Dünya Haberleri

    Amerikan istihbaratına kaldıysak, vah bizim hâlimize

    Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
    13.11.2007 - 16:04 | Son Güncelleme:

    Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Washington ziyaretinde, PKK'ya karşı ABD'nin çantasından çıkan plan, askeri istihbarat paylaşımı ve daha etkili bir koordinasyon oldu.

    Ben özellikle askeri istihbarat paylaşımı sözünün ardından, büyük bir gazetenin, "ABD, casus uçak Predator'leri Türkiye'nin emrine verdi" manşetiyle bunu sanki yeni bir şeymiş gibi sunmasına şaşırdım.

    ABD'nin hem istihbarat, hem de koordinasyon konusunda bu tür sözleri bir yılı aşkın bir süredir tekrarlayıp durduğu ve sonuçta hiçbir yere varamadığımız gerçeğini bir kenara bırakıp, soruyorum:  Amerikan ordusu müthiş bir "istihbarat seferberliği" ilan edip PKK ile ilgili her tür stratejik ve taktik bilgiyi anında Türkiye'ye vermek üzere harekete  geçse, ne değişir ki? ABD istihbaratının son 10 yıl içerisinde tek bir başarılı operasyonunu bana gösterebilir misiniz?

    CIA başta olmak üzere ABD'nin tüm istihbarat kurumları, özellikle 11 Eylül saldırılarının eldeki somut göstergelere karşın önlenememesinin ardından ciddi eleştiriler alırken...

    Irak savaşına neden olan "Saddam'ın kitle imha silahı var" istihbaratının bütünüyle yanlış ve hatta kasıtlı olduğu, herşeyin ABD'ye iltica etmek isteyen muhalif bir Iraklı'nın yalanıyla tetiklendiği henüz ortaya çıkmışken...

    Ve ABD, Echelon gibi küresel dinleme sistemleri de dahil olmak üzere tüm teknolojik imkanlarına karşın, terörizmle mücadelede kayda değer hiçbir istihbarat başarısı elde edememişken, binlerce kilometre ötedeki Washington'ın vereceği Kuzey Irak istihbaratına güvenmemiz -koordinasyon sistemimiz ne kadar etkili ve dakik olursa olsun- beklenebilir mi?

    Google'da "American intelligence failures" (Amerikan istihbarat hataları) diye bir arama yapsanız, bir saniye içerisinde gelecek binlerce belgeye bakıp, bu beklentinin ne kadar yerinde olduğunu görürsünüz... Daha geçtiğimiz günlerde Yeni Zelanda istihbaratı bile, ABD'nin kendilerine sağladığı "terörist listesinin" hiç güvenilir olmadığından şikayet etti ve ajanlarına artık Amerikan istihbaratını ciddiye almama çağrısı yaptı.

    KELİN İLACI OLSA KENDİ BAŞINA SÜRER

    Bir de şu Predator konusu...
    Orta irtifada uzun menzilli uçuşlar yapabilen insansız uçak projesi olan Predator, aslen keşif amacıyla kullanılıyor. Predator, bir uçak modelinden çok, sistemin genel adı. ABD, bu sistemi 1995'ten beri kullanıyor. İnsansız uçaklar taarruz amacıyla çok sık kullanılmasa da, AGM-114 tipi iki adet füzeyi gerektiğinde taşıyıp ateşleyebiliyorlar.

    Predator ile ilgili sorun şurada...
    Washington'ın, Türk kamuoyunun PKK ile mücadelede umut bağlamasını bekleyerek öne çıkardığı Predator, 10 yılı aşkın süredir Amerikan ordusu tarafından onca görevde kullanılmasına rağmen ciddi başarı sağlayamadı.
    ABD, bunları savaş ortamında ilk kez 1999'da Sırplara karşı kullandı. İki ayda üç uçak kaybedildi. Bir tanesi benzini bitip buzlanma yapınca düştü, ikincisini bir Sırp köyünden atılan füzeyle vurdular, üçüncüsü de bir hafta sonra yere çakıldı.

    2007 yılında yayınlanan bir raporda, Amerikan Hava Kuvvetleri'nin sahip olduğu 139 Predator tipi uçaktan 53'ünün "bir şekilde" kaybolduğu bildirildi.
    Ve en önemlisi: ABD, 2001 yılından beri tüm istihbarat kapasitesini kullanmasına rağmen Afganistan dağlarında Usame Bin Ladin'i bulabildi mi ki, Kuzey Irak'taki PKK liderlerinin yerini belirleyecek? Afganistan ve Pakistan'daki operasyonlarda, onlarca Predator saldırısıyla yüzlerce sivil öldürülmesine karşılık, ancak bir-iki üst düzey El Kaide üyesi vurulabildi...
    Kısacası, özelde Predator, genelde Amerikan istihbaratına bel bağlamak yerine, hem taktik, hem de stratejik anlamda sivil ve askeri istihbarat kapasitemizi artırmanın yollarını aramamız gerekiyor.

    OFEK DE ÇÖZÜM DEĞİL

    Predator ve benzeri projeler, üstün bir dehanın, ilahi bir esinlenmenin sonucu değiller. Gerekli Ar-Ge vizyonu ve bütçesiyle neden onlardan daha verimli, özgül amaçlarımıza daha uygun araçları geliştiremeyelim ki? İstihbarat alanında da dışa bağımlı mı olacağız?

    İsrail'in Türkiye'ye Ofek casus uydusu satma teklifini de bu gözle incelemek gerekiyor.
    Tel Aviv, Ofek 7'yi geçen yaz fırlattı, ancak bu casus uydunun istihbarat anlamında sunabilecekleri, bizim ticari uydulardan bugün satın alabildiğimiz yüksek çözünürlüklü görüntülerden çok daha fazlası değil. Bu görüntüler uydudan karargaha gelene kadar, atı alan Kandil'i geçmiş oluyor...

    İlla ki İsrail'den bir uydu alınacaksa, bu 2009 yılında hizmete sokacakları OPSat serisi olabilir. Zira OPSat, son teknoloji ürünü optik algılayıcıları sayesinde çabuk yer değiştiren teröristlerin de tespitini sağlayabilir. Kıyaslamak gerekirse, Ofek fotoğraf yollarken, OPSat adeta film çekiyor ve hatta Kerkük'te trafikteki araç plakalarının bile okunmasını mümkün hale getirebilecek gibi görünüyor.
    Yine de Predatorleri, Ofekleri bir kenara bırakıp, sivil alanda Türksat ile yaptığımızı askeri alanda da başarabileceğimizi, enerjimizi daha fazla boşa harcamadan, sessiz ama derinden çalışmalarla herkese, ama özellikle de kendi kamuoyumuza göstermek en iyisi.

    Bunun için de, ASELSAN gibi hayati derecede önemli kuruluşlarımızdaki seçkin mühendislerimizi o veya bu nedenle kaybetmeyi bir şekilde engellemekle işe başlamamız şart.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı