Amerika, Amerika

Yavuz GÖKMEN
Haberin Devamı

Sanırım ortaokul yıllarımdaydı. Müzik dersinde öğretmen bizi çevresine topladı ve eski model pikaba 45'lik bir plak koydu.

‘‘Bunu birkaç kere dinleyecek ve öğreneceksiniz’’ dedi.

Sonra iğneyi plağın üstüne getirdi ve usulca bıraktı. Pikaptan güzel bir melodi yayıldı. Yanlış hatırlamıyorsam Celal İnce söylüyordu. Ancak benim dikkatimi melodiden çok sözler çekmişti: ‘‘Amerika, Amerika, Türkler dünya durdukça-beraberdir seninle hürriyet savaşında.’’

Ben Amerika'yı henüz ilkokuldayken tanımıştım. Şimdi yerinde yeller esen sevgili 8 Eylül okulumun bahçesinde fakir çocuklara süt tozu ve o zamana kadar hiç görmediğimiz kahverengimsi bir peynir dağıtırlardı. Bunları Amerika'nın yolladığı söylenirdi.

Lise çağlarımda Amerika'dan donmuş hindiler geldiğini de gördüm. Ne var ki, taze yiyeceklere alışmış Manisalılar ilk defa gördükleri donmuş şeylere rağbet etmediler.

* * *

Üniversite çağlarımda nedense Amerika'yla dövüşmeye başladım. Biz 68'liler, Amerika'ya bilinçsiz bir düşmanlık besler, oradan gelen her şeyi reddederdik. Buna karşın devletimizin yöneticileri Amerika'yı pek sevdiklerinden olacak, onların şirketlerinde açık ya da gizli çalışır, ya da ilişkide olurlardı. Bizim Amerika'ya karşı her gösterimiz mutlaka kendi polisimizin müdahalesiyle karşılaşır, kaçamayanlarımız copları yer, yakalananlar içeri tıkılırdı.

Ama çoğumuzu mahkemeler serbest bırakırdı. 12 Mart ve 12 Eylül'ü bu ortamlar içerisinde yaşadık. Biz, bir avuç sosyalist aydın, Amerika'ya karşı dövüştüğümüz için çileler çektik, işkenceler gördük, mapuslarda yattık.

İçimizden birçoğu öldürüldü.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden'in: ‘‘Amerika'nın uydusu değiliz’’ sözlerini okuyunca bunları hatırladım. Nedense içimden doyasıya kahkahalarla gülmek geldi.

Amerika'ya lafta karşı olmakla bunun uygulaması arasındaki korkunç farkı ve bundan doğan inanılmaz yutturmacaları düşündüm.

Anayasa Mahkemesi Başkanı böyle bir demeç vererek, Refah Partisi konusunda reyini açıklamış ve üstüne vazife olmayan bir konuda dilini tutamadığı için gene bir çuval inciri berbat etmişti.

Bağımsızlıkçı olmak asla bu değildi.

* * *

Ben artık Amerika'ya düşman falan değilim. Ama içimdeki sosyalisti eski canlılığıyla yaşatıyorum. Bağımsızlıkçı olmanın ne demek olduğunu daha da iyi biliyor ve söylüyorum.

Ben bağımsızlıkçıyım. Bugün Amerika, ‘‘Size demokrasi getiriyorum’’ diyerek Türkiye'deki her şeye el koymaya kalkışsa, buna önce ben isyan eder, dağlara çıkarım. Çünkü ben demokratım ve Türkiye'de demokrasinin dışardan ithal edilmesine karşıyım. Demokrasiyi biz kuracağız. Bizim halkımız kuracaktır.

Ama elbette demokrasilere kulak vereceğiz.

Biz onlardan önce davranacağız.

Ama böyle âlemi kendimize güldürerek değil.

Yazarın Tüm Yazıları