Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aman Tanrım kızım da alışveriş manyağı oldu

Şu hayatta korktuğum ne varsa geldi başıma… Korkunun ecele faydası yok işte…

Benim küçük cadı Ayça ve Bayan Rotenmayır annem İnci düpedüz alışveriş hastasıdırlar. Bir zamanlar benim de onlardan pek farkım yoktu belki, ama limitlerimi her zaman bilirdim. Hiç bir zaman bir ayakkabıya ya da bir çantaya olan zaafımdan on altı taksit altına girip, koca ayı ayağımda ayakkabılarım kolumda çantam aç biilaç geçirmek durumunda bırakmadım kendimi…

Benim kendimi frenleyemediğim yerler süper marketler ve eczanelerdir… Gardrobum bir kadını heyecanlandırmaktan biraz uzak olsa da, soslarım, baharatlarım, krem ve vitamin koleksiyonum görülmeye değerdir…

Ne zaman yazılarımda bir başkasından bahsedecek olsam bir bakıyorum, yine başlamışım kendimle ilgili yazmaya. Y azar egosu bu olsa der, ana konuya dönerim.

Korktuğum başıma geldi a dostlar. Benim kızım da annemle kardeşimle yata kalka şaşı oldu şaşı… Alışveriş manyağı oldu, alışveriş… Aynı annem, daha da beteri kardeşim Ayça gibi.

Bundan birkaç sene evveline kadar benim kızım  ülkemizin önde gelen emolarındandı. Aman yarabbi evin içinde adeta Londra sokaklarından fırlamış gelmiş  punk, hippi karışımı, yolda görsen eline para verirsin şeklinde volta atıyordu. Bir yandan üzülüyordum bir genç kız daha asil daha şık giyinmeli. Ne bu paspal hali diye. Bu emoluğun tek sevindirici tarafı, alışverişe çıktığımızda, iki bavul kadar yırtık pırtık ne varsa aldığımız halde ödediğimiz paranın sıradan bir pantolon gömlekle aynı tutarlarda olmasıydı. Yükte ağır ama paha da ucuz yırtıyorduk alışverişleri.

Bu sene bizim Emo gitti, yerine Paris Hilton ile Riçi Riç karışımı bir hatun geldi. E tabi yaşta oldu on yedi, aşk meşk olaylarına da girdik haliyle.

Önceleri internet, annem ve kardeşim sayesinde kendimi bu durumdan uzak tutmayı başardım. Şöyle ki, kendisi ya babasının kredi kartıyla internetten alışveriş yapıyordu ki, bu durumu abartmasında arada sırada yardımcı dahi olmuşluğum oluyordu. (aybaşı kredi kartı ekstresini görünce birisinin yüreğinin hop hop edip, ağzını bıçak açamayacağını gözümün önüne getirmek benim için pek hoştu). Bazen de annemle kardeşim alışverişe çıkarken benim kızımı da yanlarına alıyorlardı. Gittikleri her yerde üç silahşörler tadında toplu halde alışveriş katliamı yapıyorlardı.

Rahattım yani, ta ki ben bitlenene kadar. (Boşanma davam bitince, iş hayatına da girince bitlendim yani, sakın yanlış anlaşılmasın)

Kimse için kötü düşünmeyeceksin kardeşim. Al sana işte, başladı mı benimde kredi kartlarım şişmeye. Hatta bir tanesi vardı ki, zanax denen şu ilaçla tanışmama sebep vermiştir. Hadi kartla bitse iyi… Neymiş efendim, bilmem ne kadar paranın üzerinde yapılan alışverişlerde, devlete neredeyse bir o kadar da para ödenecekmiş malını gümrükten çıkarabil diye.

Aman Tanrım kızım da alışveriş manyağı oldu

İş böyle olunca çektim kızım karşıma,

“Babanın kartlarını tepe tepe kullan ama sakın ola ki bir daha benimkilere bulaşma.”tarzında bir konuşmadan sonra kontrol altına aldım olayı. Kartlarım artık nefes almaya başladılar. Kızımın şu kalan son ev taksitini de, pardon ayakkabı taksidini de bu ay ödeyince refaha ereceğim diyordum ki, dün yine olanlar oldu.

Kızım okuldan elinde “vög”dergisiyle geldi. Bir vögümüz eksikti.

Oturdu yanıma başladı işaretlediği sayfaları tek tek göstermeye. Mor şanel ayakkabı, damalı livüton çanta, dolçe gaban mont, miu miu kot, kloyi gözlükler, moskino elbise… Ay yazarken bile kötü oldum valla, daha neler neler…

Ve vurucu son darbe geldi ”Anne yarın seninle alışverişe gidiyoruz, önce manyona sonrada mistinye parka.”

Ertesi sabah attık kendimizi sokaklara. Uzun zamandır gitmemiştim bu manyona. Kendimi bir an Paris ya da Londra da sandım valla. Tüm markalar gelmişler. Valla iyi cesaret etmişler. Bizim memleketteki işsizlikten, parasızlıktan sanırım bir haberler.

Başladık bir ona bir buna girip durmaya. Allah sizi inandırsın, bir dükkânda on altı bin liralık bir çanta için iki kadın mağaza görevlisiyle kavgada.”Önce ben ayırttım ben! Açın bakın listeye kimin adı üstte yazıyor”diye.

Allah akıl fikir versin deyip, ben iki kadını da okuyup üfledikten sonra, geçtik başka mağazaya. Ve işte benim beklemediğim ama kızımın beklediği an orada geldi. Bizim ki de bir çanta ayırtmış meğer. Fiyatını görünce tüm tiklerim geri geldi. Arkadan klasik sözler”Anneciğim bak hiç birşeyi bu kadar istemedim, ne olursun alalım, hadi lütfennnnn güzel kadın”

Ana yüreği işte. Aldık  mı çantayı? Aldık. Bir taksit bile yapmadılar üstelik. Neymiş, “şirket bilmem nesine aykırıymış. ”

Hay sizin şirketinize…”diye söylenirken kendimizi bir parfümeri de bulduk.

Alışveriş merkezinin moduna mı kapıldım, battı balık yan gider mi dedim, yoksa fiyatları gördükçe gözüm mü alıştı ne, bir baktım ki elimdeki sepetin birini doldurmuşum. İkincisinin telaşına dalmışım. Hem ne olacak ki alt tarafı üç beş krem, beş on ruj, birkaç allık falan tutsa tutsa ne tutar?

O sırada yanıma gelen bilmem ne firmasının bilmem ne uzmanı da ikinci sepetime katkıda bulundu. ”Bakın bu havyarlı krem boynunuza, bunun içinde altın suyu var tüm yüzünüze. Haa şu verdiğimi de gözlere. Ay bir ay sonra kendinizi tanıyamayacaksınız, böleeee pırıl pırıl daha dünyaya yeni gelmiş bebek gibi olacak cildiniz”.

Başladım hayal kurmaya. Spor  ve diyetle karnımı halletmişim, yüzüm ise huri gibi, dokunmaya kıyamazsın adeta. Üzerimde bikinim, elimde margaritam. Bodrumda deniz kıyısında hepi avurdayım, tüm erkek gözleri üstümde.

“Pardon, pardon bakar mısınız? 4500tl… Kart mı nakit mi?”

Bir kadının tüm hayallerinin yıkıldığı, suratımı bir anda kösele gibi hissettiğim an işte odur. Hayali de geçtim düpe düz tepem attı. ”Deli misiniz kardeşim, alt tarafı krem bunlar. “ gibilerinden söylenirken, daha da tepemi attıran bir şey oldu. Tezgâhtar hanım demez mi?

”Ay bu markaya bu fiyatlar sudan ucuz, ben de kullanıyorum hepsinden”

Bir anda kafamdan dumanlar çıkmaya başladı.

”Bana baksana sen.”Dedim. ”Sizin burada maaşlar kaç para, ayda 4500 liralık krem alabildiğinize göre gayet yüksek. Valla merak ettim kaç lira alıyorsunuz diye. Hani kötülükten değil, olmadı gazeteyi bırakıp ben de geleceğim de.”

Acıdılar mı ne, elime her kremin testırından tutuşturdular. Çıktık dışarı… Begüm anne hadi bir de şanele girelim derken, bir anda sustu nasıl baktıysam çocuğa.

Ya böyle işte, elimde ağzına kadar dolmuş kredi kartları kös kös döndük eve. Her yediğimiz haltı anlatmıyorum size. Anladınız siz. Yani listeyi bayağı bir hallettik.

NOT: Yarın “Yetiş Ayşe” günü. Yazın bana. Bir de şunu belirteyim, Yetiş Ayşe köşesinin tek amacı sorunlarınızı şunu yapın, bunu yapın, bence böyle vs gibi cevaplamak değil. Sonuçlarını da beraberce alabilmemiz çok önemli. Mesela size cevap yazmışım, sonra neler oldu bilmek isterim. Bulduğumuz çare yeterli gelmediyse yine yazın,bir başkasına bakalım. Ayrıca iletişimde olduğum doktorlar, avukatlar hatta psikologlar da var. Gerektiğinde danışıp sizleri de onlara yönlendireceğim. Dedim ya size “Yetiş Ayşe” de sürprizler olacak diye, olacak işte.

Yazın yazın bana sadece…

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI