"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Amirin peşinde doludizgin

‘Behzat Ç. seyret’ baskısını bugüne kadar türlü ustalıkla savuşturmuştum. Ta ki geçen gün, bir bakayım şu diziye deyip bilgisayar başına geçene kadar. Diziyi seyretmiş olanların kolayca tahmin edebileceği üzere geçiş o geçiş! Dört günde 23 bölüm tamamladım ve hız kesmeden devam etmek azmindeyim

İlk zamanlar sorulduğunda kısaca “Hayır” diyordum şu soruya: “Behzat Ç.’yi seyrettin mi?”
“Mutlaka seyret” diye ısrarı sürdürenleri “Devam eden dizi filmlerle aram iyi değil. Her bölüm başlayıp bitenler güzel” şeklinde savuşturuyordum.
Önyargılarını savunacak yedek cevaplardan yeterince biriktirmiş insanın güveniyle davranıyordum:
“Pazar akşamları maç oluyor, maç sonrası oluyor...”
“Çok reklam var, bayılacak gibi oluyorum...”
“Bölümler neredeyse iki saat diyorsun, uymaz bana...”
Listeyi uzatabilirim ve uzatıyordum da...
Eski ve zevkine güvendiğim arkadaşlarım baskıyı zamanla artırmaya başladı: “Sen hâlâ ‘Behzat Ç.’ seyretmiyor musun? Yuh!”
Baskı artınca ben de el yükselttim: “Ne var ya! Seyretmiyorum işte...”
Tane tane konuşarak, seyretmem gerektiğini anlatanlar...
“Bir bölüm seyretsen gerisi gelecek zaten, sen bilirsin” diyenler...
“Aslında sana özeniyorum. Bir gün nasıl olsa başlayacaksın ve ilk bölümden itibaren, hiç beklemeden ilerleyeceksin; ballısın bence” diye gazı kökleyenler...

TAMAM LA, TAMAM

Kanallar arası geçiş işlemi sırasında bir süre takılıp, sonra Twitter’a ‘zevzekçe’ “Behzat Ç. iyi ama çevresi kötü” yazdığımda, dizinin hayranlarını hafiften köpürttüğüm de oldu hatta (Affet amirim!).
Geçtiğimiz günlerde ‘Behzat Ç. Seyretsin Bu Eleman Baskı Grubu’nda etkin bir arkadaşım yeni sezonun tanıtım filmini yolladı.
Seyrettim, çok beğendim.
Akşamına zaten buluşacaktık, buluştuk laflamaya başladık.
Konu yine ‘Behzat Ç.’ye geldi.
“Yok senin inadın saçma, yok senin ısrarın saçma” derken “Tamam” diyerek kestim: “Bulunuyor değil mi bu dizi internet aleminde?”
“Bulunuyor. Sansürsüz DVD’si de çıkacaktı ama takip etmeyi bıraktım...” dedi dostum.
“Tamam lan!” dedim.
Dostum diziyi seyretseydin bu noktada, “’Tamam la, tamam!’ demiştin” demekle yetindi.
Ertesi gün ‘düşük yoğunluklu çalışma’ ortamına sahiptim.
Sabah işleri toparladıktan sonra “Bakalım şu diziye” diyerek bilgisayar karşısına geçtim.
Diziyi seyretmiş olanların kolayca tahmin edebileceği üzere geçiş o geçiş...
Dört günde 23 bölüm tamamladım ve hız kesmeden devam etmek azmindeyim.
Eylül ayında yeni sezona kadar treni yakalar mıyım bilmiyorum.
Sporcular gibi konuşursam, “Bu konuda kendime güveniyorum” demem gerek.
Fakat tek işim Behzat Ç. Amirimin peşine takılıp Ankara sokaklarını çiğnemek değil maalesef.
Yine de, hız kessem de eylül ortası, bilemedin sonu gibi kendimi bu güzide alanda güncellemiş olacağımı düşünüyorum.

YAZIN SON KAÇAMAĞI

Başta çok beğendiğim yazar Emrah Serbes olmak üzere tüm ‘Behzat Ç.’ ekibine hürmetlerimi sunarken, sizden de izin isterim.
Daha seyredilecek bölümler var.
Yazın son küçük kaçamağına hazırlanırken çantaya laptop ve neredeyse laptop kadar iri şarj aletini atma sebebim budur.
Bu yazıyı kısa kesme sebebim budur.
‘Behzat Ç.’, beklerken, elimden gelen budur.
Anlayacağınızı umuyorum ve hem ‘Behzat Ç. Baskı Grubu’ndan arkadaşlarıma “Tamam mı la?” diyerek hem de dizinin temasını ıslıkla çalarak huzurlarınızdan ayrılıyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI