"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Aman Allahım yoksa ben yetenekli Bay Grey miyim?

Adam, “Anastasia, benim zevkim eklektiktir. Her şey o anki havama bağlıdır. Thomas Tallis’ten, Kings of Leon’a her şey dinlerim” diyor.

Bunları söylerken, arabanın müzik sisteminde, Delibes’in Lakmé’sinden ‘Flower Duet’ çalıyor.
Adamın adı Christian Grey.
Kadınınki Anastasia Steele...
Baylar bayanlar, bu iki ismi kafanızın kenarında bir yere yazın.
Çünkü şu an yeryüzünde milyonlarca kadın, bu kadınla erkek arasında yaşananların röntgencisi.
Büyük bir keyifle onları seyrediyor.
Ve ikisi arasındaki cinsel elektrik bir arabanın içinde, Delibes’in ‘The Flower Duet’i çalarken başlıyor.
Şimdi biraz geriye, nisan ayına döneyim.

ÇEŞME’DE BÜTÜN KADINLAR BAY GREY’İ OKUYORMUŞ

Geçen gün bir arkadaşım anlattı. Çeşme’de İngilizce bilen kadınlar ‘Fifty Shades of Grey’i’ okuyor dedi. Herkes birbirine tavsiye ediyormuş.
E.L. James’in romanı.
Geçen nisan ayında bu kitapla ilgili epey yazı okumuştum.
19 Nisan 2012 günkü Hürriyet’te ‘Kariyer Kadınının Fantezi Hayatı’ başlıklı bir yazı yazmıştım. Kitabı okumadan, sadece üzerine yazılanlardan hareketle yazmıştım yazıyı.
Kitap bugüne kadar 40 milyondan fazla sattı. Arkasından ikinci ve üçüncüsü çıktı.
New York Times’ın en çok satanlar listesinde 1, 2 ve 3 numara bu kitaplar.
Satışı ‘Harry Potter’ı bile geçti.
Öyle anlaşılıyor ki, bu dip dalgası şimdi Türk kadınına da ulaştı.

30’LU YAŞLARDAKİ KARİYER KADINLARI OKUYORMUŞ

ABD’deki araştırmalara göre, kitabın okuyucuları daha çok 30’lu yaşlardaki kadınlar. Ama o günden bu yana 40 yaş kadınına da geçmiş.
Okuyucuların küçümsenmeyecek bir bölümü kariyer kadınları.
Bu gelişmeler üzerine, geçen hafta ben de kitabı alıp okudum.
Şaşırıp kaldım, kafam karıştı, anladım ama anlamadım.
Kitap, üniversiteyi bitirmekte olan bir kızla, genç bir işadamı arasındaki cinsel ilişkiyi anlatıyor.
Soft’u biraz aşan, hard’a yeterince girmeyen bir porno.
Evet, yanlış okumadınız bir porno.

Aman Allahım yoksa ben yetenekli Bay Grey miyim

‘Fifty Shades of Grey’ romanını bitirdikten sonra “Aman Allah’ım, yoksa hepimiz birer Bay Grey miyiz” dedim. Hatta abarttım, “Yetenekli Bay Grey ben miyim” dedim. Tam bu esnada Kanat Atkaya devreye girdi ve bakın beni bu rüyadan nasıl uyandırdı


Her şeyin açıkça anlatıldığı bir porno kitabı.
Daha doğrusu, pornografik bir pembe dizi...
Bir solukta okuyup bitiriyorsunuz.

BAZI AMERİKALILAR BUNA MOM’S PORN ADINI TAKMIŞ

Bazı Amerikalılar bu kitaba ‘mom’s porno’ yani ‘anne pornosu’ adını
bile takmış. Evli, çoluk çocuk sahibi kadınlar da çok okuyormuş romanı.
Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde kitabı okuyanların sosyolojik özelliklerine bakınca ister istemez şu soruyu soruyorsunuz:

KADININ ‘YARATICI BOYUN EĞME’ DİYE BİR DUYGUSU OLABİLİR Mİ

“Kitap; okumuş, kariyer yapmış, akıllı, zeki bunca kadını etkilediğine göre; burada pornografiden öte bir şeylerin de olması lazım...”
Nedir bu? Bu olayı sadece pornoyla açıklamak mümkün değil.
Bazı Amerikalı sosyologlar, ‘creative submission’ diyor.
Yani ‘yaratıcı boyun eğme...’
Kitabın erkek kahramanı Bay Grey lafa şöyle başlıyor:
“Ben sevişmem, beceririm...”
Vaaayyy... Maço bir laf değil mi... Arkadaş, bu mahallede romantizme yer yok...
Arkasından ikinci adım geliyor:
“Benimle yatağa girmeden önce bir kontrat imzalaman lazım.”
Avukatları hazırladığı kontratı getiriyor ve kadın imzalıyor.
Neyse romanın tadını bozmayayım.
Neticede kadın adamın istediği her şeyi yapacağına dair kağıda imza atıyor ve pornografi seansları başlıyor, siz de röntgenci olarak seyrediyorsunuz.
Amerikalı sosyologlar, 21’inci yüzyıl kadınının, ‘erkeğe boyun eğme hazzını keşfettiğini’ söylüyor.
Kadının, iş hayatında, siyasette, sosyal hayatta atılım yaptığı bir yüzyılda, böyle bir boyun eğme mümkün olabilir mi?

OYUN DENEN OLAĞANÜSTÜ KEYFE SIĞINMA ARZUSU

Ben işi sadece sosyologlara bırakmanın doğru olmadığını, sosyal psikolojiyi de dinlemek gerektiğini düşünüyorum.
Yanılıyor olabilirim ama kitabın başarısı, modern kadının sıkıştığı yerde, ‘oyun’ denen olağanüstü keyfe sığınma arzusunu keşfetmiş olması.
Gerçek hayatın, her gün biraz daha muhafazakârlaştırılmaya, berbat edilmeye çalışılan hayatın, sığanabileceği en harika arka oda oyundur.
Kitap sadece kadına değil, erkeğe de oyun denen vaadedilmiş cennetin kapılarını açıyor.
Oynamak güzeldir; özgürleştirir... Bizi insan kılar...
Meydan okumanın, kabullenmemenin, dairenin dışına çıkmanın, ehlileşmemenin en harika yoludur.
‘Tarikat’ yol demekse;
İşte size ‘tek kişilik bir tarikat...’
Şeyhin de müridin de kendiniz olduğu yeni bir inanç; Jacques Attali’nin yakında geleceğini ilan ettiği mesih; bir lego din.
Şimdi başa, arabada geçen o sahneye dönüyorum.
Bay Grey, Anastasia’ı alıp helikopterine götürürken, arabada Delibes’in o harika parçasını çalıyor.
Bir de Kings of Leon’dan söz ediyor.
Bu satırları okurken, ‘Aman Allah’ım’ dedim.
Delibes’in Lakmé’si benim de en sevdiğim parçalardan biri.
‘Arta Kalan Zamanda’ CD’sine koyduğum ve üzerine en güzel metni yazdığım parça.
Kings of Leon desen; son yıllarda en çok dinlediğim grup. Kalkıp ta Berlin’de konserine gittim.
Thomas Tallis bana biraz fazla gelir ama üçte iki Bay Grey’le aynı dalga boyundayız.
Daha başka birçok ortak yanımız da var...

GELELİM ASIL MESELEYE ARKADAŞ O YETENEKLİ BAY GREY BEN MİYİM

Kitabı bitirdikten sonra “Aman Allah’ım, yoksa hepimiz birer Bay Grey miyiz” dedim.
Tabii “Hepimiz” derken fazla abarttım.
Asıl kastettiğim, “Yetenekli Bay Grey ve ben...”
Tam bu esnada Kanat Atkaya devreye girdi ve pat diye “Abi sen Grey olamazsın” dedi.
“Niye Kanat” diye sordum.
“Abi sen araba kullanmayı bilmiyorsun” dedi.
Bütün hayallerim yıkıldı...

 

X