Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Amerika’da düştük yollara

Geçen hafta sonu gittiğimiz New England bölgesi Amerika’nın en güzel, en görülesi bölgelerinin başında geliyor. Boston’a yakın okyanus kıyısındaki bu sayfiye bölgesini hazır buralardayken gidip görelim istedik. Büyük bir van kiraladık, çoluk çocuk, kuzenler, kardeşler düştük yollara. İlk durak Newport.

Newport deyince aklıma ilk gelen şey Amerikan gençlik dizisi “The O.C”. Arada bir göz attığım dizi orada geçiyordu. İnsanların dünyada hayal edilebilecek bütün zevkleri günlük hayatlarında rutin olarak yaşamalarına, canları sıkıldıkça sahilde gezip sörf yapmalarına bayılmıştım dizide... Evler ne kadar güzeldi. Malikaneler, kocaman bahçeler... İşte tam da oralardaydım bu hafta.
 
Newport, eski dönemde Amerika’nın en zengin ve en aristokrat ailelerinin yazlık evlerinin olduğu yermiş. Bahsettiğim yıllar 1800’lerin sonu ve 1900’lerin başı. Vanderbilt ve Rosecliff gibi büyük ve köklü ailelerin muhteşem malikaneleri şimdi müze olarak değerlendiriliyor. Biz de sekiz evden ancak Breakers ve Marble House’u gezebildik. Breakers’da Kontes Slyvia’nın çocukları hala halka açık olmayan üçüncü katta yaz tatillerini geçiriyorlarmış.
Aman Allah’ım o ne ihtişam, o ne zenginlik… Kuzenim Filiz, evin ortasındaki büyük mermer merdivenlerden adeta baloya davet edilen bir genç kız edasıyla parmaklarının ucunda inince hepimizin gülmekten gözlerinden yaşlar geldi.
Bölge ayni zamanda 200 yıllık Amerika tarihini gözler önüne seren onlarca park ve bahçeyle dolu. Newport, küçücük sevimli otelleri, taze ve lezzetli deniz ürünleri restoranlarıyla mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Oradan Cape Cod’a geçtik. Cape Cod tıpkı bir film platosu, ya da masallardaki sahil kasabalarından... Yelkenlileri, motor yatları, uçsuz bucaksız plajlarıyla hayatın yavaş aktığı yerlerden. Evlerin hepsinde grinin tonlarında ahşaplar, bembeyaz panjurlar, önlerinde geniş verandalar… Kennedy ailesinin yazlık evleri de oradaymış. Hatta o evlerden birisi JFK Müzesi olmuş.
Müzede Kennedy ailesinin hiçbir yerde olmayan fotoğraflarını görünce Jackie’yi o verandada gözünde güneş gözlükleri ve boynunda ipek eşarbıyla kitap okurken hayal etmemek mümkün mü? !

Ronaldo Heyecanı
 
Bütün bunlar bir yana, Ali için bu haftanın en heyecan verici olayı Ronaldo’yu görmekti. ODTÜ’den can arkadaşım Esra, eşi Kaan, ikizleri Ata ve Arda hep birlikte New York Yankee Stadyumuna Real Madrid-AC Milan maçına gittik.
Gururumuz Türk asıllı Mesut Özil’in de oynadığı maçta ilk yarı kıyasıya mücadeleyle geçti ve berabere bitti. İkinci yarıdaysa Ronaldo attığı 2 müthiş golle yine resmen show yaptı ve Real Madrid maçı açık ara farkla kazandı.

Bende en çok hayranlık uyandıransa 50.000 kişinin izlediği bu müthiş organizasyonun kusursuz işlemesiydi. Giriş ve çıkışta en ufak bir sorun yaşamadık. Valla bravo.
Bir de bizim her derbi maçında istisnasız yaşadığımız izdihamlara, sis bombalarına bakin...

X