FUTBOL
BASKETBOL
VOLEYBOL
eSPOR

Uygulamada okumaya devam et.

Her şey için teşekkürler

Geçen sene Tff 1. Ligin şampiyonu olarak Süper Lige yükseldik ve sezon başındaki hedefimiz ligi ilk 10 sıra içerisinde tamamlamaktı. Bu benim ve diğer Sivasspor taraftarı için gayet tatmin edici bir hedefti. Bu açıdan bakarsak Sivasspor çok başarılı bir sezon geçirdi. Bu yüzden son maçına çıkan Samet Aybaba ve teknik ekibine teşekkür ediyorum. Giderken “Dostlar beni hatırlasın. İyi hatırlasın.” sözlerini kullandı. Dostlar seni hatırlayacaktır son 5 hafta açıklama yapmasaydın dostlar seni çok iyi hatırlayacaktı. Çünkü Sivasspor taraftarı küme düşen takımı alkışlayarak tribüne çağıran taraftardır. Vefayı iyi bilir.

Taraftar olma açısından bazı Anadolu kulüpleri kadar köklü olmasak da vefa konusunda örnek teşkil ettiğimizi düşünüyorum. Seni kötü hatırlayacağımız olay, Trabzonspor maçında yaptığın açıklamalarla Trabzonspor taraftarını övüp yüceltirken, bir hafta sonra Sivasspor taraftarını küçük görmen. Kendinin Trabzonspor’da yaşadıklarını harika bir sezon olarak anlatırken, Sivasspor’un yaşadığı ikincilik ve dördüncülükleri tesadüf olarak değerlendirmendi. O sezon Bursaspor’un başındayken senin bile galibiyet alamadığın 4 Eylül Stadyumunda, bu sezonki kadrodan daha mütevazı bir kadro ile şampiyonluğa oynadık. Bu sezonu 7. bitirmiş olmamız bir başarıdır. Fakat senin küçümsediğin başarılarımızın tırnağı bile olamaz. Gitmek istediğini son haftalarda bu kadar belli etmeseydin, dostlar seni çok iyi hatırlayacaktı.

Taktik boyutunda dediklerim de değişmeyecek. Yıllardır sadece bir taktik üzerine yoğunlaşan futbol anlayışın ve bazı futbolcularımıza inatla şans tanımaman açısından gittiğin her takımda anca belirli seviyede başarılı olabilirsin. Yani 5 6 7. sıra başarı olarak kalacaktır. Bazı futbolcuları kesmeyip oynatsaydın bu sezonu 5. sırada bitirecektik bence. Geçen haftalarda inatla istediğim değişikliklerin hepsi olumlu sonuç verdi. Bunu her taraftar gördü sen görmedin. Kötü de oynasa kendi getirdiğin futbolcuları oynattın inatla. Bu yüzden maalesef sen benim gözümde Sivasspor’un efsane teknik direktörleri içerisinde olamayacaksın.

Sezonun son maçında farklı bir mağlubiyet almış olduk. Maç hakkında yazacak pek bir şey de yok zaten. Mağlup olmamız normal görülen maçta İstanbul’da Beşiktaş’a karşı 10 kişi kalınca daha fazla da gol yiyebilirdik. Fenerbahçe’ye 10 kişi kalıp 4-1 yenildiğimizde maçı bizim verdiğimizi düşünen taraftarlar, bu hafta 10 kişi kalan Sivasspor’a karşı 5-1 galibiyet almış oldu. Çünkü Sivasspor yenilince mağlubiyet olmuyor, vermiş oluyor maçı. Bu olay da beni bu sezon en çok eğlendiren olay oldu zaten. Maşallah takımımız çoğu takıma çelme taktı. Bu ilk değildi son da olmayacak. Çelme taktığımız her takım da bize olan düşmanlığı sürdürecek ve leke atmaya devam edecek. Biz de her zamanki gibi söylemeye devam edeceğiz. “Biz de bilirdik İstanbul takımı tutup 2-3 senede bir şampiyonluk kutlamayı, lakin yediremedik kendimize memleketimizi satmayı. “ diyerek, tüm Anadolu takımları taraftarlarına selamımı yolluyor ve sezonu bu sözlerle noktalıyorum.

Yazının devamı...

Son iç saha maçında 1 puan

Maç hakkında yazılacak pek bir şey yok aslında. Artık bir hedefi kalmayan. Sene başındaki ilk 10 a girme hedefini yerini getirmiş bir takım olarak sahaya çıkan bir Sivasspor vardı. Rakip ise küme düşmemek için oynuyordu. 1 puan bile onların kümede kalmasına yetti. Rahat kazanabileceğimiz bir maç vardı aslında sahada. İyi oynayan takım da bizdik. 2-1 öndeyken yine çekildik ve rakibi üstümüze çektik. Golü de yedik. Olsun çok sıkıntı değil. Sezonu iyi noktaladık. 

Taraftarın sitem ettiği konu şu. Sezon başındaki ilk 10 hedefi herkes için yeterliydi. Şahsen benim için de ilk sene kümede kalmak yeterliydi. Ancak oynanan futbol, alınan iyi sonuçlar ve futbolcuların lige uyumu ile bundan daha iyisini yapabilirdik. Samet Aybaba’nın dediği gibi bizim takımımız Süper Lig deneyimi olmayan bir takım. Oyuncu bazında öyle. Şu anki 11 e bakacak olursak Ziya Erdal ve Hakan Arslan dışında bir tek Bifouma yarım sezon Türkiye’de oynamış. Kalecimiz de sadece yedek olmuş. Yani bu futbolcuların bir senede ligin hakemlerini bile çözmesi ancak gerçekleşebilir. Sezon başlamadan önce gol kralının Burak Yılmaz olacağını tahmin etme sebebim, ligi ve hakemleri tanıyor. Nerede, nasıl faul ve penaltı alacağını biliyor. Bizim futbolcularımız bu konuda deneyimsiz kaldılar. Hakkımızla kazanalım o da yeter bize. Ligin en az sarı kartı gören takımı olduk bu arada. Bu da güzel bir istatistik. Gerçekten futbolu çirkinleştirmedik hiç. Karaktersiz futbolcumuz da olmadı bu sene. Bunların yanı sıra edilen sıraya bakılınca gayet iyi bir sezon geçirdik. Bunun için başta yönetimi, sonra futbolcuları, en son ise teknik ekibi kutluyor ve teşekkür ediyorum. Samet Aybaba son 3 hafta basın mensuplarına açıklama yapmamış olsaydı. Sivasspor taraftarı ona hep saygı ve sevgi besleyecekti. Kendisi kulübe gelmiş en iyi teknik direktör değildi. Ama gayet başarılı bir sezon geçirdi. Umarım sene sonunda ayrılır. Kendisinin de yolu açık olsun. Haftaya Beşiktaş maçında iyi bir veda yapar umarım. 

Yazının devamı...

Zor deplasmandan beraberlikle dönüyoruz

Kupayı Akhisar Belediyespor kazanırsa Avrupa’ya direk onlar gidecek. Benim haftalar önceden umudum kesilmiş olmasına rağmen rakip takımların kayıpları bizim şansımızı arttırıyor.

Maç hakkında genel yorum yapacak olursam ilk yarı isteksiz bir oyun ve Başakşehir’in şampiyonluk hırsıyla epey ezildik. Gol de yedik. Ligin amatör hakemi Yaşar Kemal Uğurlu’dan çok korkuyordum. Kolay sarı kartlar verdi. Ama Mossoro’nun kırmızı kartı doğruydu bence aynı pozisyonda hem bileğine basıp hem de ayağına tekme attı. İlk yarıda Volkan Babacan bir pozisyonda John Boye’ un kafasına yumruk attı direk. Bu penaltı verilmeliydi. Ama hakem o kargaşa içersinde görememiş olabilir. Bu konuda onu suçlayamam. Da Costa ve Hakan Arslan’ın da yapmış oldukları bir faul ve verilmesi gereken sarı kartlar var. Rakibin 10 kişi kalmasıyla kendine gelen Samet Aybaba taraftarın maç başından beri beklediği Robinho değişikliğini gerçekleştirdi. İkinci yarı bambaşka bir Sivasspor vardı. Robinho’nun yaşına rağmen azmi ve isteğinin üzerine rakip kaleci Volkan’ın paniklemesi de gelince maçı dakika 92 de gelen golle berabere bitirmiş olduk.

Gelelim genel gündem algısına. Yine ligin üst kısmının gözünün olduğu bir maç ve herkes Sivasspor’dan galibiyet bekliyor. Kazandığı takdirde kral olacak Sivasspor, kaybederse üstüne leke atılacak Sivasspor. Bu sezon Başakşehir’den bu stadda 5 gol yiyen ve 3 puan toplayan Galatasaray, evinde Başakşehir’e kaybeden ve yine 3 puan toplayan Fenerbahçe, evinde son dakika golüyle beraberliği çıkartıp ve deplasmanda kaybedip 1 puan toplayan Beşiktaş. Evinde 1-0 kazanıp deplasmanda 1-1 kalan ve Gençlerbirliği ile birlikte Başakşehir’den en çok puan koparan takım olan Sivasspor. Bu henüz birinci maddeydi. İlk 11 belli olduğunda Sivas yine yatacak diyen taraftarlar. Maç sonu yorum silen insanlar. Golden sonra Samet Aybaba’nın tepkisizliği. Ne olursa olsun. Samet Aybaba gözünde Sivasspor bitmiş. Gözü ve aklı başka yerlerde olsa da yaptığı üzerinden algı oluşturmak çok saçma.

Sene başından beri benim ve taraftarın söylediği ve beklediği isimler yeni oynatılıyor. Görüyorsunuz Ali Şaşal Vural’ı. Zamanında söylediklerim de çıktı. Samet Aybaba ne derse desin oyun okumuyor. Belli başlı değişikliklerini yapıp duruyor. Projeleri ve büyük maçlarda aldığımız iyi sonuçlar için teşekkür edip, sene sonunda yollarımızı ayırmamız gerektiğini düşünüyorum artık. Son haftalarda yaptığı açıklamalardan dolayı böyle düşünmeye başladım. Sivas’ı sahiplenmeyen ve başarılarını yok sayan, şehri ve taraftarı sürekli küçük gören birisinin zaten uzun süreli başarılı olabileceğini düşünmüyorum. İnşallah daha kötü bir hocanın eline düşmeyiz ama benim gönlümden Rıza Çalımbay, Bülent Uygun gibi isimler geçiyor. Şu kadroyla çok daha büyük başarılar elde edebilirlerdi.

 

Yazının devamı...

Tertemiz beyaz formamız..

Bu hafta Trabzon’a tertemiz beyaz formamız ile çıkıp maçı 2-0 kazanıp kötü gidişatı durdurduk.


Yazıma O. Recep Kıvrak’ın bu sezon ligin ilk Sivasspor-Trabzonspor maçından sonra yapmış olduğu açıklamalarla başlamak istiyorum. “ Bugün biz buraya tertemiz beyaz formamızla geldik, kazandık. Kazanmaktan daha önemlisi bugün burada Sivas’ı yenmekti. Kral ( Burak Yılmaz ) da ben de ayrı mutluyuz bunun için. “ . Bu sözlerin öncesinde de tahrik ve suçlayıcı ifadelerde bulunan O. Kıvrak, bu maçta sakatlağından dolayı yoktu. İlk maçta Sivas taraftarının sözlü hakaretlerine maruz kalınca bunu eleştirip, Trabzonspor taraftarı bunu hiç yapmıyormuş gibi açıklamlarda bulundu. Bu maçta Trabzonspor taraftarına herhangi bir hareket yapmayan ve sadece oyunu soğutan kalecimiz A. Şaşal Vural’a ilk başta sözlü hakaretler daha sonrasında da çakmak ve bozuk paralar atıldı. Bu sadece bu maçlık bir şey. Ligimizi yakından takip eden futbolseverler Trabzonspor deplasmanındaki olayları Fenerbahçe maçından bilirler. Fakat bu olaylar Fenerbahçe öncesinde Sivasspor karşısında zaten yaşanıyordu. 2007 senesinde Trabzonspor önde olduğu Sivasspor karşısında taraftar sahaya inip futbolculara yumruk ve tekmek atmıştı maç hükmen 3-0 lehimize verilmişti. Peki o zaman şike davası yaşanmamış mıydı? 3 sene öncesiydi. Demek ki bu düşmanlık ve nefret şike davasından da önce geliyor. Aklıma ben lisedeyken söylediğim sözler geliyor. Henüz hakem dövme olayları yaşanmamışken hem Fenerbahçe hem Beşiktaş hem de Galatasaray taraftarı olan arkadaşlarıma anlattığım bazı olaylar. O zamanlar ben iftira atıyormuşum gibi tepki almışken şu anda neredeyse tüm Türkiye benim gibi düşünüyor. Zaten Onur bu açıklamaları yapmasa bile Türkiye’nin en tehlikeli deplasmanı herkes tarafından biliniyordur. Birden fazla kez sahaya inme, sahaya inip hakemi dövme, kendi futbolcusunun ailesine ( yeni doğmuş çocuğuna) küfürler ve hakaretler etme, her ne kadar yapanlar bulunamasa(!) bile takım otobüsü kurşunlama , kendi şehir merkezinde kendi futbolcusunun malına saldırma ve daha saymadığım bir çok olay Trabzon’da yaşanmışken kalkıp da Sivasspor taraftarına laf söyleme hakkına kimse sahip değildir.


Bu haftaki maçta Trabzonspor karşısına Cyriac ile çıktık. Bence verilen tek yanlış karar buydu. Çünkü artık Muhammet Demir’in oyuna alınması lazım. Oyun olarak diğer haftalara göre daha istekli bir oyun vardı bugün sahada. Trabzonspor kontrollü oynasa da hızlı hücumlarla tehlikeli geldik. Açıkçası ben geçen haftaki futbol ile bu maçtan çok ümitsizdim. Bifouma yine neleri harcadı. Ama bunu da kimse konuşmaz. Neden? Çünkü kendi takımlarının işleri Sivas ile şimdilik bitti. Fenerbahçe’ ye karşı kaçırınca bilerek, hatta satın alınmış oluyor da Trabzonspor’a kaçırınca ne oluyor peki. Ben o eleştiride bulunanlar adına söylüyorum ; Trabzonspor da Bifouma’yı satın almış. İşte futbol bu yorumlarla komik hale geliyor. Böyle ironik yorumlar gerçekten beni eğlendiriyor. Allah’a şükür ki hem kendi takımımı hem de Türk futbolunu çok iyi biliyorum. Herkes kendi tuttuğu takımı bu kadar iyi bilse çok daha güzel olacak. Amacım kendi takımımı savunmak olduğu için bu tartışmalara ceplerim dolu giriyorum. Haksız olduğumuz konular olsa dahi bu eleştiriye yapmak da sadece fedakar Sivasspor taraftarına mahsustur. Çünkü geçen sene gündeminde olmadığımız kulüpleri biz yine takip ediyorduk. O zaman da bir maçını dahi kaçırmamıştık şimdi de. Eğer ki Sivasspor’un Süper Lig serüvenini benden daha iyi biliyorlarsa o zaman bu eleştirileri ciddiye alabilirim. Ki şimdiden söyleyeyim cevabım da elbet hazırdır.


Ben kaç yıllık Sivassporluyum şu yazılarda yazdığım değişikliklerin hepsi olumlu sonuç verdi. Sadece ben değil abim ve bir çok Sivasspor taraftarı çoğu şeyin farkında. Ali Şaşal kaleye geçsin dedim iki maçta da güzel kurtarışlar yaptı.Bence bu maçın adamıydı. Robinho oynamıyor oynasın dedim 2 haftada 3 gol 2 asist oynadı. Rochet kesilsin dedim yerine Tolga geçmesine rağmen kalede toparladık. Ama Samet Aybaba ben 750 maça çıktım. Ben futbolun içindeyim psikolojisine devam etsin. Eski tip futbol anlayışına da devam etsin. Zaten bu takımı sahiplenmediysen sen gidersin ben yıllarca bu takımı tutmaya devam edeceğim. Sivassporumuzun eski başarılarını da küçük gördükten sonra isterse Trabzon’a 8 tane gol atsın. Yine de benim gözümde bitmiştir. Onun hakkındaki yazımı son hafta uzun uzun yazacağım. Biz Başakşehir, Beşiktaş, Galatasaray’ı da ilk defa yenmiyoruz. 2013te Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi yine kendi sahamızda yenmiştik stadımız da alttan ısıtmalıydı. Bu taraftar 15. liği kabul etmiş olsa sana bu kadar tepki göstermezdi. Samet Aybaba sana sözlerimi son hafta söyleyeceğim çünkü bazı şeyler için müteşekkir olsam da senden daha iyi teknik adamlar gördük biz.


İlk maçta 2-1 yenilip golümüz ofsayttan atmıştık ve 2 tane net penaltımız verilmemişti. Bu maçta net golümüzü ofsayt gerekçesiyle iptal ettiler. Kendileri ofsayttan attılar ona rağmen itiraz edildi. Auremir’in eliyle alakası yok Burak Yılmaz yine gidip hakeme penaltı itirazı ediyor. İlk maçta da Onur diyordu “Benim ismim Onur bazıları ağzına alamaz.” Gözünün önündeki iki penaltıya sesini çıkarmayan ONUR. Bugün iptal edilen golümüzde olsaydın ne diyecektin acaba.
Biz futbolda şiddete karşıyız. Maalesef her takımın içinde şiddet yanlısı taraftarlar bulunuyor. Bu benim desteklediğim takımda bulunsa bile kendini bilen taraftarlar onları engellemektedir. Hafta içi oynanan Fenerbahçe- Beşiktaş kupa yarı final maçında istenmeyen olaylar yaşandı. Her ne kadar Şenol Güneş’in karakterini, rakip takıma ve taraftarına olan çirkin tavrını bilsem bile, futbola emek vermiş bir insanın o durumda olması beni de üzdü. Eminim benim gibi düşünen insan sayısı da çoktur. Çünkü bizim hobi olarak takip ettiğimiz sporun bu şekilde küçük düşmesi insanı soğutuyor. Ben her zamanki gibi keyifli bir maç izlemeyi dilerken, sahada bir tek dövüş sunucusu Bilgehan Demir’in eksikliği hissedildi. Bu olaylar daha önce de yaşandı. Kendini bilmeyen taraftar toplulukları olduğu sürece devam de edecektir. Ama işi daha da çirkinleştiren açıklamalar vardı her bir taraftan. Bu olay daha önce yine bir Trabzon deplasmanında kalecimiz Ertuğrul’un kafasına çakmak isabet etmesiyle yaşanmıştı.Oyuncu değişikliği hakkı kalmayan takımın futbolcusu taraftar tarafından yaralanırsa maçın iptal edilmesi gerekiyor. Aynı hakem Mete Kalkavan maçı devam ettirmişti de neyse ki o maçı da 3-2 kazanmıştık. Belirttiğim gibi bu olay da Trabzonda gerçekleşmişken Trabzonspor camiasının maç akşamında yaptığı açıklamalara şaka değil gerçekten kahkaha attım. Sanki bu olaylar Trabzon’da hiç yaşanmamış gibi konuşuyorlar. Ayrıca Fenerbahçeli Soldado’nun da “ Biz neler yaşadık staddan kaçmadık.” açıklaması daha ayrı bir komikti. Daha Türkiye’de kaç tane maça çıktın, daha tribünden sana ne atıldı ki böyle konuşuyorsun. Volkan Demirel böyle bir açıklama yapsa haklıdır. Çünkü kendisine kapı kolu, tuğla, cep telefonu, bıçak, küllük, patlıcan ve internet modemi gibi enteresan maddeler atılmıştı daha önce. Sonuç olarak böyle olayları görmek istemiyoruz. Sadece futbol izlemek istiyoruz.


Tertemiz kulübümüz ve yönetimimize bu güzel galibiyet için de ayrıca teşekkür ediyorum.

 

Yazının devamı...

İsteksiz oyun, yine mağlubiyet

Haftalardır oynanan kötü oyun bu hafta da devam etti ve sonuç yine değişmedi. Takım oynuyor olsa hakemi de eleştireceğim, başkasını da. Fakat biz her hafta fırsatları harcayıp kötü oynamaya devam ediyoruz. Her teknik direktörün başarı anlayışı farklıdır. Samet Aybaba’nın başarı anlayışı ise “ Bu takım sene başında ligin en değersiz kadrosuydu. En az harcamayla kurulan kadro biziz. İlk 10 a girmek bizim için başarıdır. “ dır. Bu her ne kadar doğru olsa da diğer takımlar bizim resmen Avrupa’ya gitmemizi istese de Samet Aybaba’nın isteksizliği sağolsun bu hedef hayal oldu. Son maçlarda çok enteresan kararları yüzünden daha maç başlamadan bile bir umutsuzluk başlıyor bizde.

Maç yorumuna gelecek olursam. Deplasmandaki Bursaspor maçından itibaren takımda bir rehavet ortamı hakim. Zaten küme düşmeyeceğiz diye rahat rahat oynuyorlar. Her hafta böyle oynanan oyun Fenerbahçe karşısında da oynanınca diğer takım taraftarları bunu her zamanki gibi malum olaya yoruyorlar. Maça Robinho’suz başlamak riskli bir hareket. Eğer çok iyi bir şekilde kapanıp Fenerbahçe’yi yorabilecek güçteysen hücum oyuncunu yedekte tutup sonlara doğru alabilirsin. Ama biz iç sahadaki diğer büyük maçların hepsinde kontrolü rakibe verdik. Kontra ataklarla gol bulmaya çalıştık. Başakşehir maçında iki şut çekerek maçı kazandık. Beşiktaş maçında ilk kornerimiz dakika 83 te oldu onu da gole çevirdik. Yani bu maçları zaten kontrollü oynamadan kazandık. Aslında daha cesur oynasak kontrolü elimize de alabilirdik.

Gelelim malum eleştiriye. Biz bu maçı kazanmış olsaydık taraflı tarafsız herkes tarafından kahraman ilan edilecektik. Tıpkı 2010-2011 son maçında olduğu gibi. Maalesef ülkemizde taraftarların çoğu kendi takımlarının başarısızlıklarını başka takımın üstüne atıyor. Bu sebeple bu haftanın suçlusu Sivasspor oldu. Madem Fenerbahçe’nin şampiyon olmasını engellemek istiyorsunuz. O zaman Galatasaray, Beşiktaş ve Başakşehir kendisi Fenerbahçe’yi yenseydi. İşini Anadolu kulübüne bırakmasaydı. Tıpkı 2010-2011 sezonu senaryosu gibi. Trabzonspor çok iyi futbol oynadığı sezonda Fenerbahçe’yi yenemedi Saraçoğlu’nda. Şampiyonluğun suçlusu Sivasspor ve diğer takımlar oldu. O zaman ben de 2008-2009 sezonu şampiyonunu Sivasspor ilan ediyorum. Şampiyonluğun kaçmasının sorumlusu Sivasspor değildir. Son haftalarda Beşiktaş’a kaybeden takımlardır. Bunu FIFA ve CAS a da götürelim. Haksız çıksak bile şampiyon olduğumuzu iddaa edelim. Nasıl olsa ülkedeki Beşiktaş düşmanları bizi destekleyecektir. Yeri gelince bizi savunacaktır. 2010-2011 sezonu da aynen bu mantıkla oluşturulmuş bir kumpastır. Her sene oynanılan Fenerbahçe Sivasspor maçları da bu algının devamı olarak süregelecektir.
Normal şartlar altında Sivasspor’un Fenerbahçe’yi yenmesi beklenmezken bile bu olaydan sonra Sivasspor’un kazanmaktan başka çaresi yok gibi gözüküyor. Şimdi bu eleştirilerde bulunan insanları aydınlatmak adına bir kaç örnek vereceğim.

1- Bu sezon evinde Başakşehir, Beşiktaş ve Galatasaray’ı yenen bir diğer takım Gençlerbirliği’ydi. Gençlerbirliği de evinde Fenerbahçe’ye kaybetti. Bu suçlamalara maruz kalmadılar. Neden çünkü onlar bir algıyla karşı karşıya değil.

2- Madem Sivasspor, Fenerbahçe’nin çıkarı doğrultusunda çalışıyor. Hafızası iyi olan futbolseverler hatırlayacaktır. 2013-2014 sezonu şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe Sivasspor deplasmanına gelip 2-0 mağlup olup gitmişti. O sezon Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor Fenerbahçe karşısında sadece 1 maç kazanmıştı onu da Galatasaray 1-0 kazandı. O zaman basit bir mantığa göre bu takımlar Fenerbahçe’ye yatmaya çıkıyorlardı o sezon.

3- Hatta o kadar uzağa gitmeyelim genel olarak son 10 maç performanslarını ele alalım. Sivasspor, Trabzonspor’dan daha çok gol bulabilmiş. Beşiktaş ile aynı sayıda galibiyet kazanmış. Galatasaray son 10 Fenerbahçe maçında 2 galibiyet kazanabilmiş. Bu istatistikler neyi gösteriyor.

4- Bu takımın isteksiz oynayışı yatması manasına geliyorsa, Galatasaray ve Göztepe Beşiktaş karşısında; Beşiktaş ve Fenerbahçe Başakşehir karşısında; Fenerbahçe de Başakşehir ve Akhisar’a yatmıştır.

5- Eğer son karşılaşmalarının genelinde alınan kötü sonuçlar yatmanın kısasıysa, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş 3 senedir Başakşehir’e yatıyor. Hatta Başakşehir’in çıkarları için çalışıyor.

6- Kayserispor evinde büyük takımlara karşı iyi sonuçlar alıp ( yenilmeyip) Fenerbahçe’den 5 gol yedi. Bu da konuşulmadı. Malatyaspor evinde Galatasaray’ı yenip Beşiktaş’a berabere kaldı. Fenerbahçe’ye ise kaybetti. Hatta evinde Fenerbahçe’yi yenen Akhisar bu hafta Beşiktaş’a 3-0 kaybetti. O zaman buraya da odaklanalım bir. Yani demek istediğim bir takım onu yendi buna yenildi diye suçlanmamalı. Yoksa içinden çıkılmaz bir döngüye girilir.

7- Sivasspor’un başkanının eskiden Fenerbahçe’de görev almış olması yatmak için geçerli bir neden ise. Geçtiğimiz hafta oynanan Göztepe Beşiktaş maçının da incelenmesi gerekir. Şu an ligde görev alan teknik direktörler, yöneticilerin eskiden 3 büyük takımlarda görev almış olması da bir şeyi ispat etmez.

Eski Beşiktaş başkanı Yıldırım Demirören öncülüğündeki Federasyonda ve onun göreve gelmesiyle şahlanan Beşiktaş’ı da bir incelemek gerekir öyleyse.

Yani sadece istatistiklere bakılacak olursa diğer takımlar hatta Fenerbahçe ve Sivasspor da pek masum değil. Başka bir bahane bulunacak olursa cevabımız ona da hazırdır. Kendi takımının beceriksizliğini başka takıma atmak kolaydır. Bu maçta bizi destekleyen Galatasaray, Beşiktaş ve Başakşehir taraftarları 32 ve 34. haftalarda yine gözlerini bize çevirecektir. Bu eleştiriler yine gelecektir. Çamur at tutmazsa izi kalır. Bahane üretecek olursak bizim de epey bir malzememiz var elimizde. Hakedenin kazanacağı bir sezon olmasını diliyorum. Sivasspor’un kötü gidişatının bu gidişle devam edeceğini düşünüyorum. Umarım tersine döner.

 

Yazının devamı...

Çok güzel fırsat teperiz

Her hafta daha iyi bir fırsat yakalarken, bu fırsatları fazla fazla harcamak boynumuzun borcu oldu. Kayserispor ve Göztepe’nin kaybettiği haftada Sivasspor en farklı mağlubiyetini aldı. Önemli olan skor değil benim için. 1-0 da yenilsen mağlubiyet ve 0 puan. Bu sene averaj çok işimize yaramayacak gibi zaten. Kulübün başarısı için teknik direktörden kulüp başkanına, futbolcusundan taraftarına herkesin bir görevi vardır. Biz taraftarlar olarak üstümüze düşeni yapıyoruz. Yönetimimiz bence ligdeki en iyi yönetim. Bu imkanlarla bu takımı yıllardır hiç bir futbolcu veya bir kuruma borcu olmadan yürütmek çok büyük başarı. Diğer takım teknik direktörleri “Türkiye’de hangi takım futbolcu maaşlarını o ay içerisinde ödeyebiliyor.” derken. Bizim asbaşkanımız “ Sivasspor’da maaşlar ayın 1 inde ödenir, 25 inde bir sonraki ayın ekstrası verilir.” diyebiliyor. Buradan giden futbolcular bile arkadaşlarına maaşını günü gününe alabileceğini söylüyor. Bu da transfer için önemli referanslar kazanmamızı sağlıyor. Bu sene Süper Lig’e geri dönebilmemiz % 85-90 yönetimin başarısıdır. Göztepe, Malatya sponsor ve desteklerle lige çıkarken, bu yarışta Eskişehirspor kendisinin zaten var olan borcunun üstüne daha da borç ekleyip güzel bir kadro kurmuştu. Sivasspor ise tamamen mütevazı bir kadroyla borçsuz bir şekilde şampiyon oldu. Üstelik son maçlarda forvetsiz oynadık. Kanat oyuncularımız santrafor oynamıştı.

Yukarıda anlattığım ve daha saymadığım bir çok başarısı olan yönetimimize laf söyleyen taraftar (!) ya Sivasspor’u Manchester City sanıyor da her maçı kazanmasını bekliyor. Ya da başka takımın taraftarı. Sivasspor 3 haftadır rezalet futbol oynuyor. Bunun sorumlusu ise başta saydığım sorumlu kişilerden teknik direktör ve futbolculardır. Samet Aybaba’nın yerli inadı bizi yakmaya devam edecek. Bir de tutarsız bir yerli inadı var. Rochet, Rybalka, Elderson, Djakov gibi isimler hatalarında kesildi. Bence de kesilmeli fakat 1 hafta 2 hafta. Herkes Rochet’ten şikayetçiyken ben 2 hafta önceden değişmesi gerektiğini yazmıştım ve değiştikten sonra kalemiz o ara toparlanmıştı. Yeri gelince ilk 11 den kesilmek faydalı olabiliyor. Fakat Rybalka’nın yaptığı hataları Emre Kılınç da ilk devre boyunca yaptı ben ona da kesilmesi gerektiğini söyledim. Samet Aybaba’nın en çok oynattığı futbolcu oldu. Şu an durumu iyi o konuda takdir ediyorum ve mutlu oluyorum. Demek istediğim yerli futbolcular aynı hatayı yapınca inatla oynatılmaya devam ediliyor. Kalede Rochet ve Tolgahan örneği de var. Tolgahan bizi yakacak dedim. Yaktı da. Bunu taraftar görürken Samet Aybaba inatla oynatmaya devam etti. Peki bu hafta ne oldu. Güzel goller yemeye devam etti, takımı 10 kişi bıraktı, 5 gol ile mağlup olduk. Tolgahan kalede durduğu yaklaşık 15 maçta 15 kritik kurtarış anca yapmıştır. Zaten bunların da yarısını Başakşehir, Beşiktaş maçlarında yaptı sağolsun. Ama bizim 3. kalecimiz bile Süper Lig seviyesinde yani bu kadar inatçı olmaya gerek yok. Başka bir örnek Hakan Bilgiç, Papp. Takıma daha yeni katıldı ve bir maç oynadı Papp ama bence oynadığı maçta defansif olarak da ofansif olarak da gayet iyiydi. Samet hoca yerli futbolculara çok şans tanıyor ve fırsat veriyor. Yerli futbolcu çıkarmak için de elinden geleni yapıyor. İlk 11 de bir tane parlatacağı futbolcu olsa çok sırıtmaz ama Sivasspor’da bu sayı çok olmaya başladı. Bu inadını Muhammet Demir de kullansa keşke. Haftalardır şut atamayan Kone inatla ilk 11 de.

Bizi yukarılara getiren Samet Aybaba olduğu gibi daha yukarıya gitmemize engel olan da Samet Aybaba’dır. Bu sene lige çıkarkenki hedefimiz ilk 10 sıraydı. Diğer takımlar resmen bizi Avrupa’ya yönlendirdi.Ama Samet Aybaba bu daveti kibarca reddetmeye devam ediyor. İlk 10 hedefimizi başarırız gibi duruyor. Gerçi Konyaspor maçındaki bir takım olursa son 6 hafta 6 da 0 bile yaparız ilk 10 da hayal olur.

Maç hakkında yapılacak fazla bir yorum yok zaten. Bari bizim kaybettiğimiz Konyaspor’a yarasın da boşa kaybetmemiş olalım. Bu mağlubiyet zaten bizim için hayırlı olacaktır. Fenerbahçe ve Gençlerbirliği deplasmanlarından 4 gol yiyerek gelen takımımız, içeride o zamanın lideri Başakşehir ve son şampiyon Beşiktaş’ı mağlup etmişti. Ben takımıma her zaman güvendim yine de güveniyorum. Yönetimimiz sayesinde eski güzel günlerimize de döneriz. Samet Aybaba’nın da bu hataları görüp düzeltmesini temenni ediyorum. Her futbolcunun iyi, kötü maçları olduğu gibi teknik direktörlerde de olur bu tarz şeyler. Önemli olan ligi nerede bitireceğimizdir. Yoksa bu eleştirilerin sebebi o gitsin başkası gelsin diye değildir. Ama şunu net olarak söylüyorum şu anki kadromuz Bülent Uygun veya Rıza Çalımbay’ın elinde olsaydı daha cesur ve yukarılara oynayan bir Sivasspor olurdu.

 

Yazının devamı...

İç sahadaki yenilmezlik serisi devam ediyor

Milli maç arasından sonra oynanacak ilk karşılaşmayı doğal olarak izleyen kişi daha çok olacaktır. Çünkü lige bir hafta ara verilmesi bile çoğu futbolseveri boşlukta hissetiriyor. Robinho ve Kone gibi dünya yıldızları varken bizim bu maçı en az 3 4 fark ile kazanmamız gerekiyordu. Hele ki önümüzdeki 4 rakibimiz ile averajı denkleştirebilmemiz için bu hafta çok önemliydi.1-0 kazandık ama gerçekten iç sahada oynadığımız en kötü maçtı. Herkes çok kötüydü bu hafta. Kone, Robinho, Rybalka… Bu üçlümüz takımın en iyi futbolcuları olsa da bu maçta baya kötüydüler.

Özellikle Kone koşmayı geçtim artık yürümüyor bile. İlk devreki Kone’den eser yok şu an. Muhammet Demir oynamalı bence. Hem oynadığı zaman çok istekli oynuyor. Hem de daha hızlı. Rybalka ve Robinho’ya bir şey diyemem. Çünkü Robinho yine de çok çaba sarfetti. Rybalka zaten neredeyse bir aydır forma bulamıyor. Beni tek sevindiren John Boye’un takıma katılması oldu. Gerçekten o özlediğim Boye döndü.

Oynatılmasını çok istiyordum çünkü her şeyini veriyor maça. Medjani’yi ilk 11den kesti 2 haftadır ki bence haketti. Djakov’un da oyuna kazandırılmasını istiyorum ama Mattias da güzel oynuyor son zamanlarda.
Samet Aybaba o kadar çekiniyor ki lig sonuncusuna bile kapanıyoruz neredeyse. İlk yarı rezalet bir futbol vardı sahada. Ne kadar kötü oynasak ta kazanmasını bildik. Bursaspor maçında da iyi oynayıp kaybetmiştik.

Şahsen iyi oynayınca daha mutlu oluyorum. Bu maçı kazanmamış gibiyiz. Puan durumda rakiplerimizi yakalamamız için bu iyi fırsatı tek golle değerlendirdik. Şimdi Fenerbahçe ve Galatasaray ile maç oynayacak Kayserispor ve Trabzonspor maçlarının sonuçlarını bekliyoruz.

Göztepe de evinde Kasımpaşa ile oynuyor.
Açıkçası bu oyun ile Avrupa hedefinin gerçekleşemeyeceğini düşünüyorum. Zaten sene başına göre bu çok yüksek bir hedef. Ama yapabilecek güçteyken böyle bir fırsatı tepmek bizi üzüyor. Umarım ilerleyen günlerde takım toparlanır ve güzel sonuçlar almaya başlarız.

Yazının devamı...

Zor maçlar öncesi kritik kayıp

  Her hafta değişen lig sıralamasında her hafta ayrı bir hesaplama peşine düşüyoruz artık. Ama bence Bursaspor maçı bizim Avrupa hedefimizi bitirdi. Hedefimiz sene başındaki gibi ligi ilk 10 sırada bitirmek oldu. Aslında daha 8 maç var önümüzde. Fakat hem zor fikstür hem de Samet Aybaba’nın deplasman maçlarındaki isteksizliği yüzünden bizim Avrupa’ya gitmemiz çok zor. İç sahada istekli ve kontrolü elinde tutan Sivasspor deplasman maçlarına küme düşme potasındaki bir takım gibi 1.dakikadan itibaren beraberliğe razı çıkıyor. Gol yedikten sonra aklımız başımıza geliyor sanki. Deplasmanda oynadığımız Fenerbahçe, Bursaspor, Kayserispor  ve Karabükspor maçlarında rakibe kontrolü zorla verdik resmen. İlk dakikadan itibaren iç sahadaki Sivasspor gibi oynuyor olsak şu an 10-12 puan daha fazla toplamış olacaktık.

   İkinci eleştiri ise kadro seçimi hakkında olacak. Takımın bence en iyi oyuncusu olan Sergiy Rybalka, Osmanlıspor maçında pas hatası yaptı ve bu hata gol ile sonuçlandı. Sonrasında 4 hafta oyundan kesildi. Djakov, Kaysersipor maçında ağır kaldı ve arkaya top kaçırdı. Nereden baksanız 10 haftadan fazla bir süredir takımda oynamıyor. Rochet birkaç maç kesilmeliydi. Medjani iki hafta üstüste aynı hatayı yaptı oyundan kesildi. Şimdi gelelim bu kesilen adamların diğer haftalardaki performanslarına. Djakov ligin ilk 5 haftasında en çok araya giren oyuncusuydu. Takım kaybederken bile en çok çaba gösterip koşan oyuncularından biriydi. Samet Aybaba ağır olduğunu söyleyerek oyundan kesti. Djakov yerine çok hızlı (!) olan Bjarsymr ve Medjani oynuyor. Djakov’dan daha ağır olan bu iki stoper oynuyor ise başka bir bahane ile kesmiş olmalı. Şimdi hızlı stoperimiz John Boye geldi ve gerçekten o kritik müdahalelerini özlemişim. Rybalka geldi iki haftada 3 asist ile başladı lige. Şu an ligde en pahalı oyunculardan biri. Uzun pas yeteneği harika, orta açma konusunda süper, duran toplarda tehlikeli olabilmemizin sebebi oydu. Rybalka kesildiğinden beri duran toptan bir gol bile bulamadık. Üstelik koşan da bir orta saha. Madem her  hata yapan oyuncu kesilecek. Daha ilk haftadan beri forma giyen Bjarsymr yüzünden kaç tane gol yedik. Tolgahan Acar yüzünden zar zor kazanmak üzere olduğumuz maçları bile kaybediyorduk. İleride Kone kaç tane boş kale kaçırdı. Her maç oynatılan Emre Kılınç ilk devre neredeyse kendini hiç gösteremedi inatla o kadar oynatıldı. Bu hatalar sadece Rybalka için mi sebep olur. Oyuna 80 de alınan Cyriac çalım bile atamadı kaç maç. Her maç oyuna giriyor ama. Burada demek istediğim mevzu hata yapan her oyuncu kesilsin değildir. Bir oyuncuyu kesiyor isen diğerini de kes. Mesela Arouna Kone 5 haftadır koşamıyor kaç gol kaçırdı en azından bir maç Muhammet Demir ile başlayalım. İlk devre kadro genişliği yoktu ama şu an her mevkide alternatif fazlasıyla var. Kasımpaşa ve Bursaspor maçında Rybalka olsaydı eminim şu an bu sonuçlar olmazdı. Gerçi Henri Saivet de her geçen gün daha iyi oynuyor ama yine de Rybalka şu an bence takımın en kilit oyuncusu. Robinho ve Kone’den bile daha önemli. Çünkü etkili kanat oyuncuları bulunabilir veya forvet ama Rybalka gibi bir oyun kurucu bulması çok zor. Rybalka, Robinho ve Kone bir arada oynasa daha etkili bir Sivasspor oluruz bence.

  Saha dışı olarak çok beğendiğim bir teknik direktör olan Samet Aybaba’nın hataları yüzünden kaybettiğimiz puanları konuşmak istedim bu hafta. Ben yine kendisini çok az eleştiren bir taraftarım. Kaybedilen Malatyaspor ve berabere biten Akhisarspor maçında eleştiri okları kendisindeyken ben kendisini savunmuştum çünkü iyi atak yapıp iyi pozisyona girdik futbolcular değerlendiremedi. Samet Aybaba’nın orada suçu yoktu bence. Ama kaleye Ali Şaşal, stoper Djakov ve Boye, orta sahaya Rybalka geldiği zaman çok etkili olacağımıza eminim. Bu futbolcular ya antrenmana çıkmıyor ya da Samet Hoca izlemiyor. Yoksa bu kadar takımdan uzaklaştırılmalarının başka bir açıklaması olamaz.

Yazının devamı...