Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Amir ve memur

Enis BERBEROĞLU

Sanırım 12 Eylül rejimi ve icazetli partileri Türk insanına demokrasiyi unutturdu. O yüzden demokrasiye doğru uzun yürüyüşte ‘‘memur’’, ‘‘hükümet’’ ve ‘‘devlet’’ gibi bazı kavramları hatırlamak gerekecek.

Gelin en kolayından başlayalım...

Memur sözcüğü emirden gelir... Osmanlıca sözlüğe göre memur, emir almış kişi demektir. Kamu görevini yerine getiren memurun amiri, yani emir aldığı makam halktır. Parlamenter demokrasilerde halk memura emir yetkisini, seçimle işbaşına getirdiği Meclis'e emanet eder. Meclis'ten çıkan hükümet ve başbakan memura emir verir...

Biliyorum biraz uzun oldu ama, Anasol-D ve sayın başbakanına hatırlatmak gerekiyor ki, siyasi otorite, memuruyla küsmez, kavga etmez...

Memura üniformasına bakılmadan emir verilir, yerine getirmezse gereği yapılır. Örneğin görevden alınır, yetmezse mahkemeye verilir...

Amirle memur kavgası hele ‘‘seçilmiş-atanmış’’ formatında yaşanıyorsa ortada siyasi zaafiyet var demektir...

Başbakanların, Genelkurmay Başkanı veya YÖK Başkanı'nı makamına çağırıp isteğini anlatmak yerine TV kamerası önünde rest çekmesi ancak medyatik gündem açısından önem taşır. Yoksa emin olun ki herkes bildiğini okur.

***

Peki amir, memura her istediğini yaptırabilir mi?

Hayır... Çünkü demokrasinin kerameti tam o noktada ortaya çıkar.

Totaliter rejimlerden farklı olarak demokrasilerde halkoyuna sunulan Anasaya metinleri vardır. Hükümetin memurundan isteği Anayasa ve yasalara aykırı olamaz. Örneğin İçişleri Bakanı, emrindeki polise adam öldürme emri veremez. Yanılıp verir ve polis de bu emre uyarsa yasalar karşısında suçlu duruma düşer. Çünkü polisin gerçek patronu bakan değil kamudur.

İşte bu yüzden, başbakanlar memurlarına işlerini öğretemez.

Memura ne iş verileceğinin sınırı Anayasa ve yasalarda yazar.

Çoğu siyasetçiye yasa, anayasa değişikliği zor gelir. Emrine uymayan memuru kovup yenisine yasayı çiğnetmeyi seçer. Beceremezse kendisi memur gibi sorumluluk üstlenir.

Halbuki bilmez ki devlet düzeni bozulunca siyasetin keyfi kaçar. Devletin değil hükümetlerin memurları türeyince çürüme başlar. Seçilmişin altındaki meşru zemin kayar. Devlet, memur, hükümet birbirine girer.

***

Bu yazı için Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasiye imanlı, yasalara saygılı vatandaşlarından özür dilerim. Tek mazeretim, son günlerde aptal yerine konulduğum hissidir.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI