Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Amca Ümit'in ifadesi iddianamede

    Ayşegül USTA/İSTANBUL, (DHA)
    20 Ağustos 2009 - 16:47Son Güncelleme : 20 Ağustos 2009 - 16:47

    MİT muhbiri olduğu öne sürülen ve 1995 yılında kaçırıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Tarık Ümit'in amcası Cemalettin Ümit'in 04 Kasım 2008'de Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'nde 2,5 saat süre ile alınan 4 sayfalık ifadesi de 3'üncü iddianamenin ekleri arasında yer aldı.

    Cemalettin Ümit, ifadesinde yeğeninin kaçırılmasını soruşturan Jandarma görevlisi Ahmet Altıntaş'ın olayı çözdüğünü ancak tayin dönemi olmamasına rağmen Diyarbakır'a tayin edildiğini söyledi. O dönemde emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün de Diyarbakır'da görevli olduğunu belirten Cemalettin Ümit, Altıntaş ve Küçük'ün daha sonra Giresun'a tayin edildiklerini anlattı. Cemalettin Ümit, “Konuyu resmi sıfatla araştıran ve çözmeye kadar varan Ahmet Altıntaş'ın tayin yerlerinin Veli Küçük ile paralel seyretmesi dikkate değerdir. Veli Küçük'ün yeğenimin kaybolmasının araştırılması sürecindeki pozisyonu da sorgulanmaya değerdir” dedi.

    Cemalettin Ümit, isminin ve imzasını yer alan ifadesinde Tarık Ümit'in ağabeyinin oğlu olduğunu ağabeyi öldükte sonra bakımını kendisinin üstlendiğini belirtti. Tarık Ümit'in bir dönem Dündar Kılıç ile market üzerine ortaklıklarının olduğunu bildiğini belirten Cemalettin Ümit, ayrıca kaybolmadan yaklaşık 1-2 yıl önce Kuzey Kıbrıs'ta aralarında Hakkı Yaman'ın da bulunduğu bazı şahıslarla Offshorebank isimli bankayı kurduğunu söyledi.

    ARABASI TERK EDİLMİŞ OLARAK BULUNDU

    Yeğeni Tarık Ümit'in 1995 Mart ayının 2'sini 3'üne bağlayan gecesi yani Ramazan ayının arefesi olan gecede Hakkı Yaman ile görüştükten sonra Kadıköy Erenköy'de bulunan Divan Pastanesi'ne hediyelik almak üzere uğradığını beliretn Cemalettin Ümit, burada Baha Şen ile karşılaştıklarını bir müddet sonra yanlarına isimlerini sonradan öğrendiği Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu'nun geldiğini anlattı. Cemalettin Ümit ifadesinin devamında şunları söyledi:
    “Bir müddet söz konusu pastanede oturup kendi aralarında görüşmüşler. Bu görüşme esnasında 'Baha Şen'in ifadesi ile belirtiyorum' Tarık Ümit o esnada yanında oturanlardan birisine 'diğeri nerede?' diye sormuş. Ben burada Tarık'ın İbrahim Şahin'i kastettiğini düşünüyorum. Tarık, Ayhan, ve Ziya beraberce Tarık'ın Kılızıltoprak'taki evine gitmişler. Bildiğim kadarı ile o esnada İbrahim Şahin kendilerini Tarık'ın evinde bekliyordu çünkü bu şahıslar daha önce Tarık'ın evine gidip gelirlermiş. O gece beyaz bir Opel araçla Tarık ve beraberindeki diğer şahıslar evden ayrılmışlar. Yol üzerinde belirli süre sonra bir minibüse transfer olmuşlar. Ramazan Bayramı’nın birinci gününü ikinci güne bağlayan gece Tarık'ın arabasının Çerkezköy civarında bir köy yolunda terk edilmiş olarak bulunduğu haberi geldi. Ben de bunun üzerine hemen Çerkezköy'deki arabanın bulunduğu yere gittim. Jandarmaya haber verdim. Yapılan tetkik sonucunda Tarık'ın babasına ait plakanın bir bayan üzerine kayıtlı olduğunu öğrendik. Tarık'ın terk edilmiş arabasıyla ilgili işlemleri yürüten jandarma görevlisinin bir süre sonra şahsımıza karşı tavır değişikliğinin içine girdiğinin altını çizmek istiyorum.”

    KÜÇÜK'ÜN TALİMATI İLE SERBEST KALDIK

    Daha sonraki araştırmalarında Tarık Ümit'e ait bahse konu plakanın Emniyet eski Genel Müdürü Mehmet Ağar'ın imzası ile verildiğini tespit ettiğini ifade eden Cemalettin Ümit o dönemde aracın kaybolması ile ilgili Tarık Ümit'in kızı ve damadı ile gözaltına alındığını söyledi. Gözaltına alınmalarının kimler olduğunu bilmediği şahıslar tarafından o dönemde İzmit İl Jandarma Komutanı Veli Küçük'e bildirildiğini kaydeden Cemalettin Ümit, “Küçük'ün talimatı ile serbest bırakıldık. Bu geceden sonra biz Tarık Ümit'in ailesi olarak Tarık Ümit'in kaybolması ile ilgili resmi bir başvuruda bulunmadık. Resmi süreç jandarmanın kaybolan araç ile ilgili çalışması ile başladı. Yukarıda belirtmiş olduğum tüm gelişmeleri herhangi bir resmi kaynaktan sağlamadım. Ancak şuan ve hiçbir zaman açıklayamayacağım gayri resmi bir kanaldan öğrendim” dedi.

    AKAÇ VE BANDIRMALIOĞLU SERBSET BIRAKILDI

    Ahmet Altıntaş'ın, Tarık Ümit'in kaybolması ile ilgili jandarma tarafından görevlendirilen bir şahıs olduğunu belirten Cemalettin Ümit, Altıntaş'ın çalışmalar devam ettiği süreçte Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça'yı Ataköy'deki bir polis karakolunda sorguladığını öne sürüdü. Sorgulama esnasında Ankara'dan kim olduğu olmayan bir şahıs tarafından serbest bırakılmaları ve kendileriyle uğraşılmamsı talimatının gelmesi üzerine Bandırmalıoğlu ve Akça'nın serbest bırakıldığını iddia etti. Cemalettin Ümit bu olaydan kısa bir süre sonra tayin dönemi olmamsına rağmen Ahmet Altıntaş'ın Diyarbakır'a tayininin çıktığını o dönemde Veli Küçük'ün de Diyarbakır'da görev yaptığını söyledi.

    SOMUT DELİLLERİN BULUNDUĞU ÇANTAM ÇALINDI

    Cemalettin Ümit ifadesindu şunları da söyledi:
    “Ahmet Altıntaş çözüme ulaştığını belirtmesine, ilgili mahkemelerce ifadesine başvurulmak istenmesine rağmen, resmi kayıtlarda belirtildiğine göre can güvenliği sebebiyle Diyarbakır'dan İstanbul'a ifade vermek üzere gönderilmemiştir. Yine Veli Küçük'ün o dönemlerde Giresun'a tayini çıkmıştır. Ardından Ahmet Altıntaş'ın da aynı ile tayini çıkmıştır. Ahmet Altıntaş Giresun'da iken İstanbul DGM tarafından ifade vermek üzere çağrılmış ancak bana anlattıkları ile tamamen zıt bir ifade vermiş. Bunun üzerine ben de İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'ndan konu ile ilgili elde edilen verilerin bir suretini temin etmek istedim. Ancak bu konuda bana yardımcı olunmadı. Aynı günün akşamı o dönem Giresun'da olan Ahmet Altıntaş, bu işin peşini bırakmamı istedi. Sürecin işleyişi esnasında konuyu resmi sıfatla araştıran ve çözmeye kadar varan Ahmet Altıntaş'ın tayin yerlerinin Veli Küçük ile paralel seyretmesi dikkate değerdir. Veli Küçük'ün yeğenimin kaybolmasının araştırılması sürecindeki pozisyonu da sorgulanmaya değerdir. Tarık Ümit'in kaybolması ile ilgili anlatacak çok şey vardır. Ancak ifademin alındığı soruşturma dosyası maksadının dışında olduğu için anlatacaklarım bundan ibarettir. Anlattıklarımla ilgili elimde somut deliller vardı ancak yaklaşık 7-8 yıl önce bir Cuma namazında park halindeki aracımın içerisinde bulunan çantamın çalınması sonucu hepsini kaybettim. Bu konularla ile ilgili Tarık Ümit'e ait ses bandını da o dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sundum. Ancak mahkeme tarafından resmi delil kabul edilmeyip işleme konulmadı, kaset ve çözümü mahkemece alındı.”

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı