« Hürriyet.com.tr

Amerika’da, alevlerin gölgesinde bir tatil

Üç kuşağı kapsayan bir aile ve arkadaş grubu olarak amacımız bir hafta için uygarlıktan olabildiğince uzaklaşmaktı. Mesleği dağcılık olan ve bu gezide rehberliğimizi yapan arkadaşımız Amerika’nın kuzeybatı köşesindeki Washington eyaletinde oturduğu için eyaletin ortasındaki Chelan gölünü seçmişti.

Cem KOZLU
X
Barındırdığı Microsoft, Starbucks ve Boeing gibi firmalar ve Çin ticaretini taşıyan cıvıl cıvıl limanıyla ünlü Seattle kentinden doğuya doğru otomobille yola çıktık. Çamın türlü çeşidi ve akkavak ormanlarıyla kaplı Cascade sıradağlarının kıvrımlarına çizilmiş yolumuz sık sık ufak göl, çay ve nehirlerin yanından geçiyordu. Washington’un volkanik dağlarının en yükseği Mt. Rainier (4392 m.), Mt. Baker ve 1980’de tıpasını daha doğrusu tepesini atmış olan Mt. St. Helens de uzun süre ufuktan kaybolmadı. Ancak kısa bir süre sonra öğrenecektik ki, seyahatimize bir orman yangını damgasını vuracaktı...

Masmavi gök, kahvemsi renkte akarsular ve yemyeşil ormanların ahengiyle büyülenmişken kendimizi dört saat sonra Chelan gölünün güneydoğu ucundaki iskelede bulduk. Bir yılan düşünün, 95 kilometre uzunluğunda ve ortalama üç kilometre eninde, derinliği de 500 metre dolaylarında. Büyükçe başı iskeleye yaslanmış, dağların arasında kuzeybatı-güneydoğu ekseninde yatıyor. Kalacağımız Stehekin, tam diğer uçta, yani yılanın kuyruğunda; yol, elektrik, telefon, televizyon gibi uygarlıkla ilgili tüm köprüleri atmış. Tek ulaşım motor veya deniz uçağıyla.

300 milyon yıl önce Kanada’dan güneye göç eden buzulların hoyratça oyduğu alanın daha sonra bunların erimesi sonucu dolmasıyla oluşan göl bir nehir gibi menderesler çizdiği için derinlemesine manzaralar göremiyor, sanki bir ufak volkanik gölden diğerine geçerek yol alıyorsunuz. Milli Park niteliğindeki ormanlar dik bir açıyla suya inen yüksek dağları yeşile boyamış. Bir mendil kadar plaja, yerleşim birimlerine veya doğa kükredi mi sığınılabileceğimiz bir koya rastlamadık.

İTFAİYECİLER KAMPIMIZA MİSAFİR OLUYOR

Yaklaşık 100 yolcu ve Stehekin’in çeşitli yükünü taşıyan Lady Express II Chetekin’den palamarları çözdüğünde dikkatimizi çeken pusu, önce Pasifik rüzgarlarının Seattle kentinden süpürdüğü hava kirliliğine, giderek koyulaşınca sise benzettikse de iki buçuk saat sonra Stehekin’e yaklaşınca şiddetli bir orman yangınının habercisi olduğunu anladık. İskeleden yaklaşık altı kilometre kadar uzaklıkta denize dikey inen bir vadinin her iki yamacından da göğe bulutlar tırmanıyor, bunların içinden de yer yer alevler fışkırıyordu. Ayağımız karaya basar basmaz Orman İdaresi yetkilileri bizi bilgilendirdiler ve kalacağımız, iskeleye 10 kilometre uzaklıktaki kamp için henüz bir tehlike oluşmadığını belirttiler. Ama her sabah kendilerinden bilgi almamızı öğütleyip, devamlı güncelleştirdikleri yangın uydu haritaları ve bültenlerin asılı olduğu yeri gösterdiler.

Ertesi gün planladığımız aktivitelere başladık; ormanın içindeki patikalarda yürüyüş veya ata binmek, göle boşalan Stehekin nehrinde rafting ve gölde kano... Geceleri de jenaratör saat 23.00’te duruncaya kadar yemekhanede çeşitli oyunlar oynamak. Ertesi sabah iki helikopter üstümüzden geçmeye başlayınca, zamanı dondurabilmiş bu doğa /images/100/0x0/55eb61f8f018fbb8f8bd8a8cköşesine uygarlığın birden çıkartma yaptığını fark ettik. Uzun bir telin ucundaki balonumsu kovayı göle daldırdıktan sonra aldıkları suyu ateşin sınırları üzerine soğutmak amacıyla boca ediyorlardı.

Arı gibi sürdürdükleri bu işleme gün boyu devam ettiler. Akşam yemeği için 30 kadar itfaiyeci bizim kampa misafir geldi. Yangının şiddetlenip tehlike kodunun yükseltilmesi sonucu sayıları her gün artan bu "yangın savaşçıları"yla sohbetlerimizden çok şey öğrendik. Isı ve rüzgarın kaprisleriyle sık sık yön ve şiddet değiştiren yangın giderek tatilimizin ilgi odağı haline gelmeye başladı. Üçüncü gün korkmamamız ama her an tahliyeyeye hazır olmamız bildirilince üzerimizdeki psikolojik baskı arttı. Strese girmek yerine oralarda yaşamış Kızılderililer ve daha sonra gelmiş göçmen beyazlar gibi ateşi tanımaya, onun hakkında bilgi sahibi olmaya karar verdik.

BİR KİTAP VE YENİ BİR YOLCULUK

Üç gündür süren, çok ayrıntılı planlama ve teknik uygulama gerektiren Flick Creek yangınıyla 130 kişi mücadele ediyordu. Ekibin çoğu strateji üretimi ve lojistik planlamayla meşguldü. Uydudan gelen haritalar, sürekli alınan meteorolojik veriler ve sahadakilerden gelen bilgileri değerlendirerek dakika dakika mücadelenin şeklini kararlaştırıyorlardı. Helikopterlerin suyu nerelere atacakları, sahada sayıları 40 civarındaki savaşçılar tarafından karşı ateşlerin ne zaman nerede yakılacağı, yangın hendeklerinin hangi bölgede kazılacağı, nerelerin tahliye edileceği gibi karar ve talimatları veriyorlardı. Ekiplerin malzeme, gıda, barındırma, ulaşım gibi ihtiyaçlarının karşılanması da başlıbaşına bir lojistik projesiydi. Bölgeye karayolu ulaşımının bulunmadığı hatırlanırsa sorunun boyutları daha iyi canlandırılabilir.

Ne var ki yaklaşık beşte biri kadın olan yangın savaşçılarının hem sahadaki hem de karargáhtaki davranışları son derece sakin ve serinkanlıydı. Orman yangınlarına doğanın ritminin normal ve kaçınılmaz bir parçası olarak yaklaşıyorlardı. Büyük bir çoğunluğu yıldırım düşmesinden kaynaklanan yangınların ormanların tabanında biriken ve "yakıt" diye tanımladıkları kuru ot, yaprak ve çalı çırpıları yok ederek daha büyük afetlerden koruduklarına inanıyorlardı. Eskiden her yangına müdahale ederken artık yaklaşımları çok seçiciydi.

Chelan’ın yamaçlarında her iki yılda bir yangın çıktığını, bunlarla topyekün savaşma yerine fazla yayılmalarını önleyecek sınırlı müdahale yolunu seçtiklerini anlattılar. Bu gibi konuları hem teknik hem de edebi açıdan en mükemmel işlemiş bir kitabı da kampın kütüphanesinden bulup verdiler. Norman Maclean’ın bir hayat boyu üzerinde çalıştığı "Young Man in Fire" (Ateşteki Genç Adamlar) 5 Ağustos 1949’da Montana eyaletinde Missouri nehrinin kıyısında Chelan gölündeki Flick Creek’e benzer bir sel çukurunda başgösteren bir orman yangınına paraşütle atlayan 15 genç itfaiyeciden 13’ünün nasıl ve neden bir saat içinde can verdiğini öyle öğretici, sürükleyici hatta tüyler ürpetici şekilde anlatıyordu ki kampımız sona erince Mann Gulch adlı bu vadiyi görmeye karar verdim.

Kaynak: Cem KOZLU

En İyi
Sonbaharda yapılacak en iyi 10 aktivite
36 Saat
36 saatte Brüksel
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
12 ay Los Angeles
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
‘Türkiye’nin en iyileri’ne büyük ilgi