Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aman gitmeyin...Bir parmak bal!

<B>İKTİDAR </B>milletvekilleri geçtiğimiz pazar ve pazartesi günleri Ankara’nın Kızılcahamam İlçesi’ndeki bir kaplıca otelinde kampa alındı. Harcamalar <B>AKP </B>tarafından karşılandı.

Burada Recep Tayyip Erdoğan, kürsüye çıkıp milletvekillerine hitap etti. Konuşmasının bir bölümü çok ilginçti. İktidar partisinin milletvekillerini olduğu kadar AKP’nin il, ilçe ve belde örgütlerini, örgüt yöneticilerini, parti için çalışanları da yakından ilgilendiriyordu.

Erdoğan şöyle dedi:

‘Yapılacak ilk genel seçimde milletvekillerimiz teşkilat yoklamasından muaf olacaklar. Bu yoklamaya girmeyecekler. Onun için rahat olun. Ama buna karşılık sizler de, kongrelerde birbirinizle kavga etmeyi bırakın.’

Bu sözler ‘çok önemli’ bir mesaj içeriyordu. Her nedense (!) gözlerden kaçtı ve üzerinde durulmadı.

Şimdi bu sözlerin anlamını açık ve net Türkçe’ye çevirelim:

‘Ey milletvekillerim, önümüzdeki seçimde hepinizin listedeki yeri garanti. Yoklamaya girmeyeceksiniz ve dolayısıyla elenmeyeceksiniz. Milletin vekili olma görevinizi bundan sonraki seçimde de sürdüreceksiniz. Rahat olun, bize tepki vermeyin, eleştirmeyin, ses çıkarmayın. Kaderiniz ve geleceğiniz benim elimde. Örgüt yönetimleri sizin önünüzü kesemeyecek.’

***

AKP’nin şu anda Meclis’te 356 milletvekili var. İktidar partisi önümüzdeki seçimde ağzıyla kuş tutsa, bu rakama ulaşamayacağını biliyor.

Bu mucize 3 Kasım 2002 seçiminde bir kez gerçekleşti ve korkunç bir çoğunlukla iktidara gelip tek parti hükümeti kuruldu. Bundan sonra böyle bir mucize olması asla ve kesinlikle söz konusu değil.

AKP milletvekilleri ve parti yönetimi de bu durumun farkında. Partide her görüşten milletvekilleri var.

Ülkücü, şeriatçı, milli görüşçü, liberal, merkez sağ, sosyal demokrat... Orası bir Babil kulesi!

Bunlardan bir bölümü gidişten şikáyetçi. Özel sohbetlerde yakınıyorlar, eleştiriyorlar. Bazıları partiden kopup gitti. Bazıları önümüzdeki haftalarda kopacak.

Türkiye’de bir milletvekilinin iktidar partisinden istifa etmesi zor iştir. Buna karşın, seçimden bu yana AKP’den 13 milletvekili istifa etti.

Azımsanacak bir sayı değildir.

***

Başbakan yukarıdaki sözleriyle milletvekillerine şu mesajı veriyor:

‘İl ve ilçe örgütlerinin size karşı olan olumsuz tavırlarını dikkate almayın. Listeleri ben yapacağım ve sizi yine listeye koyacağım.’

Bu sözlerin anlamı açık:

‘Meclis’te uslu durun, bizim sözümüzden çıkmayın, otomatik oy makinesi olmaya devam edin. Hele partimizden istifa etmeyi falan hiç düşünmeyin.’

Ancak burada önemli iki husus var:

1- Başbakan sözünde durur mu? Ya milletvekillerini seçim gününe kadar kullanır, sularını içip posalarını atarsa kim ne diyecek?

2- Aynı şeyi yaptıktan sonra
(sözünde durur da!) onları listenin seçilmeyecek son sıralarına koyarsa ne olur?

Şimdi çok merak ediyorum: 356 kişiden oluşan bir kitle -yani milletvekili- seçim öncesinde listelere konulursa, bundan daha fazlasının da gelmesi söz konusu olmadığına göre, AKP’nin il ve ilçe örgütleri bu duruma ne diyecek!

Öyle ya, Türkiye’nin dört bir yanında önümüzdeki seçimde milletvekili olmayı bekleyen binlerce partili var. Bunlardan bir bölümü örgütlerde, bir bölümü değil.

Başbakan sözünü tutarsa, bugün milletvekili olanlar dışında herkesin önü kapanmış olacak.

Feci bir durum.

Parti örgütleri bu duruma tepki gösterecek mi?

***

Başbakan sürekli olarak ‘Erken seçim yok, seçim 2007 yılında yapılacak’ diyor.

Bu konuda kendi açısından haklı. Ben de olsam aynı şeyi söylerdim... Çünkü yapılacak erken ya da normal zamanlı seçimde bir daha bu sayıya ulaşması, tek parti hükümeti kurması, belki de hükümette yer alması bile asla mümkün olmayacak. O yüzden, milletvekilleri kaçmasın, hiç değilse seçime kadar elinin altında dursunlar diye, şimdi onlara hem aba altından sopa gösteriyor, hem de ağızlarına bir parmak bal çalıyor.

Bu saltanatı, bu dediğim dedik anlayışını, tek parti iktidarını hazır yakalamışken niye erken bıraksın ki! Götürdüğü yere kadar götürecek, sonra iş bitecek.

Ama nasıl bitecek! Onu da zamanı gelince hep birlikte göreceğiz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI