GÜNDEM
SPORARENA
YAZARLAR
EKONOMİ

Uygulamada okumaya devam et.

AK kadınlarla Asenalar yan yana

Mitingin yapıldığı Hipodrom’daki meydana, Kayahan’ın şarkısından esinlenerek, “Bizimkisi bir aşk hikâyesi” pankartı asılmıştı. İzmir’deki ortak mitingde olduğu gibi meydanda parti bayrakları yoktu. Türk bayrağı ve ‘cumhur ittifakı’ flamaları tercih edilmişti. Meydana bakan barkovizyonda ise Erdoğan ile Bahçeli’nin birlikte fotoğrafı yer alıyordu. Miting meydanında Erdoğan, Bahçeli ve bir de ‘cumhur ittifakı’nın Ankara büyükşehir belediye başkan adayı Mehmet Özhaseki’nin posterleri yer alıyordu. Mitinge gelenler üç kademeli aramadan sonra meydana sokulurken, atlı polisler de çevre güvenliğinde yerlerini almışlardı. Güneşli bir hava olunca mitinge katılanların bir bölümü Hipodrom’un çimlerine uzandığı yerden konuşmaları izlemeyi tercih etti.

Miting alanında, “Ölürüm Türkiyem”  parçasını çalmaya başlayınca MHP Lideri Bahçeli’nin geldiği anlaşıldı. Bahçeli’yi meydana gelişi sırasında MHP yöneticileriyle birlikte Mehmet Özhaseki karşıladı.

AK Parti mitinglerinin değişmezi olan, “Dombra” çaldığı andan itibaren dev ekranlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüntüsü yansıdı. Erdoğan’ın meydana girişi meydandakiler tarafından ekranlardan takip edildi. Erdoğan, doğrudan Bahçeli’nin bulunduğu yere gitti. ‘Cumhur ittifakı’nın iki liderinin tokalaşması ekrana yansıyınca meydanda alkış sesleri ve tezahüratlar yükseldi. Erdoğan, “Bizimkisi bir aşk hikâyesi” şarkısı eşliğinde eşi Emine Hanım’la birlikte mitinge katılanları selamlamak için kürsüye çıktı. Erdoğan’ın platforma çıkmasıyla birlikte meydan coştu. 

İlk olarak Mehmet Özhaseki konuştu. Özhaseki, Ankara’ya yapacağı hizmetleri anlattı, rakibi Mansur Yavaş’a, “sahte senet olayı” üzerinden yüklendi. 

BAHÇELİ BEKA DEDİ

MHP Lideri Bahçeli’nin kürsüye çıkışı sırasında ülkücülerin sevincine AK Partililerin de eşlik etmesi dikkatlerden kaçmadı. Bahçeli, konuşmasına Erdoğanvari bir giriş yaptı, “Bugün Ankara bir başka güzel” dedi. “Sayın Cumhurbaşkanım” diye hitap etmeye özen gösterdi.

Konuşmasını “beka mücadelesi”nin üzerine kurdu. “Beka sorunu yok demek, hak ile batılın mücadelesi yok demektir” dedi. Ülkücü kökenli CHP adayı Mansur Yavaş’ı ise sert sözlerle eleştirdi. “Eski ülkücüymüş, eski MHP’liymiş. Bunların hepsi fasa fiso. Ülkücünün eskisi olmaz. Ya ülkücüsündür ya değildir, ya MHP’lisindir ya değildir” diye seslendi.

DOMBRA İLE ÇIKTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise her zaman olduğu gibi, “Mazlumların gür sesi” anonsları eşliğinde kürsüye çıktı. Bahçeli’yi selamlayarak konuşmasına başladı. Böylece ‘cumhur ittifakı’nın iki lideri karşılıklı jestleşmeyi ihmal etmedi. Erdoğan ne zaman ki, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin konuşmasını ekrana getirdi, meydanda yuh sesleri yükseldi. Cumhurbaşkanı, “Bay Kemal” diye hitap ettiği Kılıçdaroğlu’nu da ihmal etmedi. Erdoğan, partililere sandığa gitme çağrısı yaptı. “Aman ha sandıklara sahip çıkın” dedi. Erdoğan da Mansur Yavaş’ı es geçmedi. “Soyadı Yavaş var ya sahte senet işi yapıyor. Bu adam Ankara’nın başına gelse ne sahte senet işi yapar bakalım” diye seslendi.

Erdoğan ile Bahçeli mitingin sonunda birlikte kürsüye çıkıp partilileri selamladılar. Bu sırada fonda yine aynı şarkının sözleri vardı. Bir tek elinde gitarıyla merhum Kayahan yoktu ama mitinge “Bizimkisi bir aşk hikâyesi” parçası damgasını vurdu. Öyle ki AK Parti, mitinge katılan yüz binlerin katılımı ile şarkıya klip çekti. Bakalım 1 hafta sonra bu aşk hikâyesi sandığa nasıl yansıyacak?

 

Yazının devamı...

Eskişehir seçimlerine dikkat

Eskişehir siyasetinde Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in önemli bir ağırlığı var. Ancak AK Parti belediye başkan adayı Burhan Sakallı da iddialı bir kampanya yürütüyor.

Seçimlere giderken hem Yılmaz Büyükerşen’le hem Burhan Sakallı ile konuştum. 2014 yerel seçimleri ile 24 Haziran seçim sonuçlarını kıyasladım. Ortaya nefes nefese bir yarış çıktı.

2014 yerel seçimlerini yüzde 39.05 oy alan AK Parti’ye karşı yüzde 45.25 oranında oy alan Yılmaz Büyükerşen kazanmıştı. Büyükerşen 18 Nisan 1999’da kazandığı belediye başkanlığını 20 yıldır sürdürüyor. AK Parti’nin adayı Burhan Sakallı ise 2004 yılında seçildiği Odunpazarı Belediye Başkanlığı’nı iki dönem sürdürdü, 2014 yılında ise aday olmadı. 24 Haziran 2018 seçimlerinde ise Eskişehir’de cumhur ittifakı yüzde 48.7 oranında oy alırken, millet ittifakı yüzde 46.6’da kalmıştı. AK Parti’nin yüzde 38.8 oranında oy aldığı Eskişehir’de, CHP yüzde 32.3 almıştı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Erdoğan’a yüzde 46 oranında oy çıkarken, Muharrem İnce’ye yüzde 41.1 oy çıkmıştı. Seçim sonuçlarına baktığımızda Eskişehir’de AK Parti öndeyken, yerel seçimlerde şimdiye kadar Yılmaz Büyükerşen faktörü nedeniyle ipi CHP göğüslüyordu. 24 Haziran seçimlerinde ise AK Parti ile CHP arasındaki fark 6.5 puana çıktı.

YETER Mİ DEVAM MI?

Seçim gecesi Eskişehir’de nefes nefese bir yarışa tanık olabiliriz. Ama seçim kampanyasının çok centilmence yürütüldüğünü kaydetmek isterim. AK Parti adayı Burhan Sakallı ile konuşurken, Yılmaz Büyükerşen ile ilgili özenli bir dil kullanması dikkatimi çekti. Büyükerşen ise rakibi hakkında en ufak olumsuz bir ifade kullanmadı.

Ama her iki aday da kendi farklarını fark ettirmeye özen gösterdi. Burhan Sakallı, “Eskişehirliler, ‘Büyükerşen’i seviyoruz ama artık yeter’ diyorlar. Büyükerşen’de bir metal yorgunluk olduğunu söylüyorlar” dedi. Yılmaz Büyükerşen’e “Yorgun musunuz?” diye sordum. “Yoo. İlk günkü gibi heyecanlıyım” diye karşılık verdi. “Aslında ben bu dönem aday olmayacaktım. Ama Eskişehirliler yakamı bırakmadı. Şimdi sokağa inip yürüdüğümde ‘Hocam bizi bırakma’ diyorlar. O yüzden aday oldum. Bir hastalık aranırsa ben hizmet hastasıyım” dedi.

YAŞAM TARZINA MÜDAHALE

İzmir’e benzer bir havası var Eskişehir’in. “AK Parti gelirse yaşam tarzına müdahale olur” propagandası yürütülüyor. Sakallı da bunun farkında. “Eskişehir’in merkez ilçesi Odunpazarı’nı yönettim. Kimin yaşam tarzına müdahale etmişiz? Kimin tercihlerine karışmışız? Eskişehirlilerin benimle ilgili olarak en rahat oldukları konunun bu olduğunu düşünüyorum. Yaşam tarzı üzerinden siyaset üretmenin devri kapandı. Hizmet odaklı, gelişim odaklı, mutluluk odaklı bir yerel yönetimden başka ajandamız yok diyor.

ESKİŞEHİR’İN KALKINMASI

Sakallı’nın önceliği Eskişehir’in kalkınması. “Eskişehir sanayide liderliği Bursa’ya, termal turizmde Afyon’a, mobilya sektöründe ise İnegöl’e kaptırdı. Yeni bir anlayışla sanayide, termal turizmde ve mobilya sektöründe yeniden liderliği ele geçirebiliriz” dedi.

Büyükerşen ise bu seçimde kampanyasını Eskişehir’in kırsal kalkınması üzerine kurmuş. “Eskişehir’in altyapı ve üstyapı olarak sorunlarını büyük ölçüde çözdük. Bu sefer kırsal kesimin kalkınmasına ağırlık veriyorum” dedi.

Büyükerşen’e sanayide, mobilya sektöründe ve termal turizmde liderliğin Bursa ve Afyon’a kaptırıldığı iddialarını hatırlattım. “Sanayi ve mobilya işi belediyenin yapacağı iş değil. Özel sektörün yapacağı iş” dedi. Termal turizmle ilgili olarak Özal’a “sağlık turizmi” projesini önerdiğini; Eskişehir, Kütahya ve Afyon’un termal kaynaklarının turizm amaçlı kullanılması önerisinin kabul edildiğini anlattı. Ancak siyasilerin devreye girmesiyle bu projenin akim kaldığını söyledi.

SEÇİMLERİ BELİRLEYEN ÜÇ ETKEN

Eskişehir seçimlerinde üç kesimin göz ardı edilmemesi gerekiyor.

1- Seçimlerde oy kullanacak olan 75 bin öğrenci.

“1 milyon öğrencinin diplomasi altında imzam var” diyen Büyükerşen’in doğal müttefiki öğrenciler. AK Parti adayı Sakallı ise öğrencilere yönelik özel bir strateji takip ediyor. Sevilen sanatçıların konserleri var.

2- Yüzde 9.9 oyu olan seküler eğilimli MHP seçmeni yerel seçimlerde tercihini Büyükerşen’den yana kullanıyordu. Cumhur ittifakının adayı olan Burhan Sakallı ise MHP seçmenini ikna etmek için Devlet Bahçeli’nin desteğiyle özel bir çalışma yapıyor.

3- Tabii söz konusu Eskişehir olur da Eskişehirspor unutulur mu? Sporda iyi bir dönem geçirmeyen ES-ES’ler, seçim kampanyasının gözdesi durumunda...

Yazının devamı...

Tunç Soyer Cumhurbaşkanı ile görüşecek mi?

Güneşli bir havada sahilde yürüyen insanları seyrediyorum. Yüzlerinde bir mutluluk ifadesi seziliyor. Kıran kırana bir seçim yarışına sahne olan İzmir’i CHP’nin büyükşehir belediye başkan adayı Tunç Soyer’le gezdim. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümüydü. O nedenle Tunç Soyer’le programımız Kadifekale’de şehitliği ziyaret ederek başladı. Cumhur ittifakı ilk ortak mitingini İzmir’de yaptı ama millet ittifakı ortak miting yapmayı düşünmüyor. Ama Kılıçdaroğlu şehre özel bir önem veriyor.

İzmir siyasetinde Aziz Kocaoğlu’nun ağırlığı hissediliyor. Tunç Soyer’e “Aziz Kocaoğlu size destek veriyor mu?” diye sordum. “Evet, tabii. Yani en son genel başkanımız geldiğinde Aziz başkanla birlikte 6 noktaya gittik. Aziz Bey bize destek veriyor ve bundan da çok mutluyum” dedi. Tunç Soyer’le seçim kampanyasını konuştuk. Gördüğü ilgiden memnun. “Gittiğimiz yerlerde insanlardan çok güzel enerji alıyoruz. Çok güzel coşku görüyoruz. Bu da bizim enerjimizi ve coşkumuzu büyütüyor” diyor. Soyer’in kampanyasında kadınlar özel bir yer alıyor. Soyer, “Kadınların kampanyamıza katkısı çok güzel. Onların coşkusu, heyecanı sürükleyici oluyor. Onların katılımı hayatımızı iyileştiriyor” diye anlatıyor.

SUR’LA İLGİLİ KONUŞMASI

Adaylığı gündeme geldiğinde babası Nurettin Soyer üzerinden eleştirilere maruz kalmıştı. Erdoğan İzmir mitinginde bu konuya değinmedi. Tunç Soyer babasıyla ilgili tartışmaların geride kaldığını düşünüyor. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunç Soyer’in HDP’li Sur Belediyesi’yle ilgili açıklamasını gündemden düşürmüyor. O nedenle Soyer’e Sur’la ilgili açıklamasını sormasam olmazdı. “Seferihisar Belediyesi olarak Sur’la kardeş belediye ilişkimiz oldu” diye anlatmaya başladı. Kardeş şehir olma teklifi Sur’dan gelmiş. “Çok güzel yürüdü. Çocuklarımız birlikte futbol oynadı, beraber konser yaptılar, tiyatro izlediler. Bir gün kalktık, Sur’a kayyım atanmış. Ben de o gün hemen Konak Meydanı’na gidip basın açıklaması yaptım. Kayyıma itiraz ettim. Benim yaptığım itiraz odur, tepki de odur” diye anlattı.

Çok sert bir giriş olduğunun farkındayım ama seçim kampanyası bu tartışmalar üzerinden yürüyor. Tunç Soyer’le Kadifekale’den denizi seyrederken bir yandan da İzmir’i konuştuk. İzmir’i yönetmeye talip biri olarak önceliklerini sordum. “Ulaşım, trafik, katı atık, çöp, yolların bozukluğu ve Körfez” diye sıraladı.

AMERİKA’YA BÜRO

Soyer, İzmir’i tanıtmak için Brüksel’e ofis açacağını söylemişti. “Açacak mısınız?” diye sordum. “Evet, Brüksel’e İzmir ofisi açacağız. Amerika’yı da düşünmek lazım. Washington olabilir. Asıl işimiz İzmir’i tanıtmak. Bu şehir tanınmıyor. Biz bu topraklarda derya içinde olup deryayı bilmeyen balıklar gibi yaşıyoruz. Tanıtmaya çok ihtiyacımız var” diye karşılık verdi.

CUMHURBAŞKANI İLE İLİŞKİLER

Söz sıra İzmir’in turizmden aldığı paya geldi. Bir dünya incisi olan İzmir, turizmden yeterli payı alamıyor. Tunç Soyer, “İzmir’le ilgili çok projelerimiz var” diyor. İzmir’i sadece denizi, kumu ile değil, aynı zamanda gastronomi, spor, kültür, sanat ve tarihiyle birlikte bir paket olarak ayağa kaldıracağını söylüyor. “İzmir’in turizm potansiyelini şaha kaldıracağız” diyor.

Tabii bunları yaparken merkezi hükümetin de desteğine ihtiyaç duyacak. O nedenle, “Seçilirseniz Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşecek misiniz?” diye sordum.

“Tabii ki. Biz kavga etmeye gitmiyoruz. İzmir’i Türkiye’nin gurur duyacağı vilayetlerden biri yapmaya talibiz. Tabii ki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’yle, devletimizle çok güçlü bağımız olsun istiyoruz” diye cevap verdi.

İzmirliler Tunç Soyer’e “sakin güç” diyorlarmış ama ben tam aksine çok hareketli birini gördüm.

Yazının devamı...

Seçim gecesi İzmir zeybeğini kim oynayacak?

Ekibiyle mitinge ilişkin değerlendirmeler yapıyorlardı. AK Parti en coşkulu mitingini 2011 tarihinde yapmış. “Bir de bu” diyorlar. Zeybekci’nin morali yerindeydi. “Bu bir mesaj tabii. Cumhur ittifakının ilk ortak mitinginin İzmir’de olması, İzmir’e verilen önemi gösteriyor. Seferberlik anlamında bir İzmir mesajı bu. Bizim içinde tekrar bir güç toplama. Son tura girdiğimizde bizim için bir coşku anlamını taşıyor” dedi.

MHP’DEN BEKLEDİĞİ DESTEĞİ ALIYOR MU?

“MHP’den beklediğiniz desteği alıyor musunuz?” diye sordum. “Teşkilat olarak evet, ama seçmen tarafına baktığımız zaman kararsız bölümde biraz yoğunlaştığını görüyoruz. Mutlaka bunları gidermemiz lazım” diye karşılık verdi. Bunun üzerine “Bahçeli’nin İzmir mitingine katılmasının kararsız MHP seçmeni üzerinde etkisi olur mu?” sorusunu yönelttim. “Kesinlikle etkisi olur” diye cevap verdi. “Sayın Bahçeli’nin bizim yanımızda olduğunu göstermesi bir siyasi irade koyma anlamını taşıması açısından önemli” diye ekledi.

SOYER’E KARŞI NEDEN SERTLEŞTİ?

Nihat Zeybekci, rakibi Tunç Soyer’e yönelik eleştirilerinin dozunu arttırdı. Seçimler yaklaştıkça bu sertleşmenin nedenini merak ettim. “Artık CHP’nin adayı demiyorum. Kılıçdaroğlu’nun ve HDP’nin adayı” diye konuya sert bir giriş yaptı. İzmir’in çöp, otopark, trafik gibi yaşamsal sorunları karşısında Soyer’in duyarsız kaldığını iddia ederek, “Bu duyarsızlıklara baktığım zaman insan artık bir yerde patlama noktasına geliyor. İzmirliyle dalga geçer gibi görüyorum. Nasıl olsa ceketimizi koysak kazanırız havasındalar” dedi. Soyer’i HDP ile şeffaf olmayan bir ilişki içinde olmakla suçladı, “HDP’den belediye meclis üyeleri var. Doğrudan PKK ile ilişki içinde olan adaylar listelerinde” diye konuştu.

SAHİLDEN İZLENİMLER

Söyleşimize bu noktada ara veriyoruz. Araca binip daha önce planlanmış bir programa çıkmak için yola koyulduk. İzmir’de CHP’lilerin yoğun olarak yaşadığı Karşıyaka’ya giriyoruz. Akşama doğru olmasına rağmen sahil şeridi dolu. Belli ki İzmirliler yazı özlemiş. Kimi çocuğunu almış, kimi ailesiyle gelmiş. Gençler gruplar oluşturmuş. Kimi spor yapıyor, kimi oturmuş denizi seyrediyor. Mısırcılar, baloncular, köfteciler ve “Gevrek taze” diye bağıran simitçiler sahilde yerlerini almışlar. Nihat Zeybekci herkese selam veriyor, hal hatır sorup arzu edenlerle fotoğraf çektiriyor. Kimi bira şişesini gösterip şans diliyor, kimisi sadece elini sıkmakla yetiniyor. Ancak AK Parti adayı diye olumsuz bir tavır gösteren çıkmıyor. Ne kadar oy alır bilemem ama Nihat Zeybekci belli ki İzmirlilerle bir frekans yakalamış. Ama bu seçim kazanmaya yeter mi bilmiyorum. Olumsuz konuşanı ya da ters bir tutum içinde olanı görmedim. Gayet centilmence davranıyorlar. Bir saat süren sahil turundan sonra söyleşiye kaldığı yerden devam ettik. “İzmirlilerle ilişkiniz nasıl?” diye sordum. “İlk geldiğimizden bugüne kadarki döneme bakarsak eğer çok pozitif bir trend içindeyiz. Devamlı artıyor. Vatandaşa soruyoruz, diyoruz ki ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni hangi partinin almasını istersin?’. ‘AK Parti’nin almasını isteriz’ diyorlar. ‘Yaparsa onlar yaparlar’ diyorlar. Ama oyunu hangi partiye verirsin diye sorduğumuzda orada kararsızlığı görüyoruz. İzmir’de hâlâ yüzde 20 oranında kararsız var. Bunu daha çok CHP seçmeninde görüyoruz” diye anlattı.

Niye taktım bilmiyorum ama söz konusu İzmir olunca hayat tarzına ilişkin soru sormaktan kendimi alamıyorum. Zeybekci’ye “Yaşam tarzına ilişkin olarak İzmirlileri ikna edebildiniz mi?” diye sordum. “İzmir’de sahnedekilerle birlikte olan bir grup için yaşam tarzı sorunu, İzmirliler için hayat kalitesi sorunu var” diye karşılık verdi. Ama ikisini de önemsediğinin altını çizmeyi ihmal etmedi.

AK Partililer Nihat Zeybekci’nin soy isminden esinlenerek seçim gecesine ilişkin bir slogan üretmişler. “O zeybek 31 Mart gecesi Cumhuriyet Meydanı’nda ve Konak’ta izlenecek” diyorlar. İzmir zeybeğini kim oynayacak orasını bilemiyorum ama seçim gecesi bir gözümüz İzmir’in üzerinde olacak.

Yazının devamı...

Erdoğan ile Bahçeli’nin ilk ortak mitinginden izlenimler

MHP Lideri Devlet Bahçeli meydana daha önce gelmişti. Kürsüye çıkmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelişini bekledi. Mitingin yapıldığı meydan öğle saatlerinden itibaren dolmaya başladı. Siyasette bir İzmir klasiği olarak mitingi izlemek üzere deniz yoluyla gelenler vapurlarla, motorlarla sahilde yerlerini almışlardı. Mitingi Hürriyet İzmir Temsilcisi Deniz Sipahi ile birlikte izledik. Erdoğan’ın 24 Haziran mitingini izleme fırsatım olmamıştı. İzleyen meslektaşlarımız kalabalığın 24 Haziran’ın bir tık üstünde olduğunu söylediler.

Meydanda Erdoğan ile Bahçeli’yi birlikte gösteren posterler asılmıştı. Meydanda parti bayrakları yoktu. Sadece Türk bayrakları vardı. Liderlerden önce cumhur ittifakının İzmir büyükşehir belediye başkan adayı Nihat Zeybekci çıktı kürsüye. Zeybekci, rakibi Tunç Soyer’e ilk kez bu kadar sert bir dille yüklendi.

BAHÇELİ’DEN İNCE MESAJLAR

İlk konuşmayı Bahçeli yaptı. MHP Lideri kürsüye “Ölürüm Türkiyem” müziğinin eşliğinde çıktı. Erdoğan, Bahçeli’nin konuşmasını sonuna kadar takip etti. Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanım” diye başladı konuşmasına, meydana dönerek “Cumhurunuz kutlu olsun” diye devam etti. Yerel seçimlerde “İzmir’in dağlarında çiçekler açacağını” söyleyen MHP Lideri, CHP’ye “İzmir’i hiç kimse çantada keklik görmesin” diye seslendi.

Bahçeli, babası 12 Eylül’de MHP davasına bakan CHP’nin İzmir büyükşehir belediye başkan adayı olan Tunç Soyer’e ismini vermeden yüklendi. “İzmir, 12 Eylül mirasçılarına sırtını dönmelidir” dedi. Yeni Zelanda’da yaşanan katliamı hatırlatan Bahçeli, “Beka sorununu göremeyen çapulcular nasılsınız, iyi misiniz?” diye seslendi.

MHP Lideri 20 dakika süren konuşmasından sonra kürsüden indi ama meydanda kalarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını izledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kürsüye çıkmasıyla birlikte meydandaki coşku arttı. Erdoğan konuşmasına “güzel İzmir” diyerek başladı. Konuşmasını “İzmir Mustafa Kemal’in, Menderes’in, Özal’ın gözde şehriydi. Bizde İzmir’i Allah’ın izniyle çok seviyoruz” diye sürdürdü. Çok önem verdikleri için Bahçeli ile ilk ortak mitingi İzmir’de yaptıklarını söyledi. “Bahçeli ile birlikte ülkemizin önüne konulan tuzakları boza boza ilerliyoruz” dedi.

ERDOĞAN’DAN HAYAT TARZINA GÜVENCE

İzmir söz konusu olunca yaşam tarzı önemli. Erdoğan da konuşmasında İzmirlilere yaşam tarzı konusunda güven vermeye özen gösterdi. “AK Parti 17 yıldır iktidarda, bunların söylediği hangi korkuları doğru çıktı? Biz kimsenin giydiğine, yediğine, içtiğine karıştık mı?” diye sordu. Cevabı yine kendisi verdi: “17 yıldır iktidardayız. Hanım kardeşlerimiz burada en güzel cevabı verecek. Kimsenin ne giydiğine, ne yediğine, ne içtiğine karıştık mı?”

HDP ÜZERİNDEN CHP’YE YÜKLENDİ

Erdoğan da konuşmasında CHP adayı Tunç Soyer’i es geçmedi. Ama babası üzerinden değil, Kılıçdaroğlu ve Kandil üzerinden vurmayı tercih etti. “Bu aday CHP’nin adayı değildir. Bu aday Kılıçdaroğlu’nun adayıdır. Adaylık icazetini İzmir’den değil, Kandil’den almıştır” dedi.

Erdoğan, İzmir mitinginde de HDP’lilerin konuşmalarını izletmeyi ihmal etmedi. İlk olarak HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun HDP oylarıyla seçildiklerini unutmamaları yönündeki sözlerini getirdi ekrana. “Bu seçimlerde kendi adıyla değil, CHP adına yarışıyorlar” dedi. Ardından ekrana eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın, PKK ve Öcalan’a ilişkin sözleri geldi. O sırada meydandan yine yuh sesleri yükseldi. Erdoğan bunun üzerine, “Bu maskeli baloyu, bu matruşka oyununu, bu bukalemun siyasetini tersine çevirmenizi bekliyoruz” diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez Kılıçdaroğlu’na değinmeden bir miting konuşması yaptı diyecektim ki yanıldığımı az sonra anladım. Erdoğan, Yeni Zelanda’da yaşanan katliama değindikten sonra CHP Lideri’nin talihsiz sözlerini hatırlatarak, “Şu Bay Kemal’in söylediğine bakın. İslam dünyasından kaynaklanan terör diyor. Sen ne menem bir adamsın ya” diyerek finali yaptı.

İki lider, mitingin sonunda birlikte çıktılar kürsüye. Erdoğan ile Bahçeli, dün İzmir’de cumhur ittifakının ruhunu yansıtmak için her şeyi yaptılar. Rakiplerine birlikte vurup, mitinge katılanları birlikte selamladılar.

Yazının devamı...

Erdoğan’dan farklı iki mesaj ve bir de...

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Ankara’da yedinci mitingini yaptı. Pursaklar’da AK Parti belediye başkan adayı Ayhan Yılmaz, Gölbaşı’nda ise MHP’li belediye başkan adayı Ramazan Şimşek ve cumhur ittifakının Ankara büyükşehir belediye başkan adayı Mehmet Özhaseki için destek istedi.

Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını vatandaşların arasından izledim. Her iki miting meydanında da AK Parti ve MHP’nin bayrakları yan yana asılmıştı. Ama Türk bayrağı daha çoktu. Pursaklar’da meydanda devasa Erdoğan ve Özhaseki posterleri vardı. Gölbaşı’nda ise Erdoğan ve Bahçeli posterleri yan yanaydı.

AK Parti mitinglerinin değişmez görüntüsü olan kadınlar yine ön safta yerlerini almışlardı. Erdoğan’dan önce adaylar konuşturuldu. Ne zaman ki Erdoğan’ın ismi anons edilmeye başlandı, meydan dalgalandı. Erdoğan, “Cesur yürekli lider” anonsları arasında meydana girdi. “Türkiye sevdalısı lider” anonsları arasında kürsüye çıktı. Erdoğan’ın kürsüde görünmesiyle birlikte alkışlar yükseldi. Cumhurbaşkanı bir süre seçim müziğine eşlik ettikten sonra konuşmasına başladı. Erdoğan konuşurken balkonlarda birikenler, meydanları dolduran gençler ve kadınlar cep telefonlarını çıkarıp selfie çekmeye ya da Erdoğan’ın konuşmasını kaydetmeye çalışıyordu. Cep telefonları yaygınlaştıktan sonra vatandaş kendi medyasını oluşturdu. Erdoğan, Pursaklar’daki konuşmasına ezan tartışmasıyla başladı. Ekranda Beyoğlu’nda yaşanan ıslık hadisesinin görüntülerini izlettikten sonra, “Ezan düşmanlarına sandıkta esaslı bir ders vermenizi bekliyorum” diyor. Söz konusu ezan olunca meydan hareketleniyor.

BEKA SEÇİMİ

Erdoğan, konuşmasının bir bölümünü mutlaka PKK’ya ayırıyor. Meydanının her tarafından görünen ekranlarda, PKK’lıların Türk bayrağını yakma görüntüleri geliyor. Meydandan PKK’ya lanet sesleri yükseliyor. Görüntülerin devamında CHP’lilerin görüntüleri geliyor. Erdoğan o sırada araya giriyor, “CHP kiminle beraber” diye soruyor. Sorusuna cevabı yine kendisi veriyor, “HDP ile” diyor. Ardından “Kardeşlerim, o nedenle bu seçimler beka seçimi” diye konuşuyor. Meydanın nabzını yakaladıktan sonra, “Bu coğrafyada her seçim beka seçimidir” diye üsteliyor. Tabii her konuşmasının ardından meydandakilere dönüp “Seçimlerde bunların hesabını sorun” diyor. Sonra sıra “Bay Kemal”e geliyor. Yani CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na. Konu Ankara olunca “Bay Mansur” da ona ekleniyor. Erdoğan görüntülerin desteğiyle meydanı hazırladıktan sonra meydana dönüyor, “Ezanımızı hazmedemeyenler, bayrağımızı yakanlar kimlerle el ele? CHP ile. Bay Kemal bunlarla beraber mi? Ankara’da Bay Mansur bunlarla el ele. Bunlara dersini verecek misiniz?” diye soruyor.

NETANYAHU’YA CEVAP

Erdoğan, Pursaklar ve Gölbaşı’nda iki farklı mesaj verdi.

1- Seçim kampanyasının başından bu yana ilk kez “İslamcı” vurguyu bu denli yüksek tuttu.

2- Cumhurbaşkanı ile yerel yönetimler arasındaki uyuma vurgu yaptı.

AK Parti’de İslamcı damar hâlâ çok güçlü. Çünkü Erdoğan ne zaman ki “Kudüs” dedi, ne zaman ki İsrail’e yüklendi, meydanda müthiş bir heyecan dalgası oluştu. Cumhurbaşkanı, kendisine “diktatör” diyen Netanyahu’ya çocuk katili ve soyguncu diye hak ettiği cevabı verdi. Cumhurbaşkanı, PKK ve FETÖ’nün kendine CHP ve İYİ Parti’den oluşan yeni bir “çatı” bulduğunu belirtip, “Hendeklere gömdüğümüz bölücüler, CHP ve İYİ Parti çatısı altında belediyelere sızmaya çalışıyorlar. Mansur efendinin listelerinde de var” diyerek ülkücü seçmenlere mesaj vermeyi ihmal etmedi.

UYUM MESAJI

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı ile yerel yönetimler arasındaki uyum mesajı ise Gölbaşı’ndaki konuşmasından geldi. Erdoğan, “Bu kardeşiniz 4.5 yıl daha bu ülkede Cumhurbaşkanı mı? İnşallah Mehmet kardeşim ve Ramazan kardeşimle vereceğiz el ele, hem Gölbaşı’nı hem Ankara’yı tırmandıracağız” dedi. Sanıyorum bundan sonra bu mesajının tonunu arttıracak.

Hem Mehmet Özhaseki’yi hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dikkatli bir şekilde dinledim ama her ikisi de Mansur Yavaş’la ilgili iddialara değinmediler. Ama bu değinmeyecekleri anlamına gelmez.

Yazının devamı...

Mansur Yavaş hakkındaki iddianame seçimi nasıl etkileyecek?

Yavaş’ın yanında CHP’den Haluk Koç ile İYİ Parti’den Aytun Çıray vardı. Mansur Yavaş hakkındaki iddiaları reddetti. Sahte senet işinin mağduru olduğunu savundu. Necmettin Kesgin hakkında “Bu şahıs, resmi evrakta sahtecilik, şantaj suçlarından hapis cezası almış bir suçludur” dedi. Açıklamasını yaptıktan sonra ayrıldı, soruları yanıtlamadı. Yanıtlasa daha yararlı olurdu.

Mansur Yavaş’ın açıklamalarıyla yetinmedim, Necmettin Kesgin’in de katıldığı A Haber’deki tartışma programını dikkatli bir şekilde izledim. Necmettin Kesgin ile Mansur Yavaş arasında sonuçlanan dava dosyalarını inceledim. Tartışmanın hukuki boyutuna değinmeyeceğim. Çünkü yürüyen bir hukuki süreç var. Ben işin siyasi boyutuyla ilgiliyim. Bu seçimlerde iki yer çok önemli. Biri İstanbul, diğeri Ankara. Necmettin Kesgin tarafından 2017 yılında yapılan suç duyurusu, seçimlere 18 gün kala Yavaş hakkında iddianameye dönüşürse kamuoyu bunu nasıl değerlendirir, ona bakmak lazım. Seçmenler bunu hukuki bir sorun olarak mı görecek, yoksa siyasi bir mühendislik olarak mı değerlendirecek? Mansur Yavaş’a duyulan güven sarsılacak mı?

Mansur Yavaş siyasi bir kişilik olduğu için olayları onun üzerinden değerlendiriyoruz. Ancak bir de ‘resmi belgede sahtecilik, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal’den 6 yıl 6 ay 6 gün hapis cezasına çarptırılan Necmettin Kesgin diye birisi var. Mansur Yavaş’ın “Bana sahte imzayla 600 bin dolarlık senet verdi” diye dava ettiği kişi.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDE NE OLDU?

Kesgin’in Gazi Üniversitesi’yle bir ilişkisi olmuş. Gazi Üniversitesi’nin ilk mezunlarından biri olduğum için ilgimi çekti. Necmettin Kesgin, 2011 yılında çıkarılan 6111 sayılı af kanunundan yararlanarak Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırmış. 110600807 numaralı öğrenci olarak ilk derslerini 2011-2012 bahar döneminde almış. 2013-2014 döneminde ise son derslerini alıp, tek ders sınavına girerek mezun olmuş. Hatta Ankara adliyesinde avukatlık stajına başlamış. Ancak gelen bir ihbar üzerine Gazi Üniversitesi Rektörlüğü soruşturma açmış. Gazi Üniversitesi ile ÖSYM arasında yapılan yazışmalarda Necmettin Kesgin’in sunduğu 1998 tarihli ÖSYM sonuç belgesinin sahte olduğu belirlenmiş. ÖSYM sonuç belgesi üzerinde 100 puanlık artış yapılmış.

Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi, Gazi Üniversitesi’nin açtığı dava üzerine 2016/270 esas ve 2016/511 sayılı kararı ile Kesgin’i resmi evrakta sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırmış. Denetimle serbestlik kapsamında ceza 5 yıl ertelenmiş. Eğer 6 yıl 6 ay 6 günlük hapis cezası onanırsa Kesgin ilave olarak bu cezayı da yatacak.

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde kopya çekerken yakaladığı öğrencisi tarafından öldürülen Ceren Damar Şenel’i hatırladınız değil mi? Ceren Hoca’yı katleden kişi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Hasan İsmail Hikmet bir dönem sonra mezun olacak ve bir hukuk adamı olarak adalet dağıtacaktı. Eğer sahte belge düzenlediği tespit edilmese Necmettin Kesgin de aramızda şimdi bir hukuk adamı olarak yer alacaktı. Siyasetin tozu dumanı arasında görmediğimiz bu.

SOSYAL MEDYA ETKİSİ

Bu seçim kampanyası hepsinden farklı olarak başlamıştı. Projelerin konuşulduğu, adayların polemikten kaçındığı bir kampanyaydı. Öyle ki çevre ve ses kirliliğine neden olmamak için bayrak ve posterlerin asılışına bile sınırlama getirilmiş, sosyal medya kampanyaya damgasını vurmuştu. Nereden nereye geldik. Sosyal medyanın etkili olduğu ancak aynı zamanda sosyal medyanın kirlettiği bir seçim sürecini yaşıyoruz. Sosyal medya bir çöpe döndü adeta. Başı sonu kesilen videolarla algı operasyonları yapılıyor. Oysa halkımız 31 Mart’tan sonra kendisine daha iyi hizmet vereceğine inandığı kişileri seçmek istiyor. Ama sosyal medya seçim sürecini saptırıyor, kampanyayı kirletiyor.

 

Yazının devamı...

Mansur Yavaş’ın Özhaseki’ye yanıtı ne oldu

Yavaş’a ilk işimiz “Mehmet Özhaseki sizinle canlı yayında tartışmak istediğini söyledi. Siz de istiyor musunuz?” diye sormak oldu. Soyadı Yavaş ama cevabı hızlı oldu. İzin alsın, ondan sonra konuşacağım” dedi. Özhaseki’yi canlı yayında tartışma konusunda istekli gördüm, Yavaş’ın da geri adım atacağını zannetmiyorum. Neden olmasın? Bir de bakmışsınız ki kendimizi canlı yayında Mehmet Özhaseki-Mansur Yavaş tartışmasının içinde bulmuşuz.

Mansur Yavaş, 2009 ve 2014 seçimlerinde de adaydı. Bir kıyaslama yapmasını istedik. “Demirel’in dediği gibi, tencere sokağa yansımış” dedi. Ekonominin çok belirleyici olduğunu anlattı. Ankara seçimlerinde çirkin “duvar yazıları”nın yazıldığı bir dönem yaşanıyor. Mansur Yavaş duvara, “Her Biji Mansur” yazan şahsın Ankara Belediyesi’nin bir şirketinde Genel Müdür yardımcısı olarak çalışan Hüseyin Erdoğan olduğunu iddia etti. Akşam saatlerinde ise Hüseyin Erdoğan’ın hakkındaki suçlamayla ilgili takipsizlik kararı aldığı ortaya çıktı

Bu seçimlerin sonucunu sandığa gitmeyecek olanların belirleyeceği yönünde değerlendirmeler var. Mansur Yavaş’a, CHP ve İYİ Parti seçmenlerinin arasındaki sandığa gitmeyeceklerin oranını sorduk.  

Yavaş, seçimlere katılım oranının düşük olacağı düşüncesine katılmıyor. CHP’lilerin yüzde 98’inin İYİ Partililerin yüzde 86’sının kendisine oy vereceğini söyledi. Sokakta bozkurt selamı veren ülkücü seçmenden de oy alacağını anladığını ifade etti. Mehmet Özhaseki, Mansur Yavaş’ın kendisi hakkında “Yakında ne bantlar çıkacak” dediğini belirterek, “Eskiden kumpas, bant işi FETÖ’ye aitti” diye tepki göstermişti. Mansur Yavaş’a bant işini sorduk. YouTube’daki görüntüleri kast ettiğini söyledi. “Ben geçmişte olanları kast ettim” demekle yetindi.

GÖKÇEK İÇİN NE DEDİ?

Mansur Yavaş 2009 ve 2014 seçimlerinde Melih Gökçek’le yarışmıştı. “Gökçek’in eksikliğini hissediyor musunuz?” diye sorduk, “Öyle düşünmüyorum” diye karşılık verdi. Gökçek ilk başlarda konuştu ama sonra sustu. Mansur Yavaş bunu, “Konuşmasının bana yaradığını düşündüler herhalde” diye yorumladı.

SANDIK ÖNLEMİ ALDIK

Mansur Yavaş, 2014’te çekişmeli bir seçim sonucunda kaybetmiş ama sonuçlara itiraz etmişti. O nedenle, sandık için önlem alıp almadığını merak ettik. “Sandık için önlem aldık. Üç veya dört dijital programımız var. Okul sorumluları tarafından sonuçlar buraya gönderilecek. Ayrıca ıslak imzalar alınacak. Tereddüt olursa ıslak imza ile bu sonuçları kontrol edeceğiz” dedi.

Mansur Yavaş en çok rakibi Özhaseki’nin “Projesi yok” iddiasına tepkili. “100 günde 100 proje” kitapçığını çıkardığını söyledi ama projeden ziyade işsizlikle ilgili. “Gerekirse metro hatlarından birini iptal edelim ama aç ve açıkta kimseyi bırakmayalım” diyor.

MİLİTAN SUÇLAMASI

Mehmet Özhaseki, “Evinize su getiren tahsildarın militan olduğunu düşünün” diye uyarmış, görüşmemizde de bu sözlerinin arkasında olduğunu ifade etmişti. Mansur Yavaş’a militan işini sormayı ihmal etmedik. “Yenimahalle Belediyesi’nde kaç terörist yakaladılar, Çankaya Belediyesi’nde kaç terörist yakaladılar, Eskişehir Belediyesi’nde kaç terörist yakaladılar?” diye soruya soruyla karşılık verdi.

Banko soru sona doğru geldi. Mansur Yavaş’a “Seçilirseniz Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hemen randevu ister misiniz?” diye sorduk. “Hemen istemeye gerek yok. Eğer Ankara için bir borçlanma gerekirse tabii ki kendisinden randevu alıp gideceğim” dedi.

SAHTE SENET MAĞDURUYUM

Yazımın sonunu sahte senet tartışmasına ayırdım. Çünkü gün içinde sıcak gelişmeler yaşandı. Mansur Yavaş, “Asıl mağdur olan benim. Bana verilen senet sahte” dedi. Sahte senet kapsamında gündeme gelen Necmettin Kesgin’le ilgili iddiaları paylaştı. Cezası onanırsa Kesgin’in hapse gireceğini anlattı. Bu konuşma AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in basın toplantısından önce gerçekleşti. Ondan sonra iş çorap söküğü gibi geldi. Necmettin Kesgin’in başvurusu üzerine, Ankara Batı 4.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Yavaş hakkında, “Kişilerin huzur ve sükununu bozmak” suçlamasıyla iddianame düzenlendiği ortaya çıktı. Akşam saatlerinde Mansur Yavaş’ın bugün bir basın toplantısı düzenleyeceği bilgisi geldi. Seçimlere sayılı günler kala bu iş tuhaf bir hal aldı.

 

Yazının devamı...