Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Amerikan vandalizmi

Oktay EKŞİ

Geçen gün Doğan Hızlan, ‘‘Oktay Ekşi bu konuda bir yazı yazmaya söz verdi’’ diyerek kamuoyu önünde beni bağladı.

O nedenle izninizle Meral Akşener isimli bayanın dün yaptığı basın toplantısından değil, size bugün Bill Clinton'dan söz etmek durumundayım:

Konu, ‘‘Bill Clinton'a yapılan artık fazla olmadı mı?’’ sorusuna Hızlan'ın çeşitli arkadaşlarının verdiği yanıtlardı. Benim yanıtım da kısaca yazılınca Clinton'ı tuttuğum anlamına gelmişti.

Önce belirteyim:

Clinton'ın özel yaşamı onun kendi sorunu. Bizi ilgilendiren tek şey var: Onun ‘‘Devlet Başkanı’’ sıfatıyla kamuoyuna yalan söylemiş olması.

O noktada Clinton'ın affedilir ve savunulabilir bir yanı yok.

Yalnız olay ondan ibaret değil:

Gerçek şu ki Clinton'ın özel yaşamının en gizli gerçeklerini (örneğin eşiyle kaç senedir cinsel ilişki kurmadığını) kamusal bir mesele imiş gibi gösterip sorgulama konusu yapmak, ne insan onuruna saygı kavramıyla, ne özel yaşamın dokunulamayacak, sorgulanamayacak bir bölümü olduğuna ilişkin hukuk teorileriyle, ne de Amerikalılar'ın pek övündükleri ‘‘açık toplum’’un kabul edilmiş kurallarıyla bağdaşabilecek bir şeydir.

Bunun adı düpedüz vandalizmdir.

Vandalizmdir çünkü ortadaki, toplumsal yaşamın çok önemli değerlerini acımasızca ve ilkel bir tavırla yıkan bir uygulamadır.

Bu konuda yapılan yayınların da ‘‘halkın bilgi alma hakkı’’ ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Nitekim ABD'nin meşhur ‘‘Bilgi Alma Özgürlüğü Yasası’’, bireylerin özel yaşamına ilişkin devlet kayıtlarını başkalarına açma hakkını devlete tanımaz.

Clinton'ın özel yaşamını bu kadar acımasızca teşhir etmeyi kendi meşru hakları sayanlar, acaba aynı şeyin yüzde birinin kendilerine yapılmasına razı olabilirler mi?

Evet adalet ve tıp, gerçeği olduğu gibi görmeden rahat edemez. Ama bu iki meslek dalı da, öğrendiği çıplak gerçekleri başkalarına teşhir etmek için değil, sadece sağlıklı bir tespit ve teşhise ulaşmak için kullanmaya mezundur.

Kaldı ki mahkemede verilen ifadeler tutanağa geçirilirken bile bu kadar kaba davranılmaz. Tam tersine belli bir incelik gösterilir. Örneğin küfürler ‘‘....... sin-kaf ederim dedi’’ şeklinde tutanağa geçirilir.

Clinton'a bu muameleyi reva görenler yani onun özel yaşamının en gizli gerçeklerini öğrenmeye böylesine meraklı olanlar acaba söylerler mi, bir ay kadar önce Sony firmasının ürettiği ve bir düğmeye basınca karşıdaki insanın üzerindeki elbiseleri değil, çıplak vücudunu çekme olanağı veren video kameralarının ABD'ye ithalini neden yasaklamışlar?

Clinton yanlış yaptı. Bunu da itiraf etti. Peki bu olayda yanlış yapanlar? Onlar Clinton'dan ve kendi toplumlarından özür dileyecekler mi?

Aksi halde bu vandalizm damgasını üzerlerinden silebilecekler mi?













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI