KEŞFET
EN İYİLER
ROTA

Kraliyet bölgesinin coğrafyasında kutsal bir mağara: Covadonga

Covadonga, İspanya'nın Cangas de Onis Bölgesi’nde, Asturias'ın doğu tarafında yüksek dağlarla çevrili dar ve dik bir vadide yer alıyor. Deniz seviyesinden 263 metre yükseklikte. Atlantik Okyanusu’ndan Kantabria Denizi'ne uzanıp Picos de Europa'nın dağlarına geçelim. Akarsuların oluşturduğu engebeli düzlükler, büyülü ortamı zenginleştiren zümrüt yeşili rengârenk ormanlık alanlar, kireçtaşı sarkaçları, çağıl çağıl akan Diva Nehri müthiş bir uyum içerisinde! Bu uyumun varlığıyla bir ruh oluşmuş, bu ruh bu bölgedeki ağaçlara ve hatta kayalara hayat vermiş sanki. Gines-Priena'nın zirvesinin heybetli duruşu, kutsal Auseva Dağı’nın görkemi bize görsel bir şölen oluşturuyor ve şakıyan kuşlar manzaraya uyumlu bir senfoni oluştururcasına gökyüzünde süzülerek dans ediyor. Doğaya yakın olmak yaşamın ta kendisi!

Gelelim kutsal mağaraya... Mağaraya gelmeden önce demir bir kapı, ardından bir tünelden geçiyorsunuz. Kapıyı geçer geçmez solda duran minik mumlardan yakmak istediysem de mum bulamadığım için yakamadım. Daha sonra çıkışta bulunan hediyelik eşya mağazasından tedarik edildiğini görünce önce mum yakmak isteyenler olursa bu mağazaya mağaraya girmeden önce uğramalılar. Mağara bir mabet yeri ve tarihçesini kısaca özetlemek gerekirse 8. yüzyıldan günümüze kadar, Hristiyan ordularının zaferini, Reconquista'nın başlangıcında İslam hilaline karşı atfeden İspanya'nın, Kutsal Bakire’ye şükran tapınağı olarak tanımlanmış...

Müslüman İspanya'nın tanıkları: Elhamra, Yüce Cenet Bahçesi ve Albayzin

Covadonga öncelikle bir doğa harikası, sonra bir dini sembol ve tarih... Peyzajın bir başka parçası ise mağaranın altından akan Diva Nehri. Tanrı'yı yakınınızda hissetmek ve kendinizi dinlemek istiyorsanız burası tam bir meditasyon yeri... Taştan yapılmış Aslanlı çeşme bu alanda ayrı bir dini semboldür. 

Saltanatının 866 ile 910 yılları arasında sürdüğü Kral 3. Alfonso’un yazıları, Ramon'un versiyonuna göre, şu sözleri doğrular: “... kutsal mağaranın önünde bir yerde, konuştu…” Ve şöyle devam ediyor: “Ama Tanrı, mancınıkların attığı taşları, Bakire'nin sunağına daha varmadan Sarazenlere geri döndürmüştür ve bu taşlar da onları öldürmüştür.” Bu Kral tarihi ifadelerinde, sadece bir yönelimi değil, aynı zamanda Covadonga kelimesinin kaynağı ve tarihsel anlamını da buluyoruz: "Leydi Mağarası..."

İspanya'nın görkemli yapılarıyla büyüleyen kenti: Toledo

Bu bölgeye yakın seyahat edebileceğimiz en yakın şehir Bilbao. Türk Hava Yolları’nın direk seferiyle Bilbao şehrine gelip, eğer Bilbao'yu daha evvel gezdiyseniz; şirin Comillas kasabasını ve daha önce kaleme aldığım El Capricho de Gaudi'yi planınıza alıp, İspanya'nın plajlarıyla ünlü kıyı şehri Santander'e de uğramanızı şiddetle tavsiye ederim. Hatta yolculuk yorucu olacağından Santander'de kalmanızın daha uygun olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla Bilbao'ya varışınızdan sonra, Covadongaya trenle kolayca geçebilirsiniz. 

Araçla A8 otobanından 3 - 3,5 saat sürer. Comillas El Capricho de Gaudi'yi ziyaret edebilir oradan Santander'e geçebilirsiniz. Aslında Santander, Bilabao ve Covadonga'nın orta bölgesinde yer alır. Ancak ben en uç noktaya ilk seferde giderseniz arada Comillas ve Gaudi'yi kısa bir ziyaretten sonra Santander'e geçebileceğinizin daha uygun olacağının düşüncesindeyim. Yorgunluğunuzu Santander'de giderir, dinlenir, deniz havası alırsınız ve kalırsınız. Öteki türlü çok yorucu olacaktır ve gezinizin keyfini yorgunluğunuzdan dolayı alamayabilirsiniz. Koştur koştur gezi yapmak yerine; sindirerek, gezinizi keyifli hale bu şekilde getirebilirsiniz. Ve ertesi günü Bilbao'ya aynı şekilde trenle geçebilir oradan direk uçakla Türkiye'ye dönebilirsiniz. Eğer araç kiralayacaksanız seyahatiniz daha keyifli hale gelecektir. 

 

Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...

Müslüman İspanya'nın tanıkları: Elhamra, Yüce Cenet Bahçesi ve Albayzin

Granada denince akla Elhamra, Yüce Cennet (Cennet-ül Arif)Bahçesi ve Albayzin  gelir. Bu kompleks " yaratıcı insan dehâsı, kültürel geleneğe dayanıklık ve insanlık tarihindeki önemi " kriterleriyle Birleşmiş Milletler dünya miras listesinde yerini almış. Bakın neden bu özellikleriyle miras listesine alınmış; Elhamra Ortaçağda yaşamış olan Arap Krallığının ( Nasrı Sultanlığının) o zamanki konutlarıymış.



ElHamra(Arapçada Kırmızı) Sarayı muhafız odaları avluları bahçeleri hamamları ve camiyi birleştiren mekân; ışığın suda yansıtma oyun ve teknikleriyle (bunun en güzel örneği Patio de Arrayanes'tir; yaban mersini çalıları ile zarif işlenmiş kemerlerin ortasındaki havuz, ışığı çevresindeki odalara yansıtır ve su ve ışık danseder) alçı, kereste, seramik, deri gibi basit malzemelerin ince ve ustalıkla işlenmiş süslemelerin oluşturduğu bir şaheserdir. Napeléon'un bu olağanüstü sarayı havaya uçurma girişimi ve çeşitli yağmalamalara karşın göz kamaştırıcı Saray,  kapsamlı bir restorasyon geçirerek bizi dimdik ihtişamıyla selâmlıyor...



Geleneksel Endülüs mimarisiyle  yerli Magrip mimarisinin harmanlandığı Albayzin (Albaicin) dar sokakları küçük meydanları ve bunların etrafında sıralanmış evlerinden oluşmuş şirin bir ortaçağ kenti.  Dokusu ve mimarisini koruyup, yeni yaşam tarzına uyum sağlayarak geleneksel Magripli kökenine bağlılığını da böylelikle kanıtlamış.



İspanya'da Magripli egemenliğinin ilk döneminde iktidarlık Cordoba'daki Emevi Halifeliğinin elinde olduğu için Granada'nın da önemi artarak yükselişe geçmiş. Kasaba 1238'de Muhammed İbn-ül Ahmer tarafından halifeler; 1. İsmail, 1. Yusuf ve V. Muhammed yönetiminde yaptırılmış ve  14. Yüzyılda tamamlanmış. Aslında sultanların güçleri git gide  zayıflamış ancak bunu saklamak için kendi cennet imgelerini gerçeğe dönüştürerek burada sanal bir hükümdarlık yaratmışlar. Bu yapılarla güç gösterisi yapmışlar.

İspanya'nın görkemli yapılarıyla büyüleyen kenti: Toledo


Sultanlar kentin sıcaklığından kaçıp Elhamra'nın kuzey kısmında inşa ettikleri şimşir, söğüt, servi ağaçlarının oluşturduğu gül, karanfil ve şebboy çiçeklerinin süslediği bahçecilik sanatının mükemmel örneği olan bu bahçeye yani "yüce cennet bahçesi" ne sığınmışlar. Ağaçların verdiği huzur, çiçeklerin yaydığı enerji ve mis kokular doğanın her şeyden hatta kompleksteki eşsiz mimariden bile üstün olduğunu kanıtlar gibi. Yeryüzündeki cennet burası olsa gerek!


Granada'da her yıl düzenlenen müzik ve dans festivali için müthiş bir ortam sağlayan yüce cennet bahçesi ( Generallfe) size görsel bir şölen sunmak için bekliyor... Granada'nın yamaçlarında,  mağaralar bulunurmuş ve bu mağaralarda çingeneler yaşarmış. Mağaraların bulunduğu bu yere "Sacromonte"  adı veriliyor. Şu an çingeneler yaşamıyor ama , biz burada çingenelerin rengârenk giyindikleri o güzel giysileriyle yapmış oldukları doğaçlama flamenko gösterilerine katıldık ve şu an turistik olarak işlevde olan bu mağaraların birinde bu nostaljiyi yaşadık ve büyülendik.

Tarihini ve kültürünü mimarisinde saklayan oteller

Bölgede aynı adı taşıyan manastırda ayrıca Granada'nın koruyucu azizi Cecilio'nun külleri bulunuyor.
Granada'da ayrıca barok süslemesiyle ünlü San Juan De Dios Kilisesi ve Rönesans yapıtı San Jerónimo Kilisesi görülmeye değer.
Ayrıca Mirador de San Nicolas' a yürüyerek yukarıdan Elhamra'nın büyüleyici manzarasını görebilirsiniz. Seyre dalın ve tarihi yaşayın!

Fotoğraflar: Alamy

Yazının devamı...

İhtişamlı Dolomit Dağları

Dolomitler, İtalya'nın Trentino ve İtalya/Avusturya sınırının her iki tarafında kalan Alto Adige bölgelerinin ortak alanında yer alır. Doğal Olaylar ve güzellikler kriteriyle 2009 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine girmiş. Dolomitler gerek yapısal, gerek oluşum, gerekse görünüm açısından en farklı ve en güzel dağ manzarası olan sit alanı içindeki 9 bölgede gerçekleşmiş erozyon ve en önemlisi kireç taşından  oluşmuş sıradağlardır. 251 milyon yıl öncesinden bu zamana dayanan fosil ve karbonik platformları barındıran sıradağlar, uzunlamasına sivrilen tepeleri, dik derin vadi ve yamaçlarıyla görülmeye değer bir yer... Kireç taşından dolayı dağların rengi kiremit kırmızısı... Ben biraz da Kapadokya'nın kızıl rengini burada bütünleştirdim.



Tirol asilzadeleri ziyaret eden yolcularını hırsızlardan korumak için vadilere bugün de varlığını sürdüren şatolar inşa ettirmiş. Bölgede İtalyanca ve Avusturya dili (Almanca ancak Avusturyalıların konuştuğu dil olarak dialekt konuşuyorlar) karışımı bir lisan geliştirmişler ve hem İtalyanca hem Almanca'yı da ayrıca konuşuyorlar. Oldukça misafirperverler. Yemekleri muhteşem.

İtalya'da saklı cennet: Garda Gölü

Alto Adige bölgesinin başkenti ise Bolzano'dur. Buraya ulaşmak için Bologna uçuşunu kullanabilir, Bologna'dan yaklaşık 3-3,5 saatte ulaşabilirsiniz. Şirin bir kasaba olan Bolzano'da keyifli zaman geçirip alışverişe dalabilirsiniz. Piazza Walther'deki Duomo ve çatısındaki mozaik ve kule tarzı yapısı ilginizi çekecek. Piazza Grano'dan başlayan açık hava pazarını keşfetmelisiniz. Benim gibi kayak severler için size Dolomitlerin en güzel kasabası olan Val Gardena'yı öneririm. Val Gardena'ya yine Bologna'dan gelindiği takdirde araçla 4 saatte ulaşılabilir. Val Gardena Selva kasabasının bir bölgesi. İtalyanca’da Valle ‘vadi’ anlamına geliyor. Selva çok şirin bir kasaba... En güzel otellerinden biri de Alpen Royal Otel. Açık havuz termali ve spa bölümü ayrıca restoranı burayı vazgeçilmez kılıyor. Bölgenin Courchevel veya Lech/Oberlech'e göre kıyaslanırsa dezavantajı otellerden direk çıkışlı pistlerinin olmaması. Otelin ayrıca kasabaya ulaşımı için özel shuttle arabaları var. Kasaba merkezine ulaşmak için aracı çağırmanız, gidişte ve gelişte yeterli olabiliyor. Peynir dükkânları, renkli pastaneleri, marketleri, giyim mağazaları, kafe ve barlarıyla  dinamik bir kasaba sizi bekliyor!



Ben burada oğlumla birlikte bölgeyi ve pistleri tanımak adına bir kayak hocası tuttum.  İtalyanca dilini de bildiğim için kayak hocası bana jest yaparak her gün aracını getirdi ve  bizi başka pistleri keşfetmek üzere götürdü. Kayak bölgesi olarak Ortisei ve Canazei'yi öneririm. Buralara ulaşım için kayaklarınızla otobüs ulaşımı gerçekleşebiliyor. Ya da araba kiralarsanız eşsiz güzellikteki yöresel mutfaklarını keşfetmek ve pistlerini deneyimlemek özel bir tecrübe ve keyfi içinde barındırıyor. Ortisei'nin güneyinde Alpe de Suisi yer alıyor.  Ortisei'den hareket eden teleferikle 2518 metre yüksekliğinde Monte Seceda'ya ulaşabilirsiniz. En güzel panoramik Dolomit dağları manzarası alacağınız yer ise Canazei... Burası sivrilmiş sıra dağlarıyla sizi hem ürkütecek hem de büyüleyecek. Çevredeki dağlara ulaşım ise teleferikle Belvedere kuzeyde Sella Ronda ve batıda Sasso Lungo size alternatifli kayak rotaları oluşturur.  Dolomiti'nin en yüksek noktası  olan Marmolada'dır ve buraya aynı şekilde teleferikle geçmeniz mümkün... Sivrilmiş kızıl kayalıkların üzerine kar tanelerinin serpilmiş görüntüsüyle, kızıl ve beyaz renklerinin  ahengine bayılacaksınız.



Burada edindiğim bir tecrübeyi sizinle paylaşmak istiyorum: Geldiğim kayakçı gurup arkadaşlarımdan çok iyi kayak bilen bir arkadaşım, hızla aşağı doğru kayarken, teleferiğin geldiğini görünce sağa doğru manevra yaptı. Arkasına bakmadan bu hamleyi yaptığı için, az gerisinde, yukarıdan çok hızlı gelen başka bir kayakçıyla çarpıştı. Sonuç: Asistans hizmeti verdiğimiz için ambulans uçakla hemen Bologna'ya hastaneye götürüldü. Kaburga kemikleri kırıldı ve beyninde baloncuk oluştu. Siz siz olun çok iyi de kaysanız mutlaka tedbir olarak arkanızdan gelene sinyal verin, düz giderken birden sağa ya da sola keskin manevralar yapmayın dostlar!



Kayakçılar için restoran tavsiyelerime gelince :
Oswald restoran (Selva-Val Gardena'da) 4 yıldızlı Oswald Otelin Şık atmosferi ve Yemekleri leziz. Ayrıca şarap koleksiyonu görülmeye değer. Stubele Selva/ Val Gardena 'da hem pizza hem et çeşitleri bulabilirsiniz. Etleri leziz...

İtalya'da ucuz alışveriş rotaları

Val D'Anna Restoran Ortisei/ Val Gardena  Emozion Col De Flam Park'tan Ortisei-Furnes teleferiğinden ulaşabilirsiniz. Trafikten uzak huzur veren atmosferiyle geleneksel yemek ve ev yapımı tatlıları harika! Pazartesileri açık Sal Fëur Pizzacı ve Restoran - Selva/Val Gardena Burası pazartesileri açık. Özel fırında ev yapımı pizzası müthiş... Genelde İtalya'da pazartesi günleri açık bar, kafe ve restoran bulmanız için özellikle bakmanız, kontrol etmeniz gerekiyor önemli!  Mont Sëuc Restoran- Harika bir panoramik manzarası var Ovovia Monte Alpe Siusi çıkışından restorana ulaşabilirsiniz. Panoramik teraslı güneş varsa tadına doyamayacağınız güzel bir kayak molası verebileceğiniz Sporthotel Monte Pana / Sassolungo çıkışından ulaşabilirsiniz. Her gün 09.00-17.00 arası açık!



Müthiş bir yöresel mutfağı tadacağınız La Posta Restoran/San Cristina/Val Gardena enfes taze yöresel baharatlarıyla lezzetlendirilmiş etlerini tatmanızı tavsiye ederim.  Her gün 12.00-18.00 saatleri arasında açık. Ayrıca özel bir akşam yemeği yemek isterseniz; Osteria contadina Paratoni Restoran'ı öneririm. Bölge olarak San Cristina/Val Gardena'da. Burası 1232 yılında yapılmış ve sonrasında özelliği bozulmadan yenilenmiş karakteristik butik çiftlik evi yöreye özel, ev yapımı Ladin mutfağından seçme enfes yemekler tadabilirsiniz. Sadece Cuma ve Cumartesi günleri 18.30-24.00 saatlerinde açık. Mutlaka gidin, görün ve yöresel yemekleri tadın! Şık ve 1 Michelin Yıldızlı Şef Gault Millau eşliğinde 650 çeşitten fazla şarap listesinin bulunduğu Anna Stuben Restoran'a gitmenizi tavsiye ederim. Ortisei Sankt Ulrich'te Güzel ve şık atmosferiyle sizi büyüleyecek. Pazar günleri hariç her gün 19.00-23.00 arası açık. Tüm bu restoranlar için rezervasyon yapmanızı öneririm,  oldukça popüler oldukları için dolular...

Puglia'da arabayla köy-kasaba (İtalya)



Kayak ve gastronomi bir aradaysa keyfime diyecek yok. Bir de otellerin piste çıkışları olsa buradan hiç ayrılmam! Sizler de gelin ve bu seyahati deneyimleyin inanın çok şey kazanacaksınız. Benden söylemesi...

Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...

Katharların izinde: Montségur Kalesi, Carcasonne ve Albi...

Bu bölgeye Türk Hava Yollarının direk seferi ile Toulusse'dan rahatça ulaşabilirsiniz.
Ayrıca Montpellier Uluslararası havaalanının var olduğunu ve buranın da yakın olduğunun bilgisini vermek ve Fransa'nın çok etkin demiryolu ağının bulunduğunu,  bu demiryollarının bahsi geçen önemli kentlerden de geçtiğini de vurgulamak istiyorum. Fransa'nın güçlü bir sosyal devlet olmasının en önemli kriteri ulaşım ağının gücünden geliyor sevgili dostlar.

Katharların sembolü 2 önemli kaleden size bahsetmek istiyorum. Birincisi Montségur... Aude Nehri vadisinden geçerek Pirene sıradağlarının eteklerinde bulunan Montségur Kalesi 1244 yılında Papa’nın ordularına yenik düşen ve 1216 metre yükseklikte bir kartal yuvası konumundadır. Kathar direnişinin en önemli sembolüdür. Pirene dağlarının eteğinde bulunan otoparktan yürüyerek kaleye ulaşabilirsiniz. İlginizi çekeceğini düşündüğüm bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum.



Yeryüzündeki şarap ve yemeğin cenneti: Bordeaux


Katharlar Engisizyon mahkemesine karşı çıktıkları için 10000 kişilik ordu tarafından 10 ay boyunca ablukaya alınmış ve yakalanan 225 direnişçi Katharlı kazıklara çakılarak yakılmıştır.




Kathar bölgesinin kalbinde bulunan ve Oksitanya’nın Orta Çağ atmosferini en güzel şekilde yansıtan Languedoc’un en tanınmış ve en çok ziyaret edilen şehri olan Carcassonne Katharlıların 2.önemli kale kentidir. Günümüzde iki ayrı şehir olarak kabul gören, biri, tepede yükselen ve UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne "insanlık tarihindeki önemi " sebebiyle listeye alınan Carcasonne üç kilometrelik çift surla ve 52 kule ile çevrili, Avrupa’nın en büyük kalesidir. Tarihi kısmı ile ziyaretçilerini buraya çeker diğeri ise, Aude Nehri’nin öbür kıyısında uzanır. Carcasonne'un bulunduğu tepede Roma dönemi öncesi 3. ve 4. yüzyıllarda Haçlı Seferleri’nin istilasından korunmak için 1200 metrelik bir savunma duvarı ile korunmuş. Hatta Star Wars fllmi bile burada çekilmiş.

Tarihi kalenin mahalleleri yürüyerek keyifle gezilebilir bir Orta Çağ atmosferi ile sizi bekliyor. Gallo-Romen surlar, kuleler tüm ihtişamıyla "biz buradayız " dercesine tüm ihtişamıyla sizleri büyüleyecek. 12. yüzyılda inşa edilen Kont Şatosunun inşa edilmesiyle kasaba bir Orta Çağ hisarı olarak görünümünü almış.

Carcasonne Katedralinin dengesi iç tonozlarla sağlanması ve kubbesinin yarım  olması sebebiyle diğer Fransa'da bulunan Katedrallerden farklılık göstermiş. Pencerelerdeki vitrayların ise değeri ve yapı kalitesinin yüksek olduğunun altını çizmek isterim ki dikkatlice inceleyin. Toulousse yolundan buraya gelirken yine UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde koruma altına alınan "Canale du Midi" görülecek huzur veren yerler arasında.  "İnsanlık tarihindeki ve evrensel önemi " sebebi ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış yükseltme havuzları, kemerleri köprüleri ve tünelleri ve en önemlisi Saint-Ferreol barajıyla Akdeniz ile Atlantik Okyanusunu birbirine bağlayan kanal mimarî ve mühendislik harikasıdır. Anıtsal ve asalet simgesi olarak bize hem yeşili hem doğayı hem de işlevselliğinin önemi ile sizleri büyüleyecek ve size huzur verecek bir alan. 

Alsas’ın kurabiyeden kasabası: Obernai


Soluklanın ve temiz havayı ciğerlerinize çekerken evrene selam verin!  Buradan Katharlara kucağını açan Orta Çağ dönemine ait mimari ve kentsel kompleks olarak Albi Şehrini gezmenizi öneririm. Burası yaşayan bir Orta Çağ kenti. Tarn Nehri kenarında yer alan eski şehir bölümü birbirine uyumlu yapıları ve keşfedilesi sokaklarıyla şirin bir kasaba. Albi'de ayrıca kurulan semt pazarları oldukça renkli. Albi Haçlı Seferleri’nden sonra 1265 yılında St. Cecile Katedrali kırmızı ve turuncu renklerle Gotik üslûbuyla yerel tuğlalardan yapılmış Katedral Albi'ye egemen kılınmış konumda. Ben ziyaret ettiğim sırada yapılan ayin ve ortamdan çok etkiledim. Katedralin büyük çan kulesi dâhil yapıyı insandan daha üstün ve önemli kılmak amacıyla devasa boyutta yapılmış. Katedralin içinde bulunan ve kıyamet ortamını anlatan ihtişamlı "kıyamet freski"'nden gözlerimi alamadım desem abartılı olmaz.



Katedralin yanından dar bir alandan geçerek hem Irmağa hem de Palais de la Berbie'nin bahçesine hâkim büyüleyici ve muhteşem manzaraya hâkim bir bölgeye geliyorsunuz. Orada fotoğraf çekerek soluklanın. Ayrıca Palais de la Berbie'de yaşamış Henri De Toulouse-Lautrec anısına yapılan ve ismiyle aynı adı taşıyan müzeyi gezebilirsiniz. Sanatçıyı eğer Paris Moulin Rouge kaberesini izlediyseniz buraya ziyaret edenleriniz varsa hatırlayacaksınız. 

Âşıklar ülkesi: Fransa


Paris şehrinin özellikle kabare, genelev, hipodrom ve sirklerini resmetmesi, en önemlisi de canlı afişleriyle "litografi"nin önemli bir sanat dalı haline gelmesinde öncü olan ressamın Moulin Rouge afişlerinin yanısıra Matisse, Dufy ve Yves Brayer'in yağlı boya resimlerini görebilirsiniz. Müzenin renkli bahçesinde dolaşın ve Albi'de hem görsel, hem sanat, hem kültür hem gastronomi alanında doyuma ulaşın. Gastronomi diyorum çünkü burada Kaz, ördek ciğeri ve bunun yanında soğan reçelini almadan ve tatmadan dönmeyin... Burası tarihi doyasıya yaşayacağınız bir bölge. Bu bölgeyi 3 gece 4 gününüzü ayırarak keyifle gezebilirsiniz.

Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...

İç Anadolu'nun modern şehri: Eskişehir

Balmumu Heykeller Müzesi, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in ismiyle anılmakta. Aynı zamanda bir heykeltıraş olan Yılmaz Büyükerşen, müzede sergilenen 200’e yakın eserin yapımında bizzat çalıştı.
Sanattan spora, edebiyattan siyasete kadar çok sayıda ünlü ismin balmumundan yapılan heykellerinin sergilendiği müzede yer alan bazı heykellere temsil ettiği ünlü şahsın gerçek kıyafetleri, takıları, aksesuarları giydirilmiş (örn: Barış Manço, Aziz Nesin…) Türkiye’nin ilk Balmumu Heykel Müzesi’ne giriş için sembolik ücretler ödenmekte ve müzenin tüm gelirleri engelli vatandaşlarımız ve kız çocuklarının eğitimine aktarılmakta. Bu bağlamda, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, ziyaretçilerine sunduğu post modern deneyimin yanı sıra oldukça kıymetli bir hayır işleme imkânı da sunuyor.

Gondol sefası

448 kilometre uzunluğuyla Sakarya Irmağı’nın en uzun kolu olan Porsuk Çayı, Eskişehir turlarında tekne ve gondol turlarına ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Eskişehir’in merkezinde yer alan iki İlçenin, Tepebaşı ve Odunpazarı’nı ayıran sınır çizgisidir. 15 dakika süren tekne turunda Eskişehir’in genç, dinamik nüfusu ve sosyal yaşamı gözlemlenebilir. 

İç Anadolu’da bir Avrupa şehri: Eskişehir


Porsuk Çayı üzerinde yer alan 26 adet birbirinden eşsiz farklı mimari ve renge sahip köprülerin yapımındaki renklilik ve çeşitlilik insanları hayrete düşürüyor. “Her renk bir insan, her insan bir renk” konseptiyle bizlere insanların da farklı görünüm ve ruh hallerinin olduğunu göstermesi bir yana, “çeşitliliğin birbirine uyumu ve düzenini aktaran en iyi örnek diyebilirim... Tekne turunu alarak, köprülerin güzelliğini görebilir, yapıları en iyi şekilde inceleyebilir, Anadolu’nun deniz olmayan bir kentinde, bozkırın ortasında suda yol almanın keyfini çıkarabilirsiniz. 

Odunpazarı, Osmanlı dönemi mimarisi ve mahalle yaşamının izlerini bugüne ulaştıran özgün bir semt. Odunpazarı evleri, tarihi evlerin yer aldığı benzer destinasyonlardan önemli bir farkla ayrılıyor: Beypazarı, Safranbolu, Göynük ve Şirince’de bulunan evler genelde beyaz ve kahverengi tonlara sahipken, Eskişehir Odunpazarı evleri gökkuşağı renkleriyle bezeli. Kentin bu en eski yerleşim yeri ismini, Eskişehir’in ormanlarından getirilerek meydanda satılan odunlardan alıyor. Tarihi Odunpazarı sokaklarında gezerken Eskişehir’in meşhur Met Helvası, Haşhaşlı Ekmeği ve simidinin de tadına bakabilirsiniz.

İlk Türk otomobili: Devrim

Devrim otomobili, 1961 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in emriyle yapımına başlanılan Türkiye’nin ilk ve tek otomobili. Eskişehir’de, dört ay gibi kısa bir sürede yapılan otomobilin, motoru da dâhil olmak üzere, parçalarının tamamına yakını Türkiye’de üretilmiş. Bugün kullandığımız araçlarda bulunan ayarlanabilir direksiyon özelliği de dünyada ilk defa, Türk mühendislerimiz tarafından bulunmuş. Gene ilk defa bu arabada ayarlama fonksiyonunun kullanılma şansı ise dönem yetkililerimizin pek de lüzum görmemesi üzerine, ünlü Amerikan markası Cadillac’ın olmuş. Bu teknik özelliği de insanlığa, Patenti alan Cadillac sunmuş. Kentin kokartlı turist rehberlerinden dinleyebileceğiniz ve “içerisine benzin konulmadığı” efsanesi(!) ise hikayeyi bir başka boyuta taşıyor. Devrim otomobili, çok büyük zorluklar karşısında unutulmaz fedakârlıklar sunan bir milletin, dizlerinin üzerinden kalkarak yeniden yürümeye; koşmaya başlayışının bir sembolüdür. Hala üzerinde çekiç izlerini görebileceğiniz el yapımı Devrim otomobili tüm heybetiyle ziyaretçilerini bekliyor.

Anadolu’nun ortasında kumsal, plaj, sahil...

Eskişehir’in dillere destan bir başka köşesi de Kent Park. Özellikle yapay plajı ile ön plana çıkan Kentpark’ta birbirinden farklı heykeller ile fotoğrafseverlere hitap eden peyzaj çalışmaları da dikkat çekiyor. 

Zamanda yolculuk: Odunpazarı


Ege sahillerinden getirilen gerçek plaj kumun kullanıldığı yapay denize, sembolik ücretlerle girmek mümkün... Türkiye’nin en büyük parklarından birisi olan Kentpark, kentin en doğusunda yer alıyor.

Bilim, sanat, kültür, doğa: Sazova Park

400 bin metrekarelik bir alana kurulan Sazova Bilim, Sanat ve Kültür Parkı’nda yer alan hayvanat bahçesi ve akvaryum ziyaret noktaları olmalarının ötesinde, ziyaretçilerine hayvanlar hakkında bilgi aktarmasıyla da öğretici bir niteliğe sahip. Parkın isminde yer alan “bilim” kelimesinin karşılığı ise Uzay Evi ve Bilim Deney Merkezi’nde hayat buluyor. Çocukların bilime ilişkin pek çok düzeneği test etme imkânı bulduğu parkta yer alan Masal Şatosu ile Korsan Gemisi konukları fantastik bir dünyaya taşıyor. Türk-İslam Şaheserleri ise bir başka önemli ziyaret noktası…Parkta yer alan gölette kürek çeken antrenman yapan sporcu ekibimiz, ABD’deki Boston Massachusets’i anımsatan görüntüler sunuyor.

Siyasi tarihin önemli tanığı

Bir dönem şeker pancarı yetiştirilen tarlaların uzandığı Kentpark, olağanüstü bir değişim geçirse de, hemen karşısındaki Eskişehir Kazım Taşkent Şeker Fabrikası hala yerinde duruyor. Eskişehir Şeker fabrikası, Türk siyasi tarihi açısından da kritik bir güne ev sahipliği yapmasıyla anılıyor. 27 Mayıs darbesinin bir gün öncesinde, Başbakan Adnan Menderes’in Kütahya’ya hareketi sırasında darbe haberini alıp, Başbakan olarak en son ziyaret ettiği yer, bu şeker fabrikasıydı...

Çibörek Eskişehir’de yenir

Eskişehir’e göç eden Kırım Tatarları tarafından Eskişehir mutfağına kazandırılmış olan bir lezzettir Çibörek. “Çi” kelimesi Tatar dilinde “güzel, lezzetli” anlamına gelir. İçinde sulandırılmış kıyma olan hamurlar kapatılarak kızgın yağa atılır. Burada pişen Çibörekler birkaç dakika içerisinde sıcak sıcak masanıza gelir. Yerken içerisinden akan, düşünülenin aksine yağ değil sudur. İçinden akan bu su sebebiyle bu böreğe bazı yörelerimizde “Şır Börek” de denilir. Son olarak belirtmekte fayda görüyorum: Eğer bir yerde “Çiğbörek” yazıldığını görürseniz bunun yanlış olduğunu aklınızda tutunuz. Bu tamamıyla yanlış bir dil aktarımı olup, bu lezzetin gerçek ismi değildir. Zaten böreğin çiğ olmadığını da göreceksiniz. Tatar bir ailenin işlettiği Tatar’ım Çibörek’de yediğim Çibörek eşsiz bir lezzetteydi. Tadı damağımda kaldı. Kesinlike tavsiye ederim... Yine bir Tatar lezzeti olan Balaban Köfte ise taze pide ekmeğinin üzeri - ne özel soslar ve yoğurt dökülmesi; en üste de köftelerin konulmasıyla hazırlanıyor. Balaban Köfte’den önce yöresel Tatar çorbalarından Sorpa ya da Toyga’yı da denemenizi tavsiye ederim. Bu işin piri diyebileceğimiz Namlı Restoran, Bağlar Caddesi’nde yer alıyor...

Bir efsane Midas’ın kulakları

Tüm dünyada Midas The Golden Touch (Altın Dokunuşlu Midas) olarak tanınan Frig Kralı Eskişehir’de yaşamıştı. Mitolojiye göre, müziğin, sanatların, güneşin, ateşin ve Şiirin Tanrısı Apollon ile Kır Tanrısı Pan arasında, bir çalgı yarışması düzenlenir. Jüri üyelerinden birisi de Midas’tır. Kır Tanrısı, çaldığı kaval ile hoş sesler çıkarır. Tanrı Apollon ise, her çalgıdan üstün olduğuna inandığı lirini çalar ve herkes onu dinler. Yargıçlardan Dağ Tanrısı Tmolos, birincilik çelengini Apollon’a verir. Midas ise Kır Tanrısı Pan’ı birinci seçer. Apollon, Midas’ın bu kararına çok kızar ve “demek ki senin kulakların iyi duymuyor, onları büyüteyim de bundan sonra iyi duysun” diyerek, Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürür...

Kral Midas, halkın kulaklarını görmemesi için kocaman bir külah giyer. Bir süre kulaklarını halkından ve düşmanlarından saklayan Midas, çok sıcak bir yaz gününde, uzayan saçlarına daha fazla dayanamaz ve berbere doğru yol alır ve külahını çıkarmadan önce berberine şu uyarıyı yapar: “Birazdan çok önemli bir şey göreceksin, eğer bu sırrı paylaşırsan seni öldürtürüm”. Berber çaresiz, bunu kabul eder ve Midas külahını çıkarttığında şok olur. Kral’ın saçlarını keser, Midas kulaklarını yeniden külahıyla gizleyerek, berberden çıkar. Midas’ın berberi artık bu büyük sırrı bilmektedir ve ölüm korkusuyla susmak zorundadır. Ancak günler ilerledikçe bu sırrı saklamakta zorlanmaya başlar. Sonunda dayanamaz, sazlıkların arasında derin bir kuyu kazar ve o kuyuya bağırarak sırrı söyler: “Midas’ın kulakları eşek kulakları!” Berberin sesi, rüzgârın da etkisiyle kuyudan tarlalardaki sazlara, sazlıklara yayılır. Bütün Frig ülkesini dolaşan bu ses sayesinde herkes Midas’ın sırrını öğrenmiştir. Berberin akıbeti bilinmez, ancak Midas bu şekilde tahtından olur. Bize de bu hikâyeden, unutmamak gereken bir ders kalır: Yerin kulağı vardır...

 

Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...

Yaşama sevinci deposu üç vadi: Les Trois Vallées

Üç vadideki en gözde yerim Courchevel 1850 ve size özel Coırchevel yazısını ayrıca yazdım. 
Courchevel’de çok sayıdaki patika, dağı kolayca ve sakince keşfetmenize olanak tanır. Doğanın kalbine dalmak için, kar botlarınızı hazır edin! Doğaseverler, tecrübeli yürüyüşçüler ya da Pazar gezintilerini severler, önünüzde birçok farklı güzergâh seçeneği bulunuyor. İşte 3 Vadide yer alan favori yerlerim:

Rosiere Gölü gezintisi

Courchevel Moriond’dan başlayarak, Belvédère istikametine doğru ilerleyin. Roc Sabal’da Rosière bölgesine varmak için Laition Ormanı’na dalın... Muhteşem!

Praz-la Tania rotası

Kayağa başlamak için oldukça kolay ve ideal bir güzergâh. Praz’daki telekabinden başlayan yol, daha sonra ormana açılıyor. Servisle geri dönme olanağı da mevcut. Küçük bir artısı var, kayakla atlama!

Montcharvet gezintisi

Saint Bon’dan veya Jairaz’dan Dent Villard’in eteklerinde alışılmışın dışındaki bir küçük bir köyü keşfedin. Kereste fabrikası ve değirmenini keşfedecek, balkon yolunun keyfini çıkaracak, geçmişte tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu Montcharvet Köyü’nde nostaljik bir gezintiye çıkınca bu gezintinin ruhunuza verdiği huzura doyamayacaksınız...

Courchevel’den Moriond’a   

Croisette’ten Cospillot sokağına sapın ve ormana doğru ilerleyin. Doğanın temiz havasını içinize çekmek için Moriond’a kadar ormanın içerisinden geçin... Birçok yeşil ve mavi pisti sayesinde herkese erişebilir olan dünyanın en büyük kayma alanı Les 3 Vallées (3 Vadi) içinde Courchevel başlangıç seviyesinde olan kayakçılar için de bir cennet! Buyurun ispatı:

Olağanüstü manzaraları olan cennetin ta kendisi!

Düşünülenin aksine zirveler sadece tecrübeli kayakçıların kayabildiği bir yer değildir. Böylece en acemi kayakçılar bile, Verdons ve Vizelle telekabinleri aracılığı ile efsanevi Saulire (2700 metre) zirvesine ve Mont-Blanc’in manzarasına erişebiliyorlar. Önce Creux (mavi), Creux Gölü (mavi), Altiport (mavi) sonra ise Bellecôte (yeşil) kar pistlerinden geçerek 850 metrelik yükselti farkının tadını çıkarın. La Tania ve aynı adı taşıyan telekabinin ardından, Dou des Lanches telesiyeji kayak severleri bir tarafta Courchevel’in 360 derece panoramik manzarasını, diğer tarafta Méribel’i, arka fonda vadiyi görebilecekleri Col de la Loze’un zirvesine çıkarıyorlar. İnişte Col de la Loze’un ve Anémones’un mavi pistlerini kullanabilirsiniz.

Ormanın kalbinde

Courchevel’de herkesin var olduklarını bilmedikleri birçok “gizli” kar pisti bulunuyor. Ormanın içine doğru kıvrılan küçük yollar, ağaçların giderek azaldığı yerlerde çevredeki dağları görebildiğiniz çok güzel manzaraları barındırıyor. Örneğin, Folyère’in mavi kar pistinde bu duruma rastlayabilirsiniz. Courchevel Moriond’da, alanın öteki tarafında, Hint kar pistine (mavi) doğru ilerleyin, tipik çadırları ve animasyonların bulunduğu ufak bir köy göreceksiniz. Oraya dalın!

Kayak ve eğlence bir arada

Kayak merkezinin en güçlü yanlarından biri ise salt kaymayı değil, ebeveynlerin çocuklarıyla beraber kaymayı eğlenerek öğrenebilecekleri eğlenceli kar pistleri sunuyor olması. Verdon’daki Family Park (Aile Parkı) tüm aile için ‘’free style’’ (serbest stil)  kaymaya başlamaları için ideal bir yer. Courchevel Mariond’daki Fun Park (Eğlence Parkı) ise heyecan arayışında olan kayak severleri bekliyor!  Son olarak, Altiport, La Tania ve Jardin Alpin’de kaymaya yeni başlayanlar için tasarlanmış, güvenli bölgelerle dolu kar pistleri bulunuyor.

Les Menuires

Panoramik bir mola verin! Les Menuires, nefes kesen manzarasının keyfini çıkararak piknik yapabileceğiniz birçok zirveye ev sahipliği yapıyor, mola zamanı!

Les Menuires denince akla La Masse zirvesi gelir. Bu zirvede vereceğiniz mola, mutlaka yapılacaklar arasında olması gereken görkemli bir panoramik manzarayı seyredebileceğiniz bir andır. Ahşap dağ keçisiyle fotoğraf çekildikten sonra, kar pistinizi seçin: siyah veya kırmızı, kar her ikisinde de aynı mükemmellikte… Bir diğer zirve ise, tam karşıda bulunan Mont de la Chambre. Mont Blanc ‘ta fotoğrafınızı çektikten sonra, Mont de la Chambre ‘da uzun kar pistinden kaymak gibisi yok!

Jerusalem kar pisti üzerindeki güneş batımını kaçırmayın: Belleville Vadisi’nin arasında kaybolan güneş, inanılmaz bir tatmin duygusu uyandırıyor. Piknik molası vermek o kadar kolay değil çünkü La Masse, Mont de la Challe, Tougnète, 3 Marches gibi zirveler hayli dolu… Roc 1 telekabinin varış yerinde kurulan yeni alanları da deneyebilirsiniz.

Mariond Yarışı – F1’in kar kızaklı versiyonu

3 kilometre boyunca salt kayabileceğiniz bir yol: Grand Prix’ye layık virajlardan dönün, düzlüklerde frenleri bırakın, 8 tünellerden geçerken gözünüzü dört açın, ‘double serpent’ yolunda zigzaglayin!

Courchevel Moriond / Ariondaz

Her öğleden sonra ve Salı ve Perşembe günleri saat 19.30’a kadar açık...

Otantik ahşap kulübeler

Méribel’de tatilcilerin korunaklı pikniğin tadını çıkarmaları için kayak merkezinin çeşitli yerlerine serpiştirilmiş birçok ahşap ev bulunuyor. Öğle yemeğini yemenin ve ücretsiz İnternet’in keyfini çıkarabileceğiniz harika bir yer!

Free style video

Les Menuires, Fransız Kayak Federasyonunun iş birliği ile BK Park’ının 1. alanında, anı ölümsüzleştirebileceğinize yarayacak bir video cihazı kurdu: Tümseğinizi seçin, geçtiğiniz sınırı belirleyin, videonuz akıllı telefonunuza gelsin! 

Kaydırak (Toboggan)

6 kilometrelik uzunluğuyla Fransa’nın en uzun kızak pisti! Yetişkinler ve 5 yaşından büyük çocuklar için uygundur. Günlük 15,50 € başlayan tarifeler. Pazartesi’den Cuma’ya 12.15-16.00 arası, Cumartesi ve Pazar günleri ise 10.00-16.00 arası açık. Biletleri, aynı gün içerisinde gişelerden temin edebilirsiniz.

Herkesin ve özellikle de yeni başlayanlar için erişilebilir olan free style ve eğlence mekânı. Her zevke ve kayak seviyesine uygun 5 kayılabilir alanıyla, her zaman daha fazla eğlenceye hazır olun!



Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...

Alp Dağları'nın arasında gizlenmiş doğa cenneti: Courchevel

Gitmediyseniz en kısa zamanda ziyaret edin.
Bu stresli kaos ortamından negatif enerjinizi insanların insanların birbirine boğacakmış gibi bakan, saygı duvarını çoktan aşmış ülkemizden sizi medeniyete kibarlığa, birbirine kendinden başka insanlara saygı duymaya, sırada beklerken kendinden önce diğer insanlara yer vermelerine,tanımadan insanların birbirine “günaydın “ “merhaba” deme ritüeline sizi davet ediyorum... Kızmayın şapkanızı çıkarın ve kendi hesaplaşmanızı yapın. İnsanlığa, medeniyete adım atmak istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız...

Courchevel Köyü

Courchevel Köyü, kayak merkeziyle eş zamanlı olarak gelişmiştir. Sevimli Courchevel Köyü sokaklarında gezerken mutlaka uğramanızı önerdiğim yerler...

Denys Pradelle’in Evi

Meditasyona davet eden büyüleyici bir yer… 1946 yılında yeni kayak merkezi çalışmalarını denetlemek için Courchevel’e geldiğinde ailesiyle burada yaşamıştır. Denys Pradellle (mimar) Laurent Chappis’le (mimar-şehir plancısı) beraber Saint-Bon yetkilileri iş birliğiyle Savoie ili tarafından başlatılan bir proje olan Courchevel 1850’in öncülerindendir.

Aziz Curé d’Ars Şapeli

Meditasyona davet eden büyüleyici bir yer… 1939 yılında kutsanmış olan bu şapel, halk tarafından benimsenen Azizleri temsil eden tablolar (Aziz Bon, Aziz Antoine, Aziz Martin, Aziz Jean-Baptiste, Azize Agnès, Aziz Claude ve Aziz Jean l’Evageliste) barındırır. Courchevel Köyü’ndeki bir başka şapel ise Aziz François de Sales’e ve Azize Jeanne de Chantal’a ithaf edilmiştir. Grangette bölgesinde çok popüler olan bu iki yerel azizin yeri 1965’te kutsanmış ve 1995’te de yeniden faaliyete geçirilmiş)

La Corbière

1959 yılına kadar, Corbière (tıpkı Vieux Moriond gibi) bir Saint-Bon kasabası sayılıyordu, bir Bozel kasabası sayılıyordu. Sokaklar iki kasaba arasındaki “sınırı”belirlemesinde etken bir yer...

Alplerin bakir ve hesaplı güzelliği: Val Cenis


GRANDES COMBES

“Aquamotion” Sağlıklı Yaşam Alanı...2015 Aralık ayında açılan bu komplexin içinde su ve su spor alanlarının yanı sıra, tırmanma duvarı, yapay sörf dalgası alanı mevcut. Restoran, atıştırmalık pek çok kafe, bar, çeşitli dükkanları da içinde barındıran hem spor hem de eğlenceli etkinliklere ev sahipliği yapan bu modern komplekse uğramalısınız.

MONTGELA

Gruplandırılmış yerleşim alanları, eğimdeki yapıları ve ormandaki açıklık alanlarıyla, şüphesiz Saint-Bon'un en karakteristik tepesidir. Köyün tepesinden, Bozel Vadisi'nin (Dorons Vadisi olarak da bilinir) nefes kesen manzarası, Mont-Jovet ve Vanoise zirveleri rahatça görülebilir. Buradan Dent Du Villard ve sel yataklarını görebilirsiniz. Manzarada bir grup sel yatağı aslana benziyor. Doğanın güzelliği ve mucizeleri bir kez daha sizi şaşırtacak!

ELEMENTS PARK
Herkese açık kar parkı

Herkesin ve özellikle de yeni başlayanlar için erişilebilir olan free style (serbest stil) ve eğlence mekânı. Her zevke ve kayak seviyesine uygun 5 kayılabilir alanıyla, her zaman daha fazla eğlenceye hazır olun!

İşte 2018 versiyonuyla Elements Park Courchevel’in başrol oyuncusu; her seviyedeki kayakçılar için heyecan veren konumuyla sizi bekliyor. Su, ateş, toprak ve rüzgâr: deneyime renk veren ve Arpasson teleferiğinde uzun süreli bir mola yapmak isteyeceğiniz tüm etkenler burada. Ateşin sevinçli haykırışları, özellikle eğlence yamacı ve kayağa geçmeden önce ilk heyecanları tatmak için kaçınılmaz. Dönemeçli virajlar, köprülerin geçit verdiği pistlerde gülüşler ve kahkahanın hiçbir zaman eksik olmadığı inişlere kuş cıvıltıları ritim tutuyor. Alan ayrıca atlayış ve farklı seçenekleri denemek isteyen free style sporcular için de ideal. Mavi seviye “küçük alan”, gençleri ve her yaştan kayakçıları mutlu ederken, yeşil seviye mini alan ise beşinci element olarak kabul ediliyor.

Courchevel’de kayak her seviyeye hitap ediyor. Courchevel 1850 ‘de bulunan Verdons(Verdon) ve Chenus(Şenu), Jardin Alpin (Jarden Alpen) hatları mavi ve yeşille birlikte kırmızı ve siyah hatlara da bağlantı sağlıyor. ve bu hatların tepesine ulaştıktan sonra sizi eşsiz güzellikte manzara karşılıyor. Courchevel’de güneş çıktı mı işte kar tanelerinin karnavalı başlıyor, gökkuşağının renkleri kar tanelerine yansıyor ve kendinizi bu cennet yerde olduğunuz için çok şanslı hissediyorsunuz. Şükretmenin her daim yolu burada yaşamakta yatıyor...Bulutların üstünde dağlar sizi çevrelerken sizi şirin bir panda karşılıyor. Bu pandalar belli yerlere konmuş bir Julien Marinetti yapımı.

“Julien Marinetti ressam, heykeltıraş ve oymacı. parmaklarından yaratıcılık akan biri. Aslında görsel bir sanatçı olan Marinetti, Sanat’in çeşitli yönlerini keşfediyor. Tutkuyla bağlı olduğu Quattrocento’ya olan hayranlığından kariyerini göz kamaştırıcı bir klasizm ihtişamıyla şekillendirmiş. Bugün yaptığı eserler, neo-kübizm ile ekspresyonizm arasında -aralarında kaybolmaksızın, gidip geliyor. Heykelleri- “Doggy John”, teddy (ayıcık), skull (kafatası), duck (ördek), Panda Ba ve Bob the pinguin (Penguen Bob), onları amaçlı birer araç olarak kullanıyor. Hacim duyusu küstahça doğuştan geliyor, yine de “her daim mutlak olanın, simetrinin ve uyumun” arayışı içinde olduğunu itiraf ediyor ve “benzerliği değil, varlığı” aradığını soyluyor. Boyamaya başladığında heykel hızlı vuruşlarla hayat buluyor, içgüdüsel ve ustaca kullandığı renk zenginliği içinde tercih renkleri algılayabiliyoruz.”

Yurt dışında kayak yapmak isteyenlere alternatif yerler

Courchevel’de kayak zevkiyle birlikte eğlence yerleri sizi bekliyor. İşte size Courchevel’de favori yerler listesi.

Le Cap Horn

( Helikopter pistine yakın tepede konumlanmış bu güzel ve özel yer korsan gemisi konseptiyle hazırlanmış. Çarşambaları sizi eski zamanlarda yaşamış kıyafetleriyle bütün bir ekip karşılıyor. Dış dekorasyonu korsan gemisi güvertesi iç mekan inanılmaz dekoratif objelerle dolu. Soğan çorbası ve kuzu yemeği tüm yemekleri hele tatlı büfesi aman Allah’ım bu kadar da yenir mi deyip çatlayana kadar yedirtecek cinsten. Gitmeden evvel Rezervasyon yaptırın. Her gün tıklım tıklım dolu!

Nammos Courchevel-Mikonos 

Yazın faaliyet gösteren Nammos Courchevel kışın Courchevel’de faaliyet gösteriyor. O kadar çok Türk misafir ağırlıyor ki artık Aleyna Tilki’den tutun, Ajda, Tarkan şarkıları kayarak geçerken bile sizi mıknatıs gibi çekiyor. Eğlencesi yemeklerine nazaran daha ağır basıyor. Misafirperver Yunanlı servis elemanları bizi her seferinde güleryüzle karşılıyor.

Le Chalet des Pierres-

Kayak rotası yolunun vazgeçilmez mola yeri Le Chalet des Pierres’de dilerseniz yemek, dilerseniz bir kahve molası alabiliyorsunuz. Mola alabilecek en gözde yerlerimden ve sıklıkla uğradığım mekânlardan biri. Kestaneli tatlısını tadın ve sıcak çikolatısını için tekrar tekrar geri gelmek isteyeceksiniz. Altraki Moncler mağazasına kaymadan önce bir göz gezdirebilirsiniz. Harika !!!

La Soucoupe-Verdons

Hattın yukarısına çıktığınızda Sizi eşsiz manzarasıyla bulutların üstünde dağları karşısına alan bu dağ evi hem dış mekanı hem iç mekanıyla sizi kendine hayran bırakacak. Yemekleri büyük mangalda pişiren servis elemanlarının güler yüzlülüğü ve eşsiz şarapları kayak keyfinize haz katacak.

La Folie Douce Meribel Courchevel

Chenus hattını aldıktan sonra Saulire ve daha sorq Saulire Ekspres telekabinini alın aşağıya kaydığınızda sizi kartal yuvası konumunda La Folie Douce karşılayacak. Burada showlar , animasyon muazzam. Eğleneyim derseniz masaların üstüne çıkıp dans edebilirsiniz dj performansı, canlı gitar konseri, animatörler, tepeden şampanya indirtip locadan tüm ziyaretçilere şampanya püskürtüp eğlencesinin dibine dalanlar buraya gelsin!

Rezervasyon yaptırıp masanızda adam gibi yemeğinizi yiyip showları seyredebiliyorsunuz. Yok ben de bu eğlence makinasında rol alıp eğlencenin bir parçası olayım derseniz ortadaki masalarda yerinizi ayırabiliyorsunuz. Kayakla Meribel köyüne hem de Courchevel’e yakın olduğu için La Folie Douce Meribel Courchevel koymuşlar adını. Buranın haricinde Val Thorens ve Val D’İsere de de mevcut olan eğlence mekânına uğramadan Courchevel’e gittim diyemezsiniz!

Kaymayanlar için de ulaşım alternatifleri var. Courchevel’de çare her zaman bulunur. Ulaşım ve alt yapısıyla her zaman, her yere ulaşabilirsiniz.Pistler 16:20’de kapanıyor ancak belli yerlerde gece kayak yapabiliyorsunuz. Kızak ise 7’den 70’e akşam üstleri ve akşamın vazgeçilmezi... Haydi kış bitmeden planınızı yapın ve Nisana kadar bir mola verin burada yaşam enerjisini toplayın!!!

 Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...

Bask ülkesinin labirent şehri: Bilbao

Devasa gemilerin ticaret için uğradıkları limanı, Casco Viejo yani eski şehir bölümündedir. Eski şehir, 4 katlı 200 metrelik duvar ardında büyük kemerlerle birbirine bağlanan paralel sokaklarından dolayı "labirent şehir" unvanını almış. Öncelikle Bask ülkesi derken daha evvel sizler için kaleme aldığım Bask şehirlerinden Fransa tarafında olan ve İspanya gibi özerkliği olmayan Biarritz, Saint-Jean-De-Luz Bayonne şehirlerinin çevrelendiği küçük alanın haricinde Bilbao bizi çok farklı bir boyuta taşır. Bask ülkesinin İspanya tarafı 1979 yılında özerk statüye kavuşmuş.  Atlas Okyanusunun Kuzeydoğu köşesinde 2 milyon nüfuslu neredeyse yüz ölçümü İzmir kadar olan bölgede Avrupa'daki en eski uygarlıkların kökeninin buradan doğduğuna inanılıyor.

Bask ülkesi insanları için kibar, medenî ve yardımsever diyebilirim. Yeme içme kültüründen bahsedecek olursam Bask bölgesi adeta gastronominin merkezidir. San Sabastian ve Bilbao arası birçok Michelin yıldızlı restorant bulunmaktadır. Tapas'ın bir çeşidi olan ve bu bölgede Pintxos olarak anılan lezzetli atıştırmalıkları her köşede tadabilirsiniz. Bilbao'ya özel, şehri ayrıcalıklı kılan yerler arasında: ilginç köprüsü Zubizuri Geçidi (passarella Zubizuri), 1911'den beri gözde bir yer olan "Cafe bar Bilbao, "El Globo bar renkli pintxoslarıyla, Michelin yıldızlı şef Daniel Garcia'nın operasyonunu üstlendiği "Zortziko restaurant"  tadım menüsüyle ve şehri, yaşanacak şehir olarak kılan modern sanatlar müzesi  "Guggenheim" Baskçası "El Guggem"...  Yok artık bunu da mı görecektim diyeceğiniz kadar şaşırtıcı yapıt ve modern eserleriyle müze sizleri bekliyor... Dünyaya başkaldıran kural tanımayan bu müzeyi mutlaka ziyaret edin derim.



Bask ülkesini oluşturan şehirleri gezme planınız varsa, size 2 ayrı plan oluşturabilirim :

1- Toulouse üzerinden Fransa'dan başlayarak bir tur yapabilirisiniz (ki bu turu ben yaptım ) ve kesinlikle size öneririm.
Istanbul'dan direk Türk Hava Yolları seferiyle Toulouse startlı turda, Bordeaux St. Emilion, Biarritz, St Jean De Luz, San Sebastian, Burgos, La Rioja üzerinden Bilbao ve yine tarifeli seferle İstanbul yapmanız. Bu tur için 8-9 gün ayırmalısınız. Hatta altta bahsettiğim doğa harikalarına uğrayayım derseniz tam tamına 10 gün ayırmalısınız. Gidiş ve gelişle koşuşturmadan 12 güne çıkarabilirsiniz her şeyi göreyim hızlıca geçeyim derseniz 10 gün tempolu sıkıştırmalı bir program olacak.

2- Direkt Bilbao üzerinden kısa Bask turu ( bu turu perşembe/pazar yapabilirsiniz)

Uçuşlar: İstanbul /Toulouse 3 saat 40 dakika Bilbao/İstanbul 3 saat 50 dakika sürer.

Guggenheim Müzesinin Meydanında 12 metre boyunda çimenden ve çiçeklerden oluşmuş dev bir köpek maskot "PUPPY" sizi karşılar. E beni karşılamışsa ben de önünde bir fotoğraf çektirmeliyim diyerek ona yakınlaştım. Yakınlaştıkça çiçekten çim halı şeklindeki köpeğe daha da sempati duydum.



Meydanı geçtikten sonra geniş basamakları heyecanla indim. Karşımda ince demir bacaklarıyla 9 metre boyuna erişen karadul,  cam kürelerle dolu, tel ağdan yapılmış yumurta kesesiyle önümde "bu da nesi" dedirtecek şekilde beliriverdi. Dünyadan mı, Marstan mı? sorusuyla cebelleşirken, örümceğin altındaki ince bıyıklı bir adam  "Hoşgeldiniz" der edasıyla önümde duruyordu. Örümceğin adı "Maman"mış. Sanki uzaydan fırlamış dev parlak gri plakaların değişik kıvrımlarıyla oluşturduğu bu müzeyi, müzenin önünde bulunan renkli sürpriz eserleri incelemenizi, içindeki kıvrımlı helezon şeklindeki eserin içinde kaybolmanızı ve çıkış yolunuzu bulurken esin yapıtını incelemenizi, uzay yolu şeklinde fosforlu bantların içinden geçerken parlament mavisi zeminde durup uzay yolu macerasının içine girmenizi ve en üst katta bulunan tablolarla vakit geçirmemizi şiddetle öneririm.


Müzeyle ilgili de Dan Brown'ın "Başlangıç" adlı kitabını okuyup, ilk bölümlerindeki tasvirleri gözden geçirerek müzeye gitmeden başyapıt ve eserleri önceden çalışarak ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Daha iyi özümsersiniz ve anlarsınız.
Müzenin mimarı Frank Gehry binanın inşaatının tamamlandığı sabah "bu tam bir kâbus, Tanrım ben insanlara, şehre bunu nasıl yaparım? Ben nasıl bir bina yaptım!" diye yataktan fırladığı  anlatılıyor.

İspanya'nın en güzel sahil kasabaları


Daha sonra şehrin can damarı haline gelen modern sanatlar müzesini Bilbao halkı ve tüm dünya beğeniyor. Ben de oldukça beğendim. Renkli, parlak, sevimli, şaşırtıcı, gizemli, aynı zamanda çekici bir müze... Ziyaret edin derim! Eğer alışveriş yapmak isterseniz şehrin göbeğinde bulunan İspanyolların "El Corte Ingles " alışveriş merkezinde istediğiniz çoğu eşyayı, markayı bulabilirsiniz...

Şehirden ziyade doğal güzellikleri görme eğilimindeyseniz Bilbao size 2 gün yetecek artacak bile...  Hadi gelin biraz da Bilbao yakınındaki olağanüstü güzel yerlere göz atalım;

San Juan de Gaztelugatxe,  tam da doğanın ortasında vahşi ama bir o kadar güzel bir tablonun içinde yer alan bir konumda tüm ihtişamıyla sizi bekliyor. Kendinizi doğaya adamışsanız ve hele resim çekmeyi seviyorsanız burayı mutlaka programınıza alın. Ayrıca Game of Thrones'u seyredenler manzarayı gördüğünde burayı hatırlayacaklar... İnsana müthiş bir enerji veriyor San Juan Gaztelugatxe!



Flysch rotası sonsuzluk hissini üzerinize yüklemeye birebir, UN Doğa Mirasları listesinde zaten tescilini almış bir yer, Bibao'ya 1 saat uzaklıkta,100 milyon yıl evvelden kalma dalga, rüzgâr gibi çeşitli hava ve iklim şartlarından formasyona uğramış kaya ve taşların oluşturduğu ilginç  ve şaşırtıcı bir yer. Deba ve Zumaia arasında "Gipuzkoa" iline bağlı bu doğa mucizesine mutlaka uğramalısınız! San Sebastian yolundan geliyorsanız San Sebastian'a yarım saat mesafede... Haydi, programınıza alın. Gernika ( Guernica) Bilbao'dan 45 dakika uzaklıkta olan şirin bir kasaba. Gernika 'nın hikâyesi hüzünlü.

2. Dünya savaşı sırasında Franco, Hitler'e Alman hava kuvvetlerinin gücünü, yeni yaptığınız silahlarınızı bu şehirde deneyebilirsiniz diyor ve pek çok kenti yok etmek için geliştirilen termik bombalar Almanlar tarafından silahlarını denemek maksadıyla şehre atılıyor, şehir yağmalanıyor ve binlerce masum insan bu şekilde yaşamını yitiriyor. Gernika İspanya iç savaşında Franco'nun güçlerine boyun eğmediği için direnişin merkezi olmuş, inatçı Bask halkının  bu şehirde toplandığının kanıtı olmuş ve Franco bu amaçla Alman kuvvetlerinin silahlarını bu şehirde denemelerini rica etmiş ve şehrin tamamını yok ettirmiş.

İspanya'nın en tehlikeli festivali


Kentin yamaçlarında bulunan parkın duvarında Pablo Picasso'nun savaşın vahşetini resmettiği "guernica" adlı tablosu bulunuyor. Bombardıman sırasında tahrip olan ve binlerce yıl önemli toplantılara ev sahipliği yapan köydeki yaşlı meşe ağacı halâ "yıkılmadım ayaktayım" dercesine hayata tutunuyor ve direnç gösteriyor. Direniş ve bağımsızlık sembolü olan ağaç bize güzel bir örnek olsun. Hayata ne olursa olsun ne yaşanırsa yaşansın tutunmalı ve onca yaşanana rağmen hayata sımsıkı sarılmalı... Gernika'da pazartesileri kurulan Lumo pazarına benim deyişimle "yok yok" pazarına denk gelirseniz mutlaka gezin, keşfedin. Ancak araç kiralıyorsanız park yeri sorunu olabilir. Yayan ulaşın ve açık pazarın doyasıya gezerek keyfini çıkarın derim... Bilbao pintxos cenneti pintxos tariflerine ayrıca yer vereceğim. Hayat gerçekten İspanya'da güzel. Yaşam tatlı tatlı akıyor ve siz de bu akışın içinde keyfe keder yaşıyorsunuz.

Fotoğraflar: Filiz GÜLTEN

Yazının devamı...