"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Altın Portakal’ı merak ediyoruz

Son seçimlerde Antalya’da belediye başkanının değişmesinin üzerinden hayli zaman geçti.

Siyasi değişiklikler kenti etkilemiştir mutlaka ya da etkileyecektir, ama sinema dünyasını ilgilendiren Altın Portakal Film Festivali’nin akıbeti.
Sezar’ın hakkı Sezar’a; eski başkan Menderes Türel’in festivali el üstünde tutmuş olduğunu kimse inkar edemez.

Türel ve festivali düzenleyen TÜRSAK ile AKSAV’ın özverili çalışmaları sonucu son yıllarda çıta iyice yükselmişti.

Sadece en iyi filmler değil, en meşhur, en gözde ve gündemde oyuncular da Antalya’yı mesken tutmuştu. Woody Harrelson, Michael Madsen, Sophie Marceau, Francis Ford Coppola, Kim Ki Duk, Helen Mirren, Jaquelline Bisset, Marisa Tomei, Mickey Rourke, Kevin Spacey ve Adrien Brody ilk anda aklıma gelenler.

Altın Portakal Türk sineması için de ilk hedef oldu.

Festival süresince Antalya’daki otel lobileri sinemamızın hem eski hem de yeni yıldızlarının buluşma yeriydi.

Geçen yıl bugünlerde TÜRSAK Başkanı Engin Yiğitgil’le bu yıl kimler gelecek, ne tür filmler olacak konuşmaları yaparken bu yıl festivali onların yapıp yapmayacağı bile belli değil.

Menderes Türel’le birlikte TÜRSAK da mı gidecek acaba diye aradım Engin Bey’i.

Yeni başkan Mustafa Akaydın ve AKSAV henüz kendileriyle görüşme talebinde bulunmamış.

Festivale sahip çıkacağını her seferide yineleyen Akaydın, TÜRSAK’ın onca yıllık tecrübesini ve Antalya’da oturan sistemi bir kenara mı bırakacak acaba?

Belki evet belki de hayır.

Cevap ne olursa olsun bir an önce karar verilip harekete geçilmeli.

O attan izin aldınız mı

Gani Rüzgar şavata’nın yönettiği Saddam’ın Askerleri yarın vizyonda olacak.

Filmin galası aylar önce yapılmış ama 18 yaş yasağı gelince vizyon tarihi ertelenmişti.

Şimdi nasıl olduysa 18 yaş sınırı kalktı ve film vizyona giriyor. Neyse, konum farklı.

Saddam’ın Askerleri’nin başrol oyuncusu Tuğba Özay bu cumartesi Cinemania’da konuğum olacak.

Tuğba’ya filmi görmeme nedenim olan atın yerde sürüklenme meselesini sordum.

Tuğba, yerde sürüklenen atın öldüğü iddia edilen o sahnenin çekimlerinde sette değilmiş.

Ama atın ölmediğini ve ertesi günlerde o atla çekim yaptığını söyledi.

Gani Rüzgar şavata’nın çiftliğinde yetişen o at, söz konusu sahnede gerçekten de yerde sürüklenmiş.

Hatta yalnız da değilmiş; aynı sahnede yerde sürüklenen bir de insan varmış. ınsanın atın kaderini paylaşmış olması atın acısını hafifletir mi acaba?

O insan sete dublörlük yapmak üzere, her şeyi kabullenmiş bir şekilde gelir, kendini korumak için önlemlerini alır, işini yapar, parasını alır ve gider.

Ya o at?

Sete getirildiğinde o güzel gözleriyle insanlara bakıp, okşanmayı, sevilmeyi beklerken olur her şey.

Anlayamaz, anlam veremez, korkar, ürker.

Yere yatırılır, kameralar onu izler, korkudan ve acıdan gözleri büyür. Böyle bir işkenceye maruz kalmak, yerlerde sürüklenmek için o zavallı atın rızası alınmış mıdır acaba?

Her zaman yazıyorum, hep yazacağım.

Türkiye’de film setlerine hayvanseverler gözlemci göndermeli.

Kimsenin sanat adına hayvanlara işkence yapmaya hakkı yok.

Depreme kanun işlemiyor

Pazartesi gecesi ıstanbul hafifçe sallandı.

Marmara açıklarında deprem oldu haberini aldığımda Ankara’daydım.

Hemen telefona sarılıp ıstanbul’da ne kadar eş dost varsa aradım.

Neyse ki çoğu sarsıntıyı duymamış bile.

Asıl küçük kıyamet ertesi gün deprem yazım yayınlandığında koptu.

Yazıya gelen yorumlar öyle farklı ki ben işin içinden çıkamadım.

İnşaat mühendisi Ahmet Çelikkollu, “14-11-2007 tarihinde kabul edilen 5711 sayılı kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun ile gerekli düzenlemeler yapıldı. Söz konusu kanunun 19. maddesinde anayapının onarılmasının ve güçlendirilmesinin zorunlu olduğu hallerde kat maliklerinin rızasının aranmayacağı belirtilmiştir. Tek kişi binanın güçlendirilmesini bile istese ve bu zorunluluk ise diğer tüm malikler buna uymak zorunda ve maliyeti karşılamak zorundadır. Dolayısıyla bu tür durumlarda kimse ölümü beklemek zorunda değildir” diyor.

Diğer yanda ise binalarının güçlendirilmesi konusunda ellerinin kollarının bağlı olduğunu belirten okurlar var.

“Çaresiziz, nereye başvursak sonuç alamıyoruz, çürük binaların içinde ölüm bize yakın, ne olur bu işin peşini bırakmayın” diyorlar.

Peşini bırakmayacaksak bilenlerden yardım istiyorum.

Kanun var da uygulanamıyor mu acaba?

Kanunun boşlukları ve onlardan yararlananlar mı var?

Ve eğer varsa bunlar nasıl engellenebilir?

Cevap bekleyen o kadar çok kişi var ki!

X