"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Altınoluk ile Roma akraba çıkıyor

Antandros-Aeneas-Castro antik uygarlığı İtalya ile Türkiye arasında köprü oldu.

ANTANDROS, İtalya ile Türkiye arasında yeni bir tarihi ve mitolojik köprü kuruyor. İtalya’nın güney ucundaki (Çizme’nin topuk noktası) Lecce ilinin bir beldesi Castro; onun ‘abisi’ Antandros ise Edremit’in beldesi Altınoluk, yani bir antik dönemin adı... İkisinin arası kuş uçuşu 600 km... Her iki kentin coğrafyası birbirine çok benziyor; zeytinin ve yağının lezzeti bile aynı.
Geçen hafta Altınoluk’ta ‘Anadolu-Avrupa, Mitolojik-Tarihsel Birliktelik-Castro ve Antandros’ konulu bir toplantı yapıldı. Ana tema Aeneas... Antandros’la nasıl bir ‘akrabalığı’ var?
Truva yıkımından sonra Anadolulu kahraman Aeneas’ın, babası, oğlu ve elinde Athena heykeli ile birlikte Antandros’da yaptığı gemilerle İtalya’ya giderek Roma İmparatorluğu’nu kuran Remus ve Romulus’un büyükbabası olduğunun ortaya çıkması, tatil beldesi Altınoluk’un önemini daha artırıyor. Aeneas’ın İtalya’da ilk ayak bastığı antik kent olan Castro’da, Athena heykelinin bulunmuş olması İtalyan arkeologları heyecanlandırmış...
KÖKNARDAN TEKNE
Bu bağlamda önemli bir proje gündeme getirilmiş: Aeneas’ın antik dönem deniz seyahatinin, aynı rotayı izleyerek yeniden gerçekleştirilmesi...
İda-Kazdağları’nın köknar kerestelerinden tümüyle ‘antik teknoloji’yle, yani o dönemdeki el aletleriyle 20 metrelik bir tekne inşa edilecek. Projenin belgeseli de dünyaya tanıtılacak.
Altınoluk’ta üç gün incelemelerde bulunan İtalya’nın 2.500 nüfuslu Castro kentinin Belediye Başkanı Luigi Carrozzo ülkesinde ilkokuldan itibaren Vergilius’un Aeneas kitabının okutulduğunu hatırlatarak “Biz İtalyanlar olarak şu anda ata toprağındayız” diye duygulu bir konuşma yaptı. Altınoluk Belediye Başkanı Hasan Özpolat, “Aeneas, Altınoluk’un markalarından biri olacak, Antandros’a ve projeye desteğimiz tamdır ama yetmiyor” diyor. Özpolat, geçmişte Remzi Erkürem’in yaptığı gibi parasal kaynak için didinip duruyor.
İki belde arasında imzalanan ‘kardeşlik sözleşmesi’ ve karşılıklı farkındalık yaratmak üzere onaylanan AB projesinin ardından Aeneas’ın antik yolculuğu için girişimlerde bulunduklarını belirtiyor.
Salento Üniversitesi’nden arkeolog Corrado Notario, Castro’da bulunan heykelin başında Frig başlıklı Anadolu miğferinin bulunduğuna dikkat çekerek, bunun bir Truva kült heykeli olduğunu kaydediyor.
Ege Üniversitesi’nden arkeolog Doç. Dr. Gürcan Polat, eşiyle kazılar için her yaz büyük emek veriyor. “Aeneas gibi, dünya çapında başka bir benzer öykü yok” diyerek, Antandros madalyonlarında Aeneas’ın, elinde Athena heykeli, babası ve oğluyla resmedilmiş olduğunu belirtiyor.
ANTANDROS: UYUYAN DEV
Şu açık ki, genç bir kazı ama Antandros antik kentinin, 2001 yılından bugüne ortaya çıkarılanlara bakıldığında bile çok iddialı bir ören yeri olacağına ilişkin önemli belirtiler var. Bölgenin geçmişi hakkında ‘Efes harabeleri’ boyutunda büyük katkı sağlayacak olan Antandros kalıntılarına desteğin artması gerekiyor. Çünkü ortaya çıkarılan parçaların korunması ve sergilenmesi çok önemli... İtalyanların bu konuda verdiği desteği fotoğraflardan anlamamak mümkün değil. Antandros Derneği Başkanı Vecdi Güreli ve kazı yöneticileri büyük bir çaba içindeler gerçekten... Ayrıca bir ‘Antandros Gönüllü Grubu’ oluşturulması için kolları sıvamışlar. Böyle bir çabanın yanında yer almak istiyorlar. Kendi değerlerimize sahip çıkmanın bir anlamı da bu olsa gerek.
Altınoluk, Kazdağları’nın dibindeki Antandros ile çok önemli antik kentle daha da yükselecek.
Zeynep EMİRHASANOĞLU
Altınoluk-EDREMİT

CUMHURİYET akıldır, özgürlüktür, uygarlıktır, bireydir, insan hakkıdır, köle ve kul olmamaktır, erdemdir, eleştiridir, sorgulamaktır, fikri hür, irfanı hür olmaktır. İşte bu yüzden kutlanmaması gerekir. Nitekim ‘Cumhuriyetçiler’ geleneksel olarak dün bunu yapmışlardır. S.T.

Rantiye anlayışı siyaset dahil her şeyi kirletiyor

TÜRK medyasında ‘imar’ konusuna en fazla duyarlı olan ve dikkat çeken bir medya mensubu olmanızdan ötürü sizi kutluyorum.
İmar konusunda gerek akademik gerekse mesleki çalışmalarım ‘Türkiye’nin en büyük sorununun’ terör, ekonomi vs. değil de ‘imar’ olduğu sonucuna götürmüştür. Köşenizi izleyenlerin de bu konuda benimle aynı görüşte olduklarını tahmin ediyorum. Gerçekten imar ile ilgili ve ilintili olmayan hiçbir sektör ya da konu bulmak olası değildir.
Özetle belirtmek gerekirse imar; makro ve mikro düzeyde doğrudan ekonomiyi etkisi altında tutmaktadır. İmar konusundaki rantiyecilik ve yolsuzluk toplumun rüşvet ve diğer yasadışılıklarına da mantık oluşturmaktadır. Politika, imar rantiyeciliği ile öncelikle kirlenmektedir. Kent ve metropoliten alanların yaşanılmaz düzeye gelmesinin temel nedeni imar alanındaki illegalitedir.
Sayın Başbakan’ın ruhsatsız binaların yıkılacağını ifade etmesi sorunu çözmek için yeterli değildir. Asıl sorun imar ilke ve mevzuatı çiğnenerek rant uğruna ruhsatlandırılan ve yasal hale getirilen binalardır. İmar mevzuatı ceza hukuku ile birlikte yeniden düzenlenmediği sürece imar konusunda arpa boyu ilerlemenin de imkânı bulunmamaktadır.        
Dr. Mustafa ÇİÇEK

Cumhuriyet farzdır!

Can Yücel bir şiirinde “Sünnet değil farzdır Cumhuriyet!” der. Farz, yapmak zorunda olduğumuz şeydir. Sünnet ise yapmak zorunda olunmayan ancak yapıldığında iyi karşılanan Peygamber’in söz ve eylemidir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının en önemli görevi Cumhuriyet’i her zaman anmak ve 29 Ekim’de kutlamaktır.

Yazıyoor yazıyoor!...

CUMHURİYET Bayramı’yla ilgili en anlamlı etkinliği galiba Konak Belediyesi yapmış. “Cumhuriyet 88. yaşında; ışık sönmedi, sönmeyecek” çalıştayının açılışını Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan yaptıktan sonra Prof. Mümtaz Soysal, Engin Tonguç, Hatice Yücel, Mithat Vural, Prof. Kemal Kocabaş, Gülsün Bilgehan, Fatma Nurşen Kul, Prof. Oğuz Makal, Prof. Yakup Kepenek, Dr. Alper Akçam, Öner Yağcı, Doç. Firdevs Gümüşoğlu, Prof. Özer Ergenç ve Yrd. Doç. Oktay Gökdemir, Cumhuriyet’le ilgili anlamlı konuşmalar yapmışlar. Ayrıca Cumhuriyet’in duyurulduğu 30 Ekim 1923’deki ‘Yeni Türkiye devletinin yönetim şekli cumhuriyettir’ başlıklı Vatan, Vakit ve İkdam’ın derlemesiyle oluşturulan ‘29 Ekim Özel Gazetesi’ dağıtarak Cumhuriyetimizin kuruluşu kutlanmış. O günün kıyafetlerini giyen gençler “Cumhuriyet ilan edildi. Yazıyoor... Yazıyoor” diye bağırarak gazete dağıtmışlar. ‘Gâvur İzmir’i canlı tutmuşlar.

X