Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Amerikan modeli palavrası

Zeynep ATİKKAN

Philadelphia

Herkes kendi küçük çıkarlarına destek sağlamak için bol keseden atıyor.

Bol keseden atma merakının zirveleri zorladığı alan eğitim oldu son yıllarda. Eğitimde gerçeğin bir parçasını alıp genelleme yapma sonucu ortaya şöyle bir söylem çıkıyor:

‘Eğitimde en ideal model Amerikan’ınki. Özel okullar var, kilise hikameyesindeki okullara kimsenin ses çıkardığı yok. Çeşitlilik en ileri düzeyde. Özgürlüğün en gelişmişi vs.

Eğitim konusunda son yıllarda en fazla kimler konuşuyor?

Kendilerini liberal diye tanımlayanlar ile islamcı kesim.

Birinci kategoridekiler ‘özel okulların artmasını’ müteşebbisliğin devamı olarak görmekteler. Olaya basit ve saf iktisat mantığıyla yaklaşıp ‘düşen eğitim kalitesini daha iyi eğitim veren özel sektör kurumlarıyla kapatırız’ı savunuyorlar.

Kısaca ‘rekabet kaliteyi artırır’ aşikarlığını tekrarlıyıp bıktırıyorlar.

İslamcı kesim ise Türkiye'deki mevcut eğitim sistemini eleştirirken Amerika'dan örnek vermeye nedense çok sık başvuruyor. Buradaki ana gerekçe de ‘kilise okulları var’ deyip din ve vicdan özgürlüğünü sahiplenmek.

Bu iki kesimin göklere çıkarttığı Amerikan sisteminin özünü, mantığını ve de uygulanma biçimini buradaki eğitimcilere sordum. İlkokul ve orta öğretimde görevli eğitimcilerden aldığım yanıtlar hiç de bizdeki ‘traşlara’ benzemiyordu doğrusu.

Önce önemli bir saptama.

Bu sistemde, başına buyrukluk, al öğrenciyi istediğin gibi yoğur gibi bir mantık yok.

Doğru, çok sayıda özel okul bulunuyor Amerika'da.

Kiliselerin himayesindeki eğitim kurumlarına kimsenin itiraz ettiği yok. Çeşitlilik, sistemin çok özenle koruduğu bir özellik. Ama iş buraya kadar.

‘Çünkü’ diyor görüştüğüm eğitimciler, ‘Amerikan eğitimindeki çeşitlilik, ülkenin bütünlüğünü ve Anayasa’nın temel ilkelerini dinamitleyen bir çeşitlilik değil' diyorlar.

Sanırım önemli olan nokta da bu. Birey haklarını korumaksa amaç, birey haklarını güvence altında tutan anayasal yapıyı sahiplenmek de bu işin bir parçası.

Bu nedenle ‘çeşitlilik, parçanlama, ayrışma’ anlamına gelmiyor. Çeşitlilik, rejim düşmanı öğrenci yetiştirmek anlamında kullanılmıyor.

Gene burada yaptığım çok sayıda görüşme sonunda, göklere çıkartılan Amerikan eğitiminin omurgasını devlet okullarının oluşturduğunu öğreniyorum.

Kısaca Amerikan eğitim sistemini (eğer çok başarılıysa kimilerinin övdüğü gibi) devlet okulları taşıyor.

Başkan Clinton da seks skandallarından başını kaldırıp halkın huzuruna çıkınca konuşmalarına eğitim reformuyla başlıyor ve son sözünü eğitim reformuyla noktalıyor. Reformun amacını da öncelikle devlet okullarının standartlarının yükseltilmesi ve 21. yüzyıla hazırlanması, diye sunuyor.

Türkiye ne yapıyor?

Kamu, başta eğitim olmak üzere bütün asli görevlerinden istifa ediyor.

Cumhuriyet'in kurumları olan devlet okulları kendi hallerine terk ediliyor. Sekiz yıl diye ortaya atılan modeli herkes bir kenarından çekiştiriyor. Eğitim sorununu özel sektör çözer kolaycılığı ve de sazlı sözlü yemeklerde yapılan bağışlarla iğrenç bir pasaklılık sürüp gidiyor.

Bu arada birileri çıkıp ‘Amerikan markalı çeşitlilik’ öneriyor.

Böyle bir model ne Amerika'da ne de Afrika'nın dip köşelerinde var.

Dışardan örnek verirken hem bilgili hem de dürüst olmak gerekir.













X