Kurgu değil gerçek

Güncelleme Tarihi:

Kurgu değil gerçek
Oluşturulma Tarihi: Ekim 19, 2017 15:35

Usta gazeteci Murat Yetkin’in ‘Meraklısı için Entrikalar Kitabı’nı polisiye romanların büyük ismi Ahmet Ümit yazdı: “Gerçek olayları yazmak, kurgusal metinler oluşturmaktan çok daha zordur. Kitabın yarısına gelince Murat Yetkin’in bu güç işin altından büyük bir başarıyla kalktığını gördüm. Açıkçası kitabı yakın dönemin komplolarını anlatan bir inceleme kitabından çok, uluslararası bir insanlık tragedyası olarak okudum.”

Haberin Devamı

Dünyanın en eski mesleklerinden biridir casusluk. Tam olarak hangi tarihte görüldüğü kestirilememekle birlikte, devletlerin ortaya çıkmasıyla var olduğunu söylemek yanlış olmaz. Casusluk faaliyetine çoğunlukla olumsuz anlamlar yüklense de aslında casusun hizmet ettiği politikaya göre faaliyetinin içeriği de farklı nitelikler taşıyabilir. Ama hiç kuşkusuz bu gizli, tehlikeli, acımasız meslek insanlara her zaman ilginç gelmiştir. Pek çok erkek ve kadının aklından casus olmak; ülkesine, inancına, ideolojisine hizmet etmek için bu dışarıdan çok renkli görünen, aslında son derece sıkıcı ve monoton meslekte çalışmak geçmiştir. Casus olmayı düşünmeyenler ise izlediği filmlerde, okuduğu kitaplarda bu meslekteki insanların heyecanını yaşamaktan büyük bir zevk almıştır. Öyle ki polisiye roman ve film kategorisinin altında ‘casusiye’ diye bir tür oluşmuştur. Bu türün tanınmış kahramanı, Ian Fleming’in James Bond’udur. Bond o kadar ünlüdür ki, adeta gerçek bir kişilikmiş gibi İngilizlerin ulusal kahramanı olmuştur. Ama bana kalırsa bu sahadaki en iyi kahraman, John Le Carre’nin efsanevi karakteri George Smiley’dir.
Evet, anlaşıldığı üzre, bendeniz de naçizane, bu türün hem sinemada hem edebiyatta sıkı bir takipçisiyimdir. Elbette sadece bu kurgusal karakterleri değil, aynı zamanda onları yaratan uluslararası siyasi koşulları da anlamaya çalışmaktan, analiz etmekten büyük zevk alırım. O yüzden sevgili dostum Murat Yetkin’in, Türkiye Cumhuriyeti’nde kırılmalar yaratmış önemli tarihi olaylar ekseninde entrikalar, komplolar ve dolayısıyla casuslar üzerine bir kitap yazacağını duyduğumdan beri büyük bir merak içindeydim. Aslına bakarsanız Murat’la dostluğumuz da biraz bu minval üzerine kurulmuştu. Polisiye ve casusluk hikâyeleri ikimizin de bayıldığı konulardı. Aramızdaki fark, onun gerçek olayları ve gerçek kişileri yazması, benim ise kurgusal olayları ve hayali karakterleri kaleme almamdı.

ÇOK GÜÇ BİR İŞİN ALTINDAN BAŞARIYLA KALKIYOR
‘Sis ve Gece’ gibi bir casusluk romanı, onlarca kurgusal suç hikâyesi kaleme almış biri olarak söyleyebilirim ki, gerçek olayları yazmak, kurgusal metinler oluşturmaktan çok daha zordur. Çünkü romanda hayatın ve insanın hakikatini anlatmanıza rağmen somut olaylar ve insanların gerçek olması gerekmez. Edebiyatçı, gönlünün dilediğince, yeteneğinin el verdiğince olaylar, kurgular ve karakterler yaratır. Oysa yaşanmışlıkları anlatıyorsanız hem olaylar hem de insanlar gerçek olmalıdır. Hele bir ülkenin nerdeyse 100 yıla yakın tarihindeki önemli entrikaları ve komploları kaleme alıyorsanız, kesinlikle gerçekliğe sadık kalmak zorundasınızdır. Göğüslemeniz gereken kimi riskler şöyle dursun, eğer iddia ettiğiniz olayların yanlış anlatıldığı kanıtlanırsa yazdıklarınızın hiçbir önemi kalmayacaktır.
‘Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’nın daha ilk sayfalarını karıştırırken Murat’ın ne kadar güç bir işe soyunduğunu fark ettim. İtiraf etmem gerekir ki bu zor meselenin altından nasıl kalkacak diye onun adına biraz da kaygılandım. Üç-beş kişinin bir araya geldiğinde sorumsuzca komplo teorileri ürettiği bir ülkede gerçek entrikaları masaya yatırmak, bu kanlı ve karmaşık olaylar zincirini yaratan kişileri bulup onları konuşturmak, sürecin doğru bir analizini yapmak ve olası sonuçlarını gözler önüne sermek, deveye hendek atlatmaktan çok daha zordur. Üstelik bu işi, bilgi kirliliğinin had safhaya ulaştığı günümüz dünyasında yapmaya çalışmak hem büyük bir gazetecilik becerisi, hem derin bir politik altyapı hem de sağlam bir vicdan gerektirir. Kitabın yarısına gelince yazarın bu güç işin altından büyük bir başarıyla kalktığını gördüm. Burada sadece bir gazetecilik başarısından söz etmek eksik kalır, yazar bu misyonunu zaten layıkıyla yerine getirmiş.

Haberin Devamı

Kurgu değil gerçek

Fotoğraf: Emre Yunusoğlu

HER BİRİ İÇİN SAYFALARCA ROMAN YAZILIR

Şöyle ki, Türkiye’nin en sıkıntılı döneminde görev yapan CIA ajanı Ruzi Nazar’la görüşmüş. Nazar, CIA’in 10-11 yıl boyunca, Ankara merkezli Orta Asya-Kafkas operasyonlarının başındaki kişi. 12 Eylül darbesinin arkasındaki ABD parmağını anlamak ve açıklamak için de o dönem CIA’in başkanı olan Stansfield Turner’la buluşmuş. Ama sadece ülkemizdeki darbeyi değil aynı zamanda siyasal İslamı da konuşmuş. Washington’a gitmiş, Büyük Ortadoğu Projesi’ni ortaya atan adamla da görüşmüş. O kişi, ulusal güvenlik danışmanının yardımcısıymış. Bütün bunlar yabana atılmayacak bir gazetecilik başarısıdır. Ama ‘Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’ sadece çarpıcı olayların ardındaki istihbarat örgütlerini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda dönemin ülke içi ve uluslararası siyasetin dinamiklerini de sunuyor. Böylece, her biri üzerine sayfalarca roman yazılabilecek entrikaları deşifre etmekle kalmıyor, istihbarat örgütlerini ve onları yöneten casusların hazırladıkları yıkıcı senaryoların asıl nedenlerini de gözler önüne seriyordu.
Her biri üzerine sayfalarca roman yazılacak derken abarttığımı zannetmeyin: İkinci Dünya Savaşı’ndaki Türkiye’nin aldığı tarafsızlık konumundan Stalin’in Boğazlar talebine, 6-7 Eylül olaylarından 12 Eylül darbesine, Aliyev’in Türkiye’ye kaçırılmasından, IŞİD’in kuruluşuna kadar kitapta yer alan entrikaların başlıklarına şöyle bir göz attığınızda bile yazarın ele aldığı konuların ne kadar yakıcı ve önemli olduğunu anlayabilirsiniz. Murat, kitabında bunları anlatmanın, açıklamanın, analiz etmenin çok daha ötesine gidiyordu. Onun kendi tabiriyle söyleyecek olursak artık bir gazeteci için ‘5N1K’ kuralını uygulamak yeterli değildi. Entrika, komplo ya da ülke kaderini değiştirecek o somut olayın bütün siyasi tarafları ve dinamikleri de anlatılmalıydı. Böylelikle tarihsel hakikatlere sadık kalınabilirdi. Ama bu da yeterli değildi, açıklanan hakikatin sonuçları da analiz edilmeliydi. Çünkü gerek bir ülkenin iç ve dış siyaseti gerekse devletlerin uluslararası ilişkilerini anlamak için, hem o ülkenin hem de o dönemdeki uluslararası siyasetin, gizlenmiş, kanlı ve kirli faaliyetine bakmak zorunluydu. Üstelik konu sadece politik alanı kapsamakla kalmıyor, hem siyaset tarihi hem de o süreçte uluslararası toplumun (insanlığın) ahlaki ve vicdani davranışları hakkında yeniden düşünmemizi sağlamak gerekiyordu. Bence Murat’ın kitabının başarısı tam da burada saklıydı.

CASUSLAR HEP GRİ ALANLARDA YAŞAR

Yazımıza, dünyanın en eski mesleklerinden biridir casusluk, diye başlamıştık. Zeki, cesur, soğukkanlı, acımasız ve fedakâr insanların mesleği... Kendisi de bir casus olan ve adı ülkemizdeki entrikalara da karışan Ian Fleming’in James Bond’u en azından böyle bir karakterdir. Ama tümüyle yalan ve yanlış bir karakterdir. James Bond gibi bir casusun gerçekte başarılı olması ihtimal dışıdır. Çünkü casuslar, görünmeyen adamlar olmak zorundadırlar, hep gri alanlarda yaşarlar. Sessiz ve gösterişsiz bir hayat sürmek zorundadırlar. İşin en kötü tarafı ise çoğunlukla mutsuz ölürler. Uğruna hayatlarını vermeyi göze aldıkları istihbarat örgütleri ve devletleri çoğu zaman onlardan kolaylıkla vazgeçer. Hatta onları harcamaktan bile çekinmez. Açıklama ise gayet basittir: Zamanın ruhu değişmiş, siyaset farklı bir kulvara taşınmıştır. Elbette öncelik, casusun değil, istihbarat örgütünün, yani devletin öncelikleri olacaktır. Bu olmasa bile çalışma arkadaşlarıyla birlikte canlarını dişlerine takarak, sabırla ilmek ilmek ördükleri entrikaların sonuçları yepyeni tehlikeler ve tehditler ortaya çıkaracaktır. Adorno’nun söylediği gibi, yanlış bir hayat doğru yaşanamaz.
Ben açıkçası, ‘Meraklısı İçin Entrikalar Kitabı’nı yakın dönemin komplolarını anlatan bir inceleme kitabından çok, uluslararası bir insanlık tragedyası olarak okudum. Var olmak için öldürmeye, yıkmaya, yok etmeye muhtaç olmuş bir canlı türünün ilginç ama çaresizlikle yüklü serüveni. Murat Yetkin’e çok teşekkür ediyorum, insanlığın ahlaktan ve vicdandan yoksun durumunu, casusluk ve gizli siyaset üzerinden bize bir kez daha anlattığı için. Ahlaktan ve vicdandan yoksun siyasetin hem ulusal hem uluslararası alanda bizi bir kez daha uçuruma nasıl götüreceğini hatırlattığı için. Bizi bir kez daha kendimizle yüzleştirdiği için...

Haberin Devamı

MERAKLISI İÇİN ENTRİKALAR KİTABI

Kurgu değil gerçek

Murat Yetkin
Doğan Kitap, 2017
304 sayfa, 24 TL.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!