yer arayıp en kısa sürede buradan ayrılacağız, yeni genel merkez binamıza taşınacağız” diye izah etmiş. Karamollaoğlu sözün tam bu noktasında “Demokrasi ne kadar önemli. Partilerin kapatıldığı süreçlerde bu tür formüller bulmak durumunda kaldık. Demokrasi paydasında bir arada olmak önemli” diye konuşmuş. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu da demokrasi paydasında buluşmanın önemi üzerinde durmuş. İttifak arayışını “demokrasi paydasında buluşma” olarak tarif etmiş.
İki liderin görüşmesi samimi bir ortamda gerçekleşmiş. Karamollaoğlu, demokrasi paydasının oluşmasında Kılıçdaroğlu’nun katkısından söz etmiş. Kılıçdaroğlu’nu en kısa sürede ziyaret edeceğini söylemiş.

YENİ TANIM ‘DİRSEK TEMASI’

Peki görüşmeden ne çıktı? Saadet Partisi ittifaka giriyor mu? Kılıçdaroğlu, İYİ Parti ile yürütülen ittifak görüşmeleri hakkında bilgi vermiş. Saadet Partisi’nin ittifakta yer almasını arzu ettiğini söylemiş. Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin her yerde aday çıkaracağını söylemiş. İki lider “Belli yerlerde, bazı isimler üzerinde ‘dirsek teması’ olabilir” noktasında buluşmuş.

Net bir şekilde ifade edecek olursam, ittifak yok, ‘dirsek teması’ var.

‘Dirsek teması’ndan ne çıkar, onu da ilerleyen süreçte göreceğiz.

 

Yazının devamı...