Ercan KUMCU

ekumcu@hurriyet.com.tr

Amerika’da neler oluyor

08 Ağustos 2007
AMERİKAN ekonomisi 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren yüksek bir büyüme eğilimine girdi. Amerikan ekonomisinde fiyat istikrarı içinde gerçekleşen büyüme tüm dünyayı da taşıdı denebilir. Amerika dünya ekonomilerinin büyümesinin motoruydu.
2004 yılından bu yana Amerika’da enflasyonist baskılardan söz ediliyor. Fiyat istikrarını koruyabilmek için Amerikan Merkez Bankası (FED) kısa vadeli faizleri artırmaya başladı. Önceleri ekonomik büyüme faiz artırımlarına pek aldırış etmedi. Ama, son dönemde Amerikan ekonomisindeki büyüme geçmişe göre oldukça düştü.

KÜRESEL SORUMLULUK

Amerika’da FED’in belirlediği kısa vadeli faizler yüzde 1’den yüzde 5.25’e kadar geldi
. Uzun vadeli faizler yükseldi, ama kısa vadeli faizlerdeki yükselişe aynı paralelde cevap vermedi. Dolayısıyla, Amerikan ekonomisinde uzun vadeli faizler kısa vadeli faizlerin altında kaldı (ters vade eğrisi). Ekonomik büyümenin hemen etkilenmemesinin önemli bir nedeni buydu.

Kısa vadeli faizler yüzde 4’ün üzerine çıktığında önce beklentilerin kötüleşmesiyle sonra da kredi portföylerinin bozulmasıyla Amerika’da sorunlar yaşanmaya başlandı. Özellikle düşük kalitedeki konut kredileri piyasası karıştı. Amerikan piyasalarındaki sorunlar bu piyasalara yatırım yapmış diğer ülkelerdeki finans kurumlarını da doğrudan etkilemeye başladı. Dünya "hedge fonlar" sorunu ile tanıştı.

Bütün bu gelişmeler enflasyon baskılarından söz edip kısa vadeli faizleri artıran FED’in fazla ileri gidip gitmediğini gündeme getiriyor. Acaba FED faizleri gereğinden fazla mı artırdı?

Bu sorunun yanıtını vermek elbette kolay değil. Amerika’da enflasyon aslında makul düzeylerde seyrediyor. Tüketici fiyat endeksindeki artış yıllık bazda yüzde 2.7 civarında. Enerji ve gıda fiyatları hariç tüketici fiyatlarındaki artış (çekirdek enflasyon) ise aynı bazda yüzde 2.2 oldu. Zaten, FED’in kafasının arkasındaki hedef enflasyon da yüzde 2 civarında. O halde, FED’in faiz indirimi yüksek bir olasılık olarak düşünülebilir. Bu yönde FED’in üzerindeki baskılar artıyor.

Amerikan ekonomisini yakından izleyenlerin üzerinde birleştikleri önemli bir nokta konut kredileri piyasasında başlayan rahatsızlıkların ekonominin diğer alanlarına da sıçraması. Bu yolla, zaten yavaşlayan ekonomik büyümenin durması, hatta ekonominin ciddi bir durgunluğa girmesi olasılık olarak görülüyor. Böyle bir olasılığın gerçekleşmesi küresel ekonomik büyümenin motorunun durması anlamına geldiğinden, Amerikan ekonomisine yönelik risklerin aslında küresel olduğunu gösteriyor. Bu anlamda, FED’in üzerine yalnızca Amerikan ekonomisine yönelik değil, küresel bir sorumluluk düşmüş oluyor.

KÜRESEL OYNAKLIK

Beklentiler FED’in yıl sonuna kadar kısa vadeli faizleri yüzde 5’in altına çekeceği yönünde
. Faiz indirimlerinin ne zaman başlayabileceğini kestirmek ise olanaksız. Dün olmadı. Belki yarın, belki yarından da yakın olabilir.

Amerikan ekonomisini çok yakından ilgilendiren iki önemli parametre daha var. Birincisi, Amerikan dolarının değeri, ikincisi ise ham petrol fiyatları. Ham petrol fiyatlarındaki artış gecikmeli olarak enflasyon baskılarını artıran bir unsur. Amerika için doların değer kaybetmesi de enflasyonu körükleyebilecek bir gelişme. Dolayısıyla, düşen dolar, artan petrol fiyatları karşısında, FED, "enflasyon" ile "finans piyasalarında istikrar ve büyüme" arasında bir seçime zorlanıyor.

FED’in bu konuda alacağı tavır daha netleşene kadar küresel düzeyde finans piyasalarındaki oynaklıklar devam edecek gibi görünüyor.
Yazarlar Ana Sayfa
HaberlerDede Korkut 1. Uluslararası Kısa Film YarışmasıBEKDERFikret OrmanAçıklamaBinali YıldırımBinali Yıldırım'ın yeğeniBinali Yıldırım nikah töreni