"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Amerika'nın kültürel yüzü

Doğan HIZLAN

Sakıp Sabancı'nın çağrılısı olarak gittiğim Amerika'da gene kısa bir kültür turu yaptım.

Okurlarım bilir, beni ülkelerin kültürel yüzleri ilgilendirir. Çünkü ilerlemenin de, uygarlaşmanın da, benim için tek ölçütüdür kültür.

Kaldığımız Waldorf Astoria Oteli'nin lobisinde çok şık, eski, seçkin ve imzalı kitapları satan bir kitapçı vardı.

Bilmem ki buna antika dükkanı demek daha mı doğru olur?

Sevdiğim, sizin de çevirilerini okuduğunuz nice yazarın kitaplarının ilk baskılarına bakarken, bir tür sessiz dost söyleşisi atmosferinde hissettim kendimi.

O kapaklarda, sayfalarda, yazarın, şairin ilk heyecanını, yürek çarpıntısının seslerini duydum sanki.

Kitabı, basımevinden eline ulaştığında, en sevgili dostuna, belki de o kitaba emeği geçen birine imzalamıştır.

Zaman zaman, Sahhaflarda imzalı kitapları gördüğümde, eskimiş dostluklara ya da dağılan kütüphanelere ağıt yazmak gelir içimden.

Ernest Hemingway'in 'Çanlar Kimin İçin Çalıyor'unun kapağı sararmış baskısı.

Salinger'in eline 'Gönül Çelen'in bu şık eseri geçse (Catcher in the Rye) acaba inzivadan vaz geçer mi? Kaçışı üzerine bir kez daha düşünür mü?

***

ESERLER ve yaratıcıları üzerine nice efsaneler kurulur. Flaubert'in 'Madam Bovary'si de bunlardan biri. Rivayet olunur ki, üstada, Madam Bovary kim, diye sormuşlar, o da, benim, diye cevaplandırmış.

Fransızca ilk basımından sonra bir hayranı uydurmuştur bunu. Fransızca, görkemli ciltli romanı görünce, bunu hatırlayıp güldüm kendi kendime.

Belli sayıda basılmış bir kitapta gözüm kaldı. Kocaman ciltli bir James Joyce'un 'Ulisses'i, Henri Matisse resimlemiş.

İki türün ustasının birbirlerini çatlatırcasına bu düetine, kitap severin de, resim severin de kutsal kitabı dense yeridir.

Yapılan işi, listeleri, takip etmek, batılı ülkelerin alışkanlıklarının, sorumluluklarının en güzeli. Darısı başımıza.

Noble and Barnes'ın içinden adım attığınızda, kocaman bir masa ve masadaki levhada yüz kitabın adı.

Yüz yılın en çok okunan, yüz romanı seçilmişti biliyorsunuz.

İşte bu liste ve bütün bu kitaplar o masada toplanmış.

Okur böylece seçilmiş kitaplar listesini okuyabilir. Kendisinde nelerin eksik olduğu hatırlatılıyor.

Klasikleri çok ucuza basmışlar, ciltli, birinci hamur şık bir kağıda...

İkisinin yanyana bulunmasının bence bir amacı var. Klasikleri okumadan, yani yüzyıllara hükmeden kitapları okumadan, son yüzyılın kitaplarını okumak yeterli değildir. Bu konsepti yakaladım orada.

Oturacak yerlerin bulunması da ayrı bir güzellik. Nedense bizim kitapçılarda henüz okuma yerleri yapılmadı. Şimdi yanlarında pastahaneler, kahvehaneler var ama kitapçının içinde böyle bir mekan yok.

Oysa herhangi bir kitabı alıp okuyabiliyorsunuz. Hatta not bile alabilirsiniz.

***

KÜLTÜRÜN bir devamlılık, kuşaktan kuşağa devrolunan bir varlık olduğunu hissettiriyor kitapçı dükkanları.

Kitapların dünyasında gezindim bu yazımda, yarın da biraz müzik dinleriz.













X