FUTBOL
BASKETBOL
VOLEYBOL
eSPOR

Uygulamada okumaya devam et.

İnanmak başarmanın yarısıdır!

Geçtiğimiz hafta Adana Demirspor deplasmanında belki de sezonun en etkisiz futbolunu ortaya koyan Şeytanlar, o mücadeleden boynu bükük ayrılınca Play-Off yolunda varolan avantajını da yitirdi ve PTT 1.Lig'in son haftasından 3 puan ile ayrılmaya mecbur kaldı. Halbuki bundan 4 hafta önce direkt Süper Lig hesapları yapan İzmir ekibi, kadro yapısından oluşan tecrübe eksikliği nedeniyle bu hedefini gerçekleştiremedi. Ligin son virajındaki Ümraniyespor ve Gazişehir FK karşılaşmalarından 6 puan ile ayrılsaydı Altınordu, bugün çok daha farklı şeyler konuşuluyor olurdu.

Özellikle ligin ikinci yarısında muazzam bir performans sergileyen, her geçen hafta zirveye adım adım yaklaşan, direkt Süper Lig vizesi alan takımlardan Ankaragücü ve Çaykur Rizespor'u deplasmanda adeta bozguna uğratan bir Altınordu vardı. Ve bu inanılmaz formu yakalayan, çok önemli deplasmanlardan 3 puanla ayrılmasını bilen yine aynı takımdı. 

Görülen o ki; son Adana Demirspor karşılaşması taraftar üzerinde olumsuz etki yaratmış. Bu yüzden de bu hafta oynanacak kritik Erzurumspor karşılaşması öncesinde taraftarlarda  umutsuz bir hava hakim. Fakat şu son maçtan 3 puanla ayrılıp, Play-Off hedefini gerçekleştirebilmek için camia, taraftar ve futbolcu bir bütün olmak zorunda. O yüzden de bu takıma olan inancın yitirilmemesi gerekiyor.

Belki de kendi evinde oynayakları Erzurumspor mücadelesinden alınacak 3 puanla beraber Süper Lig'e bu kadar yaklaşılacakken, Altınordu'yu sezonun her maçında karşılıksız destekleyen cefakar taraftarlarına son bir görev daha düşüyor. O da cumartesi günü Bornova Stadyumu'nu doldurmak ve skordan bağımsız 90 dakika boyunca takımlarını bu kritik mücadelede desteklemek. 

Yazıma geçtiğimiz gün Erzurumspor karşılaşması için oyuncularına özgüven aşılamaya çalışan Altınordu Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu'nun sözleriyle nokta koymak istiyorum. ''Siz, Süper Lig'e yükselen Çaykur Rizespor ve Ankaragücü'nü deplasmanda mağlup etmiş bir takımsınız. İsteyince neler yapabileceğimizi daha önce gösterdik. Karşımızda yenebileceğimiz bir takım var. Şimdi her şeyi unutup sadece Erzurumspor maçına odaklanma zamanı. Çok isteyeceğiz ve kazanacağız.'' 

Yazının devamı...

Şeytan üzgün ama umutlu!

TFF 1.Lig'in 31. haftasında Gazişehir Gaziantep FK, kendi sahasında Altınordu'yu ağırladı. Ev sahibi ekip mücadeleden 3-2 galip ayrıldı ve puanını 53' yükseltti. Konuk ekip Altınordu ise 49 puanda kaldı.

Geçtiğimiz hafta sahasında Ümraniyespor'a kaybederek ligdeki ilk iki iddiasına büyük ölçüde havlu atan Altınordu'da hedef; Gazişehir'i mağlup edip Play-Off mücadelesini sürdürmekti.

Yakaladığı kadro istikrarı ile ligin ikinci yarısında başarılı sonuçlara imza atan İzmir ekibi, son haftalarda kilit oyuncularından sakat veya cezalı olmaları nedeniyle yararlanamaması, Altınordu'nun form grafiğini epey düşürdü. Bugün de sezon başından itibaren takımın ''banko''su olan forvet Mirkan ve savunmacı Hasan'dan yoksun sahaya çıkan kırmızı-lacivertliler, bu oyuncuların eksikliğini hissetti. Fakat herşeye karşın bu deplasmandan puan veya puanla ayrılmayı haketmişlerdi.

Barış Alıcı'nın tam anlamıyla iyileşmesiyle birlikte tekrar Erdoğan-Barış ikilisinden alışık olduğumuz kanat akınlarını izleyeceğiz diye düşünürken, Erdoğan'ın Mirkan'ın yokluğunda tek forvet olarak sahaya çıkması Altınordu'nun kanat etkinliğini düşürdü.

Son 3-4 hafta önceye kadar direkt Süper Lig hayalleri kuran Altınordu taraftarları, son iki haftada alınan mağlubiyetlerle hayal kırıklığı yaşıyorlar. Ancak halen Play-Off şansları devam ediyor. Ve bunun için de kalan 3 maç çok kritik. Bu 3 maçlık virajın da ilk engeli küme düşmesi kesinleşen Grandmedical Manisaspor. Hiçbir maçın önceden kazanılmadığı bu ligde, önümüzdeki cuma günü oynanacak maçta İzmirli ve Altınordulu futbolseverlere büyük görev düşecek. Sezon sonunda Play-Off heyecanı yaşamak istiyorsa bu taraftar, bu takıma, bu gençlere inanmalı...

Yazının devamı...

Ve U12 İzmir Cup başladı...

İlginin her geçen sene arttığı, adeta bir festival havasında geçen turnuvaya bu sene 56 takımdan 1.300 sporcu katılıyor. Bu 56 takım içerisinde Avrupa'nın önde gelen takımları da bulunuyor. Manchester City, PSV Eindhoven, Athletic Bilbao, Anderlecht, Benfica, Porto, Braga, Standart Liege, Sampdoria, Genk, Twente, Steau Bükreş, Dinamo Zagreb ve Krasnodar gibi. U12 İzmir Cup'ta ayrıca 22 Türk takımı da bu heyecanın içerisinde yer alacak.

Adeta 12 yaş altı futbolcular için bir ''Dünya Kupası'' niteliğinde olan turnuvanın başlangıç günü hafta içi olmasına karşın, sporcu aileleri ve bu turnuvayı yerinde takip etmek isteyen İzmirliler ile birlikte ortam karnaval alanlarından farksız durumda.

Belki bu 1.300 sporcunun ırkı, dili, dini, kökeni farklı ama ortak payda olan futbol aşkı; her türlü engeli ortadan kaldırıyor ve belki de gelecekte ''Dünya Yıldızı'' olacak minik futbolcular arasında müthiş bir bağ kuruyordu. Bunun en somut örneğini 6-7-8 Nisan tarihlerinde Altınordu Selçuk İsmet Orhunbilge Tesisleri'ne gelerek görebilirsiniz.

Turnuvanın başlama vuruşunu yapan Fenerbahçe'nin eski kaptanı Alex de Souza da böyle bir ortamda bulunmaktan o kadar memnun olmuş olacak ki; ''Keşke 12 yaşında olduğumda, bu kadar güzel ortamda, bu kadar güzel havada, böyle güzel insanların yanında, böyle bir turnuvada oynayabilseydim.'' diyordu...
Bu yıl ile birlikte 5 senedir bu turnuvayı düzenleyen, şimdinin küçük, geleceğin büyük futbolcularına böyle bir arenada kendilerini gösterme imkanını sağlayan Altınordu FK Başkanı Seyit Mehmet Özkan gerçekten takdir edilesi bir iş yapıyor. Dünyanın önde gelen kulüplerini ikna edip, bu turnuvada boy göstermelerini sağlamak günümüz şartlarında kolay iş değil doğrusu...

Turnuvada son iki güne girilmişken, hala bu heyecanı yerinden takip etme şansınız var. Bir günde yüzlerce maçta o minik futbolcuların futbol coşkusuna, hırsına, isteğine ve yeteneklerine tanık olabilirsiniz...

Yazının devamı...

Artık hedef Play-Off

Ümraniyespor ise ligin ilk devresini uzun süre lider götürmüş, ancak ikinci yarıdan itibaren başlayan bir düşüş ile zirveyi Çaykur Rizespor'a bırakmıştı. İstanbul ekibi için bu maç tekrar ilk iki potasına girme açısından önem taşıyordu.

Sezonun belki de en fazla seyirci topluluğu vardı bugün Bornova Stadyumu'nda. Bir haftadır Altınordu yönetiminin, teknik heyetin ve futbolcuların destek çağrısına karşılık verip, 90 dakika boyunca İzmir ekibini hiç susmadan destekledi taraftarlar.

Altınordu adına herşey iyi giderken, stoper Hasan Hatipoğlu'nun bireysel hatası sonucu gelen Ümraniyespor golü ile bu sefer ibre konuk ekibe döndü. Öne geçtikten sonra epey pozisyonu cömertçe harcayan İstanbul ekibi, soyunma odasına farkı iyice arttırarak gidebilirdi. Ancak Altınordu kalecisi Erce Kardeşler mükemmel bir mücadele ortaya koyarak buna izin vermedi.

İkinci yarı ile birlikte daha coşkulu, istekli ve gol bulmak için varını yoğunu ortaya koyan bir Altınordu vardı sahada. Tribünlerin desteği arttırması ile beraber bir ara karşılaşma Ümraniye yarı alanında ''tek kale'' geçiyordu. Altınordu baskılarının artmasıyla, beraberlik golü Mirkan'ın klas vuruşuyla geldi. Maç boyunca etkisiz görünse de yaptığı bir hareket ile maça damgasını vurabiliyor bazı oyuncular. Mirkan Aydın da böyle bir futbolcu işte.

İkinci yarının başında gelen beraberlik sayısı, tribünleri daha da coşturmuş ve galibiyet marşları söylenmeye başlanmıştı. Ama her ne olduysa o golden sonra oldu. İkinci yarı başındaki o coşku gitti Altınordu adına ve oyun Ümraniyespor kontrolüne geçti. Cleyton'un 71.dakikada frikikten bulduğu gol, Ümraniyespor'u maçta 2-1 öne geçirecekti. 72.dakika sonrası oynanan futbol için ''kör dövüş'' tabirini kullansak yanlış olmaz herhalde. Yedikleri gol sonrası Altınordu'nun Ümraniye kalesine şuursuz yüklenişleri, bu çok önemli karşılaşmadan puansız ayrılmaları anlamına geliyordu.

Yazımın başında da belirttiğim gibi, bu karşılaşma gelecek adına bir ''karar maçı''ydı. Bundan sonrası için Altınordu adına en önemli hedef; Play-Off hattındaki yerini sağlamlaştırmak olmalı.

Yazının devamı...

Sessiz mücadele

Spor Toto 1.Lig'in 29. haftasında Akın Çorap Giresunspor, son haftaların formda ekibi Altınordu'yu Giresun Atatürk Stadyumu'nda ağırladı. Mücadele ve heyecan seviyesi açısından pek tat vermeyen karşılaşmada gol sesi çıkmadı. 0-0'lık sonuçla, her iki takım da sahadan birer puanla ayrıldı.

Milli takım arasına dört maçlık galibiyet serisiyle giren Altınordu'da hedef; iç sahada istikrarsız sonuçlar alan Giresunspor'u mağlup edip, zirve yürüyüşüne kaldığı yerden devam etmekti.

Ancak artık Süper Lig'i amaç olarak belirleyen Altınordu'nun ortaya koyduğu futbol, kesinlikle üç puanı haketmiyordu. Sezon genelinde deplasmanda oynadıkları karşılaşmalarda pozisyona girmekte zorlanmayan ve hücum geçişlerini başarılı şekilde gerçekleştiren bir Altınordu izlemeye alışmıştık. Fakat son dönemlerde alışılan Altınordu ile bugünkü Altınordu siyah ile beyaz kadar farklıydı.

Geçtiğimiz hafta yaşadığı sakatlık sonucunda Giresunspor karşısında forma giyemeyen Barış Alıcı'nın eksikliği saha içerisinde çok net bir şekilde gözüküyordu. Barış'ın yokluğu Erdoğan, Kerim ve Mirkan Aydın'dan oluşan hücum hattını da oldukça etkiledi. Her zaman izlemeye alışkın olduğumuz kanatlardan yapılan akınları, bu karşılaşmada hiç göremedik neredeyse. Zaten doksan dakika sonunda İzmir ekibinin sadece üç korner vuruşu kullanması da herşeyi özetler nitelikteydi.

Üçüncü bölgede etkisiz kalan, sadece bir net gol pozisyonu bulabilen Altınordu adına bugün olumlu olan tek şey; savunma hattının kusursuz bir performans sergilemiş olmasıydı. Özellikle Yusuf Acer ve Murat Uçar, kale çizgisinden iki mutlak golü çıkartmasalar bugün Altınordu İzmir'e eli boş da dönebilirdi.
Herkesin birbirini yenebildiği, hiçbir maçın kolay geçmediği bir ligde Giresunspor karşısında Altınordu coşku, istek bakımından sınıfta kalmış olsa da bugün alınan bir puanın değeri sezon sonuna doğru daha iyi anlaşılacaktır. Şimdi önümüzdeki hafta Bornova Stadı'nda oynanacak olan Ümraniyespor karşılaşmasına odaklanma zamanı. Tribünde yalnız bırakmayacak ve desteğini maç sonuna kadar hissettirecek taraftarıyla beraber o kritik karşılaşmadan alınacak üç puan, belki de Süper Lig yolunun bir başlangıcı olacak...

Yazının devamı...

Çocuklar inanın!

Sezon başından beri süregelen ''Altınordu deplasman maçlarında çok başarılı ancak, iç sahada o dış saha performansını sergileyemiyor.'' algısını da Bornova Doğanlar Stadyumu'nda oynadıkları son iki maçta aldıkları galibiyetlerle bir nebze de olsa yıkmayı başarmış gözüküyorlar. Hele ki en son oynadıkları Denizlispor maçı gerçekten bu takımın, bu camianın, bu taraftarın Süper Lig'i ne kadar istediklerini gösterir cinstendi. Son haftaların formda yıldızı Kerim Avcı'nın maçın son saniyelerinde frikikten atmış olduğu gol, adeta sezon sonunda yapılacak olan olası şampiyonluk kutlamalarının fragmanıydı.

Biraz da ligde kalan 6 hafta öncesinde Süper Lig için avantajlı bir konumda olan, bu ligde milyonlarca liralık yatırım yapmış, yabancı oyuncularına servet dökmüş birçok takımı mücadeleleriyle ve yürekleriyle geride bırakmış sadece Türk ve genç oyunculardan kurulu Altınordu takım kadrosundan bahsetmek istiyorum. Kaleci Erce Kardeşler 1994 doğumlu, yedeği Berke 2000 doğumlu... Berke Özer aynı zamanda Ümit Milli Takımı'mızın da kalesini koruyor. Geçtiğimiz sene ise A Milli Takım aday kadrosuna çağırılmıştı. Yurtdışından Juventus, Manchester City gibi dev kulüpler de peşinde Berke'nin... Sol bek Yusuf Acer 1997 doğumlu. O da Ümit Milli Takımı'mızda Altınordu'yu temsil edenlerden. Ligin ikinci yarısından itibaren müthiş çıkışıyla, Altınordu'nun yükselen değerlerinden olan ve birçok büyük kulübün de scout ekiplerine takip ettirdiği Barış Alıcı da 1997 doğumlu. O da ay-yıldızlı formayı Ümit Milli Takımı'mızda giymekte... Böylesine genç oyunculardan kurulu kadroya ağabeylik yapanlar da var elbette. Uğur Arslan, Hasan Hatipoğlu, Deniz Vural, Berkay Samancı, Kerim Avcı ve Mirkan Aydın gibi...

1923 yılında cumhuriyetimiz ile birlikte kurulan, formasında bulunan kırmızı rengi; Kurtuluş Savaşı'nın kahramanları şehit ve gazilerimizin kanından, lacivert rengi ise sağlamlığı ve gücü temsilen çelikten alan, yıllarca Türk sporunun futbol ve basketbol branşlarıyla lokomotifi olmuş, ancak en son Süper Lig macerasını 1970 senesinde yaşamış, bundan 5 sene önce 3.ligde mücadele etmiş, Türk futbolunun çok şey borçlu olduğu Başkan Seyit Mehmet Özkan'ın taşın altına elini sokmasıyla birlikte başarılarla dolu geçmişine dönmeye hiç bu kadar yaklaşmamıştı Altınordu... Sadece Altınordu taraftarlarının değil, bütün İzmir'in sahip çıkması gereken bir takım bu. Kalan haftalarda bütün İzmir'in vereceği destekle beraber, gelecek sezon İzmir'in iki Süper Lig takımı olabilir yıllardan sonra...

Bornova Doğanlar Stadyumu'nda oynayacağı son 3 kritik karşılaşma kaldı Şeytanlar'ın. Ve bu 3 karşılaşmada da bütün İzmir'i yanlarında görmek istiyorlar. Bence bu desteği fazlasıyla hakediyorlar...

Yazının devamı...

Deplasman fatihi Altınordu!

Eskişehirspor'da ise geçtiğimiz sezon son maçta Süper Lig'i avuçlarının arasından kaçırmanın vermiş olduğu motivasyon düşüklüğü, bu seneye hayal kırıklığı olarak yansıdı. Sahip oldukları muhteşem taraftar desteğini ve yetenekli, tecrübeli oyunculardan kurulu olan kadro potansiyelini kullanamayıp istikrarsız sonuçlarla kendilerine düşme hattında yer buldu kırmızı-siyahlılar.

Maça gelecek olursak, adeta penaltı ve akabinde Altınordu'nun Kerim Avcı'dan bulduğu gol ile başlayan mücadele kemik sesleri arasında geçti. Her iki takımın da hırsı, mücadelesi takdire şayandı. Ancak maçın başından beri hakem Onur Karabaş'ın ev sahibi oyuncularına göstermiş olduğu aşırı tolerans, maçın sonlarına doğru ortamın futbol sahalarına yakışmayacak bir şekilde gerilmesine neden oldu. Hatta bu gerilim bazı Eskişehirsporlu taraftarların sahaya girmesiyle daha da alevlendi. Ancak bu ''psikolojik savaş''tan galip çıkan İzmir ekibi oldu...

Ligin ilk yarısında istikrarsız sonuçlar alan, sevenlerini hayal kırıklığına uğratan ve neredeyse iki ay süreyle galibiyet yüzü göremeyen Altınordu'da, ikinci yarı için değişenlerin neler olduğunu anlamak çok da zor değil aslında. Takımdaşlık duygusunun en üst seviyeye gelmesi, özellikle zorlu deplasmanlardan alınan üç puanların takıma kazandırdığı özgüven ve ara transferde yapılan nokta atışı Berkay Samancı ve Hasan Hatipoğlu transferleri... Stoper Hasan Hatipoğlu'nun transferi, bir seviye atlattı Altınordu savunmasına. Berkay Samancı'nın ise  bu camianın çocuğu oluşu ve takım içerisinde ''ağabey'' misyonu üstlenmesi bir diğer pozitif etken kırmızı-lacivertliler adına. 

Yapılan isabetli pas yüzdesinin artması, kazanılan özgüven ile birlikte geriden kurularak başlayan doğru oyun elbette bu başarılı performansın anahtarlarından. Fakat Altınordu'nun bir diğer önemli özelliği ise bu ligin en iyi kontra atak yapan takımlarından biri olması. Özellikle sağ ve sol kanatlarda sürekli maç içerisinde yer değiştiren Barış Alıcı ve Erdoğan Yeşilyurt ikilisi rakip savunmaların korkulu rüyaları haline geldi. Bugün de görüldüğü gibi bir anda hızlı hücum geçişleriyle karşı yarı alanda tehlike haline dönüşebiliyorlar. 

Özellikle Çaykur Rizespor ve Ankaragücü, bugün de Eskişehirspor gibi ligin en zorlu deplasmanlarından üçer puanla dönüyor oluşu, Altınordulu taraftarların bahar mevsimi için kurdukları şampiyonluk hayalinde ne kadar haklı olduklarını gösteriyor.

Yazının devamı...

Hırs, istek, azim!

Altınordu sahaya, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olması sebebiyle üzerinde ''8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun'' yazılı olan pankartla çıktı. Ayrıca Altınordu Kulübü'nde çalışan bütün kadın personeller de İstanbulspor ile oynanan maçı tribünden takip ettiler ve kendilerine çiçekler hediye edildi. Maç öncesinde ise ''Modern Pentatlon Dünya Kupası 1.Ayak Yarışmaları'nda'' ülkemiz adına bronz madalya kazanan ve aynı zamanda Altınordu sporcusu olan İlke Özyüksel'e Altınordu FK İcra Kurulu Üyesi Ali Ergöçmez tarafından, kendisinin fotoğraflarının bulunduğu bir çerçeve takdim edildi.
Dış saha puan durumuna bakıldığında ligin zirvesinde yer alan Altınordu, bu başarılı grafiğini iç saha maçlarına bir türlü yansıtamıyordu. Bunun sebeplerinden biri ise İzmir deplasmanına gelen takımların, öncelik ''1 puan'' anlayışıyla oynamalarıydı. Kapanan takımlara karşı pozisyon üretme anlamında oldukça sıkıntı yaşayan Altınordu için bugün oynayacağı rakip, galibiyet için oynayan ve kendi yarı alanında oyunu kabul etmeyen bir takımdı. Hal böyle olunca, Altınordu istediği alanları buldu ve dış sahada ortaya koyduğu performansı aratmadı.
Henüz maçın ilk dakikalarında her iki kalede de görülen mutlak gol pozisyonları, mücadelenin kıran kırana geçeceğinin habercisiydi. Maça etkili başlayan konuk ekipti. Yaptıkları önde baskıyla da Altınordu savunmasını epey yıprattılar. Altınordu kalesine yüklendikleri pozisyonlardan birinde de golü buldular. Konuk ekibin attığı golden sonra ise bu sefer maçın direksiyonu Altınordu eline geçti.
Maça tutuk başlayan kırmızı-lacivertliler, kalelerinde gördükleri golden sonra özellikle kanatlardan Erdoğan ve Barış ile akın akın yüklenmeye başladı İstanbulspor kalesine...İlk 45 dakika özelinde, uzun zamandır iç sahada bu kadar coşkulu oynayan bir Altınordu izlememiştik. Özellikle Altınordu'nun gol yükünü çeken isimlerden biri olan Mirkan Aydın, hırsıyla, mücadelesi ve attığı gollerle de günün göze çarpan ismiydi.
Maçın başı sayılabilecek bir dakikada yedikleri golden sonra mücadeleyi bırakmamaları ve skoru tekrar kendi lehlerine çevirmeleri,bugün Altınordu adına kazandıkları üç puandan daha fazlasıydı. Ancak artık klasik hale gelen öne geçtikten sonra skoru koruma arzusu, bugün olmasa da başka bir gün başına bela açabilir Hüseyin Eroğlu ve öğrencilerinin...

Yazının devamı...