Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Amerika Bin Ladin kasetlerini Türkiye Karayılan röportajını engellemeye çalıştı

    Cansu ÇAMLIBEL cansu.camlibel@hurriyet.com.tr
    02 Ekim 2011 - 00:00Son Güncelleme : 02 Ekim 2011 - 01:16

    Bir televizyon yöneticisi düşünün ki adı WikiLeaks belgelerinde ülke yöneticileriyle yarışacak kadar sık zikrediliyor. Onun yönetiminde başlayan yayıncılık anlayışıyla bir coğrafyadaki değişimlerin tetiklendiğini düşünenler de, Arap Baharı’ndan sonra artık siyasi bir figüre dönüştüğüne inananlar da var. İşte tam da bu dönemde Wadah Khanfar, sekiz yıldır yönettiği El Cezire’deki görevini bıraktı. Aslında yaygın kanaate göre bırakmak zorunda bırakıldı. Khanfar tüm bu iddialara yanıt vermekle kalmadı, çok daha fazlasını anlattı

    Son WikiLeaks bombasının kahramanı siz oldunuz. Amerikan müdahalesiyle yayın içeriğinizin değiştirildiği konuşuluyor. El Cezire bile ABD baskısına boyun eğdi mi gerçekten?
    - Aslında ismim o kriptolarda tam 420 kez geçiyor. Yani benimle ve El Cezire ile ilgili çok sayıda belge var. Ama bazı kötü niyetli insanlar belgelerin biri üzerinden algı yaratmaya çalıştı. Evet, Amerikan Büyükelçisi ile görüştüm. Ama sekiz yıllık görevimde farklı ülkelerden birçok etkin kişiyle görüştüm. Ve yine, o görüşmeye dair kriptoda yazılanlar büyük ölçüde doğru. Zaman zaman yayınların içeriğini yeniden değerlendirdik.

    Tam da bu yüzden Amerikalılarla işbirliği yaptığınız suçlaması getirilmedi mi?
    - Yayınlarımızla ilgili farklı ülkelerden, farklı kesimlerden tepkiler alırız. Çoğu zamanda içeriğin arkasında durup geri adım atmayız. Ama bazı zamanlar olmuştur ki ikinci bir kez düşündüğümüzde içerikte düzeltme ya da değişiklik gereği hissetmişizdir.
    Bahsedilen konu da Irak’taki bazı görüntüler. Bu görüntülerin bir kısmının yayınlanmasının etik açıdan sorunlu olduğunu fark ettik ve onları
    kaldırdık. Burada baskıya boyun eğmek gibi bir durum göremiyorum. Kimseyle de ne yazılı ne sözlü bir mutabakatımız olmuştur. Aynı insanlar bir dönüp baksınlar El Cezire ofislerinin bombalanması konusunda hangi kriptolar var. Mutabakata giden bir medya kuruluşu için düşünülebilecek şeyler mi bunlar?

    Yani görevi bırakmanızın sebebi bunlar değil mi?
    - Hiç ilgisi yok. Sekiz yılın ardından bir yönetici olarak hedeflerime ulaştığıma ve kanal içinde bir kan değişiminin iyi olacağına inandığım için kendim bıraktım.

    Bu kriptoların zamanlamasının tesadüf olmadığı ve siyasi bir kararla görevden alındığınız algısı hakim. Katar yönetimine kırgın mısınız?
    - Kırgın değilim. Neden kırgın olmam gerekiyor ki? Söylüyorum, El Cezire’yi bırakmak kendi kararımdı. Katar yönetimi bugüne kadar bana çok destek verdi, hiçbir zaman takdirlerini esirgemedi, yaptığım işe saygı gösterdi. Görevi bıraktım ve ilişkilerim hâlâ mükemmel. El Cezire’nin 15 yılda buraya gelmesinde büyük payları var.

    BÜYÜKELÇİNİN KENDİ YORUMU

    Mükemmel bir ilişkiden bahsediyorsunuz ama 2007’ye ait ait bazı kriptolarda ülke yönetiminin sizi dış politikada rakip görmeye başladığı ve kanalda gücünüzü kaybedeceğinize dair yorumlar da var...
    - O bahsettiğiniz, Amerikan Büyükelçisi’nin merkeze gönderdiği tamamen kişisel yorumlarıyla kaleme alınmış bir kripto. Aynı kriptoda bana yönelttiği, “Sorun yaşıyor musun?” sorusuna verdiğim, “Hiçbir zaman yönetimle sorunum olmadı” yanıtı da var. Amerikan Büyükelçisi orada daha çok El Cezire’nin yönetim kurulundaki değişiklikten bahsediyor.

    Peki görevinizi kaybetmenizin arkasında Türk hükümetiyle yakınlığınızın yarattığı rahatsızlığın yattığı, size karşı operasyonu Fransa’nın yönettiğine konusundaki dedikodular?
    - Ne Doktor Davutoğlu ile dostluğumun ne de Türkiye’ye ilgimin editoryal kararlarımızla hiçbir alakası olmadı. El Cezire’nin başından beri yayın ilkeleri hiç kimse tarafından kişisel dostluklar ve ilişkiler uğruna kurban edilemez. Dolayısıyla Davutoğlu ile ilişkimin Türkiye’ye bakışımız üzerinde nesnelliği kaybetmemize sebep olduğunu hiç ama hiç düşünmüyorum. Ayrıca bahsettiğimiz türden girişimler benim kulağıma gelmedi.

    Anlıyoruz ki sadece Amerikalı yetkililer değil pek çok ülke yöneticisi kapınızı aşındırmış. Devrik liderlerden bizzat sizi arayan çıktı mı hiç?
    - Mesela Libya’daki olayların ilk döneminde Londra’daki muhalif isimlerden birkaçını yayına çıkarttığımızda Kaddafi çılgına döndü. Yakın çevresinden isimler çok sert tepki verdi. Uydudan sinyalimize müdahale edip bir saat kadar yayını felç ettiler. Bütün ülkeler yayınlara müdahale etmeye meyilli. Mesela Irak’ta bir konu işlersiniz. Kuzey Irak’takiler Sünnileri haklı göstermekle suçlar sizi. Çeçenistan’la ilgili yayınlar da ülke liderliğinin çok ciddi protestosuna neden olmuştur. Hatta Türkiye’den bile protesto aldık.

    Neydi o protestonun sebebi?
    - Mesela Türk hükümeti iki yıl önce PKK liderlerinden Murat Karayılan’la yaptığımız röportajın yayınlanmamasını istedi. Ancak Türkiye’nin baskısına rağmen yayınladık. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan’ın duyduğu rahatsızlık Ankara’daki ofisimiz üzerinden iletildi. Biz de şunu dedik: “Bu röportajı yayınlamaya devam edeceğiz. Ancak PKK’nın ortaya koyduğu bakış açısını dengelemek için bir Türk yetkiliyi de ağırlamaya hazırız.”  İşte bizim temel felsefemiz. Amerikalılar da bizden Osama Bin Ladin’in video kayıtlarını yayınlamamamızı istiyordu. Hep aynı yanıtı verdik: “Kusura bakmasınlar bu haberdir ve bu kayıtları yayınlarız. Ancak bu kişinin terörist olduğunu düşünüyorsanız, kanalımızda bunu kendi argümanlarınızla anlatırsınız. Gelin siz de çıkın ama bizi kısıtlamaya ya da yasaklamaya kalkışmayın.”

    Siyasi akıma üye değilim

    Ortadoğu bölgesinde, hatta dünyada Katar yönetimiyle yarışacak kadar etkin bir siyasi figür haline geldiğiniz yorumlarına ne diyorsunuz?
    - Diğer iddialar gibi buna da gülüyorum. Ne ben ne de sekiz yıl boyunca yönettiğim, daha önce muhabirlik yaptığım kanal hiçbir zaman siyasi bir motivasyon ya da yönelimde olmamıştır. Gazetecilik ve yayıncılık dışında hiçbir faaliyette bulunmadım. Yayınlarımızla, olaylar konusunda aldığımız tavırla fark yaratmış olabiliriz. Doğru, Arap Baharı bağlamında net bir şekilde haklardan ve devrimlerden yana tavır koyduk. Ama aktif siyaset bunlarla hiç alakası olmayan çok başka bir şey. Hiçbir zaman siyasete girmedim, girmeyi de düşünmüyorum.

    Devrimlere desteğinizin Müslüman Kardeşler’e sempatinizden kaynaklandığını düşünenler çok ama...
    - (Uzunca gülüyor) Açıkça söyleyebilirim ki ne bir siyasi ne de bir dini örgütün üyesi değilim. Ayrıca farkındaysanız El Cezire’nin İngilizce kanalında 55 milletten insan çalışıyor ve bunların büyük bölümü Müslüman değil. Çoğu daha önce dünyanın önde gelen medya kuruluşlarında çalışmış olan profesyonel gazeteciler. Dünyada en farklı ses ve yüzlerin olduğu ekran bizimkisi.

     


     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı